2011-2012 GRİP SEZONU-Güncel Bilgiler

Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir.

Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapar, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açar. Bu nedenle her yılın başında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önerir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önler. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlar ve bu virüse karşı en fazla yüzde 80 koruma sağlayabilir.

CDC’nin (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) yayınladığı 2011-2012 Grip Mevsimi Raporu’na göre, bu yıl gribe yol açması muhtemel virüs tiplerinin geçen yılkilerle aynı olabileceği ifade edilmiştir. Ancak 2009 yılında yaşanan Pandemik H1N1 2009 gribi (Domuz gribi) salgınında olduğu gibi, grip virüslerinin herhangi bir zamanda genetik yapılarını değiştirip yepyeni bir formla karşımıza çıkmaları mümkündür.

WHO’nun önerileri doğrultusunda 2011-2012 sezonu için hazırlanan grip aşılarındaki virüs içeriği geçen sezonda Kuzey Kutbu için hazırlanan aşı ile aynı olarak düzenlenmiştir. Ancak CDC geçen yıl grip aşısı olan kişilerin, özellikle risk grubunda olanların 1 yıllık süre sonrasında bağışıklık yanıtının azalmış olabileceğini, bu nedenle de içeriği aynı bile olsa bu yıl da aşılanmaları gerektiğini ifade etmektedir.

Hasta kişilerden grip kapmamak için ne yapmalıyım?

*Ateş, öksürük, burun akıntısı olan hasta görünümlü kişilerle yakın temastan kaçınılmalı.
* Eller sık sık sabunla yıkanmalı, kirli ellerle göz-ağız-buruna dokunulmamalı.
* Yeterli uyku, düzgün beslenme, fiziksel aktivite, çocuğun yanında sigara içilmemesi önemli.
* Evde hasta birinin varlığında, kişi ailenin diğer fertlerinden ayrı bir odada tutulmalı, oda sık sık havalandırılmalıdır.

Hastalanmışsam evdekileri ve çevremdekileri nasıl koruyabilirim?
* Öksürme ve hapşırma sonrasında eller iyice yıkanmalı, kullanılan kağıt mendil tekrar kullanılmak için saklanmadan atılmalı, bez mendil kullanımından kaçınılmalı,
* İşe/okula en az 5 gün süreyle gidilmemeli, evde dinlenilmeli,
* Yakındakilerle teması en aza indirmeli, öpüşülmemeli, ziyaretçi kabul edilmemeli,
* Eller sık sabunlanmalı,
* Kirli ellerle ortak kullanım alanlarındaki eşyalara dokunulmamalıdır.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Çocuklarda acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:
* Hızlı solunum ya da solunum zorluğu
* Ciltte mavimsi renk değişikliği
* Yeterli sıvı alamama
* Sözlü uyarılara yanıt verememe ya da uyanamama
* Aşırı hırçın olma
* Grip şikayetleri tam geçmişken ateş ve yoğun bir öksürük başlamış olması
* Döküntü ve ateş

Erişkinlerde acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:
* Solunum zorluğu, nefes darlığı
* Göğüs ya da karında ağrı-basınç
* Ani baş dönmesi ve sersemlik
* Zihin bulanıklığı
* Şiddetli ve durmayan kusma

Haberler….

 

www. kadingozu.com web sitesinde ilginç yazılar yazmaya başladım…

 

***********************************************************************************

Yeni uzmantv videolarım için http://www.uzmantv.com/arama?expert=1347&sort=vcd&p=2 adresini tıklayabilirsiniz…..Konu: Yetişkinlerde kulak ağrısı

***********************************************************************************

Bebeğim ve Biz Dergisi Ekim Sayısı için Çocuk Hast.  Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu ile birlikte  “Çocuklarda Kış Hastalıkları” kitapçığı hazırladık. Ateş nasıl ölçülür, kışın ne gibi hastalıklar görülür ve bulguları nelerdir, evde ne yapılabilir, hangi durumda doktora başvurmak gerekir gibi pek çok faydalı bilgiler içermekte…Şuı anda bayilerde….

ACHOO (Hapşuuuu) Sendromu (Fotik Hapşırma Refleksi)

Güneş ışığına maruz kalma sonrasında ani, kontrol edilemeyen hapşırmalarla giden bir durumdur. 

ACHOO Sendromu, “Autosomal dominant Compelling Heliopthalmic Outburst Syndrome” (Baskın Genetik Geçişli, Zorlayıcı, Göz Kaynaklı Patlama Sendromu) şeklindeki tıbbi tanımlamanın başharfleri kullanılarak oluşturulmuştur ki, güzel bir tesadüf olarak İngilizce’deki “Achoo” ibaresinin  bizdeki Türkçe karşılığı “Hapşuuu” dur.  Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere sendrom ailesel geçişlidir (anne ya da babada bu duruma yol açan genin varlığında çocukta bu sendromun görülme oranı %50’dir) ve kişi güneş ışığına çıkınca ya da karanlık bir yerden parlak ışıklı bir yere ani geçiş yaptığında pek çok kez (nadir vakalarda 30-40 kez) hapşırmaktadır. 

Yapılan bilimsel çalışmalarda bu durumun popülasyonda % 23-33 oranında görüldüğü saptanmıştır. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlardan daha fazladır. 

Bu arka arkaya gelen hapşırmalara nasıl bir reaksiyon zincirinin yol açtığı tam olarak saptanamamakla birlikte buna dair çeşitli teoriler bulunmaktadır.  Bir tanesi güneş/kuvvetli ışık alerjisidir. Polenlerle temasta vücutta nasıl alerjik şikayetleri ortaya çıkarak reaksiyonlar oluşuyorsa, kuvvetli ışıkla temasta da irritasyonun yol açtığı hapşırmalar karşımıza çıkmaktadır. Bir diğer teori bu kişilerin ışığa karşı aşırı duyarlı olmaları ve hapşırma sayesinde gözlerin kapanarak vücudun kendini ışıktan koruması şeklindedir.  Bir başka teori ise, ışığa maruz kalma sonrasında Trigeminal sinir çekirdeğinin yanlış sinir deşarjlarına yol açarak hapşırmayı tetiklemesidir. Bu durum soğuğa maruz kalma ya da çok kuvvetli tat ve kokularda da karşımıza çıkmaktadır.  

Tanı kişinin ya da yakın akrabalarının kuvvetli ışığa maruz kalma sonrasında hapşırma ataklarının gelmesi öyküsüne dayanır, özel bir tanı koydurucu kan tahlili, alerji testi ya da tetkik bulunmamaktadır. 

Nedenin ne olduğu bilinmediği için doğal olarak belli bir tedavi şekli de olmayan bu sendromda, gözlerin kuvvetli ışıktan korunması için UV filtreli, koyu camlı gözlüklerin kullanılması önerilmektedir. Kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyecek bir olaya da yol açmadığı için, sadece nazal alerjilerle birlikte olan tipinde şikayetleri yoğun olan kişilerde antihistaminik ilaçlar önerilebilir. Bu sendromu tedavi etmeye yönelik herhangi bir alerji aşısı  da yoktur.

KAYNAK:  Yahoo Health