UÇAK YOLCULUĞU VE KULAK AĞRISI

  • Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor?
Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çeker, “seröz otit” gelişir, bu sıvı nedeniyle işitme daha da bozulur. Son aşamada ise bu sıvıya yerleşen mikroplar orta kulak iltihabını başlatırlar ve kulak ağrısı artar, işitme kötüleşir, ateş çıkar.

Östaki tüpü ağzının tıkanmasının en sık görülen nedenleri nezle-grip ve saman nezlesidir (alerjik rinit).  Kişide bu hastalıkların varlığında uçuş, dalış, yüksek rakımlara çıkma vb. dış ortam basıncını arttırıcı bir ortamda bulunma durumunda östaki tüpü iki taraf arasındaki basıncı dengelemede yetersiz kalır ve  özellikle de uçağın inme anında kulak zarının içeri doğru vakumlanması kişide çok şiddetli kulak ağrısına neden olur. Hatta kulak zarında yırtılma, orta kulağa kanama da görülebilir. Bu nedenle hasta iken yani burun tıkalı iken uçuş vb. yapılmamalıdır.

  • Hasta iken uçağa binmem gerekirse ne gibi önlemler almalıyım?

Burnu açık tutmak için uçak kalkmadan 15 dk önce ve özellikle de uçak inişe geçmeden 15 dk önce burnunuzu temizleyip dekonjestan burun spreyi (Otrivine, İliadine vb.) sıkınız. Hatta uçuş süreniz 3 saatten uzun ise ve yüksek tansiyon, prostat büyüklüğü, kalp hastalığı, göz tansiyonu, epilepsi gibi bir hastalığınız yoksa  uçuştan 1 saat once almak ve dozunu tekrarlamak kaydıyla dekonjestan tabletlerden (Sudafed, Rinogest vb. ) de kullanabilirsiniz.

Uçuş boyunca sık aralarla sakız çiğnemek, kulakta basınç hissettiğiniz anda yutkunmak, esnemek veya su içmek, Valsalva manevrası yapmak (burun ucunu parmaklarla sıkıp  once yutkunup  sonra yanakları şişirip ağzınınzdan ve burnunuzdan hava kaçırmayacak şekilde sümkürmek) da faydalı yöntemlerdir.

Küçük çocuklar ve bebekler maalesef Valsalva vb. manevralar yapamayacakları veya kulaklarındaki basıncı ifade edemeyecekleri için mutlaka sık aralarla burunları temizlenmeli, 2 yaş altında ise tuzlu su, üstünde ise çocuk dekonjestan sprey ve şurupları kullanılmalıdır. Meme emen bebeklerde ise uçak kalkış ve inişlerinde, kendiniz kulağınızda basınç hissettiğinizde  mutlaka bebeğinizi emziriniz, emme hareketi östaki tüpü ağzındaki kasların çalışmasını ve böylece tüpün ağzının açık kalmasını sağlar. Biberon kullanan bebekler için de özellikle iniş sırasında aynı kural geçerlidir.

Uçak inişe geçtiğinde, yutkunma ile östaki ağzını açmayı uyurken gerçekleştiremeyeceğiniz için uyanık olmaya gayret ediniz.

Kulağı ani basınç değişikliklerinden korumak üzere kulak tıpası da kullanılabilir, özellikle küçük çocuklarda bunu tercih edebilirsiniz. Veya kulağın ön kısmında yer alan meme gibi çıkıntıyı dış kulak yoluna doğru bastırarak da aynı etkiyi sağlayabilirsiniz.

Tüm bu önlemlere rağmen uçuş sonrası kulak ağrınız veya işitme kaybınız varsa, mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir.

KAYNAK:http://www.deafnessresearch.org.uk 

KESİLMEYEN ÖKSÜRÜK

Bir türlü kesilmeyen öksürük şikayetiyle başvuran hasta doktor için tam bir muammadır. Halkın % 40′ında görülen bu şikayet, belli bir nedene bağlı olabileceği gibi, ayrıntılı muayene ve tüm tetkiklere rağmen tanı konamayan öksürük tipleri de mevcuttur. Bu durumda tedaviden tanıya gidilmeye çalışılmaktadır.

