<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.seciltotan.com &#187; DİĞER</title>
	<atom:link href="http://www.seciltotan.com/category/7-diger-konular/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.seciltotan.com</link>
	<description>Bu web sitesi KBB Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Seçil TOTAN tarafından hazırlanmaktadır.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Jan 2012 14:37:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İŞİTSEL İŞLEMLEME BOZUKLUĞU VE ÇOCUKLARIN OKUL BAŞARISINDAKİ ETKİSİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2012/01/isitsel-islemleme-bozuklugu-ve-cocuklarin-okul-basarisindaki-etkisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2012/01/isitsel-islemleme-bozuklugu-ve-cocuklarin-okul-basarisindaki-etkisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2012 08:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ADHD]]></category>
		<category><![CDATA[başarısız]]></category>
		<category><![CDATA[CAPD]]></category>
		<category><![CDATA[hiperaktif]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperaktivite]]></category>
		<category><![CDATA[İşitsel işlemleme bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kelime sağırlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Okul başarısızlığı]]></category>
		<category><![CDATA[tembel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=2044</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Oğlum çok zeki, evde yapbozları hiç bakmadan tıkır tıkır yapıyor, kitap okuduğumda sonrasında sorduğum sorulara doğru yanıtlar veriyor, ödevlerini evde hiç zorlanmadan yapıyor ama okulda derslerini hiç dinlemiyor, başarısız, çok hareketli, derste gürültü yapıp arkadaşlarını rahatsız ediyor diye habire öğretmeninden şikayet geliyor. Acaba bir pedagoga mı götürsem?&#8221;  Üstteki konuşmalara pek çoğumuz yabancı değiliz sanırım. Günümüzün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p lang="tr-TR"><em>&#8220;Oğlum çok zeki, evde yapbozları hiç bakmadan tıkır tıkır yapıyor, kitap okuduğumda sonrasında sorduğum sorulara doğru yanıtlar veriyor, ödevlerini evde hiç zorlanmadan yapıyor ama okulda derslerini hiç dinlemiyor, başarısız, çok hareketli, derste gürültü yapıp arkadaşlarını rahatsız ediyor diye habire öğretmeninden şikayet geliyor. Acaba bir pedagoga mı götürsem?&#8221;</em> </p>
<p lang="tr-TR">Üstteki konuşmalara pek çoğumuz yabancı değiliz sanırım. Günümüzün i-pod kullanan, internette girmedik delik bırakmayan, you-tube, facebook, twitter&#8217;in daha 5 yaşındayken ne olduğunu bilen süper zeki Baby TV çocukları, bizler ne kadar engellediğimizi iddia etsek de teknolojinin bu çılgıncasına hayatımızı kontrol eden gücüne kapılmış durumda! Hiçbirimiz 5-6 yaşlarındayken alfabenin A&#8217;sını bilmezken, 2000&#8242;li yılların çocukları tüm harfleri, 100&#8242;e kadar saymayı, kendi özdilinin yanısıra kısmen de olsa yabancı bir dil bilerek, hatta bazıları okuma yazmayı öğrenmiş olarak ilköğretime başlamakta ve bu yeni neslin hızına nasıl yetişeceğini bilemeyen sınıf öğretmenlerini hayretler içinde bırakmaktadırlar. </p>
<p lang="tr-TR"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/12/cpad.jpg"></a> </p>
<p> </p>
<p lang="tr-TR">İlköğretimde sınıf içindeki bu seviye farklılıkları, doğal olarak standart ve müfredata uygun bir eğitim vermeye çalışan eğitmenleri de zor durumda bırakmaktadır. Ancak zeka seviyesi ve/veya temel bilgisi diğerlerinden fazla olan, ders dinlerken zaten 1-2 yıldır çok iyi bildiği bazı konuları dinlemekten sıkılan öğrenciler yanındaki-etrafındaki arkadaşlarına sarmakta ve yaramaz, sınıfın düzenini bozan çocuk damgası yemektedirler. </p>
<p lang="en">Bir de günümüzde giderek artan ihtiyaçların (kredi kartı borçları, ödev ve projeler için evde bilgisayar olması gerekliliği, çocukların her biri ayrı bir masraf ve efor gerektiren kurstan kursa koşturması, vb.) yarattığı maddi yük nedeniyle babanın yanısıra özellikle anneleri de çalışmak zorunda kalan, bakıcı abla/teyzelerle sadece iyi (?) bakılarak, oyun oynanmadan, &#8220;şunu ye, onu elleme, vb.&#8221; emirler dışında iletişim kurulmayan ortamda tek eğlencesi televizyonla başbaşa büyüyen 2000&#8242;li yılların şanssız çocukları, acaba okulda gerçekten zekalarını ve gerçek kapasitelerini gösterebiliyorlar mı dersiniz? </p>
<p lang="en">Siz ve çocuğunuz bu karmaşa içinde koşturur, elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken &#8220;bu çocuk başarısız&#8221; denmesi insana ne kadar ağır geliyor. Başarısız ama neye göre, kime göre başarısız? Bu çocuk yeterince zeki değil de mi derslerini anlamıyor, yoksa yeterince zeki ama dersleri anlamasına engel bir sorun mu var? İşte size bu yazıda yaklaşık 10 yıl önce tanımlanan ve son zamanlarda özellikle Amerika&#8217;da okul çocuklarının başarısında giderek daha çok üzerinde durulan bir konu olan <strong>CAPD (Central Auditory Processing Disorder)</strong> yani <strong>Santral İşitsel İşlemleme Bozukluğu</strong>&#8216;ndan (<strong>SİİB, </strong>yeni adıyla<strong> İİB</strong>) bahsetmek istiyorum. </p>
<p lang="en"><strong>İİB</strong>, okul çocuklarının yaklaşık %5&#8242; ni etkileyen, işitme ve zeka normal olmasına rağmen, işitme yoluyla alınan bilgilerin işleme fonksiyonunda bozukluk şeklinde tanımlanan kompleks bir sorundur. Bu çocuklar ses yüksekliği yeterli ve anlaşılır kelimelere özellikle kalabalık ve gürültülü ortamlarda maruz kaldıklarında, kendilerine birşeyler söylendiğini anlamakta, ancak bu söylenenleri yanlış anlamlandırmaktadırlar. Örnek verecek olursa, &#8220;Bana sandal ve küreğin ortak özelliklerinden bahseder misin?&#8221; dendiğinde bunu &#8220;Bana mandal ve tüfeğin ortak özelliklerinden bahseder misin?&#8221; olarak algılamakta ve doğal olarak iki kelime arasında ilişki kuramadığı için bu soruyu yanıtlayamamakta ve öğretmeni tarafından başarısız kabul edilmektedir. <strong>İİB</strong> bu nedenle basitçe<strong> &#8220;Kelime Sağırlığı&#8221;</strong>olarak da adlandırılmaktadır. <sup>(1)</sup> </p>
<p lang="en">Nedeni genellikle bilinmemekle birlikte, erken yaşlarda geçirilen kronik orta kulak iltihaplarına bağlı iletim tipi işitme kayıpları, işitsel sistemin nöronal matürasyonunu geciktirmesi nedeniyle bu tür müzmin kulak sorunları olan çocukları <strong>İİB</strong> açısından yüksek risk grubuna sokmaktadır. <sup>(2) </sup>Bunun dışında bazı bilinen nedenler prematürite ve düşük doğum ağırlığı, ailede <strong>İİB</strong> öyküsü varlığı, kafa travması, santral işitme yollarının hastalıkları, kurşun ya da karbonmonoksit zehirlenmesi, Landau-Kleffner sendromu (genellikle 3-7 yaş arasındaki, o yaşa kadar normal gelişim göstermiş çocuklarda, ortada görünen herhangi bir sebep olmaksızın söylenen şeyleri anlamakta sorun yaşanmaya başlanması ve epileptik nöbetlerle karakterize bir sendrom), epilepsi, metabolik hastalıklar, serebrovasküler hastalıklar, Lyme Hastalığı (bir cins kenenin ısırması ile bulaşan bakteriyel bir enfeksiyon) ve yaygın gelişim bozukluğudur. <sup>(2)</sup> </p>
<p lang="tr-TR"> <strong>SİİB&#8217;NİN BULGULARI NELERDİR?</strong> </p>
