<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/category/larinks-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>EPİGLOTTİT</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/epiglottit/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/epiglottit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[epiglottit]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ötme]]></category>
		<category><![CDATA[salya akıtma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1887</guid>
		<description><![CDATA[Yutkunma sırasında gırtlağın üst kısmını kapak gibi kapatarak yiyeceklerin soluk yoluna kaçmasını önlemekle görevli epiglotun iltihabıdır. Şiddetli ödem ve kıkırdakta erimeye kadar giden ciddi ve acil tedavisi gereken bir enfeksiyondur. Genellikle 2-8 yaş arası çocuklarda görülür.  Etkeni: Çoğunlukla H. İnfluenza B tipi  Bulaş: Virüs vücuda damlacık yoluyla boğazdan girer.  Seyri: Şiddetli boğaz ağrısı, yüksek ateşle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yutkunma sırasında gırtlağın üst kısmını kapak gibi kapatarak yiyeceklerin soluk yoluna kaçmasını önlemekle görevli epiglotun iltihabıdır. Şiddetli ödem ve kıkırdakta erimeye kadar giden ciddi ve acil tedavisi gereken bir enfeksiyondur. Genellikle 2-8 yaş arası çocuklarda görülür. </p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Çoğunlukla H. İnfluenza B tipi </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Virüs vücuda damlacık yoluyla boğazdan girer. </p>
<p><strong>Seyri:</strong> Şiddetli boğaz ağrısı, yüksek ateşle başlayıp hızla ilerleyerek çocukta genel durumda bozulma, yutma güçlüğü, ötme, nefes darlığı ve boğazında yumru varmış gibi kabalaşmış bir sese neden olur. Çocuk çok hasta, endişeli,boğaz ağrısından çok şikayetçidir, nefes alabilmek için belden yukarısını öne doğru eğip oturup vücudunu kolları ile destekler. Dili hafif dışarıdadır ve tükrüğünü yutamadığı için devamlı salya akıtır. Kruptaki gıcık şeklinde öksürük bunda görülmez. Çocuk 2 yaşından küçükse salyayı yutamamaya bağlı öksürük, ötme, morarma belirgindir.</p>
<p> <strong>Tanı:</strong> Klinik yönden yapılır. Mümkünse boğazda derin endoskopi yapmaktan kaçınılmalıdır, çünkü dile fazla bastırılması, epiglota bağlı enflame sinir uçlarını uyararak nefesin durmasına neden olabilir. Mikrop, olabildiğince epiglotu fazla uyarmadan alınabilirse boğaz kültürü ile ya da kan kültürü ile tespit edilebilir. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Çocuk hemen doktora götürülmeli, hastaneye yatırılarak İV yoldan kuvvetli antibiyotikler verilerek, oksijen desteği verilmelidir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar:</strong> Acil tanı konulup tedavi edilmezse ölümcül olabilir. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> H. Influenzaya karşı aşılama yapılarak</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/epiglottit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GIRTLAK KANSERİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-kanseri/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-kanseri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 09:35:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[asbest]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlağın alınması]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[larinks kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[reflü]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=187</guid>
		<description><![CDATA[  Dünyada 2002 yılında erkeklerde 5.801.839, kadınlarda 5.060.657, toplamda 10.862.496 kanser olgusu saptanmıştır (cilt kanserleri hariç). En sık rastlanan kanserler, akciğer (%12.4), meme (%10.6), kolorektal (%9.4), mide (%8.6), prostat (%6.2) olarak sıralanmaktadır. ABD&#8217;de birinci sırada prostat (%16,9) kanseri vardır ve diğerleri meme (%15.5), akciğer (%12.6), kolorektal (%10.6), mesane (%4.6) kanserleri olarak sıralanmaktadır. Avrupa&#8217;da 38 ülke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: left;">Dünyada 2002 yılında erkeklerde 5.801.839, kadınlarda 5.060.657, toplamda 10.862.496 kanser olgusu saptanmıştır (cilt kanserleri hariç). En sık rastlanan kanserler, akciğer (%12.4), meme (%10.6), kolorektal (%9.4), mide (%8.6), prostat (%6.2) olarak sıralanmaktadır.</p>
<p>ABD&#8217;de birinci sırada prostat (%16,9) kanseri vardır ve diğerleri meme (%15.5), akciğer (%12.6), kolorektal (%10.6), mesane (%4.6) kanserleri olarak sıralanmaktadır.</p>
<p>Avrupa&#8217;da 38 ülke için 1995 yılında yeni kanser vakası sayısı 2.6 milyon ve kanserden ölüm sayısı ise yaklaşık 1.6 milyondur. En sık görülen kanser türleri akciğer (%14.5), kolorektal (%12.8), meme (%12.3), prostat (%11) ve mide (%7.9) kanserleridir. Avrupa&#8217;da erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer (%22), kolorektal (%12), prostat (%11), mide (%9), mesane (%7), kadınlarda ise meme (%26), kolorektal (%14), mide (%7), akciğer (%6), korpus uteri (%6) ve servikstir (%6)*.</p>
