<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; grip</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/tag/grip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>2011-2012 GRİP SEZONU-Güncel Bilgiler</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 08:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=2730</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir.</p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapar, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açar. Bu nedenle her yılın başında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önerir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önler. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlar ve bu virüse karşı en fazla yüzde 80 koruma sağlayabilir.</p>
<p><strong>CDC’nin (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) yayınladığı 2011-2012 Grip Mevsimi Raporu’na göre, bu yıl gribe yol açması muhtemel virüs tiplerinin geçen yılkilerle aynı olabileceği ifade edilmiştir.</strong> <strong>Ancak 2009 yılında yaşanan Pandemik H1N1 2009 gribi (Domuz gribi) salgınında olduğu gibi, grip virüslerinin herhangi bir zamanda genetik yapılarını değiştirip yepyeni bir formla karşımıza çıkmaları mümkündür.</strong></p>
<p><strong>WHO’nun önerileri doğrultusunda 2011-2012 sezonu için hazırlanan grip aşılarındaki virüs içeriği geçen sezonda Kuzey Kutbu için hazırlanan aşı ile aynı olarak düzenlenmiştir.</strong> <strong>Ancak CDC geçen yıl grip aşısı olan kişilerin, özellikle risk grubunda olanların 1 yıllık süre sonrasında bağışıklık yanıtının azalmış olabileceğini, bu nedenle de içeriği aynı bile olsa bu yıl da aşılanmaları gerektiğini ifade etmektedir.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hasta kişilerden grip kapmamak için ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p>*Ateş, öksürük, burun akıntısı olan hasta görünümlü kişilerle yakın temastan kaçınılmalı.<br />
* Eller sık sık sabunla yıkanmalı, kirli ellerle göz-ağız-buruna dokunulmamalı.<br />
* Yeterli uyku, düzgün beslenme, fiziksel aktivite, çocuğun yanında sigara içilmemesi önemli.<br />
* Evde hasta birinin varlığında, kişi ailenin diğer fertlerinden ayrı bir odada tutulmalı, oda sık sık havalandırılmalıdır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hastalanmışsam evdekileri ve çevremdekileri nasıl koruyabilirim?</strong><br />
</span>* Öksürme ve hapşırma sonrasında eller iyice yıkanmalı, kullanılan kağıt mendil tekrar kullanılmak için saklanmadan atılmalı, bez mendil kullanımından kaçınılmalı,<br />
* İşe/okula en az 5 gün süreyle gidilmemeli, evde dinlenilmeli,<br />
* Yakındakilerle teması en aza indirmeli, öpüşülmemeli, ziyaretçi kabul edilmemeli,<br />
* Eller sık sabunlanmalı,<br />
* Kirli ellerle ortak kullanım alanlarındaki eşyalara dokunulmamalıdır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ne zaman doktora başvurulmalı?</span></strong></p>
<p>Çocuklarda acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
* Hızlı solunum ya da solunum zorluğu<br />
* Ciltte mavimsi renk değişikliği<br />
* Yeterli sıvı alamama<br />
* Sözlü uyarılara yanıt verememe ya da uyanamama<br />
* Aşırı hırçın olma<br />
* Grip şikayetleri tam geçmişken ateş ve yoğun bir öksürük başlamış olması<br />
* Döküntü ve ateş</p>
<p>Erişkinlerde acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
* Solunum zorluğu, nefes darlığı<br />
* Göğüs ya da karında ağrı-basınç<br />
* Ani baş dönmesi ve sersemlik<br />
* Zihin bulanıklığı<br />
* Şiddetli ve durmayan kusma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UÇAK YOLCULUĞU VE KULAK AĞRISI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 May 2011 05:28:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[dekonjestan]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zarında yırtılma]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta kanama]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[öztaki tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[saman nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[seröz otit]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[uçak inerken kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[Valsalva manevrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor? Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor?</span></strong></li>
</ul>
<div class="mceTemp"><em>Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çeker, &#8220;seröz otit&#8221; gelişir, bu sıvı nedeniyle işitme daha da bozulur. Son aşamada ise bu sıvıya yerleşen mikroplar orta kulak iltihabını başlatırlar ve kulak ağrısı artar, işitme kötüleşir, ateş çıkar. </em></div>
<p><em>Östaki tüpü ağzının tıkanmasının en sık görülen nedenleri nezle-grip ve saman nezlesidir (alerjik rinit).  Kişide bu hastalıkların varlığında uçuş, dalış, yüksek rakımlara çıkma vb. dış ortam basıncını arttırıcı bir ortamda bulunma durumunda östaki tüpü iki taraf arasındaki basıncı dengelemede yetersiz kalır ve  özellikle de uçağın inme anında kulak zarının içeri doğru vakumlanması kişide çok şiddetli kulak ağrısına neden olur. Hatta kulak zarında yırtılma, orta kulağa kanama da görülebilir. Bu nedenle hasta iken yani burun tıkalı iken uçuş vb. yapılmamalıdır. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Hasta iken uçağa binmem gerekirse ne gibi önlemler almalıyım?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Burnu açık tutmak için uçak kalkmadan 15 dk önce ve özellikle de uçak inişe geçmeden 15 dk önce burnunuzu temizleyip dekonjestan burun spreyi (Otrivine, İliadine vb.) sıkınız. Hatta uçuş süreniz 3 saatten uzun ise ve yüksek tansiyon, prostat büyüklüğü, kalp hastalığı, göz tansiyonu, epilepsi gibi bir hastalığınız yoksa  uçuştan 1 saat once almak ve dozunu tekrarlamak kaydıyla dekonjestan tabletlerden (Sudafed, Rinogest vb. ) de kullanabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Uçuş boyunca sık aralarla sakız çiğnemek, kulakta basınç hissettiğiniz anda yutkunmak, esnemek veya su içmek, Valsalva manevrası yapmak (burun ucunu parmaklarla sıkıp  once yutkunup  sonra yanakları şişirip ağzınınzdan ve burnunuzdan hava kaçırmayacak şekilde sümkürmek) da faydalı yöntemlerdir. </em></p>
<p><em>Küçük çocuklar ve bebekler maalesef Valsalva vb. manevralar yapamayacakları veya kulaklarındaki basıncı ifade edemeyecekleri için mutlaka sık aralarla burunları temizlenmeli, 2 yaş altında ise tuzlu su, üstünde ise çocuk dekonjestan sprey ve şurupları kullanılmalıdır. Meme emen bebeklerde ise uçak kalkış ve inişlerinde, kendiniz kulağınızda basınç hissettiğinizde  mutlaka bebeğinizi emziriniz, emme hareketi östaki tüpü ağzındaki kasların çalışmasını ve böylece tüpün ağzının açık kalmasını sağlar. Biberon kullanan bebekler için de özellikle iniş sırasında aynı kural geçerlidir. </em></p>
<p><em>Uçak inişe geçtiğinde, yutkunma ile östaki ağzını açmayı uyurken gerçekleştiremeyeceğiniz için uyanık olmaya gayret ediniz.</em></p>
<p><em>Kulağı ani basınç değişikliklerinden korumak üzere kulak tıpası da kullanılabilir, özellikle küçük çocuklarda bunu tercih edebilirsiniz. Veya kulağın ön kısmında yer alan meme gibi çıkıntıyı dış kulak yoluna doğru bastırarak da aynı etkiyi sağlayabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Tüm bu önlemlere rağmen uçuş sonrası kulak ağrınız veya işitme kaybınız varsa, mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir. </em></p>
<pre>KAYNAK:http://www.deafnessresearch.org.uk </pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞAL ÜRÜNLERLE NEZLE GRİPTEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜDÜR?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 11:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[c vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[doğal ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[doğal yollar]]></category>
		<category><![CDATA[echinacea]]></category>
