<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/category/burun-hastaliklari-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>ACHOO (Hapşuuuu) Sendromu (Fotik Hapşırma Refleksi)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/06/achoo-hapsuuuu-sendromu-fotik-hapsirma-refleksi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/06/achoo-hapsuuuu-sendromu-fotik-hapsirma-refleksi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 13:35:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ACHOO Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[fotik hapşırma refleksi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş ışığı]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırma]]></category>
		<category><![CDATA[Hapşuu]]></category>
		<category><![CDATA[ışık alerjisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=2683</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ışığına maruz kalma sonrasında ani, kontrol edilemeyen hapşırmalarla giden bir durumdur.  ACHOO Sendromu, “Autosomal dominant Compelling Heliopthalmic Outburst Syndrome” (Baskın Genetik Geçişli, Zorlayıcı, Göz Kaynaklı Patlama Sendromu) şeklindeki tıbbi tanımlamanın başharfleri kullanılarak oluşturulmuştur ki, güzel bir tesadüf olarak İngilizce’deki “Achoo” ibaresinin  bizdeki Türkçe karşılığı “Hapşuuu” dur.  Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere sendrom ailesel geçişlidir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ışığına maruz kalma sonrasında ani, kontrol edilemeyen hapşırmalarla giden bir durumdur. </p>
<p>ACHOO Sendromu, “<strong>A</strong>utosomal dominant <strong>C</strong>ompelling <strong>H</strong>eliopthalmic <strong>O</strong>utburst <strong>S</strong>yndrome” (Baskın Genetik Geçişli, Zorlayıcı, Göz Kaynaklı Patlama Sendromu) şeklindeki tıbbi tanımlamanın başharfleri kullanılarak oluşturulmuştur ki, güzel bir tesadüf olarak İngilizce’deki “Achoo” ibaresinin  bizdeki Türkçe karşılığı “Hapşuuu” dur.  Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere sendrom ailesel geçişlidir (anne ya da babada bu duruma yol açan genin varlığında çocukta bu sendromun görülme oranı %50’dir) ve kişi güneş ışığına çıkınca ya da karanlık bir yerden parlak ışıklı bir yere ani geçiş yaptığında pek çok kez (nadir vakalarda 30-40 kez) hapşırmaktadır. </p>
<p>Yapılan bilimsel çalışmalarda bu durumun popülasyonda % 23-33 oranında görüldüğü saptanmıştır. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlardan daha fazladır. </p>
<p>Bu arka arkaya gelen hapşırmalara nasıl bir reaksiyon zincirinin yol açtığı tam olarak saptanamamakla birlikte buna dair çeşitli teoriler bulunmaktadır.  Bir tanesi güneş/kuvvetli ışık alerjisidir. Polenlerle temasta vücutta nasıl alerjik şikayetleri ortaya çıkarak reaksiyonlar oluşuyorsa, kuvvetli ışıkla temasta da irritasyonun yol açtığı hapşırmalar karşımıza çıkmaktadır. Bir diğer teori bu kişilerin ışığa karşı aşırı duyarlı olmaları ve hapşırma sayesinde gözlerin kapanarak vücudun kendini ışıktan koruması şeklindedir.  Bir başka teori ise, ışığa maruz kalma sonrasında Trigeminal sinir çekirdeğinin yanlış sinir deşarjlarına yol açarak hapşırmayı tetiklemesidir. Bu durum soğuğa maruz kalma ya da çok kuvvetli tat ve kokularda da karşımıza çıkmaktadır.  </p>
<p>Tanı kişinin ya da yakın akrabalarının kuvvetli ışığa maruz kalma sonrasında hapşırma ataklarının gelmesi öyküsüne dayanır, özel bir tanı koydurucu kan tahlili, alerji testi ya da tetkik bulunmamaktadır. </p>
<p>Nedenin ne olduğu bilinmediği için doğal olarak belli bir tedavi şekli de olmayan bu sendromda, gözlerin kuvvetli ışıktan korunması için UV filtreli, koyu camlı gözlüklerin kullanılması önerilmektedir. Kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyecek bir olaya da yol açmadığı için, sadece nazal alerjilerle birlikte olan tipinde şikayetleri yoğun olan kişilerde antihistaminik ilaçlar önerilebilir. Bu sendromu tedavi etmeye yönelik herhangi bir alerji aşısı  da yoktur.</p>
<p>KAYNAK:  Yahoo Health</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/06/achoo-hapsuuuu-sendromu-fotik-hapsirma-refleksi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEBEKLERDE VE ÇOCUKLARDA BURUN TIKANIKLIĞI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 09:47:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[burunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1969</guid>
		<description><![CDATA[  Bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığına yol açabilecek pek çok neden bulunmaktadır. Erişkinlerde en sık nedeni burnun yapısal bozuklukları (deviasyon vb.) iken çocuklarda en sık neden genizeti büyüklüğü, üst solunum yolu enfeksiyonları, burunda yabancı cisim ve alerjidir. GENİZETİNE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI: Her bebek, geniz bölgesinde yerleşen ve boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biri olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Bebek ve çocuklarda burun tıkanıklığına yol açabilecek pek çok neden bulunmaktadır. Erişkinlerde en sık nedeni burnun yapısal bozuklukları (deviasyon vb.) iken çocuklarda en sık neden genizeti büyüklüğü, üst solunum yolu enfeksiyonları, burunda yabancı cisim ve alerjidir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">GENİZETİNE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</span></strong></p>
<p lang="tr-TR">Her bebek, geniz bölgesinde yerleşen ve boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biri olan geniz eti (adenoid) ile doğar. Bu doku bebek büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. İltihaplandığında boyutunda büyüme olması nedeniyle burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, bazen uykuda nefes durması; artan salgı ve iltihaba bağlı olarak özellikle çocuk sabah kalktığında ve gece uykuya daldığında yoğunlaşan gıcık öksürüğü, geniz akıntısına bağlı zaman zaman balgamlı öksürük, ağız kokusuna neden olur. Pek ateş yapmaz, sekonder olarak orta kulak iltihabına yol açtıysa ateş başlayabilir. Bu durumun uzun sürmesi ve sık tekrarlaması gelişmede gerilik, ağız ve diş yapısında bozulma ve kulaklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve sıvı birikimine bağlı işitme kaybı ile sonuçlanabilmektedir. Tedavide ilk olarak tıbbi tedavi seçilir. Burnun günde en az 2 kez serum fizyolojik içeren damla ve spreylerle yıkanması, aspire edilmesi veya daha büyük çocukların hafifçe kesik kesik sümkürtülmesi önemlidir, gerekirse antibiyotik tedavisi başlanabilir. 3 aylık tıbbi tedaviye rağmen şikayetlerin devam etmesi, özellikle tekrarlayan/geçmeyen orta kulak sıvısı ve/veya uykuda nefes durması varlığında, 6 aylıktan büyük çocuklarda geniz etinin alınması  gerekebilir.</p>
<p> <strong><span style="color: #ff0000;">ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARINA BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</span></strong> </p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/2010/08/nezle/" target="_blank">&#8220;NEZLE&#8221;</a> ve <a href="http://www.seciltotan.com/2009/10/dogal-urunlerle-nezle-gripten-korunmak-mumkun-mu/" target="_blank">&#8220;GRİP&#8221; </a>başlıkları altında ayrıntısıyla okuyacağınız üzere, bebek ve çocuklarda virüslerin üst solunum yolunu tutmasına bağlı mukozada ödem, burun ve genizetinde büyüme, burun salgısında artış ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, burun soluduğumuz havayı nemlendirip, vücut sıcaklığına getirip akciğere göndermekle görevli olduğu ve bunu sırasıyla sağlı-sollu büyüyüp küçülen burun etleriyle (konka) gerçekleştirdiği için, klima, aşırı sıcak ve kuru hava, sigara dumanı, kimyasallara maruz kalma (çamaşır suyu vb.) burun etlerini daha çok şişirip solunumu zorlaştıracaktır, çocuğu bu nedenle nezle/gripken özellikle bu tür tahrişlerden korumak gerekir. Nezle/grip tedavisinde burnun günde en az 2 kez serum fizyolojik içeren damla ve spreylerle yıkanması, aspire edilmesi veya daha büyük çocukların hafifçe kesik kesik sümkürtülmesi önemlidir. Beraberinde 2 yaş üstü çocuklarda nazal dekonjestan burun damla/spreyleri ( kullanım süresi 5 günü geçmeyecek şekilde!), 6 yaş üstü çocuklarda- 1 haftadan uzun kullanmamak kaydıyla- oral dekonjestan ilaçlar verilebilir. Sinüzit, orta kulak iltihabı gibi sekonder bakteriyel bir enfeksiyon eklenmedikçe tedavide antibiyotiğin yeri yoktur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>BURUNDA YABANCI CİSİM VARLIĞINA BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</strong></span></p>
<p>Amerika&#8217;da yılda ortalama 80.000 kişinin (19 yaş ve altı yaş gurubunda) yabancı cisim yutma nedeniyle çeşitli merkezlere başvurduğu bildirilmektedir. 1500 aileyle yapılan bir anket çalışmasında, %4&#8242;ü çocuklarının hayatında en az 1 kez yabancı cisim yuttuğunu ifade etmiştir. Bu durumun en sık görüldüğü yaş grubu ise 6 ay-4 yaş arasıdır.</p>
<p>Kiraz çekirdeği, fasülye, nohut, çerez, patlamamış mısır tanesi, saat pili, oyuncak parçaları, üzüm, oyun hamurları, kağıt mendil parçası, ufak taşlar, düğme ve daha niceleri çocukların sıklıkla burunlarına sokabildikleri ufak cisimlerdir. Burundaki yabancı cisim uzun süreli olarak orada kalırsa, o taraftan kötü kokulu, bazen kanlı akıntı ve burun tıkanıklığı başlar.</p>
<p lang="en-US"><span style="text-decoration: underline;">Ne yapılmalı? </span></p>
<p lang="en-US">BURUNDAKİ YABANCI CİSİMLER ASLA EVDE ÇIKARILMAYA ÇALIŞILMAMALI, ÇOCUK PANİK EDİLİP AĞLATTIRILMADAN EN KISA ZAMANDA BİR HASTANENİN ACİL SERVİSİNE BAŞVURULMALIDIR!!! Çünkü, burundaki yabancı cisim ağlarken burun çekme ile ya da cımbızla tutulmaya çalışılırken geriye ittirilmekle kolayca soluk yoluna düşüp, çocuğun anlık boğulmasına, sonrasında nefes alma çabası ile cismin akciğerlere çekilmesine neden olabilir.</p>
<p>Bilye, ufak taşlar, çerez, oyuncak parçaları, üzüm, düğme, meyve çekirdekleri (özellikle ülkemizde karpuz!), saat pili, madeni para gibi ufak cisimlerin, çocuğun ulaşabileceği yerlerde olmamasına çok dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Yine, 4 yaş altı çocuklara yüzük, kolye, bilezik, küpe gibi koparak küçük parçalara ayrılabilecek süs eşyaları takmayınız, nazar boncuklarını çocuğun ulaşamayacağı kürek kemiği hizasına takınız!</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ALERJİYE BAĞLI BURUN TIKANIKLIĞI:</strong></span> </p>
<p>Alerji  yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı vücutta oluşan aşırı reaksiyondur. Bazen besinler de buna yol açabilmektedir. Polenler ilkbaharda veya sonbaharda çocukta sorun yaratırlar. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca çocuğu rahatsız edebilir. Çocuk tipik olarak devamlı burnunu kaşır, hapşırır, sulu burun akıntısı vardır ve eliyle burnunu alttan alına doğru devamlı sildiği için burun ucunda hafif bir kıvrılma izi ortaya çıkar ki bu &#8220;alerjik selam bulgusu&#8221; tipiktir.</p>
<p>Alerjik hastalarda, burun tıkanıklığı ve burun akıntısının nedeni bu yabancı partiküllerin burun yoluyla vücuda girip vücutta &#8220;histamin&#8221; salgılanmasına neden olması ve bunun yarattığı zincirleme reaksiyondur.</p>
<p>Alerjinin ideal tedavisi , bazı durumlarda mümkün olamasa da (tatilde gittiğiniz oteldeki halıyı kaldırtamazsınız, güneş alerjiniz varsa çocuğunuzu eve hapsedemezsiniz!) şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmak ve buna rağmen vücutta histamin salınması durumunda bunun etkilerini azaltmaktır.</p>
<p>Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırabilir. 6 yaşından sonra kullanılabilen sistemik dekonjestanlar (ki 1 haftadan uzun kullanımı önerilmez!) genişlemiş kan damarlarını büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Nazal steroidler de çocuğun burun şikayetlerini azaltmada oldukça yardımcıdır, ancak uzun dönem kullanılamaz.</p>
<p lang="en-US">
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/09/bebeklerde-ve-cocuklarda-burun-tikanikligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA SİNÜZİT</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-sinuzit/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-sinuzit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 08:02:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[başağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[kanlı akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[sarı sümük]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil sümük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1898</guid>
		<description><![CDATA[  Bebeğin anne karnındaki gelişimine paralel olarak doğum sonrası çok küçük olsa dahi var olan, başlangıçta bezelye büyüklüğünde olup burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen sinüsler çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam ederler. Burnun iç yüzünü kaplayan zar (mukoza), sinüslerin de içini kaplar ve bir kurşun kalem ucu büyüklüğünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Bebeğin anne karnındaki gelişimine paralel olarak doğum sonrası çok küçük olsa dahi var olan, başlangıçta bezelye büyüklüğünde olup burnun içinden yüz ve kafatası kemiklerinin içine doğru genişleyen sinüsler çocukluk ve genç erişkinlik çağında büyümeye ve genişlemeye devam ederler. Burnun iç yüzünü kaplayan zar (mukoza), sinüslerin de içini kaplar ve bir kurşun kalem ucu büyüklüğünde açıklıklarla burun boşluğuna bağlanmaktadırlar.<br />
Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun sisteminin bir parçasıdır. Burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar. Üretilen mukus burun mukozası üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan partikülleri süpürür ve yıkarlar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve genizden akıntı şeklinde yutulur.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">SİNÜZİT NEDİR?</span></strong></p>
<p>Çocuklarda sinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonlarının %30&#8242;unu oluşturur.  Bir nezle-grip sonrasında çocukların %0,5-5&#8242;inde akut sinüzit gelişmektedir. Sinüzit, sinüslerin enfeksiyonu veya enflamasyonudur. Tipik bir akut sinüzit vakası soğuk algınlığı veya allerjik bir atak sonucunda fazla miktarda mukus salgılanması ile ortaya çıkar. Zarlar o kadar çok şişebilir ki sinüslerin küçük açıklıkları kapanır. Hava ve mukus burun ile sinüsler arasında rahat hareket edemezse mukus sinüsler içinde birikir ve basıncın artmasına neden olur. Hangi sinüsün etkilendiğine bağlı olarak yüzde veya alında, gözler arasında veya gerisinde, yanaklarda ve üst dişlerde ağrı ortaya çıkar. Çıkışı kapalı ve mukus dolu bir sinüs bakterilerin üremesi için çok uygun bir ortamdır.</p>