<p>Bu çocukların tipik olarak zeka ya da işitme sorunu bulunmamaktadır. Çocuğunuzda ya da öğrencinizde İİB olup olmadığını öğrenmek için öncelikle şu sorulara yanıt aramalısınız:<sup>(1 , 3)</sup> </p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR">Sözel uyarılara dikkat ediyor ve söylenenleri hatırlıyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Çok basamaklı yönergeleri tamamlamakta zorlanıyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Hızlı konuşmaları anlamakta zorlanıyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Kompleks sözel uyaranlarda devamlı &#8220;hı?&#8221;, &#8220;ne?&#8221;, &#8220;anlamadım&#8221; vb. deyip, söylenenleri tekrarlatıyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Dinleme becerisi zayıf mı? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Bilgiyi işlemesi için diğerlerine oranla daha çok zamana mı ihtiyaç duyuyor? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Akademik başarısı düşük mü? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Davranış problemleri var mı? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Dil gelişiminde sorun var mı? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Okuma, kavrama, heceleme ve kelime dağarcığında yetersizlik var mı? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Ani ve yüksek gürültüler dikkatini kolayca dağıtır mı? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Gürültülü ortamlar onu mutsuz eder mi? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Daha sessiz ortamlarda davranış ve becerileri olumlu yönde değişiyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Sözel matematik sorularında zorlanıyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Dezorganize ve pek çok şeyi unutuyor mu? </p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Konuşmaları takip etmekte zorlanıyor mu? </p>
</li>
</ul>
<p lang="en">Yukarıdaki soruların en az 3&#8242;üne evet diyorsanız, o zaman çocuğunuzda İİB olup olmadığının değerlendirilmesi için bir uzmana başvurmalısınız. </p>
<p lang="en">Yapılan bilimsel çalışmalarda İİB riski altında bulunan çocukların sorunlarının okula başladıkları anda değil, çok daha erken ortaya çıktığı, erken çocukluk işitsel dikkat ve öğrenme bozukluklarına sebep olduğu, okul çağında ise özellikle öğretmeni işitme yoluyla dinleyerek bilgi alma dönemlerinde belirginleştiği saptanmıştır.<sup>(4)</sup> </p>
<p lang="en">Adolesanlarda, akademik zorlukların temelinde erken tanı konulup önlem alınmamış İİB&#8217;nin yattığı düşünülmektedir.<sup>(5) </sup>Bu nedenle okul idarecileri, öğretmenler, rehberlik öğretmenlerinin çok yeni bir kavram olan İİB hakkında bilgilendirilmesi, bu çocukların ilerideki yaşam ve iş başarılarının olumlu anlamda değişmesini sağlayacaktır. </p>
<p lang="en"><strong>TANI NASIL KONULUR?</strong> </p>
<p lang="en">İşitme yolllarındaki nöronal matürasyon daha henüz tam olarak gelişmediği için İİB tanısı 6 yaşını tamamlamadan ve daha öncesinde konamaz. Çocukta konuşma ve dil gelişiminde gerilik varsa o zaman diğer olası tanılar araştırılır. </p>
<p lang="en">Öncelikle çocuğun müzmin orta kulak iltihabı, kronik seröz otit vb. bir orta kulak sorunu olup olmadığının anlaşılması için ayrıntılı KBB muayenesi yapılması gerekir. Özellikle İİB ve tekrarlayan orta kulak iltihabı/seröz otit arasında direkt bir ilişki olup olmadığına yönelik bilimsel araştırmalar devam etmektedir. Bazı çalışmalara göre bu ilişki ispatlanmışken bazıları bunu reddetmektedir. Tüm yayınlar incelendiğinde, orta kulak sorunlarının direkt olarak değil, ancak buna bağlı gelişen dönemsel işitme kayıplarının algıda kesintilere yol açmasına bağlı İİB&#8217;ye yol açtığı düşünülmektedir.<sup>(6) </sup> </p>
<p lang="en">Muayenesi normal olan çocuklarda, yaş gruplarına göre bazı testlere geçilir. Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından odyolog/odyometriste yönlendirilen çocuklarda, yaş grubuna bakılmaksızın timpanometri, akustik refleks testleri, çocuk 7 yaş ve üstünde ise saf ses odyometri, daha küçük ise oyun odyometrisi yapılır. Bunlar normal ise BERA (sesli uyarana işitme sinirinden beyindeki işitme merkezine kadar tüm geçiş yollarındaki tepkileri araştıran, objektif bir test) yapılmalı ve çocuğun işitmesinin normal olduğu ispat edilmelidir. </p>
<p lang="en">Eğer bu aşamaya kadar olan tüm testler normal ve çocukta konuşma ve dil gelişim bozukluğu düşünülüyorsa, çocuk 7 yaş altındaysa bir konuşma patoloğuna yönlendirilip bu açıdan değerlendirilmesi ve soruna yönelik konuşma egzersizlerine başlanması gerekir. Çocuk 6 yaşını tamamladıktan sonra, hala İİB ihtimali varsa o zaman uygun testlere geçilir. </p>
<p lang="en"> Çocuk 7 yaş üstünde ise İİB tanısı için bazı özel davranışsal testler (SCAN, Monaural konuşma testleri, Dikotik konuşma testleri, Staggered Spondaic Word-SSW testi <sup>(4)</sup>, vb.) yapılması gerekir. Bu testlerle işitsel matürasyon, dilin beyindeki dominant hemisferinin saptanması, nörolojik tabanlı dil/öğrenme bozuklukları tanımlanabilir. <sup>(2)</sup> </p>
<p lang="en"> Nisan 2000&#8242;de Dallas&#8217;ta Texas Üniversitesi&#8217;nde yapılan Bruton Konferansında, 14 bilim adamı İİB tanısı için uygulanacak test tipleri<sup> </sup>üzerinde ortak görüş birliğine varmış ve bu kriterler yayınlanmıştır. Ayrıca, &#8220;Santral İşitsel İşlemleme Bozukluğu&#8221;nun, belli bir anatomik bölgenin işaret edilmesinin doğru olmayacağından yola çıkılarak, <strong>İşitsel İşlemleme Bozukluğu (İİB)</strong> olarak tanımlanmasının daha anlamlı olacağına karar verilmiştir.<sup>(6)</sup> </p>
<p lang="en">Yetişkinlerdeki santral işitsel işlemleme bozukluğunu ölçen SSW testi, F. Akdaş tarafından Türkçe&#8217;ye adapte edilmiş ve Şaşırtmacalı Kelime Testi (ŞKT) olarak adlandırılmıştır.<sup>(4) </sup>Türkiye&#8217;de 2002 yılında F. Yalçınkaya ve E. Belgin tarafından yapılan bir bilimsel çalışmada, konuşma ve dil problemi olmayan 32 çocukla konuşma ve dil problemi olan 32 çocuğa (yaş aralıkları 83-153 ay) ŞKT<sup> </sup>uygulanmış ve ilk gruptaki çocukların ŞKT performansları normal değerler arasında bulunurken, konuşma ve dil problemi olan gruptaki 32 çocuktan 19&#8242;nun ŞKT performansları normal, 13 çocuğun ise anormal bulunmuştur. Bu çocuklardan 5&#8242;inin ŞKT bulguları İİB kategorisinde saptanmıştır.<sup>(4)</sup> </p>
<p lang="en"><strong>AYIRICI TANI:</strong> </p>
<p>İİB tanısı aslında, pek çok çocuk gelişim bozukluğuyla ortak bulgular içerdiği için komplikedir. Örneğin ADHD (Attention Deficit/Hyperactivity Disorder-Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), izole konuşma geriliği, okuma ve öğrenme yetersizliği, otizm ve benzeri bozukluklar ve entellektüel fonksiyon azlığı vb. <sup>(2) </sup>Özellikle pek çok İİB&#8217;li çocuk yanlışlıkla Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alır, çünkü bulguları çok benzerdir. İkisi arasındaki farkları şöyle özetleyebiliriz:<sup>(2)</sup></p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="4" width="640" bordercolor="#000000">
<colgroup span="1">
<col span="1" width="311"></col>
<col span="1" width="311"></col>
</colgroup>
<thead>
<tr valign="top">
