<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/category/dogal-urunler-ve-nezle-grip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>2011-2012 GRİP SEZONU-Güncel Bilgiler</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2011 08:12:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=2730</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir.</p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapar, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açar. Bu nedenle her yılın başında WHO (Dünya Sağlık Örgütü) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önerir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önler. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlar ve bu virüse karşı en fazla yüzde 80 koruma sağlayabilir.</p>
<p><strong>CDC’nin (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) yayınladığı 2011-2012 Grip Mevsimi Raporu’na göre, bu yıl gribe yol açması muhtemel virüs tiplerinin geçen yılkilerle aynı olabileceği ifade edilmiştir.</strong> <strong>Ancak 2009 yılında yaşanan Pandemik H1N1 2009 gribi (Domuz gribi) salgınında olduğu gibi, grip virüslerinin herhangi bir zamanda genetik yapılarını değiştirip yepyeni bir formla karşımıza çıkmaları mümkündür.</strong></p>
<p><strong>WHO’nun önerileri doğrultusunda 2011-2012 sezonu için hazırlanan grip aşılarındaki virüs içeriği geçen sezonda Kuzey Kutbu için hazırlanan aşı ile aynı olarak düzenlenmiştir.</strong> <strong>Ancak CDC geçen yıl grip aşısı olan kişilerin, özellikle risk grubunda olanların 1 yıllık süre sonrasında bağışıklık yanıtının azalmış olabileceğini, bu nedenle de içeriği aynı bile olsa bu yıl da aşılanmaları gerektiğini ifade etmektedir.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hasta kişilerden grip kapmamak için ne yapmalıyım?</span></strong></p>
<p>*Ateş, öksürük, burun akıntısı olan hasta görünümlü kişilerle yakın temastan kaçınılmalı.<br />
* Eller sık sık sabunla yıkanmalı, kirli ellerle göz-ağız-buruna dokunulmamalı.<br />
* Yeterli uyku, düzgün beslenme, fiziksel aktivite, çocuğun yanında sigara içilmemesi önemli.<br />
* Evde hasta birinin varlığında, kişi ailenin diğer fertlerinden ayrı bir odada tutulmalı, oda sık sık havalandırılmalıdır.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hastalanmışsam evdekileri ve çevremdekileri nasıl koruyabilirim?</strong><br />
</span>* Öksürme ve hapşırma sonrasında eller iyice yıkanmalı, kullanılan kağıt mendil tekrar kullanılmak için saklanmadan atılmalı, bez mendil kullanımından kaçınılmalı,<br />
* İşe/okula en az 5 gün süreyle gidilmemeli, evde dinlenilmeli,<br />
* Yakındakilerle teması en aza indirmeli, öpüşülmemeli, ziyaretçi kabul edilmemeli,<br />
* Eller sık sabunlanmalı,<br />
* Kirli ellerle ortak kullanım alanlarındaki eşyalara dokunulmamalıdır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Ne zaman doktora başvurulmalı?</span></strong></p>
<p>Çocuklarda acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
* Hızlı solunum ya da solunum zorluğu<br />
* Ciltte mavimsi renk değişikliği<br />
* Yeterli sıvı alamama<br />
* Sözlü uyarılara yanıt verememe ya da uyanamama<br />
* Aşırı hırçın olma<br />
* Grip şikayetleri tam geçmişken ateş ve yoğun bir öksürük başlamış olması<br />
* Döküntü ve ateş</p>
<p>Erişkinlerde acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
* Solunum zorluğu, nefes darlığı<br />
* Göğüs ya da karında ağrı-basınç<br />
* Ani baş dönmesi ve sersemlik<br />
* Zihin bulanıklığı<br />
* Şiddetli ve durmayan kusma</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/10/2011-2012-grip-sezonu-guncel-bilgiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞAL ÜRÜNLERLE NEZLE GRİPTEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜDÜR?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 11:55:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[c vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[çinko]]></category>
		<category><![CDATA[doğal ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[doğal yollar]]></category>
		<category><![CDATA[echinacea]]></category>
		<category><![CDATA[ekinezya]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[grip aşısı]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[  NEZLE, genellikle Rhinovirus adı verilen üst solunum yollarını tutan bir tür mikropla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el ele tutuşarak birbirlerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #339966;"> </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">NEZLE</span>, genellikle Rhinovirus adı verilen üst solunum yollarını tutan bir tür mikropla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el ele tutuşarak birbirlerine virüsü geçirmektedirler. Rhinovirüs vücutta ya da ellerde saatlerce canlı olarak kalabilmektedir. Bu virüs üst solunum yoluna girip tutunduğu andan itibaren kişide 2-3 gün içinde hastalık bulguları ortaya çıkmaya başlamaktadır. En erken bulgular halsizlik, hapşırma, burun akıntısı, boğazda kaşıntı, hafif ateş, koku ve tat duyusunda azalma şeklindedir. Bu bulgular sonraki 2-4 gün içinde iyice kötüleşmekte ve bu süreç zarfında diğer insanlara bulaştırıcılık da en yüksek olmaktadır. Sonraki bulgular seste boğuklaşma ve öksürüktür. Genellikle bulgular 1 hafta kadar sürer ancak bazı durumlarda (yaşlılar, çocuklar, direnç bozukluğu olan kişiler, kalp ve şeker hastaları) 2 haftayı bulabilmektedir. En son olarak 1 hafta kadar süren kuru bir öksürük kalmakta, bu da geçtikten sonra hastalık tamamen atlatılmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2009/10/influenza_virus_poster-p228906187809557485qzz0_400.jpg"></a></p>
<p>Pratik anlamda kültür vb. yöntemlerle hangi virüsle hastalığın ortaya çıktığını saptamak gibi yöntemlere gerek yoktur, çünkü doktorunuz için, hastalığa hangi virüsün yol açtığından çok hastalığın ilerleyip daha şiddetli bir enfeksiyona dönüşüp dönüşmediğinin takibi önemlidir. Bazen virüsün üst solunum yollarında yarattığı hasar, daha saldırgan mikropların oraya yerleşimini kolaylaştırmaktadır. Böyle bir durumda sinüzit, orta kulak iltihapları, zatürre gibi daha ağır hastalıklarla karşılaşılabilmektedir.</p>