<p>Türkiye&#8217;ye bakarsak Sağlık bakanlığı kanser kayıt verileri değerlendirildiğinde 1994 yılında 20100 kanser olgusu bildirilmiştir. Bunun 12000&#8242;i  erkek, 8000&#8242;i kadındır. Bu veriler değerlendirildiğinde erkeklerde en sık karşılaşılan kanser türleri Akciğer, Lösemi- Lenfoma, Mide kanseri, Prostat ve Larinks kanseridir. Kadınlarda ise bunlar Meme, Lösemi-Lenfoma ve Rahim kanseri olarak sayılabilir.**</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Larinks (Gırtlak) Kanserinin Nedenleri:</span></strong></p>
<p>Bu kanserin gelişiminde pek çok faktör bulunmaktadır, baş-boyun kanserlerinin %90&#8242;ı bilinen kanserojenlerle temas sonrası gelişmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p><strong><a href="http://www.seciltotan.com/?p=170" target="_blank">Sigara kullanımı</a>: </strong>Larinks kanseri hastalarının %95&#8242;inden fazlası sigara içicisidir. Sigara genlerde değişiklikler yaparak, üst solunum yoluna giren karsinojenlerin temizlenme mekanizmasını bozarak ve vücut savunma mekanizmalarını zayıflatarak kanser oluşumuna yol açar.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Alkol: </strong>Alkolün kanser oluşumunu kolaylaştırıcı etkisi olduğu saptanmıştır. Özellikle de sigara ile birlikte kullanıldığında sigaranın zararlı etkilerini arttırmaktadır. Amerikan Kanser Birliği günde 1 bardak alkol tüketiminin dışına çıkılmaması gerektiğini bildirmiştir.</p>
<p><strong>Diğer Risk Faktörleri: </strong>HPV (insan papilloma virüsü), <a href="http://www.seciltotan.com/?cat=84" target="_blank">reflü</a>, mesleki maruziyet (gemi işçilerinde asbest vb.) bunlar arasında sayılabilir. A vitamini ve beta-karoten ise koruyucu role sahiptir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Larinks Kanserinin Bulguları Nelerdir?</span></strong></p>
<ul>
<li>Kalıcı ve ilerleyici ses kısıklığı</li>
<li>Yutmada belirgin güçlük</li>
<li>Yutma sırasında artan ve tıbbi tedaviyle geçmeyen boğaz ağrısı</li>
<li>Nefes almada zorluk</li>
<li>Kulağa vuran ağrı</li>
<li>Boyunda kitle</li>
</ul>
<p> Bu şikayetleri olan kişilerin en kısa sürede bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurması gerekmektedir.  </p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Larinks Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?</span></strong></p>
<p>Tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ya da bunların değişik kombinasyonları önerilmektedir. Kanserin gırtlakta tuttuğu bölgeler ve yayılımı, boyuna atlayıp atlamamasına göre sadece ses tellerinin alınmasından tutun <a href="http://www.seciltotan.com/?p=173" target="_blank">gırtlağın tamamen alınmasına </a>kadar pek çok cerrahi teknik seçilebilir.,</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Unutmayınız ki kişide genetik yatkınlık da olsa, larinks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Tek yapmanız gereken sigara ve alkolden uzak durmaktır!  </span></p>
<pre>*http://onkder.org/text.php3?id=677, Türk Onkoloji Dergisi, 2007,</pre>
<pre>Cilt 22, Sayı 4, Sayfa(lar) 172-182, SSK Okmeydanı Eğitim ve</pre>
<pre>Araştırma Hastanesi Onkoloji Merkezi'nin 1999-2004 yılları</pre>
<pre>kanser istatistikleri, Mustafa İZMİRLİ ve ark.</pre>
<pre>**http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/onkoloji/</pre>
<pre>kanser_epidemiyolojisi.htm</pre>
<pre>***Bu yazının hazırlanmasında American Academy of</pre>
<pre>Otolaryngology-Head and Neck Surgery'nin web sitesindeki</pre>
<pre>ilgili makaleden yararlanılmıştır.</pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GIRTLAK AMELİYATI SONRASI KONUŞMANIN SAĞLANMASI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-ameliyati-sonrasi-konusmanin-saglanmasi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-ameliyati-sonrasi-konusmanin-saglanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 16:01:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[barton düğmesi]]></category>
		<category><![CDATA[botox]]></category>
		<category><![CDATA[elektrolarinks]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik gırtlak]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlağın alınması]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak protezi]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[larenjektomi]]></category>
		<category><![CDATA[özofagus konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[ses protezi]]></category>
		<category><![CDATA[silikon protez]]></category>
		<category><![CDATA[singer-blom protezi]]></category>
		<category><![CDATA[TEP]]></category>
		<category><![CDATA[trakeo-özofageal zımba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=173</guid>
		<description><![CDATA[Nasıl konuşuruz?   Normalde konuşmanın gerçekleştirilmesinde 3 fizyolojik mekanizma birlikte çalışmaktadır. İlki körük gibi havayı gırtlağa doğru basan akciğerlerdir. İkincisi birbiriyle birleşip ayrılmaları sırasında bu havada dalgalanma yaratarak ses çıkmasını sağlayan gerçek ses telleridir. Ses telleri konuşma sırasında saniyede 85-255 kere titreşerek bir siklus oluşturur. Bu sayede titreşen hava dalgası üçüncü mekanizma olan &#8220;ses rezonatörleri&#8221;ne gelir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong><span style="color: #ff9900;">Nasıl konuşuruz?</span></strong></div>