<td width="311"><strong><em>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu</em></strong></td>
<th width="311">
<p lang="tr-TR"><em><strong>İİB</strong></em> </p>
</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Savruk, özensiz </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Gürültülü ortamda duymada zorluktan kaynaklanan özensizlik </p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Dikkati dağınık </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Sözel uyaranları takip etmekte güçlük ve buna bağlı dikkat dağınıklığı </p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Hiperaktif </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Dinleme becerilerinde zayıflığa bağlı derse/konuşulanlara odaklanamama, sıkılıp etraftaki arkadaşlarına sarma </p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Yerinde rahat duramaz </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Akademik yetersizlikleri nedeniyle ders dışı şeylerle uğraşır. </p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Aceleci </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">İşitsel uyaranların algılanamamasına bağlı çağrışım etkisinde zayıflık, bu nedenle yarım yamalak cevaplar verme </p>
</td>
</tr>
<tr valign="top">
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Sözünü kesme veya müdahil olma </p>
</td>
<td width="311">
<p lang="tr-TR">Dikkat dağınıklığına bağlı karşısındakinin cümlesinin bittiğini fark etmeden söze başlama </p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu iki durumu birbirinden net olarak ayırt etmek gerekir, çünkü ADHD ilaçlarla tedavi edilmekteyken, İİB&#8217;nin tedavisinde ilacın yeri yoktur. </p>
<p lang="en"><strong>İİB TANISI ALMIŞ ÇOCUKLARDA EVDE VE OKULDA PROBLEM YARATAN FAKTÖRLER NELERDİR? </strong><sup>(3)</sup>  </p>
<ol>
<li><strong>İşitsel alan bazlı problemler: </strong>Ortam gürültülü ise çocuk dikkatini veremez.</li>
<li><strong>İşitsel hafıza sorunları:</strong> Yönerge, liste veya çalışma materyalleri sadece sözel olarak verildiğinde bunları hatırlamada zorlanır.</li>
<li><strong>İşitsel ayrımlama problemleri:</strong> Benzer seslere sahip kelimeleri duyduğunda ayırt edemez. (bot/kot gibi) Bu nedenle de duyduğunu yazma, yönergeleri yerine getirmede başarısız olur.</li>
<li><strong>İşitsel dikkat sorunu:</strong> Okulda uzun süren bir dersi ya da konferansı dinleme esnasında dikkatini uzun süreli odaklayamaz ve bu nedenle de sonrasında bu konuyla ilgili verilen görevi yerine getiremez.</li>
<li><strong>İşitsel bağıntı sorunu:</strong> Yüksek seviyeli dinleme gerektiren görevlerde (okunan metinden sonuçlar çıkarma, bilmeceleri çözme, sözel matematik problemlerini idrak etme vb.) zorlanır. Bu sorun, ancak üstteki 4 sorun çözüldükten sonra düzelebilmektedir.</li>
</ol>
<p lang="en"><strong>BU ÇOCUKLARA NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?</strong> </p>
<p lang="en">İİB tanısı ve tedavisi için halen pek çok araştırma ve incelemeler devam etmekte ise de, ilk basamak olarak bu çocuklara sözel uyaranları, bunları daha rahat anlayabilecekleri şekilde ulaştırabilirsek pek çok sorunun da üstesinden gelebiliriz. <sup>(3) </sup>Altta yatan belli bir patoloji yoksa, çocuğun yaşı büyüdükçe nöronal olgunlaşmanın da gelişmesi ile, İİB&#8217;nin ortadan kalkabileceği görülmüştür. Bu süre zarfında, çocuğun okul başarısını yüksek tutabilmek adına aşağıda sayılan önlemler alınabilir:  </p>
<ul>
<li>
<p lang="en">İİB&#8217;li çocukların bulunduğu ortam gürültüsünü azaltmalıyız. Örneğin ders çalışırken televizyon açık olmamalı, olabildiğince kendine ait bir odada sessiz bir ortamda ders çalışmalı. Sınıfta da öğretmen ders sırasında olabildiğince gürültü ve karmaşaya engel olmalı. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Siz (aile ya da öğretmen) konuşurken çocuğun yüzünüze bakmasını sağlamalısınız. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Basit, kısa, vurgulu cümleler kurmalısınız. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Yavaş, hafif yüksek bir tonda, bağırmadan, tane tane konuşmalısınız. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Çocuğa bir yönerge verdiğinizde, verdiğiniz görevi size tekrar etmesini isteyiniz, hatta bu görev tamamlanana kadar sesli olarak bu yönergeleri tekrarlamasını söyleyiniz. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">İleri bir saat ya da tarih için verilen görevlerin &#8220;akıl defteri&#8221;ne yazılması sağlanmalı. Evde saatlere paylaştırılmış bir rutin oluşturup işlerini buna göre organize etmesi öğretilmeli. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Okulda öğretmenler bu çocukları sınıfın ön sıralarına, yüzleri pencereyi görmeyecek şekilde oturtmalı, dersi ara ara (özellikle vurgulanması gereken noktalarda mutlaka) yüzlerine bakarak anlatmalıdırlar. Çocuğun verilen görevleri not defterine kısa notlar halinde yazdığından emin olunmalı, eksikleri tamamlanmalı, hatta imkan varsa bir ses kayıt cihazına bu yönergeler okunarak çocuk eve o cihazla gönderilmelidir. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">İmkan varsa, bu çocuklara FM sistemi denilen sistemlerle, öğretmen mikrofona konuşacak şekilde kulaklıkla ders dinlettirilmelidir. </p>
</li>
<li>
<p lang="en">Dil geliştirme becerileri, işitsel hafıza güçlendirme egzersizleri, işitsel entegrasyon eğitimi ile bu çocukların okul başarıları arttırılabilir. </p>
</li>
</ul>
<p lang="en"> <strong>KAYNAKLAR:</strong> </p>
<ol>
<li>NIDCD- National Institude on Deafness and Other Communication Disorders, &#8220;Auditory Processing Disorder in Children&#8221;, <em>http://www.nidcd.nih.gov/health/voice/auditory.htm</em></li>
<li>Yalçınkaya F, Keith R. &#8220;Understanding auditory processing disorders in children&#8221;. <em>Turk J Pediatr 2008; 50: 101-105.</em></li>
<li>KidsHealth from Nemours, <em>http://kidshealth.org/parent/medical/ears/central_auditory.html</em></li>
<li>Yalçınkaya F, Belgin E. Konuşma ve lisan problemi olan ve olmayan çocukların uyarlanmış şaşırtmacalı kelime testi ile santral işitsel işlemleme performanslarının incelenmesi. <em>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2002; 46: 195-202</em></li>
<li>Heine C, Slone M. The Impact of Mild Central Auditory Processing Disorder on School Performance During Adolescence. <em>Journal of School Health July 2008; Vol. 78, No:7, 405-407</em></li>
<li>Chermak G.D. Deciphering auditory processing disorders in children. <em>Otolaryngologic Clinics of North America 2002; 35, 733-749</em> </li>
</ol>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span> </p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="en">  </p>
<p lang="tr-TR">  </p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2012/01/isitsel-islemleme-bozuklugu-ve-cocuklarin-okul-basarisindaki-etkisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KREŞ VE ANAOKULUNA GİDEN ÇOCUKLARDA KULAK BURUN BOĞAZ SORUNLARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2012/01/kres-ve-anaokuluna-giden-cocuklarda-kulak-burun-bogaz-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2012/01/kres-ve-anaokuluna-giden-cocuklarda-kulak-burun-bogaz-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 10:29:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[allerji]]></category>