<p><span style="color: #339966;"><span style="color: #ff0000;">GRİP</span> </span>ise en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir.</p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapmakta, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle her yılın başında FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önermektedir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önlemektedir. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlamakta ve bu virüse karşı en fazla %80 koruma sağlayabilmektedir. Amerikan Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nde yapılan deneysel çalışmalarda bu aşının şu anda uygulanmakta olduğu biçimde iğne şeklinde değil de buruna sprey şeklinde uygulanmasının daha etkileyici olacağı ortaya çıkmıştır, bu konudaki çalışmalara devam etmektedir.<br />
Neden bazılarımız fazla nezle-grip olmazken bazılarımız da devamlı çantamızda kutu mendillerle gezmekteyiz? İşin genetik ve erken çocukluk döneminde yeterli beslenme olup olmaması kısmını bir tarafa bırakırsak kişinin sık enfeksiyonlara yakalanmasına yol açan 4 ana neden vardır: yetersiz uyku, stres, yetersiz beslenme ve sigara.<br />
Pek çok bağışıklık sistemi elemanı (doğal mikrop öldürücü hücreler vb.) özellikle uyku sırasında aktive edilmektedir. Bu nedenle düzensiz uyku ve dinlenememe direncimizi oldukça azaltmaktadır. Stres durumunda salınan hormonlar da bağışıklık sisteminin olumsuz etkilemesine yol açmaktadır. Yine direnç için gerekli vitamin, mineral ve proteinden fakir beslenme de hastalıkları davet etmektedir. Sigara ise solunum yolarını kaplayan koruyucu tabakanın zedelenmesine ve mikropların buralara kolayca tutunmasına yol açmaktadır.<br />
O zaman sık hastalanmamak için neler yapmalıyız? Öncelikle beslenmemize çok dikkat etmeliyiz. Şeker ve karbonhidrat alımımızı kısıtlamalı, kızartmalardan ve margarinle yapılan yiyeceklerden uzak kalmalı, balık tüketimini arttırmalı, zeytinyağını daha çok kullanıp mısırözü, ayçiçek yağı kullanımını azaltmalı, bol meyve-sebze tüketmeli ve bol bol su içmeliyiz. Çay- kahve yerine bitkisel çayları tercih etmeliyiz. En önemlisi de probiyotik denen doğal koruyucu içeren yoğurtlardan günde en az 2-3 kaşık tüketmeliyiz.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">NEZLE –GRİPTEN KORUNMAK İÇİN DESTEK OLARAK NELER ALMALIYIZ?</span></p>
<p>Diyetinizi yukarıda belirtilen şekilde düzenledikten sonra aşağıda belirtilen bazı destekleyici vitaminlerin kullanımı bu tür enfeksiyonlara daha dayanıklı olmanızı sağlayacaktır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">C VİTAMİNİ &#8211; ENFEKSİYONLA SAVAŞTA ALTIN ASKER:<br />
</span></span>C vitamini, virüs ve bakterilerle savaşta görevli kandaki beyaz küre hücrelerinin yapımını ve aktivitesini arttırmaktadır. Ayrıca bu mikroplarla savaşta kullanılan bazı maddelerin (interferon olarak adlandırılır) üretimini arttırarak vücudun direncini yükseltir. Antioksidan etkisiyle serbest radikal denen hücre hasarlayıcı maddelerin açığa çıkmasını önlemektedir. Bu kadar önemli bir vitaminin insanlarda vücutta üretilemiyor olması nedeniyle düzenli olarak ağızdan alınması gerekmektedir. Günlük gıdalarla (narenciyeler, yeşil biber, maydanoz, brokoli, kavun, domates suyu, patates, mısır, bezelye, muz ) alınması gereken en az C vitamini miktarı 60 miligramdır. Koruyucu olarak günde 1-2 kez 100-250 miligram, enfeksiyon durumunda ise günlük toplam 1000-1500 miligram kadar alınması önerilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">ÇİNKO &#8211; NEZLENİN EN KORKULU DÜŞMANI:</span></span></p>
<p>Boğazda kaşıntı, yanma, hapşırma şikayetleri ortaya çıktığı anda hemen birkaç tane çinko pastilini arka arkaya emerseniz birkaç saat içinde şikayetlerinizin büyük oranda azalacağını göreceksiniz. Nezle başladığında elimizdeki en iyi tedavi seçeneği olan çinko bunu nasıl sağlamaktadır? Yapılan çalışmalara göre çinko pastillerinden emerken erime sırasında açığa çıkan çinko iyonları yüz ve burun bölgesi damarlarına yayılmakta ve hapşırmaya yol açan sinirsel uyarımı durdurup buna bağlı burun salgısı oluşumu ve burun tıkanıklığını önlemektedir. Bu etki çinkonun vücut tarafından yıkılması sürecince devam ettiği için 2 saatte bir pastil kullanımının tekrarlanması gerekmektedir. Bir başka çalışmaya göre ise çinko, virüslerin hücre içine girmek için tutundukları proteinlerin üzerini kapatarak bu girişe engel olmaktadır.<br />
Sağlıklı bir erişkinin günlük çinko ihtiyacı 12-15 miligramdır. Özellikle kırmızı et, tavuk vb. kümes hayvanlarının eti, karaciğer, yumurtada bulunmaktadır. Bunun dışında vücut direncini arttırmak için çinko içeren vitaminlerden (çinko glukonat- 15 miligram/gün) alınabilir. Nezle başlangıcında, şikayetler geçene kadar, en hızlı şekilde çinko pastillerinden (çinko glukonat veya çinko asetat; 11.5-23 miligram/gün) 2 saatte bir emilmesi gerekmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">ECHİNACEA (EKİNEZYA-MOR KONİ ÇİÇEĞİ)-BİTKİSEL ÖZLÜ DİRENÇ ARTTIRICI:<br />
</span></span>Ekinezya, doğada yabani olarak yetişen, özellikle Kuzey Amerika’da sık görülen bir bitkidir. Bitki çayları ve bitkisel kaynaklı maddelerin yapımı için kültür şeklinde üretilmekte ve toplanmaktadır. Bu bitki, vücuda giren mikropların sindirilerek yok edilmesinde görevli olan fagositer hücrelerin üretimini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.<br />
Boğazda kuruma, yanma ortaya çıktığı anda 1 bardak ılık Ekinezya çayı içmek veya birkaç tane Ekinezya pastili emmek boğazınızı oldukça rahatlatacaktır. Bunun yanısıra Ekinezya kapsüllerinden günde 400-600 miligram kadar (yani günde 2-3 adet) kullanıp şikayetleriniz gerilediğinde bunu günde tek doz halinde almaya devam edebilirsiniz.<br />
Ekinezyanın bilinen herhangi bir yan etkisi olmamakla beraber lupus veya romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi bozukluğu (otoimmün hastalık) olan kişilerle papatya alerjisi bulunan kişilerin bu doğal ilacı kullanmaması önerilmektedir.</p>
<p>Bu belirtilen vitamin ve doğal bitkisel ürünlerin yanı sıra A vitamini, E vitamini, balık yağı (yeterli balık tüketimi yoksa), Selenyum da ek olarak alınabilir.</p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Nezle-grip başlangıcında günlük alınması gereken vitamin ve destek ilaçların dozları:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">İlk gün:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 1000-1500 miligram (500 miligramlık olanlarından 2-3 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde her 2 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 2-3 adet (400-600 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">İkinci gün:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 500 miligram (500 miligramlık olanlarından 1 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde, her 4 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 1 adet (200 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Üçüncü gün ve sonrasında:</span></span></span></p>
