<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; KULAK HASTALIKLARI</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/category/kulak-hastaliklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ANİ İŞİTME KAYBI (AİK)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2012/01/ani-isitme-kaybi-aik/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2012/01/ani-isitme-kaybi-aik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 08:46:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ani işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[çınlama]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü sonrası işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[hiperbarik oksijen tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta ses]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1644</guid>
		<description><![CDATA[  Ani işitme kaybı, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları içinde en gizemli, en kafa karıştırıcı, en tartışmalı olanlarından biridir. Her yıl Amerika&#8217;da yılda 4000 kişi bu durumu yaşamaktadır. Her yaş grubunu tutabileceği gibi, en sık olarak 30-60 yaş arasında görülmektedir.  AİK&#8217;yı tanımlarsak, 3 günden kısa sürede, birden, çoğunlukla tek taraflı ortaya çıkan, işitme testinde (odyometri) bağlantılı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: justify;">Ani işitme kaybı, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları içinde en gizemli, en kafa karıştırıcı, en tartışmalı olanlarından biridir. Her yıl Amerika&#8217;da yılda 4000 kişi bu durumu yaşamaktadır. Her yaş grubunu tutabileceği gibi, en sık olarak 30-60 yaş arasında görülmektedir. </p>
<p style="text-align: justify;">AİK&#8217;yı tanımlarsak, 3 günden kısa sürede, birden, çoğunlukla tek taraflı ortaya çıkan, işitme testinde (odyometri) bağlantılı en az 3 frekansta ortalama 30 dB&#8217;den (desibel=ses şiddet birimi) fazla kayıp olmasıdır (30 dB fısıltı sesinin şiddetidir). %50 hastada beraberinde dengesizlik veya başdönmesi olabilir. <span style="color: #ff0000;">Kulak Burun Boğaz&#8217;ın acillerinden biridir!!!</span> </p>
<p style="text-align: justify;">Kişi işitmesinin azaldığını çoğunlukla sabah kalktığı anda, telefonu o kulağına tuttuğunda ya da eşlik eden tıkanıklık ya da çınlama sesinden rahatsız olma sonucu fark eder. </p>
<p style="text-align: justify;">AİK&#8217;ya yol açabilecek yüzlerce neden vardır. Çoğu kişide neden saptanamaz, sadece %10-15 kişide buna yol açan belli bir etken bulunabilir. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong> </strong></span> </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>AİK&#8217;ya en sık yol açan nedenler şunlardır:</strong></span> </p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Enfeksiyonlar (grip, orta kulak iltihabı, menenjit vb.)</li>
<li>Kafa travması ve yüksek basınca maruz kalma</li>
<li>Ani gürültüye maruz kalmak (kulak önünde aniden çalan yüksek desibelli cep telefonu sesi, kulağa yakından düdük, korna vb. öttürmek, kulaklıkla müzik dinlerken sesin aniden yükselmesi, kişinin çok yakınında maytap, havai fişek, silah patlaması olması, vb.)</li>
<li>İmmünolojik hastalıklar (Lupus, Cogan sendromu vb.)</li>
<li>Ototoksik (kulağa zararlı) ilaç kullanımı (yüksek doz aspirin, bazı kanser ve romatizma ilaçları, gentamisin türü antibiyotikler vb.)</li>
<li>Dolaşım ve pıhtılaşma sorunları</li>
<li>Toksik nedenler (yılan ısırması vb.)</li>
<li>Nörolojik nedenler (multipl skleroz=MS, akustik nörinom vb.)</li>
<li>Meniere Hastalığı</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">Eğer bu nedenlerden hiçbiri saptanmamışsa, idiyopatik (nedeni bilinmeden ortaya çıkan) AİK tanısı konulur. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Tanı:</strong></span> </p>
<p style="text-align: justify;">Öykü, işitme tetkikleri ve gerekirse bazı laboratuar testleri, beyin MR, vb. radyolojik tetkiklerle ayırıcı tanı yapılarak konulur. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Tedavi:</strong></span> </p>
<p style="text-align: justify;">Kişinin olay ortaya çıktıktan sonra ne kadar kısa sürede Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurduğu, tedaviden alınacak yanıtı o kadar etkilemektedir!!! </p>
<p style="text-align: justify;">Nedeni çoğunlukla saptanamadığı için tedavisi ampiriktir ve farklı tedavi modaliteleri bulunmaktadır. İlk uygulanan tedavi kortizondur. Bu sayede işitme hücrelerindeki ödem giderilmekte ve can çekişmekte olan hücrelerin beslenip oksijenlenmesi hedeflenmektedir. Kortizon kullanımı sırasında tuz kısıtlaması da yine aynı nedenle önemlidir. Yine tedavide damar genişleticiler, kan sulandırıcılar, plazma genişleticiler, idrar söktürücüler, çeşitli vitaminler (özellikle B kompleks ve A) kullanılabilmektedir. Bu dönemde kişi gürültüden korunmalıdır. </p>
<p style="text-align: justify;">Son zamanlarda başlangıçta tedaviye ek olarak ya da medikal tedaviden fayda görmemiş/ geç başvurmuş kişilerde Hiperbarik Oksijen Tedavisi de oldukça etkili bir tedavi şeklidir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için lütfen <a title="HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ" href="http://www.itf.istanbul.edu.tr/sualtihekimligi/index_dosyalar/Page394.htm" target="_blank">tıklayınız&#8230; </a> </p>
<p style="text-align: justify;">Kişinin yaşı, ek sağlık sorunları olup olmaması, sigara-alkol kullanımı olup olmaması, mesleki anlamda devamlı gürültüye maruz kalıp kalmaması gibi pek çok faktör, tedaviye verilen yanıtı değiştirebilmektedir. Bazı hastalarda işitme kaybı tamamen tedavi edilebilmekteyken, bazılarında tedaviye rağmen kalıcı olabilmektedir. </p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;">Yukarıdaki tüm bilgilerin sonucunda şunu söylemek lazım: İşitmenizde kısmen de olsan bir azalma, 24 saati geçen devamlı çınlama gibi bir şikayetiniz varsa, çoğu hastamızın yaptığı gibi, &#8220;Kulak kiridir, dur bakalım 1-2 gün bekleyeyim&#8221; demeyip, EN ACİL ŞEKİLDE bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurunuz!!!</span> </p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">KAYNAKLAR: </p>
<ol style="text-align: justify;">
<li>Sudden Sensorineural Hearing Loss , James O. Fordice, MD, November 18, 1993, BCM Bobby R. Alford Department of Otolaryngology-Head and Neck Surgery</li>
<li>http://www.nidcd.nih.gov/health/hearing/sudden.asp, NIH Pub. No. 00-4757, Updated March 2003</li>
</ol>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;" lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2012/01/ani-isitme-kaybi-aik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UÇAK YOLCULUĞU VE KULAK AĞRISI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 May 2011 05:28:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[dekonjestan]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zarında yırtılma]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta kanama]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[öztaki tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[saman nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[seröz otit]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[uçak inerken kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[Valsalva manevrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor? Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor?</span></strong></li>
</ul>
<div class="mceTemp"><em>Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çeker, &#8220;seröz otit&#8221; gelişir, bu sıvı nedeniyle işitme daha da bozulur. Son aşamada ise bu sıvıya yerleşen mikroplar orta kulak iltihabını başlatırlar ve kulak ağrısı artar, işitme kötüleşir, ateş çıkar. </em></div>
<p><em>Östaki tüpü ağzının tıkanmasının en sık görülen nedenleri nezle-grip ve saman nezlesidir (alerjik rinit).  Kişide bu hastalıkların varlığında uçuş, dalış, yüksek rakımlara çıkma vb. dış ortam basıncını arttırıcı bir ortamda bulunma durumunda östaki tüpü iki taraf arasındaki basıncı dengelemede yetersiz kalır ve  özellikle de uçağın inme anında kulak zarının içeri doğru vakumlanması kişide çok şiddetli kulak ağrısına neden olur. Hatta kulak zarında yırtılma, orta kulağa kanama da görülebilir. Bu nedenle hasta iken yani burun tıkalı iken uçuş vb. yapılmamalıdır. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Hasta iken uçağa binmem gerekirse ne gibi önlemler almalıyım?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Burnu açık tutmak için uçak kalkmadan 15 dk önce ve özellikle de uçak inişe geçmeden 15 dk önce burnunuzu temizleyip dekonjestan burun spreyi (Otrivine, İliadine vb.) sıkınız. Hatta uçuş süreniz 3 saatten uzun ise ve yüksek tansiyon, prostat büyüklüğü, kalp hastalığı, göz tansiyonu, epilepsi gibi bir hastalığınız yoksa  uçuştan 1 saat once almak ve dozunu tekrarlamak kaydıyla dekonjestan tabletlerden (Sudafed, Rinogest vb. ) de kullanabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Uçuş boyunca sık aralarla sakız çiğnemek, kulakta basınç hissettiğiniz anda yutkunmak, esnemek veya su içmek, Valsalva manevrası yapmak (burun ucunu parmaklarla sıkıp  once yutkunup  sonra yanakları şişirip ağzınınzdan ve burnunuzdan hava kaçırmayacak şekilde sümkürmek) da faydalı yöntemlerdir. </em></p>
<p><em>Küçük çocuklar ve bebekler maalesef Valsalva vb. manevralar yapamayacakları veya kulaklarındaki basıncı ifade edemeyecekleri için mutlaka sık aralarla burunları temizlenmeli, 2 yaş altında ise tuzlu su, üstünde ise çocuk dekonjestan sprey ve şurupları kullanılmalıdır. Meme emen bebeklerde ise uçak kalkış ve inişlerinde, kendiniz kulağınızda basınç hissettiğinizde  mutlaka bebeğinizi emziriniz, emme hareketi östaki tüpü ağzındaki kasların çalışmasını ve böylece tüpün ağzının açık kalmasını sağlar. Biberon kullanan bebekler için de özellikle iniş sırasında aynı kural geçerlidir. </em></p>
<p><em>Uçak inişe geçtiğinde, yutkunma ile östaki ağzını açmayı uyurken gerçekleştiremeyeceğiniz için uyanık olmaya gayret ediniz.</em></p>
<p><em>Kulağı ani basınç değişikliklerinden korumak üzere kulak tıpası da kullanılabilir, özellikle küçük çocuklarda bunu tercih edebilirsiniz. Veya kulağın ön kısmında yer alan meme gibi çıkıntıyı dış kulak yoluna doğru bastırarak da aynı etkiyi sağlayabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Tüm bu önlemlere rağmen uçuş sonrası kulak ağrınız veya işitme kaybınız varsa, mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir. </em></p>
<pre>KAYNAK:http://www.deafnessresearch.org.uk </pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/05/ucak-yolculugu-ve-kulak-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK ZONASI (Ramsay Hunt Sendromu)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/10/kulak-zonasi-ramsay-hunt-sendromu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/10/kulak-zonasi-ramsay-hunt-sendromu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 07:14:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zonası]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta yara]]></category>
		<category><![CDATA[varicella zoster]]></category>
		<category><![CDATA[varisella zoster]]></category>
		<category><![CDATA[yüz felci]]></category>
		<category><![CDATA[zona]]></category>
		<category><![CDATA[zona zoster]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1727</guid>
		<description><![CDATA[  Ramsay Hunt Sendromu, kulak kepçesinin, dış kulak yolunun ve/veya ağız mukozasının akut periferik yüz felci ile giden Varicella Zoster (VZV) adı verilen virüsün yol açtığı bir zona türüdür. Virüs yüz sinirini tutmaktadır. Bu sinirin innerve etiği bölgeler olan kulak kepçesi, dış kulak yolu, dilin 2/3 ön kısmı, yumuşak damakta içi su dolu kesecikler şeklinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Ramsay Hunt Sendromu, kulak kepçesinin, dış kulak yolunun ve/veya ağız mukozasının akut periferik yüz felci ile giden Varicella Zoster (VZV) adı verilen virüsün yol açtığı bir zona türüdür. Virüs yüz sinirini tutmaktadır. Bu sinirin innerve etiği bölgeler olan kulak kepçesi, dış kulak yolu, dilin 2/3 ön kısmı, yumuşak damakta içi su dolu kesecikler şeklinde uçuklar ve bunların patlayıp iltihaplanması sonucu açığa çıkan yaralar ile gider.</p>
<p>VZV, çocuklarda sık görülen ve oldukça bulaşıcı olan su çiçeğinin etkenidir. Suçiçeği iyileştikten sonra, tüm uçuk virüslerinin hareket tarzı olan sinir bölgesine yerleşme, VZV için de geçerlidir. Kafa sinirleri ve bunların gangliyonlarında sessiz bir şekilde bekleyen virüs, kişinin direnci düştüğü anda, ilgili sinirin etkili olduğu alanlarda yukarıda bahsedilen zona döküntüleriyle karşımıza çıkar.</p>
<p>Kişide ilk önce şiddetli kulak ağrısı başlar, kulak memesinden yukarıya yayılan bir ağrıdır. Birkaç saat-gün içinde de döküntüler belirir. En geç 1 hafta içinde o taraf yüz kaslarında zayıflık, gözde kapanma kusuru, dudak kenarında sarkma, yanak-burun arası yüz çizgisinde silinme görülür, zamanla yüz felci oturur. Beraberinde o kulakta çınlama, işitme kaybı, başdönmesi, başağrısı, hafif ateş, boyunda beze olabilir.</p>
<p>Tanı klinik bulgularla konmaktadır, ikincil enfeksiyon durumunda hemogram, sedimentasyon vb. bazı kan tahlilleri, yara yeri kültürü gerekebilir. İşitme kaybı ve çınlama durumunda işitme testleri istenir. Yüz felcinin gidişatını takip etmek üzere elektronörografi ve elektromyografi istenebilir.</p>
<p> Tedavisinde VZV virüsüne karşı Asiklovir ve yüz felcini azaltmak için kortikosteroidler seçilmektedir. Kapanmayan gözün doğal gözyaşı jelleri ile nemlendirilmesi ve gece uyurken kişinin o gözünü özel pedlerle kapatması önerilir. Şiddetli ağrıyı gidermek üzere Karbamazepin tercih edilebilir. Hasta tedavi başladıktan sonra 2. hafta, 6. hafta ve 3. ay kontrole çağrılmalıdır.</p>
<p>Genellikle prognozu iyidir, ancak yüz felci hastaların %50&#8242;sinden azında tamamen düzelir. Yüz felci düzelmeyen kişilerde 6 ay beklendikten sonra, gerekirse sinir transferleri vb. cerrahi işlemler planlanabilir. Bu dönemde gözün korunması çok önemlidir, hatta göz kapağının kapanmasını sağlayıcı göz kapağı altına altın plak yerleştirme yöntemi seçilebilir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></span></p>
<p>KAYNAK: Ramsay Hunt Syndrome-Augusto A Miravalle, MD<strong>,</strong> Fellow, Department of Neurology, Beth Israel Deaconess Medical Center, Harvard Medical School, Updated: Aug 20, 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/10/kulak-zonasi-ramsay-hunt-sendromu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORTA KULAK İLTİHABI (OTİTİS MEDİA)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/orta-kulak-iltihabi-otitis-media/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/orta-kulak-iltihabi-otitis-media/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:34:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[Otitis media]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1865</guid>
		<description><![CDATA[  Orta kulak iltihabı çocuklarda en sık doktora başvurma nedenlerinden biridir. Genellikle küçük çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkinleri de etkileyebilmektedir. 6 yaş altı tüm çocuklar 1 ya da 2 kez orta kulak iltihabı geçirir. Sıklıkla kışın ve ilkbaharın ilk aylarında karşımıza çıkar. Etkeni: Pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni virüs ile Pnömokok, H. influenza, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<div id="attachment_1868" class="wp-caption alignleft" style="width: 213px"><img class="size-medium wp-image-1868" title="orta kulak iltihabı-seciltotan" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/08/orta-kulak-iltihabı-seciltotan-290x300.jpg" alt="Fotoğraf tarafıma ait olup izinsiz kullanılamaz. " width="203" height="210" /><p class="wp-caption-text">Fotoğraf tarafıma ait olup izinsiz kullanılamaz. </p></div>
<p>Orta kulak iltihabı çocuklarda en sık doktora başvurma nedenlerinden biridir. Genellikle küçük çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkinleri de etkileyebilmektedir. 6 yaş altı tüm çocuklar 1 ya da 2 kez orta kulak iltihabı geçirir. Sıklıkla kışın ve ilkbaharın ilk aylarında karşımıza çıkar.</p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Pek çok üst solunum yolu enfeksiyonu etkeni virüs ile Pnömokok, H. influenza, Moraxella cataralis gibi bakteriler. Grip ve RSV sonrası sıklıkla ikincil bakteriye bağlı kulak enfeksiyonu görülür.</p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> Viral etkenlerde genellikle 3-7 gündür. Bakteriler virüslerin üzerine ilave oldukları için tam bir kuluçka döneminden söz edilemez.</p>
<p><strong>Süresi:</strong> Genellikle 10 gün sürer.</p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Orta kulak iltihabı tek başına bulaşıcı değildir, buna yol açan nezle-grip virüsü burun salgıları yoluyla hapşırmakla, enfekte ellerle temas etmekle bulaşır. Bunların bulaştığı kişide eğer bağışıklık yetersizse, geniz eti, deviasyon gibi burun tıkanıklığına yol açan anatomik bir sorunu var ise, nezle-grip iken uçak yolculuğu yapmış ise östaki tüpünün (orta kulakla burun  arasında genizde yer alan ince bir kanal) enfeksiyona bağlı olarak şişip kapanması nedeniyle orta kulak iyi havalanamaz ve bu kişi de dolaylı olarak orta kulak iltihabı yaşayabilir. </p>
<p><strong>Seyri: </strong>Şiddetli kulak ağrısı, ateş, bebekse huzursuzluk ve devamlı ağlama, kulakta tıkanıklık, işitmede azalma, bazen bulantı, kusma ile gider.</p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Kulak zarı şişmiş olduğu için ve arkasında hareket etmesini önleyen yoğun bir sıvı olduğu için bazen bu baskıya ve enflamasyona dayanamayıp bir yerinden delinip akmaya başlayabilir. Bu durumda çocuğun ağrısı geçer, ateşi düşer ancak bu sefer de orta kulak dışarısıyla temasa geçer ve müzmin orta kulak iltihabına dönüşebilir. Bu nedenle herhangi bir kulak akıntısı olduğunda bir uzmana başvurulması gerekir. Ayrıca tedavi edilmediğinde, özellikle bebeklerde kafada bazı önemli yapılara yayılabilir. Bu nedenden dolayı bebeğinizde huzursuzluk, devamlı o kulağını çekiştirme, kusma, ateş varsa, kulak arkasında şişlik ve kızarıklık ortaya çıkmışsa (mastoidit!) hemen bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir. Bazen kulak enfeksiyonu sonrası orta kulakta sıvı birikebilir. Bu duruma &#8220;seröz otit&#8221; adı verilir ve doktorunuz tarafından sık kontrollerle takip edilmesini gerektiren bir durumdur. Bu sıvı çoğu çocukta 3-6 haftada kendiliğinden kaybolmaktadır. En az 3 aylık takip sonrasında kulaktaki sıvının kaybolmadığı durumlarda, kulağa tüp takılması (ventilasyon tüpü) gerekebilmektedir.</p>
<p><strong>Tanı:</strong> Çocuk Hastalıkları Uzmanı veya Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından kulak zarı ve orta kulağın muayenesi ile konulur.</p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Son yıllarda dünyanın pek çok yerinde 2 yaşın üstünde ve hasta görünmeyen çocuklarda, etken çoğunlukla virüsler olduğu için, 2 gün antibiyotiksiz bekleme seçeneği kabul görmüştür. Çocuk günaşırı kontrol edilerek, 48-72 saatte düzelme olmazsa antibiyotiğe geçilmektedir. 2 yaşın altında ya da kulak ağrısı-ateşi olan çocuklarda ise ilk aşamada antibiyotikler seçilmelidir. Uygun bir antibiyotik seçimi ve gerekli sürede (en az 7 gün, ideali 10 gün)  kullanımı ile orta kulak iltihabı tedavi edilebilir. Beraberinde var olan patolojiye göre ateş düşürücü-ağrı kesici, 2 yaş üstünde gerekirse dekonjestan, antihistaminik (alerji ilacı) ilaçlar, burun damlaları verilebilir. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Grip aşısı, pnömokok aşısı ve karma aşılar önemli koruma sağlar. Nezle-grip olan çocuğun burnunu serum fizyolojiklerle günde2-3 kez yıkamak önemlidir. Ancak kuvvetli sümkürtme ya da burnu içeri doğru çekme orta kulak iltihabını davet edecektir. Olabildiğince çocuk hastayken uçak yolculuğu yapılmamalı, el temizliği ve hjyene özen gösterilmeli, hasta çocuklarla bir araya getirilmemeli, vücut direncini yüksek tutmak için dengeli beslenme, yeterli uyku ve dinlenme sağlanmalıdır. </p>
<p>Bebek ve çocuklarda östaki tüpünün erişkinlere göre kısa ve geniş olması, genize kaçması durumunda mikropların ve yutulan sıvıların rahatça burundan orta kulağa geçmesine yol açar. Özellikle bebeklerin biberonla beslenmesi sırasında ve sonrasında bu konuya çok dikkat edilmesi gerekir. Bebek düz yatırılarak ya da yatağında beslenmemeli, beslenme sonrası 1-2 saat yatırılmamalı, yatağın başı yükseltilerek yatırılmalıdır.</p>
<p>Nezle-grip-orta kulak iltihabı olan çocukların tam iyileşene kadar kreşe/okula gönderilmemesi gerekir.</p>
<p>Ayrıca çocukların yanında sigara içilmemelidir (çocuk odasındayken salonda içiyoruz, sonra havalandırıyoruz gibi açıklamalar yetersizdir, çünkü sigaranın irritan partikülleri oda içindeki eşyalara sinmekte ve ne kadar havalandırılırsa havalandırılsın çocuğu etkilemektedir!!!), yapılan çalışmalarda sigara dumanına maruz kalan çocukların daha sık hasta olduğu görülmüştür.  </p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/orta-kulak-iltihabi-otitis-media/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CEP TELEFONU KULLANIMININ KULAK VE BEYİN ÜZERİNE ETKİSİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/07/cep-telefonu-kullaniminin-kulak-ve-beyin-uzerine-etkisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/07/cep-telefonu-kullaniminin-kulak-ve-beyin-uzerine-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 12:43:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[3G]]></category>
		<category><![CDATA[akustik nörinom]]></category>
		<category><![CDATA[ani işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[bluetooth]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonun kulaklıkla kullanılması]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonunun beyine etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonunun kulağa etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonunun zararları]]></category>
		<category><![CDATA[çınlama]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar cep telefonu kullanmalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[GSM]]></category>
		<category><![CDATA[hertz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[IARC]]></category>
		<category><![CDATA[ICNIRP]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[mikrodalga fırın]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[radyofrekans]]></category>
		<category><![CDATA[SAR değeri]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1750</guid>
		<description><![CDATA[  1980&#8242;lerin başında kullanıma sunulan cep telefonu, devamlı eklenen yeni teknolojik fonksiyonları sayesinde (fotoğraf çekme, görüntülü telefon hizmeti, internet bağlantısı vb.) günümüze kadar  kullanıcı sayısında müthiş hızlı bir artış göstererek tüm dünyada en çok kullanılan elektronik aletler arasında yer almıştır. Ancak cihazın elektromanyetik radyasyon dalgaları üzerinden fonksiyon görmesi, sağlığa olumsuz etkileri olabileceği açısından bu kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>1980&#8242;lerin başında kullanıma sunulan cep telefonu, devamlı eklenen yeni teknolojik fonksiyonları sayesinde (fotoğraf çekme, görüntülü telefon hizmeti, internet bağlantısı vb.) günümüze kadar  kullanıcı sayısında müthiş hızlı bir artış göstererek tüm dünyada en çok kullanılan elektronik aletler arasında yer almıştır. Ancak cihazın elektromanyetik radyasyon dalgaları üzerinden fonksiyon görmesi, sağlığa olumsuz etkileri olabileceği açısından bu kadar rutin kullanımına şüpheyle yaklaşılmasına neden olmaya başlamıştır.</p>