<div><span style="color: #000000;"></span></div>
<p><span style="color: #000000;"> </p>
<p>Normalde konuşmanın gerçekleştirilmesinde 3 fizyolojik mekanizma birlikte çalışmaktadır. İlki körük gibi havayı gırtlağa doğru basan akciğerlerdir. İkincisi birbiriyle birleşip ayrılmaları sırasında bu havada dalgalanma yaratarak ses çıkmasını sağlayan gerçek ses telleridir. Ses telleri konuşma sırasında saniyede 85-255 kere titreşerek bir siklus oluşturur. Bu sayede titreşen hava dalgası üçüncü mekanizma olan &#8220;ses rezonatörleri&#8221;ne gelir ki, bunlar yutak, yumuşak damak, yanaklar, dudaklar ve özellikle dilden oluşur. Bu organlar titreşen sesi anlamlı kelimelere dönüştürürler.</p>
<p></span></p>
<p><span style="color: #ccffff;"><span style="color: #000000;">Üst solunum yolları kanserlerinin en sık yerleştiği ikinci yer gırtlaktır. Tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi çeşitli yöntemler bir arada ya da tek başına uygulanır. Tüm bu tedavilerde amaç mümkün olduğunca gırtlağın bütünlüğünü korumak olsa da ileri derecede kanser tutulumu olan vakalarda maalesef bazen gırtlağın tamamen alınması (total larenjektomi) gerekebilmektedir. </span> </span></p>
<p><span style="color: #3366ff;"><strong><span style="color: #ff9900;">Gırtlak alındıktan sonra konuşma nasıl gerçekleştirilebilir?</span> </strong></span></p>
<p>1859&#8242;lu  yıllarda bu soruya yanıt aramak üzere ses protezleri geliştirilmeye başlanmıştır. İlk yapay gırtlak Çek fizyolog  Johann Czermak tarafından dizayn edilmiştir. İlk olarak havayolu  geçirdiği bir enfeksiyon sonrasında tamamen tıkanarak soluk borusuna delik açılmak (<span style="color: #ff0000;">trakeotomi</span>) zorunda kalınan 18 yaşında bir kızda denenmiştir. Alet soluk yoluna giden bir tüp ve metal bir düdük ağzından oluşmaktaydı. Hasta düdüğü öttürünce ses oluşuyordu. Son 60 yılda bu cihaz üzerinde pek çok düzenlemeler yapılmış olsa da bu ses protezi soluk borusundaki çevre dokularda tahriş yaratarak solunum yolu enfeksiyonlarında artış, ağrı ve buna bağlı kullanım güçlüğü nedeniyle zamanla kullanımdan kalkmıştır.  </p>
<p>1874&#8242;te Carl Gussenbauer tarafından ilk başarılı larenjektomi (gırtlağın tamamen alınması ameliyatı)  gerçekleştirilmiştir 36 yaşında bir din adamına uygulanan bu ameliyat sonrasında hasta 4 ay hastanede yatmış ve evine Gussenbauer  tarafından dizayn edilen yapay gırtlakla konuşmayı öğrenmiş olarak gönderilmiştir. <span style="color: #ff0000;">&#8220;Yapay gırtlak&#8221;</span> bir kamış yoluyla soluk borusundaki havanın yutağa geçirilmesi mekanizmasına dayanmaktadır.  </p>
<p>1922&#8242;de  Seeman ilk defa olarak yemek borusunun üst kısmının yeni bir gırtlak gibi çalışarak ses üretimine katkısı olabileceğini saptamıştır. Bu durumda mide ve yemek borusunun alt kısmı hava deposu olarak kullanılmaktadır. Bu şekilde konuşmaya &#8220;yemek borusu konuşması&#8221; <span style="color: #ff0000;">(özofagus konuşması)</span> adı verilmektedir.</p>
<p>1927&#8242;de Beck ilk defa ses yaratmak amacıyla <span style="color: #ff0000;">trakeo-özofageal fistül</span> yapılması (soluk borusundan yemek borusuna doğru oluşturulan delik) fikrini ortaya atmıştır.</p>
<p>1929&#8242;da  Bell Laboratorları, tip 2A adı verilen yeni bir tür yapay gırtlak dizayn etmişlerdir. Bu aletin özelliği ağızla soluk borusundaki kalıcı delik (<span style="color: #ff0000;">stoma</span>) arasındaki hoparlöre bağlanan ve bir tüp içinde titreşen düdük dilinden oluşmaktadır. Tüp yoluyla düdük ağzından geçerek soluk borusuna itilen hava, yapay konuşma oluşturmak üzere konuşmacının ağzında şekillendirilir. Bu model, ufak tefek değişiklikler yapılarak, yıllarca Western Elektrik Şirketi tarafından pazarlanmıştır.  </p>
<p>1942&#8242;de, bilinen ilk elektronik gırtlak olan Sonovox, Wright tarafından geliştirilmiştir. Bu alette boynun yumuşak dokularından iletilen ses boğazda oluşturulmaktadır. Bu cihaz pek çok elektronik gırtlağın (<span style="color: #ff0000;">elektrolarinks</span>) dizaynına yol açmıştır ve ayrıca Walt Disney&#8217;in ünlü &#8220;Dumbo&#8221; çizgi filmindeki trenin seslendirilmesinde kullanılmıştır.</p>
<p>1957&#8242;de Dr. Herbert Cooper ve Rand Development Corporation mühendisleri tarafından geliştirilip pazarlanan Cooper-Rand ağız tipi elektronik gırtlak, diğerlerinden farklı olarak ses yüksekliği ve tınısını bağımsız olarak kontrol edebilmektedir.</p>
<p>1960&#8242;da Asai <span style="color: #ff0000;">trakeo-özofageal şant</span> (soluk borusuyla yemek borusu arasında bağlantı) yoluyla sesin restorasyonunu ortaya atmıştır. Başlangıçta 3 ayrı müdahale gerektiren, sonrasında müdahalenin bire indiği bu yöntemin olumsuz yanları şantın bozulması, daralması ve aspirasyon (yiyecek ve içeceklerin soluk borusuna kaçması) idi.</p>