<p><span style="color: #99cc00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">C vitamini 500 miligram (500 miligramlık olanlarından 1 adet)<br />
Çinko Pastil şeklinde, her 6 saatte bir (tanesi 10-23 miligram)<br />
Ekinezya Kapsüllerinden 1 adet (200 miligram)</span></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALISINIZ?<br />
</span></strong>• Boğaz ağrısı 48 saatten uzun sürmüşse,<br />
• Bademciklerinizin üzerinde beyaz noktalar oluşmaya başlamışsa,<br />
• Burun akıntısı ve tıkanıklık 1 haftadan uzun sürmüşse,<br />
• Burun akıntınızın rengi sarı veya yeşil renge dönmüşse,<br />
• Yüzünüzde veya başınızda şiddetli ağrı ortaya çıkmışsa,<br />
• Öksürüğünüz 7 günden uzun sürmüş, nefesiniz daralmış ve balgam çıkarmaya başlamışsanız,<br />
• Kulağınızda şiddetli ağrı, akıntı veya 7günden uzun süren tıkanıklık varsa,<br />
• 38 dereceyi geçen ateşiniz olduysa,<br />
mutlaka bir doktora başvurmanız gerekmektedir.</span></p>
<p>Eski bir deyiş vardır: “Nezle 7 gün sürer, fakat uygun bir tedaviyle 1 haftada tedavi edilebilir”. Bahsedilen doğal koruyucu yöntemlerle bu deyiş günümüzde artık geçerliliğini yitirmiştir. Sağlıklı kalmanın yolu dengeli beslenme, sigaradan uzak durma, mümkün olduğunca kendinize zaman ayırıp dinlenme ve stresli ortamlarda kendi kendinizi telkin ederek sakinleştirmeden geçer. Doğal koruyucu yöntemlerle bağışıklık sisteminizi desteklemeyi ve kendinize çok iyi bakmayı sakın unutmayınız.</p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında Ray Sahelian, MD ve Victoria Dolby Toews, MPH tarafından yazılan 1999 baskılı “Finally..Common Cold Cure-Natural Remedies for Colds &amp; Flu” adlı kitaptan yararlanılmıştır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/11/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEFİR VE SAĞLIK ÜZERİNE ETKİSİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2010 13:06:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[bağışıklık arttırıcı]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[hazımsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kefir]]></category>
		<category><![CDATA[laktoz intoleransı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=402</guid>
		<description><![CDATA[  KEFİR TANESİ: Kefir, kefir taneleriyle elde edilen etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu, tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. İçerdiği bir miktar karbondioksit nedeniyle köpüren bir özelliğe sahiptir. Kefirin anavatanı Kafkas Dağları’dır. Kefir tanesi, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz/beyaz-sarı olan, 0,5-3 cm boyutta, küçük karnabahar ya da patlamış mısır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><strong>KEFİR TANESİ: </strong></p>
<p>Kefir, kefir taneleriyle elde edilen etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu, tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir. İçerdiği bir miktar karbondioksit nedeniyle köpüren bir özelliğe sahiptir. Kefirin anavatanı Kafkas Dağları’dır. Kefir tanesi, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz/beyaz-sarı olan, 0,5-3 cm boyutta, küçük karnabahar ya da patlamış mısır görünümündedir. Taneler sütü fermente edici rol oynar, en önemli özelliği fermantasyon sonunda süzülerek tanenin yeniden kullanılabilmesidir. Kefir taneleri kazein ve birbirleri ile ortak yaşayan mikroorganizmaların meydana getirdiği jelatinimsi koloniler oluşturur. Bu mikroorganizmalar laktik asit bakterileri, laktozu fermente eden veya edemeyen mayalardır. Kefir tanesinden saf toz halinde liyofilize kültürler de üretilmiştir.</p>
<p style="text-align: center;"><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p><strong>KEFİR ÜRETİMİ:</strong><strong> </strong></p>
<p>Kefir üretiminde çiğ süt veya pastorize süt kullanılır. Çiğ sütlerin mutlaka kaynatılması gerekir. Kaynatılan süt 20-25 dereceye kadar soğutulur. Kefir paslanmaz çelik bir kaba ya da cam bir kavanoza/bardağa yapılmalıdır. Bakır, alimünyum tencere kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>
<p>1 kilo süte 30-50 gr kefir tanesi olacak şekilde (ya da 1 bardak süte 1 yeşil mercimek tanesi kadar) kefir tanesi ilave edilir. Ağzı hava alacak fakat toz, sinek vb. girmeyecek şekilde kapatılır (örneğin kabın üstüne tülbent parçası ya da kağıt havlu konulup lastikle ağzı kapatılabilir). 20-25 derecede yaklaşık 16-18 saat süren fermentasyon sonucu kefir oluşur. (sütten jöle gibi katı ama hareketli bir kıvama geçtiği noktada fermentasyonu sonlandırırsanız en güzel tada ulaşırsınız)</p>
<p>Fermentasyon sonunda kefir temiz bir süzgeçle (tel süzgeç olmasın, kefirin metalle temas etmemesi gerekir!) bir kaba süzülür, süzgeçte kalan kefir tanesi musluk suyuyla tahrip edilmeden, ovalanmadan yıkanır. Hemen kullanılmayacaksa (yani kefirin hazır olacağı saat hesaplanarak, ondan 16-18 saat öncesinde kefirin mayalanması gerekir, örneğin saat 18.00 gibi süzülür kıvama geliyorsa, bir gece önce saat 00.00’da kefiri yeniden süte koymanız gerekir) içi bir miktar su dolu küçük bir bardağa konup buzdolabında bekletilebilir. Sonrasında planlanan saatte kefir tekrar hazırlanır. Eğer kefir hemen içilmeyecekse, cam bardak içinde ağzı kapalı olarak (tanesi içinde olmayacak!) buzdolabında en fazla 1 gün bekletilebilir, ekşimez.</p>
<p>Kefir taneleri devamlı sütün içinde gelişip çoğalarak büyürler ve her geçen zaman daha fazla süte ihtiyaç duyulur. Eğer günlük belirlediğiniz miktardan daha fazlasına ihtiyacınız yoksa, kefir tanesinin bir kısmını koparıp ufak bir plastik kabın içine kaynatılıp soğutulmuş su doldurup taneyi de içine atarak, üstünü kapakla kapatıp buzluğa atabilirsiniz. Bir daha kullanmanız gerektiğinde oda ısısında bırakıp çözündükten sonra aynı şekilde fermente edebilirsiniz, ancak ilk mayalanma süresi biraz uzun olacaktır, ilk kefiri döküp ondan sonraki mayalanan kefiri içmeye başlayabilirsiniz. Hatta 7 günden kısa süreli olmak kaydıyla kefir yapılmayacaksa, temiz bir kavanoz içinde kaynatılmış soğutulmuş su içinde buzdolabında bekletilebilir. Ancak 7 günden uzun kullanılmayacaksa, kefir tanesinin belirtildiği şekilde dondurulması gerekir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kefir yapımında en çok rastlanan hatalar:</p>
<p>1. Oda sıcaklığında ya da buzdolabından alınıp 10-15 dk. oda ısısında bekletilmiş süt yerine 20-25 dereceden daha sıcak süt kullanılması<br />
2. Fermentasyon süresini uzun tutmak (ekşi bir tada yol açar!)<br />
3. Kefir yapılan kabın ağzının kapatılmamasına bağlı içine tozla vb. giren mikroorganizmalara bağlı kefirde gaz ve köpürme, serumun ayrışması, ekşilik gelişmesi<br />