<p>Bu nedenle cep telefonlarının yaydıkları elektromanyetik radyasyon dalga miktarının yasal prosedürlerle sınırlandırılması ve kısa-uzun dönem etkilerinin takibi için, pek çok kuruluş devreye girmiştir. Bunlardan ilki <span style="color: #ff0000;">ICNIRP</span><sup>2 </sup>(International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection), yani Uluslararası Non-İyonize Radyasyondan Korunma Komitesi&#8217;dir. Bir diğer kurum ise <span style="color: #ff0000;">IARC</span> (International Agency for Research on Cancer), yani Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği&#8217;dir ve bu radyasyonun beyin tümörüne yol açıp açmadığına ilişkin pek çok bilimsel çalışmanın yürütülmesini sağlamaktadır.</p>
<p>12.09.2007&#8242;de Amerikan Kulak Burun Boğaz Derneği&#8217;nden yapılan bir basın açıklaması<sup>1</sup> pek çok insanın kafasında &#8220;Acaba cep telefonları işitmeyi bozar mı?&#8221; sorusunu uyandırdı: Basın açıklamasında, yapılan bilimsel bir çalışmada 1 yıldan fazla cep telefonu kullanan 100 kişide işitme kaybında artış olduğu saptanmıştı. Ayrıca günde 60 dakikadan fazla cep telefonu kullananlarda, daha az kullananlara oranla işitme eşiğinde azalma olduğu da belirlenmişti. Bunun üzerine araştırmacılar, cep telefonu kullanımı sırasında kepçede ısınma, kulakta dolgunluk, çınlama gibi kişiyi uyaran şikayetlerin varlığında, derhal cihazın direkt kulağa tutularak kullanımının bırakılmasını, bunun yerine kulaklık (bluetooth değil!) ile kullanılmasını önermekteydi.</p>
<p>Bu yazıda cep telefonlarının yaydığı radyasyonun niteliği  ile son dönemde yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarını tartışıp bu konuda ne gibi önlemler alınması gerektiğini irdeleyeceğiz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>TANIMLAMA</strong> </span></p>
<p>Radyo, televizyon, kablosuz telefonlar, cep telefonları, radar ve uydu gibi telekom sistemleri görünmez elektromanyetik radyasyon ya da radyofrekans dalgaları yayarlar<sup>3</sup> (bkz. aşağıdaki tablo). <span id="more-1750"></span></p>
<p>Radyofrekans dalgaları ayrıca mikrodalga fırınlarda ve kalp aritmilerinin tedavisinde kullanılan diatermi tıbbi cihazları (termoablasyon) ile horlama cerrahisi ve bacaklarda varis tedavisi gibi amaçlarla pek çok cerrahi branş tarafından kullanılan radyofrekans cihazlarında da mevcuttur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Hertz (Hz) nedir?</span></span></strong></p>
<p>Saniye başına oluşan siklusun frekans değeridir. Örneğin bir işlem saniyede 120 kez gerçekleşiyorsa, frekansı 120 Hz&#8217;dir. KiloHz (kHz) bunun 1000 katı, Mega Hz (MHz) 1 milyon katı,  Giga Hz (GHz) ise 1 milyar katıdır. </p>
<p><span style="color: #ff0000;"> <strong><span style="text-decoration: underline;">Radyofrekans nedir?</span></strong></span></p>
<p>Radyofrekans (RF) non-iyonize radyasyondur. İyonize radyasyon saçan röntgen ışınlarıyla kıyaslandığında, DNA&#8217;yı bozup hücre yapısını tamamen değiştirecek kadar zararlı etkiye sahip değildir. Bununla birlikte RF&#8217;in termal ve non-termal etkileri bulunmaktadır.</p>
<ol>
<li><span style="text-decoration: underline;">Termal etki:</span> Elektromanyetik dalgalar dokulara yayıldıkça ısı üretmektedir, bu da mikrodalgaların ve medikal diatermi cihazlarının kullanım amacına uygundur. 350-500 kHz RF yayan cihazlar ya da 2 GHz üzerindeki mikrodalgalar termoablasyon cerrahisinde kullanılmaktadır. Doku içindeki sıcaklık 50-100 <sup>o</sup>C&#8217;ye kadar çıkmakta ve bu da dokuda nekroz (doku ölümü) ve koagülasyona (dokunun yanması) neden olmaktadır. 100 <sup>o</sup>C&#8217;nin üstündeki ısılarda doku buharlaşmakta ve kömürleşmektedir. Bu cihazların kafaya/kulağa tutulması sonucunda başağrısı,  kulak kepçesinde ve o taraf yüz derisinde ısınma-yanma hissi, kan-beyin bariyeri değişiklikleri oluşabilmektedir.<sup>4</sup> Yapılan bazı çalışmalarda ise cep telefonu kullanımı sırasında kafa içi ısısının 0,11 <sup>o</sup>C&#8217;den daha fazla ısınmadığı, ancak kulak kepçesinde sıcaklık hissi olabileceği belirtilmektedir.<sup>3</sup> Radyo-televizyon ileticilerinin gücü pek çok kilowatt&#8217;ı (güç kaynağının verdiği akım gücüne watt denir!) değerine ulaşmakta, cep telefonu istasyonlarınınki ise 100 watt&#8217;ı aşmaktadır. Bununla birlikte, cep telefonlarının ele alınıp kulaklıkla kulağa kullanılması durumunda 0.01-2 watt güç oluşmaktadır.      </li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Non-termal etki</span>: Biyolojik dokularda herhangi bir ısı değişikliği olmaksızın, hücre içinde elektriksel güç uyarılması, &#8220;ısı şoku proteinleri&#8221; sentezini arttırmaktadır. Bu da kanser hücrelerinin oluşumunu tetikleyebilecek bir faktördür. Bilimsel yayınlarda bu etkiye bağlı olarak uyku paterninde değişiklikler, kan basıncı artışı ve bilişsel fonksiyonlarda etkilenme olduğu tanımlanmaktadır. Non-termal etkinin uzun dönem sonuçları, bu konuda yapılmış hücre düzeyinde çalışmaların henüz tamamlanmamış olması nedeniyle henüz bilinmemektedir. </li>
</ol>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Cep telefonu ağları ve Hz değerleri: </span></span></strong></p>
<p>Cep telefonu ağları 3 temel bantta çalışır: 900 MHz, 1800 MHz ve 2.2 GHz. Bu ağlar 2 farklı teknoloji kullanırlar: 1. Mobil İletişim için Global Sistem (GSM), 2. Universal Mobil Telekomünikasyon Sistemi (UMTS). 900 ve 1800 MHz frekans bantlarına sahip olan GSM tüm dünyada en çok kullanılan 2. kuşak teknoloji iken,  2,2 GHz frekans bandındaki UMTS ise 3G teknolojisi olarak bilinen 3. kuşaktır ve hızla GSM&#8217;in yerini almaktadır.</p>
<p> <strong>Uluslararası Non-İyonize Radyasyondan Korunma Komitesi (ICNIRP)</strong>, yapılan bilimsel çalışmalara ve sağlık risklerine dayanarak bu tür cihazların yaydığı elektromanyetik alan (EMF) limitlerini hesaplayıp sınırlandırmaktadır. Lokal (anatomik bölgeye özgü) enerji emilimi yüksek olabilir ve enerji depolanma oranı watt/kilogram üzerinden hesaplanarak <strong><span style="color: #ff0000;">SAR (spesifik emilim oranı)</span></strong> değeri olarak belirtilir. (Tüm cep telefonlarının SAR değerlerini öğrenmek için Amerikan Federal İletişim Komitesine ait  <a href="http://www.fcc.gov/cgb/sar/ " target="_blank">http://www.fcc.gov/cgb/sar/ </a>adresindeki web sitesine girip bilgi alabilirsiniz.)</p>
<p>İngiltere&#8217;de<strong> </strong>ICNIRP tarafından cep telefonlarının kafaya yaymasına izin verilen maksimum SAR limiti 1 W/kg&#8217;dır, pek çok GSM şebekesi bu değerin altında çalışır. Ancak 3G sistemine sahip cep telefonlarında bu değer aşılmaktadır, bu nedenle ürün kullanıcı rehberinde bu tür cep telefonlarını kullanırken, veri aktarırken vücuttan en az 25 mm uzakta tutmanız gerektiği ve vücutta taşınırken özel kılıflı klipsli kemere takılarak taşınması gerektiği yazmaktadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Cep telefonlarının kulak ve beyine etkisi:</span> </span></strong></p>
<p> Bu konuda özellikle Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği (IARC)&#8217;nin öncülüğünde yapılan pek çok bilimsel çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalar çoğunlukla erişkinler ve deney hayvanları üzerinde yapılmıştır, çocuklar ile ilgili çalışmalar henüz yetersizdir.</p>
<p>İşitme ile ilgili yapılan çalışmalarda, cep telefonu kullanımının işitmede herhangi bir kayıba yol açmadığı saptanmış olsa da bunlar kısa süreli çalışmalar olduğu için 10 yıl ve üzerinde cep telefonlarına maruz kalan kişilerde işitmenin ne kadar etkilendiği henüz bilinmemektedir.</p>
<p>Beyin tümörleri açısından bugüne kadar yapılan en geniş kapsamlı ve en uzun süreli araştırma, IARC tarafından koordine edilen ve 2000 yılında başlatılan, 13 ülkeyi kapsayan <strong>Interphone Çalışması&#8217;</strong>dır. Bu çalışmada RF enerjisini en çok emen dokulardaki 4 tip tümör üzerinde durulmuştur: beyin tümörü tipleri olan gliom ve menengiom, akustik nörinom (işitme siniri kaynaklı tümör) ve tükrük bezi tümörleri. Bu çalışmanın sonucunda 17 Mayıs 2010&#8242;da yapılan basın açıklamasında cep telefonu kullanan kişilerde bu tür tümörlerin görülme sıklığının kullanmayanlara oranla <span style="text-decoration: underline;">artmadığı</span> saptanmıştır. Ancak bu 10 yıllık sürede, çalışmaya alınan kişilerin günümüzdeki kadar yoğun cep telefonu kullanmadıkları (çalışmada kişi başına yıllık kullanım süresi ortalama 100 saatti, yani ayda 2-2,5 saat) ve sahip oldukları telefonların SAR değerlerinin ise günümüzün en son teknolojik özelliklerine ve yüksek SAR değerlerine sahip olanlardan çok daha eski teknolojide olduğu aşikardır. Bu nedenle IARC cep telefonlarının karsinojenik etkilerini araştıran bu Interphone çalışması uzatılmış ve kapsamı genişletilmiştir. 24-31 Mayıs 2011&#8242;de çalışmanın ilk özetinin halka sunulacağı belirtilmiştir.<sup>5</sup></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> <strong>SONUÇ</strong></span></p>
<p>Bu konu hakkında onlarca makale tarayıp araştırma yaparak bu yazıyı yazmaya karar vermemde 4 hastam etkili olmuştur. Bir tanesi cep telefonu şarja takılı iken konuşmaya çalışmış ve bu sırada oluşan bir patlama sonrası yüzde yanık, telefonu tutan elinde yanık, kulak zarında yırtılma ve işitme kaybı, çınlama şikayetiyle acile başvurmuştu. Bir başkası, telefon şarjda değilken konuşma esnasında ani bir patlama sesi duyup çınlama ve işitme kaybı yaşayan ileri yaşta bir bayandı, ani işitme kaybı (ayrıntılı bilgi için <a title="ANİ İŞİTME KAYBI" href="http://www.seciltotan.com/2010/06/ani-isitme-kaybi-aik/" target="_blank">tıklayınız</a>!) tanısı ile kortizon ve hiperbarik tedavi almasına rağmen işitmesinde kısmen düzelme oldu. Diğer 2 hastamda ise birisini aramak üzere numarayı tuşladıktan hemen sonra telefonu kulağına tuttuğu sırada birden yüksek şiddette bir arama sesiyle ani işitme kaybı yaşamıştı, biri olayın hemen arkasından başvurduğu için %100 düzeldi, diğeri 15 gün gecikmeyle başvurduğu için kısmen düzelebildi. </p>
<p>Cep telefonlarının hatta mikrodalga fırınların erişkinlerde, özellikle de çocuklardaki uzun dönem etkileri, çalışmaların yetersizliği nedeniyle henüz bilinemediği için, olabildiğince çocukların bu tür cihazları kullanması engellenmeli ya da çocukların yaşadıkları ortamlarda (ev, kreş, okul) kullanımı kısıtlanmalıdır. </p>
<p>Cep telefonu sadece acil durumlarda kullanılmalı ve çok kısa konuşmalar yapılmalıdır.   </p>
<p>Cep telefonlarını direkt olarak kulağa tutmak yerine, kulaklık yoluyla kullanmak beyine ve işitme organına radyasyon yayılma oranını % 90 azaltmaktadır.<sup>6 </sup></p>
<p><sup> </sup><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p> KAYNAK:</p>
<ol>
<li>http://www.newswise.com/articles/view/533259/</li>
<li>http://www.icnirp.de</li>
<li>Aracy Pereira Silveira Balbani, Jair Cortez Montovani. Mobile phones: influence on auditory and vestibular systems. Rev Bras Otorrinolaringol 2008;74(1):125-31.</li>
<li>Khalil S, Nunez DA. Do mobile &#8216;phones have a detrimental impact on auditory function? Laryngol Otol. 2006 Oct;120(10):822-6. Epub 2006 May 15.</li>
<li>Interphone study reports on mobile phone use and brain cancer risk- IARC press release, 17 May 2010</li>
<li>Lönn S, Ahlbom A, Hall P, Feychting M. Mobile phone use and the risk of acoustic neuroma. Epidemiology 2004; 15: 653-9.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/07/cep-telefonu-kullaniminin-kulak-ve-beyin-uzerine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PATÜLÖZ ÖSTAKİ TÜPÜ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/07/patuloz-ostaki-tupu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/07/patuloz-ostaki-tupu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 09:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[bağırsak seslerini duymak]]></category>
		<category><![CDATA[boyuna bastırınca ses kayboluyor]]></category>
		<category><![CDATA[kalp atışını duymak]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta çiğneme sesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta takur tukur ses]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta tıkanıklık hissi]]></category>
		<category><![CDATA[nefes alıp verme sırasında kulakta uğultu sesi]]></category>
		<category><![CDATA[östaki ağzı açık]]></category>
		<category><![CDATA[östaki tüpü çalışmıyor]]></category>
		<category><![CDATA[patülöz östaki tüpü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1742</guid>
		<description><![CDATA[  İlk olarak 1864&#8242;de Scwartze tarafından tanımlanan ve 1867&#8242;de Jago tarafından tam anlamıyla tarif edilen bu durum, normalde yutkunma ve çiğneme sırasında açılıp diğer zamanlarda kapalı olması gereken östaki tüpünün devamlı olarak açık kalması nedeniyle kulak zarının soluk alıp verme sırasında dalgalanması ve buna bağlı bazı şikayetlere yol açması olarak tanımlanabilir. Görülme sıklığı % 0.3-6.6&#8242; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>İlk olarak 1864&#8242;de Scwartze tarafından tanımlanan ve 1867&#8242;de Jago tarafından tam anlamıyla tarif edilen bu durum, normalde yutkunma ve çiğneme sırasında açılıp diğer zamanlarda kapalı olması gereken östaki tüpünün devamlı olarak açık kalması nedeniyle kulak zarının soluk alıp verme sırasında dalgalanması ve buna bağlı bazı şikayetlere yol açması olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Görülme sıklığı % 0.3-6.6&#8242; dir ve bunların %10-20&#8242;si bu durumdan şikayetçi olup doktora başvurur. Kadınlarda görülme oranı daha fazladır.</p>
<p>Nedeni çoğunlukla belirsiz olsa da hızlı kilo verme ve hamilelik gibi hazırlayıcı faktörler olduğu bilinmektedir. Bunun dışında östaki tüpü kaslarını etkileyen sistemik kas hastalıkları (MS, felç vb.) da buna yol açabilmektedir. Nadiren doğum kontrol hapları ve idrar söktürücü bazı ilaçlar buna neden olabilmektedir.</p>
<p>Kişi ara ara kulakta tıkanıklık hissi, nefes alıp verme sırasında kulakta uğultu sesi, kendi iç seslerinin (kalp atışı, mide-bağırsak gurultusu, solunum sesleri vb.) kulakta toplanması hissi, kulakta ses yankılanması, yemek yerken kulağında çiğneme sesi şikayetleriyle doktora başvurabilir.</p>
<p>Bunların yanısıra başdönmesi ve işitme kaybı da olabilir, çünkü orta kulağa kademeli olarak girmesi gereken hava, açık kalan östaki ağzından devamlı olarak orta kulağa çekildiği için bu basınç değişiklikleri, kulak kemikçik hareketleri ile iç kulağa iletilebilmektedir.</p>
<p>Tanı öykü ve klinik bulgulara göre konulur. Kişi boynundaki büyük damarlara bastırmakla ya da başını eğmekle sesin ortadan kalktığını ifade edebilir. Muayenede kulak zarına bakılırken kişinin nefes alıp vermesi ile senkronize kulak zarı hareketi olması tipiktir. Kişinin burnu önden kapatılıp yutkundurulduğunda, içeri çökmesi gereken kulak zarının tam tersine dışarı bombeleştiği, burun kapalı sümkürtüldüğünde ise dışarı bombeleşmesi gereken zarın içeri çöktüğü görülür. Endoskopla geniz bölgesine ulaşıldığında östaki ağızlarının açık kaldığı görülecektir.</p>
<p>Tedavisinde, kişi var olan bu durumdan çok rahatsız ise, bir miktar kilo alması, kullanıyorsa doğum kontrol hapı ya da idrar söktürücü ilaçları bırakması önerilir. Bu önlemlerle rahatlamayan kişilerde kulak zarına tüp takılması önerilebilir. Östaki tüpü ağzını daraltıcı pek çok yöntem olmasına rağmen, yüz güldürücü sonuçları azdır ve komplikasyon riski yüksektir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
<p>KAYNAK: Patulous Eustachian Tube, Alpen A Patel, MD<strong>,</strong> Assistant Professor, Department of Otolaryngology, Emory University; Consulting Staff, Division of Otolaryngology, Veterans Affairs Medical Center of Atlanta; Samuel C Levine, MD, Professor of Otolaryngology and Neurosurgery, University of Minnesota Medical School-Updated: May 29, 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/07/patuloz-ostaki-tupu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK DELDİRME VE KÜPE TAKMA ÜZERİNE TIBBİ UYARILAR</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/kulak-deldirme-ve-kupe-takma-uzerine-tibbi-uyarilar/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/kulak-deldirme-ve-kupe-takma-uzerine-tibbi-uyarilar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 15:51:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[aids]]></category>
		<category><![CDATA[hepatit]]></category>
		<category><![CDATA[keloid]]></category>
		<category><![CDATA[kulak absesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak deldirdikten sonra]]></category>
		<category><![CDATA[kulak deldirdikten sonra bakım]]></category>
		<category><![CDATA[kulak deldirme]]></category>
		<category><![CDATA[kulak deldirmek]]></category>
		<category><![CDATA[kulak delme tabancası]]></category>
		<category><![CDATA[küpe]]></category>
		<category><![CDATA[küpe deliği iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[küpe tabancası]]></category>
		<category><![CDATA[metal küpe allerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[nikel allerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[steril kulak deldirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[    Siz de işe gitmeden önce veya arkadaşlarınızla buluşmaya giderken kıyafet seçimine olduğu kadar takı kutusundan küpe seçmekle vakit harcayanlardan mısınız? Ufacık bir kızken annenizi taklit etmek için klipsli küpelerini gizlice alıp takmadınız mı? Peki ya genç kızlığa geçiş döneminizde kulaklarınızı deldirme hevesiyle coşup taşmadınız mı? İşte bu yazımda bayanların olduğu kadar son yıllarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="pierc_06.jpg" rel="attachment wp-att-79" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=79"></a></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p> </p>
<p>Siz de işe gitmeden önce veya arkadaşlarınızla buluşmaya giderken kıyafet seçimine olduğu kadar takı kutusundan küpe seçmekle vakit harcayanlardan mısınız? Ufacık bir kızken annenizi taklit etmek için klipsli küpelerini gizlice alıp takmadınız mı? Peki ya genç kızlığa geçiş döneminizde kulaklarınızı deldirme hevesiyle coşup taşmadınız mı?</p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">İşte bu yazımda bayanların olduğu kadar son yıllarda erkeklerin de rağbet ettiği kulak deldirme ve küpe takma konusuna tıbbi açıdan değinmek istiyorum. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Liseye başladığım dönemlerde küpe takma merakıma yenilip kendimi bir kuyumcuda tabanca ile kulaklarımı deldirirken bulmuştum. O zamanlar aslında ne kadar büyük riskleri göze aldığımı ve bu masum hevesin başıma neler açabileceği hakkında en ufak bilgim bile olmadığını şimdi farkediyorum. Kulak deldirmenin özel teknikleri ve hjyen açısından dikkat edilmesi gereken bazı kuralları mevcuttur. Bazı kişilerin kulaklarını deldirmesi sakıncalıdır; bunlar yara yeri enfeksiyonuna yakalanma riski yüksek olan şeker hastaları, pıhtılaşma mekanizması bozuk olan özel bazı kan hastalıkları olanlar, yara iyileşmesi sırasında dokunun aşırı reaksiyonu sonucu sert, kabarık ve kötü görünümlü yara izi anlamındaki “keloid” dokusu oluşturma ihtimali olanlar ( bunu anlamak için aşı yerlerinizde bu tür kabarıklıklar olup olmadığına bakmanızı tavsiye ederim), deldirme işlemi sırasında strese bağlı atak geçirebilecek epilepsi hastaları, deldirme bölgesinde mantar vb. cilt hastalığı olanlar şeklinde sıralanabilir. Ayrıca kulak deldirme işlemi sırasında hjyen kurallarına dikkat edilmediği takdirde kulak memesi veya kepçesinde şiddetli iltihap, abse, hatta kulak kıkırdağında erime ve ileride buna bağlı deformiteler, kan yoluyla hepatit-B ve AİDS gibi hastalıkların bulaşması vb. risklere maruz kalınabilir. Bunun dışında nikel vb. metallere allerjisi olanlarda, deldirme işlemi sırasında kullanılacak tabanca, iğne veya küpelerin allerjen madde içermemesine dikkat edilmesi gerekir. </span></p>
<p> <span style="color: #339966;">Kulak nasıl delinmeli?</span></p>
<p><span style="color: #339966;"> </span><span lang="TR">Kulak deldirme işlemi için kuyumcu, dövme dükkanları vb. nonhjyenik yerlerden çok hjyenik şartların kullanıldığından emin olduğunuz ve bu işlemi yapan sağlık kurumlarını tercih etmelisiniz. İşlemi gerçekleştirecek olan kişi steril eldiven giymeli, delik açılacak olan bölge sterilize edici özel solüsyonlarla temizlenmeli, delme işleminde kullanılacak olan küpe steril olarak özel tabancaya yerleştirilmeli ve kulak bu şekilde delinmelidir. Delmek için kulağın kıkırdaksız olan meme kısmı tercih edilmeli, enfeksiyona açık olan, daha az kanlanan ve kıkırdak içeren kulağın diğer kısımları pek seçilmemelidir. Sizler de bu nedenle kulak memesi dışındaki bölgelerin delinmesi için ısrarcı olmamalısınız. Delmede kullanılacak olan küpe sallantısız, en az allerjik olan titanyum veya 14 ayar altın alaşımlı olmalıdır. Çok sıkı ve ufak küpe klipsleri seçilmemelidir. </span></p>
<p><span lang="TR"> </span><span lang="TR"><span style="text-decoration: underline;">Pek çok KBB uzmanı, tabanca yöntemi yerine cerrahi olarak küpe deliği açma tekniğini tercih etmektedir.  Diğer teknikten daha steril,  daha az ağrılı ve daha güvenli bir yöntemdir. </span></span></p>
<p><span lang="TR">Deldirme işlemi sonrasında herhangi bir problem olmadıkça (enfeksiyon, allerji vb.) iyileşme periyodu olan 6 hafta boyunca küpeyi çıkarmamalısınız. Ayrıca halka açık telefon ahizelerini kulağınıza tutmamalı, yastık kılıfınızı düzenli değiştirmeli, küpenizi ellerinizi yıkamadan ellememelisiniz. </span></p>
<p> <span style="color: #339966;">Kulağınızı deldirdikten sonra nasıl bakım yapmalısınız?</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Günde 2 kez eller sabunlandıktan sonra küpeyi çıkarmadan küpe delik içinde 3 kez döndürülmeli, deliğin ön ve arka tarafı ucu kolonya emdirilmiş papiks ile silinmelidir (bu işlem için antiseptik bir solüsyon kullanılacaksa fazla tahrişi önlemek için steril su ile seyreltilmelidir).</span></p>
<p> <span style="color: #339966;">Kulak deldirme işlemi sonrasında ne gibi sorunlarla karşılaşabiliriz?</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR"> Kulak deldirenlerin yaklaşık %30’unda takip eden birkaç gün ya da hafta içinde bazı minör komplikasyonların olduğu belirtilmektedir.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bunlardan en sık görüleni yara yerinin enfeksiyonudur. Delik etrafında kızarıklık, sıcaklık, hassasiyet, ağrı, bazen pü dediğimiz kötü kokulu sarı-yeşil bir akıntı olması akla enfeksiyonu getirmelidir. Bu durumda iltihap ilerlemeden mutlaka bir uzmana başvurmanız gerekmektedir. Aksi takdirde tüm kulak kepçesini kaplayabilen ve kıkırdakta erimeye yol açan, ağrılı, ateşe ve vücutta kırıklığa yol açan şiddetli bir enfeksiyon (bakteriyel perikondrit) gelişebilir. Bizler ne yapıyoruz? Küpeyi çıkartıp kabuk ve akıntıları temizliyoruz, pü varsa kültür alıp ilaç tedavisini ona göre düzenliyoruz, yara yerini özel antiseptikli solüsyonlarla temizleyip ardından delik ön ve arka tarafı ile küpe klipsine antibiyotikli krem sürüp küpeyi tekrar yerine takıyoruz. Temizleme işlemini hastaya öğretip günde 3 kez yapmasını sağlıyoruz. </span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Diğer bir komplikasyon metal (özellikle de nikel) allerjisidir. Her ne kadar deldirme işlemi altın küpe ile gerçekleştirilmekteyse de, bazı allerjik kişilerde kullanılan tabancanın nikel kaplaması bile reaksiyon yapabilmektedir. Yurtdışında gündelik kullanılacak küpelerin nikel içerip içermediğini gösteren bazı özel kitler üretilmiştir. Dimethyl glyoxine ve Amonyum hidroksit içeren bu solüsyonlar küpeye sürüldüğünde metalin pembe renk alması nikel içerdiğinin göstergesidir. Allerjik kişilerde yara iyileşmesinin gerçek anlamda tamamlanacağı 6. aya kadar nikel içeren küpeler takmaması önerilmektedir. Eğer bunları dikkate almamış ve taktığınız küpe deliğinin etrafı  kızarık, kaşıntılı ve sulanıyor ise allerji ortaya çıkmış demektir. Bu durumda hemen küpeyi çıkarmalı ve bir uzmana başvurmalısınız.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Bir başka komplikasyon küpe arkası klipsinin deri altına kaçmasıdır. Bunun nedeni klipsin küçük seçilmesi veya tahriş sonucu arka deliğin büyümesidir. Bu durumda küpeyi kesinlikle çıkarmaya çalışmayınız ve bir uzmana başvurunuz.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Delik iyileştikten sonra (ortalama 6. haftadan sonra) hjyen kurallarına dikkat etmeye devam etmelisiniz. Küpelerinizi takmadan önce alkol veya kolonya ile silmeli, küpeyi ellerinizi yıkadıktan sonra takmalı, gece yatarken deliğin havalanması için küpelerinizi çıkarmalısınız.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Sıklıkla erken dönemde, bazen de geç dönemde başınıza gelebilecek bir başka komplikasyon, özellikle büyük sallantılı küpe kullananlarda, küpenin yanlışlıkla bir yere (kıyafet vb.) takılması veya ani çekilmesi sonucu kulak memesinin yırtılmasıdır. Bunu önlemek için spor yaparken, ufak çocuklarla oynarken, dans ederken veya saçlarınızı yıkarken/yıkatırken küpelerinizi çıkarmalısınız. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda  kanayan yeri temiz bir parça kuru pamuk veya steril tampon ile 5-10 dakika süreyle tutup, elinizi hiç kaldırmadan iki tarafından parmaklarınızla sıkıştırıp baskı uygulamalı ve en kısa sürede bir uzmana başvurmalısınız.</span><span lang="TR"> </span> </p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: left;"><span lang="TR">Geç dönem görülen bir diğer komplikasyon <a href="http://serhattotan.com/?p=35" target="_blank">keloid</a> (ayrıntılı bilgi için keloid kelimesini tıklayınız!)  dediğimiz kötü ve kabarık yara iyileşmesidir. Tedavisi yine uzmanlar tarafından gerçekleştirilmelidir.</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: left;"><span lang="TR">Küpe deliğinde genişleme ve tedavisi hakkında ayrıntılı bilgiler edinmek için<a title="GENİŞLEMİŞ KÜPE DELİĞİ" href="http://serhattotan.com/?p=801" target="_blank"> lütfen tıklayınız</a>!</span></p>