<p>1979&#8242;da Singer ve Blom <span style="color: #ff0000;">trakeo-özofageal zımba (tracheoesophageal puncture-TEP)</span> ve <span style="color: #ff0000;">silikon protezi</span> ortaya attılar. O zamandan günümüze değin bu kişilerin sundukları bu çözüm, yöntemde ve protezde pek çok değişikliklere uğramasına rağmen kullanılagelmektedir.  </p>
<p>Günümüzde total larenjektomi sonrası konuşmanın restorasyonunda temel 3 yöntem kullanılmaktadır:</p>
<p>1. Özofagus konuşması</p>
<p>2. Elektronik gırtlak</p>
<p>3. Trakeo-özofageal zımba (TEP) ve silikon protez</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff9900;">Özofagus konuşması:</span></strong></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong> </strong></span>Özofagus konuşması, 1980&#8242;lerin başına kadar 100 yıldan fazla süredir gırtlaksız konuşmada temel metod olmuştur. Kişi ağız ve yutağa hava pompalayıp bunu yemek borusuna gönderip daha sonra geğirerek yutak-yemek borusu bileşkesini titreştirmekte, bu sırada ses rezonatör organları (dil, dişler, dudak, vb.) sayesinde bu sesi patlar şekilde olan bir konuşmaya çevirmektedir.</p>
<p>Bu yöntemin avantajları yapay gırtlaktan daha az dikkat çekici olması, tükendikçe alınması gereken pil vb. bir parçaya ihtiyaç olmaması, mekanik bir ses yaratmaması, ek cerrahi gerektirmemesi ve eller kullanılmadan konuşma yapılabilmesidir.</p>
<p>Bu yöntemin en büyük dezavantajı ise pek az larenjektomili hastanın bu konuşmayı becerebilmesidir. Özofagus konuşmasında başarılı olunabilmesi için aylarca konuşma terapisi yapılması gerekir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff9900;">Elektronik gırtlak:</span></strong></span><span style="text-decoration: underline;"><strong> </strong></span></p>
<p>2 tür elektronik gırtlak bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Eksternal (dışarıdan uygulanan) tip: En sık kullanılanıdır, boyundan uygulanır.</li>
<li>Ağız tipi (ağız içinden uygulanan cihaz)</li>
</ul>
<p>Eksternal tip olanı boyun yan tarafı, çene altı ya da yanağa temas ettirilerek kullanılır. Ses titreşimi metal ya da plastik bir başlık yoluyla boyundaki dokular aracılığıyla yutak, yemek borusu girişi ve ağız kavitesine iletilir,  ses rezonatörleri ile konuşma oluşturulur. Pek çok boyun tipi cihaz, özel bir adaptörle ağız içi cihaza dönüştürülebilir. Ağız kavitesinin arka kısmına bir tüp yerleştirilerek oluşturulan ses konuşmaya çevrilir. Ağız içi cihazlar, deri yoluyla yeterli ses iletimini beceremeyen hastalarda tercih edilir. Ayrıca ameliyat ve radyoterapi sonrası boyundaki yara ve şişliklerin iyileşmesi döneminde de seçilebilir.  </p>
<p>Her iki tür de  elektrikle çalışır. Sert davul gibi bir membrana pille çalışan elektomanyetik bir pistonun çarpmasıyla bir titreşim elde edilir, bunun frekansı normal insan sesi frekansına yakındır. Sonrasında bu ses dil, diş, dudak ile anlaşılabilir bir konuşmaya dönüştürülür.</p>
<p>Elektronik gırtlağın en büyük avantajları kullanımının kısa sürede öğrenilebilmesi, ameliyattan hemen sonra kullanılabilmesi, rölatif olarak maliyetinin düşük olması ve bakımının kolay olmasıdır. Dezavantajları ise mekanik bir ses yaratması, kontrollerin ayarlanabilmesi için ellerden birinin devamlı kullanılıyor olması, pil bağımlı olması, ağız tipinin devamlı tükürük ve gıdalarla temas nedeniyle sık temizleme gerektirmesi ve ağız kavitesine bir tüp yerleştirilmesi zorunluluğudur.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff9900;">Trakea-özofageal zımba (TEP) ve silikon protez :</span></strong></span>TEP, günümüzde larenjektomi (gırtlağın alınması) sonrası konuşmanın sağlanmasında en çok tercih edilen yöntemdir. Soluk borusu ile yemek borusu arasında cerrahi bir fistül (delik) oluşturulur. Bu delik ya larenjektomi ameliyatı esnasında <span style="color: #ff0000;">(primer tip)</span> ya da ameliyattan haftalar, aylar, yıllar sonra <span style="color: #ff0000;">(sekonder tip)</span> uygulanır. İşlemden birkaç gün sonra klinisyen fistülün uzunluğunu hesaplar, tek taraflı valv sistemine sahip olan uygun bir boy ve tipte protezi seçip yerine yerleştirir. Kişi konuşma sırasında stomayı (gırtlak alındıktan sonra soluk yolunu cilde ağızlaştıran delik) parmağıyla tıkayarak konuşmanın oluşmasını sağlar.  </p>
<p>Trakea-özofageal konuşmanın temelinde soluk verme esnasında soluk borusundaki havanın fistül kanalındaki küçük, silikon valvli protez yoluyla yutağa geçirilmesi mekanizması vardır. Protez tek yön geçişli valv sistemiyle havanın soluk borusundan yemek borusuna geçmesine izin verirken, yiyecek, sıvı ve tükrüğün yemek borusundan soluk borusuna geçişini önlemektedir. Yemek borusuna geçen hava yutak-yemek borusu birleşim yerindeki mukozayı titreştirip ses oluşmasını sağlar, ağız kavitesi ses rezonatör organlarının yardımıyla da bu ses konuşmaya çevrilir.  </p>