4. Fermentasyonun bakır, alüminyum veya toprak kapta yapılması<br />
5. Fermente olmuş kefirin, içinde tane ile birlikte buzdolabında uzun süre bekletilmesi<br />
6. Kefir tanesinin metal süzgeçle süzülmesi ya da akan suda hırpalanarak yıkanması</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>KEFİRİN BİLEŞİMİ VE BESLENME DEĞERLERİ:</p>
<p>Kefir, sütün içindeki tüm besin maddelerini içerdiği için beslenme değeri yüksek bir maddedir. Süt alerjisi olanların içmesi önerilmez.</p>
<p>Kuru madde %11.63<br />
Yağ %2,8<br />
Protein %3.57<br />
Laktoz %3.35<br />
Asetaldehid %29.5</p>
<p>Mikroorganizmaların etkisi ile laktoz ve proteinlerdeki değişmeler kefirin hazmını kolaylaştırır. Ayrıca iştah açıcı, serinletici etkisi de mevcuttur. Kefirdeki laktoz oranı süte göre daha az olduğu için, laktoz intoleransı olan kişilerin fazla miktarda olmamak kaydıyla kefir denemesi önerilir. Diğer yandan kefirde başta B12 olmak üzere bazı B grubu vitaminler sentezlenmiş halde bulunur. Kefir düzenli olarak günde yarım litre içildiğinde içerdiği asetik asit vb. antibakteriyel maddeler E.coli, Salmonella vb. bazı mikropları yok etmektedir. Ayrıca kefir mide ve pankreas gibi bazı organların salgılarını arttırarak hazımsızlık, kabızlık, safra hastalıklarının da tedavisinde yardımcıdır. Bağışıklık sisteminin etkinliğini arttırarak grip vb. viral hastalıklara karşı dirençli olunmasında etkili olur.</p>
<p>Kaynak: Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü “Kefir” broşürü</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/11/kefir-ve-saglik-uzerine-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOMUZ GRİBİ (SWINE FLU), yeni adıyla PANDEMİK H1N1 2009 GRİBİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 09:00:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[DOMUZ GRİBİ]]></category>
		<category><![CDATA[flu]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[influenza A H1N1]]></category>
		<category><![CDATA[meksika]]></category>
		<category><![CDATA[relenza]]></category>
		<category><![CDATA[salgın]]></category>
		<category><![CDATA[swine flu]]></category>
		<category><![CDATA[swine influenza]]></category>
		<category><![CDATA[tamiflu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[Pandemik H1N1 2009 gribi nedir? Domuz gribi,  domuzlar arasında oldukça bulaşıcı olan ve domuzlarda akut solunum yetmezliğine yol açan “Influenza A” virüsünün bir tipidir. Domuzlarda ölüm oranı yüksektir (%1-4). Domuzlar arasında hava yoluyla, direkt ya da indirekt (ortak kullanılan malzemelerle) temasla ve taşıyıcı olan ancak semptomu olmayan domuzlar yoluyla bulaşır. Yıl içinde herhangi bir zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff0000;">Pandemik H1N1 2009 gribi nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuz gribi,  domuzlar arasında oldukça bulaşıcı olan ve domuzlarda akut solunum yetmezliğine yol açan “Influenza A” virüsünün bir tipidir. Domuzlarda ölüm oranı yüksektir (%1-4). Domuzlar arasında hava yoluyla, direkt ya da indirekt (ortak kullanılan malzemelerle) temasla ve taşıyıcı olan ancak semptomu olmayan domuzlar yoluyla bulaşır. Yıl içinde herhangi bir zaman görülebilse de genellikle sonbahar ve kış aylarında salgınları en sıktır. Pek çok ülkede bu nedenle domuzlara özel grip aşısı yapılmaktadır. </span><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">H1N1 alt tip Influenza A genellikle en sık görülen tiptir, ancak H1N2, H3N1, H3N2 gibi tipleri de görülmektedir. Domuzlar ayrıca kuş gribi hatta insan gribi ile de hasta olabilmektedir. Bazen insan gribi ile domuz gribi, hayvanı aynı anda hasta edebilmekte ve hayvanın vücudunda üreyen bu virüsler birbiriyle gen birleşimi yaparak “reassortant=üretilmiş yeni cins” virüs haline gelebilmektedir. Bu durumda, aslında sadece domuzlarda hastalık yapabilen domuz gribi insanları da hasta edebilir hale gelmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nisan 2009&#8242;da ilk olarak Meksika&#8217;da bir çiftlikte domuzdan insana bulaşan H1N1 virüsü, bir kuş gribi etkeni ve insan gribi etkeni ile genetik olarak birleşmiş ve Pandemik H1N1 2009 virüsü adı verilen, artık insandan insana bulaşa oldukça virulan bir ajan haline gelmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde yaşanan salgınlara benzer salgınlar ya da birkaç kişiyle sınırlı enfeksiyonlar eskiden de görülmüştür. Örneğin 2005-Ocak 2009 tarihleri arasında Amerika’da 12 kişinin bu hastalığa yakalandığı, ancak hiçbir ölüm olmadığı saptanmıştır. Eylül 1988’de Wisconsin’de yaşayan 32 yaşında hamile bir kadın, domuz gribine yakalandıktan 8 gün sonra zatürre nedeniyle vefat etmiştir. 1976’da New Jersey’de 200’den fazla insan bu gribe yakalanmış ve sadece 1 kişi ölmüştür. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hastalık insanlara nasıl bulaşır?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu yeni virüs türü insandan insana damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Yayılımı aynı insan gribindeki gibi öksürme, hapşırma esnasında direkt damlacık yoluyla ya da kapı kolu, kafeterya masaları vb. mikrobun 2 saat kadar canlı kalabildiği yüzeylerle temasla olmaktadır. </span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">Kağıt havlu ve kumaş gibi gözenekli yüzeylerde en fazla 12 saat, metal gibi düzgün yüzeylerde 1-2 gün, kâğıt paralarda kâğıdın özelliğine göre 3 güne kadar canlı kalabilmektedir.</span></span></span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hasta olan kişiler ne kadar süre bulaştırıcıdır?</span></p>
<p>Domuz gribi olan kişiler, şikayetler ortaya çıkmadan 1 gün önce ve çıktıktan sonra ise 7 gün sonrasına kadar hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Çocuklarda bu süre daha uzun olabilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Domuz eti ya da ürünlerini tüketmekle mikrop bulaşır mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuz gribi virüsü 160-170 derecede yok olmaktadır, bu nedenle iyi pişirilmiş bir eti tüketmekle bulaşmaz.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">H1N1 gribi hangi ülkeleri etkilemiştir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Domuzları etkileyen gripten bahsedersek Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa (İngiltere, İsveç, İtalya), Afrika (Kenya) ve Çin ile Japonya’da salgınlar görülmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanları etkileyen domuz gribi için konuşacak olursak, Nisan 2009&#8242;da başlayan pandemi tüm dünyaya yayuılarak ülkemiz de dahil olmak üzere 74 ülkeyi etkilemiştir. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hastalığın belirtileri nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan gribinde ortaya çıkanla oldukça benzer şekilde ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücutta yaygın ağrı, baş ağrısı, üşüme-titreme ve halsizliktir. Bazı kişilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri de olduğu görülmüştür. Önceden kronik bir hastalığı olan (kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, kanser, bağışıklık eksikliği vb) kişilerde zatürre ve akciğer yetmezliğine yol açabilmekte ve buna bağlı ölüm riski artmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Tedavisi mümkün müdür?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yukarıda bahsedilen, daha önceki yıllarda görülen domuz gribi vakalarında herhangi bir özel tedavi uygulanmadan kişiler hastalığı atlatabilmiştir. Şu anda var olan salgına yol açan virüsler üzerinde yapılan çalışmalarda, mikrobun Oselatmivir (Tamiflu®) ve Zanamivir (Relenza®) içeren ilaçlara duyarlı olduğu, ancak Amantadin ve Rimantadin’e dirençli olduğu saptanmıştır. </span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">H1N1 gribine karşı herhangi bir aşı var mıdır?</span></p>
<p>Öncelikle insan grip aşısı nasıl hazırlanmaktadır, onu öğrenelim. Her sene mevsimsel grip aşısı hazırlanırken 3 tür grip virüsünden yararlanılır. Biri Influenza A subtip H3N2, diğeri Influenza A subtip H1N1 (domuz gribiolan değil!) ve üçünsüsü Influenza B’dir.</p>
<p>Yeni aşı bir önceki grip sezonuna ait ülkelerarası verilere ve bilim adamlarının öngörülerine dayanılarak hazırlanır!</p>
<p>Kuzey yarımküre için planlanan aşı için WHO her sene Şubat ayında, Güney yarımküre içinse Eylül ayında önermede bulunur. Sonrasında her ülke kendi bünyesinde hangi 3’lü kombinasyonu seçeceğine karar verir.</p>
<p>FDA bunu onayladıktan sonra aşı üreten firmalar üretime başlar ve en az 6 ay içinde aşılar üretilip grip sezonuna yetiştirilir. (Kuzey yarımküre için Eylül-Ekim dönemi)</p>
<p>Aşılama sonrası 2 hafta içinde bağışıklık sağlanmış olur.</p>
<p>Aşının etkinliği seçilen virüs tiplerinin o sene dolaşan grip virüsüne genetik olarak ne kadar benzer olduğuna bağlı olarak değişir.</p>
<p>Hazırlanma şekli mevsimsel grip aşısı ile tıpatıp aynı olan H1N1 aşısı ise monovalandır. Yani sadece bu virüsün antijenini içerir, 3 antijen değil.  Bu nedenle koruyuculuğunun %90 olduğu belirtilmektedir.</p>
<p>10 yaş ve üzerindeki kişilere tek doz, 9 yaş ve altında olan kişiler ile immun suprese kişilerde iki doz uygulanması gerekmektedir. İki doz arasındaki süre en az 3 hafta olmalıdır.</p>
<p>Aşının koruyucu etkisi 10-14 gün sonra başlamaktadır. Bu nedenle bu süre zarfında korunma ve hjyen kurallarına dikkat edilmelidir. </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Bu aşı ilk uygulanmaya başlandığında, pek çok insanın kafasında beliren &#8220;civalı aşı zararlıdır&#8221; konusu hakkında ne söyleyebilirsiniz?</span></p>
<p>Mikrobiyolojik bulaşmayı engellemek üzere aşı flakonlarına eklenen koruyucu madde Thiomersal  (Etil Cıva) maddesi 1930’lu yıllardan bu yana birçok aşı ve ilaçta koruyucu olarak kullanılmaktadır. Çoklu doz aşılarda halen yaygın olarak kullanılmaktadır. Etil cıvanın metil cıva gibi vücutta birikici özelliği yoktur ve güvenli olduğu bilinen bir maddedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Aşının ne gibi yan etkileri vardır?</span></p>
<p>Sık görülen yan etkiler (1/100-1/10): Aşı uygulanan bölgede kızarıklık, şişlik, sertlik, morarma, ağrı, vücut kırıklığı, yorgunluk, baş ağrısı, terleme, titreme, eklem ağrısı, kas ağrısı.</p>
<p>Yaygın olmayan yan etkiler (1/1.000-1/100): Yaygın cilt reaksiyonu (ürtiker/kurdeşen dahil).</p>
<p>Nadir görülen yan etkiler(1/10.000-1/1.000): Tansiyonda düşme, şok, sinirlerin geçtiği yol boyunca ağrı, pıhtılaşma hücrelerinde azalma nedeniyle kanama.</p>
<p>Çok nadir görülen yan etkiler (&lt;1/10.000): Vaskülit (damar iltihabı), nörit (sinir iltihabı), ensefalomiyelit (beyin-omurilik dokusu iltihabı), Guillain-Barre Sendromu (1976’da milyonda 1 vakada görüldü.)</p>
<p>Ülkemizde bugüne kadar yapılan sağlık çalışanlarındaki yaygın aşılama sonrasındaki erken sonuçlara göre beklenmeyen önemli bir yan etki tespit edilmemiştir.</p>
<p>Aşı sonrası görülen bazı yan etkiler mevsimsel grip aşılarında görülen sıklıktadır.</p>
<p>Görülebilen bu yan etkilere rağmen, aşının yararı olumsuz etkileri ile kıyaslandığında çok daha yüksektir. (hastalıktan ölüm %1 !!!)</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kimlere aşı yapılmaz?</span></p>
<p>6 ay ve altındaki bebeklere aşı uygulanmamalıdır. </p>
<p>Aşının 20. haftadan ileri gebeliklerde güvenilir olduğu gösterilmiştir. 20. haftadan erken gebeliklerde de herhangi bir istenmeyen etki görülmemiştir. Bu nedenle; 20. haftadan sonraki gebeliklerde aşının önerilmesi, 20. haftadan önceki gebeliklerde ise kişinin yazılı onamı ile aşının uygulanması gerekmektedir. </p>
<p>Emzirme döneminde aşının uygulanması için bir sakınca yoktur. </p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Aşı için kontrendikasyonlar:</span></p>
<p>Yumurtaya karşı anafilaksi öyküsü,</p>
<p>Önceki grip aşılaması sonrası anafilaksi öyküsü</p>
<p>Guillian Barré Sendromu geçirme öyküsü</p>
<p>Latekse karşı anafilaksi öyküsü (aşının tıpasından kaynaklanabilecek)</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Hasta kişilerden domuz gribi kapmamak için ne yapmalıyım?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan gribinde nasıl önlemler almak gerekiyorsa, aynı şekilde davranılmalıdır. Yani:<br />
- Ateş, öksürük, burun akıntısı olan hasta görünümlü kişilerle yakın temastan kaçınılmalı.<br />
- Eller sık sık sabunla yıkanmalı, kirli ellerle göz-ağız-buruna dokunulmamalı.<br />
- Yeterli uyku, düzgün beslenme, fiziksel aktivite, sigara ve alkolden mümkün olduğunca kaçınma önemli.<br />
- Evde hasta birinin varlığında, kişi ailenin diğer fertlerinden ayrı bir odada tutulmalı, kişinin bakımı sırasında ağız-burun maskeyle kapatılmalı ve eldiven takılmalı, sonrasında eller iyice sabunlanmalı, oda sık sık havalandırılmalı, temizlik malzemeleriyle evde dezenfeksiyon sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;">Hastalanmışsam evdekileri ve çevremdekileri nasıl koruyabilirim?<br />
</span>- Öksürme ve hapşırma sonrasında eller iyice yıkanmalı, kullanılan kağıt mendil tekrar kullanılmak için saklanmadan atılmalı, bez mendil kullanımından kaçınılmalı<br />
- İşe/okula 1 hafta süre ile gidilmemeli, evde dinlenilmeli<br />
- Yakındakilerle teması en aza indirmeli, öpüşülmemeli, ziyaretçi kabul edilmemeli<br />