<p class="MsoBodyText" style="text-align: justify;"><span lang="TR">Güzelleşmek uğruna ne gibi riskleri göze aldığımıza bir bakın! Aman dikkat, basit bir küpe takma olayını kabusa çevirmeyin! Hele hele hepatit-B ve AIDS’e yakalanma ihitmallerini düşünürseniz! Siz siz olun, bu uyarıları dikkate alın ve o muhteşem desen ve şekillerdeki küpeleri gönül rahatlığıyla takın.</span></p>
<p><!-- // < ![CDATA[ // < ![CDATA[ // < ![CDATA[ // < ![CDATA[             var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\' type=\\\\\'text/javascript\\\\\'%3E%3C/script%3E")); // -->* Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.<br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[<SPAN style="COLOR: #ff0000" mce_style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan'a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
            var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// </SPAN>
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/kulak-deldirme-ve-kupe-takma-uzerine-tibbi-uyarilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAHU NEDİR BU VUVUZELA????</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/yahu-nedir-bu-vuvuzela/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/yahu-nedir-bu-vuvuzela/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 10:48:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[futbol maçı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağı pamukla tıkamak]]></category>
		<category><![CDATA[kulak koruyucu]]></category>
		<category><![CDATA[vuvuzela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1506</guid>
		<description><![CDATA[  Güney Afrika&#8217;da düzenlenen Dünya Kupası&#8217;nda, borazana benzeyen, fil sesini taklit ettiği söylenen ve rahatsızlık verici bir ses çıkarması nedeniyle sporseverlerin büyük bölümünün &#8220;kabusu&#8221; haline gelen yerel çalgı vuvuzelanın aslında ne kadar tehlikeli bir alet olduğunu biliyor muydunuz? Fısıltı sesi 30 desibel, günlük konuşma sesi 60 desibel, çim biçme makinasının ses şiddeti 90 desibel, elektrikli testerenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Güney Afrika&#8217;da düzenlenen Dünya Kupası&#8217;nda, borazana benzeyen, fil sesini taklit ettiği söylenen ve rahatsızlık verici bir ses çıkarması nedeniyle sporseverlerin büyük bölümünün &#8220;kabusu&#8221; haline gelen yerel çalgı vuvuzelanın aslında ne kadar tehlikeli bir alet olduğunu biliyor muydunuz? Fısıltı sesi 30 desibel, günlük konuşma sesi 60 desibel, çim biçme makinasının ses şiddeti 90 desibel, elektrikli testerenin 100 desibel iken,<strong> bu garip aletin sesi 127 desibel ile jet motoru gürültüsüne yaklaşmaktadır. </strong></p>
<p>Bu tarz yüksek şiddetli seslere yeterince uzun süre maruz kalmak işitmeyi bozabilir. İşitmeyi sağlayan iç kulaktaki hassas hücrelerin yapısında bozulmalar ortaya çıkmakta ve bu da “Sinirsel tip işitme kaybı”na (nörosensoriyel tip işitme kaybı) yol açmaktadır.  Canlılığını kaybetmiş hücrelerin kendini yenileme şansı, aklınıza gelebilecek her tür tedavi yapılsa bile, maalesef yoktur ve bu tür işitme kayıpları kalıcı olmaktadır. Devamlı olarak 85 dB ve üstü şiddette sese maruz kalmak bu nedenden dolayı tehlikelidir.</p>
<p>Çim biçme makinesi sesine korunmadan maruz kalma süresi günde maksimum 8 saat, elektrikli testere sesine korunmadan maruz kalma süresi günde maksimum 2 saat olması gerekirken, vuvuzelanınki gibi yüksek ses şiddetine maruz kalma süresi 10 dakikayı geçmemelidir. Düşünün bir de maç izliyorsunuz ve kulağınızın dibinde 1 saatten fazla devamlı öten bu ses!!!</p>
<p>Sadece vuvuzela mı, futbol fanlarının maç izlerken coşmada kullandıkları diğer ses çıkaran zımbırtılar daha az mı masum dersiniz? Yapılan bilimsel bir çalışmaya göre:</p>
<p>Havalı düdük 123.6 dB (desibel)</p>
<p>Samba davulu 122.2 dB</p>
<p>Hakem düdüğü 121.8 dB</p>
<p>2 futbol fanı birlikte şarkı söylerken 121.6 dB</p>
<p>İnek çanı 114.9 dB</p>
<p>Tahta çıngırak 108.2 dB</p>
<p>Şişebilen futbol fan değnekleri 99.1 dB ses çıkarmaktadır.</p>
<p><strong>Ne yapılmalı? </strong> </p>
<p>İlle de maçı yerinde izlerim diyorsanız, ya yukarıda saydığımız aletlerin çalındığı tribünlerde 15 dakikadan fazla oturmayınız (ki bunu tercih edeceğinize evde maç izleyin daha iyi!) ya da iyi bir kulak koruyucusu kullanınız. Çünkü 85 dB civarı gürültüye devamlı maruz kalmanın giderek artan bir işitme kaybına neden olduğu bilinmekte, bundan daha yüksek şiddetteki seslerde ise işitme kaybının ilerleme hızı artmaktadır. Korunmayan bir kulakta ortalama gürültü seviyesinin her 5 dB üstündeki seste izin verilen maruziyet süresi yarı süreye inmelidir. Örneğin 90 dB sese 8 saat, 95 dB sese 4 saat, 100 dB ses ise 2 saatten fazla maruz kalınmaması gerekir. Yine korunmayan bir kulakta müsaade edilen maksimum ses şiddeti 115 dB ve 15 dakikayı geçmeyecek şekildedir. 140 dB ve üstündeki herhangi bir sese korunmasız maruz kalınmaması gerekir.  </p>
<p><strong>Kulak koruyucu nedir ? </strong></p>
<p>Kulak koruyucular, kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltmaya yarar. 2 tiptir: Kulak tıpası ve kulaklık. Kulak tıpaları dış kulak yoluna tam oturmalı, yıpranmış olmamalı, gerekirse dış kulak yolu kalıbı alınarak kişiye özel olarak yapılmalıdır. Kulaklık ise kulak kepçesini tam olarak saran ve ayarlanabilir bir baş bandıyla yerinde tutulan bir alettir.</p>
<p>Uygun yerleştirilmiş bir kulak tıpası ya da kulaklık ses şiddetini 15-30 dB kadar azaltmaktadır. Düşük frekanslı sesler için tıpalar, yüksek frekanslı sesler için ise kulaklıklar seçilmelidir. 105 dB’i geçen  gürültülerde kombine kullanımı önerilir.</p>
<p><strong>Kulak girişini sadece pamukla tıkamak asla yetmez,</strong> çünkü pamuk topları ya da kağıt mendil parçası tıkaçları en zayıf tıkaç türleridir ve gürültüyü ortalama 7 dB azaltabilirler.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/yahu-nedir-bu-vuvuzela/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK KİRİ NASIL TEMİZLENMELİ?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/10/kulak-kiri-buson/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/10/kulak-kiri-buson/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 15:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[buşon]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kiri]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kiri nasıl temizlenmeli]]></category>
		<category><![CDATA[kulak temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[pamuklu çubuk]]></category>
		<category><![CDATA[q-tips]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=15</guid>
		<description><![CDATA[Hani çoğumuz banyodan çıkar çıkmaz kulak temizleme çubuklarına (Q-tips-kütips) saldırırız ya! Bunların nasıl icat edildiğini biliyor musunuz ?   Q-tips, Polonya asıllı bir Amerikalı olan Leo Gerstenzang tarafından 1920&#8242;de icat edilmiş. Leo&#8217;nun güzel ve titiz karısı her banyodan sonra bebeğinin kulaklarını kürdana sardığı ufak bir pamuk parçasıyla temizlermiş, fakat en büyük problem kürdanın kırılıp veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p lang="tr-TR">Hani çoğumuz banyodan çıkar çıkmaz kulak temizleme çubuklarına (Q-tips-kütips) saldırırız ya! Bunların nasıl icat edildiğini biliyor musunuz ?</p>
<p> </p>
<p>Q-tips, Polonya asıllı bir Amerikalı olan Leo Gerstenzang tarafından 1920&#8242;de icat edilmiş. Leo&#8217;nun güzel ve titiz karısı her banyodan sonra bebeğinin kulaklarını kürdana sardığı ufak bir pamuk parçasıyla temizlermiş, fakat en büyük problem kürdanın kırılıp veya pamuğun çıkıp kulak içinde kalmasıymış. </p>
<p>Hele hele bir gün annenin yanlış bir hareketi sonucu bebeğin kulağında zedelenme ve kanama olunca, Leo daha az riskli bir temizleyici yaratmayı aklına koymuş. Derken bildiğimiz pamuklu çubuğu bulmuş. İcat ettiği bu nesneye de İngilizce deki Quality (Kalite) kelimesinin baş harfini koyarak &#8220;Q-tips&#8221; (Kaliteli Uçlar) adını vermiş. Gel gelelim, Leo Bey böyle bir icatla iyi mi yapmış, kötü mü, biraz bunu tartışalım.</p>
<p>Önce halk arasında<span style="color: #ff0000;"> </span><strong><span style="color: #ff0000;">“kulak kiri”</span> </strong>olarak bilinen salgının ne olduğundan bahsetmek gerekir. Kulak üç kısımdan oluşur: Deriyle kaplı olan ve yağ bezleri içeren dış kulak yolu, işitmemizde önemli bir basamağı oluşturan çekiç, örs, üzengi kemikçiklerini içeren orta kulak ve sesin algılanıp beyne elektrik sinyalleri olarak iletilmesini sağlayan salyangozun yer aldığı iç kulak. Dış kulak yolundaki yağ bezleri tarafından üretilen ve deri döküntülerini de içeren kulak kiri, dış kulak yolu derisini sudan ve iltihaptan koruyan, dış ortamdan gelen tozun ve diğer partiküllerin kulağın daha iç kısımlarına gitmesini önleyen bir tabaka oluşturan faydalı bir salgıdır; asla çoğumuzun sandığı gibi utanılacak, pis, iğrenç bir materyal değildir. Serümen veya wax (mum) da denilen kulak kirinin içeriği ve miktarı kişiden kişiye değişir.</p>
<p>Genellikle iki tip kulak kiri vardır: Islak ve kuru. Kuru tip genellikle Asya kıtasında yaşayanlarda görülmekteyken, ıslak (yani yağ oranı fazla) tip ise özellikle Batı Avrupa&#8217;dakilere özgüdür. Kulak kirinin az üretilmesi enfeksiyon riskini artırır, fazla üretilmesi de tıkaç oluşumu ve buna bağlı işitme kaybı, tıkaç arkasında biriken materyalin enfekte olması gibi riskler taşır. Normalde kulak kiri, dış kulak yolu derisinde yer alan kıllar tarafından içeriden dışarıya doğru taşınarak vücut dışına atılır. Ancak dış kulak yolu doğuştan dar olan veya geçirilen herhangi bir kaza veya ameliyat sonrasında daralmış olan kişilerde bu işlem yavaşlar.</p>
<p>Q-tips vb. cisimlerle kulak temizleme alışkanlığı olanlarda ise bu mekanizma bozulup kiri dışarı yönlendiremez ve tıkaç oluşumuna yol açar. Tıkaç oluştuğunda işitme kaybı, kulakta ağrı, anormal ses veya çınlama, yabancı cisim hissi ve bizlere en sık başvurma nedeni olan yüzme veya banyo sonrası kulakta tıkanıklık şikayetleri ortaya çıkar. KBB doktorlarının hastalarına söyledikleri ünlü bir söz vardır: <strong><span style="color: #ff0000;">&#8220;Kulağınıza dirseğinizden daha küçük bir şeyi asla sokmayınız!&#8221; </span></strong></p>
<p>Her gün poliklinik ve muayenehanelerimizde Q-tips, saç tokası, örgü şişi, tığ, araba anahtarı veya kendi icat ettikleri herhangi bir cisimle (bir keresinde İzmir&#8217;de çalıştığım üniversite hastanesi polikliniğinde kocaman bir çivinin baş kısmını biraz değiştirerek bu amaçla kullanan bir hastayla karşılaşmıştım!) kulak kirlerini temizlediklerini ifade eden fazla titiz (!) hastalarla karşılaşmaktayız. Bizler de bu kişilerin kiri içeri itip biriktirerek tıkaç oluşumuna yol açtıklarını, dış kulak yolu derisini yırtıp kanattıklarını görmekte; bu yırtık bölgesinden giren bakteri ve mantarların yarattığı, çok şiddetli ağrıya yol açan dış kulak yolu enfeksiyonlarını, temizleme işlemi sırasında  fazla çaba sonucu veya kazayla birisinin çarpmasına bağlı oluşan kulak zarı yırtıklarını ve bunun yol açtığı kronik orta kulak enfeksiyonlarını tedavi etmekteyiz. Bilimsel makalelerde kuru kulak kiri tipine sahip Japon halkının, bizimkinden farklı olan pamuksuz ve ucu ufak bir kaşık gibi olan çubuklarla kulak kirlerini temizlemeye çalışırken çok sık olarak kulak zarını yırtmakla kalmayıp, çekiç- örs-üzengi kemikçiklerini de kırıp dışarı çıkardıklarını (!) okumaktayız.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kulak nasıl temizlenmeli? </span></strong></p>
<p>Peki öyleyse kulağımızı nasıl temizleyeceğiz diye sorabilirsiniz. Kulak kiri, kulağı korumakla görevli normal bir salgı olarak kabul edilmeli ve temizleme görevi, bunu kendi kendine yapabilen kulağa bırakılmalıdır. Tozlu ortamlarda çalışanlar kulak tıpaları kullanarak, dış kulak yoluna toz kaçmasını önleyip kulağın işini hafifletebilirler. Üzerine deri döküntüleri, toz ve partiküller yapışmış olan kir, zamanla dışarı atılacak, siz de dış kulak yolu girişine gelen bu materyali havlu kenarı veya işaret parmağınızla doladığınız bir parça pamukla oradan alabileceksiniz. Eğer kulak zarınızın yırtık veya delik olmadığından eminseniz, haftada bir kez banyo öncesi birkaç damla gliserin veya bebe yağını kulağınıza damlatmak da uygulanabilecek metotlardan biridir. Sonrasında o kulak üstte olacak şekilde bir süre yan yatıp, ardından altına havlu koyarak diğer tarafa yatarsanız, yumuşayan kulak kirinizin kendiliğinden dışarı aktığını göreceksiniz.</p>
<p>Başka bir metot ise 6 ay-l yıllık aralarla düzenli olarak bir Kulak-Burun-Boğaz doktoruna başvurarak kulaklarınızı temizletmektir. Halk arasında yanlış bir inanış vardır, &#8220;Kulak bir kez temizlendi mi, alışkanlık yapar, devamlı temizlenmesi gerekir&#8221;, diye. Oysa sık sık kulak temizletenlere sorulsa, mutlaka hepsi Q-tips vb. kullanan ve tıkaç oluşumuna kendileri yol açan kişilerdir. <strong>Yani kulak temizletmek bir alışkanlığa yol açmaz, tam tersi yanlış bir alışkanlık sık kulak temizletme ihtiyacını doğurur!</strong> Özellikle pamuklu çubukla kulak temizleme sonrası ya da deniz/havuz/banyo sonrası işitme kaybı, kulakta ağrı, anormal ses veya çınlama, kulakta tıkanıklık şikayetleriniz ortaya çıktıysa, bir kulak tıkacınız olma ihtimali yüksektir. Q-tips vb. cisimlerle daha fazla uğraşarak bunu çıkarmaya asla çalışmamalı, temiz (!) olacağım diye kulağınıza zarar verebileceğinizi unutmamalı ve en kısa sürede bir bilene başvurmalısınız. Evet şimdi düşünürsek, sizce Leo Bey iyi bir şey mi icat etmiş, yoksa kötü bir şey mi?</p>
<address><span style="color: #ff0000;">* Bu yazı bizzat Dr. Seçil Totan tarafından hazırlanmış olup 2002 yılında Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi&#8217;nde yayınlanmıştır. Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></address>
<p lang="tr-TR">
<p style="text-align: center;"> </p>
<div><span style="font-size: 14pt; line-height: 150%;"><span style="color: #339966;"> </span></span></div>
<div><span style="font-size: 14pt; line-height: 150%;"><span style="color: #339966;"> </span></span> </div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/10/kulak-kiri-buson/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAĞIM DEVAMLI KAŞINIYOR !!!</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulagim-devamli-kasiniyor/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulagim-devamli-kasiniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 14:18:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolu iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak damlası]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kaşıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kiri]]></category>
		<category><![CDATA[kuru kulak]]></category>
		<category><![CDATA[otitis eksterna]]></category>
		<category><![CDATA[psöriasis]]></category>
		<category><![CDATA[seboreik dermatit]]></category>
		<category><![CDATA[sedef hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Deriden oluşan dış kulak kanalı sinirden zengin, bu nedenle de oldukça hassas bir yapıdır. Normalde üzeri &#8220;kulak kiri&#8221; olarak adlandırılan özel bir salgı ile kaplıdır. Kulak yolundaki yağ bezleri tarafından üretilen ve deri döküntülerini de içeren kulak kiri, dış kulak yolu derisini sudan ve iltihaptan koruyan, dış ortamdan gelen tozun ve diğer partiküllerin kulağın daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Deriden oluşan dış kulak kanalı sinirden zengin, bu nedenle de oldukça hassas bir yapıdır. Normalde üzeri <a href="http://www.seciltotan.com/?p=15" target="_blank">&#8220;kulak kiri&#8221; </a>olarak adlandırılan özel bir salgı ile kaplıdır. Kulak yolundaki yağ bezleri tarafından üretilen ve deri döküntülerini de içeren kulak kiri, dış kulak yolu derisini sudan ve iltihaptan koruyan, dış ortamdan gelen tozun ve diğer partiküllerin kulağın daha iç kısımlarına gitmesini önleyen bir tabaka oluşturan faydalı bir salgıdır. Serümen veya wax (mum) da denilen kulak kirinin içeriği ve miktarı kişiden kişiye değişir.Bazı kişilerin kulak kiri üretimi azalmıştır <span style="color: #339966;">(kuru kulak!)</span> (ailesel olarak ya da pamuklu çubukla kulağı devamlı temizleme, az su içme vb. nedenlerden dolayı), bu da kulağın kendi kendini temizleme mekanizmasını bozarak asiditesini değiştirir ve kişide kulak kaşıntısına yol açar. Yine aynı nedenle dışarı atılamayan toz, tüy, kıl gibi materyaller de kaşıntı yapar.</p>
<p> </p>
<p>İşitme cihazı kullanmakta olan bazı kişilerde dış kulak yolu kalıbına ya da cilasına alerjik reaksiyon olarak kulak kaşıntısı oluşabilir. Anti-alerjik materyalden yapılanların seçilmesi çözüm olabilir. Ayrıca kalıbın ittirmesi ile dış kulak yolunda kir birikimi de kaşıntıyı tetikleyebilmektedir. Bu nedenle 6 ayda bir kulakların muayene edilmesi, gerekirse kirlerin temizlenmesi gerekir.</p>
<p>Alerjik dermatit, psöriyazis (sedef hastalığı), egzema, seboreik dermatit gibi dış kulak yolu derisinin pul pul dökülüp birikmesine yol açan bazı cilt hastalıkları da kulakta kaşıntı yaratabilmektedir. Tedavisi hastalığın özgün tedavisi iledir. Kortizonlu kulak damlaları ya da kremleri şikayetleri azaltabilir. Alerji yaratabilecek ajanlardan (havuz kloru, <a href="http://www.seciltotan.com/?p=19" target="_blank">immitasyon küpe kullanımı</a>, saç spreyi, kulak arkasına parfüm sıkılması, vb.) mümkün olduğunca uzak durulması gerekir.</p>
<p>Bazen de kişi stres altında, sinirli iken vücut pek çok doku ve organdan uyarı verebileceği gibi kulak kaşıntısı şeklinde reaksiyon da gösterebilir. Bu durumda tek yapılması gereken kişinin sinirle kulağına travma yaratıcı yabancı cisimler (kalem kapağı, şiş, tığ, araba anahtarı vb.) sokup kaşımamasıdır. Yoksa <a href="http://www.seciltotan.com/?p=15" target="_blank">otitis externa (dış kulak yolu iltihabı) ve mantar</a> gelişebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Tedavi:</span> </strong></p>
<p>Genel prensip kulağın pamuklu çubuk vb. ile temizlenmemesi, abdest alırken ya da banyolarda kulak içine su verilmemesi, kulak içinin sabun-şampuan ile yıkanmaması, kulak girişlerinin kolonya ya da alkolle silinmemesidir.</p>
<p>Kuru kulağı olan kişilerin her gün ya da gün aşırı kulaklarına 1-2 damla bebe yağı ya da zeytinyağı damlatması faydalı olabilir.</p>
<pre>*http://www.deafnessresearch.org.uk/Itchy%20ears+1896.twl</pre>
<pre>**http://www.dizziness-and-balance.com/disorders/symptoms/</pre>
<pre>dry%20ears.htm, Timothy C. Hain, MD, Most recent</pre>
<pre>update: June 10, 2003.</pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulagim-devamli-kasiniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK TÜPÜ NEDİR, NEDEN TAKILIR?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulak-tupu-nedir-neden-takilir/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulak-tupu-nedir-neden-takilir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 16:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[kulak tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[sekretuar otitis media]]></category>
		<category><![CDATA[ventilasyon tüpü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[ Sekretuar otitis media (veya diğer adıyla kronik effüzyonlu otitis media), genel ve lokal enfeksiyon belirti ve bulguları olmadan sağlam kulak zarı arkasında, yani orta kulakta sıvı toplanmasıdır. Bu durum, başta orta kulak iltihabı olmak üzere, kulakla burun arasında yer alıp orta kulağın havalanmasını sağlayan öztaki tüpünün çalışma mekanizmasını bozan basınç travması, geniz eti vb. kitleler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Georgia;"> </span><span style="color: #339966;">Sekretuar otitis media</span> (veya diğer adıyla kronik effüzyonlu otitis media), genel ve lokal enfeksiyon belirti ve bulguları olmadan sağlam kulak zarı arkasında, yani orta kulakta sıvı toplanmasıdır. Bu durum, başta orta kulak iltihabı olmak üzere, kulakla burun arasında yer alıp orta kulağın havalanmasını sağlayan öztaki tüpünün çalışma mekanizmasını bozan basınç travması, geniz eti vb. kitleler, allerji ve vücut bağışıklık sistemindeki bozukluklardan da kaynaklanabilir.</p>
<p>Orta kulak iltihabının iyileşmesinden sonra biriken sıvının %50’si 4 hafta içinde, %80’i ise 8 hafta içinde kaybolmaktadır. Ancak orta kulak iltihabı iyileşip üstünden 3 ay geçmesine rağmen sıvı birikimi devam etmekteyse bunun ileri tedavisi gerekmektedir. Bu durum öztaki tüpü fonksiyonlarını uzun süreli olarak bozan diğer hastalıklar için de geçerlidir. Tanı yapılan kulak muayenesi ve gerekirse doktorunuzun isteyeceği işitme testleri (tonal odiyometri ve timpanometri) ile konur.</p>
<p>Tıbbi tedaviye rağmen düzelmeyen ve işitme kaybına yol açan sekretuar otitis media’da seçilen tedavi yöntemi kulak zarına tüp yerleştirilmesidir. Amacı öztaki borusunun koruyuculuk ve drenaj fonksiyonlarını geri kazandırmak üzere orta kulağa iki yönlü hava giriş çıkışını sağlamak, oksijenlenmeyi arttırarak orta kulaktaki hücrelerin yenilenmelerini sağlamaktır. </p>
<p>Ventilasyon tüpü olarak adlandırılan bu kulak tüpleri silikon, polietilen, teflon ya da altından yapılan, çapları 1-1.5 mm olan, makara gibi iki ucunda deliği olan özel tüplerdir. Özel aletlerle tutulup bir ucu orta kulağa, diğer ucu dış kulak yoluna bakacak şekilde kulak zarına yerleştirilir.</p>
<p>Ventilasyon tüplerinin kalış süreleri 2 ay ile 2 sene arasında değişmektedir. Sıklıkla 6. ayda dış kulak yoluna atılmaktadırlar. Bu dış kulak yoluna atılan tüpler özel aletlerle poliklinik şartlarında dışarı çıkarılabilmektedir. Yeterli orta kulak iyileşmesi sağlandıktan sonra atılmayan tüpler, yabancı cisim reaksiyonu yapıp enfeksiyon ve et oluşumuna yol açmaması için özel aletlerle yerinden alınmaktadır.</p>
<div><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">Ventilasyon tüpü takılması ameliyatının riskleri nelerdir?</span></span></div>
<p>Sekretuar otitis media tedavisinde ventilasyon tüpü takılması ile tedavinin tamamlandığı düşünülmemelidir. Bu tüplerin takibi en az takılması kadar önemlidir.</p>
<ul>