<p><strong>Etkeni:</strong> S. pneumoniae, H. influenzae, M. catarrhalis, nadiren anaeroblar </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Nezle-grip 1 haftadan uzun sürerse, sümük rengi yeşil-sarıya dönerse, başağrısı, artmış geniz salgısına bağlı öksürük eklenirse muhtemel bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir. Akut sinüzit, 7-10 gün süreyle sinüslerin iltihaplanmasıdır. Bu iltihaplanma 3 aydan fazla sürerse kronik (müzmin) sinüzit adını alır. </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Sinüziti olan biri, bir başkasına sinüziti bulaştırmaz, ancak bahsedilen mikropların tükrük, balgam vb. ile ağız yoluyla bulaşı sonrasında kişinin bağışıklığına göre boğaz iltihabından tutun zatürreye kadar değişik hastalıklara neden olabilir. </p>
<p><strong>Seyri:</strong> Çocukta sarı-yeşil-kahverengi, bazen kanlı burun/geniz akıntısı, öksürük, ateş, başağrısı, yüzde-göz etrafında-alında dolgunluk hissi olabilir. 10 günden fazla zamandır öksürük şikayeti olan bir çocukta sinüzit tanısı mutlaka akla gelmelidir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Çok nadir görülen orbital sellülit (iltihabın göze yayılması ile), frontal kemik ostoemyeliti, menenjit, kavernöz sinüs trombozu </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik bulgulara dayanarak ve endoskopik KBB muayenesi ile konulur. Endoskopik muayeneyi tolere edemeyen çocuklarda gerekirse sinüs grafisi istenebilir. Komplikasyon şüphesinde sinüs tomografisine geçilebilir. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Akut sinüzit tedavisinde antibiyotik, burun yıkama, dekonjestanlar (2 yaştan büyük çocuklarda) kullanılırTedavi süresi minimum 10gün, ideali 14 gün olmalıdır. Kronik sinüzitte bazen kısıtlı minimal sinüs cerrahisi gerekebilmektedir. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Genel hjyen önlemleri dışında nezle-grip olan çocuğun burnunu serum fizyolojiklerle günde2-3 kez yıkamak önemlidir. Ancak kuvvetli sümkürtme ya da burnu içeri doğru çekme orta kulak iltihabını davet edecektir. Ayrıca çocukların yanında sigara içilmemelidir, yapılan çalışmalarda sigara dumanına maruz kalan çocukların daha sık hasta olduğu görülmüştür. Allerjik çocukların daha sık sinüzit geçirdikleri saptandığı için, olabildiğince allerjenden soyutlanmış ortamlarda (evde kedi-köpek-kuş-çiçek olmadan, kaplama halılar ortadan kaldırılarak) yaşamaları sağlanmalı, mevsimsel allerjisi olanlarda allerji sezonu başlamadan 7-10 gün önce kortikosteroidli burun spreyleri ve antihistaminiklere başlanmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/cocukta-sinuzit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENİZETİ İLTİHABI (ADENOİDİT)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/genizeti-iltihabi-adenoidit/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/genizeti-iltihabi-adenoidit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:42:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ağzı açık uyuma]]></category>
		<category><![CDATA[geceleri öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1876</guid>
		<description><![CDATA[  Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti (adenoid), boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır.    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti (adenoid), boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. <em> </em> </p>
<p><strong>Şikayet:</strong> Burun tıkanıklığı, ağzı açık uyuma, horlama, özellikle sabah kalktığında ve gece uykuya daldığında yoğunlaşan gıcık öksürüğü, geniz akıntısına bağlı zaman zaman balgamlı öksürük, ağız kokusudur. Pek ateş yapmaz, sekonder olarak orta kulak iltihabına yol açtıysa ateş başlayabilir. Bu durumun uzun sürmesi ve sık tekrarlaması gelişmede gerilik, ağız ve diş yapısında bozulma ve kulaklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve sıvı birikimine bağlı işitme kaybı ile sonuçlanabilmektedir.   </p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Geniz eti iltihaplanmasının yol açtığı öksürük, kulakta sıvı birikimi ve kulak  enfeksiyonları için öncelikle tıbbi tedavi (burnun serum fizyolojikle düzenli olarak yıkanması, gerekirse antibiyotik kullanımı) uygulanmaktadır. Ancak birkaç kez tekrarlanmasına rağmen kulaktaki sıvının gerilememesi, ağzı açık uyuma-horlama şikayetlerinin devam etmesi geniz etinin alınmasını  gerektirebilir. Geniz eti ameliyatı, çok düşük risklere sahip, çabuk iyileşme sağlayan basit ameliyatlardan biridir. Yarık damaklı olan veya yarık damak ameliyatı olup damağı tamir edilen hastalarla gizli yarık damağı (submuköz yarık damak) olan kişilere geniz eti ameliyatı yapılmaz.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/genizeti-iltihabi-adenoidit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEZLE</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/nezle/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/nezle/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:40:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırık]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1871</guid>
		<description><![CDATA[  Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır. Etkeni: Rhinovirüs, coronavirüs Kuluçka dönemi: 2-7 gün Süresi: Burun akıntısı geçene kadar, genellikle 1 hafta Bulaş: Bu virüsler vücutta ya da ellerde saatlerce canlı olarak kalabilmektedir. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p lang="tr-TR">Genellikle erişkinler yılda 2-4 kez nezleye yakalanmaktayken, çocuklarda bu sayı 6-8’i bulmaktadır.</p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Rhinovirüs, coronavirüs</p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 2-7 gün</p>
<p><strong>Süresi:</strong> Burun akıntısı geçene kadar, genellikle 1 hafta</p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Bu virüsler vücutta ya da ellerde saatlerce canlı olarak kalabilmektedir. Özellikle kreşler, okullar çocukların bu tür enfeksiyonları kolaylıkla kapıp eve getirebilecekleri ortamlardır. Çocuklar bu ortamlarda çok yakın temastadırlar, oyuncaklar yoluyla ya da el ele tutuşarak birbirlerine virüsü geçirmektedirler.</p>
<p><strong>Seyri: </strong>En erken bulgular halsizlik, hapşırma, burun akıntısı, boğazda kaşıntı, hafif ateş, koku ve tat duyusunda azalma şeklindedir. Bu bulgular sonraki 2-4 gün içinde iyice kötüleşmekte ve bu süreç zarfında diğer insanlara bulaştırıcılık da en yüksek olmaktadır. Sonraki bulgular seste boğuklaşma ve öksürüktür. Ateş çoğu kez gözükmez, ancak ikincil bir bakteri enfeksiyonu olursa açığa çıkar. Burun akıntısı birkaç gün sonra epitel hücreler atıldığı için biraz koyulaşır, yeşilimsi bir kıvam kazanır. Bu illaki bakteriyel bir enfeksiyon ilave olduğu anlamına gelmez.</p>
<p><strong>Komplikasyonlar:</strong> Orta kulak iltihabı, sinüzit vb. (sekonder bakteriyel enfeksiyona bağlı)</p>
<p><strong>Tanı:</strong> Anamnez ve muayene ile konulur, özel bir tetkike gerek yoktur.</p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Antibiyotiklerin yeri yoktur. Soğuk algınlığı ilaçlarının çocuklardaki etkinliği kanıtlanmadığı gibi güvenlik verileri de, özellikle 2 yaş altında yeterli değildir. Özellikle burnun erken dönemde tuzlu su solüsyonlarıyla temizlenip açılması önemlidir. Nem-buhar makineleri çocuğu rahatlatmaya yardımcıdır. Bol sıvı, bal (1 yaş üstü), zencefil, kekik, taze sıkılmış meyve suları gibi doğal ürünler daha hızlı iyileşmeye yardımcı olabilir.</p>
<p lang="tr-TR">Eğer 14 gün içinde hastalık geçmiyor ya da sonradan ateş ortaya çıkmışsa sekonder bir bakteri enfeksiyonu düşünülerek doktorunuz tarafından antibiyotik başlanabilir.</p>
<p><strong>Korunma:</strong>Çocuğa el yıkama alışkanlığının kazandırılması ve çocukların ortak kullandıkları eşyaların sık olarak dezenfekte edilmesi önemlidir. Erken dönemde burnun serum fizyolojiklerle temizlenip açık tutulması da kulak enfeksiyonu gibi ikincil komplikasyonları önleyebilir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/nezle/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİNÜSTE KİST</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/07/sinuste-kist/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/07/sinuste-kist/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 09:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[başağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[MR]]></category>
		<category><![CDATA[mukosel]]></category>
		<category><![CDATA[sinüs ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[sinüs kisti]]></category>
		<category><![CDATA[sinüs retansiyon kisti]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tomografi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1664</guid>
		<description><![CDATA[Pek çok kişi başağrısı şikayetiyle başvurduğu doktorun, istediği beyin tomografisi ya da MR&#8217;ı incelerken şu cümleyi söylediğini duymuştur: &#8220;Beyinde bir şey yok ama sinüste kist var, bir KBB doktoruna başvursanız iyi olur.&#8221; Bunu duyan kişi beyinde kötü bir şey yok diye rahatlar önce, ancak kist lafını duyunca panikle KBB doktoruna başvurur. Halbuki sokaktan geçen herhangi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pek çok kişi başağrısı şikayetiyle başvurduğu doktorun, istediği beyin tomografisi ya da MR&#8217;ı incelerken şu cümleyi söylediğini duymuştur: &#8220;Beyinde bir şey yok ama sinüste kist var, bir KBB doktoruna başvursanız iyi olur.&#8221; Bunu duyan kişi beyinde kötü bir şey yok diye rahatlar önce, ancak kist lafını duyunca panikle KBB doktoruna başvurur. Halbuki sokaktan geçen herhangi 100 kişiye sinüs filmi çektirseniz, 10&#8242;unda sinüs kisti dediğimiz, tıbbi adıyla &#8220;sinüs retansiyon kisti&#8221;ni görmeniz mümkündür.</p>
<p>Bu kadar sık görülen, zararsız, herhangi bir şikayete yol açmayan (başağrısı, geniz akıntısı vb. yapmaz!), herhangi bir tıbbi/cerrahi tedavi gerektirmeyen ufak kistlerin yanısıra bazen gerçekten de müdahale edilmesi gereken &#8220;mukosel&#8221; adı verilen büyük kistler de yok değildir hani! O zaman bu ikisi nasıl ayırt edilir, onu bir inceleyelim.</p>
<p>Sinüs retansiyon kistleri, sinüs içindeki salgı bezlerin birinin ağzının tıkanması ve içi sümük dolu bir kesecik haline gelmesi ile oluşur. Çoğunlukla yanakta yer alan &#8220;maksiller sinüs&#8221;te görülürler. Çok ileri derecede büyüyüp sinüsün tavanında yer alan sinüs ağzını kapatmadıktan sonra hiçbir şikayete neden olmazlar ve iyi huyludurlar. Saptanması çoğunlukla tesadüfen olur, düz fimlerle görünebileceği gibi sinüs tomografisi ile en iyi tanı konulur. Tipik görüntüsü kistin üst kısmında hava olmasıdır. Tedavisinde sadece 2-3 yılda bir kontrol önerilir, hiçbir tıbbi ya da cerrahi tedaviye gerek yoktur. Dalgıçların &#8220;dalarak patlattım&#8221; dedikleri kistler genellikle bunlardır.</p>
<p>Mukoseller ise sinüs ağzının enfeksiyon, polip vb. nedenlerle tıkanması sonrasında, sinüs içinde yapılan salgıların dışarı atılamayıp etrafı kemik çerçeve ile çevrili sinüs boşluğunu giderek doldurması, iltihaplı sıvının eritici etkisi ve dışarı boşalmak için kemiğe baskı yapması sonucunda kemiğin genişlemesi, buna bağlı başağrısı, göze vuran şiddetli ağrı, yanakta şişme, gözün yukarı itilmesi ile giden bir patolojidir. Sinüs retansiyon kisti gibi masum ve zararsız değildir. Çoğunlukla frontal ve etmoid (alın ve göz çevresi) sinüsleri tutar. Tanı bilgisayarlı tomografi ile konur. Sinüs retansiyon kistinden tipik ayırıcı bulgu, sinüsün tamamen homojen sıvı ile tepesine kadar dolu olup sinüs içinde hiç hava olmamasıdır. Sinüs duvarları normal olabileceği gibi genişlemiş, incelmiş veya kalınlaşmış, yer yer erimiş olabilir. Tedavi edilmediğinde, sinüs kemiğini eritip göz, beyin gibi dokulara açılarak enfeksiyon vb. komplikasyonlara yol açabilir. Tedavisi cerrahi olarak tüm kistin çıkarılması ve sinüs içini kaplayan mukozanın temizlenmesi, sinüs ağızlarının endoskopik olarak genişletilmesi şeklindedir. Hastanın yıllık kontrol edilmesi gerekir, çünkü yıllar içinde tekrar edebilir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/07/sinuste-kist/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KOANAL ATREZİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/koanal-atrezi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/koanal-atrezi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 10:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[bebeklerde burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[biberon emememe]]></category>
		<category><![CDATA[burundan kötü kokulu akıntı]]></category>
		<category><![CDATA[koanal atrezi]]></category>
		<category><![CDATA[lazer]]></category>
		<category><![CDATA[meme emememe]]></category>
		<category><![CDATA[tek taraflı burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[tek taraflı burun tıkanıklığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1590</guid>
		<description><![CDATA[Koanal atrezi, burun arka deliklerinin yani genize açılan kapıların doğumsal olarak tek veya iki taraflı tıkalı olmasıdır. Çift taraflı koanal atrezi 5000-8000 doğumda 1 görülür, tek taraflı olanın sıklığı ise bunun 2 katıdır. Kız/erkek oranı 2/1&#8242;dir. Tipik bulguları bebeğin emzirme veya biberonla mama alma sırasında tıkanıp memeyi ya da biberonu bırakması, burun tıkanıklığı, burundan kötü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Koanal atrezi, burun arka deliklerinin yani genize açılan kapıların doğumsal olarak tek veya iki taraflı tıkalı olmasıdır. Çift taraflı koanal atrezi 5000-8000 doğumda 1 görülür, tek taraflı olanın sıklığı ise bunun 2 katıdır. Kız/erkek oranı 2/1&#8242;dir. Tipik bulguları bebeğin emzirme veya biberonla mama alma sırasında tıkanıp memeyi ya da biberonu bırakması, burun tıkanıklığı, burundan kötü kokulu akıntıdır. Tanı, en basit haliyle, burun ön deliğinden incecik bir sondanın genize kadar sokulup boğaza uzanıp uzanmadığının kontrolü ile konur. Tanı bilgisayarlı tomografi ile doğrulanabilir, bu sayede atrezinin yapısı da (sadece zar şeklinde bir deri ile mi kaplı, yoksa kemik bir duvar mı var?) anlaşılabilir. Tedavisi, özellikle iki taraflı ise acilen burun arka deliklerinin cerrahi (günümüzde çoğunlukla endoskopik yoldan lazer) ile açılmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;" lang="en-US">Tek taraflı atrezilerde, burun tıkanıklığı nefes durmasına yol açmıyor, çocuk diğer taraftan rahat nefes alıp uyuyabiliyor ve beslenebiliyorsa herhangi bir müdahale yapılmadan takip yolu seçilebilir. Tek yaratacağı sorun burun akıntısı ve ilerleyen yaşlarda sinüzit atakları olacaktır. Tek taraflı kötü kokulu burun akıntılarında yabancı cisim, sinüzit gibi tanıları ekarte etmek gerekir.</p>
<p style="text-align: justify;"> </p>
