GERİATRİK POPÜLASYONDA KBB HASTALIKLARINA YAKLAŞIM

Dünya Sağlık Örgütü ve pek çok bilimsel kuruluşun ortak yaptığı bir araştırmaya göre, Amerika’daki 65 yaş ve üstü kişilerin tüm popülasyona oranı 2000 yılında %12.4 iken, 2030 yılında %19.6 olacağı tahmin edilmektedir. Bunun anlamı 71 milyon kişi demektir. 80 yaş ve üstüne bakarsak, sayının 9,3 milyondan 19,5 milyona çıkacağı düşünülmektedir. Bu artış, bu yaş grubu insanların tedavi ve bakımlarını üstlenecek eğitime sahip hekim ve personele aşırı gereksinim olacağını işaret etmektedir. Çünkü ileri yaş kişilerde, pek çok hastalık ortaya çıkmakta ve atipik bulgular gösterebildikleri için bu yaş grubuna özel hastalıkların tanısı ve tedavisi konusunda yeterli deneyim sahibi olmayan ellerde bazı hastalıklar gözden kaçabilmektedir. Ayrıca, pek çok ilacın aynı anda kullanımı, ilaçları veren hekimlerin diğer ilaç gruplarına aşina olmaması durumunda yan etkilerde artışa yol açacaktır. Cerrahi konusunda ise oldukça dikkatli davranılması gerekmektedir.

Amerikan Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Akademisi’nin Geriatri Komitesi tarafından hazırlanıp online yayınlanan oldukça kapsamlı kitapçıklar serisinde, ileri yaş kişileri ilgilendiren KBB Hastalıkları ayrı bölümler halinde ele alınmıştır. KBB uzmanları için hazırlanmış olan bu kitapçıkları, sizlerin anlayacağı şekilde medikal dilden arındırıp çevirerek diziler halinde web sitemde yayınlayacağım. Konulara ait başlıklar şu şekilde sıralanmaktadır:

 

  1. İşitme
  2. Baş-boyun kanserleri
  3. Ses bozuklukları
  4. Yutma güçlüğü
  5. Rinosinüzitler
  6. Uyku bozuklukları
  7. KBB’de geriatrik polifarmasi (çoklu ilaç kullanımı)

ANLAR

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
ikincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim,
seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır,
daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya,
Daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu
hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar, siz de “an”ı yaşayın.
Hiçbir yere, yanına; termometre, su, şemsiye ve
paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda, papuçlarımı atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer…
Ama işte, 85′imdeyim ve biliyorum…
Ölüyorum…

Jorge Luis Borges

Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery- http://www.entnet.org/mktplace/geriatricOtolaryngology.cfm

DUMANSIZ TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN KULLANIMI

This file is licensed under the Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0 Unported license.

Dumansız tütün, çiğneme formu şeklinde ya da pudra formunda tütün ürünü demektir. 

Amerikan erişkinlerinin %3′ü dumansız tütün kullanmaktadır. Bu ürünleri kullanan kişilerde diş eti hastalıkları, kalp hastalıkları ve çeşitli kanser tiplerine yatkınlık gibi sigara içenlerde görülen sorunlar yaklaşık olarak aynı sıklıkta görülmekte iken, ağız kanserleri ise daha sıktır. Amerika’da her yıl ortalama 30.000 kişi ağız-yutak kanseri tanısı almakta ve 8000′den fazla kişi bu hastalıklardan dolayı kaybedilmektedir. Tüm bu bilinen zararlarına rağmen bu maddeleri kullananlar ürünleri talep etmeye devam etmekte, bunları üreten firmalar da üretimlerini sürdürmektedirler. 2001 yılında dünyanın en büyük 5 tütün üreticisi, bu ürünlerin tanıtımı ve promosyonuna 236.7 milyon dolar harcamışlardır.

 Dumansız Tütün Ürünü Nedir?

 2 türü mevcuttur:

  • Çiğneme formu: Yaprak ya da kalıp şeklinde hazırlanarak yanakla dişetleri arasında sıkıştırılıp kullanılmaktadır. Kullanıcılar, etkisinin daha yoğun olması için bunu saatlerce sakız gibi çiğnemektedirler. 
  • Pudra formu: Alt dudak-dişeti arasında konularak kullanılır (bu uygulamaya “dipping” deniyor). 

Her 2 türün de içinde zehirli ve bağımlılık yapıcı maddeler bulunmaktadır. Her seferinde kullanıldıklarında kişinin kendini iyi hissettiği doza vücut adapte olmakta, bir sonrakinde kişi aynı etkiyi elde edebilmek için aldığı tütün miktarını arttırmaktadır. Ortalama büyüklükte bir çiğneme ya da pudra formunu 30 dakika kadar ağız içinde tutmak, kişiye 4 sigara içmişcesine nikotin dozu sağlamaktadır. 