- Eller sık sabunlanmalı<br />
- Kirli ellerle ortak kullanım alanlarındaki eşyalara dokunulmamalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Ne zaman doktora başvurulmalı?</span></p>
<div><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">Domuz gribi vakalarının görüldüğü alanlarda yaşıyorsanız ve grip şikayetleriniz varsa (ateş, öksürük, yaygın vücut ağrıları, burun akıntısı, boğaz ağrısı, bulantı, kusma, ishal vb.) mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir.</span><span style="color: #000000;">Çocuklarda acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
- Hızlı solunum ya da solunum zorluğu<br />
- Ciltte mavimsi renk değişikliği<br />
- Yeterli sıvı alamama<br />
- Sözlü uyarılara yanıt verememe ya da uyanamama<br />
- Aşırı hırçın olma<br />
- Grip şikayetleri tam geçmişken ateş ve yoğun bir öksürük başlamış olması<br />
- Döküntü ve ateş</span></span></div>
<div><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">Erişkinlerde acil tıbbi tedavi gerektiren önemli bulgular şunlardır:<br />
- Solunum zorluğu, nefes darlığı<br />
- Göğüs ya da karında ağrı-basınç<br />
- Ani baş dönmesi ve sersemlik<br />
- Zihin bulanıklığı<br />
- Şiddetli ve durmayan kusma</span></span></div>
<div>
<p><span style="color: #ff0000;">Yurtdışına seyahate gideceğim, iptal edeyim mi? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">WHO (Dünya Sağlık Örgütü) henüz H1N1 virüsü grip salgını nedeniyle uluslararası seyahate kısıtlama getirilmesine gerek duymamıştır. Dünyanın pek çok ülkesinde bu virüse bağlı salgınlar görülmektedir. Şu anda hasta kişilerin hızla tanımlanması ve izolasyonu için büyük çaba harcanmaktadır. Ancak kişide semptomlar çıkmadan önce insandan insana bulaştırıcılığın gerçekleşebilmesi nedeniyle kişisel hjyen önlemleri çok daha büyük önem kazanmaktadır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Seyahate çıkacak olan kişilerin kendilerini ve başkalarını koruyabilmesi için çok basit önlemler bulunmaktadır. Özellikle hasta olan kişilerin, toplum sağlığını düşünerek yolculuk etmemesi gerekir. Yolculuk sonrası hastalanan kişilerin ise en yakın sağlık kurumuna başvurması gerekir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hastalanmamak için yolcuların mümkünse kalabalık ortamlara girmemesi, hasta olan kişilerle temas etmemesi, temas durumunda ellerin iyice sabunlanması önerilir. Hasta kişiler 1 kez kullanılıp atılacak şekilde kağıt mendille ağızlarını kapatarak öksürmeli ve söksürme-sümkürme sonrası da mendili hemen çöpe atıp ellerini iyice yıkamalıdırlar. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolcuların hastalanmamak için ortak kullanılan eşyalarla temas sonrasında ellerini alkol bazlı jellerle ya da sabunlayarak temizlemeleri, ellerini yıkamadan ağıza-buruna-göze götürmemeleri önerilir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolculuk öncesi grip ilacı alayım mı enfeksiyondan koruması için? </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yolculuk öncesi koruyucu olarak antiviral ilaç alımı konusunda henüz netleşmiş veriler yoktur. Bu tür ilaçlara direnç gelişimini önlemek adına, koruyucu amaçlı kullanımından çok ilk şikayetlerin ortaya çıkmasından sonra alınması önerilmektedir. </span></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">KAYNAKLAR: </span></span></p>
</div>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">1. WHO&#8217;nun web sitesi ilgili sayfası (</span><a href="http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html"><span style="color: #000000;">http://www.who.int/csr/disease/swineflu/en/index.html</span></a><span style="color: #000000;">)</span></span></p>
<p><span style="color: #c0c0c0;"><span style="color: #000000;">2. CDC&#8217;nin ilgili web sayfası (</span><a href="http://www.cdc.gov/h1n1flu/"><span style="color: #000000;">http://www.cdc.gov/h1n1flu/</span></a><span style="color: #000000;">)</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/04/domuz-gribi-swine-influenza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KBB HASTALIKLARI VE TAMAMLAYICI-ALTERNATİF TIP YÖNTEMLERİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/10/kbb-hastaliklari-ve-tamamlayici-alternatif-tip-yontemleri/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/10/kbb-hastaliklari-ve-tamamlayici-alternatif-tip-yontemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 13:47:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DOĞAL ÜRÜNLER VE NEZLE-GRİP]]></category>
		<category><![CDATA[acı dülek]]></category>
		<category><![CDATA[acı kavun]]></category>
		<category><![CDATA[akupunktur]]></category>
		<category><![CDATA[alternatif tıp]]></category>
		<category><![CDATA[altınbaş otu]]></category>
		<category><![CDATA[aromaterapi]]></category>
		<category><![CDATA[doğal ürünler]]></category>
		<category><![CDATA[efedra]]></category>
		<category><![CDATA[ekinezya]]></category>
		<category><![CDATA[gingko]]></category>
		<category><![CDATA[ginseng]]></category>
		<category><![CDATA[glukozamin]]></category>
		<category><![CDATA[homeopati]]></category>
		<category><![CDATA[kapsaisin]]></category>
		<category><![CDATA[kava]]></category>
		<category><![CDATA[kondroitin]]></category>
		<category><![CDATA[kulak mumu]]></category>
		<category><![CDATA[meryemana dikeni]]></category>
		<category><![CDATA[oscillococcinum]]></category>
		<category><![CDATA[sarımsak]]></category>
		<category><![CDATA[şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[tai chi]]></category>
		<category><![CDATA[tamamlayıcı tıp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[ Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Ulusal Merkezi (The National Center for Complementary and Alternative Medicine-CAM), Ulusal Sağlık Enstitü&#8217;sünün (NIH) bir dalıdır ve tamamlayıcı ve alternatif tıbbı 4 temel kategoriye ayırarak tanımlamaktadır: Biyolojik tabanlı ürünler: Şifalı bitkiler ve vitaminler Enerji tıbbı: Akupunktur, çigong Zihin-vücut tıbbı: Meditasyon ve yoga Manipülatif ve vücut tabanlı alıştırmalar: Masaj ve şiropraktik  Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"> <span style="color: #ff9900;">Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Ulusal Merkezi (The National Center for Complementary and Alternative Medicine-CAM),</span> Ulusal Sağlık Enstitü&#8217;sünün (NIH) bir dalıdır ve tamamlayıcı ve alternatif tıbbı 4 temel kategoriye ayırarak tanımlamaktadır:</p>
<ol type="1">
<li>Biyolojik tabanlı ürünler: Şifalı bitkiler ve vitaminler</li>