<p style="text-align: justify;" lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/koanal-atrezi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MUTLULUĞU KOKLAYABİLİR MİSİNİZ?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/mutlulugu-koklayabilir-misiniz/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/mutlulugu-koklayabilir-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 11:55:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[aguzi]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[anosmi]]></category>
		<category><![CDATA[anosmia]]></category>
		<category><![CDATA[anozmi]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Cohen]]></category>
		<category><![CDATA[disguzi]]></category>
		<category><![CDATA[feromen]]></category>
		<category><![CDATA[Grant Achatz]]></category>
		<category><![CDATA[hatıra]]></category>
		<category><![CDATA[koklama]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[koku alamama]]></category>
		<category><![CDATA[koku bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[parfüm]]></category>
		<category><![CDATA[Patrick Süskind]]></category>
		<category><![CDATA[tat alamama]]></category>
		<category><![CDATA[tat bozukluğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=398</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlar dünyayı gözleri ve kulakları ile algılamaktadır. Peki ya koku? Genellikle koku duyusunun ne kadar önemli olduğunu onu kaybedince anlarız. Hepimize kötü kokudan kaçınmamız öğütlenmiştir. Anneler bebeklerini, bebekler de annelerini koklayarak ayırt ederler. Kokular içimizde bizi geçmiş anılarımıza götüren bazı hisleri uyarırlar. Mesela belli bir parfüm kokusunu alınca geçmişten birisinin yüzü canlanıvermez mi gözünüzde? Ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İnsanlar dünyayı gözleri ve kulakları ile algılamaktadır. Peki ya <span style="color: #ff9900;">koku</span>? Genellikle koku duyusunun ne kadar önemli olduğunu onu kaybedince anlarız. Hepimize kötü kokudan kaçınmamız öğütlenmiştir. Anneler bebeklerini, bebekler de annelerini koklayarak ayırt ederler. Kokular içimizde bizi geçmiş anılarımıza götüren bazı hisleri uyarırlar. Mesela belli bir parfüm kokusunu alınca geçmişten birisinin yüzü canlanıvermez mi gözünüzde? Ya da bir pastanenin önünden geçerken aldığınız koku, size annenizin çocukken cebinize tıkıştırdığı o enfes kurabiyeleri anımsatmaz mı?  </p>
<p>Parfüm kokladığımız zaman, sıvıdaki koku molekülleri burnun tepesindeki <span style="color: #ff9900;">koku epit</span><span style="color: #ff9900;">elyumu</span> diye adlandırılan küçük bir düğme büyüklüğünde bir doku parçasındaki alıcılara yapışır. Alıcılar, epitelyumdan beyine 3-4 cm boyunda uzayan nöronların parçalarıdır. Kafatasına kapatılmış olan diğer nöronlardan ayrı olarak, koku epitelyumunda bulunan nöronlar içimize çektiğimiz havaya maruz kalırlar. Burundaki her koku nöronunda, üzerindeki kemikte bulunan küçük bir alan olan, kemiğin kalbur şeklindeki delikli bölümüne doğru ilerleyen uzun bir lif ya da akson vardır. Orada, arkasında bulunan, yaklaşık olarak bir kurşun kalem genişliğindeki iki silindir ile bağlantı kurar. Telefon santrali gibi, koku alma merkezleri de anahtar bağlantıların merkezidir; güdüler oradan, beynin duyguları, cinselliği, enerjiyi ve bilgiyi hafızaya kodladığı düşünülen hipokampusu yöneten limbik sistemine nakledilir. Koku alma merkezi ile beynin düşünceler, dil ve davranışlarından sorumlu parçası olan neo-korteks arasındaki bağlantılar daha karmaşıktır.* Bu sayede mutluluğu koklayabiliriz…Hüznü de, nefreti de…Çok üzücü bir olay öncesinde yediğiniz en son yemek ya da duyduğunuz en son koku, sonrasında her karşılaştığınız anda sizde hayat boyu öfke uyandırabilir. * 
</p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: left;">Yale Üniversitesi’nde Sinir Bilimi Uzmanı olan Prof. Dr. Gordon Shepherd koku duyusunu çok güzel açıklar: &#8220;Burnumuzla koku aldığımızı söylemek, kulak memelerimizle duyuyoruz demek kadar saçma bir şeydir. Gerçekte, dıştan gördüğümüz burnun görevi koku moleküllerini içeren havayı içine çekip bir kanal gibi gereken yere iletmektir, yani koku epiteli ve koku organına…” ** </p>
<p>Beyin hücrelerinin yenilenip yenilenmediği üzerinde önemli bir bilimsel tartışma varken, araştırmacılar koku nöronlarının her 2 ayda bir kendilerini yeniledikleri fikrinde birleşirler. Bir kök hücresi katmanı, sağlıklı bir şekilde temin etmeyi sürdürerek kendi altında yeni bir nöron üretmektedir. * </p>
<p>Normalde bir insanın ortalama 10.000 farklı kokuyu algılayabildiği bilinmektedir. Kokuların çoğu farklı moleküllerden oluşur. Bu demektir ki, beyin belirlediği alıcılarla farklı kokuları “yorumlar”. Nöronlar beyne “A, G ve X noktalarında bir şeyler görüyorum” der, Sonrasında beyin hesaplamayı yapar: “Eğer A, G ve X birarada ise , bu sarımsak olmalı!” sonucuna varır.* </p>
<p><span style="color: #ff9900;">“Feromenler”</span> özellikle bir anatomi uzmanı olan Dr. David Berliner’in üzerinde çok çalıştığı bir konudur. 1959 yılında Peter Karlson and Martin Lüscher tarafından ortaya atılan ve Pherein (taşımak) ve hormon (heyecan) kelimelerinden türetilen bu kelime, bireylerden yayılan ve aynı türün diğer bireylerini etkileyen kimyasal bir maddeyi tanımlamaktadır. Dr. Berliner, 1960’larda Utah Üniversitesi’nde bir profesör olarak insan derisinde bulduğu maddeler üzerinde deneyler yaparken ilginç bir şey yakaladı. Acil servise çeşitli kemik kırıkları nedeniyle başvurup alçı uygulanmış olan hastaların, alçıları çıkarıldıktan sonra alçı iç yüzeyine yapışmış olan deri parçalarını inceleyen Berliner, bu amaçla deri hücrelerini özel çözücülerin içine koyup bekletmeye başladı. Tesadüfen, bu çözücülerin kapaklarını açık bıraktığı günlerde, iş arkadaşları arasındaki ilişkinin çok daha yakın ve sevecen olduğunu, kapakları kapalı tuttuğu günlerde ise birbirlerine karşı kırıcı olduklarını ve daha çok yalnız başına kalmayı tercih ettiklerini farketti. Bu da Berliner’i deri hücrelerinden yayılan feromenlerin insan davranışlarında önemli olduğuna ikna etti. * </p>
<p>Bazı araştırmacılar, insanların koltukaltlarından bol miktarda feromen salgılandığını saptamışlardır. Hatta kadınların eşlerini seçerken bu feromenlerden etkilenip, genetik geçmişleri kendilerininkinden farklı olan ve bu sayede bağışıklık sistemi güçlü olana yumurtalarını sunmak amacıyla bu kişileri seçtikleri iddia edilmektedir. *  </p>
<p>Bilim, kokuları algılama yeteneğinin yaşam için ne kadar önemli olduğunu saptamıştır: cinsellik ve aşk için, yemek yemek ve hatırlamak için, ilham almak ve cezbetmek için. Bu hiçbir yerde, <span style="color: #ff9900;">Patrick Süskind’in romanı “Koku”</span> da olduğu kadar açık değildir. Kitabın kahramanı olan Jean-Baptiste Grenouille tuhaf bir şekilde keskin bir koku alma duyusuyla 18. Yüzyıl Paris’inin varoşlarında dünyaya gelmişti. Her insanın kendine has bir kokusu varken Grenouille’in kendi kokusu yoktu, bu da onu doğumundan itibaren toplum dışı bırakmıştı. Bir parfüm üreticisinin yanında çıraklık yapan Grenouille’in yeteneği, insan burnunun daha önce hiç duymadığı bir kokuyu yaratma takıntısını ortaya çıkarıyordu. Fakat Grenouille bunu yapmak için öncelikle genç güzel bakirelerin vücutlarında bulunan bu kokuların en iyilerini elde etmeliydi. Kokularına sahip olmak için kızları öldüren seri bir katil haline geldi.*** Aylarca uluslararası en iyi satanlar listesinde zirvede olan “Koku” kitabı, kokunun gücünü düşünmenin bile bizi hala cezbettiğini göstermektedir.* </p>
<p>Koku kaybı kişinin hayatını oldukça etkileyen bir durumdur. Pek çok anozmik (hiç koku alamayan kişi) 4 temel tadı (tatlı, ekşi, tuzlu, acı) hala alabilmekte ancak bu kişilerin neredeyse tamamı (%95) bir yiyeceğin ne gibi bir aroma içerdiğini ayırt edememektedir. Koku duyusunun kaybı sadece çiçekleri, fırından yeni çıkmış ekmeği, yenidoğan bir bebeği koklayamama ile açıklanamaz. Anozmik kişilerin çok daha karmaşık hisleri vardır bu konuyla ilgili: öfke, savunmasız, izole edilmiş ve farklı hissetme, vücudunun ya da nefesinin kokuyor olması korkusu, depresyon, kendini güçsüz hissetme vb. Yanan yemeğin, açık bırakılan tüp vanasının, altını kirletmiş bir bebeğin kokusunu bile alamamak kişide güvensizlik ve yetersizlik hissini daha çok kamçılar. </p>
<p>Amerika’nın en ünlü aşçısı iken dil kanserine yakalanıp kemoterapi ve radyoterapi aldıktan sonra tat alma duygusunu tamamen yitiren Grant Achatz’ın yaşadıklarını bir düşünün! </p>
<p>Ben &amp; Jerry&#8217;s dondurmalarının yaratıcısı ve tadıcısı olan Ben Cohen’ın anozmik olduğu ve bu nedenden dolayı firmanın ürünlerin içine diğer duyuları (görme, dokunma vb.) uyaracak abartılı renkler, çukulata ve bisküvi parçacıklarını ekledikleri bilinmektedir. #, # # </p>
<p>Diğer ünlü anozmik kişilere birkaç örnek daha:<br />
 William Wordsworth, 17 yy.’da yaşamış bir İngiliz şair<br />
 Bill Pullman, aktör<br />
 Brian Mulroney, Kanada Eski Başbakanı (1984-1993 yılları arasında)<br />
 Michael Hutchence, Rock müzik grubu INXS’in eski şarkıcısı </p>
<p>Koku ve tat duyusu hala tam anlaşılamayan sırlar barındırmakta olan oldukça ilginç konulardır. Koku alabiliyorsanız ne mutlu size, bu değerli hazinenizi iyi koruyun… </p>
<p><em><strong>Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var<br />
(ATAOL BEHRAMOĞLU) </strong></em> </p>
<p><em>Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:<br />
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi<br />
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten<br />
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği </em> </p>
<p><em>&#8230;&#8230;&#8230;</em> </p>
<p><em>Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:<br />
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına<br />
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır<br />
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana. </em> </p>
<p><strong> </strong> </p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KAYNAK:<br />
</strong>* “Burun-Cinselliğin, Güzelliğin ve Kurtuluşun Karakter Portresi”, Gabrielle Galser, Ledo Yayınları 10, 2007<br />
**http://www.anosmiafoundation.org/index.shtml<br />
***”Koku”, Patrick Süskind, Can Yayınları, 2005<br />
#http://www.guardian.co.uk/lifeandstyle/wordofmouth/2008/jul/21/anosmiasensetaste<br />
## http://en.wikipedia.org/wiki/Ben_Cohen_(businessman)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/mutlulugu-koklayabilir-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BURUN KANARSA BEYİN KANAMAZ&#8230;.MI?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/05/burun-beynin-subapi-midir/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/05/burun-beynin-subapi-midir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 May 2010 08:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[burun tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[geniz tümörü]]></category>
		<category><![CDATA[menstrüasyon]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[BURUN KANAMASI: Her yıl 100 kişiden 10&#8242;u burun kanaması ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu kişilerin ancak %10&#8242;u doktora başvuracak kadar yoğun kanama yaşamaktadır. Buruna darbe gelmesinden tutun burun içini kurcalamaya, kuvvetli sümkürmeden sıcak çarpmasına ya da yüksek tansiyondan kan sulandırıcı ilaç kullanımına, gebelikteki hormonal değişikliklerden sinüzite, burun ve sinüs tümörlerinden geniz tümörüne kadar pek çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff6600;">BURUN KANAMASI:</span></strong></p>
<p>Her yıl 100 kişiden 10&#8242;u burun kanaması ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu kişilerin ancak %10&#8242;u doktora başvuracak kadar yoğun kanama yaşamaktadır. Buruna darbe gelmesinden tutun burun içini kurcalamaya, kuvvetli sümkürmeden sıcak çarpmasına ya da yüksek tansiyondan kan sulandırıcı ilaç kullanımına, gebelikteki hormonal değişikliklerden sinüzite, burun ve sinüs tümörlerinden geniz tümörüne kadar pek çok nedenle kanama olabilir. Kurcalama, sümkürme ve sıcak çarpmasına bağlı kanamalar genellikle kendi kendine durabilen, burun ön kısmından kaynaklanan hafif tipte kanamalar iken travma, ani tansiyon yükselmesi ve pıhtılaşma fonksiyonundaki bozulmaya bağlı kanamalar oldukça yoğun, bazen durdurulması zor kanamalardır.</p>
<p>Halk arasındaki inanışa göre, tansiyonu yükselen birinin burnu kanadığında, burun beynin subapıymış gibi, &#8220;Kan burundan aktı, artık beynin kanamaz&#8221; derler. Halbuki böyle bir durumda, burun kanaması bir nevi vücudun kişiyi uyarışıdır: &#8220;Aman dikkat et, tansiyonun çok yükseliyor, beynin kanayabilir, önlem al!&#8221; diye.</p>
<p style="text-align: left;"> <span style="color: #ff6600;"><strong>ADET DÖNEMİNDE GÖRÜLEN BURUN KANAMALARI:</strong></span></p>
<p>Bazı kadınların adet kanamaları öncesinde burun kanamaları olmaktadır. Bunun 3 muhtemel nedeni olduğu düşünülmektedir:</p>
<ol>
<li>Endometriosis yani rahim içini örten zar tabakasının olması gereken yer dışında (yumurtalıklar, karın içi, akciğer, deri, beyin vb.) herhangi bir yerde bulunmasıdır. Çok nadiren de olsa, bu tabakanın burun içinde yer aldığı kadınlarda, östrojen hormon değişikliklerinde sanki rahim içinden kanama gibi adet öncesi dönemde burundan kanama olabilmektedir.</li>
<li>Bayanlarda adet dönemlerinde hormonlardaki değişikliğe bağlı olarak pıhtılaşma fonksiyonlarında (pıhtılaşmayı sağlatan trombosit sayısında azalma vb.) değişiklikler olabildiği bilinmektedir. Bu durum adet döneminde ciltte morarmalar, burun kanaması ve aşırı menstrüel kanama ile karşımıza çıkabilmektedir.</li>
<li>Adet dönemlerinde artan östrojen seviyesi özellikle geniz bölgesindeki mukozada kızarma ve şişmeye yol açmakta, bu da burun kanamasına zemin oluşturmaktadır. Bu durumu ise yumurtlamanın hemen öncesinde östrojen en yüksek seviyedeyken görmekteyiz.</li>
</ol>
<p><strong><span style="color: #ff6600;">NE YAPILMALI?</span></strong></p>
<p>Burun kanaması durumunda ilk yapılması gereken, her 2 burun kanadını baş ve işaret parmakla tutup 5 dakika boyunca eli hiç kaldırmadan sıkmaktır. Mümkünse küçük parmak büyüklüğünde ve kalınlığında bir pamuk parçasını dekonjestan (damar büzücü) burun spreyi ile ıslatıp kanayan tarafa burun ön kısmından yerleştirip ondan sonra burnu 5 dakika boyunca sıkmak daha etkili olacaktır. Kişi dik oturmalı, boynunu sıkan kravat, gömlek yakası, boyunlu kazak vb. çıkarılmalı, kişi ve yakınları sakin olmalı, durum kontrol altına alındıktan sonra mümkünse kişinin tansiyonu ölçülmeli ve yüksekse tansiyon düşürücü ilaç verilmeli, olay sıcakta kalmaya bağlıysa kişi serin ve gölge bir alana alınıp bol su içmesi sağlanmalıdır. </p>