		<category><![CDATA[anaokulu]]></category>
		<category><![CDATA[kreş]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[sık hastalanma]]></category>
		<category><![CDATA[üst solunum yolu enfeksiyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[    2000 yılında Amerika&#8217;da yaklaşık 20 milyon okul öncesi yaş grubunda yapılan bir araştırmada, çocukların %21&#8242;inin anneanne-babaanne tarafından bakıldığı, %17&#8242;sinin anneleri işteyken babaları tarafından bakıldığı, %12&#8242;sinin kreş-anaokuluna gittiği, %9&#8242;unun başka bir akrabası tarafından bakıldığı, %7&#8242;sine bakıcının baktığı saptanmış. Okul öncesi yaş grubunun 1/3&#8242;ünden fazlasının ise anne tarafından bakılmakta olduğu görülmüş. Kreş-anaokuluna giden çocukların bulaşıcı hastalıklara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="kindergarten-kids.jpg" rel="attachment wp-att-103" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=103"></a></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p> </p>
<p>2000 yılında Amerika&#8217;da yaklaşık 20 milyon okul öncesi yaş grubunda yapılan bir araştırmada, çocukların %21&#8242;inin anneanne-babaanne tarafından bakıldığı, %17&#8242;sinin anneleri işteyken babaları tarafından bakıldığı, %12&#8242;sinin kreş-anaokuluna gittiği, %9&#8242;unun başka bir akrabası tarafından bakıldığı, %7&#8242;sine bakıcının baktığı saptanmış. Okul öncesi yaş grubunun 1/3&#8242;ünden fazlasının ise anne tarafından bakılmakta olduğu görülmüş.</p>
<p><strong>Kreş-anaokuluna giden çocukların bulaşıcı hastalıklara maruz kalma riski ne kadardır?<br />
</strong><br />
Ulusal Tıbbi Kütüphane ve Sağlık Enstitüsü olan <em>Medline&#8217;</em> da bildirildiği üzere<em>,</em> kreş ve anaokuluna giden çocuklar, hasta olması muhtemel diğer çocuklarla sık temas ediyor olmaları nedeniyle daha sık hastalanabilmektedir.</p>
<p>Bu çocuklarda viral üst solunum yolu enfeksiyonu, nezle, kulak iltihabı ve ishal geçirme riski, bu nedenle artmıştır. Bazı çalışmalar astımın bu tür ortamlarda tetiklendiğini belirtmekle birlikte, diğer bazı çalışmalarda ise bu tip okullarda çeşitli mikroplara maruz kalmaya bağlı çocuğun bağışıklık sisteminin geliştiği vurgulanmaktadır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda her çocuğun yılda ortalama 8-10 kere soğuk algınlığı geçirdiği, hastalığın 10-14 gün sürdüğü ve özellikle de çocukların kış aylarında daha çok hastalandığı saptanmıştır. Bu hesaba göre bir çocuk her biri 2 hafta sürecek şekilde Mart-Eylül arası dönemde 2 kez, Eylül-Mart arası dönemde 8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirse, kış ayının yarısından fazlasını hasta olarak geçirecek demektir.</p>
<p>Kreş-anaokuluna giden çocuklar ise yılda 3-10 kez orta kulak iltihabı geçirebilmektedir. Bu durum evde bakılan çocukların geçirdiğinin neredeyse 4 katıdır.</p>
<p><strong>Ne gibi durumlarda kreş-anaokuluna giden çocukları bir süre okula göndermemek gerekir?</strong></p>
<table style="width: 372px; height: 129px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="372">
<tbody>
<tr>
<td valign="middle">
<ul>
<li>Eğer çocuğunuzun koltukaltından ölçülen ateşi 37.5 C&#8217;un, kulaktan ölçülen ateşi 38 C&#8217; nin üzerinde ise okula göndermeyiniz. Çocuğunuz kendini iyi hissediyor olsa bile, ateş bulaşıcı bir hastalığın ilk bulgusu olabilir.</li>
<li>Okuldaki diğer çocuklarda suçiçeği, kızamık vb. bilinen bir bulaşıcı hastalık ortaya çıkmışsa en az 10 gün kadar çocuğunuzu okula göndermeyiniz.</li>
<li>Herhangi bir hastalık nedeniyle antibiyotik başlanmışsa, ilacın etkin doza ulaşacağı ilk 1-2 gün okula göndermeyiniz.</li>
<li>Çocuğunuz kusuyor ya da ishalse çocuğunuzu diğer çocuklardan uzak tutmak gerekir.</li>
</ul>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Kreş-anaokuluna giden çocukları hastalıklardan korumak mümkün müdür? </strong><br />
Kısaca hayır! Hastalıklara yakalanma riskini azaltmak için alınabilecek önlemler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Çocuğunuza yemekten önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerini yıkamasını öğretebilirsiniz.</li>
<li>Enfeksiyonların en çok, çocukların ellerini ve kirli oyuncakları ağzına sokması ile yayıldığı saptanmış olduğundan, okulun bu tür materyalleri dezenfekte etme metodlarını ve sıklığını denetleyebilirsiniz.</li>
<li>Çocuğunuz okula başlamadan önce rutin bir muayeneden geçirebilirsiniz. Bu sayede bademciklerinin ve genizetinin büyük olup olmadığını, geçirmesi muhtemel enfeksiyonlarla bu dokuların daha da büyüyüp nefes yolunu tıkama riskinin olup olmadığını, kulaklarında sıvı birikimi olup olmadığını, boğaz kültürüyle beta hemolitik streptokok taşıyıcılığı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.</li>
<li>Allerjik bünyeli çocuklarda öğretmenlerini uyararak özellikle allerjik gıdaların (çilek, fıstık ezmesi vb. ) verilmesini önleyebilirsiniz. </li>
</ul>
<p><strong>Günümüzün ekonomik şartlarında, çalışan anne sayısının da artışıyla kreş ve anaokullar pek çok aile için zorunluluk haline gelmiştir. Bu nedenle çok sık hastalanıyor diye çocuğunuzu kreşten almak yerine sağlık durumunu sık sık takip ederek normalden fazla sayıda hastalık geçirmesini önleyebilirsiniz. </strong></p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.<strong> </strong><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\' type=\\\\'text/javascript\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script><br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
          var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2012/01/kres-ve-anaokuluna-giden-cocuklarda-kulak-burun-bogaz-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haberler&#8230;.</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/08/haberler/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/08/haberler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Aug 2011 09:11:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=2692</guid>
		<description><![CDATA[  www. kadingozu.com web sitesinde ilginç yazılar yazmaya başladım&#8230;   *********************************************************************************** Yeni uzmantv videolarım için http://www.uzmantv.com/arama?expert=1347&#38;sort=vcd&#38;p=2 adresini tıklayabilirsiniz&#8230;..Konu: Yetişkinlerde kulak ağrısı *********************************************************************************** Bebeğim ve Biz Dergisi Ekim Sayısı için Çocuk Hast.  Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu ile birlikte  &#8220;Çocuklarda Kış Hastalıkları&#8221; kitapçığı hazırladık. Ateş nasıl ölçülür, kışın ne gibi hastalıklar görülür ve bulguları nelerdir, evde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><a href="www. kadingozu.com " target="_blank">www. kadingozu.com </a>web sitesinde ilginç yazılar yazmaya başladım&#8230;</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2717" title="kadingozu web sayfasi" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2011/08/kadingozu-web-sayfasi-300x165.jpg" alt="" width="300" height="165" /></p>