<li>Enerji tıbbı: Akupunktur, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87igong" target="_blank">çigong </a></li>
<li>Zihin-vücut tıbbı: Meditasyon ve yoga</li>
<li>Manipülatif ve vücut tabanlı alıştırmalar: Masaj ve <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Chiropractors" target="_blank">şiropraktik</a></li>
</ol>
<p> Bu yüzyılın son yarısından beri tamamlayıcı alternatif tıbba (CAM) olan ilgi giderek artmaktadır.  Örneğin Amerika&#8217;da erişkinlerin %36&#8242;sının son 12 ay içinde çeşitli nedenlerle herhangi bir CAM yöntemini kullandığı saptanmıştır. 2002 yılında yapılan bir araştırmada doğal ürünler, derin nefes egzersizleri, meditasyon ve şiropraktik yöntemlerinin en sık seçilen CAM türleri olduğu saptanmıştır. Yine aynı çalışmada % 55&#8242;inin bu yöntemleri konvansiyonel tedavilere tamamlayıcı olarak seçtikleri, %27&#8242;sinin ise konvansiyonel tedavinin işe yaradığına inanmadıkları için sadece bu yöntemleri tercih ettikleri ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları alanında tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımının en çok bilinen şekli <span style="color: #ff0000;">&#8220;kulak mumları&#8221;</span>dır, bu yöntemi 3000 yıl önce Kızılderililerin Hopi kabilesinin uyguladığı ve ziyarete gelen Avrupalılara bu tekniği öğrettikleri düşünülmektedir. Bu tedavi şeklinde, içi boş tüp şeklinde bir mumun ucu yakılıp, yanmayan ucu dış kulak kanalına yerleştirilmektedir. Bu sayede bir vakum etkisi yaratılarak kulak kiri ve diğer birikintilerin dışarı atılacağı sanılmaktadır. Ayrıca sinüzit ağrılarını azalttığı, zihni berraklaştırdığı, dış kulak yolu iltihabı ya da diğer kulak iltihaplarını iyileştirdiği, koku-tat alma ve renk algısını arttırdığı, çınlama ve baş dönmesini tedavi ettiğine inanılmaktadır.</p>
<p>2004 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada Seely ve arkadaşları kulak mumunu yaktıktan sonra dış kulak basıncını ölçmüşler ve tabii ki bırakın vakum etkisini herhangi bir basınç bile saptamamışlardır. Mumun orta kısmında görülen maddelerin spektrometrik incelemesinde ise biriken materyalin mumun kendi yağı olduğu, kulak kiri olmadığı saptanmıştır.</p>
<p>Kulak mumlarının pek çok komplikasyonları görülebilmektedir. Amerika&#8217;da 1996 yılında 122 KBB uzmanına uygulanan bir ankette 1/3&#8242;ünden fazlası hastalarının kulak mumu kullandıklarını tespit etmiştir.  Uzmanların %10&#8242;u bu mumun yarattığı komplikasyonları yaşamış kişileri tedavi etmiştir. Bu komplikasyonlar kulak kepçesi ve dış kulak yolunda yanıklar, dış kulak yolunun mumla tıkanması, dış kulak yolu iltihabı ve hatta kulak zarında delinmedir.  Bu nedenle kulak mumu kullanımı kesinlikle engellenmelidir.</p>
<p>Ginkgo, <span style="color: #ff0000;">Ginkgo biloba</span> yapraklarından elde edilen bir ekstre olup 5000 yıldır Çin&#8217;de tıbbi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Avrupa&#8217;da ve ülkemizde lisanslı bir ilaç olarak kullanılmakta olan Ginkgo biloba, flavanoid ve terpenoid denen bazı özel maddeler içermektedir. Kısmen de olsa vücutta kan akımını arttırıcı ve deri beslenmesini düzenleyici olduğu düşünülmektedir. Bu etkisi nedeniyle periferik damar hastalıklarında tercih edilmektedir. Yapılan hayvan deneylerinde terpenoid maddesinin pıhtılaşmayı sağlayan mekanizmayı engelleyerek beyinde pıhtı oluşumuna bağlı hasar oluşumunu önlediği saptanmıştır.  İnme gibi beyin hastalıklarında da bazı tedavi edici etkileri olduğu iddia edilmektedir.  Yine laboratuar ortamında yapılan hücre çalışmalarında salınan serbest radikallerin hücreleri zedelemesini engellemektedir. Bilinen en tipik yan etkisi mide bulantısı ve pıhtılaşmayı önleyici ilaç kullananlarda bu etkiyi arttırmasına bağlı kanamalardır. Bilimsel yayınlarda Ginkgo&#8217;nun çınlama tedavisinde çok küçük bir olumlu etkisi olduğu görülmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Akupunktur,</span> M.Ö. 200&#8242;den beri uygulanan geleneksel Çin tıbbi yöntemidir. Bu yöntemde vücudun belli noktalarına yerleştirilen akupunktur iğnelerinin sistemik homeostazı düzenlediğine inanılmaktadır. Batı toplumlarında genellikle ağrı gidermede kullanılmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarda <a href="http://www.seciltotan.com/?p=12" target="_blank">çınlamayı</a> gidermede fazla etkisi olmadığı saptanmıştır.   </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Tai Chi</span>, Çin savunma sanatından kaynaklanan bir egzersiz şeklidir. Ortalama olarak 30 dk sürer, bazı özel hareketlerin setler halinde artarda yapılması ile gerçekleştirilir. Standart bir sette 108 hareket bulunmaktadır. Bunlardan &#8220;Tekerlek Çevirme&#8221; yöntemi , biz KBB hekimlerinin denge egzersizi olarak hastalara önerdiğimiz egzersizlere çok benzemektedir. Hain ve arkadaşları 8 hafta boyunca haftada 1 saat Tai Chi egzersizi yapan 22 dengesizlik şikayetli hastanın objektif ve subjektif ölçümlerle şikayetlerinde belirgin azalma olduğunu saptamışlardır.    </p>
<p>Baş-boyun kanseri olan hastaların en sık kulland<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/05/tai-chi2x.jpg"></a>ığı CAM yöntemi (%50) şifalı bitkilerdir. Özellikle geniz kanseri veya nüks kanser hastaları tarafından seçilmektedir. En sık seçilme nedeni ise kanser tedavisi sırasında ortaya çıkan şikayetlerin giderilmesidir. (örneğin bulantıyı gidermede zencefil kullanılması gibi)</p>
<p style="text-align: left;">Kemoterapiye bağlı kusmaların giderilmesinde akupunktur uygulamasının etkisi geçen sene yapılan bir bilimsel çalışma ile incelenmiştir. Araştırmacılar, bulantı kesici ilaç+akupunktur kullanan grupla sadece akupunktur kullanan grubu karşılaştırmışlar ve akupunktur uygulanan kişilerde akut kusmaların sayısında azalma saptamışlardır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Aromaterapi masajı</span>, özellikle İngiltere&#8217;de, kanser tedavisi gören hastaların hayat standartlarını artırmaya yardımcı tekniklerden en çok seçilenidir. Endişenin kısa süreli de olsa giderilmesi ve psikolojik destek anlamında faydası görülmüştür. Buna karşılık depresyon, bulantı ve kusmayı giderici herhangi bir etkisi saptanmamıştır.</p>