<p>Tüm bu önlemlere rağmen kanama devam ediyorsa, özellikle de genizden bol miktarda geliyorsa, zaman kaybetmeden bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<p>Burun kanamalarının tekrar etmesi durumunda bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Doktorunuz burun içini ve geniz bölgesini endoskoplarla ayrıntılı muayene edip sorunun nerede olduğunu saptayacak ve gerekirse kanayan yerin koterizasyonu (düşük doz elektriksel akım ya da gümüş nitrat ile yakılması), kanayan damarın bağlanması vb. müdahalelerle tedavi edecektir. Burun içi ya da genizde kitle varlığında biopsi ile tanıya gidilip ileri cerrahi ve tedavi metodlarına geçilebilmektedir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><span style="color: #000000;">*</span>Burada yayınlanan yazılar bizzat Op. Dr. Seçil Totan tarafından yazılmış ve/veya düzenlenmiş olup kendisinden yazılı izin alınmadan kullanılamaz. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/05/burun-beynin-subapi-midir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ALERJİ NEDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/01/alerji-nedir-nasil-tedavi-edilir/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/01/alerji-nedir-nasil-tedavi-edilir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 07:48:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[akarlar]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[alerji testi]]></category>
		<category><![CDATA[alerjiden korunma]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[burun akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[deri testi]]></category>
		<category><![CDATA[hapşırma]]></category>
		<category><![CDATA[polen]]></category>
		<category><![CDATA[prick test]]></category>
		<category><![CDATA[spesifik IgE]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Alerji nedir? Saman nezlesi olarak da adlandırılan alerjik rinite bu ad, tarlalarda samanla uğraşan işçilerde sık hapşırma ve burun tıkanıklığının görülmesi nedeniyle verilmiştir. Saman nezlesi, astım ve egzema alerjik reaksiyonun en sık bulgusudur. Alerjik şikayetler, vücudun immun sisteminin antijen ya da alerjen adı verilen maddeleri tehlikeli bir saldırgan olarak algılamasıyla başlar. Bunu, yabancı maddenin vücuda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;">Alerji nedir?</span></span></strong></p>
<p>Saman nezlesi olarak da adlandırılan alerjik rinite bu ad, tarlalarda samanla uğraşan işçilerde sık hapşırma ve burun tıkanıklığının görülmesi nedeniyle verilmiştir. Saman nezlesi, astım ve egzema alerjik reaksiyonun en sık bulgusudur.</p>
<p>Alerjik şikayetler, vücudun immun sisteminin antijen ya da alerjen adı verilen maddeleri tehlikeli bir saldırgan olarak algılamasıyla başlar. Bunu, yabancı maddenin vücuda girdiği bölgeye antikor adı verilen özel savunucular göndermesiyle sağlar. Alerjen ve antikor arasındaki savaş, kana histamin denilen kimyasal maddelerin salınmasıyla sonuçlanır. Bunlar gözlerde kaşıntı, burun tıkanıklığı, burunda dolgunluk ve akıntı ve bazen başağrısı şeklinde şikayetlere yol açan maddelerdir. Bazı insanlarda işitme sorunları, boğazda kaşıntı ve ağrı, öksürük de ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bazı alerji hastaları bu şikayetleri yıl boyu yaşar. Diğerleri belli mevsimlerde atak yaşarlar. Alerjik şikayetlerin kontrolünde en büyük başarı, eş zamanlı çoklu yaklaşım uygulandığında elde edilir. Alerjenle temasın en aza indirgenmesi, semptomların ilaçlarla baskılanması ve alerji aşılarıyla duyarsızlaştırma bir arada uygulanabilir.<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/alerji1.jpg"></a></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;">Alerjenleri tanımak:</span></span></strong></p>
<p style="text-align: left;">Herşey alerjen olabilir. Bazı maddeler, bileşenleri nedeniyle insanlarda daha çok alerjik reaksiyon yaratmaya meyillidir. Polen, yiyecek, küf, toz, yün, hayvan tüyü, kimyasallar, penisilin gibi bazı ilaçlar ve çevresel kirleticiler buna yol açabilir.</p>
<p> </p>
<p>Saman nezlesinin nedeni polenlerdir. Her ülkenin coğr<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/betula-hus-agaci.jpg"></a>afi özelliklerine göre yöresel polenleri ve buna bağlı alerji sezonları farklıdır. Ülkemizde astımlı hastalarda en sık duyarlanmaya yol açan alerjenler içinde, ev tozu akarı en başta yer almaktadır. (Kalyoncu AF, Türktaş H. Ulusal verilerle astım. Kent Matbaa; Ankara, 1999) Türkiye‘de ev tozu akarlarının yoğunluğu sahil bölgelerinde %46-85 gibi yüksek oranlarda bulunurken, İç Anadolu&#8217;da daha düşüktür. </p>
<p>Alerjen duyarlılığının tesbitinde maruz kalınan alerjen tiplerinin bilinmesi testte kullanılacak alerjenlerin seçimi için gereklidir. Hava kaynaklı alerjenlerin sayısı çok fazladır. Belli bir coğrafi bölgede bulunan bitki, mantar, ev içi-dışı hayvan türleri çok fazla çeşitlilik gösterir. Bu çeşitlilik de bölgeden bölgeye farklılık gösterir.</p>
<p>Gelişmiş ülkelerde hava kaynaklı alerjenlerin dağılımı her yıl bölgesel olarak belirlenebilmektedir. Ancak ülkemizde sadece yerel raporlar bulunmakta, tüm ülke genelinde yaygın bir alerjen haritası bulunmamaktadır. Hava kaynaklı alerjen yoğunluğunu tahmin edebilmek için bir diğer yol bitki dağılımını belirlemektir. Bu amaçla botanik veya orman araştırmalarından faydalanılabilir. Bitki örtüsünün sonuçları da o yörenin alerjen dağılımı hakkında bir fikir verebilir. Ülkemizde alerjen haritalarının çıkarılmadığı bölgelerde o yörenin yeryüzü özellikleri (bitki dağılımı) ile bilgi alınarak alerjen dağılımı hakkında bilgi edinilmesi uygun test ajanlarının seçimi açısından faydalı olabilir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Ancak alerji tesbitinde kullanılan test sayısının yine bitki örtüsü kadar çok olması gerekmez.</span> Çünkü taksonomik olarak aynı kökenden türeyen bitkiler arasında çapraz reaksiyon vardır ve aynı alt grup içinde her bir polen alerjenini kullanmak testin etkinliğini arttırmaz. Dolayısı ile testte genel alerjen grupları ile duyarlılık araştırılması rutin taramada yeterlidir. Bunun yanında en önemli adımlardan birisi hastanın öyküsüdür. Öyküde de testte kullanılacak alerjenlerin seçimi yapılabilir.</p>
<p style="text-align: left;">Polenlerin atmosferdeki dağılımları yılın bölümlerine göre değişiklik gösterir. Ağaç polenleri erken bahar döneminde yayılır ve yaz başında sonlanırlar. Ot polenleri yaz başında yaygındır, yaz sonunda sonlanır. Hububat polenleri ve yabani ot polenleri ise geç yaz ve güz döneminde yayılım yaparlar. Çok yoğun kokulu ve rengarenk çiçeklerin polenlerinin özgül ağırlığının diğerlerine oranla daha fazla olması ve bu nedenle hava yoluyla taşınamayacağı için alerji yapma ihtimali düşüktür.</p>
<p> Ev tozu akarları ve mantar sporlarının tüm yıl ortamda bulunduğu kabul edilir, ancak mevsimsel özelliklere göre değişiklikler gösterir. Mantar sporları kuru yaz dönemlerinde ve güz döneminde artış gösterir. Ev tozu akarları da nemli dönemlerde artacağından nemin arttığı dönemlerde akar allerjisi olan hastaların şikayetleri bir miktar artış gösterebilir. Bunlar göz önünde bulundurularak hastanın anamnezinden elde edilen bulgularla test panelinde kullanılması gereken alerjenler seçilmelidir. Alerjenik funguslardan tabiatta yaygın olanları ve havada en çok bulunanları Alternaria, Aspergillus, Cladosporium ve Penisllium türleridir. Aspergillus türleri ev içinde nemli alanlarda, havalandırma cihazlarında ve ev tozunda da fazla miktarda bulunurlar.</p>
<p>Diğer ev içi alerjenlerin önemli grupları ev tozu akarları olan Dermatophagoides farinae ve</p>
<p>Dermatophagoides pterynosinuss, hamamböcekleri ile evcil hayvan (kedi-köpek) alerjenleridir. Ev tozu akarları ve kedi için standardize alerjen ürünleri mevcuttur. Ev tozu akarları arasında da çapraz reaksiyon olduğundan ikisinin eşit miktarda karışımı test amacıyla tek başına kullanılabilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;">Alerjiler ciddi sorunlar yaratabilir mi?</span></span></strong></p>
<p>Alerjiler nadiren hayatı tehdit edici boyutta etki ederler (ilaç kullanımı sonrası anafilaksi gibi!), ancak daha çok yaşam kalitesini bozucu etkileri ön plandadır. Alerjik kişilerde sinüzit ve üst-alt solunum yolları enfeksiyonu gelişme ihtimali daha yüksektir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;">Tanı, tedavi ve önlem:</span></span></strong> </p>
<p>Antihistaminikler, dekonjestanlar ve nazal dekonjestan spreyler (5 günden uzun olmamak kaydıyla!!!), kortizonlu burun spreyleri ve tuzlu su spreyleri alerjik kişilerin kullanabileceği ilaçlardır. Ancal alerjinin tedavisinde asıl önemli basamak korunmadır! </p>
<p>Kişi sık hapşırma, burun tıkanıklığı, kesilmeyen sulu burun akıntısı, gıcık öksürüğü, zaman zaman nefes darlığı şikayetleriyle bir KBB hekimine başvurduğunda, ayrıntılı öykü alınıp tam bir otorinolaringolojik muayene (özellikle ensokopik olarak sinüs ağzılarında polip olup olmadığına bakılmalı!) yapıldıktan sonra, kişinin ne gibi alerjenlerden etkilendiğini saptamak üzere bazı tetkikler yapılır. (kanda total IgE bakılması, nazal sürüntüde eozinofil aranması, deri prick testi, spesifik IgE testleri vb.) Gerekirse doktorunuz, sinüs tomografisi isteyerek burun içindeki poliplerin sinüslerde yarattığı değişiklikleri inceleyebilir. Ayrıca nefes darlığı ve ötme şikayeti mevcutsa, hastayı Dahiliye ya da Göğüs Hastalıkları uzmanına alerjik astım ya da havayolu duyarlılığının saptanması için konsülte edebilir.</p>
<p>&#8220;Alerjenleri tanımak&#8221; başlığı altında bahsedildiği üzere, deri alerji testlerinde en fazla 70 alerjenin kullanılabilir. Bu sayı polen alerjenleri için en fazla 25 olmalıdır. En az 6 karışım içeren alerjenle genel duyarlılık ortaya konulabilmektedir. <span style="text-decoration: underline;">Türkiye&#8217;nin alerjen dağılımı ve bitki örtüsü göz önüne alındığında rutin alerjen taramasında 10-15 testten fazlası genelde gerekli olmamaktadır.</span> </p>
<div id="attachment_2387" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-2387" title="alerji testi-SON" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/alerji-testi-SON-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><p class="wp-caption-text">Fotoğrafın tüm hakkı Op. Dr. Seçil Totan&#39;a ait olup, kopyalanamaz. </p></div>
<p style="text-align: left;">Deri prick testinde alerjenler ön kol iç kısmına veya sırt bölgesine aralarında en az 2 cm mesafe kalacak şekilde sırasıyla damlatılır ve steril sivri uçlu özel tıbbi maddeler ile derinin en üst kısmında bir çizik oluşturulur. 15-20 dakika beklenir ve belli ölçülerde kızarıklık-kabarıklık oluşması durumunda test pozitif kabul edilir. </p>
<p>Allerjene duyarlılığın değerlendirilebildiği başka bir test yöntemi serumda spesifik IgE (sIgE) düzeyini ölçmektir. Ancak bu test, sounum yoluyla alınan alerjen duyarlılığını değerlendirmek için genellikle ilk seçilen test yöntemi değildir. sIgE ölçümleri deri testinden daha değerli değildir. Hatta bazı dezavantajları da bulunmaktadır:</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="4" width="100%" bordercolor="#000000">
<colgroup span="1">
<col span="1" width="128"></col>
<col span="1" width="128"></col>
</colgroup>
<thead>
<tr valign="top">
<th width="50%"><span style="color: #ff6600;">Deri prick testi</span></th>
<th width="50%"><span style="color: #ff6600;">sIgE testi</span></th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr valign="top">
<td width="50%">Daha spesifik ve sensitif</td>
<td width="50%">Duyarlılık ve özgüllük dahadüsük</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="50%">Cevap hızlı</td>
<td width="50%">Geç cevap</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="50%">Daha ucuz</td>
<td width="50%">Pahalı</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="50%">Klinikle uyumu daha fazla</td>
<td width="50%">Standardizasyonda sorunlar var</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>  Alerji tanısında sIgE düzeyi tesbitinin prick teste tercih edilmesi gereken durumlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>
<div>Deri testi cevabını etkileyebilecek ilaç kullananlarda</div>
</li>
<li>
<div>Yüksek duyarlılıklı hastalarda (Özellikle gıda allerjisinde)</div>
</li>
<li>
<div>Anafilaksi (solunum yolunda daralmalarla ve/veya yaygın vücut döküntüsü ile giden hayati alerjik tepki) öyküsü olan kişilerde (Bu kişilerde prick testi sırasında anafilaksi gelişme riski olabileceği için)</div>
</li>
<li>
<div>Test yapılacak bölgelerde cilt hastalığı varlığı (dermatit, infeksiyon, vb.)</div>
</li>
</ul>
<p>Tanı konulup kişinin ne gibi alerjenlere tepki gösterdiği genel hatlarıyla anlaşıldıktan sonra hastaya alerjenden korunma-önlemler konusunda iyi bir eğitim verilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff9900;">Çevresel alerjenlerin kontrolünde bazı ipuçları:</span></span></strong></p>
<ul>
<li>Ev temizliğinde, bahçe işlerinde, tahta yontma, torna vb. işçiliğinde, boya-badana sırasında mutlaka maske takalım.</li>
<li>Ev tozu akarından korunmak için nemli ortamdan uzak durmak, en azından yatak odasından halı, kilim ve benzeri toz tutucu eşyaları kaldırmak, odada peluş-tüylü oyuncak bulundurmamak, halı ve yerleri süpürmeden önce ıslak zemin temizliği yapmak ya da tozu suya çeken ve dışarıya vermeyen elektrikli süpürgelerden kullanmak önemli!</li>
<li>Klima ve ısıtıcıların hava filtrelerini sezon başında mutlaka değiştirtelim.</li>
<li>Polenlerin yoğun bulunduğu mevsimlerde camları ve kapıları açık bırakmayalım.</li>
<li>Ev içinde bitki ve diğer küf kaynaklarını bulundurmayalım.</li>
<li>Evinizde kedi, köpek, kuş gibi tüylü hayvanlar beslemeyin.</li>
<li>Kuş tüyü, kaz tüyü ve yün içeren yastık, yorgan ve kılıflarını, çarşaf ve battaniyeleri kullanmayalım. Bunun yerine pamuklu ve elyaf olanları tercih edebilirsiniz.</li>
<li>Yastık, yorgan, yatak ve minderleri plastik bariyerli iç kılıflarda tutalım.</li>
<li>Yeni alınan kıyafet, yastık vb. kılıflarını yıkamadan kullanmayın.</li>
<li>Antihistaminik ve dekonjestan ilaçları gerektiği zaman ve önerilen süre kadar kullanalım.</li>
<li>İçiyorsak sigara vb. tütün maddelerini bırakalım.</li>
<li>Kış aylarında kuru ev ortamında aşırı sıcak (24 dereceden yüksek oda ısısı) ve sıcak buhar alerjik kişilerde ataklara yol açabileceği için soğuk buhar makineleri kullanılması önerilmektedir. Oda içine, kaloriferlere çamaşır yumuşatıcısı kullanılmış çamaşır asmayınız.</li>
</ul>
<p>Kaynak:</p>
<ol>
<li>American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makale</li>