Geleneksel olarak, ses kutusu (larinks) ve üstündeki, üst solunum yolu adı verilen saha Kulak Burun Boğaz uzmanlarının ilgi alanına girmekteyken, larinksten itibaren aşağıya inen alt solunum yollarını içeren saha ise Göğüs Hastalıkları uzmanlarını ilgilendirmektedir. Ancak bu şekilde tanı konulamayan ve uzun süren öksürüklerde iki branşın beraber çalışıp sonuca ulaşması en doğrusudur.

Öksürük refleksi, solunum yolundaki fazla salgının ve hava yoluyla giren materyallerin atılması için vücudun yarattığı normal bir koruyucu reflekstir. Öksürük 8 haftadan uzun sürdüğü zaman “kronik(müzmin) öksürük” adını alır.

Kronik öksürüğe yol açabilen üst ve alt solunum yollarına ait pek çok patoloji bulunmaktadır. Kişinin öyküsü sorgulandığında sigara tüketimi gibi bir neden ile hipertansiyonu olanlarda tansiyon düşürücü olarak verilen ACE inhibitörü içeren ilaçların yan etkisi olarak öksürük olduğu daha baştan saptanabilir. Öyküsünde bu 2 faktör yok, kişi sağlıklı, akciğer filmi normal ise doktor için zor kısım başlamış demektir. Acaba bu kişi neden bu kadar öksürüyor???

Bu tür hastalarda “kronik öksürüğün bermuda üçgeni” adı verilen 3 ana neden akla gelmelidir:

devamı için tıklayınız… KESİLMEYEN ÖKSÜRÜK (…)

ÖPÜCÜK HASTALIĞI (ENFEKSİYÖZ MONONÜKLEOZ)

Etkeni: Ebstein-Barr virüsü (EBV) 

Kuluçka dönemi: 4-6 hafta 

Süresi: Belirtileri 10 gün kadar sürer. 

Bulaş yolu: Virüs öksürme ve hapşırma sırasında damlacık yoluyla, ortak kullanılan bardak, pipet vb.ile ya da öpüşmekle boğaza girer. 

Seyri: 38-39 oC ateş, boyunda ağrılı lenf bezi büyümesi ile başlar, zamanla pek çok lenf bezi ile karaciğer ve dalak da büyür. Bademcikler irileşmiş, kırmız ve/veya üzeri beyaz zarlarla kaplıdır. Yutkunmada zorluk, iştahsızlık, yorgunluk, başağrısı, kol ve bacaklarda ağrı vardır. 

Tanı: Muayenenin yanısıra bazı kan tahllileri ve EBV virüsüne özel testlerle konulur. 

Tedavi: Viral enfeksiyon olduğu için tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Karaciğer ve dalağı büyüten bir enfeksiyon olduğu için, çocuğun 1-2 hafta süreyle dinlenmesi ve 3 hafta boyunca bu organlara darbe alabileceği ağır sporlar yapmaması gerekir. Yorgunluk, halsizlik ve iştahsızlık daha uzun sürebilir. Vücut bu mikrobu bağışıklık sistemi ile yenip yok edeceği için, bağışıklığı destekleyici beslenme tarzı tercih edilmelidir. Ateş döneminde aspirin içermeyen ağrı kesici-ateş düşürücüler, boğaz ağrısı için çocuğun yaşı uygunsa boğaz spreyleri ve pastil kullanımı, gerekirse vitaminler önerilebilir. 

Komplikasyonlar: Karaciğer ve dalak bölgesine gelen darbelere ve ağır spora bağlı bu organlarda nadiren de olsa yırtılma ve iç kanama olabilir. 

Bulaştırıcılık: Kişi/çocuk bu virüsü 18 haftaya kadar etrafına bulaştırabilir. İyileşme gerçekleşse bile, bu süre bitene kadar genel hjyen önlemlerinin devamı önerilir. 

Korunma: Bazı kişiler bu hastalığı tipik belirtileri ortaya çıkmadan, hafif bir grip gibi atlatıp bu virüse karşı bağışıklık kazanabilir. Bu nedenle çocuğun yakın temasında olan ve bulaştırma ihtimali olmuş olan kişilerin, şikayetleri ortaya çıkmadıktan sonra herhangi bir tetkik yaptırmasına ya da koruyucu bir ilaç almasına gerek yoktur.

*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan’a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.