<p>Şifalı bitkilerin kullanımı bazen kanser ilaçlarının emilimini, metabolizmasını ve vücuttan atılımını etkileyebilmektedir. Ginkgo ve ginseng içeren bitkilerin bu işlemi geciktirdiği, St. John&#8217;s Wort ve kavanın ise kanser ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında karaciğere zarar verebileceği belirtilmektedir. Özellikle siklofosfamid, taxane ve vinka alkaloidleri içeren ilaçlarla şifalı bitkilerin beraber alınmaması gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Homeopati</span>yi savunanlar kişiyi aynı şikayetleri başlatacak maddelerle  iyileştirme sanatı olarak adlandırmakta, karşıtları ise kişideki rahatlamayı kendi kendine bırakılsa da gerçekleşecek bir kader olayı olarak değerlendirmektedirler.  Bir seri ekstrenin alkol bazlı bir solüsyonda seyreltilip bir kaptan diğerine aktarılıp tekrar seyreltilmesi şeklinde 200 kere tekrarlanan bir işlemdir. Sonuç olarak elde edilen solüsyonda, o kadar çok seyreltmeden sonra ekstrenin tek bir molekülü bile kalmamaktadır. İşin ilginç yanı FDA&#8217;in (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) 1990 yılında raf ilacı (over-the-counter) olan homeopatik ilaçların bir kısmını reçetelenecek ürünler sıfatına sokmasıdır. O zaman akla gelen ilk soru &#8220;Elde edilen son solüsyonda ilk maddenin nerdeyse olmamasına rağmen bu ilaçlar nasıl etki etmektedir?&#8221; Alerjik rinitte (saman nezlesi) homeopatik ilaçların burundan geçen hava miktarını arttırarak şikayetleri azalttığı saptanmıştır. </p>
<p><span style="color: #ff0000;">Oscillococcinum</span>, grip tedavisinde kullanılan patentli bir homeopatik ilaçtır. Özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya&#8217;da çok popüler olup grip tedavisinde mucize ilaç olarak lanse edilmektedir. Yabani ördek karaciğer ve kalp dokusundan elde edilip üretilmektedir. 2004 yılında Vickers ve Smith tarafından 3000 bireyde yapılan kontrollü randomize çalışmada oscillococcinum&#8217;un grip şikayetlerini herhangi bir şekilde azaltmadığı saptanmıştır. Ancak ilacın hastalık süresini ortalama 0.28 gün azalttığı görüldü. Sonuç olarak, yapılan pek çok bilimsel çalışmanın ortak sonucu homeopatinin <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Plasebo" target="_blank">plasebo</a> etkili olduğudur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Kapsaisin</span> nezlenin tedavisinde kullanılan ve acı biberin içinde bulunan bir maddedir. Burun içine uygulanan kapsaisin, P maddesi ve kalsitonin adı verilen maddelerin salınımını tetiklemektedir. Sinir uçlarını duyarsızlaştırarak alerjik olmayan nezlelerde akıntı vb. şikayetleri azaltmaktadır.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Acı kavun (acı dülek) </span>Özellikle ülkemizde sinüzit hastalarının çok fazla kullandıkları bir maddedir.  Hastalar bu bitkinin suyunu burunlarına sıktıklarında başlangıçta burun salgıları artmakta ve sinüs içindeki iltihap boşalmaktadır, bu bitkinin bu etkisi yadsınamaz. Ancak oldukça alerjik olan bu bitkinin burun mukozasında yaptığı harabiyete bağlı geri dönüşsüz zararları görülmüştür.  (müzmin sinüzit, burun tıkanıklığında artış, burun içinde ya da sinüs ağzında yapışıklıklar vb.)</p>
<p>Yapılan bir bilimsel çalışmada cerrahi geçiren hastaların %22&#8242;sinin CAM kullandıkları saptanmıştır.  Bu çalışmaya dahil edilen hastaların %51&#8242;i vitamin kullanmaktaydı. Özellikle 40-60 yaş arası bayanlarda vitamin kullanımı oldukça fazladır. Şifalı bitkiler içeren bu vitaminlerde en sık görülen maddeler ekinezya, Ginkgo, St. John&#8217;s Wort, sarımsak ve ginsengdir. Özellikle de estetik cerrahi geçiren hastalar, cerrahi öncesi bu ilaçları kullanmaktaydılar. En sık tercih edilen ilk 10 maddeyi sondan başa doğru şöyle sıralarsak:</p>
<p>10.<span style="color: #ff0000;"> Sarımsak:</span> Enfeksiyon, tansiyon ve kanseri önlemede <span style="color: #ff0000;">(<span style="text-decoration: underline;">ancak pıhtılaşma mekanizmasını bozduğu için ameliyata 1 hafta kala kesilmesi gerekir!!!)</span></span></p>
<p>9. <span style="color: #ff9900;"><span style="color: #ff0000;">Kava:</span></span> Anksiyolitik ve kas gevşetici <span style="color: #ff0000;">(<span style="text-decoration: underline;">ancak anestezi ilaçlarının sakinleştirici etkisini arttırabileceği için ameliyattan 5 gün önce kesilmesi gerekir.) </span></span></p>
<p>8.<span style="color: #ff0000;"> Ginseng:</span> Antioksidan etki ve yemek sonrası şekeri düşürmede kullanılmaktadır. <span style="color: #ff0000;">(<span style="text-decoration: underline;">ancak pıhtılaşma mekanizmasını bozduğu için ameliyata 1 hafta kala kesilmesi gerekir!!!)</span></span></p>
<p>7. <span style="color: #ff0000;">Meryemana dikeni:</span> Anti-enflamatuar olarak (şişlik giderici)</p>
<p>6. <span style="color: #ff0000;">Altınbaş otu:</span>  Anti-enflamatuar olarak (şişlik giderici)</p>
<p>5. <span style="color: #ff0000;">Ginkgo biloba:</span> Demans, damar hastalığı, astım ve çınlama için<span style="color: #ff0000;"> (<span style="text-decoration: underline;">pıhtılaşmayı bozduğu için ameliyattan 36 saat önce kesilmesi gerekir!!!)</span></span></p>
<p>4. <span style="color: #ff0000;">Glukozamin:</span> Artrit için</p>
<p>3. <span style="color: #ff9900;"><span style="color: #ff0000;">Ekinezya</span>:</span> <a href="http://www.seciltotan.com/?p=20" target="_blank">Nezle ve enfeksiyonda </a><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">(ancak 8 haftadan uzun kullanıldığında bağışıklık sistemini baskılamakta ve yara iyileşmesinde gecikme ve fırsatçı enfeksiyonlara yol açmaktadır!!!) </span></span></p>
<p>2. <span style="color: #ff0000;">Efedra:</span> Enerji yükleme ve kilo kaybı için <span style="color: #ff0000;">(<span style="text-decoration: underline;">2004 yılında FDA  efedra içeren ilaçların çarpıntı, kalp spazmı,uykusuzluk ve titreme yan etkileri nedeniyle Amerika&#8217;da kullanımını yasaklamıştır.</span>)</span></p>
<p>1.<span style="color: #ff9900;"> <span style="color: #ff0000;">Kondroitin:</span></span> Artrit için</p>
<p>Konuyu özetlersek, biz hekimler tamamlayıcı alternatif tıbbı uygulamak isteyen ya da uygulayan hastalarımıza öncelikle ispatlanmış konvansiyonel tıbbi tedavileri önermeli, tam olarak etkisi ispatlanamamış ve muhtemel yan etkileri olan bu yöntemlerin her zaman doğal ama güvenli olmadığı konusunda onları bilgilendirmeli ve uygulamak istedikleri yöntemi konvansiyonel tedaviye olumsuz etkisi olmayanlardan ve bünyesine zarar verme potansiyeli olmayanlardan seçmelerini öğütlemeliyiz. Bunun yanı sıra anneannelerimizin ıhlamurunu, nane-limonunu, zencefilli-tarçınlı çayını küçümsememeli, tamamlayıcı alternatif tıp yöntemlerinin gelişimini ve yeniliklerini takip ederek bu konuda hastalara bilgi verebilecek kadar kendimizi eğitmeliyiz.</p>
<p>KAYNAK: Complementary and Alternative Medicine in Otolaryngology-Tang Ho , M.D.- April 27,2006- BCM Otolaryngology Grand Rounds </p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/10/kbb-hastaliklari-ve-tamamlayici-alternatif-tip-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