<li>Bu ameliyat genellikle pek ağrılı değildir. Sadece lokal anestezi yapılan bölgelerde ilk gün hafif ağrı olabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Kulak zarına tüp takılması ameliyatı sırasında ve sonrasında ilk 1 hafta kulaktan kan veya kanlı sıvı gelmesi sık görülen bir durumdur, zamanla azalmaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özellikle tüp düşene kadar ve kulak zarı iyileşip tamamen kapanana kadar kulağa su kaçmasından şiddetle kaçınılmalıdır. Bu duruma dikkat edilmediğinde orta kulakta iltihaplanma ve buna bağlı bir akıntı gelişebilmektedir. Bu akıntı genellikle tıbbi tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Nadiren tüpün erken çıkarılması gerekebilmektedir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tüpün ağzı kulak kiri veya deri döküntüleri ile tıkanabilmektedir. Bu nedenle tüp takıldıktan sonraki 1. hafta ve sonrasında ayda bir kontrolü gerekir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tüp etrafında et (granülasyon dokusu) oluşumu nadiren de olsa görülebilmektedir. Bu durumda verilecek kulak damlalarıyla tedavi edilmeye çalışılmakta, başarılı olunamadığı taktirde tüpün çıkarılıp etlerin yakılması (gümüş nitrat koterizasyonu) gerekebilmektedir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Tüp kendiliğinden düştüğünde veya alındığında kulak zarında oluşan tüpe ait delik çok büyük olasılıkla kendiliğinden iyileşecektir. 30 hastadan 1’inde, nadiren tüpe ait delik kendiliğinden iyileşmemekte ve deliği onarmak için ek cerrahi girişimler gerekebilmektedir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Eğer tüp erken düşer veya istenmeyen sebeple erken alınması gerekirse ileride tekrar yerleştirilmesi gerekebilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Nadiren orta ve iç kulakta gelişen ek başka problemler nedeni ile işitme kaybında düzelme olmayabilir. Bu durumda işitme testleri ve gerekirse bilgisayarlı tomografi gibi ileri inceleme yöntemleriyle problemin nereden kaynaklandığı saptanıp buna yönelik çözümler aranabilir.</li>
</ul>
<p><em> </em><em><span style="font-size: x-small; font-family: Georgia;"> </span></em></p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında Türk Kulak Burun Boğaz ve  Baş Boyun Cerrahisi Vakfı’na ait web sitesindeki &#8220;Hasta Bilgilendirme&#8221; metninden yararlanılmıştır.</p>
<p><span style="font-family: Georgia;"> </span></p>
<div><em> </em></div>
<div><em> </em></div>
<p><em> </em></p>
<p><script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\' type=\\\\'text/javascript\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/07/kulak-tupu-nedir-neden-takilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DİZZİNESS, VERTİGO ve TAŞIT TUTMASI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/07/dizziness-sersemlik-hissi-vertigo-bas-donmesi-ve-tasit-tutmasi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/07/dizziness-sersemlik-hissi-vertigo-bas-donmesi-ve-tasit-tutmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 09:48:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BAŞDÖNMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[apley manevrası]]></category>
		<category><![CDATA[benign paroksismal pozisyonel vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[denge sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[dizziness]]></category>
		<category><![CDATA[dizziness nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dizziness tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[iç kulak]]></category>
		<category><![CDATA[meniere hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[sersemlik hissi]]></category>
		<category><![CDATA[taşıt tutması]]></category>
		<category><![CDATA[vertigo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=24</guid>
		<description><![CDATA[ Her yıl ortalama 2 milyon insan sersemlik ya da baş dönmesi şikayetiyle doktorlara başvurmakta, özellikle uçak, otobüs, gemi vb. yolculuklarından sonra bu şikayetlerin ortaya çıktıklarını belirtmektedirler. Dizziness nedir?     Bazı kişiler kafasında boşluk ve sersemlik hissi, yürürken ayakları yerden kayıyormuş ya da havada yürüyormuş hissi gibi müphem şikayetlerle başvurmaktadır. Sorulduğunda etrafın ya da kendilerinin dönmediği, sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Her yıl ortalama 2 milyon insan sersemlik ya da baş dönmesi şikayetiyle doktorlara başvurmakta, özellikle uçak, otobüs, gemi vb. yolculuklarından sonra bu şikayetlerin ortaya çıktıklarını belirtmektedirler. </span><strong><span style="color: #000000;">Dizziness nedir?</span></strong><strong><span style="color: #000000;"> </span></strong></div>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;"> </span></strong><span style="color: #000000;">Bazı kişiler kafasında boşluk ve sersemlik hissi, yürürken ayakları yerden kayıyormuş ya da havada yürüyormuş hissi gibi müphem şikayetlerle başvurmaktadır. Sorulduğunda etrafın ya da kendilerinin dönmediği, sadece dengelerini sağlamada zorlandıklarını ifade ederler. Bu duruma dizziness denir. Çoğu hasta bu durumu ilk ifade ederken baş dönmesi diye tanımlar ancak aslında bu gerçek bir baş dönmesi değildir.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Vertigo-Baş dönmesi nedir?</span></strong> </p>
<p><span style="color: #000000;">Vertigo terimi Latinceden çevrilirse &#8220;dönmek&#8221; kelimesinden gelmektedir. Bu durumda hastanın çevresi ya da kendisi belirgin olarak dönmekte, bazen bu duruma bulantı, kusma, dengesizlik, hatta düşme de eklenmektedir.</span> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Taşıt tutması nedir?</span></strong> </p>
<p><span style="color: #000000;">Uçak, araba, gemi seyahati sırasında ve sonrasında ya da lunaparkta dönme dolap vb. hızlı dönme hareketi olan araçlara binme sırasında veya sonrasında karşımıza çıkan bu durum çoğunlukla geçicidir. Bu durumu sık yaşayan kişilerin yolculuk öncesi bazı koruyucu ilaçları alması önerilir. Bu konuya yazının sonunda değinilecektir.</span> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Denge sisteminin anatomisi:</span></strong> </p>
<p><span style="color: #000000;">Dizziness, vertigo ve taşıt tutmasının üçü de denge sistemiyle ilişkili hastalıklardır. Bu sistem beynimize vücudun konumunu (nereye doğru hareket ettiği, dönüp dönmediği, yerinde durup durmadığı gibi) bildirmekle görevlidir. Bunu da, aşağıda saydığımız sinir sisteminin bazı kısımlarıyla ortak çalışarak gerçekleştirir.</span> </p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">İç kulak-labirent sistemi: Dönme, öne-arkaya, yanlara, aşağı-yukarı hareketin algısını sağlar.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Gözler: Vücudun uzaydaki konumunu (düz durma , amuda kalkma, sağa-sola yatma vb.) ve hareket yönünü gözetler.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Deri basınç alıcıları: Eklemlerde ve omurgadaki bu sistem, vücudun hangi parçasının aşağıya dönük ve yere değer pozisyonda olduğunu algılar.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kas ve eklen duysal alıcıları: Vücudun hangi kısmının hareket ettiğini algılar.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Santral sinir sistemi (beyin ve omurilik): Diğer 4 sistemden gelen bilgileri işleyip buna yönelik hisleri oluşturur.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;">Bu nedenle taşıt tutması ve dizziness semptomları, santral sinir sisteminin bu 4 sistemden çelişkili uyarılar alması sonucunda çıkar ortaya. Örneğin fırtınalı bir havada uçağınız türbülansa girdi diyelim, siz uçağın içinde bu türbülans hareketini gözlerinizle göremezsiniz, ancak iç kulağınız sarsıntıdan kaynaklanan bir bozukluk sinyali verir beyninize. Beyin birbiriyle uyuşmayan bu mesajları alınca da, vücutta ona göre bir tepki yaratır ve sizi taşıt tutabilir. Bir başka örnek, arabada arka koltukta oturmuş kitap okuyorsunuz. İç kulak ve deri alıcılarınız hareketi algılıyor ama gözleriniz sabit duran kitabı görüyor. Bu durumda da sizi taşıt tutabilir. Yine, kafa travması ya da geçirilen bir hastalığa bağlı bir iç kulak hastalığınız olduğunu varsayalım, hastalıklı kulağınız sağlam kulağınızla yanı sinyalleri gönderemediğinden, beyne giden çapraşık sinyaller sizde baş dönmesi, bulantı, kusma yaratabilir.</span> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Hangi hastalıklar vertigo veya dizziness&#8217;a yol açar? </span></strong> </p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Dolaşım bozukluğu:</em> </strong>Beyninize giden kan miktarı yetersiz kaldığında kafanız boş gibi hissedersiniz. Bunu en çok yatarken hızla ayağa kalktığımızda yaşarız hepimiz. Ancak yüksek tansiyon, şeker hastalığı veya kolesterol yüksekliği olan hastalarda görülen ateroskleroz (damar sertliği) ya da kalp yetmezliği ya da kansızlık gibi bazı kronik dolaşım bozukluklarında bu durum sık sık yaşanabilir.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;">Bazı ilaçlar, nikotin ve kafein de beyne giden kan miktarını azaltmaktadır. Stres, endişe ve gerginliğe bağlı damarlarda spazm oluşması da aynı etkiye sahiptir. Fazla tuzlu beslenmek kan dolaşımını zayıflatır.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;">İç kulağa giden kan miktarında azalma olduğunda, kan akımındaki en ufak değişikliklere çok hassas olan bu organ çabucak etkilenmekte ve vertigo tablosu karşımıza çıkabilmektedir.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Travma:</em></strong> Temporal kemik adı verilen iç ve orta kulağın içinde yer aldığı kemikte herhangi bir kırık oluşturan bir travmada bulantı, kusma ve işitme kaybı ile giden şiddetli birvertigo görülebilmektedir. Ancak zamanla sağlam kulağın sinyal verme görevini üstlenmesi ile vertigo yerini birkaç hafta içinde düzelebilen dizziness&#8217;a bırakacaktır.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;"><em><strong>Enfeksiyon:</strong></em> Nezle gribe yol açan virüsler iç kulağı ve beyne giden sinirleri tuttuğunda şiddetli bir baş dönmesi karşımıza çıkabilmektedir, bu durumda genelikle işitme pek etkilenmez. Ancak mastoidit yapan şiddetli birbakteriyel enfeksiyonda iç kulağın duyma ve denge fonksiyonu tamamen zedelenebilir.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;"><em><strong>Allerji:</strong></em> Bazı kişilerde alerjik olduğu yiyecek ya da inhale partiküle (toz, küf, polen, hayvan tüyü) maruz kalma sonrasında alerjik reaksiyonların dolaşımda yaptığı değişikliklere bağlı dizziness ortaya çıkabilmektedir.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;"><em><strong>Nörolojik hastalıklar:</strong></em> Multipl skleroz, sifiliz, tümörler vb. denge sistemini etkileyebilen nadir hastalıklardandır.</span> </p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>İç kulak hastalıkları:</em></strong> Meniere Hastalığı, Benign paroksismal pozisyonel vertigo vb. çeşitli iç kulak hastalıklarına bağlı pek çok vertigo nedeni bulunmaktadır. Tedavisi neden olan hastalığa göre değişmektedir.</span> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Dizziness ve vertigo tanısı konduğunda neler yapılır?</span></strong> </p>
<p><span style="color: #000000;">Doktorunuz ayrıntılı bir anamnez (şikayet sorgulaması) ve otonörolojik muayene sonrasında varolan şikayetlerinizin dizziness mı vertigo mu olduğuna karar verir. Gerekirse işitme testi, ENG (elektronistagmografi-iç kulağın durumunu değerlendirmek üzere yapılan bazı özel başdönmesi testleri) bazı grafiler, bilgisayarlı tomografi (BT) ya da manyetik rezonans (MR) isteyebilir. Bazen kan tahlilleri veya kardiyolojik tetkikler gerekebilir. Sonrasında doktorunuz tanınızı koyup ona göre tedavinize başlayacaktır.</span> </p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Dizziness ya da vertigo durumunda nelere dikkat etmeliyim?   </span></strong> </p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Ani hareketlerden kaçınınız, özellikle yatar poziyondan dik pozisyona geçişte veya bir taraftan diğer tarafa dönüşte yavaş hareket edin ve kendinizi korumaya alın (etrafta tutunabileceğiniz bir şeyler olsun ama düştüğünüzde sizi yaralayabilecek şeyler de olmasın).</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Abartılı baş hareketlerinden kaçınız (yüksek bir yerden bir eşya almak, başı hızlı sallamak, hızlı döndürmek gibi).</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kan dolaşımını azaltan nikotin, kafein ve tuzdan uzak durunuz.Stres, endişe vb. den mümkün olduğunca uzak kalınız ya da bunları azaltmaya yönelik destek alınız.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Aşırı aktiviteden kaçınınız. Kendinizi sersemlemiş gibi hissettiğinizde vey başınız dönerken araba kullanmayınız, merdiven çıkmayınız, spor yapmayınız.</span></li>
</ul>
<p><strong><span style="color: #000000;">Taşıt tutmasını önlemek için ne yapabilirim?</span></strong> </p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #000000;">Her zaman vücudunuz ve iç kulağınızın aynı hisleri algılamasını sağlayacak şekilde yolculuk yapınız. Örneğin arabada ön koltukta oturun ve uzaktaki manzaraya bakın. Gemide güverteye çıkıp ufka bakın.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;">Uçakta pencere yanında oturun ve dışarıyı izleyin. Hareketin en az algılandığı kanat üstünde yer ayırtın.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;"> </span></strong><strong><span style="color: #000000;">Yolculukta kitap okumayın, arkası yola dönük koltuklara oturmayın.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;"> </span><span style="color: #000000;">Taşıt tutan bir başka yolcuyla bu konuda konuşmayın.</span></strong></li>
<li><strong><span style="color: #000000;"> </span></strong><strong><span style="color: #000000;">Yolculuktan önce ya da sonra kuvvetli kokulardan ve yoğun baharatlı veya yağlı yiyeceklerden uzak durun.</span></strong></li>
<li><strong> </strong><strong><span style="color: #000000;"> </span></strong><strong><span style="color: #000000;">Yolculuktan önce doktorunuzun tavsiye edeceği bir koruyucu ilaç kullanın.</span></strong></li>
</ul>
<p><span style="color: #000000;"> </span> </p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.<br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
              var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\\' type=\\\\\\'text/javascript\\\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
              var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/07/dizziness-sersemlik-hissi-vertigo-bas-donmesi-ve-tasit-tutmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TİNNİTUS (ÇINLAMA)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/07/tinnitus-cinlama/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/07/tinnitus-cinlama/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 08:50:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[buşon]]></category>
		<category><![CDATA[çınlama]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kiri]]></category>
		<category><![CDATA[meniere hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[tinnitus]]></category>
		<category><![CDATA[tinnitus retraining therapy (TRT)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Tinnitus nedir? Tinnitus, Latince çınlamak anlamına gelen tinnire kelimesinden türetilmiş bir tıbbi terimdir ve Türkçe karşılığı &#8220;Çınlama&#8221; dır. Kişinin bir ve/veya her iki kulağında ya da kafasında,  ara ara ya da devamlı duyduğu  cırcır böceği sesi, kuş sesi, ıslık sesi, metale vurulurmuş gibi bir ses veya zil sesi olarak tanımladığı, bazen dışarıdan da duyulabilen anormal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;">Tinnitus nedir?</span></p>
<p>Tinnitus, Latince çınlamak anlamına gelen tinnire kelimesinden türetilmiş bir tıbbi terimdir ve Türkçe karşılığı &#8220;Çınlama&#8221; dır. Kişinin bir ve/veya her iki kulağında ya da kafasında,  ara ara ya da devamlı duyduğu  cırcır böceği sesi, kuş sesi, ıslık sesi, metale vurulurmuş gibi bir ses veya zil sesi olarak tanımladığı, bazen dışarıdan da duyulabilen anormal bir ses duymasıdır.<span style="color: #339966;"><span style="color: #ff0000;"> </span></span><span style="color: #339966;"><span style="color: #ff0000;">Çınlamanın görülme sıklığı nedir? Genellikle kaç yaş grubunda görülür?</p>
<p><span style="color: #000000;">Popülasyonun %10-15&#8242;inde çınlama şikayeti mevcuttur. Çınlama her yaştan insanda görülebilmektedir ancak daha çok erişkinlerde görülmektedir. Yüksek gürültüye maruz kalan çocuklarda da erken dönemde çınlama ortaya çıkabileceği için ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir. Çocuklarını bu tür gürültülere maruz kalabilecekleri ortamlara (araba yarışı, futbol maçları, konserler) fazla götürmemeli, götürdüklerinde </span><span style="color: #000000;">ise hoparlörden mümkün olduğunca uzakta tutmalıdırlar. </span></p>
<p></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"> Çınlama nasıl sınıflandırılır?</span></p>
<p>Objektif ve subjektif olarak ikiye ayrılarak sınıflandırılır. Objektif tinnitusta kişinin hissettiği çınlamayı çevresindekiler ve hatta muayene ederken bizler de duyabiliriz. Subjektif tinnitus ise sadece hastanın duyabildiği çınlamadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Çınlama bir hastalık mıdır?</span></p>
<p>Çınlama bir hastalık değil, şikayettir. Buna yol açan bir hastalığın varlığını işaret eder.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Çınlamaya yol açan hastalıklar nelerdir?</span></p>
<p>Bu hastalıkları şu şekilde sıralarsak:</p>
<p><span style="color: #339966;">1. Kulak kiri (buşon):</span> En basitinden dış kulak yolunu tıkayan kulak kiri kulakta uğultu şeklinde çınlama yapabilir. Tedavisi kiri temizlemektir.</p>
<p><span style="color: #339966;">2. Gürültüye bağlı çınlama:</span> Ani veya uzun süreli yüksek gürültü sonrası iç kulaktaki işitme hücrelerindeki zedelenmeye bağlı ortaya çıkar. Ani olarak ortaya çıkmışsa hiç vakit kaybetmeden bir KBB doktoruna başvurup tedavi almak gerekir, tedavi ile kısmen de olsa düzelme şansı olabilir. Uzun süreli gürültüye maruz kalmaya bağlı olan çınlamalarda ise tedavi ile düzelme pek beklenemez.</p>
<p><span style="color: #339966;">3. Bazı ilaçların kullanımına bağlı çınlama</span>: Ototoksik (iç kulağı zedeleyici) ilaçların kullanımına bağlıdır. Bunlar aspirin ve aspirin türevi ilaçlar, bazı idrar söktürücüler (doza bağlı olmak kaydıyla), bazı kanser veya romatizma ilaçları, bazı antibiyotikler(gentamisin, vb.) olarak sıralanabilir.Yine tedavi ile düzelme şansı düşüktür.</p>
<p><span style="color: #339966;">4. Kulak enfeksiyonları:</span> Orta kulak iltihabı ya da kulakta sıvı birikimi (seröz otit) gibi durumlarda ortaya çıkan çınlama, eğer iç kulağı etkilememişse, tıbbi tedavi ile çok büyük oranda düzelmektedir.</p>
<p><span style="color: #339966;">5. Çene eklem problemleri:</span> Kulakla çok yakın temasta olan çene kasları ve sinirlerinin etkilendiği çene hastalıklarında, işitme sinirinin de dolaylı yoldan etkilenmesine bağlı çınlama ortaya çıkabilmektedir. Bu hastaları Diş Doktoru ve Çene Cerrahları&#8217;na yönlendirmek gerekir.</p>
<p><span style="color: #339966;">6. Presbiakuzi:</span> Yaşlanmaya bağlı işitme sinirindeki giderek artan kalıcı kayıplara bağlıdır. Çınlamayı tamamen geçirmek günümüz şartlarında hala mümkün değildir ama daha sonra bahsedeceğim bazı yöntemlerle en azından çınlamanın kişide yarattığı rahatsızlığı azaltmaya çalışmaktayız.</p>
<p><span style="color: #339966;">7. Kardiyovasküler hastalıklar:</span> Tinnitus hastalarının ortalama %3&#8242;ü pulsatil tinnitus hastasıdır, yani bu kişiler genellikle kalp atışlarıyla eş zamanlı giden ritmik, nabız sesi gibi bir ses duyarlar. Bu durum yüksek tansiyon, damar sertliği, boyundaki ana atardamarın anormal kıvrım yapması, boyundaki toplardamarın kafatabanına girerken kulağa yakın kısmının orta kulağa çok yakın geçmesi (juguler bulbus) gibi damarsal kaynaklı olabilir.</p>
<p><span style="color: #339966;">8. Kafa ya da boyun travması:</span> Bu gibi durumlarda beraberinde başağrısı, başdönmesi, hafıza kaybı vb. de görülebilir. İşitme sinirinde harabiyet varsa çınlama kalıcı kabul edilir.</p>
<p><span style="color: #339966;">9. Meniere Hastalığı:</span> Ataklar halinde başdönmesi, ara ara çınlama ve işitme kayıplarıyla giden bir hastalıktır. Yıllar içinde çınlama kalıcı hal alabilir.</p>
<p><span style="color: #339966;">10. Otoskleroz:</span> Kulak kemikçiklerinden stapeste kireçlenme ile giden bir kulak hastalığı olan otosklerozda hastada işitme kaybı, kendi sesini o kulakta toplanırmış gibi hissetme olur. Tedavisi cerrahidir. Ancak beraberinde çınlama da varsa bu kireçlenme işitme sinirini de tutmuş demektir, o zaman kireçlenen kemik cerrahi olarak çıkarılsa bile çınlama büyük oranda geçmeyebilir.</p>
<p><span style="color: #339966;">11. Bazı tümörler:</span> Çok çok nadiren iyi huylu ve yavaş büyüyen işitme siniri veya denge sinirini tutan tümörler de çınlamaya yol açabilirler. Bu gibi bir durumda genellikle tek taraflı bir çınlama, belirgin tek taraflı işitme kaybı, dengesizlik, başdönmesi de olmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Çınlama şikayeti ile gelen hastalarda ne gibi tetkikler istiyorsunuz?</span></p>
<p> Öncelikle ayrıntılı KBB muayenesi yapıyoruz. Orta kulak enfeksiyonu, çene problemi vb. var mı fizik muayenede bunu değerlendiriyoruz. Sonrasında  işitme testlerini(odyometri, timpanometri, akustik refleks vb.) istiyoruz. Gerekirse beyin MR, MR anjiografi gibi ileri tetkikler de istenebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Çınlama tedavisinde neler uygulanmaktadır?</span></p>
<p>Çınlama tedavisinde zeminde orta kulak iltihabı vb. organik bir neden saptandıysa ona yönelik bir tedavi başlanıyor. Ancak işitme sinirinde herhangi bir harabiyet oluşmuşsa, çınlamanın kişide yarattığı rahatsızlığı azaltmaya yönelik yardımcı tedavi ve teknikleri uygulamaktan başka birşey yapamıyoruz ne yazık ki günümüzde. Belki ileride işitme sinirini yenileyebilecek DNA ve hücre çalışmaları ile sinir tamiri mümkün olur ve biz de hastalarımıza daha çok yardımcı olabiliriz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Bahsettiğiniz yardımcı tedavi ve teknikler nelerdir?</span></p>
<p>Seçeneklerden biri olan tıbbi tedavide (trimetazidine, betahistidine, ginkgo biloba) gibi tablet şeklinde kullanılan ilaçların en az 12 hafta süreyle uygulanması gerekmektedir. Çınlama derecesi kişiden kişiye nasıl değişmekteyse tıbbi tedaviden fayda görme derecesi de aynı şekilde değişmektedir. Bazı hastalar bu tedaviyle çınlamalarının belirgin azaldığını söylemekteyken, bazıları da hiçbir fayda görmediklerini belirtmektedir. Bunun yanısıra çınlamanın eşlik ettiği depresyon vb. psikiyatrik bozuklukların tedavi edilmesinin de çınlama şiddetini azaltmada oldukça faydalı olduğu görülmüştür.</p>
<p>Diğer bir tedavi seçeneği &#8220;Tinnitus Maskelemesi&#8221;dir. Kulak içi ya da kulak arkasına takılan ve işitme cihazına benzeyen bu cihazlar hastanın çınlayan kulağına düşük seviyede beyaz gürültü dediğimiz sabit bir ses vererek kişinin varolan çınlamasının bir nevi maskelenmesini yani duyulmamasını sağlar. Bu şekilde bir cihaz takmak istemeyen ve çınlamasına takılıp gece uykuya dalmakta zorlanan hastalar yataklarının başucuna zaman ayarlı bir radyo koyup, fm kanalını cızırtı duyulacak şekilde ayarlayıp yatarlarsa, benzer etkiyle çınlamaları maskelenecek ve daha rahat uykuya dalacaklardır.</p>
<p>Biofeedback denen bir başka yöntemde çınlamaya eşlik eden stres ve anksiyetenin azaltılması hedeflenmektedir. Kişiye rahatlama teknikleri öğretilir ve çınlamanın derecesini azaltmada bu teknikleri kullanması öğütlenir. Aylar boyunca bir psikolog eşliğinde haftalık seanslar halinde terapi gerektirir. Yapılan bilimsel çalışmalarda hastaların %80&#8242;ninde çınlamada azalma olduğu saptanmıştır.</p>