Dumansız Tütün Ürünleri Sigaradan Daha mı Zararlıdır?

Amerikan Sağlık Dairesi Başkanlığı, 1986 yılında dumansız tütün ürünü kullanımına ilişkin olarak “Bu ürünler sigaranın yerine kullanılabilecek güvenli maddeler değildir. Kansere ve kanser dışı pek çok hastalığa ve ayrıca nikotin bağımlılığına yol açabilmektedir.” şeklinde bir açıklamada bulunmuştur. Ayrıca 1991′de Ulusal Kanser Enstitüsü bu ürünlerin yüksek nitrozamin içeriği nedeniyle (ağız kanseri gelişimi riskini arttıran bir madde) kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etmiştir.

 Dumansız Tütün Ürünleri Neler İçermektedir?  

  • Polonyum 210 (nükleer atık)
  • N-nitrozaminler (kanser yapıcı maddeler)
  • Formaldehid (tahnit sıvısı)
  • Nikotin (bağımlılık yapıcı)
  • Kadmiyum (nükleer reaktör kalkanlarında ve pillerde kullanılan madde)
  • Siyanid (zehirli madde)
  • Arsenik (zehirli metalik madde)
  • Benzen (böcek ilaçları ve motor yağlarında kullanılır)
  • Kurşun (sinir zehiri)

Bu Ürünleri Daha Çok Kimler Kullanıyor?

 2000 yılında Madde Bağımlılığı ve Akıl Sağlığı Hizmetleri Yönetimi tarafından yürütülen Ulusal İlaç Kötüye Kullanımı Anketine göre 18-25 arası genç erişkinlerin bu ürünleri en çok kullanan yaş grubu olduğu açığa çıkmıştır. Bunda en büyük payın bu yaş grubunu hedef alan reklam ve pazarlama taktikleri olduğu düşünülmektedir.

 Dumansız tütün üreticileri aromalı ürünler pazarlamaktadır. 2005 yılında Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nün yaptığı bir açıklamaya göre bu şirketler adeta bu sayede bir lehim lambasını aromalı bir lolipopa dönüştürerek milyonlarca genci ölümcül bir ürünü denemeye teşvik etmektedirler.

Dumansız Tütün Tüketiminin Fiziksel ya da Mental Etkileri Nedir?

 Kanser: Bu ürünler kansere yol açan yani kanserojen ürünlerdir. Kanser, özellikle bu ürünlerin ağız içinde tutulduğu alanlarda gelişmektedir, ancak dudak, dil, yanak ve boğazda da gelişebilmektedir.

 Lökoplaki: Bu ürünleri kullanan kişilerde yanak içlerinde, dişetlerinde, bazen de dilde küçük beyaz noktalar şeklinde karşımıza çıkan bir lezyondur. Nedeni tütünün özsuyunun yarattığı tahriş olabilir. Bu lezyon prekanserözdür, yani ileride kansere dönüşebilmektedir.  

Kalp hastalıkları: Organik içerikleri karbon, hidrojen, nitrojen ve bazen oksijenden oluşan nikotinin uyarıcı etkisi kalp hızını ve kan basıncını arttırmakta ve bazen düzensiz kalp atışlarına yol açmaktadır.

Dişeti ve diş hastalıkları: Dumansız tütün ürünleri dişleri kalıcı olarak boyar, ağız kokusu yapar ve diş kayıplarına yol açar. Ayrıca çok yoğun şeker içerikleri nedeniyle dişin koruyucu tabakasını eriterek çürük ve ağız içi yaralara yol açarlar. Ayrıca bu maddelerin devamlı teması nedeniyle dişetlerinde çekilmelere yol açabilirler.

 Ağız Kanserinin Erken Bulguları Nelerdir? 

  • Kolayca kanayan ve iyileşmeyen aftlar
  • Ağız veya boyunda şişlik ve kalınlaşma
  • Geçmeyen şişlik ya da yaralar
  • Geçmeyen kırmızı ya da beyaz alanlar
  • Çiğneme, yutma ve çeneyi oynatmada güçlük

Bu gibi durumlarda en kısa sürede bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurulmalı, bu ürünlerin kullanımına hemen son verilmelidir.

Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makale

ÇOCUKTA OBEZİTE VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARIYLA İLİŞKİSİ

Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre erişkinlerin % 34′ü olması gereken kilonun üzerinde, %31′i (ort. 60 milyon)  ise obez olarak saptanmış. Yani toplamda 127 milyon Amerikalı kilolu! Halbuki 42 yıl önce %13′ü, 1980′de %15′i obez idi!