<li>Alerji testleri- Doç. Dr. Emel Kurt, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları-Alerji BD.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/01/alerji-nedir-nasil-tedavi-edilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİNÜZİTE HIZLICA BİR BAKIŞ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/01/sinuzite-hizlica-bir-bakis/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/01/sinuzite-hizlica-bir-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 19:42:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[endoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit ameliyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[   Sinüzit sık görülen bir hastalık mıdır? Dünyada 30 milyonun üzerinde insan her yıl en az 1 kez sinüzit atağı geçirmektedir. Son yüzyılda sinüzit sıklığındaki artışın nedeni muhtemelen artan hava kirliliği ve mikropların antibiyotiklere direnç artışına bağlıdır. Sinüzit nedir? Sinüs denen boşlukları kaplayan solunum yolu mukozasının inflamasyonudur. Akut sinüzit kısa süreli bir gidişatı olan, antibiyotik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p> <strong><span style="color: #ff9900;">Sinüzit sık görülen bir hastalık mıdır?</span></strong></p>
<p>Dünyada 30 milyonun üzerinde insan her yıl en az 1 kez sinüzit atağı geçirmektedir. Son yüzyılda sinüzit sıklığındaki artışın nedeni muhtemelen artan hava kirliliği ve mikropların antibiyotiklere direnç artışına bağlıdır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Sinüzit nedir?</span></strong></p>
<p>Sinüs denen boşlukları kaplayan solunum yolu mukozasının inflamasyonudur. Akut sinüzit kısa süreli bir gidişatı olan, antibiyotik tedavisine genellikle iyi yanıt veren bir durumdur. Kronik sinüzit ise en az 4 tekrarlayıcı akut sinüzit atağı geçiren kişilerde görülen, tıbbi veya cerrahi tedavi gerektiren bir durumdur.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Akut sinüzitin bulguları nelerdir?</span></strong></p>
<p>Yüzde ağrı-basınç hissi, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, koku alma bozukluğu, çocuklarda sık olarak görülen öksürüktür. Ek olarak bazen ateş, ağız kokusu, halsizlik, dişlere vuran ağrı da olabilir. Akut sinüzit 4 hafta veya daha uzun sürebilir. Burun akıntısı koyu, yeşil-sarı renkli olabilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Akut sinüzit nasıl tedavi edilir?</span></strong><strong> </strong></p>
<p>Tedavisinde en az 14 günlük antibiyoterapi gerekir. Burun ya da oral yoldan uygulanan dekonjestanların da tedaviye eklenmesi gerekebilir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Kronik sinüzitin bulguları nelerdir?</strong><br />
</span>Kronik sinüzit hastalarında en az 12 hafta süreyle yüzde ağrı-basınç hissi, yüzde dolgunluk, burun tıkanıklığı ve dolgunluğu, koyu sarı-yeşil renkli burun veya geniz akıntısı, nadiren de ateştir. Baş ağrısı, ağız kokusu ve halsizlik de eklenebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Sinüs ağrısını azaltmak için ben ne yapabilirim?</span></strong></p>
<p>Ilık nemli hava, sinüs konjesyonunu azaltabilmektedir. Bu nedenle buğu veya buhar uygulamasından fayda görebilirsiniz. Yüze uygulanabilecek ılık kompresler de ağrıyı azaltabilir. Tuzlu su ile burun yıkama nazal pasajları açarak rahatlama sağlayabilir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Burun tıkanıklığını açıcı spreyler (Otrivine, İliadine, Burnil vb.) ne kadar etkilidir?</strong><br />
</span>Bu ilaçların burun tıkanıklığını giderici etkisi olmakla birlikte uzun süreli kullanımda şikayetleri arttırabilir, bu nedenle 5 günden uzun kullanılmaması gerekir. Bu süreden sonra tuzlu su spreyleri kullanılabilir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Akut veya kronik sinüzit tedavisinde en uygun tedavi nasıl belirlenir?</strong><br />
</span>Doktorunuz tarafından ayrıntılı anamnez ve muayene sonrasında elde edilen verilere göre tedaviniz belirlenecektir.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Sinüzit tanısı için ne gibi tetkikler gerekebilir?</span></strong></p>
<p style="text-align: left;">Burun ve geniz endoskopisi, grafiler, alerji testleri, burun akıntısından kültür, sinüs tomografisi istenebilir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;">N<strong>azal endoskopi nedir?</strong><br />
</span>Endoskop bir kanalın ya da derin bir boşluğun muayenesinde kullanılan özel bir fiberoptik alettir. KBB&#8217;de burun ve sinüs drenaj bölgelerinin muayenesinde kullanılır.</p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Neden KBB hekimi nazal endoskopi yapar?</span></strong><strong> </strong></p>
<p>KBB hekimi, nazal endoskopi yoluyla, özellikle kronik sinüzitte tekrarlayıcı sinüzite yol açan polip oluşumu, koyu burun akıntısı gibi bulguları arar. </p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Sinüzit tedavisi sırasında hayatımda nelere dikkat etmeliyim?<br />
</span></strong>Sigara kullanıyorsanız, sinüzit tedavisi sırasında kullanmamanız, hatta sigaralı ortamlara bile girmemeniz yararınıza olacaktır. Özel bir diyet önerilmez, ancak koyu salgıyı yumuşatmak adına bol sıvı tüketilmesi ve burnun tuzlu sularla sık sık yıkanması gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff9900;"><strong>Ne zaman sinüs cerrahisi gerekir?</strong> </span></p>
<p>Burun tarafından oluşturulan ve mukus olarak adlandırılan salgı, sinüs ağızlarında kayganlaştırıcı etkiye sahiptir. Alerji veya enfeksiyona bağlı inflamasyon sinüs ağızlarını daraltarak, mukus hareketini bloke etmektedir. Bu durumu çözmede antibiyotiklerin yetersiz olduğu noktada cerrahi müdahaleye geçilmektedir.  </p>
<p><strong><span style="color: #ff9900;">Cerrahi müdahale nasıl uygulanır?</span></strong></p>
<p>Lokal veya genel anestezi altında uygulanan bu cerrahide sinüs ağızlarındaki darlıklar giderilir, varsa polipler alınır, sinüs içinde biriken salgılar temizlenir. Ağrılı bir işlem değildir, günümüzde bazı özel durumlar dışında artık tampon bile konulmamaktadır. Kişi 4 gün içinde normal aktivitelerine geri dönebilir. Tam iyileşme 4 haftayı bulur, onun için bu dönemde hastanın haftada bir görülmesi gerekir.<strong><span style="color: #ff9900;"> </span></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff9900;">Sinüzit tedavi edilmediğinde nelerle karşılaşılabilir?</span></strong><strong> </strong></p>
<p>Kişide geçmeyen baş ağrıları, devamlı geniz akıntısı ve buna bağlı boğaz temizleme, gıcıklanma ve öksürük, burunda tıkanıklık, koku almada güçlük, devamlı burnu temizleme ihtiyacı gibi sonuçları olabilir. Nadiren menenjit, beyin apsesi, sinüs üstü kemikte iltihaplanma da görülebilir.</p>
<p> *Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.<strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/01/sinuzite-hizlica-bir-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KOKU VE TAT ALMA BOZUKLUKLARINA TIBBİ BAKIŞ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/10/koku-ve-tat-alma-bozukluklarina-tibbi-bakis/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/10/koku-ve-tat-alma-bozukluklarina-tibbi-bakis/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Oct 2008 11:32:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[aguzi]]></category>
		<category><![CDATA[anosmi]]></category>
		<category><![CDATA[anosmia]]></category>
		<category><![CDATA[anozmi]]></category>
		<category><![CDATA[disguzi]]></category>
		<category><![CDATA[koku alamama]]></category>
		<category><![CDATA[koku bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[koku testleri]]></category>
		<category><![CDATA[tat alamama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=394</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Osme&#8221; kelimesi Yunanca&#8217;da &#8220;koku&#8221; anlamına gelir. Koku bozuklukları tanımlamasında kullanılan kelimeler bu kelimeden türetilmiştir: Anozmi koku alma duyusunun tamamen kaybı, Dizozmi koku alma duyusunda bozulma, Parozmi duyulan kokunun başka şekilde algılanması (güzel bir kokunun kötü bir koku gibi algılanması gibi), Fantozmi herhangi bir koku uyaranı yokken koku duyulması demektir. Tat bozukluklarına da değinmek gerekirse, Hipoguzi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">&#8220;Osme&#8221; kelimesi Yunanca&#8217;da &#8220;koku&#8221; anlamına gelir. Koku bozuklukları tanımlamasında kullanılan kelimeler bu kelimeden türetilmiştir: Anozmi koku alma duyusunun tamamen kaybı, Dizozmi koku alma duyusunda bozulma, Parozmi duyulan kokunun başka şekilde algılanması (güzel bir kokunun kötü bir koku gibi algılanması gibi), Fantozmi herhangi bir koku uyaranı yokken koku duyulması demektir. Tat bozukluklarına da değinmek gerekirse, Hipoguzi tat alma duyusunda azalma, Aguzi tat alma duyusunun kaybıdır.*</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;">KOKU ALMA BOZUKLUKLARINA YOL AÇAN HASTALIKLAR/NEDENLER</span></span></strong>*, **</p>
<p><span style="color: #ff9900;">1. Kafa travması:<br />
</span>• Kafaya ciddi darbe alma<br />
• Beyin sarsıntısı ya da az şiddette travma<br />
• Koku siniri veya soğanının hasarı<br />
• Koku sinirinin beyne girdiği yerdeki kemik tabakasının (kribriform plate) travmasına bağlı, sinir iplikçiklerinin yırtılması ya da gerilmesi (ciddi kafa travmalarının %10&#8242;unda rastlanmaktadır)<br />
• Burun ve kribriform plate&#8217;i içine alan kemik kırığı<br />
• Beyin ameliyatları<br />
<span style="color: #ff9900;">2. Burun ve sinüs hastalıkları:<br />
</span>• Akut sinüzit (tedavi sonrası koku fonksiyonu düzelebilir.)<br />
• Kronik sinüzit<br />
• Uzun süreli dekonjestan burun spreyi kullanımı<br />
• Sinüs cerrahisi<br />
• Allerji ve saman nezlesi (anosmi, burun alt etlerinde ve burun mukozasındaki şişme ve akıntı artışına bağlı geçici bir durum olabilir.)<br />
• Yapısal nedenler:<br />
• <a href="http://www.seciltotan.com/?p=130" target="_blank">Burun tıkanıklığı yapan </a>septum deviasyonu, konka hipertrofisi vb. nedenler<br />
• Burun kökünün çökük olması<br />
• Polip veya tümörler:<br />
• İyi huylu polipler (saman nezlesi olan kişilerde sık görülür.)<br />
• Kötü huylu burun-sinüs tümörleri</p>
<p><span style="color: #ff9900;">3. Koku sinirini tutan viral hastalıklar</span> (grip vb. solunum yolu viral hastalıklarında virüs partiküllerinin koku epitelini harap etmesine bağlıdır.)<br />
<span style="color: #ff9900;">4. Konjenital</span> (koku duyusunun doğuştan itibaren olmaması hali)<br />
Bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında koku sinirinin genetik nedenlere bağlı gelişmemiş olması ile açıklanabilir. Bu durum ailesel geçişli olabilir.<br />
<span style="color: #ff9900;">5. Pituatuar tümör:</span> Hipofizi tutan bir tür adenom***<br />
<span style="color: #ff9900;">6. Nörolojik hastalıklar</span> ( Multiple sklerozis, Myastenia gravis, Ailevi distonomi tip 1-2 , Bell paralizisi, Meningiom ve diğer tümörler)<br />
<span style="color: #ff9900;">7. Metabolik sorunlar</span> (Hipotiroidi, Addison, Panhipopitüitarizm, Cushing, Akromegali, Çinko eksikliği, Bakır eksikliği, B12 vitamin eksikliği, Siroz)<br />
<span style="color: #ff9900;">8. Diş hastalıkları:</span><br />
• Ağız hjyeninin kötü olmasına bağlı tat duyusundaki değişikliklerden kaynaklanan koku duyusunda bozulma<br />
• Diş tedavisi sırasında tat tomurcuklarının hasarlanması ve buna bağlı koku almada değişiklikler<br />
<span style="color: #ff9900;">9. Genel tıbbi hastalıklar ve sendromlar:<br />
</span>• Kallmann Sendromu: Genetik geçişlidir ve daha çok erkekleri etkiler. Hayatın erken dönemlerinde gelişmekte olan beyinle koku sinirinin bağlantı kurmasında yetersizlik sonucu koku soğanının gelişme kusuru ile karşımıza çıkar.<br />
• Opitz-Frias Sendromu: Kraniofasial gelişim bozukluğu ile giden nadir görülen bir sendromdur. Yıllar içinde koku ve görmede azalma başlar.<br />
• Bebeklik döneminde geçirilen menenjit<br />
• Unsinat epilepsi: Uykululuk hali ve koku-tat halüsinasyonarı ile giden ve medial temporal beyin lobu kaynaklı psikomotor tip epilepsidir.<br />
• Psikiyatrik ya da psikolojik hastalıklar: Depresyon, histerik konversif reaksiyonlar ve şizofreni gibi koku algılamasında değişiklik yapan durumlar.<br />
• Sjögren sendromu: Ağız-göz kuruluğu, eklem romatizması vb. ile giden romatolojik hastalık<br />
• Şeker hastalığı<br />
<span style="color: #ff9900;">10. Bazı ilaçlar:<br />
</span>• Uzun süreli nasal dekonjestan kullanımına bağlı burun tıkanıklığına (rinitis medikomentosa) sekonder gelişen koku ve tat alma bozukluğu<br />
• Metronidazol vb. bazı antibiyotikler dilde paslanma ve tat değişikliği yapabilir.<br />
• Amitriptilin (Laroxyl) vb. antikonvülsan ve antidepresan ilaçlar : Yan etki olarak ağız kuruluğu yapıp tat değişikliğine yol açabilir.<br />
• Vinkristin vb. kemoterapi ilaçları<br />
• ACE inhibitörü olan tansiyon ilaçları (ağız kuruluğu yan etkisi yoluyla)<br />
• Amikasin tedavisi (özellikleIV uygulama): Geçici anozmi görülebilir.<br />
<span style="color: #ff9900;">11. Bazı kimyasallar ve irritanlar:<br />
</span>• Amonyum gibi temizlik malzemeleri kullanımı sırasında yoğun inhalasyon sonucu burun mukozası yanıkları ve koku bölgesi epitelyuminin hasarı ile<br />
• Sigara (koku ve tat almada değişiklik yaratarak)<br />
• Hava kirliliği<br />
<span style="color: #ff9900;">12. Kafa ve yüz bölgesine radyoterapi uygulanması sonrası</span> </p>
<p><span style="color: #ff9900;">13. Fizyolojik olaylar (gebelik ve menstruasyon)</span></p>
<p><span style="color: #ff9900;">14. Yaşlanma:</span> Yaşlı kişiler, koku bozukluğuna neden olan diğer sebeplere daha çok yakalanabildiği gibi sadece yaşlanma süreci ile ilgili olarak da koku bozukluğu görülebilir. Altıncı dekattan sonra koku alma yeteneği, erkeklerde daha hızlı olmak üzere azalır. Alzheimer Hastalığı ve Parkinson Hastalığı, yaşlılarda demansla (bunama) ilgili olarak koku bozukluğu gösteren iki hastalıktır.<br />
<span style="color: #ff6600;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color: #ff6600;"><strong><span style="text-decoration: underline;">TANI:</span></strong></span></p>
<p>Tanı için öncelikle ayrıntılı öykü alınmalı ve geniş kapsamlı KBB muayenesi yapılmalıdır. Bunun dışında istenmesi gereken tetkikler ve testler şöyle sıralanabilir:<br />
• Kan tahlilleri: Htc, Hb, periferik yayma, WBC, Üre, BUN, Kreatinin, Glukoz, Sedimentasyon, IgE, tiroid testleri, ANA<br />
• Burun içi kitle varlığında biopsi<br />
• Beyin ya da periferik sinir kaynaklı patolojileri ayırt etmek üzere beyin BT veya MR<br />
• Sinüs sorunlarını saptamak üzere sinüs tomografisi<br />
• Epilepsi (sara) düşünülen hastalar için Nöroloji konsültasyonu ve EEG<br />
• Koku testleri</p>
<p>Koku duyusunun değerlendirilmesine yönelik yapılan testlerin çoğu subjektiftir. Bu testlerden<br />
bazıları şunlardır:</p>
<p><span style="color: #ff0000;"> Dilüsyon testleri: </span>Kokulu madde, hava veya sıvı içeren bir tüp içine konarak hastaya koklatılır. Hasta kokuyu duymuyorsa kokulu madde oranı arttırılır. Hastanın hangi miktardan itibaren kokuyu aldığı not edilir. Karşılaştırma amacıyla normal kişilerin koku alma eşikleri belirlenebilir. Her iki taraf ayrı ayrı değerlendirilmelidir.<br />