<blockquote><p> </p>
<p>***********************************************************************************</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2721" title="uzmantv logo" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2011/08/uzmantv-logo-300x75.jpg" alt="" width="180" height="45" />Yeni uzmantv videolarım için <a href="http://www.uzmantv.com/arama?expert=1347&amp;sort=vcd&amp;p=2">http://www.uzmantv.com/arama?expert=1347&amp;sort=vcd&amp;p=2</a> adresini tıklayabilirsiniz&#8230;..Konu: Yetişkinlerde kulak ağrısı</p>
<p>***********************************************************************************</p>
<p>Bebeğim ve Biz Dergisi Ekim Sayısı için Çocuk Hast.  Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu ile birlikte  &#8220;Çocuklarda Kış Hastalıkları&#8221; kitapçığı hazırladık. Ateş nasıl ölçülür, kışın ne gibi hastalıklar görülür ve bulguları nelerdir, evde ne yapılabilir, hangi durumda doktora başvurmak gerekir gibi pek çok faydalı bilgiler içermekte&#8230;Şuı anda bayilerde&#8230;.</p></blockquote>
<p style="text-align: center;"><img class="alignleft size-medium wp-image-2715" title="ekim2011bebegimvebiz" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2011/08/ekim2011bebegimvebiz-217x300.jpg" alt="" width="217" height="300" /><img class="size-medium wp-image-2718 aligncenter" title="ekim2011bebegimvebizkitapcik" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2011/08/ekim2011bebegimvebizkitapcik-300x254.jpg" alt="" width="300" height="254" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/08/haberler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KESİLMEYEN ÖKSÜRÜK</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/03/kesilmeyen-oksuruk/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/03/kesilmeyen-oksuruk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Mar 2011 09:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[astım]]></category>
		<category><![CDATA[bitmeyen öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz temizleme]]></category>
		<category><![CDATA[geniz akıntısı]]></category>
		<category><![CDATA[gıcık öksürüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kesilmeyen öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük ne zaman geçer]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük şurubu]]></category>
		<category><![CDATA[reflü]]></category>
		<category><![CDATA[sigaraya bağlı öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[sinüzit]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon ilacına bağlı öksürük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1715</guid>
		<description><![CDATA[Bir türlü kesilmeyen öksürük şikayetiyle başvuran hasta doktor için tam bir muammadır. Halkın % 40&#8242;ında görülen bu şikayet, belli bir nedene bağlı olabileceği gibi, ayrıntılı muayene ve tüm tetkiklere rağmen tanı konamayan öksürük tipleri de mevcuttur. Bu durumda tedaviden tanıya gidilmeye çalışılmaktadır. Geleneksel olarak, ses kutusu (larinks) ve üstündeki, üst solunum yolu adı verilen saha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir türlü kesilmeyen öksürük şikayetiyle başvuran hasta doktor için tam bir muammadır. Halkın % 40&#8242;ında görülen bu şikayet, belli bir nedene bağlı olabileceği gibi, ayrıntılı muayene ve tüm tetkiklere rağmen tanı konamayan öksürük tipleri de mevcuttur. Bu durumda tedaviden tanıya gidilmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Geleneksel olarak, ses kutusu (larinks) ve üstündeki, üst solunum yolu adı verilen saha Kulak Burun Boğaz uzmanlarının ilgi alanına girmekteyken, larinksten itibaren aşağıya inen alt solunum yollarını içeren saha ise Göğüs Hastalıkları uzmanlarını ilgilendirmektedir. Ancak bu şekilde tanı konulamayan ve uzun süren öksürüklerde iki branşın beraber çalışıp sonuca ulaşması en doğrusudur.</p>
<p>Öksürük refleksi, solunum yolundaki fazla salgının ve hava yoluyla giren materyallerin atılması için vücudun yarattığı normal bir koruyucu reflekstir. Öksürük 8 haftadan uzun sürdüğü zaman &#8220;kronik(müzmin) öksürük&#8221; adını alır.</p>
<p>Kronik öksürüğe yol açabilen üst ve alt solunum yollarına ait pek çok patoloji bulunmaktadır. Kişinin öyküsü sorgulandığında sigara tüketimi gibi bir neden ile hipertansiyonu olanlarda tansiyon düşürücü olarak verilen ACE inhibitörü içeren ilaçların yan etkisi olarak öksürük olduğu daha baştan saptanabilir. Öyküsünde bu 2 faktör yok, kişi sağlıklı, akciğer filmi normal ise doktor için zor kısım başlamış demektir. Acaba bu kişi neden bu kadar öksürüyor???</p>
<p>Bu tür hastalarda &#8220;kronik öksürüğün bermuda üçgeni&#8221; adı verilen 3 ana neden akla gelmelidir:<span id="more-1715"></span></p>
<ol>
<li>Üst havayolu öksürük sendromu (ÜÖS) (eskiden geniz akıntısına bağlı öksürük sendromu olarak adlandırılırdı.)</li>
<li>Astım</li>
<li>Reflü (özellikle ses teli reflüsü olarak basitleştirilebilecek Laringofaringeal reflü=LFR)</li>
</ol>
<p>Aslında son zamanlarda eklenen 4. bir neden daha vardır: Nonastmatik esozinofilik bronşit (NAEB)</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Üst havayolu öksürük sendromu (ÜÖS):</span></strong></span></li>
</ul>
<p>Kronik öksürüğün %87&#8242;sinin nedenidir. ÜÖS, burun ve/veya sinüslerden genize akan salgıların kişide yarattığı sık boğaz temizleme ve öksürük ile gider. Hastaların %20&#8242;si bu akıntının farkında değildir. Muayenede geniz veya boğaz bölgesinde koyulaşmış salgı görülmesi ve farinkste kaldırım taşı görüntüsü (kronik farenjit) saptanır.</p>
<p>Geniz akıntısına yol açabilen nedenler şunlardır: (ayrıntılı bilgi için<a title="GENİZ AKINTISI" href="http://www.seciltotan.com/2008/02/geniz-akintisi/" target="_blank"> tıklayınız</a>!)</p>
<ol>
<li>Sinüzit</li>
<li>Alerjik rinit</li>
<li>Non-alerjik rinit</li>
<li>Mesleksel rinit</li>
<li>Enfeksiyon sonrası akıntı</li>
<li>Anatomik bozukluklara bağlı geniz akıntısı</li>
<li>Kimyasal irritanlara bağlı geniz akıntısı</li>
<li>Rinitis medikomentoza (burun damlası bağımlılığı)</li>
<li>Hamileliğe bağlı geniz akıntısı</li>
<li>Vazomotor rinit</li>
</ol>
<p>Tedavisinde belli bir neden saptanmışsa (sinüzit, alerji vb.) antibiyotik, antihistaminik, dekonjestan ilaçlar verilebilir. Neden saptanamayan ancak geniz akıntısı olduğu muayene ile görülen kişilerde 2 hafta süreyle özellikle yeni çıkanlardan çok ilk kuşak antihistaminiklerden deksbromfeniramin + dekonjestan (psödoefedrin) içeren ilaçlar kullanmalıdır (ancak kişide glokom, prostat hipertrofisi veya hipertansiyon, ritm bozukluğu, epilepsi olmaması gerekir!).</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Astım:</span></strong></span></li>
</ul>
<p>Havayolu obstrüksiyonu + havayolunun aşırı duyarlılığı olarak tanımlanabilen astımda, nefes darlığı, ötme ve öksürük görülmektedir. Tanısı ve tedavisi Göğüs Hastalıkları uzmanlığına girer.</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Reflü:</span></strong></span></li>
</ul>