<p>Bu protez iki parçadan oluşur: Dış muhafaza ve buna uygun valv. 2 tür muhafaza vardır: Birincisi  <span style="color: #3366ff;">Blom, Singer ve Hamaker tarafından dizayn edilen standart peristomal muhafazadır</span> ki stoma etrafındaki deriye özel bir sıvı yapışkan maddeyle tutturulan bir disk şeklindedir. İkincisi ise 1988&#8242;de Barton ve arkadaşları tarafından geliştirilen <span style="color: #3366ff;">Barton düğmesidir</span> ki, bunda stoma içi bağlantı bulunmaktadır. Yumuşak, silikon maddeden yapılan bu düğme hastanın stoma genişliğine uygun olarak seçilir.</p>
<p>Trakeo-özofageal konuşmanın pek çok avantajı bulunmaktadır. İşlem kişi vazgeçtiği anda geri döndürülebilir. Bu tip konuşma özofageal konuşmadan daha kolay öğrenilmektedir. Hava deposu akciğerler olduğu için daha doğaldır, daha anlaşılabilirdir ve  bir solukta daha çok kelime (25-30) çıkarılabilir. En büyük dezavantajı ise konuşma esnasında bir elle stomayı kapatma zorunluluğudur.</p>
<p style="text-align: left;">Gerçi son zamanlarda el kullanmadan çalışan protezlerin yapılmasıyla bu sorun aşılmıştır. Bir diğer sorun kişinin akciğer kapasitesinin yeterli olmasının gerekliliğidir. Diğer sorunlar özofagus arka duvarının zamanla aşınması ve özofagus yırtığıdır.Primer tip TEP uygulanması radyoterapiye engel teşkil etmemektedir. Yapılan çalışmalarda radyoterapinin primer TEP sonrası komplikasyon oranını arttırmadığı saptanmıştır.  </p>
<p style="text-align: left;">TEP sonrası en sık görülen sorunlardan biri konuşmanın sağlanmasında başarısızlıktır. Bu başarısızlık oranı %3-15 arasındadır. Buna yol açan faktörler hastanın motivasyon ve öğrenme kapasite yetersizliği, nörolojik sorunlar (felç vb.), artrit (ellerini kullanmasına engel olacak eklem sorunları olması) olarak sayılabilir. Ayrıca stomanın daralması, tümörün tekrarlaması, skar dokusu oluşması ve faringoözofageal spazm da başarısızlık nedenidir.  Bu spazmın nedeni yemek borusu orta kısmı hava ile dolduğunda yutak kaslarındaki ani kasılmalardır. %10-12 hastada başarısızlık nedenidir. Botox enjeksiyonları ile bu spazm çözülebilir.</p>
<p>Özetle, larenjektomi sonrası konuşamama hastalar için en rahatsız edici yoksunluk olarak algılanmakta olsa da konuşmanın sağlanabilmesi ve normal yaşama dönülebilmesi için kişiye özel pek çok uygulama bulunmaktadır.  </p>
<p>*KAYNAK: <a href="http://www.bcm.edu/oto/grand/08_25_05.htm">http://www.bcm.edu/oto/grand/08_25_05.htm</a>, Voice Rehabilitation</p>
<p>after Total Laryngectomy- August 25, 2005-Christina L. Corey, M.D.</p>
<p>(Houston-Texas)- Baylor College of Medicine KBB Departmanı Seminer Özetleri</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/girtlak-ameliyati-sonrasi-konusmanin-saglanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OĞLUM NEDEN HALA İNCE SESLE KONUŞUYOR?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/02/oglum-neden-ince-sesle-konusuyor/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/02/oglum-neden-ince-sesle-konusuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Feb 2008 10:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[disfoni]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlikte ses değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[ince ses]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[puberte]]></category>
		<category><![CDATA[seste incelme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[  Ses ve konuşma bozuklukları (disfoni) patolojileri çok değişik etiyolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Organik bir nedene bağlı olmayan, fonksiyonel bir etiyolojisi  olan &#8220;mutasyonel disfoni&#8221; adı verilen türünde, genellikle ergenlik dönemindeki erkek çocuklar seslerindeki incelikten rahatsız olarak doktora başvururlar. Dahiliye hekimlerine başvurduklarında hormonal nedenli disfonilerle karıştırılabileceğinden sıklıkla bu hastalardan çeşitli hormonal tetkikler istenmektedir. Ancak bu patoloji iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="people_speech_img.gif" rel="attachment wp-att-80" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=80"></a></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p>Ses ve konuşma bozuklukları (disfoni) patolojileri çok değişik etiyolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Organik bir nedene bağlı olmayan, fonksiyonel bir etiyolojisi  olan <span style="color: #339966;">&#8220;mutasyonel disfoni&#8221;</span> adı verilen türünde, genellikle ergenlik dönemindeki erkek çocuklar seslerindeki incelikten rahatsız olarak doktora başvururlar. Dahiliye hekimlerine başvurduklarında hormonal nedenli disfonilerle karıştırılabileceğinden sıklıkla bu hastalardan çeşitli hormonal tetkikler istenmektedir. Ancak bu patoloji iyi tanındığı zaman tanısı kolaylıkla konabilmekte ve erken dönemde tedavisi kısa sürede başarıyla yapılabilmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p>Çocuk ses  ergenlik (puberte) öncesi, ergenlik dönemi ve ergenlik dönemi sonrası olmak üzere 3 dönemde gelişmektedir. Ergenlik dönemine kadar kadar kız ve erkek çocuk seslerinde fark olmamaktadır.</p>