 

Son 20 yılda aşırı kilolu ya da obez çocuk sayısında, panik olunacak şekilde 2 kat artış mevcut. Günümüzde 6-11 yaş grubunda %15′den fazla, 12-19 yaş grubunda da %15′den fazla çocuk aşırı kilolu ya da obez!

Aşırı kilolu ile obez arasında ne gibi farklar vardır? Genellikle bu 2 terim birbiri yerine kullanımaktaysalar da aslında farklı şeyleri ifade eder.

Aşırı kilolu: BMI (body mass index=vücut kitle indeksi, yani kilo/boy2) 25 ve üzerinde ise

 Obez: BMI 30 ve üzerinde ise

Morbid obez: BMI 40 ve üzerinde ise (Morbid demek, şişmanlığa bağlı hastalıkların ortaya çıkma riski yüksek demektir.)

Obezite, aslında erişkin yaşta görülen bazı hastalıkların çocukluk çağında ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Bu çocuklar Tip 2 Diabet (şeker hastalığı), karaciğer yağlanması, kolesterol yüksekliği (ileri yaşlarda damar sertliği ve kalp krizi riski!), femur başı epifizinde kayma, menstrüasyon bozuklukları, uyku apnesi, metabolizma düzensizlikleri ile karşı karşıya kalırlar. Bunun yanısıra işin psikojenik kısmına bakarsak, depresyon, kendine güvensizlik ve arkadaşlarından izolasyon da sıktır.

Çocuklarda Şişmanlık ve Otorinolaringolojik Problemler:

 ● Uyku apnesi:

Uyku apnesi olan çocuklarda bir gecede 10-60 kez 1 dakika ya da daha uzun süreyle nefes durmaktadır. Havayolu ya tamamen kapanmakta (apne) ya da kısmen daralıp yavaş yüzeyel solunum gerçekleşmektedir(hipopne). 2-5 yaş grubu çocukların %1-3′ünde uyku apnesi/hipopnesi görülmektedir. Genellikle nedeni bademciklerde aşırı büyüklüktür. Bunun yanısıra aşırı kilo da varsa, göğüs kafesi ve karnın nefes alma sırasındaki karşılıklı hareketinde bozulma da eklenip durum daha ciddi bir hal alabilir. Obez çocuklarda, uyku apnesinin cerrahi tedavisinde hipertrofik genizeti-bademciklerin ameliyatla alınması oldukça etkili bir yöntemdir, ancak bu çocuklara özel olarak hastanın hastanede 1 gece yatması önerilir.

 Amerikan Pediatri Akademisi, obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesinin (OSAS) çocukluk çağında tedavi edilmediği takdirde, ciddi komplikasyonlara yol açacağını vurgulamaktadır. Bunlar büyümede gerilik, öğrenmede gecikme, dikkat ve davranış bozuklukları ile kalp-damar hastalıklarıdır. 

 ●  Orta kulak iltihabı:

Amerika’da her yıl 15-30 milyon kişinin doktora başvurma nedeni akut orta kulak iltihabı (AOM) ve kronik kulak sorunlarıdır, özellikle de çocuklarda en sık başvuru nedeni orta kulak iltihabıdır. Son yıllarda artan orta kulak iltihabı sıklığının aşırı kiloyla direkt ne gibi bir ilişkisi olduğu net olarak anlaşılamamış olsa da, özellikle kendini ifade edemeyen küçük çocuklarda, çocuğun kulağındaki rahatsızlıktan dolayı sürekli ağlamasının verilen çukulata-şekerler ya da abur cuburlarla susturulmaya çalışılması ve bunun da kiloda artışa yol açtığı iddia edilmektedir. Texas’ta yapılan bir bilimsel çalışma obez çocukların adenotonsillektomi sonrası yoğun bakımda kalma ve CPAP(maske ile soluma) ihtiyacının oldukça fazla olduğunu göstermiştir.

 Ne yapılmalı? 

 

 Çocuğunuz aşırı kilolu ya da obez ise, mutlaka takip eden Çocuk Doktorunuza danışarak sağlıklı bir diyet programına girmesi sağlanmalı, ailelerin çocuklara örnek teşkil ettiği düşünülürse, evdeki tüm fertlerin yemek alışkanlıkları da ona göre düzenlenmeli, eve abur cubur alınmamalı, ailece spor yaparak çocuk da bu konuda teşvik edilmeli, ek sağlık sorunlarının mevcudiyetinde bunlara yönelik tedaviler yapılmalı, uyku apnesi durumunda ise bir KBB hekimine başvurulmalı, eğer nedeni büyük oranda aşırı büyümüş bademcik-genizeti ise bunlar cerrahi olarak alınıp havayolu pasajı açılmalıdır. 

Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makale