<p>Kronik öksürüğü olan ve net tanı konamayan kişilerde, tedaviden tanıya gitme yöntemi ile ÜÖS, astım ve NAEB tedavileri yapılmış, ancak başarı sağlanamamışsa, tanı %92 reflüdür.</p>
<p>Reflü kaynaklı öksürükte 2 mekanizma bulunmaktadır: 1. Mideden yemek borusuna kaçan asitin alt solunum yollarıyla ortak sinir olan Vagus sinirini uyararak öksürüğe yol açması (Gastroözofageal reflü=GÖRS), 2. Yemek borusu içeriğinin mikroskopik boyutta da olsa soluk borusuna kaçmasına bağlı koruyucu refleks yaratması (Laringofaringeal reflü=LFR)</p>
<p>LFR&#8217;de, GÖRS&#8217;ün aksine göğüste yanma, yatar pozisyonda ağıza acı su gelmesi vb. yoktur. LFR, kronik öksürüğü olanların %75&#8242;inde görülmektedir. Kişide sık boğaz temizleme, seste kalınlaşma ve boğazda yabancı cisim hissi olur. Tedavisinde, diyet (ayrıntılı bilgi için <a title="REFLÜ" href="http://www.seciltotan.com/2008/02/reflu-nedir/" target="_blank">tıklayınız</a>!) ve günlük hayatın düzenlenmesi başta olmak üzere, 2. hafta sonunda kişinin şikayetlerinde azalma görülse de minimum 6-8 hafta günde 2 kez proton pompa inhibitörü ve prokinetik ilaçların kullanımı önerilmektedir. Bazen tedavinin 6 aya kadar uzatılması gerekebilir.</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Nonastmatik esozinofilik bronşit (NAEB):</span></strong></span></li>
</ul>
<p>Kronik öksürüğü olan hastaların %13-33&#8242;ünde görülmektedir. Havayolu dokusunun eozinofil adı verilen alerji hücreleri tarafından zedelenmesi sonucu oluşur. Balgamda yüksek oranda eozinofil saptanması ve akciğerlerden dışarı atılan havada nitrik oksit seviyesinin artması ile tanı konulur. Tedavide solunum yoluyla verilen kortizon spreylerine iyi yanıt alınır.</p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Diğer nedenler:</span></strong></span></li>
</ul>
<p>Kronik öksürüğe yol açan diğer nedenler %5-10&#8242;dur. Bunlar:</p>
<ol>
<li>Bronşektazi</li>
<li>Bronşiolit</li>
<li>Bronkojenik karsinom</li>
<li>Kronik aspirasyon</li>
<li>KOAH</li>
<li>Konjestif kalp yetmezliği</li>
<li>Havayolunda yabancı cisim (ayrıntılı bilgi için tıklayınız!)</li>
<li>İnterstisyel akciğer hastalığı</li>
<li>Nöromuskuler hastalıklar</li>
<li>Boğmaca</li>
<li>Psikojenik öksürük</li>
<li>Sarkoidoz</li>
<li>Trakeoözofageal fistül</li>
<li>Verem</li>
<li>Zenker divertikülü olarak sayılabilir.</li>
</ol>
<p style="text-align: left;">Bu nedenleri ayırt etmek adına, muayene dışında akciğer filmi, tomografi, gerekirse bronkoskopi, biopsi ve balgam tetkikine gidilebilir.</p>
<p>Tedavide, nedene yönelik bir tedavi yapılamıyorsa, öksürük kesici kodein, dekstrometorfan vb. içeren ilaç ve şuruplar seçilmemelidir, çünkü bunların fazla da etkili olmadığı saptanmıştır.<span style="text-decoration: underline;">Varsa sigaranın bırakılması, 4 hafta içinde öksürükte azalma sağlayacaktır.</span> ACE inhibitörü ilaca bağlı öksürüklerde, <span style="text-decoration: underline;">ilaç değiştirildikten sonra 2 hafta içinde, genellikle de 26. günden sonra şikayet azalmaktadır</span>.</p>
<p>KAYNAK: Chronic Cough-eMedicine Otolaryngology and Facial Plastic Surgery- Henry H Chen, MD, MBA, STaff Physician, Department of Otolaryngology, University of Colorado Health Sciences Center, et all.Updated at Jun 4, 2010</p>
<p lang="tr-TR">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/03/kesilmeyen-oksuruk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖPÜCÜK HASTALIĞI (ENFEKSİYÖZ MONONÜKLEOZ)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/03/opucuk-hastaligi-enfeksiyoz-mononukleoz/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/03/opucuk-hastaligi-enfeksiyoz-mononukleoz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 07:16:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bademcik iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[bademcikte beyaz zar]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda beze]]></category>
		<category><![CDATA[ebv]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyoz mononükleoz]]></category>
		<category><![CDATA[mono]]></category>
		<category><![CDATA[öpücük hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1845</guid>
		<description><![CDATA[Etkeni: Ebstein-Barr virüsü (EBV)  Kuluçka dönemi: 4-6 hafta  Süresi: Belirtileri 10 gün kadar sürer.  Bulaş yolu: Virüs öksürme ve hapşırma sırasında damlacık yoluyla, ortak kullanılan bardak, pipet vb.ile ya da öpüşmekle boğaza girer.  Seyri: 38-39 oC ateş, boyunda ağrılı lenf bezi büyümesi ile başlar, zamanla pek çok lenf bezi ile karaciğer ve dalak da büyür. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp"><strong>Etkeni:</strong> Ebstein-Barr virüsü (EBV) </div>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 4-6 hafta </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 10 gün kadar sürer. </p>
<p><strong>Bulaş yolu:</strong> Virüs öksürme ve hapşırma sırasında damlacık yoluyla, ortak kullanılan bardak, pipet vb.ile ya da öpüşmekle boğaza girer. </p>
<p><strong>Seyri:</strong> 38-39 <sup>o</sup>C ateş, boyunda ağrılı lenf bezi büyümesi ile başlar, zamanla pek çok lenf bezi ile karaciğer ve dalak da büyür. Bademcikler irileşmiş, kırmız ve/veya üzeri beyaz zarlarla kaplıdır. Yutkunmada zorluk, iştahsızlık, yorgunluk, başağrısı, kol ve bacaklarda ağrı vardır. </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Muayenenin yanısıra bazı kan tahllileri ve EBV virüsüne özel testlerle konulur. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Viral enfeksiyon olduğu için tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Karaciğer ve dalağı büyüten bir enfeksiyon olduğu için, çocuğun 1-2 hafta süreyle dinlenmesi ve 3 hafta boyunca bu organlara darbe alabileceği ağır sporlar yapmaması gerekir. Yorgunluk, halsizlik ve iştahsızlık daha uzun sürebilir. Vücut bu mikrobu bağışıklık sistemi ile yenip yok edeceği için, bağışıklığı destekleyici beslenme tarzı tercih edilmelidir. Ateş döneminde aspirin içermeyen ağrı kesici-ateş düşürücüler, boğaz ağrısı için çocuğun yaşı uygunsa boğaz spreyleri ve pastil kullanımı, gerekirse vitaminler önerilebilir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar:</strong> Karaciğer ve dalak bölgesine gelen darbelere ve ağır spora bağlı bu organlarda nadiren de olsa yırtılma ve iç kanama olabilir. </p>
<p><strong>Bulaştırıcılık: </strong>Kişi/çocuk bu virüsü 18 haftaya kadar etrafına bulaştırabilir. İyileşme gerçekleşse bile, bu süre bitene kadar genel hjyen önlemlerinin devamı önerilir. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Bazı kişiler bu hastalığı tipik belirtileri ortaya çıkmadan, hafif bir grip gibi atlatıp bu virüse karşı bağışıklık kazanabilir. Bu nedenle çocuğun yakın temasında olan ve bulaştırma ihtimali olmuş olan kişilerin, şikayetleri ortaya çıkmadıktan sonra herhangi bir tetkik yaptırmasına ya da koruyucu bir ilaç almasına gerek yoktur.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/03/opucuk-hastaligi-enfeksiyoz-mononukleoz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KULAK BURUN BOĞAZ’DA ACİLLER</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2011/01/kulak-burun-bogazda-aciller/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2011/01/kulak-burun-bogazda-aciller/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Jan 2011 10:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[beta enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[boğaza delik açılması]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolu iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[epiglottit]]></category>