		<category><![CDATA[ekinezya]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[  NEZLE, genellikle Rhinovirus adı verilen üst solunum yollarını tutan bir tür mikropla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el ele tutuşarak birbirlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #339966;"> </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">NEZLE</span>, genellikle Rhinovirus adı verilen üst solunum yollarını tutan bir tür mikropla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el ele tutuşarak birbirlerine virüsü geçirmektedirler. Rhinovirüs vücutta ya da ellerde saatlerce canlı olarak kalabilmektedir. Bu virüs üst solunum yoluna girip tutunduğu andan itibaren kişide 2-3 gün içinde hastalık bulguları ortaya çıkmaya başlamaktadır. En erken bulgular halsizlik, hapşırma, burun akıntısı, boğazda kaşıntı, hafif ateş, koku ve tat duyusunda azalma şeklindedir. Bu bulgular sonraki 2-4 gün içinde iyice kötüleşmekte ve bu süreç zarfında diğer insanlara bulaştırıcılık da en yüksek olmaktadır. Sonraki bulgular seste boğuklaşma ve öksürüktür. Genellikle bulgular 1 hafta kadar sürer ancak bazı durumlarda (yaşlılar, çocuklar, direnç bozukluğu olan kişiler, kalp ve şeker hastaları) 2 haftayı bulabilmektedir. En son olarak 1 hafta kadar süren kuru bir öksürük kalmakta, bu da geçtikten sonra hastalık tamamen atlatılmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2009/10/influenza_virus_poster-p228906187809557485qzz0_400.jpg"></a></p>
<p>Pratik anlamda kültür vb. yöntemlerle hangi virüsle hastalığın ortaya çıktığını saptamak gibi yöntemlere gerek yoktur, çünkü doktorunuz için, hastalığa hangi virüsün yol açtığından çok hastalığın ilerleyip daha şiddetli bir enfeksiyona dönüşüp dönüşmediğinin takibi önemlidir. Bazen virüsün üst solunum yollarında yarattığı hasar, daha saldırgan mikropların oraya yerleşimini kolaylaştırmaktadır. Böyle bir durumda sinüzit, orta kulak iltihapları, zatürre gibi daha ağır hastalıklarla karşılaşılabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #339966;"><span style="color: #ff0000;">GRİP</span> </span>ise en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir.</p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapmakta, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle her yılın başında FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önermektedir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önlemektedir. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlamakta ve bu virüse karşı en fazla %80 koruma sağlayabilmektedir. Amerikan Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nde yapılan deneysel çalışmalarda bu aşının şu anda uygulanmakta olduğu biçimde iğne şeklinde değil de buruna sprey şeklinde uygulanmasının daha etkileyici olacağı ortaya çıkmıştır, bu konudaki çalışmalara devam etmektedir.<br />
Neden bazılarımız fazla nezle-grip olmazken bazılarımız da devamlı çantamızda kutu mendillerle gezmekteyiz? İşin genetik ve erken çocukluk döneminde yeterli beslenme olup olmaması kısmını bir tarafa bırakırsak kişinin sık enfeksiyonlara yakalanmasına yol açan 4 ana neden vardır: yetersiz uyku, stres, yetersiz beslenme ve sigara.<br />
Pek çok bağışıklık sistemi elemanı (doğal mikrop öldürücü hücreler vb.) özellikle uyku sırasında aktive edilmektedir. Bu nedenle düzensiz uyku ve dinlenememe direncimizi oldukça azaltmaktadır. Stres durumunda salınan hormonlar da bağışıklık sisteminin olumsuz etkilemesine yol açmaktadır. Yine direnç için gerekli vitamin, mineral ve proteinden fakir beslenme de hastalıkları davet etmektedir. Sigara ise solunum yolarını kaplayan koruyucu tabakanın zedelenmesine ve mikropların buralara kolayca tutunmasına yol açmaktadır.<br />
O zaman sık hastalanmamak için neler yapmalıyız? Öncelikle beslenmemize çok dikkat etmeliyiz. Şeker ve karbonhidrat alımımızı kısıtlamalı, kızartmalardan ve margarinle yapılan yiyeceklerden uzak kalmalı, balık tüketimini arttırmalı, zeytinyağını daha çok kullanıp mısırözü, ayçiçek yağı kullanımını azaltmalı, bol meyve-sebze tüketmeli ve bol bol su içmeliyiz. Çay- kahve yerine bitkisel çayları tercih etmeliyiz. En önemlisi de probiyotik denen doğal koruyucu içeren yoğurtlardan günde en az 2-3 kaşık tüketmeliyiz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">NEZLE –GRİPTEN KORUNMAK İÇİN DESTEK OLARAK NELER ALMALIYIZ?</span></p>
<p>Diyetinizi yukarıda belirtilen şekilde düzenledikten sonra aşağıda belirtilen bazı destekleyici vitaminlerin kullanımı bu tür enfeksiyonlara daha dayanıklı olmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">C VİTAMİNİ &#8211; ENFEKSİYONLA SAVAŞTA ALTIN ASKER:<br />
</span></span>C vitamini, virüs ve bakterilerle savaşta görevli kandaki beyaz küre hücrelerinin yapımını ve aktivitesini arttırmaktadır. Ayrıca bu mikroplarla savaşta kullanılan bazı maddelerin (interferon olarak adlandırılır) üretimini arttırarak vücudun direncini yükseltir. Antioksidan etkisiyle serbest radikal denen hücre hasarlayıcı maddelerin açığa çıkmasını önlemektedir. Bu kadar önemli bir vitaminin insanlarda vücutta üretilemiyor olması nedeniyle düzenli olarak ağızdan alınması gerekmektedir. Günlük gıdalarla (narenciyeler, yeşil biber, maydanoz, brokoli, kavun, domates suyu, patates, mısır, bezelye, muz ) alınması gereken en az C vitamini miktarı 60 miligramdır. Koruyucu olarak günde 1-2 kez 100-250 miligram, enfeksiyon durumunda ise günlük toplam 1000-1500 miligram kadar alınması önerilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">ÇİNKO &#8211; NEZLENİN EN KORKULU DÜŞMANI:</span></span></p>
<p>Boğazda kaşıntı, yanma, hapşırma şikayetleri ortaya çıktığı anda hemen birkaç tane çinko pastilini arka arkaya emerseniz birkaç saat içinde şikayetlerinizin büyük oranda azalacağını göreceksiniz. Nezle başladığında elimizdeki en iyi tedavi seçeneği olan çinko bunu nasıl sağlamaktadır? Yapılan çalışmalara göre çinko pastillerinden emerken erime sırasında açığa çıkan çinko iyonları yüz ve burun bölgesi damarlarına yayılmakta ve hapşırmaya yol açan sinirsel uyarımı durdurup buna bağlı burun salgısı oluşumu ve burun tıkanıklığını önlemektedir. Bu etki çinkonun vücut tarafından yıkılması sürecince devam ettiği için 2 saatte bir pastil kullanımının tekrarlanması gerekmektedir. Bir başka çalışmaya göre ise çinko, virüslerin hücre içine girmek için tutundukları proteinlerin üzerini kapatarak bu girişe engel olmaktadır.<br />
Sağlıklı bir erişkinin günlük çinko ihtiyacı 12-15 miligramdır. Özellikle kırmızı et, tavuk vb. kümes hayvanlarının eti, karaciğer, yumurtada bulunmaktadır. Bunun dışında vücut direncini arttırmak için çinko içeren vitaminlerden (çinko glukonat- 15 miligram/gün) alınabilir. Nezle başlangıcında, şikayetler geçene kadar, en hızlı şekilde çinko pastillerinden (çinko glukonat veya çinko asetat; 11.5-23 miligram/gün) 2 saatte bir emilmesi gerekmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">ECHİNACEA (EKİNEZYA-MOR KONİ ÇİÇEĞİ)-BİTKİSEL ÖZLÜ DİRENÇ ARTTIRICI:<br />
</span></span>Ekinezya, doğada yabani olarak yetişen, özellikle Kuzey Amerika’da sık görülen bir bitkidir. Bitki çayları ve bitkisel kaynaklı maddelerin yapımı için kültür şeklinde üretilmekte ve toplanmaktadır. Bu bitki, vücuda giren mikropların sindirilerek yok edilmesinde görevli olan fagositer hücrelerin üretimini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.<br />
Boğazda kuruma, yanma ortaya çıktığı anda 1 bardak ılık Ekinezya çayı içmek veya birkaç tane Ekinezya pastili emmek boğazınızı oldukça rahatlatacaktır. Bunun yanısıra Ekinezya kapsüllerinden günde 400-600 miligram kadar (yani günde 2-3 adet) kullanıp şikayetleriniz gerilediğinde bunu günde tek doz halinde almaya devam edebilirsiniz.<br />
Ekinezyanın bilinen herhangi bir yan etkisi olmamakla beraber lupus veya romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi bozukluğu (otoimmün hastalık) olan kişilerle papatya alerjisi bulunan kişilerin bu doğal ilacı kullanmaması önerilmektedir.</p>
<p>Bu belirtilen vitamin ve doğal bitkisel ürünlerin yanı sıra A vitamini, E vitamini, balık yağı (yeterli balık tüketimi yoksa), Selenyum da ek olarak alınabilir.</p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Nezle-grip başlangıcında günlük alınması gereken vitamin ve destek ilaçların dozları:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">İlk gün:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 1000-1500 miligram (500 miligramlık olanlarından 2-3 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde her 2 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 2-3 adet (400-600 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">İkinci gün:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 500 miligram (500 miligramlık olanlarından 1 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde, her 4 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 1 adet (200 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Üçüncü gün ve sonrasında:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 500 miligram (500 miligramlık olanlarından 1 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde, her 6 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 1 adet (200 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALISINIZ?<br />