<p>Ses değişiklikleri genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. Bu dönemde gelişme hormonlarının etkisiyle larinkste (gırtlak) oluşan anatomofizyolojik değişikliklere de bağlı olarak bir değişim görülmektedir. Larinks büyüklüğü ortalama % 64 artmakta, kord vokaller (ses telleri) ortalama 17 mm&#8217;den 28 mm&#8217;ye uzamakta ve ön açısı 110 dereceden 90 dereceye gelmektedir. Bunun sonucunda erkek sesi yaklaşık 1 oktav, kızınki ise 1/3 oktav kalınlaşmaktadır.  Bu geçiş sırasında ses kabalaşmakta, bazen kısılmakta ve zaman zaman amplitüdü yükseliş ve inişler göstermektedir. Çocuk alışık olmadığı sesin şaşkınlığı içindedir. Değişimlere bağlı olarak seste periodik kısılmalar  ve ani kesilmeler ve laringeal spazmlar oluşabilmektedir.  Zamanla ses sabitleşmekte ve çocuk sesine alışmaktadır. Bu adaptasyon fazını süresi  erkeklerde 6 ay-1 yıl,  kızlarda ise 6 hafta-3 ayı bulmaktadır. Ses sabitlenince yetişkin sese yakın bir ses oluşmaktadır. </p>
<p>Pubertede oluşan bu değişimler fizyolojik olarak kabul edilmektedir. Ergenlikten sonra erkek çocuğunun sesinin inceliğinin sürmesi, kız çocuğunun ise olması gerekenden daha ince olarak kalması &#8220;mutasyonel disfoni&#8221; için önemli bir bulgudur.</p>
<p>Mutasyonel disfonili hastalar sosyal yönden çekingen hastalardır. Genelde psikiyatriyi ilgilendirecek derecede sorunları olmamaktadır. Ancak gerek tanı koymada gerekse tedavi süresinde hasta psikolojik yönden incelenmeli ve gerekli destek sağlanmalıdır. Patolojinin ve  uygulanacak tedavinin hastaya iyice anlatılması ve güven verilmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Mutasyonel disfoni, erken tanı konduğu zaman kısa süreli konuşma terapisi ile düzelebilen bir patolojidir. 12 yaşından sonra 1 yılı aşan ses bozukluklarında hemen konuşma terapisine başlanmalı, hasta ve ailesi bu konuda iyi bilgilendirilip bilinçlendirilmeli ve terapiye onların da destek vererek katılmaları sağlanmalıdır.</p>
<pre style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;">*Bu yazının hazırlanmasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi</pre>
<pre style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;">KBB Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinden Sn. Prof. Dr. Atilla YAVUZER</pre>
<pre style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;">ve Sn. Prof. Dr. Fatih ÖĞÜT'ün "Mutasyonel Disfoniye Yaklaşımımız</pre>
<pre style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%;">ve Sonuçlarımız" konulu makalesinden yararlanılmıştır.</pre>
<p><script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\' type=\\\\'text/javascript\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/02/oglum-neden-ince-sesle-konusuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SES HASTALIKLARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/02/ses-kisikligi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/02/ses-kisikligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Feb 2008 08:14:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[disfoni]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[larinks]]></category>
		<category><![CDATA[laryngitis sicca]]></category>
		<category><![CDATA[nodül]]></category>
		<category><![CDATA[polip]]></category>
		<category><![CDATA[presbilarinks]]></category>
		<category><![CDATA[reflü]]></category>
		<category><![CDATA[reinke ödemi]]></category>
		<category><![CDATA[ses kısıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[ses teli felci]]></category>
		<category><![CDATA[ses teli kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[spazmodik disfoni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[    Larinks yani gırtlağın 3 temel fonksiyonu vardır: Havayolunun sağlanması, Alt havayollarının korunması ve Ses üretimi.   *Havayolunun sağlanması, gırtlağın yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü sayesinde olur. Gırtlağın alt kısmındaki, gırtlağı soluk borusuna mekanik olarak bağlayan kıkırdak halkada herhangi bir sorun olması havayolunda problem oluşturur. *Gırtlak alt solunum yollarına bir şey kaçmasını engeller. Bu koruma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="singing-sweet.jpg" rel="attachment wp-att-82" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=82"></a></p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Larinks</strong> yani gırtlağın 3 temel fonksiyonu vardır: Havayolunun sağlanması, Alt havayollarının korunması ve Ses üretimi.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p><strong>*</strong>Havayolunun sağlanması, gırtlağın yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü sayesinde olur. Gırtlağın alt kısmındaki, gırtlağı soluk borusuna mekanik olarak bağlayan kıkırdak halkada herhangi bir sorun olması havayolunda problem oluşturur.</p>
<p>*Gırtlak alt solunum yollarına bir şey kaçmasını engeller. Bu koruma fonksiyonu için gırtlak ve boğazın kas ve duyu bütünlüğünün sağlam olması gerekmektedir. Yutma sırasında gırtlak yükselir ve epiglot denilen yaprak şeklindeki kıkırdak kapak, gırtlak girişini kapatır. Ses telleri kapanır ve üst yemek borusu kasları açılır. Böylece yiyecek havayolundan uzaklaştırılıp yemek borusuna yönlendirilir.</p>