 <span style="color: #ff0000;">Olfaktuar Spektrogram:</span> Genel olarak bilinen kokular sıvı içinde çözünmüş halde kaplara yerleştirilir. Enjektör ve burun ucuna yerleştirilen tüp aracılığı ile bu kokulu maddeyi içeren hava burun içine verilir. Hastanın kap içinde ne miktarda kokulu madde varken, hangi kokuyu alabildiği not edilir. Hem eşik belirleme hem kokuyu ayırt etme testidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"> Butanol Etil Testi:</span> Bir şişeye su, bir şişeye de su içinde butanol konulur. Hastadan hangisinin kokulu olduğunu ayırt etmesi istenir. Ayırt edemedikçe butanol miktarı artırılır. Kokulu şişeyi ayırt ettiği zaman, artım yapılmadan tekrar sorulur. Yine bilirse eşik değer olarak belirlenir. Eşik değerler normal kişilerle karşılaştırılır.</p>
<p>Bu koku testlerini uygularken buruna verilen havanın sabit basınç, sabit hız ve sabit ısıda<br />
olmasını sağlayan aletlerle daha güvenilir sonuçlar elde edilir. Koku duyusunun<br />
değerlendirilmesinde bazı objektif testler de geliştirilmiştir. Ancak bunlann klinik uygulanabilirliği düşüktür. Bu testlerden elektroolfaktogram&#8217;da regio olfactoria (koku alma bölgesi) üzerine bir elektrot yerleştirilir. Eğer reseptör hücreleri uyarılırsa negatif bir dalga oluşur. Elektroolfaktogram, olfaktor mukoza hastalıklarını santral hastalıklardan ayırmaya yarayan tek yöntemdir. Bir diğer objektif test ise, koku ile uyarılan beyin sapı potansiyelleridir Bu testte deri üzerine yerleştirilen elektrotlar yardımı ile kokulu maddelere karşı beyin sapı potansiyelleri ölçülür Yapılan çalışmalarda kokulu uyarana karşı 150 ve 350 msn&#8217;de ortaya çıkan iki potansiyel elde edilmiştir. Ayrıca kokulu uyarana karşı elektroensefalografi (EEG) sonuçlarındaki değişiklikler belirlenebilir.</p>
<p>Koku testleri hastanın yaşından etkilenir. Çocuklarda ve yaşlılarda test sonuçlan daha subjektif olur. Kokulu maddelere karşı adaptasyon da, bu testler sırasında sorun yaratabilir. Genellikle 1-5 dakika arasında kokuya karşı önemli bir adaptasyon gelişir. Kadınlarda ovulasyon döneminde daha iyi koku alınırken, menstrüasyon sırasında koku duyusu azalır.<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff6600;">TEDAVİ:</span></span></strong></p>
<p>Koku bozukluklarının tedavisi sebebe yönelik olarak yapılır. Enfeksiyöz kaynaklı koku bozukluklarında gerekli antibiyotik vb. kullanımı ile düzelme sağlanabilmektedir. Obstrüktif (burun eti, polip, septum deviasyonu vb.) nedenlerle oluşan koku bozuklukları bu obstrüksiyonun cerrahi olarak düzeltilmesiyle ortadan kalkabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonu sonucu 3-5 günde düzelmeyip devam eden koku bozukluklarının bir kısmı 3-6 ay içinde düzelebilmektedir. Ancak virüsün koku sinirinde yarattığı harabiyet tamir edilemez boyutta ise bu durum kalıcı hal alabilir ve maalesef kesin bir tedavisi henüz saptanmamıştır. Kafa travmalarına bağlı vakaların yaklaşık % 20&#8242;si 3 ay- 1 yıl içinde düzelebilir, ancak günümüzde düzelmeyi sağlayacak bir tedavi yöntemi geliştirilememiştir. Toksin ve ilaçlara bağlı koku bozukluklarının tedavisi bu ajanların kesilmesidir. Yaşlanma ve konjenital anomalilerle ilgili koku bozuklukları da maalesef tedavi edilememektedir. Alerji vb. durumlarda nazal ya da sistemik steroid kullanımından fayda gören hastalar olabilmektedir.<br />
Tat bozukluğunun tedavisi de nedene yöneliktir. Fizyolojik nedenlere bağlı olanlarda ilgili fizyolojik dönemin geçmesini beklemek yeterli olacaktır. Eksik bir maddeye bağlı tat bozukluklarında (çinko, bakır ve B12 eksikliği gibi) , gerekli maddenin ilaçlar yoluyla tamamlanması yeterli olacaktır. Enfeksiyöz nedenler (sinüzit vb.) varsa mutlaka tedavi edilmeli, yoğun sigara kullanımı/maruziyeti vb. çevresel faktörler ile mücadele edilmelidir. Hastadan ilaç kullanım öyküsü alınıyorsa kullanılan ilaçların değiştirilmesi, metabolik ve nörolojik sebeplerin tedavi edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>*http://www.anosmiafoundation.org/index.shtml<br />
**http://medicine.inonu.edu.tr/anabilimdallari/kbb/documents/dersnot/19.pdf<br />
*** http://tr.wikipedia.org/wiki/Hipofiz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/10/koku-ve-tat-alma-bozukluklarina-tibbi-bakis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BURUN TIKANIKLIĞI HAKKINDA MERAK EDİLENLER</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/burun-tikanikligi-sss/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/burun-tikanikligi-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 10:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[alerjik rinit]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[burunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[damarsal nezle]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[otrivine bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[saman nezlesi]]></category>
		<category><![CDATA[septoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[septum]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>
		<category><![CDATA[vazomotor rinit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Çocukken merdivenden düşüp burnumu kırmışım. Kendimi bildim bileli burnumun sol tarafı devamlı tıkalıdır. Sağ taraf ise zaman zaman, özellikle de o tarafa yatınca tıkanıyor. Sizce ne yapmalıyım?    Kıkırdak ve kemikten oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları  burun tıkanıklıklarının en sık görülen nedenlerindendir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Çocukken merdivenden düşüp burnumu kırmışım. Kendimi bildim bileli burnumun sol tarafı devamlı tıkalıdır. Sağ taraf ise zaman zaman, özellikle de o tarafa yatınca tıkanıyor. Sizce ne yapmalıyım? </span></strong></span></li>
</ul>
<div><em><span style="font-family: Georgia;"></span></em></div>
<p><em><span style="font-family: Georgia;"> </p>
<p>Kıkırdak ve kemikten oluşan <span style="font-family: Georgia;">ve burnu iki ayrı bölüme ayıran <a href="http://www.seciltotan.com/?p=13" target="_blank">burun septumunun bozuklukları </a> burun tıkanıklıklarının en sık görülen nedenlerindendir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmakta ya da ailesel geçişli olmaktadır. Eğer bu durum sizin günlük aktivitelerinizi kısıtlıyor, hatta <a href="http://www.seciltotan.com/?cat=88" target="_blank">uyku apnesi </a>dediğimiz horlama ve nefes durmasında bir etken olarak rol oynuyorsa mutlaka cerrahi olarak düzeltilmesi gerekir. Bahsettiğiniz, sağ tarafta zaman zaman olan tıkanmanın nedeni, burnun akciğerleri olarak adlandırabileceğimiz burun etlerinin (konka), her iki burun boşluğundan geçen hava miktarını eşitlemek üzere, daha geniş olan sağ burnunuzu daraltmak üzere büyümesi nedeniyledir. Özellikle sağ tarafa yatınca konka damarları kanla dolmakta ve şişip burnunuzu daha çok tıkamaktadır. Ayrıntılı bir KBB muayenesi sonrasında cerrahi seçenekleriniz tartışılabilir. </span></p>
<p></span></em></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Oğlumun burnu kışın devamlı tıkalı, yazın ise denize girdiği zaman çok rahatlıyor. Acaba sorun ne olabilir?</span></strong> </span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni </em><a href="http://www.seciltotan.com/?p=10" target="_blank"><em>geniz etinin büyümesidir</em></a><em>. Bu, bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Kışın nezle vb. mikroplarla savaşmak üzere genize eti de büyür. Yazın ise üst solunum yolu enfeksiyonları azaldığı için geniz eti tekrar küçülür. Geniz eti devamlı büyük olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Bu durumda geniz eti ameliyatı  önerilebilir</em>.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Bakıcısı 1 haftadır kızımın ağzının koktuğunu, sağ burun deliğinden yemyeşil kötü kokulu bir akıntı geldiğini farketmiş. Sinüzit olabilir mi?</span></strong> </span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em><strong>Dikkat, bu bir burunda yabancı cisim olabilir!</strong> Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye, nohut vb. olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkanmış bir burnu işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</em></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;">Çok sık nezle-grip oluyorum. Bunu nasıl önleyebilirim? Grip aşısı işe yaramıyor diyorlar.</span></strong> </span> </span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. </em><a href="http://www.seciltotan.com/?p=20" target="_blank"><em>&#8220;Doğal Ürünlerle Nezle Gripten Korunmak Mümkün mü?&#8221; </em></a><em>başlıklı yazımda bu konuya ayrıntılı olarak değiniyorum.</em> </span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Bahar aylarında devamlı hapşırıyorum, gözlerim kızarıyor, burnum tıkanıyor, sesim değişiyor. Tedavisi nedir?</span></strong></span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Saman nezlesi yani alerjik rinit tarifliyorsunuz.  Alerji <span> </span>yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı vücutta oluşan aşırı reaksiyondur. Bazen besinler de buna yol açmaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbaharda sorun yaratırlar. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca kişiyi rahatsız edebilir. </em></span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Alerjinin ideal tedavisi , bazı durumlarda (iş ortamında halıyı kaldırtamazsınız, güneş alerjiniz varsa kendinizi eve hapsedemezsiniz!) mümkün olamasa da şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Alerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. </em></span></p>
<p><em><span style="font-family: Georgia;">Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. </span><span style="font-family: Georgia;">Antihistaminiklerin bazıları uykuya meyil yaratabileceğinden, bu ilaçları kullanırken otomobil kullanmamalı veya tehlikeli işlerde çalışılmamalıdır. Dekonjestanlar ise <span> </span>kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalp ritim bozukluğu, glokom (göz tansiyonu) ve prostat büyümesi olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler ise alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar.</span></em></p>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Kortikosteroidler (Kortizon) birçok alerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolünda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir.</em></span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Alerji iğneleri (aşı tedavisi!) en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Öncelikle hastanın hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Bunun sonuçlarına göre doktorunuz tedavinin başlangıç şemasını belirleyecek ve bu tedavi düzenli aralarla yapılan enjeksiyonlar şeklinde olacaktır. Bu tedavinin amacı, <span> </span>insandaki alerjenle temas sonrası üretilen antikorları bloke ederek alerjik reaksiyonun önlenmesidir.</em></span><span style="font-family: Georgia;"><span><span style="font-family: 'Times New Roman';">    </span></span></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Damarsal nezle nedir? </span></strong></span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>“Rinit” </em><a href="http://www.seciltotan.com/?p=20" target="_blank"><em>(nezle)</em></a><em> burnun ve burun mukozasının inflamasyonu demektir. “Vazomotor” terimi ise kan damarlarını ilgilendiren durum demektir. Burun mukozası fazla miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atardamar, toplardamar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık, yarısı kapalıdır. Örneğin kişi egzersiz yaparken uyarıcı bir hormon olan adrenalin salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur, bunun sonucunda mukoza büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.</em></span><span style="font-family: Georgia;"><em>Bunun tam tersi alerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. </em></span></p>
<p><em><span style="font-family: Georgia;">Alerji ve enfeksiyonlar dışında yoğun stres, tiroid fonksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, prostat küçültücü ilaçlar ve dekonjestan sprey ya da hapların aşırı veya uzun kullanılması vazomotor rinite yol açabilir. </span><span style="font-family: Georgia;">Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelebilir. Ancak tetikleyen faktör uzun sürerse, kan damarları elastikiyetini kaybeder ve olay geri dönülemez bir duruma dönüşürerek varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde , özellikle konka adını verdiğimiz burun etlerinin alt kısımları kan ile dolup meme gibi sarkarak burnu tıkar. Bu nedenle bu şikayeti olan kişilerin başları yüksekte olacak şekilde yatmaları kısmen da olsa rahatlama sağlar. Şikayetlerin çok yoğunlaştığı dönemde artık cerrahiye ihtiyaç var demektir. (konkaplasti yani burun etini kısmen küçültme ameliyatı) </span></em></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><strong><span style="color: #ff0000;">Uzun süredir burun tıkanıklığım var ama son 1-2 yıl giderek artıyor. Artık devamlı sıktığım Otrivine de fayda etmiyor. Ne yapmalıyım?</span></strong></span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;"><a href="http://www.hurriyet.com.tr/pazar/7523134.asp" target="_blank"><em>Otrivine &#8220;damlakeşliği&#8221;</em></a><em> konusunda sayın meslektaşım Dr. Teoman Dal&#8217;ın Hürriyet Gazetesi&#8217;nde çok güzel bir yazısı yayınlanmıştı, okumanızı tavsiye ederim. </em></span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>Burun, soluduğumuz havayı nemlendirir, vücut sıcaklığına getirip akciğere gönderir. Bu işlevi burun etleriyle yapar. Klima, sigara dumanı, alerji, kronik sinüzit gibi nedenlerle burun etleri şişip solunumu zorlaştırabilir. Otrivine ya da benzeri burun açıcı kullanıldığında damarlar büzülür, solunum kolaylaşır. Nezle, grip, sinüzit gibi problemlerde otrivine tedavisi uyguluyoruz. Ama ilaç 72 saatlik kullanımdan sonra bırakılmalı. İlacın etkisi üç, dört saatte geçer etler yine şişer. Sık ve sürekli kullanımla bünyede bağışıklık oluşur, burun eti yeterince küçülmez. </em></span><span style="font-family: Georgia;"><em><span style="color: #ff0000;">Otrivine bağımlıları ilk iş olarak evdeki tüm Otrivine kutularını çöpe atmalı!</span> Burunlarını bol bol serum fizyolojik spreylerle yıkamalı. Ancak bu yöntem Otrivine kadar burnu açmayacaktır, bunu bilip kabullenmeleri gerekir. Bağımlılık yüksek seviyede ve burun dokusu tahrip olduysa ameliyatla alt burun etleri yani konkaların <span style="text-decoration: underline;">tamamen alınmadan</span> küçültülmesi gerekir.</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/burun-tikanikligi-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BURNUM HEP TIKALI!!!</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/burnum-neden-tikali/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/burnum-neden-tikali/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 09:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[adenoid]]></category>