<p>&#8220;Tinnitus feedback retraining terapi&#8221; adı verilen son zamanlarda popüler olan bir başka teknikte, biofeedback terapisi esnasında kişinin çınlayan kulağına beyaz gürültü veren özel programlanmış bir işitme cihazı takılır, kişinin çınlamasıyla başedebilmesi öğretilmeye çalışılır. 1-2 yıl süren bu tedavi çınlama şiddetine göre minimum  haftada 1 saat ile ayda bir saat arası değişen sıklıkta uygulanır. Yapılan bilimsel çalışmalarda %82 başarı elde edildiği görülmüştür.</p>
<p>Geleneksel Çin Tıbbında, çınlamanın karaciğer ya da böbreğe &#8220;chi&#8221; denen enerji akışındaki bozukluktan kaynaklandığına inanılmaktadır. Belirli bölgelere uygulanan Akupunktur tedavisi, çınlamanın şiddetini azaltmada kısmen de olsa yardımcı olabilmektedir.</p>
<p>Son zamanlarda ülkemizde de uygulanmaya başlanan bir diğer yöntem Tinnimed denen düşük seviyeli lazer uygulamasıdır. Fiberoptik bir kablo ve yumuşak silikon başlıklı bir adaptör ile kulağa takılarak en az 10 hafta günde 1 kez 20 dakika süreyle düşük doz lazer ışını kulak zarı içinden geçirilerek kokleaya gönderilmektedir. Amacı zedelenmek üzere olan sinir hücrelerinin tamiri için gerekli hücresel yanıtın uyarılmasıdır.</p>
<p>  <span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/07/tinnitus-cinlama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>METROBÜSTE BANGIR BANGIR MÜZİK DİNLEYEN ARKADAŞIM, SÖZÜM SANA!</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/06/metrobuste-bangir-bangir-muzik-dinleyen-genc-kiz-sozum-sana/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/06/metrobuste-bangir-bangir-muzik-dinleyen-genc-kiz-sozum-sana/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 07:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[gürültü]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek sesle müzik dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek sesle müzik dinlemenin kulağa zararı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1377</guid>
		<description><![CDATA[  Siz de metrobüste, otobüste, vapurda &#8220;çıstım çıstım&#8221; şeklinde sesler duyup acaba kimden geliyor diye bakanlardan mısınız? Peki benim gibi, kaç kere müziği o kadar yüksek sesle dinleyen kişiyi uyarmak geçti içinizden ya da uyardınız? İnanın bana, bir erken yaşta  sağırlar ordusu yetişiyor!!!  Peki, gürültü veya yüksek sesle müzik dinlemenin zararları nedir? Aşağıda okuyacağınız yazı, soru-cevap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Siz de metrobüste, otobüste, vapurda &#8220;çıstım çıstım&#8221; şeklinde sesler duyup acaba kimden geliyor diye bakanlardan mısınız? Peki benim gibi, kaç kere müziği o kadar yüksek sesle dinleyen kişiyi uyarmak geçti içinizden ya da uyardınız? İnanın bana, bir erken yaşta  sağırlar ordusu yetişiyor!!! </p>
<p>Peki, gürültü veya yüksek sesle müzik dinlemenin zararları nedir? Aşağıda okuyacağınız yazı, soru-cevap şeklinde bu konuyu açıklamaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Gürültüye maruz kalmak kulaklarımı nasıl etkiler?</span></strong></p>
<p>Yeterince yüksek ya da yeterince uzun süre gürültüye maruz kalmak işitmenizi bozabilir. Bu durumda işitmeyi sağlayan iç kulaktaki hassas hücrelerin yapısında bozulmalar ortaya çıkmakta ve bu da “Sinirsel tip işitme kaybı”na (nörosensoriyel tip işitme kaybı) yol açmaktadır.  Canlılığını kaybetmiş hücrelerin kendini yenileme şansı, aklınıza gelebilecek her tür tedavi yapılsa bile, maalesef yoktur. Bu nedenle bu tür işitme kayıpları kalıcı olmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Ne tür gürültüler kulağım için zararlıdır? </span></strong></p>
<p>Kişilerin farklı gürültü tiplerine verdikleri tepkiler ve hassasiyetleri farklıdır. Genel bir kural olarak, eğer zeminde yer alan gürültüde kendi sesinizi duyurabilmek için bağırmanız gerekiyorsa bu gürültü size zarar verebilecek boyutta demektir.  </p>
<p>Ses bilimsel olarak 2 şekilde ölçülür. 1-Ses yüksekliği (ses şiddeti-intensity) Desibel (dB) olarak ölçülür. 2-Sesin perdesi (tını-pitch) yani sesin saniyedeki titreşim frekansı Hertz (Hz) ile ölçülür. Düşük perdeli seslere kalın ses tonu veya tuba (bir tür müzik aleti) sesi örnek verilebilir. Yüksek perdeli sese ise keman sesi iyi bir örnektir.  </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Sesin titreşim sıklığının işitme kaybıyla bağlantısı nedir?</span> </strong></p>
<p>İşitmesi en iyi olan küçük yaş çocuklar genellikle 20 Hz (örn. borulu orgun en düşük sesi) -20.000 Hz (örn. köpek çağırma düdüğünün en tiz sesi-ki çoğu insan duyamaz) arası sesleri ayırt edebilir.</p>
<p>İnsan sesi genellikle 300-4000 Hz arasında bir tınıya sahiptir. İşitme kaybı ortaya çıktığında öncelikle ince seslerde kayıp başlar, bu da yüksek frekanstaki kadın ve çocuk seslerinin duyulmasını zorlaştırır. Ayrıca yüksek frekansı algılayan hücrelerin kaybında duyulan seste deformasyon ortaya çıkar ve bu da kişi sesleri duysa bile konuşmayı algılamada zorlanır.</p>
<p>Desibeli incelersek, insan kulağının duyabileceği en düşük ses şiddeti 0 dB, en yükseği ise  180 dB (örn. uzay mekiğinin kakış anındaki gürültü) civarıdır. dBA ise insan işitme sisteminin en çok duyarlı olduğu orta ve yüksek frekanslara daha fazla ağırlık veren bir ses düzeyi ölçütünü gösterir. A ağırlıklı ses düzeyi olarak tabir edilen dBA, gürültünün etkilenim değerlendirilmesi ve kontrolünde yaygın olarak kullanılır.</p>
<p>Aşağıda çevremizde yer alan bazı seslerin dB olarak karşılıkları listelenmiştir:</p>
<p>      0 dB İnsan sesinin duyabileceği en düşük ses şiddeti</p>
<p>      30 dB Fısıltı sesi</p>
<p>      60 dB Günlük konuşma sesi, dikiş makinesi, daktilo sesi</p>
<p>      90 dB Çim biçme makinesi sesi, kamyon sesi-Bunlara korunmadan maruz kalma süresi günde maksimum 8 saat olmalı!</p>
<p>      100 dB Testere, matkap, kar aracı sesi-Bunlara korunmadan maruz kalma süresi günde maksimum 2 saat olmalı!</p>
<p>      115 dB Kum püskürtme arabası, rock konseri, araba kornası-Bunlara korunmadan maruz kalma süresi günde maksimum 15 dakika olmalı!</p>
<p>      140 dB Silah atışı, jet motoru gürültüsü- Mutlaka kulak koruyucu takmalı, yoksa şiddetli ağrı ve kısa süre maruz kalınsa bile işitme sinirinde harabiyet ortaya çıkabilir.</p>
<p>Uzmanlar devamlı olarak 85 dB ve üstü şiddette sese maruz kalmanın tehlikeli olduğunu belirtmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Gürültüye maruz kalma süresi değişince işitme kaybının miktarı da değişir mi? </span></strong></p>
<p>Tabii ki! Ne kadar uzun süre yüksek gürültüye maruz kalınırsa, hasar o kadar fazla olur. Bir de gürültüyü yaratan şeye ne kadar yakınsanız hasar o kadar artar.</p>
<p>Her silah atışı, yakın planda duran herhangi birinin kulaklarını zedeleyecek bir gürültü yaratır. Geniş kalibreli silahlar ve topçu sınıfı ağır silahlar ses şiddetleri en fazla olduğu için en kötü olanlarıdır. Ancak mantar tabancası ve maytaplar bile kulağınıza yakın patlamışsa işitme sinirine zarar verebilir</p>
<p>Özellikle son yıllarda gençlerde işitme kaybı görülme sıklığında dikkat çekici bir artış olduğu saptanmıştır. Bu duruma i-pod vb. taşınabilir kulaklıklı aletlerin yaygınlaşması ve gençlerin günün çoğu kısmını kulaklıkla yüksek şiddetli rock müzik dinleyerek geçirmesinin yol açtığına inanılmaktadır.  </p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">Bu nedenle, kulaklıkla müzik dinlerken, ses ayarını öyle bir ayarlamanız gerekir ki, sizin müzik dinlediğinizi hemen yanınızdaki kişi duymamalı!!!</span></span></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Gürültü başka nelere neden olur?</span></strong></p>
<p>Gürültüye maruziyet sonrasında genellikle çınlama (tinnitus) ortaya çıkmaktadır ve maalesef sıklıkla kalıcı olmaktadır.</p>
<p>Bazı kişiler yüksek ses altındayken sinirli ve hassas olurlar. Bu da kan basıncını, kalp atım hızını ve mide asit miktarını arttırmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kimler kulak koruyucu takmalıdır? </span></strong></p>
<p>Gürültülü bir ortamda çalışmanız gerekiyorsa mutlaka kulak koruyucu takmanız gerekir. Ayrıca elektrikli tamir aletleri, gürültülü bahçe aletleri, silah atışı, motosiklet ya da kar aracı kullanırken mutlaka takmalısınız.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Koruma takmadan yüksek sese ne kadar süre maruz kalınabilir?</span> </strong></p>
<p>85 dB civarı gürültüye devamlı maruz kalmanın giderek artan bir işitme kaybına neden olduğu saptanmıştır, bundan daha yüksek şiddetteki seslerde ise işitme kaybının ilerleme hızı artmaktadır. Korunmayan bir kulakta ortalama gürültü seviyesinin her 5 dB üstündeki seste izin verilen maruziyet süresi yarı süreye inmelidir. Örneğin 90 dB sese 8 saat, 95 dB sese 4 saat, 100 dB ses ise 2 saatten fazla maruz kalınmaması gerekir. Yine korunmayan bir kulakta müsaade edilen maksimum ses şiddeti 115 dB ve 15 dakikayı geçmeyecek şekildedir. 140 dB ve üstündeki herhangi bir sese korunmasız maruz kalınmasına izin verilmez.  </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Türkiye’de işyeri gürültüsü hakkındaki yasal düzenlemeler nasıldır?</span></strong></p>
<p>Türkiye’de gürültü hakkındaki yasal sınırlamalar 23 Aralık 2003 Tarihli Resmi Gazetede 25325 Sayı no ile yayınlanan “Gürültü Yönetmeliği” adı altında belirlenmiştir, bu konuda ayrıntılı bilgiye <a href="http://www.alomaliye.com/gurultu_yonetmelik.htm">http://www.alomaliye.com/gurultu_yonetmelik.htm</a> adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Bu yönetmeliğin 2. bölümünde yer alan İşveren Yükümlülükleri başlığında 5. maddede belirtildiği üzere günlük gürültü maruziyet sınır değeri 8 saatlik iş günü için 87 dB, en yüksek maruziyet etkin değeri 8h = 85 dB, en düşük maruziyet etkin değeri 8h = 80 dB olarak belirlenmiş, işçiyi etkileyen maruziyetin belirlenmesinde, işçinin kullandığı kişisel kulak koruyucularının koruyucu etkisi de dikkate alınarak maruziyet sınır değeri  uygulanacağı, maruziyet etkin değerlerinde kulak koruyucularının etkisinin dikkate alınmayacağı vurgulanmıştır. Yeterli ölçümle tespit edilen haftalık gürültü maruziyet düzeyinin 87 dB’i aşmayacağı, bu işlerdeki riskleri en aza indirmek için yeterli önlemlerin alınması gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p>Amerika’daki yasal uygulamalara bakıldığında yüksek gürültüde çalışan kişilerin 8 saatlik çalışma süresince 90 dB’den daha fazla gürültüye maruz kalması durumunda kulak koruyucu takmaları zorunludur. İşveren bu işte çalışan kişilere ücretsiz olarak kulak tıpası ve kulaklık sağlamakla yükümlüdür. Yıllık işitme tetkiklerinde herhangi bir kulakta yüksek frekanslarda 10 dB ve üstünde bir kayıp saptandığında 8 saatlik çalışma süresi içinde 85 dB ve üstü gürültüde de kulak koruyucusu takma zorunluluğu getirilir. Daha fazla bir işitme kaybı varlığında ise bir KBB uzmanına başvurulmaktadır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Çevresel gürültü konusunda Türkiye’de ne gibi yasal düzenlemeler bulunmaktadır?</span> </strong></p>
<p>Çevre ve Orman Bakanlığının “Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği” (2002/49/EC) bu konuya ayrıntılı olarak değinmektedir. (<a href="http://www.cevreorman.gov.tr/yasa/y/25862.doc">http://www.cevreorman.gov.tr/yasa/y/25862.doc</a>) Örneğin “<strong>Rekreasyon ve eğlence yerlerinin çevresel gürültü kriterleri” </strong>başlıklı Madde 27’de üzeri ve etrafı fiziksel olarak açık ve yarı açık olan bahçeli gazino, dans salonları, lunaparklar, animasyon ve eğlence merkezleri, fuar, piknik yerleri, açık hava sinemaları, lokantalar, kahvehane ve dükkanlar gibi kamuya açık yerler ile diskotek, kulüpler, barlar, restoran ve düğün salonları gibi kapalı ve/veya yarı açık olan yerlerde elektronik olarak yükseltilmiş müzik ve her türlü ses kaynağının tam yükte çalışması durumunda eğlence yerlerinde çevreye yayılan gürültü düzeyinin mevcut arka plan gürültü düzeyini 5 dBA’dan fazla aşamayacağı vurgulanmaktadır.</p>
<div><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></div>
<div><strong><span style="color: #ff0000;"></span></strong></div>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"> </p>
<p>Kulak koruyucular nedir ?</p>
<p></span></strong></p>
<p>Kulak koruyucular, kulak zarına ulaşan sesin şiddetini azaltmaya yarar. 2 tiptir: Kulak tıpası ve kulaklık. Kulak tıpaları dış kulak yoluna tam oturmalı, yıpranmış olmamalı, gerekirse dış kulak yolu kalıbı alınarak kişiye özel olarak yapılmalıdır. Kulaklık ise kulak kepçesini tam olarak saran ve ayarlanabilir bir baş bandıyla yerinde tutulan bir alettir.</p>
<p>Uygun yerleştirilmiş bir kulak tıpası ya da kulaklık ses şiddetini 15-30 dB kadar azaltmaktadır. Düşük frekanslı sesler için tıpalar, yüksek frekanslı sesler için ise kulaklıklar seçilmelidir. 105 dB’i geçen  gürültülerde kombine kullanımı önerilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kulak girişini sadece pamukla tıkasam yetmez mi? </span></strong>Pamuk topları ya da kağıt mendil parçası tıkaçları en zayıf tıkaç türleridir, gürültüyü ortalama 7 dB azaltabilirler.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kulak koruyucu kullanımı yeterli olmakta mıdır? </span></strong></p>
<p>Yapılan çalışmalarda işçilerin yarısında koruyucuyu düzgün takmama ya da devamlı kullanmama nedeniyle beklenen koruma etkisine ulaşılamadığı saptanmıştır. Kulak koruyucunun 8 saat boyunca devamlı kullanımı ile 30 dB gürültü azalması sağlanırken, 1 saatliğine kullanmama durumunda ortalamaya vurulduğunda bu azalma 9 dB’e düşmektedir.</p>
<p>Kulaklık ya da tıpanın iyi yerleştirildiğinin kriteri kişinin kendi sesini daha yüksek ve derin duymasıdır. Bu sağlanamamışsa yeterli koruma yok demektir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Kulak koruyucu takınca diğer insanları ya da makineleri duyabilecek miyim?</span></strong></p>
<p>Nasıl bir güneş gözlüğü çok fazla ışık altında görmeye yardımcı ise, kulak koruyucular da çok gürültülü ortamlarda konuşmanın anlaşılabilirliğini sağlamaktadır. Anck, işitmesinde sorun olan veya konuşulanı algılamada sorunu olan kişilerde, bu görevini etkin bir şekilde yerine getiremez.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/06/metrobuste-bangir-bangir-muzik-dinleyen-genc-kiz-sozum-sana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖSTAKİ TÜPÜ FONKSİYON BOZUKLUĞU</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/05/ostaki-tupu-fonksiyon-bozuklugu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/05/ostaki-tupu-fonksiyon-bozuklugu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 09:56:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[akut otit]]></category>
		<category><![CDATA[antihistaminik]]></category>
		<category><![CDATA[dekonjestan]]></category>
		<category><![CDATA[kulağı çizdirme]]></category>
		<category><![CDATA[östaki disfonksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[öztaki]]></category>
		<category><![CDATA[seröz otit]]></category>
		<category><![CDATA[uçuşta kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Valsalva manevrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[  Kulak 3 kısıma ayrılır: Dış kulak yolu-kulak kepçesi, orta kulak ve iç kulak. Östaki tüpü burnun gerisi ile orta kulağı birbirine bağlayan ince bir tüptür. Normalde yutkunmakla, esnemekle açılıp kapanarak dış ortamla orta kulak hava basıncını eşitlemekle görevlidir. Ayrıca orta kulağı kaplayan ince mukus tabakasının da burun yoluyla dışarı atılmasını da sağlar.  Östaki tüpünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Kulak 3 kısıma ayrılır: Dış kulak yolu-kulak kepçesi, orta kulak ve iç kulak. Östaki tüpü burnun gerisi ile orta kulağı birbirine bağlayan ince bir tüptür. Normalde yutkunmakla, esnemekle açılıp kapanarak dış ortamla orta kulak hava basıncını eşitlemekle görevlidir. Ayrıca orta kulağı kaplayan ince mukus tabakasının da burun yoluyla dışarı atılmasını da sağlar. </p>
<p>Östaki tüpünün nezle, grip, alerji vb. nedenlerle tıkanması durumunda hava basınçları eşitlenemez, orta kulakta hapsolan hava zamanla absorbe olur ve bu durumda orta kulakta negatif basınç karşımıza çıkar. Bu durum kulak zarının orta kulağa doğru vakum gibi çekilmesine yol açar. Sinir bakımından zengin bir yapı olduğu için kişide ağrı, basınç hissi, tıkanıklık ve hafif işitme kaybı ortaya çıkar. Östaki tıkanıklığı uzun sürerse zamanla bu negatif basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çekilmesine yol açar, bu durumda basınç ve işitme kaybı artar. Buna &#8220;seröz (effüzyonlu) otit&#8221; adı verilir. Bu biriken sıvının bakteri ile istilası durumunda ise orta kulak iltihabı (akut otit) karşımıza çıkar. </p>
<p>Östaki tüpünün müzmin tıkanıklığına ya da fonksiyonundaki yapısal  bozukluğa &#8220;Östaki disfonksiyonu&#8221; adı verilir. Bu durum genellikle burnun müzmin bir tahriş edici etkene (alerji, yoğun hava kirliliği, sigara kullanımı vb.) maruz kalması durumunda östaki ağzı mukozasının da devamlı etkilenip daralması ile oluşur. Ayrıca, östaki ağzı etrafında fazla yağ depolanması ve daralmaya yol açması nedeniyle şişmanlık da buna yol açmaktadır. Tam tersi olarak hızla kısa sürede kilo vermek ya da aşırı zayıflık da östaki ağzı etrafı yağ dokusunun azlığına bağlı kollapsına yol açıp fonksiyonunu bozabilir. Çok nadiren de burun etleri (nazal polip), yarık damak ve geniz tümörleri de östaki disfonksiyonu nedeni olabilir.</p>
<p>1-6 yaş arası çocuklarda östaki tüpünün oldukça dar ve düz olması nedeniyle seröz otit, akut otit vb. östaki disfonksiyonuna bağlı sorunlar sık görülebilmektedir. Bu yaş grubunda müzmin  geniz eti iltihapları olması da, buraya anatomik olarak çok yakın olan östaki ağzını oldukça etkilemektedir. Yine bu tüpün düz olması da özellikle biberonla beslenme sırasında sütün burnun arka tarafından östaki yoluyla orta kulağa kaçışına yol açabilmektedir ki, bu nedenle biberonla beslerken bebeğin/çocuğun oturura yakın tutulması, yatakta yatarken beslenmemesi, emzirme/biberonla besleme sonrası en az 2 saat dike yakın oturtulması, hemen uyutulmaması önerilir.</p>
<p>Bazen de östaki ağzını tıkayacak herhangi bir neden yokken fonksiyon yetersizliği karşımıza çıkabilir. Bu durum genellikle genetik geçişli olup östaki ağzını açıp kapatmakla görevli çiğneme kaslarının anatomik/fizyolojik bozukluklarına bağlanmaktadır. <span style="text-decoration: underline;">Genellikle sık orta kulak iltihabı geçiren ve geniz eti sorunu olmayan bir çocuk ya da erişkinin aile öyküsünde  anne/babasının da çocukken kulak sorunları yaşadığını öğrenirsiniz. </span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Tıbbi tedavi:</span></span></strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;">1. <strong><span style="text-decoration: underline;">Anti-alerjik ve Dekonjestan ilaçlar</span>:</strong><br />
</span>Alerjik kişilerde gerekli testlerden sonra alerjenlerin tanımlanması ve kişinin mümkün olduğunca bunlardan kaçınması gerekmektedir. Aşı tedavisi kısmen yardımcı olsa da etkileri uzun sürede görülmektedir. .Buruna sıkılan kortizonlu spreyler, burun ve östaki mukozasının şişliğini azaltarak sorunu ortadan kaldırabilmektedir. Ancak ilacın bu etkisi 2. haftadan sonra başlar.</p>
<p>Antihistaminikler ise burun mukozasının alerjenle teması sonrası ortaya çıkan reaksiyona vücudun tepkisini azaltmaktadırlar.</p>
<p>Dekonjestan ilaçlar burun içi kan damarlarını büzerek östaki tüpü ağzı etrafındaki mukoza şişliğini azaltarak etki gösterirler. Bu etki ilaç uygulanmaya başlar başlamaz görülür. Ancak vücut buna adaptasyon gösterip 5. günden uzun kullanımda bu etkisini ortadan kaldırmakta, hatta tam tersi burun ve östaki ağzı mukozasında şişmeye yol açmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">2. </span><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">Kulakların havalandırılması:</span><br />
</span></strong>Bilinen en basit<strong> </strong>havalandırma yöntemi sakız çiğnemektir, bu sayede östaki ağzını açıp kapatmakla görevli kasları çalıştırıp östaki ağzından sıvı drenajını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Burun ucunu parmaklarınızla tamamen kapatacak şekilde sıkıp, yanaklarınızı havayla doldurup, parmaklarınızı çekmeden ve ağzınızdan hava kaçırmadan sümkürme hareketi yapmanız halinde -ki buna Valsalva manevrası-denir, östaki ağzından orta kulağa doğru zorlu bir hava akışı sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Bir diğer yöntem, burun deliklerinizden birini kapatıp diğerinin ucuna bir pipet ya da içi çıkarılmış tükenmez kalem ucunu sadece girişe yerleştirip bunun ucuna takacağınız bir balonu burun yoluyla şişirmeye çalışmaktır.</p>
<p>Her iki manevra da burun akıntısı varken yapılmamalıdır, çünkü enfekte mukusu havayla birlikte östaki tüpüne itebilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Cerrahi Tedavi: </span></span></strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin primer amacı çalışmayan östaki tüpünü bypass edip orta kulağı havalandıracak başka bir yol bulmaktır.</p>
<ol type="1">
<li><em><span style="color: #ff0000;"><strong>Miringotomi:</strong><br />
</span></em>Kulak zarının belli bir bölgesine yapılacak ince bir kesi-halk arasındaki tabiriyle kulağı çizme- orta kulakta birikmiş olan sıvının vakumlanarak temizlenmesine imkan sağlar. Genellikle 1-3 gün içinde bu kesi kapanır, bu süre zarfında da östaki tıkanıklığını açıcı ilaçların etkisi başlar. Ancak sorun devam ederse orta kulakta tekrar sıvı birikebilir.</li>
<li><em><span style="color: #ff0000;"><strong>Ventilasyon tüpü (kulak tüpü) uygulanması:</strong><br />
</span></em>Bazı durumlarda, kulağı çizmenin yetersiz olacağı düşünülüyorsa kulak zarı üzerine küçük bir tüp yerleştirilir. Bu sayede östaki ağzı ve orta kulağa iyileşmesi için dahya uzun süre verilmiş olur. Genellikle 6-12 ay süreyle orta kulağın havalanmasını sağladıktan sonra zamanla tüp kendiliğinden atılır ya da hekim tarafından çıkarılır. Bu işlemin dezavantajı tüp yerinde olduğu müddetçe kulağa su kaçırılmamasını gerektirmesidir. Bir diğer dezavantaj ise nadir de olsa tüp takılan yerin iyileşmeyip delik kalmasıdır. Bu durumda kulak zarının yamanması gerekecektir.</li>
</ol>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Uçmaya bağlı Östaki Disfonksiyonu:</span></strong></p>
<p>Uçuş sırasında kulaklar devamlı olarak değişen basınç farklılıklarına maruz kalmaktadır. Özellikle iniş sırasında kabin basıncı düşmekte ve bu durumda orta kulakta rölatif olarak pozitif basınç ortaya çıkmaktadır. Pek çok kişide östaki yoluyla bu basınçlı hava atılabilmekte ve kişi herhangi bir sorun yaşamamaktadır. Esnemek, yutkunmak, sakız çiğnemek veya valsalva manevrası yoluyla kulağa hava vermeye çalışmak, basınç nedeniyle ağzı kapanan östakinin açılmasını sağlayarak sorunu ortadan kaldırabilmektedir. Ancak östaki ağzının nezle vb&#8217;ye bağlı mukozada şişme nedeniyle tıkalı olması durumunda bu hareketler fazla işe yaramamaktadır.  Bu nedenle nezle-grip iken uçağa binilmemesi gerekir. <a href="http://www.seciltotan.com/?p=160" target="_blank">Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi &#8220;UÇAK YOLCULUĞU VE KULAK AĞRISI&#8221; konulu sayfada bulabilirsiniz</a>.</p>
<p>*KAYNAK: http://www.bcm.edu/oto/jsolab/eust_tub.htm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/05/ostaki-tupu-fonksiyon-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORTA KULAK İLTİHABI AŞILARLA ÖNLENEBİLİR Mİ?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-asilarla-onlenebilir-mi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-asilarla-onlenebilir-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 08:23:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[aşı]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=425</guid>