</span></strong>• Boğaz ağrısı 48 saatten uzun sürmüşse,<br />
• Bademciklerinizin üzerinde beyaz noktalar oluşmaya başlamışsa,<br />
• Burun akıntısı ve tıkanıklık 1 haftadan uzun sürmüşse,<br />
• Burun akıntınızın rengi sarı veya yeşil renge dönmüşse,<br />
• Yüzünüzde veya başınızda şiddetli ağrı ortaya çıkmışsa,<br />
• Öksürüğünüz 7 günden uzun sürmüş, nefesiniz daralmış ve balgam çıkarmaya başlamışsanız,<br />
• Kulağınızda şiddetli ağrı, akıntı veya 7günden uzun süren tıkanıklık varsa,<br />
• 38 dereceyi geçen ateşiniz olduysa,<br />
mutlaka bir doktora başvurmanız gerekmektedir.</span></p>
<p>Eski bir deyiş vardır: “Nezle 7 gün sürer, fakat uygun bir tedaviyle 1 haftada tedavi edilebilir”. Bahsedilen doğal koruyucu yöntemlerle bu deyiş günümüzde artık geçerliliğini yitirmiştir. Sağlıklı kalmanın yolu dengeli beslenme, sigaradan uzak durma, mümkün olduğunca kendinize zaman ayırıp dinlenme ve stresli ortamlarda kendi kendinizi telkin ederek sakinleştirmeden geçer. Doğal koruyucu yöntemlerle bağışıklık sisteminizi desteklemeyi ve kendinize çok iyi bakmayı sakın unutmayınız.</p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında Ray Sahelian, MD ve Victoria Dolby Toews, MPH tarafından yazılan 1999 baskılı “Finally..Common Cold Cure-Natural Remedies for Colds &amp; Flu” adlı kitaptan yararlanılmıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEFİR VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİSİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 13:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık arttırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kefir]]></category>
		<category><![CDATA[laktoz intoleransı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[  KEFİR TANESİ: Kefir, kefir taneleriyle elde edilen etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu, tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. İçerdiği bir miktar karbondioksit nedeniyle köpüren bir özelliğe sahiptir. Kefirin anavatanı Kafkas Dağları’dır. Kefir tanesi, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz/beyaz-sarı olan, 0,5-3 cm boyutta, küçük karnabahar ya da patlamış mısır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>KEFİR TANESİ: </strong></p>
<p>Kefir, kefir taneleriyle elde edilen etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu, tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. İçerdiği bir miktar karbondioksit nedeniyle köpüren bir özelliğe sahiptir. Kefirin anavatanı Kafkas Dağları’dır. Kefir tanesi, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz/beyaz-sarı olan, 0,5-3 cm boyutta, küçük karnabahar ya da patlamış mısır görünümündedir. Taneler sütü fermente edici rol oynar, en önemli özelliği fermantasyon sonunda süzülerek tanenin yeniden kullanılabilmesidir. Kefir taneleri kazein ve birbirleri ile ortak yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği jelatinimsi koloniler oluşturur. Bu mikroorganizmalar laktik asit bakterileri, laktozu fermente eden veya edemeyen mayalardır. Kefir tanesinden saf toz halinde liyofilize kültürler de üretilmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>KEFİR ÜRETİMİ:</strong><strong> </strong></p>
<p>Kefir üretiminde çiğ süt veya pastorize süt kullanılır. Çiğ sütlerin mutlaka kaynatılması gerekir. Kaynatılan süt 20-25 dereceye kadar soğutulur. Kefir paslanmaz çelik bir kaba ya da cam bir kavanoza/bardağa yapılmalıdır. Bakır, alimünyum tencere kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>
<p>1 kilo süte 30-50 gr kefir tanesi olacak şekilde (ya da 1 bardak süte 1 yeşil mercimek tanesi kadar) kefir tanesi ilave edilir. Ağzı hava alacak fakat toz, sinek vb. girmeyecek şekilde kapatılır (örneğin kabın üstüne tülbent parçası ya da kağıt havlu konulup lastikle ağzı kapatılabilir). 20-25 derecede yaklaşık 16-18 saat süren fermentasyon sonucu kefir oluşur. (sütten jöle gibi katı ama hareketli bir kıvama geçtiği noktada fermentasyonu sonlandırırsanız en güzel tada ulaşırsınız)</p>
<p>Fermentasyon sonunda kefir temiz bir süzgeçle (tel süzgeç olmasın, kefirin metalle temas etmemesi gerekir!) bir kaba süzülür, süzgeçte kalan kefir tanesi musluk suyuyla tahrip edilmeden, ovalanmadan yıkanır. Hemen kullanılmayacaksa (yani kefirin hazır olacağı saat hesaplanarak, ondan 16-18 saat öncesinde kefirin mayalanması gerekir, örneğin saat 18.00 gibi süzülür kıvama geliyorsa, bir gece önce saat 00.00’da kefiri yeniden süte koymanız gerekir) içi bir miktar su dolu küçük bir bardağa konup buzdolabında bekletilebilir. Sonrasında planlanan saatte kefir tekrar hazırlanır. Eğer kefir hemen içilmeyecekse, cam bardak içinde ağzı kapalı olarak (tanesi içinde olmayacak!) buzdolabında en fazla 1 gün bekletilebilir, ekşimez.</p>
<p>Kefir taneleri devamlı sütün içinde gelişip çoğalarak büyürler ve her geçen zaman daha fazla süte ihtiyaç duyulur. Eğer günlük belirlediğiniz miktardan daha fazlasına ihtiyacınız yoksa, kefir tanesinin bir kısmını koparıp ufak bir plastik kabın içine kaynatılıp soğutulmuş su doldurup taneyi de içine atarak, üstünü kapakla kapatıp buzluğa atabilirsiniz. Bir daha kullanmanız gerektiğinde oda ısısında bırakıp çözündükten sonra aynı şekilde fermente edebilirsiniz, ancak ilk mayalanma süresi biraz uzun olacaktır, ilk kefiri döküp ondan sonraki mayalanan kefiri içmeye başlayabilirsiniz. Hatta 7 günden kısa süreli olmak kaydıyla kefir yapılmayacaksa, temiz bir kavanoz içinde kaynatılmış soğutulmuş su içinde buzdolabında bekletilebilir. Ancak 7 günden uzun kullanılmayacaksa, kefir tanesinin belirtildiği şekilde dondurulması gerekir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kefir yapımında en çok rastlanan hatalar:</p>
<p>1. Oda sıcaklığında ya da buzdolabından alınıp 10-15 dk. oda ısısında bekletilmiş süt yerine 20-25 dereceden daha sıcak süt kullanılması<br />
2. Fermentasyon süresini uzun tutmak (ekşi bir tada yol açar!)<br />
3. Kefir yapılan kabın ağzının kapatılmamasına bağlı içine tozla vb. giren mikroorganizmalara bağlı kefirde gaz ve köpürme, serumun ayrışması, ekşilik gelişmesi<br />
4. Fermentasyonun bakır, alüminyum veya toprak kapta yapılması<br />
5. Fermente olmuş kefirin, içinde tane ile birlikte buzdolabında uzun süre bekletilmesi<br />
6. Kefir tanesinin metal süzgeçle süzülmesi ya da akan suda hırpalanarak yıkanması</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>KEFİRİN BİLEŞİMİ VE BESLENME DEĞERLERİ:</p>
<p>Kefir, sütün içindeki tüm besin maddelerini içerdiği için beslenme değeri yüksek bir maddedir. Süt alerjisi olanların içmesi önerilmez.</p>
<p>Kuru madde %11.63<br />
Yağ %2,8<br />
Protein %3.57<br />
Laktoz %3.35<br />
Asetaldehid %29.5</p>
<p>Mikroorganizmaların etkisi ile laktoz ve proteinlerdeki değişmeler kefirin hazmını kolaylaştırır. Ayrıca iştah açıcı, serinletici etkisi de mevcuttur. Kefirdeki laktoz oranı süte göre daha az olduğu için, laktoz intoleransı olan kişilerin fazla miktarda olmamak kaydıyla kefir denemesi önerilir. Diğer yandan kefirde başta B12 olmak üzere bazı B grubu vitaminler sentezlenmiş halde bulunur. Kefir düzenli olarak günde yarım litre içildiğinde içerdiği asetik asit vb. antibakteriyel maddeler E.coli, Salmonella vb. bazı mikropları yok etmektedir. Ayrıca kefir mide ve pankreas gibi bazı organların salgılarını arttırarak hazımsızlık, kabızlık, safra hastalıklarının da tedavisinde yardımcıdır. Bağışıklık sisteminin etkinliğini arttırarak grip vb. viral hastalıklara karşı dirençli olunmasında etkili olur.</p>
<p>Kaynak: Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü “Kefir” broşürü</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GRİP GİBİ BAŞLAYIP DÖKÜNTÜ İLE GİDEN ÇOCUK HASTALIKLARINDA AYIRICI TANI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 07:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıkçık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[suçiçeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1833</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Mevsimsel grip</span></strong> en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir. </p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapmakta, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle her yılın başında FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önermektedir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önlemektedir. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlamakta ve bu virüse karşı en fazla %80 koruma sağlayabilmektedir. </p>