		<category><![CDATA[hematom]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak arkasında şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[kulak burun boğaz acil]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kepçesinde kan toplanması]]></category>
		<category><![CDATA[kulak mantarı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak önünde iltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zarını delmek]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zarının çizilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kulak zonası]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta kist]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[küpe deliğinde yırtık]]></category>
		<category><![CDATA[nefes tıkanması]]></category>
		<category><![CDATA[orta kulak iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[trakeotomi]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>
		<category><![CDATA[yüz felci]]></category>
		<category><![CDATA[yüzücü kulağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1707</guid>
		<description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, genel cerrahi veya ortopedi gibi travma ağırlıklı branşlardaki kadar olmasa da pek çok branşla karşılaştırıldığında oldukça önemli acilleri olan bir bölümdür. Özellikle havayolunun kapanması ve yüz-boyun bölgesi travmaları çok acil müdahale gerektiren durumlardır. Trafik kazası, yüz-boyun bölgesinde ateşli silah yaralanması vb. büyük volümlü ve pek çok hayati organı etkileyen durumlarda bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, genel cerrahi veya ortopedi gibi travma ağırlıklı branşlardaki kadar olmasa da pek çok branşla karşılaştırıldığında oldukça önemli acilleri olan bir bölümdür. Özellikle havayolunun kapanması ve yüz-boyun bölgesi travmaları çok acil müdahale gerektiren durumlardır. Trafik kazası, yüz-boyun bölgesinde ateşli silah yaralanması vb. büyük volümlü ve pek çok hayati organı etkileyen durumlarda bazen acil trakeotomi (soluk borusuna boyun derisi üzerinden girerek delik açıp buradan tüp yerleştirerek solunumu sağlama işlemi) gerekebildiği için, ihtisas yaptığım dönemde acil serviste genel cerrahi, ortopedi, dahiliye, anestezi dışında bize de oda ayırmışlardı acile uzak olan kliniğimizden yetişemeyiz diye!</p>
<p>KBB&#8217;yi ilgilendiren acilleri şöyle sınıflandırabiliriz:</p>
<ol>
<li>Havayolu obstrüksiyonları ve aspire edilen ya da yutulan yabancı cisimler</li>
<li>Yüksek ateşli boğaz iltihapları</li>
<li>Burun kanaması</li>
<li>Kulak şikayetleri</li>
<li>Baş-boyun bölgesi enfeksiyonları</li>
<li>Ses kutusu ya da soluk borusuna travma</li>
</ol>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">HAVAYOLU OBSTRÜKSİYONLARI:</span></strong></li>
</ul>
<p><strong>ERİŞKİNLERDE:</strong> Aspirasyon (yenilen-içilen şeylerin soluk yoluna kaçması), travma, alerjik reaksiyon, enfeksiyon (gırtlak kapağı iltihabı=epiglottit, bademcik absesi=peritonsiller abse, derin boyun absesi vb.), mekanik nedenlerle (kusma, soluk borusuna kanama veya yabancı cisim ile) ve tümör (gırtlak kanserinin kitle etkisi) nedeniyle oluşabilir. Kişi nefes alamaz ya da çok zorlanır, sesi çıkmaz, morarır, öter, göğüs kafesi nefes alma çabasıyla yukarı doğru çekilir, bayılabilir ve önlem alınmazsa ölebilir.</p>
<p><strong>Ne yapılmalı?<span id="more-1707"></span></strong></p>
<p>Yabancı cisim nedeniyle oluşmuşsa Heimlich manevrası uygulanmalı. Ağız içinde birikmiş olan kan, kusmuk, yiyecek artıkları dişler arasına yan taraftan düz, uzun, sert bir cisim sokulup ağız açılarak (parmağınızın ısırılmaması için) parmaklarla temizlenmeli. Alerjik reaksiyon nedeniyle soluk yolunda şişme olmuşsa, kortizon ya da adrenalin iğneleri yapılmalı, oksijen maskesi takılmalıdır. Tüm bu önlemlere rağmen, travma, gırtlak kanseri vb. soluk yoluna tüp yerleştirmeyi zorlaştırıcı bir faktör yok ise kişi entübe edilmeli, edilemeyenlere acil trakeotomi açılmalıdır.</p>
<p><strong>ÇOCUKLARDA: </strong>Doğumsal, yabancı cisim aspirasyonu, enfeksiyon (epiglottit, ileri derecede bademcik iltihabı, peritonsiller abse, krup, viral enfeksiyonlar ve papillom yani soluk yolu siğilleri),alerjik reaksiyon (arı sokması vb.), travma nedeniyle olabilir. Çocukta ateş, ötme, nefes alamama, kürek kemiği etrafı dokularda içeri çökme, morarma, bayılma, acil önlem alınmazsa ölüm görülebilmektedir.</p>
<p><strong>Ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Yabancı cisim nedeniyle oluşmuşsa Heimlich manevrası uygulanmalı. Ağız içinde birikmiş olan kan, kusmuk, yiyecek artıkları dişler arasına yan taraftan düz, uzun, sert bir cisim sokulup ağız açılarak (parmağınızın ısırılmaması için) parmaklarla temizlenmeli. Heimlich manevrası başarısız ise acilen en yakın hastanenin acil servisine başvurulmalı, bronkoskopi yapılıp cisim çıkarılmalıdır. (bu konuda ayrıntılı bilgi için<a title="HAVAYOLUNDA YABANCI CİSİM" href="http://www.seciltotan.com/2010/06/cocuklarda-havayolunda-yemek-yolunda-ve-kulakta-yabanci-cisim/" target="_blank"> tıklayınız</a>!)  Alerjik reaksiyon nedeniyle soluk yolunda şişme olmuşsa, kortizon ya da adrenalin iğneleri yapılmalı, oksijen maskesi takılmalıdır. Tüm bu önlemlere rağmen, travma vb. soluk yoluna tüp yerleştirmeyi zorlaştırıcı bir faktör yok ise çocuk olabildiğince entübe edilmelidir, nadiren acil trakeotomi gerekir.</p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">YÜKSEK ATEŞLİ BOĞAZ İLTİHAPLARI:</span></strong></li>
</ul>
<p>Çocuk veya erişkin pek çok hasta hastanelerin acil servislerine, kışın ağırlıklı olmak üzere yılın herhangi bir döneminde yüksek ateş, şiddetli boğaz ağrısı, yutkunmada güçlük, halsizlik, iştahsızlık, üşüme-titreme nedeniyle başvurabilir. Tanı çoğunlukla beta hemolitik streptokoklara bağlı bademcik iltihabıdır. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için <a title="BETA ENFEKSİYONU" href="http://www.seciltotan.com/2010/06/beta-enfeksiyonu-ve-tasiyiciligi/" target="_blank">tıklayınız</a>!)</p>
<p><strong>Ne yapılmalı? </strong></p>
<p>Ayrıntılı KBB muayenesi ve gerekirse bazı tetkikler sonrasında tanı konulup en kısa zamanda gerekirse damar yoluyla tıbbi tedaviye başlanmalıdır. Ateşi 38,5 ve üstünde olan çocuklar, ateşi düşürülüp sabitlenene kadar gözetim altında tutulmalıdır. Beslenemeyen erişkinlere ve sıvı alamayan çocuklara damar yoluyla sıvı ve besin takviyesi yapılması gerekebilir.</p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">BURUN KANAMASI:</span></strong></li>
</ul>