		<description><![CDATA[  Gelişmiş ülkelerde çocukların yaklaşık % 62&#8242;si 1 yaş civarında, % 80&#8242;i 3 yaş civarında ve %100&#8242;ü ise 5 yaş civarında ilk orta kulak iltihabı atağını geçirmektedir. Bu kadar sık ve yaygın görülen bu hastalığı önleyebilmek adına günümüzde pek çok araştırma ve çalışma yapılmaktadır. Bunlardan biri aşılamadır. Aşı nedir?Aşı, vücudun bağışıklık sistemini uyararak belli bakteri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Gelişmiş ülkelerde çocukların yaklaşık % 62&#8242;si 1 yaş civarında, % 80&#8242;i 3 yaş civarında ve %100&#8242;ü ise 5 yaş civarında ilk orta kulak iltihabı atağını geçirmektedir. Bu kadar sık ve yaygın görülen bu hastalığı önleyebilmek adına günümüzde pek çok araştırma ve çalışma yapılmaktadır. Bunlardan biri aşılamadır.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Aşı nedir?</strong></span>Aşı, vücudun bağışıklık sistemini uyararak belli bakteri ve virüslere karşı savaşa hazırlıklı olmasını sağlayan bir tür preparattır. Aşı uygulandıktan sonra, ilgili mikroba karşı vücutta &#8220;antikor&#8221; adı verilen proteinler (bir nevi silahlar) üretilir ve bu sayede o mikropla temas durumunda, mikrobun yok edilmesi ya da zararlı etkisinin hafifletilmesi amaçlanır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Pnömokok mikrobu (</span><em><span style="color: #ff0000;">Streptococcus pneumoniae)</span>  </em>orta kulak iltihabı, sinüzit, pnömoni (zatürre) ve menenjit gibi oldukça riskli  hastalıklara yol açtığı bilinen en sık görülen ajanlardan biridir.  Günümüzde bu mikrobun pek çok türüne karşı geliştirilmiş bir aşı bulunmakta ve<span style="color: #ff6600;"> <span style="text-decoration: underline;">Türkiye&#8217;de de rutin olarak uygulanmaktadır</span>. </span>Yaş gruplarına göre uygulama sıklığı ve sayısı değiştiği için bu konu hakkında bilgi almak üzere çocuk doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.</p>
<p><em><span style="color: #ff0000;">Konjuge Pnömokok Aşısı:</span></em> Oldukça etkili ve güvenli bir aşıdır.  Kişiden kişiye değişmekle birlikte, mikrobun tehlikeli formlarının % 97&#8242;sine karşı koruma sağlamaktadır. Aşı sonrası yan etki olarak iğne yapılan yerde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet ile hafif ateş görülebilir. Allerjik reaksiyon ise çok nadirdir. Bebeklere uygulanabilen ve 2 yaş altına yapılabilen tek pnömokok aşısıdır. 5 yaş altı çocuklarda konjuge aşı orta kulak iltihabını önlemede oldukça etkilidir. </p>
<p><em><span style="color: #ff0000;">Haemophilus influenzae (NTHi) ve  Moraxella catarrhalis aşısı:</span></em> Orta kulak iltihabı ve sinüzite yol açan diğer en sık görülen ajanlardan olan Hemofilus ve Moraxella mikrobuna yönelik aşı geliştirme  çalışmaları devam etmektedir.</p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-asilarla-onlenebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ORTA KULAK İLTİHABI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-sss/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 08:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[biberon kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[kulağı çizdirme]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta sıvı birikimi]]></category>
		<category><![CDATA[miringotomi]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün kızım çok ateşlendi, çocuk doktoruna götürdük, orta kulak iltihabı dedi, antibiyotik verdi. Evde bir de küçük bebeğim var, ona bulaşır mı? Orta kulak iltihabı çocuklarda en sık doktora gitme nedenlerinden biridir. Genellikle küçük çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkinleri de etkileyebilmektedir. 6 yaş altı tüm çocuklar 1 ya da 2 kez orta kulak iltihabı geçirir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>
<div style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff0000;">Geçen gün kızım çok ateşlendi, çocuk doktoruna götürdük, orta kulak iltihabı dedi, antibiyotik verdi. Evde bir de küçük bebeğim var, ona bulaşır mı?</span></strong><em><span style="color: #ff9900;"> </span></em><em><span style="color: #ff9900;"><span style="color: #000000;">Orta kulak iltihabı çocuklarda en sık doktora gitme nedenlerinden biridir. Genellikle küçük çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkinleri de etkileyebilmektedir. 6 yaş altı tüm çocuklar 1 ya da 2 kez orta kulak iltihabı geçirir. Sıklıkla kışın ve ilkbaharın ilk aylarında karşımıza çıkar.  Orta kulak iltihabı tek başına bulaşıcı değildir, buna yol açan nezle-grip virüsü burun salgıları yoluyla hapşırmakla, enfekte ellerle temas etmekle bulaşır. Bunların bulaştığı kişide eğer bağışıklık yetersizse, geniz eti, deviasyon gibi burun tıkanıklığına yol açan anatomik bir sorunu var ise, nezle-grip iken uçak yolculuğu yapmış ise östaki tüpünün (orta kulakla burun  arasında genizde yer alan ince bir kanal) ve enfeksiyona bağlı şişip kapanması nedeniyle orta kulak iyi havalanamaz ve bu kişi de dolaylı olarak orta kulak iltihabı yaşayabilir.  </span></p>
<p></span></em></p>
<p><em>Bu nedenle bebeğinizi diğer çocuğunuzla çok temas ettirmeyin, aynı odada yatırmayın, öptürmeyin ve örneğin kızınızın burnunu sildikten sonra ellerinizi yıkayıp bebeğinizi kucağınıza alın. Ancak tüm bu önlemlere rağmen bebekte burun tıkanıklığı, hapşırma, öksürme başlarsa burnunu açık tutmak için bebeklere uygun burun damlalarından (tuzlu su içeren!) kullanın ki östaki ağzı olabildiğince açık kalsın. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Orta kulak iltihabı ne gibi sorunlara yol açar?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Öncelikle oldukça fazla kulak ağrısı, ateş ve işitme kaybına yol açar.  Ayrıca tedavi edilmediğinde, özellikle bebeklerde kafada yer alan diğer bazı yapılara yayılabilir. Bu nedenden dolayı bebeğinizde huzursuzluk, devamlı o kulağını çekiştirme, kusma, ateş varsa, kulak arkasında şişlik ve kızarıklık ortaya çıkmışsa hemen bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir. </em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Orta kulak iltihabı nasıl oluşur?  </span></strong></li>
</ul>
<p><em>Nezle-grip, alerji vb. ‘ye bağlı östaki tüpünün ağzında tıkanıklık oluştuğunda öncelikle orta kulak havalanması bozulur, tedavi yapılmazsa orta kulakta negatif bir basınç ortaya çıkar ve bu da çevre dokulardan orta kulağa bazı sıvıların çekilmesine yol açar. Bakteri ya da virüsler ise bu sıvıya geçip (durağan sıvılarda mikrop çoğalması daha kolay olur- bataklık gibi!) orta kulak iltihabına yol açarlar. Bu iltihaplı sıvı kulak zarını dışarı ittirip, sonra da tutup kulak zarında şişme, kızarıklık ve buna bağlı şiddetli ağrı yaratır. Kulak zarı şişmiş olduğu için ve arkasında hareket etmesini önleyen yoğun bir sıvı olduğu için işitme görevini yerine getiremez ve kişide işitme kaybı ortaya çıkar. </em></p>
<p><em>Bazen bu baskıya ve inflamasyona dayanamayan kulak zarı bir yerinden delinip akmaya başlar. Bu durumda kişinin ağrısı geçer, ateşi düşer ancak bu sefer de orta kulak dışarısıyla temasa geçer ve müzmin orta kulak iltihabına dönüşebilir. Bu nedenle herhangi bir kulak akıntısı olduğunda bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerekir.</em>   </p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Orta kulak iltihabı nasıl tedavi edilir?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Uygun bir antibiyotik seçimi ve gerekli sürede (en az 7 gün, ideali 10 gün)  kullanım ile orta kulak iltihabı tedavi edilebilir.  Beraberinde var olan patolojiye göre ateş düşürücü-ağrı kesici, dekonjestan, antihistaminik (alerji ilacı) ilaçlar, burun damlaları eklenebilir. </em></p>
<p><em>Önemli olan sık sık doktor kontrolüne gitmektir. Tıbbi tedaviye rağmen ateşin düşmemesi, ağrının artması, kulak akıntısının başlaması, baş ağrısı ya da kulak arkasında şişlik-kızarıklık oluşması halinde tedavi yeniden düzenlenebilir veya bazı cerhi müdahaleler gerekebilir. </em></p>
<p><em>Halk arasında bilinen adıyla <span style="color: #339966;">&#8220;kulağı çizdirme&#8221;</span> dediğimiz <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">miringotomi</span></span> işlemi bunlardan biridir. Bu, kulak zarının ileri derecede bombe olduğu ya da baloncuk yapmaya başladığı durumda kulak zarının iyileşme potansiyeli en fazla olan yerinden bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından özel aletlerle çizilip iltihabın temizlenmesi işlemidir. Kesilen yer çoğunlukla birkaç gün içinde kendi kendine kapanmaktadır. Ancak tam kapanma olana kadar kulağa asla su kaçırılmaması gerekir. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Orta kulak iltihabından nasıl korunulur?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Orta kulak iltihabına yol açan faktörlerden korunmakla tabii ki! Nezle-grip olduğunuzda burun tıkanıklığını açmaya çalışmalı, kuvvetli sümkürme ya da tam tersi kuvvetli burun temizleme yapmamalı, hastayken uçak yolculuğu yapmamalı, çevrenizdeki insanların hastalanması el temizliği ve hjyene özen gösterilmeli, hastayken öpüşmemeli ve vücut direncini yüksek tutmak için dengeli beslenmeli, sigara içmemeli, yeterli uyumalı ve dinlenmelisiniz.  </em></p>
<p><em>Bebek ve çocuklarda östaki tüpünün erişkinlere göre kısa ve geniş olması, mikropların ve yutulan sıvıların genize kaçması durumunda rahatça burundan orta kulağa geçmesine yol açar. Özellikle bebeklerin biberonla beslenmesi sırasında ve sonrasında bu konuya çok dikkat edilmesi gerekir. Bebek düz yatırılarak ya da yatağında beslenmemeli, beslenme sonrası 1-2 saat yatırılmamalı, yatağın başı yükseltilerek yatırılmalıdır. </em></p>
<p><em><a href="http://www.seciltotan.com/?p=25" target="_blank"><span style="color: #000000;">Nezle-grip-orta kulak iltihabı olan çocukların tam iyileşene kadar kreşe/okula gönderilmemesi gerekir. </span></a></em></p>
<p><em>Ayrıca çocukların yanında sigara içilmemelidir (çocuk odasındayken salonda içiyoruz, sonra havalandırıyoruz gibi açıklamalar yetersizdir, çünkü sigaranın irritan partikülleri oda içindeki eşyalara sinmekte ve ne kadar havalandırılırsa havalandırılsın çocuğu etkilemektedir!!!), yapılan çalışmalarda sigara dumanına maruz kalan çocukların daha sık hasta olduğu görülmüştür.</em>  </p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Oğlum 10 gün önce orta kulak iltihabı geçirdi, doktoru iltihabın geçtiğini ancak kulakta sıvı kaldığını söyledi. Bu sıvı nedir ve nasıl tedavi edilir?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>En az 7 günlük, ideali 10 günlük antibiyotik tedavisi sonrası, orta kulaktaki iltihap gerilemekte,  %40 çocukta geride iltihapsız bir sıvı kalmaktadır.  Bu sıvı çoğu çocukta 3-6 haftada kendiliğinden kaybolmaktadır. En az 3 aylık takip sonrasında kulaktaki sıvının kaybolmadığı durumlarda, kulağa tüp takılması (ventilasyon tüpü) gerekmektedir. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgileri <a href="http://www.seciltotan.com/?p=123" target="_blank">&#8220;Kulakta sıvı birikmesi ve kulak tüpü (SSS)&#8221;  </a>ve <a href="http://www.seciltotan.com/?p=48" target="_blank">&#8220;Kulak tüpü nedir, neden takılır?&#8221; </a>başlıklı yazılardan edinebilirsiniz. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Merhabalar. Benim 4 aylık yeğenimin kulağında bir şişlik var. Bir iki ay kadar önce çocuk rahatsızlandı ve doktora başvurduk, ortak kulak iltihabı teşhisi koyuldu ve ilaç falan kullandıktan sonra iyileşti. Birkaç haftadır da çocuğun kulağında gözle görülebilecek kadar bariz bir şişlik var, sağ kulağı diğer kulağına göre oldukça dışa açık görünmekte. Kulağında herhangi bir akıntı yok, yüksek ateş gibi bir şikayetimiz de yok çocuğun kulağına dokunduğumuzda aşırı tepki verip ağlamıyor. Tekrar doktora başvurduk ve biraz daha beklememiz gerektiği söylendi. MR çekilmesi gerekebilir ve MR çekmemiz için çocuğu uyutmamız gerekir gibi şeyler söylediler haklı olarak. Biraz daha bekleyip eğer kulak arkasında herhangi bir kırmızılık veya çocukta aşırı huzursuzluk gibi şeyler olursa acil götürmemizi söylediler. İsterseniz eğer fotoğrafını da size gönderebilirim. Acaba ne yapmalıyız? Şimdiden teşekkürler.</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Bahsettiğiniz durum, orta kulak iltihabinın bir komplikasyonu olan ve bebeklerde nispeten daha sık görülen &#8220;akut mastoidit&#8221; dediğimiz durumdur. Bunun nedeni bebeklerin kemik yapılarının yumuşak olması ve diger kafatası kemikleriyle tam birleşmemiş olmasından dolayı orta kulaktaki iltihabın<br />
kulak kemiğini (mastoid) tutması ve oradan iltihabın deri altına kaçmasıdır. Genellikle orta kulak iltihabından 2-3 hafta sonra, kulakarkası ve üstünde cilt alti dokularda sıvı birikimi, buna bağlı olarak<br />
kulağın öne ve aşağı dogru itilmesi ile karakterizedir. Tanısı için acilen Kulak Tomografisi çekilmesi gerekir. Tedavisinde yoğun antibiyotik kullanımı (genellikle damardan iğne seklinde), iltihabın<br />
boşaltılabilmesi için ameliyatla kulağa tüp takılması, hatta enfeksiyon çok ilerlemişsee mastoid kemiğin de içinin ameliyatla temizlenmesidir.  Size önerim, hafif bir sakinleştirici ilaç altında hemen tomografi çekilip ona göre tedaviye karar verilmesidir. Geçmis olsun.</em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">2005 doğumlu oğlumuz bundan 1 ay önce ateşlenince çocuk doktorumuza götürdük. Çocuğun sağ kulağının sıvı topladığını, 7 günlük N&#8230;.. 1 gr sabah akşam iğne tedavisi vereceğini ve eğer bu kürde geçmezse hemen KBB&#8217;ye gitmemiz gerektiğini söyledi. 7 gün geçtikten sonra bakıldı ve hemen KBB&#8217; ye gönderildik. KBB uzmanı bize 10 günlük L&#8230;.. sabah akşam önerdi ve toplamda 20 gün sonra timpanogram ve nazofarenks grafisi çektirip gelin dedi. Bizim bu süremiz dolmak üzere ve kulağındaki iltihap geçmiş ama sıvı hala duruyormuş(Çocuk doktoru baktı). Geceleri burnundan nefes alamıyor ve oğlumuz kreşe gidiyor. Bu aralar tekrar enfeksiyon kapma olasılığı da yüksek. Tympanogram right volume: 0.11 ml, compliance 0.16 ml, pressure -168 dapa, gradient 0.04 ml. Tympanogram left volume: 0.18 ml, compliance 0.14 ml, pressure -260 dapa, gradient 0.04 ml. Geniz filmini henüz çektirmedik. Sitenizden edindiğim bilgilere göre şu konularda bana yardımcı olabilirmisiniz?</span></strong></li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><span style="color: #ff0000;">1. G</span></strong><strong><span style="color: #ff0000;">eniz filmini çektirmek için beklemelimiyim? Şu aralar öksürüyor, geniz etinin büyük gözüküp bizi yanıltma olasılığı varmı dır?</span></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><strong><span style="color: #ff0000;">2. KBB uzmanı kulaklarına tüp takılıp geniz eti de alınır diyor. Biz ise beklesek ya da sadece genizetini aldırsak, kulağındaki sıvı toplaması zamanla geçer mi? Oğlumuzun<br />
kulağında duyma kaybına yol açmaktan da korkuyoruz. Bu olasılık söz konusu mudur? Sizden haber bekliyoruz. Şimdiden çok teşekkürler.</span></strong></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Öncelikle gecmis olsun.  Çocuğunuzun geçirdigi hastalık ve buna ait tedavi ve tetkikleri ayrıntılı yazdığınız icin tesekkür ederim.  Birkaç noktayı sormam gerekiyor, bu orta kulak iltihabı bu sene ilk defa mı oldu? Ya da bebekliğinden beri yılda kaç kez orta kulak iltihabı geçirdi? Ağzı</em><em> açık uyuma, horlama sadece hastalı</em><em>k dönemine mi özgü? Horlamalar sırasında nefesi de duruyor mu? Eviniz çok aşırı sıcak ve kuru mu? Evde sigara içiliyor mu? Çocuğunuz allerjik mi?</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> Bilimsel istatistiklere gore tüm çocukların yaklaşık %75&#8242;i 5 yaşından önce yılda en az 1 kez orta kulak iltihabı geçirmektedir. Bunların %10&#8242;unda ise orta kulak iltihabı sonrası kulakta hapsolan sıvı (effüzyon) en az 8 hafta süreyle kalmaya meyillidir. Kreş faktörü, orta kulak iltihabı geçirme sıklıgını arttıran temel faktörlerdendir. Evde sigara içilmesi (çocuğun yanında içilmiyor ya da evi havalandırıyoruz gibi eylemler maalesef sigaranın çocuğa zararını engellemiyor!), evin çok sıcak ve kuru olması ya da çocuğun alerjik olmasına rağmen evde uyuduğu odada kedi-köpek-kuş-peluş,tüylü oyuncak-halı vb. bulundurulması da riski arttırır. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Orta kulak iltihabının tedavisinde ilk doktorunuzun seçtiği antibiyotik gayet uygun, sonrasında kullanılan ilaç ise bazen yeterli etkiyi gösteremeyebiliyor. İdeal olanı amoksisilin içeren bir ilacın minimum 10 gün, hatta kontrolünde sıvı devam ediyorsa 3 hafta boyunca verilmesidir. Kendi pratiğimde 10 gün amoksisilin kullandıktan sonra sıvının miktarinda azalma yok ya da koyulasma varsa beraberinde metronidazol içeren bir antibiyotik de ekleyerek ikili tedaviyi seçmekteyim. 3 haftalik etkin antibiyotik kullanımı sonrasi düzelme yok ise hastayı sık kontrollere çağırarak 3 ay kadar takip etmek gerekiyor. Bu süre zarfinda burun temizliği önemli! Burnunu asla içine çekmemeli ve kuvvetli sümkürtme yaptirilmamalı!!! Ev kuru ise soğuk buhar makinesi kullanılmalı! Sigara içiliyorsa asla evin içinde içilmemeli! Sıvının bu süre sonunda da dağılmaması durumunda ise maalesef geniz etinin alınması ve kulaklara tüp takılması aşamasına geçiliyor. </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>Sorularınıza gelince: </em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>1. Yazdığınız tetkik (timpanometri) sonucunda her iki kulakta sıvı birikimi olduğu görülüyor. Geniz eti filmi tabii ki genizetinin boyutlarını takip etmede yardımcı bir tetkik. Ancak geniz eti cok küçük olup 3 ay kulaklardaki sıvının kaybolmadığı hastalar da olmaktadır, yani ameliyat kriteri kulaktaki sıvının durumu ve süresidir (orta kulaktaki çok koyu sıvının katılaşmasına bağlı kireçlenme ya da kulak zarının orta kulağa yapışması bulguları varsa 3 ayı da beklememek gerekir). Kendi pratiğimde ben geniz etini endoskopla muayene ederek takip etmeyi<br />
ya da çocuk bu muayeneye izin vermiyorsa tedavi sonrası 1 kere geniz eti filmi çektirip ondan sonra da kulaklarını takip etmeyi tercih ediyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em> 2. Çocuğunuzu muayene eden KBB hekimi eğer 3 ay beklemeyi engelleyecek bazı bulgular (kulak zarında yapışma, koyu yapışkan sıvı varlığı vb.) görmüşse, ameliyatı erkene alabilir. Size bununla ilgili bir yorum yapabilmem için çocuğunuzun kulaklarını muayene etmem gerekir.</em></p>
<p style="padding-left: 30px;"><em>3. KBB hekiminiz sizi belli aralarla kontrollere çağıracaktır, bu kontrollerde ileride duymasını bozabilecek sorunların ilk bulgularının ortaya çıkması halinde zaten hemen ameliyat kararını verecektir. </em></p>
</div>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/05/orta-kulak-iltihabi-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAKTAKİ KRİSTALLER VE BAŞDÖNMESİ (BPPV)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/04/kulaktaki-kristaller-ve-basdonmesi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/04/kulaktaki-kristaller-ve-basdonmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 17:34:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BAŞDÖNMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[apley manevrası]]></category>
		<category><![CDATA[baş dönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[bppv]]></category>
		<category><![CDATA[dengesizlik]]></category>
		<category><![CDATA[dix-hallpike]]></category>
		<category><![CDATA[dizziness nedir]]></category>
		<category><![CDATA[iç kulak taşı]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta kristaller]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta taşlar]]></category>
		<category><![CDATA[manevra]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyonel vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[vertigo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[  Benign (gidişatı iyi) Paroksismal (aniden başlayan) Pozisyonel (baş hareketleri ile tetiklenen) Vertigo (baş dönmesi) yani baş harfleriyle  &#8221;BPPV&#8221; erişkinlerde en sık baş dönmesi nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. En tipik bulgusu pozisyon değişikliği sonrasında oluşan ve 1-2 sn süren etrafın fıldır fıldır döndüğü bir baş dönmesi atağı yaşanmasıdır.  Bu durum genellikle yataktan kalkma ya da  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #000000;"></span></div>
<p><span style="color: #000000;"> </p>
<p>Benign (gidişatı iyi) Paroksismal (aniden başlayan) Pozisyonel (baş hareketleri ile tetiklenen) Vertigo (baş dönmesi) yani baş harfleriyle  &#8221;BPPV&#8221; erişkinlerde en sık baş dönmesi nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. En tipik bulgusu pozisyon değişikliği sonrasında oluşan ve 1-2 sn süren etrafın fıldır fıldır döndüğü bir baş dönmesi atağı yaşanmasıdır.  Bu durum genellikle yataktan kalkma ya da  yatağa yatma anında, yatakta sağdan sola dönerken, yerden eğilip ya da yukarı uzanıp bir şey alma sırasında ortaya çıkar.  Kişi birden bu şekilde bir dönme yaşayınca korkar ve bir yerlere tutunma ihtiyacı hisseder. Bazen tutunamayıp düşebilir. Bulantı ve kusma da eklenebilir. Kişinin gözlerine dikkatli bakıldığında göz bebeklerinin bir tarafa doğru döner gibi hızlı hızlı hareket ettiği görülür(nistagmus).</p>
<p></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;">BPPV&#8217;nin nedeni iç kulakta denge sağlayan organların içinde yer alan mikroskopik taşların/kristallerin (otokonya)  yerlerinden kopup iç kulak sıvısında serbest yüzmesi ve yarım daire kanallarının içine kaçmalarıdır. Yarım daire kanallarının görevi yatay, dikey ve çapraz düzlemdeki hareketleri algılayıp beyne sinyal göndermek ve bu sayede kişinin dengesini sağlamaktır. Yanlışlıkla bu kanalların içine giren bu taşların hareketi sanki kişi bu düzlemlerden birinde devamlı hareket ediyormuş gibi bir yanlış algılamaya neden olur. Bu da baş dönmesi şikayetlerini açığa çıkarır. (Bkz. <a href="http://www.seciltotan.com/?p=24" target="_blank"><span style="color: #000000;">Dizziness (sersemlik hissi), Vertigo (baş dönmesi) ve Taşıt tutması</span></a><span style="color: #000000;">)</span></span></p>
<p>Tanı, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından detaylı bir anamnez alma sonrasında yapılacak ayrıntılı KBB muayenesi ve otonörolojik muayene ile ayırıcı tanılar ekarte edilerek konulur. &#8220;Dix-Hallpike&#8221; adı verilen muayenede kişi başı aşağı sarkacak şekilde yatağa yatırıldıktan sonra doktor tarafından çeşitli baş hareketleri yaptırılarak kristallerin yerinden oynayıp oynamadığı, oynadıysa hangi kulağın etkilendiği saptanır.</p>
<p>BPPV tedavi edilmesi en kolay baş dönmesi nedenlerinden biridir. Tipik tedavisi taşların eski yerine dönmesini sağlayan özel manevraların uygulanmasıdır (Apley, Modifiye Apley vb.)  Genellikle ilaç tedavisi eklenmesine gerek yoktur.  Manevra sonrasında kristallerin yerinden oynamaması için 3 gün kesin istirahat edilmeli, herhangi bir eğilip kalkma, yukarı uzanma yapılmamalı, baş ve vücut adeta bir robot gibi beraber hareket ettirilmeli, 1 hafta süreyle araç kullanılmamalı ve baş yüksek olacak şekilde (45 derece açı ile)  etkilenmeyen kulak üstüne yatılarak uyunmalıdır. Doktorunuz 1. hafta sonunda sizi kontrole çağırıp muayenenizi tekrarlayacak ve gerekirse tedavi edici manevrayı tekrar uygulayacaktır. Çoğu hastada şikayetlerin çoğu 1 haftada geçmekte, hafif dengesizlik ve sendeleme hissi ise 1 ay kadar sürmektedir. </p>
<p>Tekrarlayan BPPV atakları olan kişilerde konjenital/akkiz anatomik problemler ya da <a href="http://www.seciltotan.com/?p=45" target="_blank">Meniere Hastalığı </a>akla gelmelidir.</p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/04/kulaktaki-kristaller-ve-basdonmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KOKLEAR İMPLANT (BİYONİK KULAK)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/05/koklear-implant-biyonik-kulak/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/05/koklear-implant-biyonik-kulak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 May 2008 13:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[biyonik kulak]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[koklear implant]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Koklear implant (biyonik kulak) nedir?   Koklear implant ileri derecede işitme kaybı olanlarda kısmi duymayı sağlayan elektronik bir araçtır. Cerrahi olarak kulak arkası kemiğine yerleştirilen bir iç ve işitme cihazına benzer bir dış parça olmak üzere iki parçadan oluşur. Ancak koklear implant sesleri daha yüksek ve temiz hale getiren bir işitme cihazı değildir. Türkiye&#8217;de muhtelif [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Koklear implant (biyonik kulak) nedir?</span></strong></li>