<p>Bunun yanısıra pek çok virüs, vücuda giriş yolu olan burun ve boğaz bölgesini ilk olarak hasta ettiği için grip gibi şikayetler başlayıp döküntülerle giden pek çok çocuk enfeksiyonu da bulunmaktadır. Bu hastalıkların tanısı ve tedavisi Çocuk Hastalıkları uzmanının işidir, ancak biz KBB hekimlerinin de ateş, öksürük, burun akıntısı gibi şikayetlerle karşımıza gelen bir çocukta muhtemel kızamık, kızamıkçık vb. döküntülü hastalıkları da tanıyıp, ipuçlarını yakalayabilmemiz gerekir. Bu nedenle bu yazıda kısa kısa bu hastalıklardan bahsedilecektir. </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">***************************************************************************************************************</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">KIZAMIK:</span></span></strong></p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Paramiksovirüs </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong>8-14 gün  </p>
<p><strong>Hastalık süresi:</strong> 1 hafta </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Virüs vücuda burun ya da boğaz yoluyla girer. Kızamık çok bulaşıcıdır. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Hastalığın en bulaşıcı olduğu dönem, ateş başlamadan öncesiyle döküntü çıktıktan 4 gün sonrasına kadarki dönemdir. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, döküntü başladıktan sonra en az 5 gün okula gitmemelidir. </p>
<p><strong>Seyri: </strong>Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar, 2-3 gün sonra ağız içinde koplik lekeleri denen beyaz lekeler belirir. Sonrasında 1-2 gün içinde yüz ve enseden başlayan, gövdeye de yayılan kırmızı renkte döküntü ortaya çıkar. Döküntü döneminde çocuk çok bitkin görülür. Döküntüden sonra ateş kaybolur. Kaybolmuyorsa başka bir komplikasyon ilave olmuş demektir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Kulak enfeksiyonu zatürre, ensefalomiyelit (beyin ve zarlarında iltihap), yıllar sonra ortaya çıkabilen ve çok nadir olan SSPE (kızamığa bağlı beyin hasarı yapan ensefalit) </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur.  </p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Herhangi bir özel tedavisi yoktur. Yatak istirahati, bol sıvı tüketimi, öksürük için gerekirse soğuk buhar uygulaması yeterlidir. Ateş düşürücü ilaçlar <span style="color: #ff0000;">(ASLA ASPİRİN VERMEYİNİZ!)</span> ve vitamin takviyesi verilebilir. Bu hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanmış olur. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> </p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong>Aktif korunma:  </strong></span></li>
</ul>
<p>Kızamık aşısı canlı,zayıflatılmış bir aşıdır. Genellikle kızamıkçık kabakulak aşıları ile  birlikte karma bir aşı olarak verilir. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın aşı takviminde 9. aydaki tek uygulanan kızamık aşısı kaldırılmış, 12. ayda karma olarak yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong>Pasif korunma:</strong></span></li>
</ul>
<p>Hasta biri ile temastan sonra  6 gün içinde verilen antikor, hastalığın hafif ve komplikasyonsuz atlatılmasını sağlayabilmektedir. </p>
<p>*************************************************************************************************************** </p>
<p><strong> </strong><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">KIZAMIKÇIK:</span></span></strong> </p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Togavirüs </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 14-21 gün </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 10 gün kadar sürer. </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Direkt temas ya da damlacık yoluyla bulaşır. Bulaştırıcılık döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce başlar ve döküntü başladıktan 5-7 gün sonra devam eder. </p>
<p><strong>Seyri: </strong>Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Soluk kırmızı döküntü önce yüzden başlayıp 24 saat içinde boyun kollar, gövde ve kol bacaklara yayılır. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Döküntü 3 günde genellikle kaybolur. Leke bırakmaz. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Artrit (eklem tutulumu), ensefalit ve kanama bozuklukları </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Özgün bir tedavisi yoktur. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Aşı yoluyla olur. 12-15 ay arasında kızamık ve kabakulağı da içeren karma canlı bir aşı verilir. 4-6 yaşta tekrarlanır. </p>
<p><strong>Hamilelerin kızamıkçık geçirmekte olan çocuktan uzak tutulması gerekir. Çünkü annenin kızamıkçığa yakalanması durumunda, a</strong>nne karnında kızamıkçığa maruz kalan bebeklerde &#8220;konjenital rubella&#8221; dediğimiz bir tablo ortaya çıkar ki, bu da büyüme gelişme geriliği, katarakt, glokom, sağırlık, kalp hastalığı, zeka geriliği gibi sonuçlara neden olabilir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması gerekir. </p>
<p><strong>******************************************************************************************************************</strong> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SUÇİÇEĞİ</span></strong></p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Varicella virüsü</p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 12-16 gün  </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 7-10 gün sürer.  </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır. Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 &#8216;dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar (yaklaşık 1 hafta) bulaşıcıdır. Hasta çocuk bu nedenle 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği olan çocukla temastan kaçınmalıdırlar. </p>
<p> <strong>Seyri: </strong>Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Özellikle büyük çocuklarda 1-3 günlük ateş ve üst solunum bulgularından sonra döküntü başlar. Suçiçeğinin oldukça kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır.<strong> </strong>Döküntü ilk başta yassı sonra sivilce şeklindedir. Daha sonra da kabuklanır. Gövdede çok, kol ve bacaklarda azdır. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar:</strong> Kulak iltihabı, zatürre ve nadir de olsa beyin iltihabı gibi komplikasyonlara yol açabilir. </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur.  </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Virüse özgü bir tedavi edici bir ilaç mevcuttur ( Acyclovir), ancak çok ağır durumlarda ve bu hastalığı ağır geçirme olasılığı yüksek olan ergenlik çağındaki çocuklarda kullanılır. Kaşıntıyı önlemek için antihistaminik şuruplar ve kaşıntı giderici losyonlar kullanılabilir.  </p>
<p><strong>Korunma: </strong>Oldukça etkili bir aşısı bulunmakla birlikte henüz sağlık bakanlığı aşı takvimine girmemiştir. Aşı  iki kez uygulanır. (Son yıllarda tek aşı koruyuculuğunun %60-70&#8242;lerde olduğu ortaya çıkıp rapel yapılması önerildiği için). 1 kez aşılanmış çocuklar bu virüse yakalandıklarında hastalık görülebilir, ancak çok hafif geçer. </p>
<p>Herpes (uçuk) virüsleri ailesinden olan bu virüs de su çiçeği bulguları iyileşmiş olmasına rağmen, sinir kökünde gizlenip kalır. Yıllar sonra, kişinin bağışıklığı zayıfladığında o sinirin işlev gördüğü alanda &#8220;zona&#8221; şeklinde yaralarla kendini gösterebilir. Aktif zona geçiren bir kişi, yenidoğan ve aşısız bir bebeğe/çocuğa bulaşıp suçiçeğine yol açabilir, bu nedenle bu kişi yarası kabuklanıp dökülene kadar bebek/çocuk ve hamilelerle temastan kaçınmalıdır. </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span> </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Katkıları için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu&#8217;ya teşekkürlerimi sunarım.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA BURUN TIKANIKLIĞI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 09:47:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[burunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1969</guid>
		<description><![CDATA[  Bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığına yol açabilecek pek çok neden bulunmaktadır. Erişkinlerde en sık nedeni burnun yapısal bozuklukları (deviasyon vb.) iken çocuklarda en sık neden genizeti büyüklüğü, üst solunum yolu enfeksiyonları, burunda yabancı cisim ve alerjidir. GENİZETİNE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI: Her bebek, geniz bölgesinde yerleşen ve boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biri olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığına yol açabilecek pek çok neden bulunmaktadır. Erişkinlerde en sık nedeni burnun yapısal bozuklukları (deviasyon vb.) iken çocuklarda en sık neden genizeti büyüklüğü, üst solunum yolu enfeksiyonları, burunda yabancı cisim ve alerjidir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">GENİZETİNE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</span></strong></p>