		<category><![CDATA[adenoidektomi]]></category>
		<category><![CDATA[alerji]]></category>
		<category><![CDATA[burun tıkanıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[nezle]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk algınlığı]]></category>
		<category><![CDATA[vazomotor rinit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Nedenlerini 4 ana başlık halinde ele alabiliriz. YAPISAL NEDENLER: Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Yenidoğan bebeklerin % 7’sinde doğum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-family: Georgia;">Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Nedenlerini 4 ana başlık halinde ele alabiliriz. </span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="color: #339966;">YAPISAL NEDENLER</span>: </span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;">Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran <a href="http://www.seciltotan.com/?p=13" target="_blank">burun septumunun bozuklukları </a>incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Yenidoğan bebeklerin % 7’sinde doğum esnasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Şu bir gerçektir ki insan, hayatı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. Bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. Eğer bunlar nefes almayı güçleştirirse cerrahi olarak düzeltilebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;">Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni <a href="http://www.seciltotan.com/?p=10" target="_blank">geniz etinin büyümesidir</a>. Bu, bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Bu durumda geniz eti ameliyatı  önerilebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;">Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye, nohut vb. olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkanmış bir burnu işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="color: #339966;">ENFEKSİYON</span>:<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/stuffy-nose2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1072" title="stuffy nose2" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/stuffy-nose2.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a></span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;">Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez <a href="http://www.seciltotan.com/?p=20" target="_blank">soğuk algınlığı </a>geçirebilir. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken, çoğu virüs ise el temasıyla bulaşır. Virüs bir kere buruna yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gözlenir. Sonuç olarak burun mukozası şişer. Diğer taraftan burunda sıvı salgılanması da artar. Antihistaminik ve dekonjestan ilaçlar bu şikayetlerin azaltılması için kullanılabilir. </span><span style="font-family: Georgia;">Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır ve sinüzite yatkınlık ortaya çıkar. Burun akıntısı berrak görünümünden sarı veya yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösterir, bu durumda <span> </span>bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span><span style="font-family: 'Times New Roman';">      </span></span></span><span style="font-family: Georgia;"><span style="color: #339966;">ALLERJİ</span>:</span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;">Saman nezlesi ya da alerjik rinit bir diğer burun tıkanıklığı nedenidir. Alerji <span> </span>yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı vücutta oluşan aşırı reaksiyondur. Bazen besinler de buna yol açmaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbaharda sorun yaratırlar. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca kişiyi rahatsız edebilir. Alerjinin ideal tedavisi , bazı durumlarda (iş ortamında halıyı kaldırtamazsınız, güneş alerjiniz varsa kendinizi eve hapsedemezsiniz!) mümkün olamasa da şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Alerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur. </span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;">Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. </span><span style="font-family: Georgia;">Antihistaminiklerin bazıları uykuya meyil yaratabileceğinden, bu ilaçları kullanırken otomobil kullanmamalı veya tehlikeli işlerde çalışılmamalıdır. Dekonjestanlar ise <span> </span>kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalp ritim bozukluğu, glokom (göz tansiyonu) ve prostat büyümesi olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler ise alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar.</span><span style="font-family: Georgia;">Kortikosteroidler (Kortizon) birçok alerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolünda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;">Alerji iğneleri (aşı tedavisi!) en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Öncelikle hastanın hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Bunun sonuçlarına göre doktorunuz tedavinin başlangıç şemasını belirleyecek ve bu tedavi düzenli aralarla yapılan enjeksiyonlar şeklinde olacaktır. Bu tedavinin amacı, <span> </span>insandaki alerjenle temas sonrası üretilen antikorları bloke ederek alerjik reaksiyonun önlenmesidir.</span><span style="font-family: Georgia;"><span><span style="font-family: 'Times New Roman';">    </span></span></span></p>
<ul>
<li><span style="font-family: Georgia;"><span style="color: #339966;">VAZOMOTOR RİNİT</span>:</span></li>
</ul>
<p><span style="font-family: Georgia;">“Rinit” <a href="http://www.seciltotan.com/?p=20" target="_blank">(nezle)</a> burnun ve burun mukozasının inflamasyonu demektir. “Vazomotor” terimi ise kan damarlarını ilgilendiren durum demektir. Burun mukozası fazla miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atardamar, toplardamar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık, yarısı kapalıdır. Örneğin kişi egzersiz yaparken uyarıcı bir hormon olan adrenalin salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur, bunun sonucunda mukoza büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.</span><span style="font-family: Georgia;">Bunun tam tersi alerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Alerji ve enfeksiyonlar dışında yoğun stres, tiroid fonksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, prostat küçültücü ilaçlar ve dekonjestan sprey ya da hapların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir.</span><span style="font-family: Georgia;">Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelebilir. Ancak tetikleyen faktör uzun sürerse, kan damarları elastikiyetini kaybeder ve olay geri dönülemez bir duruma dönüşürerek varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde , özellikle konka adını verdiğimiz burun etlerinin alt kısımları kan ile dolup meme gibi sarkarak burnu tıkar. Bu nedenle bu şikayeti olan kişilerin başları yüksekte olacak şekilde yatmaları kısmen da olsa rahatlama sağlar. Şikayetlerin çok yoğunlaştığı dönemde artık cerrahiye ihtiyaç var demektir. (konkaplasti yani burun etini kısmen küçültme ameliyatı) </span></p>
<p><span style="font-family: Georgia;"><em>*Bu yazının hazırlanmasında  Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı&#8217;nın Hasta Bilgilendirme  metninden yararlanılmıştır.</em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/burnum-neden-tikali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENİZ ETİ AMELİYATI HAKKINDA MERAK EDİLENLER</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/geniz-eti-ameliyati/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/geniz-eti-ameliyati/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 11:53:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[adenoidektomi]]></category>
		<category><![CDATA[adenotonsillektomi]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukta horlama]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti. adenoid]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[uykuda nefes durması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[Geniz eti nedir? Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Geniz eti nedir?<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/ADENOIDECTOMY.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1029" title="ADENOIDECTOMY" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/03/ADENOIDECTOMY.jpg" alt="" width="367" height="307" /></a></span></strong></li>
</ul>
<p><em>Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. </em><em> </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>3 yaşındaki oğlumun devamlı yatarken ya da uyanırken öksürüğü oluyor, gün içinde de devamlı boğazını temizliyor. Burnundan konuşuyor ve ağzı kötü kokuyor. Geceleri horluyor, zaman zaman da nefesi duruyor. Arkadaşlarım geniz eti var senin oğlunun diyorlar, doğru mudur acaba? Astım olabilir mi?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Anlattıklarınıza bakılırsa oğlunuzda iltihaplı ve büyük bir geniz eti olması muhtemel. Bazen iltihaplı geniz etinin genizden boğaza doğru yaptığı akıntı nedeniyle devamlı öksürük olması, bu çocuklara yanlışlıkla astım tanısı konulmasına yol açabilmektedir.  Ağız kokusu da yine bu akıntıdan kaynaklanıyor olabilir. Mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmanızı öneririm. Öncelikle en az 10 gün antibiyotik tedavisi ve özel burun damlaları kullanılıp sonrasında geniz etinin muayene ya da grafilerle değerlendirilmesi gerekir. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Neden bazı çocuklarda geniz eti alınır, bazısında da gerileyip kaybolması beklenir?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Özellikle her iki kulakta tıbbi tedavi ve takibe rağmen 3 ay içinde geçmeyen sıvının ve buna bağlı işitme kaybının (35 dB&#8217;i geçen) varlığı, sık orta kulak iltihabı geçirme (yani 6 ay içinde 3 ve daha fazla, ya da 1 yıl içinde 4 ve daha fazla sayıda), uyku apnesi yani uykuda nefes durması, gelişim geriliği (zihinsel ve bedenen), diş-damak gelişiminde bozulma durumunda geniz etinin  alınması, spontan gerilemeye bırakılmaması gerekir.</em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Geniz eti ameliyatı ne gibi durumlarda gereklidir?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Geniz eti iltihaplanmasının yol açtığı öksürük, kulakta sıvı birikimi ve kulak  enfeksiyonları için öncelikle tıbbi tedavi uygulanmaktadır. Ancak birkaç kez tekrarlanmasına rağmen kulaktaki sıvının gerilememesi, ağzı açık uyuma-horlama şikayetlerinin devam etmesi geniz etinin alınmasını  gerektirebilir. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Geniz eti ameliyatı riskli midir?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Geniz eti ameliyatı, çok düşük risklere sahip, çabuk iyileşme sağlayan basit ameliyatlardan biridir.  </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Geniz eti ameliyatı en erken kaç yaşta yapılabilir?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Bu ameliyat için minimum ya da maksimum yaş sınırı yoktur. Çocuğun anestezi alabilecek kadar sağlıklı olması yeterlidir. </em><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
                                var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\\\\\\\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\\\\\\\\\\\' type=\\\\\\\\\\\\\\\'text/javascript\\\\\\\\\\\\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
                                var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/geniz-eti-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DEVİASYON AMELİYATI HAKKINDA MERAK EDİLENLER</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/deviasyon-ameliyati/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/deviasyon-ameliyati/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 11:49:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[burun eğriliği]]></category>
		<category><![CDATA[burun estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[burun tamponu]]></category>
		<category><![CDATA[burunda delik]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon ameliyatının komplikasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon ameliyatının riskleri]]></category>
		<category><![CDATA[gözlerde morarma]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kret]]></category>
		<category><![CDATA[rinoplasti]]></category>
		<category><![CDATA[septal perforasyon]]></category>
		<category><![CDATA[septumda delik]]></category>
		<category><![CDATA[sineşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Deviasyon nedir? Burnun orta bölmesini oluşturan kıkırdak ve kemik yapıdan oluşan septumun eğriliğine verilen addır. Deviasyon ameliyatı sonrası çok ağrım olur mu? Tampon ne kadar kalır burnumda?  Artık günümüzde, cerrahi tekniklerin gelişimi sayesinde,  deviasyon ameliyatı hasta için zahmetli ve ağrılı bir ameliyat olmaktan çıkmıştır. Endoskop denilen optik kameralar eşliğinde sadece burun içinde çalışılarak yapılan bu ameliyatlarda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Deviasyon nedir?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Burnun orta bölmesini oluşturan kıkırdak ve kemik yapıdan oluşan <strong>septum</strong>un eğriliğine verilen addır.</em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Deviasyon ameliyatı sonrası çok ağrım olur mu? Tampon ne kadar kalır burnumda?</span></strong> </li>
</ul>