<p>*Ses üretimi gırtlağın karışık bir fonksiyonudur. Ses üretimi sırasında ses telleri bir araya gelerek titreşirler. Titreşim hem akciğerlerden gelen hava akımının hem de ses teli yüzey dokusunun etkileşimi sonucu olur. Ses tellerinin gerginliği ve katılığı ayarlanarak sesin perdesi değiştirilir. Ses teli geriliminin arttırılması sonucu ses teli titreşim frekansı artar ve tiz bir ses oluşur. Ses tellerindeki veya gırtlaktaki patolojiler sonucu ortaya ses kısıklığı çıkar- ki buna tıp dilinde <strong><em>Disfoni</em></strong> adı verilir.</p>
<p>Normal bir ses teli inci beyazı renktedir, her iki ses teli konuşma sırasında orta hatta birleşir ve çevresindeki yapılar pembe renktedir. Aşağıda bu yapıların anormalliklerinde ne gibi hastalıklarla ve şikayetlerle karşılaşıldığını okuyacaksınız.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;"><strong>Ses teli nodülü:</strong></span></span> Ses tellerinin yanlış ya da aşırı derecede kullanılmasına bağlı oluşan bir tür nasırdır. Çocuklarda ve bayanlarda daha sık karşımıza çıkarlar. Bu nodüller genellikle her iki ses telinde aynı hizada bulunur ve ses tellerinin orta hatta kapanmasına engel olup konuşma esnasında kapanırken hava kaçağı yaratarak sesin pütürlü (raspy), soluklu (breathy) olmasına yol açarlar.  Çoğu vaka vokal hjyenin sağlanması (sigara vb. irritanların ortadan kaldırılması), bol sıvı tüketimi (günde en az 8 su bardağı su)  ve konuşma terapisi ile tedavi edilebilmektedir. Bunlardan genellikle %20 kadarında tedaviye direnç ortaya çıkmakta ve mikrolaringeal cerrahiye gidilebilmektedir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;"><strong>Ses teli polipleri:</strong></span></span> Bunlar çoğunluklu erişkin erkeklerde görülen, ses tellerinin titreşen kenarında yer alan ve ses tellerinin orta hatta birleşmesine engel olan iyi huylu lezyonlardır. Polipler kısık (hoarse), soluklu (breathy) bir ses üretimine ve seste çabuk yorulmaya yol açarlar. Tıbbi tedavi veya konuşma terapisi yanıt verebilirler.  Bu tedavilerden fayda görülmediğinde mikrolaringeal cerrahi gerekebilmektedir. Bu durumu tetikleyen faktörlerden olan <em>Laringofaringeal Reflü&#8217;</em>yü de beraberinde tedavi etmek yerinde olacaktır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;"><strong>Laryngitis sicca:</strong></span></span> Ses tellerinin yetersiz su tüketimine bağlı olarak kurumasıdır. Ses tellerini ıslatıp kayganlığını sağlamakla görevli olan salgının bu nedenden ötürü kalın, yapışkan bir sıvıya dönüşmesi ses tellerinin titreşimine engel olmaktadır. Tedavisinde vokal hjyenin sağlanması (sigara vb. irritanların ortadan kaldırılması) ve  bol sıvı tüketimi önerilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">Ses teli içine kanama:</span></span> </strong>Ses tellerinin agresif ya da uygunsuz kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan nadir görülen bir durumdur. Genellikle bir kavga esnasında çok bağırma ya da bir maç sırasında ses tellerini zorlayacak tarzda aşırı tezahüratta bulunma sonrası karşımıza çıkar. Nedeni ses tellerine ait küçük damarların, doku içine kanayacak şekilde yırtılmasıdır.  Tedavisinde ses istirahati, bol sıvı tüketimi, tıbbi tedavi önerilmektedir.</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Reinke Ödemi</span></strong><span style="text-decoration: underline;">:</span></span> Ses tellerinin 1/3 ön bölümündeki epitel tabakasının altında &#8220;Reinke boşluğu&#8221; yer almaktadır. Ses telleri, uzun süre aşırı ve yanlış kullanım ve  yoğun sigaraya maruz kalma sonucu kalınlaşmakta, kabalaşmakta, bu boşluğu dolduran koyu bir sıvı nedeniyle aşağıya doğru sarkan su kesecikleri haline gelmektedir ki buna Reinke Ödemi denir. Hastanın şikayeti genellikle sesinin kalınlaşmasıdır. Ödem ilerledikçe ses kısıklığı da artmaktadır. İleri vakalarda nefes darlığı da olabilmektedir. Tedavide öncelikle irritan faktörler önlenmelidir. Etyolojide rol oynayabilecek alerji, reflü ya da kronik enfeksiyonlar tedavi edilmelidir. Erken vakalarda cerrahiye gerek kalmadan konuşma terapisi ile başarılı sonuçlar alınabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Ses teli kanseri</span></strong><span style="text-decoration: underline;">:</span></span> Baş ve boyun kanserlerinin %30 kadar bir kısmı sigara kullanımı ve alkol gibi spesifik faktörlere uzun süre maruz kalmayla yakın ilişkilidir. Özellikle de ses teli ve gırtlak kanseriyle sigara kullanımı çok daha fazla ilintilidir. Pek çok gırtlak kanseri ses değişimine neden olur. 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimlerinde bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurmanız gerekir.  Her ne kadar pek çok ses değişikliğinin nedeni kanser değilse de işi şansa bırakmamalısınız. Sadece ses tellerini tutan kanserler, erken tanı konulduğu takdirde  radyoterapi veya  cerrahi ile %96&#8242;ya yakın oranda tedavi edilebilmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">İnkompetan larinks:</span></span> </strong>Ses tellerinin biri veya ikisinin birden yetersiz çalışmasına yol açan<strong> </strong> tam felç (paralizi), kısmi felç (parezi), ses tellerinin tutunduğu hareketli bir yapı olan krikoaritenoid eklemin enflamasyonu gibi patolojilere bağlıdır.  Tedavisi konuşma terapisi ve hastalığın tipine göre çeşitli cerrahi yöntemler uygulamaktır.  </p>