<p lang="tr-TR">Her bebek, geniz bölgesinde yerleşen ve boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biri olan geniz eti (adenoid) ile doğar. Bu doku bebek büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. İltihaplandığında boyutunda büyüme olması nedeniyle burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, bazen uykuda nefes durması; artan salgı ve iltihaba bağlı olarak özellikle çocuk sabah kalktığında ve gece uykuya daldığında yoğunlaşan gıcık öksürüğü, geniz akıntısına bağlı zaman zaman balgamlı öksürük, ağız kokusuna neden olur. Pek ateş yapmaz, sekonder olarak orta kulak iltihabına yol açtıysa ateş başlayabilir. Bu durumun uzun sürmesi ve sık tekrarlaması gelişmede gerilik, ağız ve diş yapısında bozulma ve kulaklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve sıvı birikimine bağlı işitme kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Tedavide ilk olarak tıbbi tedavi seçilir. Burnun günde en az 2 kez serum fizyolojik içeren damla ve spreylerle yıkanması, aspire edilmesi veya daha büyük çocukların hafifçe kesik kesik sümkürtülmesi önemlidir, gerekirse antibiyotik tedavisi başlanabilir. 3 aylık tıbbi tedaviye rağmen şikayetlerin devam etmesi, özellikle tekrarlayan/geçmeyen orta kulak sıvısı ve/veya uykuda nefes durması varlığında, 6 aylıktan büyük çocuklarda geniz etinin alınması  gerekebilir.</p>
<p> <strong><span style="color: #ff0000;">ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINA BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</span></strong> </p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/2010/08/nezle/" target="_blank">&#8220;NEZLE&#8221;</a> ve <a href="http://www.seciltotan.com/2009/10/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/" target="_blank">&#8220;GRİP&#8221; </a>başlıkları altında ayrıntısıyla okuyacağınız üzere, bebek ve çocuklarda virüslerin üst solunum yolunu tutmasına bağlı mukozada ödem, burun ve genizetinde büyüme, burun salgısında artış ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, burun soluduğumuz havayı nemlendirip, vücut sıcaklığına getirip akciğere göndermekle görevli olduğu ve bunu sırasıyla sağlı-sollu büyüyüp küçülen burun etleriyle (konka) gerçekleştirdiği için, klima, aşırı sıcak ve kuru hava, sigara dumanı, kimyasallara maruz kalma (çamaşır suyu vb.) burun etlerini daha çok şişirip solunumu zorlaştıracaktır, çocuğu bu nedenle nezle/gripken özellikle bu tür tahrişlerden korumak gerekir. Nezle/grip tedavisinde burnun günde en az 2 kez serum fizyolojik içeren damla ve spreylerle yıkanması, aspire edilmesi veya daha büyük çocukların hafifçe kesik kesik sümkürtülmesi önemlidir. Beraberinde 2 yaş üstü çocuklarda nazal dekonjestan burun damla/spreyleri ( kullanım süresi 5 günü geçmeyecek şekilde!), 6 yaş üstü çocuklarda- 1 haftadan uzun kullanmamak kaydıyla- oral dekonjestan ilaçlar verilebilir. Sinüzit, orta kulak iltihabı gibi sekonder bakteriyel bir enfeksiyon eklenmedikçe tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BURUNDA YABANCI CİSİM VARLIĞINA BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</strong></span></p>
<p>Amerika&#8217;da yılda ortalama 80.000 kişinin (19 yaş ve altı yaş gurubunda) yabancı cisim yutma nedeniyle çeşitli merkezlere başvurduğu bildirilmektedir. 1500 aileyle yapılan bir anket çalışmasında, %4&#8242;ü çocuklarının hayatında en az 1 kez yabancı cisim yuttuğunu ifade etmiştir. Bu durumun en sık görüldüğü yaş grubu ise 6 ay-4 yaş arasıdır.</p>
<p>Kiraz çekirdeği, fasülye, nohut, çerez, patlamamış mısır tanesi, saat pili, oyuncak parçaları, üzüm, oyun hamurları, kağıt mendil parçası, ufak taşlar, düğme ve daha niceleri çocukların sıklıkla burunlarına sokabildikleri ufak cisimlerdir. Burundaki yabancı cisim uzun süreli olarak orada kalırsa, o taraftan kötü kokulu, bazen kanlı akıntı ve burun tıkanıklığı başlar.</p>
<p lang="en-US"><span style="text-decoration: underline;">Ne yapılmalı? </span></p>
<p lang="en-US">BURUNDAKİ YABANCI CİSİMLER ASLA EVDE ÇIKARILMAYA ÇALIŞILMAMALI, ÇOCUK PANİK EDİLİP AĞLATTIRILMADAN EN KISA ZAMANDA BİR HASTANENİN ACİL SERVİSİNE BAŞVURULMALIDIR!!! Çünkü, burundaki yabancı cisim ağlarken burun çekme ile ya da cımbızla tutulmaya çalışılırken geriye ittirilmekle kolayca soluk yoluna düşüp, çocuğun anlık boğulmasına, sonrasında nefes alma çabası ile cismin akciğerlere çekilmesine neden olabilir.</p>
<p>Bilye, ufak taşlar, çerez, oyuncak parçaları, üzüm, düğme, meyve çekirdekleri (özellikle ülkemizde karpuz!), saat pili, madeni para gibi ufak cisimlerin, çocuğun ulaşabileceği yerlerde olmamasına çok dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Yine, 4 yaş altı çocuklara yüzük, kolye, bilezik, küpe gibi koparak küçük parçalara ayrılabilecek süs eşyaları takmayınız, nazar boncuklarını çocuğun ulaşamayacağı kürek kemiği hizasına takınız!</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ALERJİYE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</strong></span> </p>
<p>Alerji  yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı vücutta oluşan aşırı reaksiyondur. Bazen besinler de buna yol açabilmektedir. Polenler ilkbaharda veya sonbaharda çocukta sorun yaratırlar. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca çocuğu rahatsız edebilir. Çocuk tipik olarak devamlı burnunu kaşır, hapşırır, sulu burun akıntısı vardır ve eliyle burnunu alttan alına doğru devamlı sildiği için burun ucunda hafif bir kıvrılma izi ortaya çıkar ki bu &#8220;alerjik selam bulgusu&#8221; tipiktir.</p>
<p>Alerjik hastalarda, burun tıkanıklığı ve burun akıntısının nedeni bu yabancı partiküllerin burun yoluyla vücuda girip vücutta &#8220;histamin&#8221; salgılanmasına neden olması ve bunun yarattığı zincirleme reaksiyondur.</p>
<p>Alerjinin ideal tedavisi , bazı durumlarda mümkün olamasa da (tatilde gittiğiniz oteldeki halıyı kaldırtamazsınız, güneş alerjiniz varsa çocuğunuzu eve hapsedemezsiniz!) şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmak ve buna rağmen vücutta histamin salınması durumunda bunun etkilerini azaltmaktır.</p>
<p>Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırabilir. 6 yaşından sonra kullanılabilen sistemik dekonjestanlar (ki 1 haftadan uzun kullanımı önerilmez!) genişlemiş kan damarlarını büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Nazal steroidler de çocuğun burun şikayetlerini azaltmada oldukça yardımcıdır, ancak uzun dönem kullanılamaz.</p>
<p lang="en-US">
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA ÖKSÜRÜK, NEFES DARLIĞI-SEMPTOMDAN TEŞHİSE</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-oksuruk-nefes-darligi-semptomdan-teshise/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-oksuruk-nefes-darligi-semptomdan-teshise/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 08:57:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÇOCUKTA SEMPTOMDAN TEŞHİSE ÇİZELGELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[bronşiolit]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[krup]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1947</guid>
		<description><![CDATA[  Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız.   &#8220;Çocukta öksürük-nefes darlığı-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tıklayınız.  çocukta öksürük-nefes darlığı çizelgesi *Yazının tüm hakları Op. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön</strong></span><span style="color: #ff0000;"><strong> tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız. </strong> </span></p>
<p lang="tr-TR"><strong>&#8220;Çocukta öksürük-nefes darlığı-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tı<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/boğaz-ağrısı-cocuk.jpg"></a>klayınız.</strong></p>