</ul>
<div><strong> </strong></div>
<div>Koklear implant ileri derecede işitme kaybı olanlarda kısmi duymayı sağlayan elektronik bir araçtır. Cerrahi olarak kulak arkası kemiğine yerleştirilen bir iç ve işitme cihazına benzer bir dış parça olmak üzere iki parçadan oluşur. Ancak koklear implant sesleri daha yüksek ve temiz hale getiren bir işitme cihazı değildir. Türkiye&#8217;de muhtelif zamanlarda biyonik kulak olarak basının gündemine gelmekle beraber <strong>kullanım alanı sanıldığı gibi çok geniş değildir</strong>.</div>
<p>Normalde işitmenin sağlanabilmesi için dış kulak yoluna giren sesin, kulak zarında titreşim yaratarak orta kulağa iletilmesi, sonrasında kulak kemikçiklerinin de titreşimi ile iç kulaktaki salyangoza (koklea) iletilen ses dalgalarının işitme hücrelerini uyararak işitme siniri yoluyla beyine sinyal göndermesi gerekir. Koklear implant bu doğal yolu by-pass edip direkt olarak işitme sinirini uyararak işitmeyi sağlamaktadır.</p>
<p>Koklear implant normal bir işitme sağlayamaz ya da bozulan işitmeyi eski haline getiremez. Sadece işitme sorunu olan kişinin kendi konuşmasını anlayabilme ve çevreden gelen sesleri belli bir ölçüde algılayabilmesini sağlar. 1980&#8242;li yılların ortalarında FDA (Food and Drug Administration-Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı alan bu cihazı şu anda kullanan kişi sayısı 60.000&#8242;den fazladır.<strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Kimler koklear implant adayıdır?</span></strong></li>
</ul>
<div>İşitme kaybı ileri derecede olup işitme cihazından fayda görmeyen kişiler,</div>
<p>İşitme engelli olarak doğan çocuklar (en geç 6 yaşına kadar ameliyat olmaları gerekir, ideali 2-3 yaştır)</p>
<p>Enfeksiyon (menenjit, kızamık vb.), otoimmün hastalık veya herhangi bir nedenden dolayı sonradan işitme kaybı oluşan erişkinler,</p>
<p>Yaşlanma ya da gürültüye bağlı zamanla ilerleyici işitme kaybı gelişen erişkinler koklear implant adayı olabilir. Ancak kişinin buna uygun olup olmadığı yapılacak tetkiklerden sonra &#8220;Koklear İmplant Ekibi&#8221; adı verilen, bu konuda uzmanlaşmış bir ekip tarafından değerlendirilerek saptanır. Bu ekipte implant konusunda deneyin kazanmış KBB uzmanı, odyolog/odyometrist, psikolog, ses terapisti bulunmaktadır.</p>
<ul>
<li> <strong><span style="text-decoration: underline;">Kimler koklear implant için uygun aday olmayabilir ?</span></strong></li>
</ul>
<div>Koklear İmplant sistemleri dünyanın her yerinde on binlerce insan tarafından başarıyla kullanılmasına rağmen bazı özel durumlar koklear implantı belli kişiler için uygun kılmayabilir. Bu özel durumların bazıları şunlardır:</div>
<div><strong><em> </em></strong></div>
<div><strong><em>İşitme &#8220;çok iyidir&#8221;</em></strong></div>
<div><strong><em> </em></strong>İyi ayarlanmış bir işitme cihazı bir kişiye yeterli konuşma ve anlama kapasitesi sağlıyorsa (dudak okuma yardımı ile bile olsa) bu seçenek koklear implanttan daha iyidir.</div>
<div><strong><em>Çok uzun süre ileri derecede işitme kaybı mevcuttur.</em></strong></div>
<div><strong><em> </em></strong>Eğer işitme siniri çok uzun zamandır veya hiç uyarılmadıysa, ses bilgilerinin beyine yeterli biçimde iletilmesi mümkün olmayabilir. (çalıştırılmayan kasların hamlayıp zayıf kalması gibi!)</div>
<div><strong><em>İşitme kaybının ana nedeni koklea olmayabilir.</em></strong></div>
<div><strong><em> </em></strong>İşitme kaybının nedeni iç kulak ile değilse koklear implant yarar sağlayamaz. Örneğin işitme sinirinin iç kulakta yer alan kısmı sağlam, ancak beyindeki uzantısı ya da işitme merkezlerinde sorun varsa koklear implant sinyal gönderse bile beyin bunu algılamayacaktır. Bu durum için özel beyin sapı implantları geliştirilmiştir.</div>
<div><strong><em>Başarılı bir cerrahiyi engelleyen bir durum varsa</em></strong></div>
<div><strong><em> </em></strong>Eğer koklea içine elektrot yerleştirilmeyecek kadar kireçlenmiş, yapısı bozulmuş durumda veya işitme siniri mevcut değilse standart koklear implantın yarar sağlaması olanaksızdır.</div>
<div><strong><em>Tıbbi olarak uygunsuzluk</em></strong></div>
<div>Hasta anestezi ve ameliyata dayanabilecek kadar sağlıklı olmalıdır. Ayrıca hasta ameliyat sonrası konuşma terapisi alabilecek, programlara uyacak ve cihazın dış parçalarını takacak yetenek ve koşullarda olmalıdır.</div>
<div><strong><em>Uygun olmayan beklentiler</em></strong></div>
<div>Hastalar ve ailelerinin koklear implantın sağlayacağı yararlar konusunda gerçekçi beklentiler içinde olmaları çok önemlidir. &#8220;Ameliyatla cihaz takılır takılmaz duyacak, konuşacak&#8221; beklentisi içindeki bir aileye bu durum ayrıntılı olarak anlatılmalı, zahmetli ve uzun bir süreçten sonra işitmenin yavaş yavaş başlayacağı, bu işitmenin de mekanik bir işitme olacağı, işitmenin normal hasarsız haline dönemeyeceği, hele hele bazılarında konuşmanın sanki yeni doğmuş bir bebeğe öğretir gibi baştan öğretilmesi gerekebileceği vurgulanmalıdır.</div>
<div><strong><em>Aile veya bakıcıların yetersiz desteği</em></strong></div>
<div>Koklear implantın başarılı olabilmesi için ailenin veya hastaya bakanların desteği çok önemli bir faktördür. Özellikle çocuklarda bu tür destek yaşamsal önem taşır.<strong> </strong></div>
<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Koklear implant nasıl bir cihazdır?</span></strong></li>
</ul>
<div>Koklear implant iki ana parçadan oluşur. Dış cihaz çevreden gelen sesleri alan bir mikrofon içerir ve kulak arkası işitme cihazı görüntüsündedir. Bu sesler konuşma işlemcisi adı verilen küçük bir bilgisayarda analiz edilir, işlenir. Sonrasında bu sinyal, kulağın hemen üstündeki kemiğin içine yerleştirilmiş olan iç parçaya, bunun hemen üstündeki saçlı deriye mıknatısla tutturulan özel bir sistemle iletilir. İç parçaya ince bir kabloyla bağlı olan iç kulaktaki koklear implant bu sinyali alır, günümüzde 24 elektroda kadar farklı frekansları algılayan elektrotlar içeren bu implant işitme sinirini uyarıp sesin duyulmasını sağlar.<strong> </strong></div>
<ul>
<li style="text-align: left;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Koklear implant ne fayda sağlar?</span></strong></li>
</ul>
<div>İleri derecede işitme kaybı olan bir kişinin duyabilmesini sağlar. Bu şekilde duyma normal bir işitmeden farklı da olsa kişinin karşısındaki ile ya da telefonla konuşabilmesine imkan tanır.</div>
<p>İşitme engelli olarak doğan bir çocuğa ne kadar erken dönemde implant uygulanırsa, çevredeki seslere o kadar erken maruz kalarak algılama yeteneği o kadar fazla olacak ve konuşması da o kadar düzgün olacaktır.</p>
<p>Daha önceleri normal işitmesi olup herhangi bir nedenle işitmesini yitiren erişkinlerin toplumdan kendilerini soyutlamasına engel olmakta, konuşma yeteneğini yitirmeden ameliyat olması durumunda ise önceki yaşantısına dönebilme şansını sunmaktadır.<strong> </strong></p>
<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Koklear implanta alternatif ne gibi tedaviler bulunmaktadır?</span></strong></li>
</ul>
<div>İşitme engelli olarak doğan bir çocukta aile, yukarıda bahsedilen uygun olmayan durumlar da göz önüne alınarak implant yerine işaret dilini öğretmeyi tercih edebilir. Özellikle Amerika&#8217;da &#8220;Deaf Culture&#8221; yani &#8220;İşitme Engelliler Topluluğu üyeleri, kendilerinin özel yaratılmış insanlar olduklarına inanmakta, bu nedenle işitme cihazı, koklear implant gibi çözümlere kendi özellerine müdahale olması nedeniyle kesinlikle karşı çıkmakta ve sadece işaret dili kullanmaktadırlar. Bu konuda daha önce yazmış olduğum <a href="http://www.seciltotan.com/?p=247" target="_blank">&#8220;Genlerle oynamak ve Deaf Culture&#8221;</a> konulu yazımı okuyabilirsiniz. Bir diğer seçenek işitme cihazı kullanımı ile birlikte dudak okumanın öğretilmesidir. Bunun yetersiz kaldığı noktada koklear implanta geçilebilir.<strong> </strong></div>
<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Koklear implant cerrahisi nasıl uygulanmaktadır?</span></strong></li>
</ul>
<div>Ameliyat ortalama olarak 3 saat sürer. Kulak arkasından yukarı doğru dönerek yapılan bir kesiyle girilerek önce parietal kemiğe yuva açılıp iç parçanın oturtulacağı alan hazırlanır. Buradan iç kulağa uzanacak olan kabloların yerleştirileceği kemiğe doğru bir yol hazırlanıp mastoid kemik traşlanarak iç kulağa ulaşılır ve implant salyangoz içine yerleştirilir. Ameliyat esnasında implant özel bir elektrik uyarımıyla uyarılarak implantın çalışıp çalışmadığı kontrol edilir. Sonrasında kesilen yerler dikilir ve pansuman yapılır. Genellikle kişi hastanede 1 gece takip edilir. Genellikle fazla ağrı olmaz, kişi 2-3 gün içinde normal hayatına geri dönebilir. İmplant, yara iyileşmesinin büyük oranda tamamlanacağı 4. Haftadan sonra çalıştırılır.</div>
<ul>
<li> <span style="text-decoration: underline;"><strong>Bu cerrahinin ne gibi riskleri bulunmaktadır?</strong></span></li>
</ul>
<p>Pek çok cerrahide olduğu gibi koklear implant cerrahisinin de düşük oranda da olsA bazı riskleri bulunmaktadır.</p>
<p>Koklear implant yerleştirilmesi ile o kulakta arta kalan işitme hücreleri harap edilmektedir ve bu durum geri dönüşsüzdür.</p>
<p>Kanama, enfeksiyon, cihazın çalışmasında sorun, yüz sinirinde zayıflık, çınlama, sersemlik hissi ve işitmenin kazanımında yetersizlik diğer risklerdir.</p>
<p>Geç dönem ortaya çıkan ancak nadir olan (60.000 hastanın 91&#8242;inde) bir komplikasyon menenjittir. Bu kişilerin menenjit gelişimini kolaylaştıran bazı doğumsal anomalileri olduğu saptanmıştır. Koklear implant iç kulakla orta kulak arasında yerleştiği için orta kulak enfeksiyonları iç kulağa kolayca ulaşmakta, buradan da beyine gitmektedir.</p>
<p>KAYNAK: http://www.bcm.edu/oto/jsolab/cochlear_implants/cochlear_implant.htm, http://www.tkbbv.org.tr/, http://www.koklearimplant.com/35.htm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/05/koklear-implant-biyonik-kulak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENLERLE OYNAMAK VE DEAF CULTURE</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/04/genetikle-oynamak-ve-deaf-culture/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/04/genetikle-oynamak-ve-deaf-culture/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 08:18:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[biyonik kulak]]></category>
		<category><![CDATA[deaf culture]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[genlerle oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[işitme engelli olma]]></category>
		<category><![CDATA[koklear implant]]></category>
		<category><![CDATA[sağırlık]]></category>
		<category><![CDATA[sound and fury]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[ &#8221;Doktorları şok eden talep&#8221; başlığıyla bugünkü gazetelerde yer alan haberi okudunuz mu? Haberde duyma engelli çiftlerin, bebeklerinin genetikleri ile oynanarak sağır olmalarına izin verilmesini talep ettikleri belirtiliyordu. Aileler çocuklarıyla daha iyi anlaşabileceklerini düşündükleri için bunu talep ediyordu.  Siz olsanız böyle bir şey ister misiniz?  Bu haber beni 6 yıl önceye götürdü. KBB ihtisasımı bitirmek üzere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> &#8221;Doktorları şok eden talep&#8221; başlığıyla bugünkü gazetelerde yer alan haberi okudunuz mu? Haberde duyma engelli çiftlerin, bebeklerinin genetikleri ile oynanarak sağır olmalarına izin verilmesini talep ettikleri belirtiliyordu. Aileler çocuklarıyla daha iyi anlaşabileceklerini düşündükleri için bunu talep ediyordu.  Siz olsanız böyle bir şey ister misiniz? </p>
<p style="text-align: left;">Bu haber beni 6 yıl önceye götürdü. KBB ihtisasımı bitirmek üzere kliniğimizdeki koklear implant (biyonik kulak) uygulamaları ve sonuçları ile ilgili tezimle uğraşırken buldum <a href="http://www.imdb.com/title/tt0240912/" target="_blank">&#8220;Sound and Fury&#8221;</a> (Ses ve Öfke) adlı filmi.  2000 tarihli Amerikan yapımı olan bu filmde işitmesi normal olan bir anne-babanın, işitme engelli Peter ile işitme sorunu olmayan Chris Artinian adlı iki oğlu bulunmaktadır. Peter ve işitme engelli karısı Nita&#8217;nın 3 işitme engelli çocuğu (biri 6 yaşındaki Heather) vardır. Chris ve işitmesi normal olan fakat ailesi işitme engelli olup işaret dili kullanan eşi Mari&#8217;nin ise 5 çocukları vardır, çocuklarından biri (Küçük Peter) işitme engellidir. Chris ve Mari 1,5 yaşındaki oğullarına koklear implant takılmasını istemektedirler. Mari&#8217;nin ailesi buna ısrarla karşı çıkmaktadır. Çünkü kendilerinin <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Deaf_culture" target="_blank">&#8220;Deaf Culture&#8221;</a>  yani işitme engelliler topluluğunun üyeleri olarak çok özel olduklarını, kendilerine özgü bir dilleri (işaret dili) olduğunu ve &#8220;normal&#8221; denen insanların bu topluluğu yok etmek için bu tür icatlarda bulunduklarını savunmaktadırlar. Aile içinde çok büyük kavgalar yaşanır. Peter&#8217;ın ailesi ise torunları Heather&#8217;e bu ameliyatı düşünmeleri için Peter ve Nita&#8217;ya baskıda bulunmaktadır. Başlangıçta bu fikre sıcak bakmakta olan Peter ve Nita&#8217;nın aklını Mari&#8217;nin ailesi karıştırmaktadır.  Filmin sonunda baba Peter implant uygulanmasına karşı çıkar ve işitme engellilerin oturduğu bir mahalleye taşınırlar.  </p>
<p>2006 yılında gösterime giren &#8220;Sound and Fury-6 years later&#8221; (Ses ve Öfke-6 yıl sonra) isimli filmde ise Heather&#8217;a ve kardeşlerine 3 yıl sonra koklear implant uygulanmış olduğunu öğreniyoruz. 12 yaşında olan ve okulunun tek işitme engelli öğrencisi olan Heather, implant geç uygulanmış olsa da anlaşılabilir bir konuşmaya ve iletişim başarısına ulaşmıştır.  Hala işaret dilini kullanmaktadır ve iki farklı dünyaya da adapte olmuştur. İlk filmde implant uygulanmasına ısrarla karşı duran babası, gözleyerek ve okuyup kendini geliştirerek aslında implantın işitme engelli bir çocuk için hayatı ne kadar çok kolaylaştıracağını fark ettiğini ve şu anda bu ameliyatı yaptırmış olduğu için çok mutlu olduğunu ifade etmektedir.</p>
<p>Amerika&#8217;da bulunduğum dönemde Baylor Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı&#8217;nın haftalık toplantı konularından biri de &#8220;Deaf Culture&#8221; idi. Bu topluluğun üyeleri sadece işaret dili kullanmakta, kendilerini engelli değil özel seçilmiş kişiler olarak adlandırmakta, etnik bir grup olduklarını ifade etmekte ve işitme cihazı, biyonik kulak gibi işitmeyi düzeltici her tür tıbbi cihaz ve müdahaleye karşı çıkmaktadırlar.  </p>
<p>1988 yılındaki Washington&#8217;daki Gallaudet Üniversitesi&#8217;nde çıkan öğrenci hareketiyle ilk olarak kendini duyuran Amerikan İşitme engelliler topluluğu, &#8220;İşitme engelli başkan istiyoruz&#8221; sloganıyla ilk işitme engelli Amerikan Başkanının seçilmesi için mücadele vermiştir.</p>
<p>Kanada-Toronto&#8217;da 2006 yılında açılan &#8220;İşitme Engelliler Topluluğu Merkezi&#8221;nde bir müze ve sanat galerisi bulunmakta, ziyaretçilere bu kültürün tarihi, gelişimi ve edebiyatı hakkında bilgiler verilmektedir.</p>
<p>*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/04/genetikle-oynamak-ve-deaf-culture/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEBEĞİM DUYUYOR MU?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/bebegim-duyuyor-mu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/bebegim-duyuyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 15:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğim duyuyor mu]]></category>
		<category><![CDATA[biyonik kulak]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[koklear implant]]></category>
		<category><![CDATA[oae]]></category>
		<category><![CDATA[otoakustik emisyon]]></category>
		<category><![CDATA[yenidoğan işitme taraması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[  İŞİTME VE KONUŞMA ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR? İnsanlar arasındaki iletişim yolları içinde en önemlisi ve en sık kullanılanı konuşarak anlaşma yoludur. Konuşma öğrenilmiş bir davranıştır, ancak konuşmanın öğrenilmesinde en önemli unsur işitmedir. İşitme kaybı, derecesi ne olursa olsun çocuğun konuşmayı ve dili öğrenmesini etkiler. Dil, yaşamın ilk aylarından itibaren hızla gelişmeye başlar, normal işiten bebekler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p><span style="color: #ff0000;">İŞİTME VE KONUŞMA ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?</span></p>
<p>İnsanlar arasındaki iletişim yolları içinde en önemlisi ve en sık kullanılanı konuşarak anlaşma yoludur. Konuşma öğrenilmiş bir davranıştır, ancak konuşmanın öğrenilmesinde en önemli unsur işitmedir. İşitme kaybı, derecesi ne olursa olsun çocuğun konuşmayı ve dili öğrenmesini etkiler.</p>
<p>Dil, yaşamın ilk aylarından itibaren hızla gelişmeye başlar, normal işiten bebekler 6 haftalıktan itibaren, insan sesine diğer seslerden daha fazla tepki verirler. Bebekler ilk bir yılı deneyim yoluyla çevrelerini öğrenmekle geçirir. Bir yaşından itibaren dil bilgisi açısından görece bir olgunluğa erişirler. Konuşma ve dil gelişimi ise doğumdan itibaren 4 yaşına kadar devam eder.</p>
<p>Çocuklarda işitme kaybı sessiz ve gizli bir engeldir. Çünkü çocuklar, özellikle bebekler iyi duyamadıklarını söyleyemezler. Fark edilmez ve düzeltilmezse konuşma ve dil gecikmesine, sosyal ve duygusal sorunlara ve okul başarısızlığına yol açar. Tanı geciktikçe olumsuz etkiler de fazlalaşır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">TÜRKİYE&#8217;DE VE DÜNYADA YENİDOĞANLARDA İŞİTME KAYBI GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?</span></p>
<p>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın verilerine göre, <span style="color: #ff9900;">her 1000 bebekten 1 ila 3&#8242;ü ileri derecede kalıcı işitme kaybı ile doğmaktadır.</span> Buna göre Türkiye&#8217;de yılda 1800 bebek<span style="color: #ff9900;"> &#8220;koklear implant&#8221;</span> yani <span style="color: #ff9900;">&#8220;biyonik kulak&#8221;</span> gerektirecek düzeyde işitme kaybıyla doğmakta, ancak bunların erken ve zamanında tespiti konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli teşhisi konulan ve işitme cihazı uygulanıp özel eğitime alınan bebeklerin konuşma becerisi normal yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebilmektedir.</p>
<p>Doğuştan işitme kayıplarının erken teşhis edilmesinin ve bu tip çocuklara erken müdahalenin öneminin belirtilmesinden sonra yine her 1000 bebekten 3&#8242;nün işitme kaybıyla doğduğu ve bu durumun en sık görülen doğumsal bozukluk olduğu saptanan Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde birçok eyalette yenidoğan işitme tarama testleri rutin hale getirilmiştir. Aynı şekilde Avrupa Birliğine üye ülkelerin de bir kısmında yenidoğan işitme tarama testleri, rutin  tarama testleri içine alınmıştır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ise durum nasıldır? Doğuştan işitme kayıpları maalesef ülkemizde genellikle en erken 3 yaş dolayında teşhis edilebilmektedir. İşitme engeli ve erken teşhis yöntemleri hakkındaki bilgi yetersizliği ve erken teşhis sağlayan teknolojilerin yaygın olmaması, teşhis yaşını geciktirmektedir. Sağlık Bakanlığı, hastanelerde dünyaya gelen her bebeğe, taburcu olmadan işitme taramasının uygulanmasını ve bu taramalarda işitme engeli olduğu tespit edilen bebeklere gerekli müdahale ve rehabilitasyon çalışmalarının yapılmasını hedeflemektedir.</p>
<p>İşitme kaybı açısından riskli şu durumlarda işitme testi mutlaka yenidoğan döneminde uygulanmalıdır:  </p>
<ul>
<li>Ailede sağırlık hikayesi olması,</li>
<li>1500 gr&#8217;ın altında doğan bebekler,</li>
<li>Yüz kulak anomalisi olanlar,</li>
<li>Suni solunum ihtiyacı olanlar,</li>
<li>Sarılığın çok yüksek seyretmesi,</li>
<li>Doğumda uzun süre oksijensiz kalan bebekler.</li>
</ul>
<p>Özellikle işitme kaybı açısından riskli bebeklerde, beklenmedik yüksek sesli gürültülerde irkilmeme, ağlamama veya herhangi bir tepki vermeme, başını seslenince o yöne doğru hareket ettirmeme, 6-12 ay arasında konuşma sesi çıkarmama, sorulduğunda tanıdık eşya veya kişileri göstermeme gibi belirtiler fark edildiğinde daha ayrıntılı işitme testlerinin yapılması gerekmektedir.</p>
<div id="attachment_1428" class="wp-caption alignright" style="width: 230px"><img class="size-full wp-image-1428" title="bebegim-duyuyor-mu" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/bebegim-duyuyor-mu.jpg" alt="" width="220" height="344" /><p class="wp-caption-text">Fotoğrafın tüm hakkı Op. Dr. Seçil Totan&#39;a ait olup, kopyalanamaz. </p></div>
<p><span style="color: #ff0000;">YENİDOĞAN BEBEKLERE İŞİTME TESTİ NE ZAMAN VE NASIL YAPILIR?</span>                              </p>
<p>Tüm yenidoğan bebeklere eve gitmeden önce, hastanede işitme testi yapılması en uygunudur.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Yalnız unutulmaması gereken nokta, bunun bir tarama testi olduğu, bu testin yalnızca doğumsal işitme kaybı riski olan bebekleri belirleyebileceği ve bebeklik döneminde, daha sonradan oluşabilecek işitme kayıpları için bir garanti olmadığı ve ailenin bebeğinin nasıl diğer gelişimini takip ediyorsa, işitme duyusunu da takip etmesi gerekliliğidir. </span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;">Tarama testi olarak adlandırılan <strong><span style="color: #ff9900;">OTOAKUSTİK EMİSYON (OAE) TESTİ’nde</span></strong> yenidoğan bebeklerin kulaklarına belli şiddette sesler verilip, duyup duymadığı beyin dalgaları ölçülerek anlaşılır.</span></span><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;"> </span></span></p>
<div><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"> </span></div>
<div><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;"> </span></span></div>
<div><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;"> </span></span></div>
<div><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;"></span></span></div>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;"></p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;">Bu test bebeğinize acı veya zarar vermez ve rahatsız edici değildir. Test genelde bebek uykudayken yapılır ve çok kısa sürer. Anestezik veya sakinleştirici herhangi bir şey kullanılmaz. Testi uygulayan kişi, bu testi sessiz bir ortamda gerçekleştirir. Bebeğin kulağının dış kısmının içine yumuşak uçlu bir alet konulduktan sonra buradan kulağa ‘klik’ sesleri gönderilir. Kulak bu sesi işittiği zaman, kulağın iç kısmı(buna koklea denir) yankı yapar. Test uzmanı bir bilgisayar aracılığıyla, bebeğin kulağının sese nasıl karşılık verdiğini görür. Testin güvenilirliği %97 oranındadır. </span><span style="font-family: Georgia;">Çocuğunuzun işitme yeteneği <strong>bu testle</strong> ve gerekirse daha ayrıntılı testlerle <strong><span style="text-transform: uppercase;">her yaşta</span></strong> kontrol edilebilir.</span><span style="font-family: Georgia;">   </span></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-family: Georgia;">Eğer tarama testi çocuğunuzun bir veya her iki kulağında güçlü ve olumlu bir karşılık göstermezse bu durum çocuğunuzun işitme kaybı bulunduğu anlamına gelmeyebilir, çünkü işitme yeteneğini kontrol etmeyi zorlaştıran bazı nedenler vardır: Bebeğinizin test sırasında ağlaması ya da sesler çıkarması, doğumdan sonra kulakta akıntı veya geçici tıkanma olmuş olması, test yapılırken arka planda başka sesler olması vb. Bu gibi bir durumda testin tekrarlanması gerekir. Test sonucu yine olumsuz çıkarsa daha ileri işitme tetkiklerine geçilecektir.</span> </span></p>