<p><em>Artık günümüzde, cerrahi tekniklerin gelişimi sayesinde,  deviasyon ameliyatı hasta için zahmetli ve ağrılı bir ameliyat olmaktan çıkmıştır. Endoskop denilen optik kameralar eşliğinde sadece burun içinde çalışılarak yapılan bu ameliyatlarda,  hastaların ameliyat olmaya karar verme aşamasında genellikle en çok çekindikleri konu olan burun içi tamponu konulmamakta ya da hasta taburcu edilene kadar geçici ince tamponlar konulabilmektedir (kanama oranı ve riskinin daha fazla olduğu konka yani burun etine cerrahi girişim, vb. ek müdahalelerde tampon konulması gerekebilir) . </em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Deviasyon ameliyatı sonrası gözlerim morarıp şişecek mi?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Septoplasti yani deviasyon ameliyatı, sadece burun içi kıkırdak ve kemiklerini ilgilendiren bir ameliyattır. Bu nedenle normalde gözlerinizde morarma ya da şişme olması beklenmez. Ancak bu ameliyat Rinoplasti yani burun estetiği ile birlikte uygulanırsa, burun dış kemiğine de yapılacak müdahale nedeniyle göz etrafı derialtı bölgesine kan sızmasına bağlı bir miktar  morarma ve şişlikler görülebilmektedir. </em> </p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Deviasyon ameliyatı sonrası hastanede kaç gün yatarım?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kanama bozukluğu vb. ameliyat sonrası takip edilmesi gereken ek bir sağlık sorununuz yoksa, herhangi bir komplikasyon (beklenenden fazla  kanama, vb.) gelişmedikçe normalde ameliyat sonrası 3-4 saatlik bir gözlem yeterlidir, o geceyi hastanede geçirmeniz gerekmemektedir. </em>   </p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Deviasyon ameliyatından sonra kaç gün işe/okula gidemem?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Tek başına deviasyon ameliyatı olmuşsanız (burun estetiği de yapılmamışsa) genellikle 3 günlük bir dinlenme süresi yeterlidir. </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Ameliyattan ne kadar süre sonra burnumdan nefes almaya başlarım?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Ameliyat sonrası burun içinde oluşan şişlikler, kabuk ve pıhtılar nedeniyle ilk 2 hafta burnunuz eskisinden bile daha tıkalı olabilir. Doktorunuz sizi bu dönemde sık olarak kontrole çağırıp bu kabukları temizleyecektir. Size de evde bu kabukları nasıl yumuşatıp bir dereceye kadar temizleyebileceğinizi öğretecektir. 2. haftadan sonra yavaş yavaş burnunuz açılmaya başlayacaktır. Yara iyileşmesi, ister beninizi aldırın ister büyük bir karın ameliyatı geçirin, kişinin ırksal özellikleri, sigara-alkol tüketimi olup olmaması, şeker hastalığı vb. ek bir sağlık sorunu olup olmaması ve dokunun yarayı tamir etme potansiyeline göre büyük değişkenlik göstermekle birlikte, %90&#8242;nı 6. ayda, %100&#8242;ü ise 2. yılda gerçekleşir. Hele hele yıllarca uykuda ağzından nefes alıp vermeye alışmış bir kişinin ameliyattan hemen 1-2 gün sonra burun solunumuna geçmesi beklenemez. Kişinin bu alışkanlığını değiştirmesi genellikle en az 1 yılı almaktadır.</em> <br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
                            var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\\\\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\\\\\\\\' type=\\\\\\\\\\\\'text/javascript\\\\\\\\\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Bu ameliyatın riskleri nelerdir?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Deviasyon ameliyatının muhtemel risklerini şöyle sınıflandırabiliriz:</em></p>
<ol>
<li><em><strong>Kanama:</strong> İlk iki gün burnunuzdan önce kırmızı, sonra pembe renkli az miktarda sızıntı şeklinde akıntı olabilir. Operasyon sonrası kanama gelişip bunun durdurulması için bir müdahale ve hatta kan nakli yapılması çok nadiren görülebilir. Ancak yoğun ve kesilmeyen, kırmızı renkli ve bol miktarda kanama olması durumunda gerekli müdahale (tamponun yenilenmesi, kanayan damarın ameliyathane şartlarında yakılması  vb.) yapılacaktır. Ameliyattan 10 gün önceden itibaren aspirin veya herhangi bir nonsteroid anti-inflamatuar gruba giren(bazı ağrı kesiciler) ilaç almış olmanız kanama riskini artırır. Ameliyat öncesi almış olduğunuz tüm ilaçları doktorunuza belirtmeniz gerekmektedir. Hipertansiyonu (yüksek kan basıncı hastalığı) olan kimselerde eğer tansiyon kontrol altında değilse operasyon sırasında veya sonrasında kanama görülebilir. </em></li>
<li><em><strong>Enfeksiyon:</strong> Her cerrahi müdahalede olduğu gibi bu ameliyatta da enfeksiyon oluşma ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle doktorunuz ameliyat sırasında başlattığı antibiyotik uygulamasına sonrasında da devam edecektir. Artan ağız kokusu, genizde ve boğazda</em><strong> </strong><em>rahatsızlık hissi ve geç ortaya çıkan kanamalar enfeksiyon belirtisi olabilir. Genellikle antibiyotik dozunun düzenlenmesi veya varsa tamponlarınızın erken çıkarılması iyileşme sağlar.</em></li>
<li><em><strong>Ağrı ve şişlik :</strong> Ameliyattan sonra genellikle konmuşsa burun içi tamponlarının varlığı nedeniyle burunda dolgunluk hissi, başağrısı, burun orta bölmesinin özellikle üst çeneye yakın kemik kısımları çıkarıldıysa üst dişlerinize vuran ağrılarınız olabilir. Bu nedenle doktorunuz tarafından size ameliyattan sonraki birkaç gün  kullanılmak üzere ağrı kesici verilecektir. Bu ameliyat burun içinden yapıldığı için burun dışında herhangi bir şişlik olma ihtimali düşüktür. Ameliyattan çıktıktan sonra, ameliyata bağlı şişmeleri en aza indirmek ve kanama riskinizi  ve ağrılarınızı azaltmak  için, odanıza geçtiğiniz andan itibaren, hemşirenizin gösterdiği   şekilde, saat başlarında 10 dakika kadar süreyle burun ve gözler üstüne, beze sarılmış buz uygulaması yapılacaktır. Bu uygulamaya 48 saat kadar devam etmeniz önerilir. Ayrıca yine bu süre zarfında yarı oturur pozisyonda yatıp başınızın yüksekte olmasına dikkat ediniz.</em></li>
<li><em><strong>Sineşi (septum ile burnun kanlanması ve nemlenmesini sağlayan burun yan duvarlarında bulunan konka denen çıkıntılar arasındaki yapışma):</strong> Bu ameliyat sonrasında karşılaşılabilecek sorunların başında gelmektedir. Özellikle pansumanlara düzenli gelmeyenler ve burun içindeki biriken kabukların temizlenmesi için burun yıkama işlemini düzenli yapmayanlarda görülmektedir. Bu nedenle doktorunuzun kontrol önerilerine uymanız önemlidir. Sineşi durumunda hastada tekrar burun tıkanıklığı ortaya çıkmaktadır. Tedavisinde, yapışan kısımlar lokal anestezi altında açılarak septum ile konka arasında  tekrar yapışmayı önleyici özel maddeler konmaktadır. </em></li>
<li><em><strong>Septumda delik (perforasyon) oluşması:</strong> Ameliyat sonrasında septumdaki yetersiz iyileşme sonucu oluşmaktadır. Özellikle şeker hastalarında, sigara kullananlarda,</em> <em>burnuyla oynama alışkanlığı  olanlarda ve yanlış bir alışkanlık olarak devamlı burun açıcı sprey kullananlarda oluşma olasılığı daha yüksektir. Bu durum bazen kişide burunda ıslık sesi, horlama, burunda kabuklanma, kötü koku ve sık kanama şikayetlerine yol açabileceği gibi hiçbir sorun da yaratmayabilir. Tedavisi, deliği kapatıcı özel ameliyatlar veya protez uygulamaları şeklindedir. </em><strong> </strong></li>
<li><em><strong>Alerjik reaksiyonlar:</strong>  Ameliyatınız sırasında veya sonrasında doktorunuzun reçete ettiği ilaçlara ya da kullanılan dikişlere karşı bölgesel veya sistemik alerjik reaksiyonlar gelişebilir ve ek tedaviler gerektirebilir. Bunları önceden bilmek mümkün değildir. Bu nedenle ameliyatınız öncesinde, bildiğiniz alerjik reaksiyonlarınız varsa mutlaka doktorunuza belirtmeniz gerekmektedir.</em></li>
<li><strong>Anestezi:</strong> <em>Hem lokal hem de genel anestezi bazı riskler içerir. Bu tüm  cerrahi anestezi ve sedasyon işlemleri için geçerli bir ifadedir. Anestezi&#8217;ye bağlı riskler ve bilgilendirme ile ilgili anesteziyi uygulayacak Anestezi Uzmanı hekiminiz ile görüşmeniz önemlidir. </em></li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/deviasyon-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DEVİASYON AMELİYATI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/02/burun-ameliyati-deviasyon/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/02/burun-ameliyati-deviasyon/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 14:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[burun]]></category>
		<category><![CDATA[burun eğriliği]]></category>
		<category><![CDATA[burun estetiği]]></category>
		<category><![CDATA[deviasyon]]></category>
		<category><![CDATA[kret]]></category>
		<category><![CDATA[rinoplasti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[    Burnun orta bölmesini  oluşturan, kıkırdak ve kemikten oluşan yapıya septum denmektedir. Normalde düz veya düze yakın olması gerekirken, doğuştan veya sonradan oluşan darbelere bağlı septumda bazı eğrilikler (deviasyon) ve çıkıntılar (kret) olabilir. Septum, burnun bir tarafına veya iki tarafına da eğri olduğu durumda burun içindeki hava akımını değiştirmekte ve burun tıkanıklığına yol açabilmektedir.Septum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><a title="seotum-deviye.jpg" rel="attachment wp-att-70" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=70"></a></span><span><a title="seotum-deviye.jpg" rel="attachment wp-att-70" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=70"></a></span></p>
<div><span> </span></div>
<div><span> </span></div>
<div><span></span></div>
<p><span></p>
<p style="text-align: left;"><span>Burnun orta bölmesini  oluşturan, kıkırdak ve kemikten oluşan yapıya septum denmektedir. Normalde düz veya düze yakın olması gerekirken, doğuştan veya sonradan oluşan darbelere bağlı septumda bazı eğrilikler (deviasyon) ve çıkıntılar (kret) olabilir. Septum, burnun bir tarafına veya iki tarafına da eğri olduğu durumda burun içindeki hava akımını değiştirmekte ve burun tıkanıklığına yol açabilmektedir.Septum deviasyonu, burun içinin özel aletlerle muayenesiyle saptanabilir. </span></p>
<p> </p>
<p></span></p>
<p style="text-align: left;">
<div style="text-align: left;"><span></span></div>
<p><span> </p>
<p style="text-align: left;">Burun tıkanıklığı şikayetiyle başvuran bir hastada eğer sorun septumdaki eğrilik ve çıkıntılar ise, bunları gidermek için <span style="color: #339966;">Septoplasti ameliyatı</span> ya tek başına ya da hastanın burnundaki soruna ve hastanın beklentisine göre <span style="color: #339966;">Rinoplasti(burun estetiği)</span>  ile birlikte uygulanır.</p>
<p><span> </span><span>Artık günümüzde, cerrahi tekniklerin gelişimi sayesinde,  özel durumlar dışında (konka yani burun etine cerrahi girişim, vb. ek müdahalelerde olduğu gibi) hastaların ameliyat olmaya karar verme aşamasında genellikle en çok çekindikleri konu olan burun içi tamponu konulmamakta ya da hasta taburcu edilene kadar geçici ince tamponlar konulabilmektedir. Ayrıca hasta bu sayede 2-3 gün sonra işine dönebilmektedir. Ameliyat sonrasında ilk 15 gün burun içinde biriken kabuklar ve şişlikler nedeniyle burun tıkanıklığı şikayeti devam edebilmekte, düzenli burun lavajı ve pansumanlarla zamanla bu durum gerilemektedir. </span></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/02/burun-ameliyati-deviasyon/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENİZ ETİ AMELİYATI (ADENOİDEKTOMİ)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/02/geniz-eti-adenoid-ameliyati/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/02/geniz-eti-adenoid-ameliyati/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 14:32:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[adenoid]]></category>
		<category><![CDATA[adenoidektomi]]></category>
		<category><![CDATA[adenotonsillektomi]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti]]></category>
		<category><![CDATA[geniz eti ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta sıvı birikimi]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[seröz otit]]></category>
		<category><![CDATA[tonsil]]></category>
		<category><![CDATA[tonsillektomi]]></category>
		<category><![CDATA[uykuda nefes durması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[GENİZ ETİ (ADENOİD) NEDİR?    Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><strong><span style="color: #ff0000;">GENİZ ETİ (ADENOİD) NEDİR?</span></strong></span></p>
<p><span><strong><span style="color: #ff0000;"> </span></strong></span><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p>Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. <em> </em></p>
<div><strong><em><span style="color: #000000;"> </span></em></strong><span><strong><span style="color: #339966;"><span style="color: #ff0000;">GENİZ ETİ RAHATSIZLIKLARI NELERDİR?</span><a title="adenoid2.jpg" rel="attachment wp-att-72" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=72"></a></span></strong><span style="color: #ff0000;"> </span></span></div>
<div>
<div>
<p><span style="color: #000000;">Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır.  </span> </p>
<p><span style="color: #000000;">Geniz etinin en sık görülen rahatsızlığı, sık tekrar eden enfeksiyonlar ve bunlara bağlı olarak bu organların büyümesi ve bünyesinde mikrop barındırmasıdır. Bu büyüme burundan nefes alma ve konuşma fonksiyonlarını bozabilmekte, yetersiz burun solunumu ağızdan soluk alıp verme ve horlamaya yol açabilmekte, bu durumun uzun sürmesi ise gelişmede gerilik, ağız ve diş</span> <span style="color: #000000;">yapısında bozulma ve kulaklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve sıvı birikimine bağlı işitme kaybı ile sonuçlanabilmektedir.  </span><span style="color: #000000;"> </span></p>
</div>
<p>Geniz etinin en sık görülen rahatsızlığı, sık tekrar eden enfeksiyonlar ve bunlara bağlı olarak bu organların büyümesi ve bünyesinde mikrop barındırmasıdır. Bu büyüme burundan nefes alma ve konuşma fonksiyonlarını bozabilmekte, yetersiz burun solunumu ağızdan soluk alıp verme ve horlamaya yol açabilmekte, bu durumun uzun sürmesi ise gelişmede gerilik, ağız ve diş yapısında bozulma ve kulaklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar ve sıvı birikimine bağlı işitme kaybı ile sonuçlanabilmektedir.<em>  </em></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">GENİZ ETİ HASTALIKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?</span></strong></p>
<p>Geniz eti iltihaplanmasının yol açtığı öksürük, kulakta sıvı birikimi ve kulak  enfeksiyonları için öncelikle tıbbi tedavi uygulanmaktadır. Ancak birkaç kez tekrarlanmasına rağmen kulaktaki sıvının gerilememesi, ağzı açık uyuma-horlama şikayetlerinin devam etmesi geniz etinin alınmasını  gerektirebilir. Eğer çocuğunuzun geniz eti büyümüş ise burnundan nefes alması çoğu kez zorlaşmıştır. Diğer belirtiler ise şunlardır: Burun yerine ağızdan nefes alma, konuşurken burun tıkanıklığına bağlı seste değişme, gündüzleri hırıltılı nefes alma, tekrar eden kulak iltihapları, geceleri horlama ve geceleri horlama sırasında nefes almanın birkaç saniye duraklaması.<strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>AMELİYAT KARARI:</strong></span></p>
<p><em> </em>İlaç tedavisinden fayda görülmediğinde cerrahi olarak geniz etinin çıkartılması yöntemine başvurulmaktadır.  Geniz eti ameliyatı, çok düşük risklere sahip, çabuk iyileşme sağlayan basit ameliyatlardan biridir.  Yarık damaklı olan veya yarık damak ameliyatı olup damağı tamir edilen hastalarla gizli yarık damağı (submuköz yarık damak) olan kişilere geniz eti ameliyatı yapılmamalıdır.</p>
<p><em>*Bu yazının hazırlanmasında  Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı&#8217;nın Hasta Bilgilendirme  metninden yararlanılmıştır.</em></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/02/geniz-eti-adenoid-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