<p lang="tr-TR"> <a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/öksürük-dispne-chartforweb.pdf">çocukta öksürük-nefes darlığı çizelgesi</a></p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">* Katkıları için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu&#8217;ya teşekkürlerimi sunarım.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-oksuruk-nefes-darligi-semptomdan-teshise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA BURUN AKINTISI-SEMPTOMDAN TEŞHİSE</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-burun-akintisi-semptomdan-teshise/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-burun-akintisi-semptomdan-teshise/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 08:49:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÇOCUKTA SEMPTOMDAN TEŞHİSE ÇİZELGELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[adenoidit]]></category>
		<category><![CDATA[allerjik rinit]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1931</guid>
		<description><![CDATA[  Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız.      &#8220;Çocukta burun akıntısı-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tıklayınız. çocukta burun akıntısı-çizelge   *Yazının tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span></div>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> </p>
<p lang="tr-TR">Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız. </p>
<p> </p>
<p></strong></span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR"><strong>&#8220;Çocukta burun akıntısı-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tıklayınız.</strong></p>
<p lang="tr-TR"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/burun-akintisi-chartforweb.pdf">çocukta burun akıntısı-çizelge</a><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/burun-akintisi-chartforweb.pdf"></a></p>
<p lang="tr-TR"><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">* Katkıları için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu&#8217;ya teşekkürlerimi sunarım.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-burun-akintisi-semptomdan-teshise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA ATEŞ-SEMPTOMDAN TEŞHİSE</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-ates-semptomdan-teshise/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-ates-semptomdan-teshise/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 08:34:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÇOCUKTA SEMPTOMDAN TEŞHİSE ÇİZELGELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[bronşiolit]]></category>
		<category><![CDATA[bronşit]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[epiglottit]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıkçık]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[krup]]></category>
		<category><![CDATA[mono]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[öpücük hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[suçiçeği]]></category>
		<category><![CDATA[zatürre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1911</guid>
		<description><![CDATA[  Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız.      &#8220;Çocukta ateş-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tıklayınız. çocukta ateş çizelgesi ATEŞ HAKKINDA GENEL BİLGİLER: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span></div>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> </p>
<p lang="tr-TR">Bu semptomdan teşhise yazılarında, ilgili semptoma ait muhtemel ön tanılara yönergelerle ulaşmanızı sağlayacağım. Ancak, bu<span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"> çizelgeler, sadece ailelere bir ön fikir verici, yön göstericidir. Asla çocuğunuzu takip eden doktorunuza danışmadan herhangi bir tedavi (özellikle antibiyotik) başlamayınız. </span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> </span></p>
<p></strong></span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR"><strong>&#8220;Çocukta ateş-semptomdan teşhise&#8221; çizelgesine ulaşmak için lütfen alttaki linki tıklayınız.</strong></p>
<p lang="tr-TR"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/ateş-chartforweb.pdf">çocukta ateş çizelgesi</a></p>
<p lang="tr-TR"><strong><span style="text-decoration: underline;">ATEŞ HAKKINDA GENEL BİLGİLER:</span></strong></p>
<p lang="tr-TR">Çocuklarda ateş konusunda tek bir normal değer vermek doğru değildir, genellikle yaş gruplarına özel aralıklar koymak daha doğrudur. Vücut ısısı çocuktan çocuğa da değişir. Bazı çocuğun normal vücut ısısı 36<sup> o</sup>C, bazısının 37<sup> o</sup>C’dir. Günün değişik saatlerinde de vücut ısısı değişir. Sabah vücut ısısı daha düşük, akşamüstü daha yüksektir.</p>
<p>Ateş dediğimiz bulgu, çocuklarda makattan ölçülen vücut ısısının 38<sup>o</sup>C’nin üstüne çıkmasıdır. Koltuk altından ölçülen ateş, dil altından alınan ateşten ortalama 0,3-0,6<sup> o</sup>C düşük, dil altından ölçülen ateş ise rektal (makattan ölçülen) ateşten 0,3-0,6 <sup>o</sup>C düşüktür. Rektal ısı, kulaktan ölçülen ısı ile yaklaşık olarak eşittir. Bir örnek verirsek, rektal ısı 38,6 <sup>o</sup>C ise, kulaktan alınan ısı 38,6<sup>o</sup>C, dil altı ısısı 38<sup> o</sup>C, koltukaltı ısısı ise 37,4<sup> o</sup>C çıkacaktır.</p>
<p lang="tr-TR">Bebek ve çocuklarda kulağı kepçesinden tutup hafifçe arkaya çekerek ateşi ölçmeniz gerekir, ayrıca çocukta kulak ağrısı varsa diğer ateş ölçüm metodlarını tercih etmeniz önerilir, çünkü orta kulak iltihabı varlığında ateş daha yüksek ölçülebilir. Bir diğer nokta civa içeren termometrelerin kullanılmasının ABD ve pek çok ülkede yasaklanmış olmasıdır, bu nedenle dil altı, koltukaltı ve rektal ateşi dijital termometrelerle ölçmeyi tercih ediniz ve en az 3 dakika yerinden hareket ettirmeden tutunuz.</p>
<p lang="tr-TR"><strong>VÜCUT SICAKLIĞINI ÖLÇMEDE YAŞLARA GÖRE ÖNERİLEN VÜCUT BÖLGELERİ </strong> </p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="7" width="463" bordercolor="#000000">
<colgroup span="1">
<col span="1" width="139"></col>
<col span="1" width="140"></col>
<col span="1" width="141"></col>
</colgroup>
<tbody>
<tr valign="top">
<td width="139">
<p lang="tr-TR"><strong>YAŞ GRUBU </strong></p>
</td>
<td width="140">
<p lang="tr-TR"><strong>1.SEÇENEK </strong></p>
</td>
<td width="141">
<p lang="tr-TR"><strong>2.SEÇENEK </strong></p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="139">
<p lang="tr-TR"><strong>Yenidoğan-6 yaş  </strong></p>
</td>
<td width="140">
<p lang="tr-TR"><strong>Koltuk Altı </strong></p>
</td>
<td width="141">
<p lang="tr-TR"><strong>Rektal </strong></p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="139">
<p lang="tr-TR"><strong>6 yaş üzeri </strong></p>
</td>
<td width="140">
<p lang="tr-TR"><strong>Koltuk Altı </strong></p>
</td>
<td width="141">
<p lang="tr-TR"><strong>Kulaktan, Dil altından</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p lang="tr-TR"> <strong>ATEŞİN YOL AÇTIĞI BULGULAR </strong></p>
<p lang="tr-TR">Çocuklar ateşlenince genellikle kalp ve solunum hızları artar. Yanakları kızarır, daha fazla terlerler. Sıvı ihtiyaçları artar. Bazı çocuklar ateşleri olmasına rağmen kendilerini iyi hissederler, ancak enfeksiyon bulgularına sahip olabilirler.</p>
<p><strong>HAFİF ATEŞTE NE YAPMALI? </strong></p>
<p>6 aydan büyük çocuklar eğer koltukaltı ateşi 38.5 <sup>o</sup>C’nin altında ve kendilerini iyi hissediyorlarsa tedavi etmeye gerek yoktur.</p>
<p lang="tr-TR">Evin çok sıcak olmaması gerekir.</p>
<p lang="tr-TR">Çocuk ince giydirilmelidir.</p>
<p lang="tr-TR">Bol sıvı verilmeli ve çocuk çok fazla hareket etmemelidir.</p>
<p><strong>DOKTORUNUZU HEMEN ARAMAYI GEREKTİRECEK DURUMLAR </strong></p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR">Çocuğunuz yüksek ateşli ve çok halsizse</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Şiddetli başağrısı, boyun tutulması varsa</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Boğaz ya da kulak ağrısı varsa</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">6 aydan küçükse</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Bağışıklığını etkileyecek bir durum varsa</p>
</li>
<li>Ateş 39 <sup>o</sup>C ve üstünde, ilaçla düşmüyorsa</li>
</ul>
<p><strong>ATEŞ DÜŞÜRÜCÜLER </strong></p>
<p>Eğer çocuğunuzun ateşi yüksekse (38,5 <sup>o</sup>C’nin üstü) ya da belirgin hasta görünüyorsa ateş düşürücüler kullanılabilir. Sık kullanılan ateş düşürücüler asetaminofen (parasetamol) ve ibuprofendir. İbufen 6 aydan küçük çocuklara verilmez. ASPİRİN ÇOCUKLARDA KULLANILMAZ ÇÜNKÜ VİRAL BİR HASTALIĞIN VARLIĞINDA REYE SENDROMU DEDİĞİMİZ KARACİĞER HASTALIĞINA NEDEN OLABİLİR. Bebeklerde ve ağızdan ilaç alamayacak durumdaki çocuklarda fitil kullanılabilir.</p>