<ul>
<li><span style="color: #339966;"><strong>Tek taraflı ses teli felci:</strong></span> Ses tellerinden sadece birinin hareket etmesini engelleyen bazı özel hastalıklarda veya durumlarda (tiroid cerrahisi sonrası vb.)<strong> </strong> konulma sırasında zayıf olan ses teli sağlam olanla orta hatta buluşamaz ve buna bağlı hava kaçağı olur. Bu durumda ses soluklu (breathy), zayıf olur ve kişi ara ara derin bir nefes alarak konuşmak zorunda kalır.  Tüm gün bu şekilde konuşmaya çalışan kişide baygınlık hissi, yorulma, sıvı ya da katı gıda tüketimi sırasında öksürme ve bunları nefes borusuna kaçırma karşımıza  çıkabilmektedir.</li>
<li><strong><span style="color: #339966;">İki taraflı ses felci:</span> </strong>Her iki ses telinde hareket problemi olması ciddi bir sorun yaratabilir.  Eğer ses telleri orta hatta birbirine yapışık şekilde kalıp felç olursa kişide soluk borusunun girişinin tamamen kapalı olması nedeniyle nefes almada güçlük ortaya çıkacak ve bu durumda da acilen trakeotomi (soluk borusuna boyun cildinden ulaşacak şekilde delik açıp özel bir tüp koyma) açılması gerekecektir. Eğer ses telleri tam ortada birleşecek şekilde değil de birbirinden biraz ayrık olarak felç olmuşsa kişi ses çıkarabilse de yine de bir dereceye kadar solunum sıkıntısı çekebilir. Ses telleri birbirinden çok uzak kalacak şekilde felç olmuşsa konuşma bozulacaktır.</li>
</ul>
<p><span style="color: #339966;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Presbilarinks (Yaşlılık dönemi disfonisi) :</span></strong><strong> </strong></span> Ses tellerini hareket ettiren kasların ileri yaşta zayıflaması ve incelmesi sonucu karşımıza çıkan bir patolojidir. Normal bir gırtlağa oranla kitlece azalmış olan ses telleri orta hatta birleşememektedir. Bunun sonucunda kısık (hoarse), soluklu (breathy) ve zayıf bir ses tonu oluşur. Bu durum ses tellerinin kitlesini arttıracak yağ enjeksiyonu vb. ile düzeltilebilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">Spazmodik disfoni:</span></span></strong>  Laringeal distoni ya da diğer adıyla Spazmodik disfoni (SD) gırtlak kaslarının bir veya bir kaçının istemsiz kasılması sonucu boğulur gibi gergin ya da düzensiz ses teli açılıp kapanmaları sonucu konuşma sırasında hava kaçakları şeklinde duraklamalarla giden konuşmaya yol açan bir patolojidir. Tedavisi   spazm yapan kaslara Botox® uygulanması ve konuşma terapisidir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">Fonksiyonel bozukluklar:</span> </span></strong></p>
<ul>
<li><span style="color: #339966;"><strong>Kas gerilim bozukluğu:</strong></span> Larinks kaslarının aşırı kasılması sonucu  ses telleri ve çevre dokuların yumruk gibi bir hal alıp normal titreşimi engelleyecek şekilde ses tellerinin arasından hava geçiş yolunu kapatmasıdır. Ortaya gıcırtılı (squeaky) bir ses çıkar.</li>
<li><strong><span style="color: #339966;">Dysphonia plica ventricularis:</span></strong> Kişinin normal ses telleri yerine, onun hemen üstünde yer alan katlantılarla (yalancı ses telleri) konuşmasıdır.  Bu katlantılar birbirine doğru sıkıştırılarak yaklaştırılınca kaba ve gergin bir ses ortaya çıkar.  Bu durum sonradan öğrenilen bir konuşma şeklidir veya normal ses tellerinin zayıflığına bağlıdır.  Tedavisinde konuşma terapisi ve varsa normal ses tellerindeki zayıflığın giderilmesine yönelik cerrahi girişimler önerilir.</li>
<li><strong><span style="color: #339966;">Paradoksik ses teli disfonksiyonu:</span></strong> Bu durum ses tellerinin nefes alma esnasında normalde birbirinden uzaklaşması gerekirken tam tersi bir araya gelmesi sonucu ortaya çıkar.  Bu durumda kişi nefes alamaz. Genellikle bu kişiler yakınları tarafından astım atağında sanılarak acil servise başvururlar. Bu kişilerde en tipik bulgu nefes alma sırasında konuşmalarıdır.  Tanı öyküye dayanarak atak esnasında fleksibl fiberoptik laringoskop denilen özel bir optik aletle ses tellerinin gözlenmesiyle ispatlanarak konulur. Laringofaringeal reflü şikayetleri artırabilir. Tedavisinde konuşma terapisi gerekir.</li>
</ul>
<p>* Bu yazının hazırlanmasında Texas Voice Center&#8217;a ait web sitesindeki (<a href="http://www.texasvoicecenter.com/diseases.html">http://www.texasvoicecenter.com/diseases.html</a>) bilgilerden yararlanılmıştır.<br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
              var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\\' type=\\\\\\'text/javascript\\\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
              var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/02/ses-kisikligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