<p><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman';"><strong>Unutmayınız, ülkemizde her yenidoğan bebeğe yapılması zorunlu kan tarama testlerinde hipotiroidi, fenilketonüri gibi hastalıkların sıklığı 100 000&#8242;de 10-30 arasında iken, yenidoğanda işitme problemi sıklığı 1000&#8242;de 1-3 arasında, yani çok daha sıktır.  Önlem alındığı takdirde, bebeğin gelişimi olumlu yönde etkilenebileceği için doğum sonrası işitme testi yaptırmak ve erken tanı çok önemlidir. </strong></span></p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/bebegim-duyuyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İŞİTME CİHAZI KULLANIMI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/isitme-cihazi-kullanimi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/isitme-cihazi-kullanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 13:09:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[işitme cihazı]]></category>
		<category><![CDATA[işitme cihazı nasıl seçilir]]></category>
		<category><![CDATA[işitme kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[kulaklık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=190</guid>
		<description><![CDATA[  NASIL İŞİTİRİZ? Kulak ses dalgalarını algılamamızı ve böylece etrafımızdaki sesleri duymamızı sağlayan karmaşık ve narin bir organdır. Kulağımız ayrıca dengemizi de sağlayan yapılar içerir. Kulağımız her biri farklı fonksiyona sahip üç ayrı kısımdan oluşur: Dış kulak ve dış kulak yolu: Ses dalgalarını toplar, yönlendirir ve sesi kulak zarına ulaştırır. Kulak zarı ise ses uyaranının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p><strong><span style="color: #339966;"><span style="text-decoration: underline;">NASIL İŞİTİRİZ?</span></span></strong></p>
<p>Kulak ses dalgalarını algılamamızı ve böylece etrafımızdaki sesleri duymamızı sağlayan karmaşık ve narin bir organdır. Kulağımız ayrıca dengemizi de sağlayan yapılar içerir. Kulağımız her biri farklı fonksiyona sahip üç ayrı kısımdan oluşur:</p>
<p><span style="color: #339966;">Dış kulak ve dış kulak yolu:</span> Ses dalgalarını toplar, yönlendirir ve sesi kulak zarına ulaştırır. Kulak zarı ise ses uyaranının gelmesiyle titreşir.</p>
<p><span style="color: #339966;">Orta kulak:</span> Orta kulakta yer alan kemikçikler, kulak zarı titreşimini içi sıvıyla dolu olan iç kulağa iletirler.</p>
<p><span style="color: #339966;">İç kulak ve işitme siniri:</span> İç kulakta saçlı hücreler olarak isimlendirilen özel hücrelerle algılanan ses titreşimi uyarısı işitme sinirine ulaştırılır. İşitme siniri,  bu sinirsel akımları ses olarak algılanmak üzere ilgili beyin bölümüne aktarır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #339966;">İŞİTME KAYBI TİPLERİ</span></strong><strong><span style="color: #339966;"> :</span></strong></span></p>
<p>Temel olarak iki tip işitme kaybı vardır. &#8220;Orta kulak tipi&#8221; ya da &#8220;İç kulak  tipi&#8221;. Eğer her iki tip kayıp bir arada ise buna <span style="color: #339966;">&#8220;Karma tip işitme kaybı&#8221;</span> denir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Orta kulak tipi (iletim tipi) işitme kaybı:</span></strong> Ses dalgaları iç kulağa varmadan önceki dış kulak ve orta kulak kısımlarında sekteye uğruyorsa bu tip işitme kaybı karşımıza çıkar. Buna yol açabilen hastalıklar dış kulak yolunda kir, enfeksiyon, tümör veya yabancı cisim varlığı, kulak zarında enfeksiyon veya travma sonucu delinme, orta kulakta anormal kemik büyümesi, kemikçiklerin kopması ya da kireçlenmesi, orta kulağı tutan enfeksiyonlar  veya orta kulakta yer kaplayan  tümörler şeklinde sıralanabilir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">İç kulak tipi (sinirsel tip) işitme kaybı:</span></strong><em> </em>Ses enerjisinin dış ve orta kulaktan iletiminde sorun olmayıp, iç kulaktaki yapılarda ya da işitme sinirinde ortaya çıkan patolojiler sonucunda beyine iletilememesi sonucunda karşımıza çıkar. Buna yol açan nedenler ileri yaş, aşırı yüksek sese maruz kalma, kafa travması, tek veya her iki kulağı tutan bazı mikrobik hastalıklar, işitme sinirine zarar verebilen bazı ilaçlar ve kalıtımsal nedenler olarak sayılabilir.</p>
<p>İşitme kaybı birçok insanın ortak sorunundur. Yaşın ilerlemesiyle sıklığı artmaktadır. 65 yaş üstü birçok insanda, 80 yaş üstü hemen her kişide işitme kaybı mevcuttur. İşitme desteği işitme kaybını önemli ölçüde geri kazandırır. Diğer insanlarla daha iyi iletişim kurmayı ve sosyal hayatta,  ailesinde daha aktif konumda olmasını sağlar.                  </p>
<p><strong><span style="color: #339966;">İşitme kaybı için doktora ne zaman gidilmeli? </span></strong></p>
<p>Aşağıda sayılan şikayetlerden herhangi birinin varlığında bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanız gerekir:</p>
<ul class="unIndentedList">
<li>Normal bir konuşmayı duymada zorlanma</li>
<li>İnsanların ne söylediğini anlayabilmek için onların yüzünü dikkatlice izlemek gereği</li>
<li>İnsanlara söylediklerini tekrarlatma ihtiyacı</li>
<li>TV veya radyonun sesini aşırı açma</li>
<li>Konuşurken insanların fısıldadığı hissi</li>
<li>Kulakta enfeksiyon, ağrı veya çınlama olması</li>
<li>Duymaya çabalarken yorgunluk ve rahatsızlık</li>
<li>Telefonla konuşurken bir kulağın daha iyi, diğerinin daha kötü duyduğunu fark etme</li>
</ul>
<p> </p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #339966;">İŞİTME CİHAZI SEÇİMİ:</span></strong></span></p>
<p>Doğru seçilmiş ve uygun bir işitme cihazı, işitme zorluğundan yakınan bir kişinin işitmesine olumlu katkıda bulunacaktır. İşitme cihazı işitme kaybının üstesinden gelinmesini sağlasa da, yine de kişinin işitme kaybı olmadan önceki duyma seviyesine ulaştırılması zordur. Bu cihazlar ne kadar kullanışlı olursa olsun bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır:</p>
<p><span style="color: #339966;">Avantajlar:</span>          </p>
<ul class="unIndentedList">
<li>Kişi için bazı güç ve tehlikeli koşullarda duymaya yardımcı olur.</li>
<li>Sessiz harf içeren yüksek perdeli sesleri duymayı sağlar.</li>
<li>Grup çalışmalarına daha aktif bir şekilde katılmayı sağlar.</li>
<li>Hayatı kişi ve çevresi için daha keyifli hale getirir.         </li>
</ul>
<p><span style="color: #339966;">Dezavantajlar:</span></p>
<ul class="unIndentedList">
<li>Tüm ses tonlarında aynı şekilde duyma yetisi kazandıramayabilir.</li>
<li>Arka planda gürültünün çok olduğu hallerde konuşulanları net duymayı sağlamayabilir.</li>
<li>Bütün sesler şiddetlendiği için sadece bizim kişinin istediği sesleri değil, çevre gürültüsünü de daha fazla duymaya neden olabilir.</li>
<li>Bozuk sesleri net hale getiremeyebilir.</li>
<li>Aşırı yumuşak sesleri duymayı sağlamayabilir.</li>
</ul>
<p><strong><span style="color: #339966;"><span style="text-decoration: underline;">İŞİTME CİHAZI NASIL ÇALIŞIR?</span></span></strong></p>
<p>İşitme cihazı, özel bir alıcı sayesinde sesi alıp şiddetlendirerek, bu güçlendirilmiş sesi kulağa iletir. İşitme sorunu olan bir kişide ses işitme cihazsız olarak tabii ki iç kulağa ulaşabilir, fakat yeterli şiddette olmadığı için beyine ulaşan sinirsel akımlar zayıf ve yetersiz olur. İşitme cihazı bu zayıf sinyalleri daha anlaşılır hale getirir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;"><span style="text-decoration: underline;">İŞİTMENİN DEĞERLENDİRİLMESİ</span></span></strong></p>
<p>Bir işitme cihazının seçilme işlemi, ayrıntılı bir KBB muayenesi ve ardından işitmenin değerlendirilmesi ile başlar. Odyometri olarak isimlendirilen işitme testi kulaklarınızın sağlam olup olmadığını, ne tip bir işitme kaybınız olduğunu ve duyma kaybınızın derecesini gösterir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">İşitmenizin test edilmesi:</span></strong></p>
<p>Odyometri yapan kişi, yani odyometrist ya da odyolog bir takım testlerin yardımıyla hangi ton, ses ve  kelimeleri duyup duymadığınızı saptar. Bu testler genellikle elektronik cihazlar kullanılarak ses geçirmeyen odalarda yapılır. Bunlar ağrısız ve yapılması kolay olan testlerdir. Kulaklıktan size ulaşan sesleri duyup duymadığınız sorulur. Diğer testler ise benzer kelimeleri ayırt edebilme yeteneğini saptar. Bu testler hangi ses ve tonlarda işitme cihazına ihtiyaç duyduğunuzu belirler.         </p>
<p><span style="color: #339966;"><strong>Günümüzde kullanılan işitme cihazları 4 tiptir</strong>:</span></p>
<p style="text-align: left;"><em>Kulak arkası tip (BTE)</em></p>
<p><em>Kulak içi tip (ITE)</em></p>
<p><em>Kanal içi tip (ITC)</em></p>
<p><em>Tamamı ile kanal içi tip (CIC)</em></p>
<p>Yapılacak olan işitme testlerinden sonra doktorunuz işitme kaybınızın derecesi ve yerine göre (özellikle de konuşmayı algılama oranınıza bakarak) işitme cihazına ihtiyacınız olup olmadığını belirleyecek,  ihtiyaç halinde bu cihazın tek ya da çift taraflı olarak kullanımına karar verecek, hangi tip işitme cihazından daha çok faydalanacağınızı saptayacaktır. Sonrasında sizi işitme cihazı satan merkezlere yönlendirecektir.</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">Sizin için en doğru işitme cihazı:</span></strong></p>
<p>İşitme cihazı almak kendinize kıyafet seçmeye benzer. Nasıl ilk gördüğünüz kıyafeti almayıp bir de şu mağazaya bakayım diyorsanız, işitme cihazı alırken de pek çok firmayı dolaşıp tek tek denemeniz gerekir. Çünkü her bireyin işitme kaybı türü farklıdır, onun için de ihtiyacı farklıdır. Yani anneannenizden kalan işitme cihazını halanıza vermeyin!</p>
<p>Cihaz bütçenize uygun olmalı ve ihtiyaçlarınızı karşılamalıdır. En pahalı cihaz en iyi cihazdır diye düşünmeyiniz, makul fiyatlı olup sizin işitme kaybınıza uygun olan bir cihaz da sizi mutlu edebilir.</p>
<p>Seçeceğiniz firmanın servis ve pil sağlama hizmetinin hızlı olması gerekir.</p>
<p>Cihazı seçerken yaşam tarzınız ve günlük aktivite düzeyiniz (aktif sporcuysanız kulak arkası cihazda zorlanabilirsiniz), fiziksel özellikleriniz,  kişisel beceriniz (ellerinde eklem romatizması olan biri kanal içi cihazı takıp çıkarmada zorlanacaktır), sağlık durumunuz, kozmetik ve stilinizle ilgili tercihleriniz (bazısı cihazının dışarıdan görünmesini istemez!) aklınızdan çıkmasın!</p>
<p><strong><span style="color: #339966;">İkinci bir cihaz?</span></strong></p>
<p>Bazı insanlar için her iki kulağa birden işitme cihazı önerilebilir. Bunun avantajları; daha iyi bir ses dengesi, ses kaynağının yerinin daha iyi saptanması ve arka plandaki seslere rağmen daha iyi seçebilme gibi özelliklerdir.</p>
<pre>(Kaynak : http://www.tkbbv.org.tr/)</pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/isitme-cihazi-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KOLESTEATOMLU KRONİK OTİT</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/kolesteatomlu-kronik-otit/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/kolesteatomlu-kronik-otit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2008 10:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[kolesteatomlu kronik otit]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta akıntı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1486</guid>
		<description><![CDATA[    KULAK ZARI VE ORTA KULAK NEDİR?         Kulak üç bölümden oluşur: 1) Dış kulak, 2) Orta kulak, 3) İç kulak. Dış kulağı kulak kepçesi ve kulak kanalı oluşturur. Kulak kanalının derininde dış kulak ile orta kulağı ayıran kulak zarı bulunur. Kulak zarı, üzerine ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir yapıdır. Orta kulak, kulak zarının arkasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><strong> </strong></div>
<div><strong></strong></div>
<p><strong> </p>
<p>KULAK ZARI VE ORTA KULAK NEDİR? </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong><strong> </strong> </p>
<p>Kulak üç bölümden oluşur: 1) Dış kulak, 2) Orta kulak, 3) İç kulak. Dış kulağı kulak kepçesi ve kulak kanalı oluşturur. Kulak kanalının derininde dış kulak ile orta kulağı ayıran <span style="text-decoration: underline;">kulak zarı</span> bulunur. Kulak zarı, üzerine ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir yapıdır. <span style="text-decoration: underline;">Orta kulak</span>, kulak zarının arkasında bulunan ve hava içeren bir boşluktur. Hava, burunun gerisindeki geniz bölgesinden <span style="text-decoration: underline;">östaki tüpü</span> adlı küçük bir kanal ile orta kulağa taşınır. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Ses dalgalarının kulak zarında oluşturduğu titreşimler orta kulak boşluğundaki küçük kemikçiklerden (örs, üzengi, çekiç) iç kulağa iletilir ve sesi beyine ileten sinirler uyarılarak ses algılanır hale getirilir.</p>
<p><strong>KULAK ZARI NEDEN DELİNİR?</strong></p>
<p>Kulak zarının delinmesine en sık yol açan neden iltihaptır. Orta kulaktaki iltihabın, östaki tüpü yoluyla buruna atılmasına engel bir durum (ödem, geniz eti iltihabı vb.) varlığında, kulak zarını delip boşalmaya çalışması ile ortaya çıkar. Bunun dışındaki diğer nedenler kulağa şiddetli tokat atılması, bazı kafatası kırıklarına yol açan ciddi travmalar, ani bir patlama sonrası, iğne veya kibrit çöpü gibi cisimlerin kulak kanalı içerisine fazlaca sokulması, aşırı sıcak veya asidik bir sıvının kulak kanalına kaçmasıdır. Nadiren de kulağa cerrahi olarak yerleştirilen havalandırma tüplerinden sonra kulak zarında iyileşmenin tam olmaması nedeniyle kulak zarında bir delik kalabilir.</p>
<p>Kulak zarındaki deliğin yerleştiği yer zarın kenarlarında veya üst kısmında ise zar kendini tamir etmeye çalışırken, kulak zarının dış kulak yoluna bakan kısmındaki deri bazen içeri doğru büyür. Orta kulak boşluğunda üremeye devam eder ve bir nevi &#8220;deri incisi&#8221; <span style="text-decoration: underline;">(kolesteatom)</span> denen bir kitle oluşturur. Bu kitlenin içine mikroplar girip enfekte olduktan sonra ortaya çıkan salgılar nedeniyle zamanla çevre yapılarda (kulak kemikçikleri, kulak zarının arta kalan kısmı, kafatası kemikleri vb.) erimeler başlar.</p>
<p>Bazen de kulakta herhangi bir delik olmadan da, orta kulağın östaki borusundaki bir problem nedeniyle havalanmasında bozulma olduğunda,  özellikle kulak zarının üst kısımlarının orta kulağa doğru cepleşip zamanla cebin dip kısmında erime ve ufak delik ortaya çıkmasından sonra da aynı olay gerçekleşebilir.</p>
<p>Bu gibi durumlarda tıbbi tedaviye rağmen düzelmeyen veya tekrarlayan kötü kokulu kulak akıntısı, işitmede giderek bozulma, baş dönmesi, kulak arkasında künt bir ağrı, bazen yüz kaslarında zayıflık ve yüz felci ortaya çıkabilir. Kulak kolesteatomları tehlikeli olabilir ve hiçbir zaman ihmal edilmemelidir. Kemik erimesi, beyin ve iç kulak gibi etraftaki dokulara iltihabın yayılmasına sebep olabilir. Tedavi edilmezse sağırlık, beyin apsesi, menenjit ve nadiren ölüm olabilir. Bu nedenle tıbbi tedaviden çok cerrahi tedavinin planlanması gerekir. Cerrahide esas gaye, iltihabı ortadan kaldırmak ve kuru bir kulak elde etmektir, işitmenin düzeltilmesi ikinci planda kalır.</p>
<p>Kolesteatomlu hastaların yaklaşık üçte birinde, tek operasyonda hem iltihabı ortadan kaldırıp hem de işitmeyi onarmak mümkün değildir. İlk operasyonda iltihap ortadan kaldırılır. İşitmeyi arttırmaya yönelik planlanacak olan 2. operasyon <span style="text-decoration: underline;">(kemikçik zincir tamiri ile birlikte timpanoplasti)</span>, 1-2 yıl sonra yapılabilir.</p>
<p>Bazen de işitmenin iyice bozulduğu, kolesteatomun iç kulağı tuttuğu durumlarda işitmenin pek düzeltilemeyeceğine kanaat getirildiğinde sadece tek seansta iltihaplı kulak arkası kemiklerinin temizlendiği <span style="text-decoration: underline;">mastoidektomi </span>ameliyatı yapılır.</p>
<p> <strong>KOLESTEATOMLU KRONİK ORTA KULAK İLTİHABINDA TEDAVİ</strong></p>
<p>Yukarıda bahsedilen şikayetlerin varlığında mutlaka bir Kulak Burun Boğaz Hekimi&#8217;ne başvurulması gerekir. Doktorunuz kulağınızı ayrıntılı muayene edecek, gerekiyorsa temizleyecek ve enfeksiyondan kaynaklanan komplikasyonları önlemek için tıbbi tedavi verecektir. Sonrasında işitme derecenizi değerlendirmek üzere işitme testi <span style="text-decoration: underline;">(odyometri)</span> yapılmasını isteyecek ve kolesteatom olup olmadığını değerlendirmek ve iltihabın hangi yapıları tuttuğunu belirlemek için <span style="text-decoration: underline;">bilgisayarlı tomografi</span> isteyecektir. Bunların sonucunda Kulak Arkası Kemik İçindeki Enfeksiyonun Temizlenmesi (Mastoidektomi) ve/veya Kulak Zarındaki Deliğin Tamiri (Timpanoplasti) ameliyatı planlanacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/kolesteatomlu-kronik-otit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAKTA SIVI BİRİKMESİ VE KULAK TÜPÜ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/kulakta-sivi-birikmesi-ve-kulak-tupu-sss/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/kulakta-sivi-birikmesi-ve-kulak-tupu-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 12:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[KULAK HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[akut otitis media]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti]]></category>
		<category><![CDATA[kulak tüpü]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta sıvı]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta sıvı birikmesi ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[seröz otit]]></category>
		<category><![CDATA[ventilasyon tüpü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[Kulakta sıvı birikmesi ne demektir? Kulakta sıvı birikimi yani &#8220;sekretuar otitis media&#8221; (veya diğer adıyla kronik effüzyonlu otitis media), genel ve lokal enfeksiyon belirti ve bulguları olmadan sağlam kulak zarı arkasında, yani orta kulakta sıvı toplanmasıdır. Bu durum, başta orta kulak iltihabı olmak üzere, kulakla burun arasında yer alıp orta kulağın havalanmasını sağlayan öztaki tüpünün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/soru-jpeg.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1772" title="soru-jpeg" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/soru-jpeg-200x300.jpg" alt="" width="140" height="210" /></a>Kulakta sıvı birikmesi ne demektir?</span></strong> </span></li>
</ul>
<blockquote><p><em><span style="color: #ff9900;">Kulakta sıvı birikimi yani &#8220;sekretuar otitis media&#8221;</span> (veya diğer adıyla kronik effüzyonlu otitis media), genel ve lokal enfeksiyon belirti ve bulguları olmadan sağlam kulak zarı arkasında, yani orta kulakta sıvı toplanmasıdır. Bu durum, başta orta kulak iltihabı olmak üzere, kulakla burun arasında yer alıp orta kulağın havalanmasını sağlayan öztaki tüpünün çalışma mekanizmasını bozan basınç travması, geniz eti vb. kitleler, allerji ve vücut bağışıklık sistemindeki bozukluklardan da kaynaklanabilir.</em></p></blockquote>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Komşumuzun kızında kulakta sıvı birikimi vardı, ameliyat oldu, iyileşti. Şimdi oğlumda kulakta sıvı birikimi olduğu söylendi, ancak hemen ameliyat denmedi. Neden?<span id="more-123"></span></span></strong></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Orta kulak iltihabının iyileşmesinden sonra biriken sıvının %50’si 4 hafta içinde, %80’i ise 8 hafta içinde kaybolmaktadır. Bu nedenle bu sıvı birikimini, kulazkzarında orta kulağa doğru çökme ve yapışma ile orta derecede işitme kaybı yapmadıktan sonra 3 ay takip etmek gerekir. Örneğin orta kulak iltihabı iyileşip üstünden 3 ay geçmesine rağmen sıvı birikimi devam etmekteyse bunun ileri tedavisi gerekmektedir. Bu durum öztaki tüpü fonksiyonlarını uzun süreli olarak bozan diğer hastalıklar için de geçerlidir.</em></p></blockquote>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Tanı nasıl konur?</strong></span></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Bir Kulak Burun Boğaz uzmanı ya da Çocuk Hastalıkları uzmanı tarafından yapılan kulak muayenesi  ile orta kulakta sıvı birikimi görülebilir. Ancak takip ve cerrahiye karar verme aşamasında KBB uzmanı tonal odiyometri (küçük çocuklarda oyun odyometrisi)  ve timpanometri gibi bazı özel işitme testleri isteyebilir.</em> </p></blockquote>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Kulak tüpü nedir, ne işe yarar?</strong></span></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Tıbbi tedaviye rağmen düzelmeyen ve işitme kaybına yol açan sekretuar otitis media’da seçilen tedavi yöntemi kulak zarına tüp yerleştirilmesidir. Beraberinde varolan patolojiye göre adenoidektomi (geniz eti ameliyatı) ya da adenotonsillektomi (geniz eti ve bademcik ameliyatı) de uygulanabilir. Amacı öztaki borusunun koruyuculuk ve drenaj fonksiyonlarını geri kazandırmak üzere orta kulağa iki yönlü hava giriş çıkışını sağlamak, oksijenlenmeyi arttırarak orta kulaktaki hücrelerin yenilenmelerini sağlamaktır.</em></p></blockquote>
<blockquote><p><em>Ventilasyon tüpü olarak adlandırılan bu kulak tüpleri silikon, polietilen, teflon ya da altından yapılan, çapları 1-1.5 mm olan, makara gibi iki ucunda deliği olan özel tüplerdir. Özel aletlerle tutulup bir ucu orta kulağa, diğer ucu dış kulak yoluna bakacak şekilde kulak zarına yerleştirilir.</em></p></blockquote>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Kulak tüpleri ne kadar kulakta kalır? Kendi kendine atılır mı?</strong></span></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Ventilasyon tüplerinin kalış süreleri 2 ay ile 2 sene arasında değişmektedir. Sıklıkla 6. ayda dış kulak yoluna atılmaktadırlar. Bu dış kulak yoluna atılan tüpler özel aletlerle poliklinik şartlarında dışarı çıkarılabilmektedir. Yeterli orta kulak iyileşmesi sağlandıktan sonra atılmayan tüpler, yabancı cisim reaksiyonu yapıp enfeksiyon ve et oluşumuna yol açmaması için özel aletlerle yerinden alınmaktadır. </em></p></blockquote>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu ameliyat sonrası nelere dikkat edilmelidir?</strong></span></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Özellikle tüp düşene kadar ve kulak zarı iyileşip tamamen kapanana kadar kulağa su kaçmasından şiddetle kaçınılmalıdır. Bu nedenle tüp düşene kadar banyolarda dış kulak yolu tıpalarla tıkanmalı, deniz-havuzda tıpa ve boneyle baş suya sokulmadan yüzülmelidir. Bu duruma dikkat edilmediğinde orta kulakta iltihaplanma ve buna bağlı bir akıntı gelişebilmektedir. Bu akıntı genellikle tıbbi tedavi ile kontrol altına alınabilmektedir. Nadiren tüpün erken çıkarılması gerekebilmektedir.</em></p>
<p><em>Tüpün ağzı kulak kiri veya deri döküntüleri ile tıkanabilmektedir. Bu nedenle tüp takıldıktan sonraki 1. hafta ve sonrasında ayda bir kontrolü gerekir.</em></p></blockquote>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Bu ameliyat sonrasında herhangi bir sorunla karşılaşılabilir mi?</strong></span></li>
</ul>
<blockquote><p><em>Tüp kendiliğinden düştüğünde veya alındığında kulak zarında oluşan tüpe ait delik çok büyük olasılıkla kendiliğinden iyileşecektir. 30 hastadan 1’inde, nadiren tüpe ait delik kendiliğinden iyileşmemekte ve deliği onarmak için ek cerrahi girişimler gerekebilmektedir.</em></p></blockquote>
<blockquote><p><em>Eğer tüp erken düşer veya istenmeyen sebeple erken alınması gerekirse ileride tekrar yerleştirilmesi gerekebilir.</em></p>
<p><em>Nadiren orta ve iç kulakta gelişen ek başka problemler nedeni ile işitme kaybında düzelme olmayabilir. Bu durumda işitme testleri ve gerekirse bilgisayarlı tomografi gibi ileri inceleme yöntemleriyle problemin nereden kaynaklandığı saptanıp buna yönelik çözümler aranabilir.</em></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/kulakta-sivi-birikmesi-ve-kulak-tupu-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