<p><strong>SOĞUK KOMPRES HANGİ DURUMLARDA GEREKLİDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Ateş 40 <sup>o</sup>C’nin üstündeyse</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Çocuk ağızdan ilaç alamıyorsa</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Geçmişte ateşli havale geçirdiyse, uygulanmalıdır.</p>
</li>
</ul>
<p lang="tr-TR">Kompres ılık suyla yapılmalıdır. Sirke, kolonya ya da aspirin kullanılmamalıdır.</p>
<p lang="tr-TR">Eğer çocuğunuz soğuk komprese itiraz ediyorsa ılık suyla banyo yaptırabilirsiniz. Banyoda 5-10 dakika geçirmesi bile çocuğun ateşini düşürmede etkilidir.</p>
<p><strong>ATEŞLİ HAVALE </strong></p>
<p lang="tr-TR">Genellikle 5 yaşından küçük çocuklarda olur. Nedeni çocuğun sinir sisteminin tam gelişmemiş olmasıdır.</p>
<p lang="tr-TR">Ateşli havaleler telaş ve korkuya neden olurlar, ancak aslında sara hastalığıyla karşılaştırılırsa zararsızlardır.</p>
<p lang="tr-TR">Genetik bir yatkınlık vardır. Ailede birinde ateşli havale öyküsü varsa, çocuğun ateşli havale geçirme olasılığı daha yüksektir.</p>
<p lang="tr-TR">Bir defa ateşli havale geçiren çocukta bir başka ateşte havale geçirme olasılığı daha yüksektir.</p>
<p lang="tr-TR">Çocuk ateşli havale geçiriyorsa, mutlaka yatağa ya da yere yatırılmalı, sert ya da keskin objelerden uzakta olduğundan emin olunmalıdır. Başı yana çevrilmelidir ki tükürük ya da kusmuk ağzından çıkabilsin.</p>
<p lang="tr-TR">Ağzına hiçbir şey sokulmamalı ve acilen doktora ulaşılmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz. </span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">* Katkıları için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu&#8217;ya teşekkürlerimi sunarım.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-ates-semptomdan-teshise/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOMUZ GRİBİ (SWINE FLU), yeni adıyla PANDEMİK H1N1 2009 GRİBİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 09:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[DOMUZ GRİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[flu]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[influenza A H1N1]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[relenza]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[swine flu]]></category>
		<category><![CDATA[swine influenza]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[Pandemik H1N1 2009 gribi nedir? Domuz gribi,  domuzlar arasında oldukça bulaşıcı olan ve domuzlarda akut solunum yetmezliğine yol açan “Influenza A” virüsünün bir tipidir. Domuzlarda ölüm oranı yüksektir (%1-4). Domuzlar arasında hava yoluyla, direkt ya da indirekt (ortak kullanılan malzemelerle) temasla ve taşıyıcı olan ancak semptomu olmayan domuzlar yoluyla bulaşır. Yıl içinde herhangi bir zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff0000;">Pandemik H1N1 2009 gribi nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuz gribi,  domuzlar arasında oldukça bulaşıcı olan ve domuzlarda akut solunum yetmezliğine yol açan “Influenza A” virüsünün bir tipidir. Domuzlarda ölüm oranı yüksektir (%1-4). Domuzlar arasında hava yoluyla, direkt ya da indirekt (ortak kullanılan malzemelerle) temasla ve taşıyıcı olan ancak semptomu olmayan domuzlar yoluyla bulaşır. Yıl içinde herhangi bir zaman görülebilse de genellikle sonbahar ve kış aylarında salgınları en sıktır. Pek çok ülkede bu nedenle domuzlara özel grip aşısı yapılmaktadır. </span><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">H1N1 alt tip Influenza A genellikle en sık görülen tiptir, ancak H1N2, H3N1, H3N2 gibi tipleri de görülmektedir. Domuzlar ayrıca kuş gribi hatta insan gribi ile de hasta olabilmektedir. Bazen insan gribi ile domuz gribi, hayvanı aynı anda hasta edebilmekte ve hayvanın vücudunda üreyen bu virüsler birbiriyle gen birleşimi yaparak “reassortant=üretilmiş yeni cins” virüs haline gelebilmektedir. Bu durumda, aslında sadece domuzlarda hastalık yapabilen domuz gribi insanları da hasta edebilir hale gelmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nisan 2009&#8242;da ilk olarak Meksika&#8217;da bir çiftlikte domuzdan insana bulaşan H1N1 virüsü, bir kuş gribi etkeni ve insan gribi etkeni ile genetik olarak birleşmiş ve Pandemik H1N1 2009 virüsü adı verilen, artık insandan insana bulaşa oldukça virulan bir ajan haline gelmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde yaşanan salgınlara benzer salgınlar ya da birkaç kişiyle sınırlı enfeksiyonlar eskiden de görülmüştür. Örneğin 2005-Ocak 2009 tarihleri arasında Amerika’da 12 kişinin bu hastalığa yakalandığı, ancak hiçbir ölüm olmadığı saptanmıştır. Eylül 1988’de Wisconsin’de yaşayan 32 yaşında hamile bir kadın, domuz gribine yakalandıktan 8 gün sonra zatürre nedeniyle vefat etmiştir. 1976’da New Jersey’de 200’den fazla insan bu gribe yakalanmış ve sadece 1 kişi ölmüştür. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hastalık insanlara nasıl bulaşır?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu yeni virüs türü insandan insana damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Yayılımı aynı insan gribindeki gibi öksürme, hapşırma esnasında direkt damlacık yoluyla ya da kapı kolu, kafeterya masaları vb. mikrobun 2 saat kadar canlı kalabildiği yüzeylerle temasla olmaktadır. </span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">Kağıt havlu ve kumaş gibi gözenekli yüzeylerde en fazla 12 saat, metal gibi düzgün yüzeylerde 1-2 gün, kâğıt paralarda kâğıdın özelliğine göre 3 güne kadar canlı kalabilmektedir.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hasta olan kişiler ne kadar süre bulaştırıcıdır?</span></p>
<p>Domuz gribi olan kişiler, şikayetler ortaya çıkmadan 1 gün önce ve çıktıktan sonra ise 7 gün sonrasına kadar hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Çocuklarda bu süre daha uzun olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Domuz eti ya da ürünlerini tüketmekle mikrop bulaşır mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuz gribi virüsü 160-170 derecede yok olmaktadır, bu nedenle iyi pişirilmiş bir eti tüketmekle bulaşmaz.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">H1N1 gribi hangi ülkeleri etkilemiştir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuzları etkileyen gripten bahsedersek Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa (İngiltere, İsveç, İtalya), Afrika (Kenya) ve Çin ile Japonya’da salgınlar görülmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanları etkileyen domuz gribi için konuşacak olursak, Nisan 2009&#8242;da başlayan pandemi tüm dünyaya yayuılarak ülkemiz de dahil olmak üzere 74 ülkeyi etkilemiştir. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hastalığın belirtileri nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan gribinde ortaya çıkanla oldukça benzer şekilde ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta yaygın ağrı, baş ağrısı, üşüme-titreme ve halsizliktir. Bazı kişilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri de olduğu görülmüştür. Önceden kronik bir hastalığı olan (kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kanser, bağışıklık eksikliği vb) kişilerde zatürre ve akciğer yetmezliğine yol açabilmekte ve buna bağlı ölüm riski artmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Tedavisi mümkün müdür?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yukarıda bahsedilen, daha önceki yıllarda görülen domuz gribi vakalarında herhangi bir özel tedavi uygulanmadan kişiler hastalığı atlatabilmiştir. Şu anda var olan salgına yol açan virüsler üzerinde yapılan çalışmalarda, mikrobun Oselatmivir (Tamiflu®) ve Zanamivir (Relenza®) içeren ilaçlara duyarlı olduğu, ancak Amantadin ve Rimantadin’e dirençli olduğu saptanmıştır. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">H1N1 gribine karşı herhangi bir aşı var mıdır?</span></p>
<p>Öncelikle insan grip aşısı nasıl hazırlanmaktadır, onu öğrenelim. Her sene mevsimsel grip aşısı hazırlanırken 3 tür grip virüsünden yararlanılır. Biri Influenza A subtip H3N2, diğeri Influenza A subtip H1N1 (domuz gribiolan değil!) ve üçünsüsü Influenza B’dir.</p>
<p>Yeni aşı bir önceki grip sezonuna ait ülkelerarası verilere ve bilim adamlarının öngörülerine dayanılarak hazırlanır!</p>
<p>Kuzey yarımküre için planlanan aşı için WHO her sene Şubat ayında, Güney yarımküre içinse Eylül ayında önermede bulunur. Sonrasında her ülke kendi bünyesinde hangi 3’lü kombinasyonu seçeceğine karar verir.</p>
<p>FDA bunu onayladıktan sonra aşı üreten firmalar üretime başlar ve en az 6 ay içinde aşılar üretilip grip sezonuna yetiştirilir. (Kuzey yarımküre için Eylül-Ekim dönemi)</p>
<p>Aşılama sonrası 2 hafta içinde bağışıklık sağlanmış olur.</p>
<p>Aşının etkinliği seçilen virüs tiplerinin o sene dolaşan grip virüsüne genetik olarak ne kadar benzer olduğuna bağlı olarak değişir.</p>
<p>Hazırlanma şekli mevsimsel grip aşısı ile tıpatıp aynı olan H1N1 aşısı ise monovalandır. Yani sadece bu virüsün antijenini içerir, 3 antijen değil.  Bu nedenle koruyuculuğunun %90 olduğu belirtilmektedir.</p>
<p>10 yaş ve üzerindeki kişilere tek doz, 9 yaş ve altında olan kişiler ile immun suprese kişilerde iki doz uygulanması gerekmektedir. İki doz arasındaki süre en az 3 hafta olmalıdır.</p>
<p>Aşının koruyucu etkisi 10-14 gün sonra başlamaktadır. Bu nedenle bu süre zarfında korunma ve hjyen kurallarına dikkat edilmelidir. </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Bu aşı ilk uygulanmaya başlandığında, pek çok insanın kafasında beliren &#8220;civalı aşı zararlıdır&#8221; konusu hakkında ne söyleyebilirsiniz?</span></p>
<p>Mikrobiyolojik bulaşmayı engellemek üzere aşı flakonlarına eklenen koruyucu madde Thiomersal  (Etil Cıva) maddesi 1930’lu yıllardan bu yana birçok aşı ve ilaçta koruyucu olarak kullanılmaktadır. Çoklu doz aşılarda halen yaygın olarak kullanılmaktadır. Etil cıvanın metil cıva gibi vücutta birikici özelliği yoktur ve güvenli olduğu bilinen bir maddedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Aşının ne gibi yan etkileri vardır?</span></p>
<p>Sık görülen yan etkiler (1/100-1/10): Aşı uygulanan bölgede kızarıklık, şişlik, sertlik, morarma, ağrı, vücut kırıklığı, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, titreme, eklem ağrısı, kas ağrısı.</p>
<p>Yaygın olmayan yan etkiler (1/1.000-1/100): Yaygın cilt reaksiyonu (ürtiker/kurdeşen dahil).</p>
<p>Nadir görülen yan etkiler(1/10.000-1/1.000): Tansiyonda düşme, şok, sinirlerin geçtiği yol boyunca ağrı, pıhtılaşma hücrelerinde azalma nedeniyle kanama.</p>
<p>Çok nadir görülen yan etkiler (&lt;1/10.000): Vaskülit (damar iltihabı), nörit (sinir iltihabı), ensefalomiyelit (beyin-omurilik dokusu iltihabı), Guillain-Barre Sendromu (1976’da milyonda 1 vakada görüldü.)</p>
<p>Ülkemizde bugüne kadar yapılan sağlık çalışanlarındaki yaygın aşılama sonrasındaki erken sonuçlara göre beklenmeyen önemli bir yan etki tespit edilmemiştir.</p>
<p>Aşı sonrası görülen bazı yan etkiler mevsimsel grip aşılarında görülen sıklıktadır.</p>
<p>Görülebilen bu yan etkilere rağmen, aşının yararı olumsuz etkileri ile kıyaslandığında çok daha yüksektir. (hastalıktan ölüm %1 !!!)</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kimlere aşı yapılmaz?</span></p>
<p>6 ay ve altındaki bebeklere aşı uygulanmamalıdır. </p>
<p>Aşının 20. haftadan ileri gebeliklerde güvenilir olduğu gösterilmiştir. 20. haftadan erken gebeliklerde de herhangi bir istenmeyen etki görülmemiştir. Bu nedenle; 20. haftadan sonraki gebeliklerde aşının önerilmesi, 20. haftadan önceki gebeliklerde ise kişinin yazılı onamı ile aşının uygulanması gerekmektedir. </p>
<p>Emzirme döneminde aşının uygulanması için bir sakınca yoktur. </p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Aşı için kontrendikasyonlar:</span></p>
<p>Yumurtaya karşı anafilaksi öyküsü,</p>
<p>Önceki grip aşılaması sonrası anafilaksi öyküsü</p>
<p>Guillian Barré Sendromu geçirme öyküsü</p>
<p>Latekse karşı anafilaksi öyküsü (aşının tıpasından kaynaklanabilecek)</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hasta kişilerden domuz gribi kapmamak için ne yapmalıyım?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan gribinde nasıl önlemler almak gerekiyorsa, aynı şekilde davranılmalıdır. Yani:<br />
- Ateş, öksürük, burun akıntısı olan hasta görünümlü kişilerle yakın temastan kaçınılmalı.<br />
- Eller sık sık sabunla yıkanmalı, kirli ellerle göz-ağız-buruna dokunulmamalı.<br />
- Yeterli uyku, düzgün beslenme, fiziksel aktivite, sigara ve alkolden mümkün olduğunca kaçınma önemli.<br />
- Evde hasta birinin varlığında, kişi ailenin diğer fertlerinden ayrı bir odada tutulmalı, kişinin bakımı sırasında ağız-burun maskeyle kapatılmalı ve eldiven takılmalı, sonrasında eller iyice sabunlanmalı, oda sık sık havalandırılmalı, temizlik malzemeleriyle evde dezenfeksiyon sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Hastalanmışsam evdekileri ve çevremdekileri nasıl koruyabilirim?<br />
</span>- Öksürme ve hapşırma sonrasında eller iyice yıkanmalı, kullanılan kağıt mendil tekrar kullanılmak için saklanmadan atılmalı, bez mendil kullanımından kaçınılmalı<br />
- İşe/okula 1 hafta süre ile gidilmemeli, evde dinlenilmeli<br />
- Yakındakilerle teması en aza indirmeli, öpüşülmemeli, ziyaretçi kabul edilmemeli<br />
- Eller sık sabunlanmalı<br />
- Kirli ellerle ortak kullanım alanlarındaki eşyalara dokunulmamalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Ne zaman doktora başvurulmalı?</span></p>
<div><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">Domuz gribi vakalarının görüldüğü alanlarda yaşıyorsanız ve grip şikayetleriniz varsa (ateş, öksürük, yaygın vücut ağrıları, burun akıntısı, boğaz ağrısı, bulantı, kusma, ishal vb.) mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir.</span><span style="color: #000000;">Çocuklarda acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
- Hızlı solunum ya da solunum zorluğu<br />
- Ciltte mavimsi renk değişikliği<br />
- Yeterli sıvı alamama<br />
- Sözlü uyarılara yanıt verememe ya da uyanamama<br />
- Aşırı hırçın olma<br />
- Grip şikayetleri tam geçmişken ateş ve yoğun bir öksürük başlamış olması<br />
- Döküntü ve ateş</span></span></div>
<div><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">Erişkinlerde acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
- Solunum zorluğu, nefes darlığı<br />
- Göğüs ya da karında ağrı-basınç<br />
- Ani baş dönmesi ve sersemlik<br />
- Zihin bulanıklığı<br />
- Şiddetli ve durmayan kusma</span></span></div>
<div>
<p><span style="color: #ff0000;">Yurtdışına seyahate gideceğim, iptal edeyim mi? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">WHO (Dünya Sağlık Örgütü) henüz H1N1 virüsü grip salgını nedeniyle uluslararası seyahate kısıtlama getirilmesine gerek duymamıştır. Dünyanın pek çok ülkesinde bu virüse bağlı salgınlar görülmektedir. Şu anda hasta kişilerin hızla tanımlanması ve izolasyonu için büyük çaba harcanmaktadır. Ancak kişide semptomlar çıkmadan önce insandan insana bulaştırıcılığın gerçekleşebilmesi nedeniyle kişisel hjyen önlemleri çok daha büyük önem kazanmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Seyahate çıkacak olan kişilerin kendilerini ve başkalarını koruyabilmesi için çok basit önlemler bulunmaktadır. Özellikle hasta olan kişilerin, toplum sağlığını düşünerek yolculuk etmemesi gerekir. Yolculuk sonrası hastalanan kişilerin ise en yakın sağlık kurumuna başvurması gerekir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hastalanmamak için yolcuların mümkünse kalabalık ortamlara girmemesi, hasta olan kişilerle temas etmemesi, temas durumunda ellerin iyice sabunlanması önerilir. Hasta kişiler 1 kez kullanılıp atılacak şekilde kağıt mendille ağızlarını kapatarak öksürmeli ve söksürme-sümkürme sonrası da mendili hemen çöpe atıp ellerini iyice yıkamalıdırlar. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolcuların hastalanmamak için ortak kullanılan eşyalarla temas sonrasında ellerini alkol bazlı jellerle ya da sabunlayarak temizlemeleri, ellerini yıkamadan ağıza-buruna-göze götürmemeleri önerilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolculuk öncesi grip ilacı alayım mı enfeksiyondan koruması için? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolculuk öncesi koruyucu olarak antiviral ilaç alımı konusunda henüz netleşmiş veriler yoktur. Bu tür ilaçlara direnç gelişimini önlemek adına, koruyucu amaçlı kullanımından çok ilk şikayetlerin ortaya çıkmasından sonra alınması önerilmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">KAYNAKLAR: </span></span></p>
</div>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">1. WHO&#8217;nun web sitesi ilgili sayfası (</span><a href="http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html"><span style="color: #000000;">http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html</span></a><span style="color: #000000;">)</span></span></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">2. CDC&#8217;nin ilgili web sayfası (</span><a href="http://www.cdc.gov/h1n1flu/"><span style="color: #000000;">http://www.cdc.gov/h1n1flu/</span></a><span style="color: #000000;">)</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