<p lang="tr-TR">Her yıl 100 kişiden 10&#8242;u burun kanaması ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu kişilerin ancak %10&#8242;u doktora başvuracak kadar yoğun kanama yaşamaktadır. Buruna darbe gelmesinden tutun burun içini kurcalamaya, kuvvetli sümkürmeden sıcak çarpmasına ya da yüksek tansiyondan kan sulandırıcı ilaç kullanımına, gebelikteki hormonal değişikliklerden sinüzite, burun ve sinüs tümörlerinden geniz tümörüne kadar pek çok nedenle kanama olabilir. Kurcalama, sümkürme ve sıcak çarpmasına bağlı kanamalar genellikle kendi kendine durabilen, burun ön kısmından kaynaklanan hafif tipte kanamalar iken travma, ani tansiyon yükselmesi ve pıhtılaşma fonksiyonundaki bozulmaya bağlı kanamalar oldukça yoğun, bazen durdurulması zor kanamalardır.</p>
<p lang="tr-TR"><strong>Ne yapılmalı? </strong></p>
<p lang="tr-TR">Burun kanaması durumunda ilk yapılması gereken, her 2 burun kanadını baş ve işaret parmakla tutup 5 dakika boyunca eli hiç kaldırmadan sıkmaktır. Mümkünse küçük parmak büyüklüğünde ve kalınlığında bir pamuk parçasını dekonjestan (damar büzücü) burun spreyi ile ıslatıp kanayan tarafa burun ön kısmından yerleştirip ondan sonra burnu 5 dakika boyunca sıkmak daha etkili olacaktır. Kişi dik oturmalı, boynunu sıkan kravat, gömlek yakası, boyunlu kazak vb. çıkarılmalı, kişi ve yakınları sakin olmalı, durum kontrol altına alındıktan sonra mümkünse kişinin tansiyonu ölçülmeli ve yüksekse tansiyon düşürücü ilaç verilmeli, olay sıcakta kalmaya bağlıysa kişi serin ve gölge bir alana alınıp bol su içmesi sağlanmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR">Tüm bu önlemlere rağmen kanama devam ediyorsa, özellikle de genizden bol miktarda geliyorsa, zaman kaybetmeden bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır. Acil serviste, varsa KBB hekimi, yoksa ilk karşılayan hekim tarafından kanamayı durdurmak amacıyla burun içine tampon uygulanabilir. Kanama ilk anda durdurulduktan sonra, kişinin buna yol açabilen yüksek tansiyon, pıhtılaşma bozukluğu vb. var ise bunlara yönelik tedaviler uygulanır. Kanamanın burun ön tamponu ile durdurulamaması halinde, KBB hekimi tarafından burun arka tamponu (geniz bölgesine konan özel bir tampon)+ burun ön tamponu uygulanabilir. Burun ön tamponu genellikle 2-3. gün alınmaktayken, arka tampon 4-5 gün kalabilmekte, bu süre zarfında da arka tamponu olan hastanın yatırılarak takip edilmesi gerekir.</p>
<p lang="tr-TR">Tampon çekildikten sonra KBB hekimi burun içini ve geniz bölgesini endoskoplarla ayrıntılı muayene edip sorunun nerede olduğunu saptayacak ve gerekirse kanayan yerin koterizasyonu (düşük doz elektriksel akım ya da gümüş nitrat ile yakılması), kanayan damarın bağlanması vb. müdahalelerle tedavi edecektir. Burun içi ya da genizde kitle varlığında biopsi ile tanıya gidilip ileri cerrahi ve tedavi metodlarına geçilebilmektedir.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #ff0000;">KULAK ŞİKAYETLERİ:</span></strong></p>
</li>
</ul>
<p lang="tr-TR">Çocuk veya erişkin, kulak şikayetiyle acil servislere başvuru oranı oldukça yüksektir. Kış aylarında çoğunlukla neden orta kulak iltihabı iken, yazın hjyenik olmayan havuzlardan kapılan mikroplar nedeniyle dış kulak yolu iltihabıdır.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><em>KULAK ENFEKSİYONLARI:</em></span></span></p>
<ul>
<li>
<div lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"> </span><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Dış kulak yolu iltihabı (mantara bağlı veya değil):</span></span> Dış kulak yolu, kısmen kıkırdak ve kısmen kemikten oluşur, üzeri deri ile örtülüdür. Bu deri vücudun dış yüzünü örten derinin devamıdır. Banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb. pek çok hazırlayıcı etken nedeniyle patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar.</div>
</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;" lang="tr-TR">Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde hastanın en temel şikayeti şiddetli kulak ağrısıdır. Kulağa dokunmakla, kulak memesini aşağı doğru çekmekle, yemek yeme sırasında çene hareketleriyle ağrı artar. Bunun yanı sıra dış kulak yolunun şişmesine bağlı kulakta tıkanma, enfeksiyon şiddetine göre akıntı, bazen şiddetli enfeksiyonlarda kulak kepçesinde kızarıklık ve şişme görülebilmektedir. Tedavisi, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilip ek olarak antibiyotik verilerek enfeksiyonun geriletilmesi ve sonrasında kulağın kuru tutulması şeklindedir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Otomikoz, yani mantar enfeksiyonun ilk bulguları ise kulakta siyah, gri, mavimsi-yeşil, sarı veya beyaz renkte akıntı ile şiddetli kaşıntıdır. Tedavisi ise yine bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya mantara karşı damlalarla enfeksiyonun önüne geçilmesi şeklindedir.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Orta kulak iltihabı:</span></span> Özellikle çocuklarda en sık acil servise başvurma nedenlerinden biridir. Genellikle küçük çocuklarda sık görülmekle birlikte erişkinleri de etkileyebilmektedir. 6 yaş altı tüm çocuklar 1 ya da 2 kez orta kulak iltihabı geçirir. Sıklıkla kışın ve ilkbaharın ilk aylarında karşımıza çıkar.  Orta kulak iltihabı tek başına bulaşıcı değildir, buna yol açan nezle-grip virüsü burun salgıları yoluyla hapşırmakla, enfekte ellerle temas etmekle bulaşır. Bunların bulaştığı kişide eğer bağışıklık yetersizse, geniz eti, deviasyon gibi burun tıkanıklığına yol açan anatomik bir sorunu var ise, nezle-grip iken uçak yolculuğu yapmış ise östaki tüpünün (orta kulakla burun  arasında genizde yer alan ince bir kanal) ve enfeksiyona bağlı şişip kapanması nedeniyle orta kulak iyi havalanamaz ve bu kişi de dolaylı olarak orta kulak iltihabı yaşayabilir.  Tedavisinde antibiyotikler, gerekirse bazı kulak damlaları, ağrı kesici ilaçlar, burun tıkanıklığını açıcı ilaç ve spreyler kullanılır. Kulak zarının ileri derecede bombe olduğu ve iyileşmesi zor olan bir sahadan kendiliğinden delinmesi riski olduğu durumlarda, kulak zarı lokal anestezik spreylerle uyuşturulup uygun yerinden delinerek iltihap boşaltılabilir.</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Kulak zonası:</span> </span>Herpes Zoster Oticus (Ramsey Hunt Syndrome) adı verilen durumda, Herpes Zoster virüsü kulağı tutarak, kulak kepçesinde uçuk tarzında yaralar, şiddetli kulak ağrısı, o tarafta yüz felcine yol açmaktadır. Acilen antiviral ve kortizon tedavisi yapılması gerekir.</p>
</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">Kulak önünde veya arkasında enfekte kist:</span>  </span>Bazı çocuklarda veya erişkinlerde dş kulak yolu girişindeki tragus adı verilen ufak çıkıntının 1 cm kadar önünde yer alan ufak doğumsal deliklere &#8220;brankial fistül&#8221; adı verilir. Bu fistül ağızlarının zaman zaman tıkanıp iltihaplanarak oluşturdukları kistlere de brankial kist adı verilir. Tedavisi antibiyotik ve özel pansumanlarla iltihabın giderilmesi sonrasında fistülün gerisinde yer alan kanalı ile birlikte cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Daha çok erişkinlerde görülen, tam kulak memesi arkasındaki girintide yerleşen, zaman zaman şişip iltihaplanan epidermal kistlerde de aynı tedavi protokolü uygulanır.</li>
</ul>
<p lang="tr-TR"><em><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">KULAK TRAVMALARI:</span></span></em></p>
<ol>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Kulak kepçesinde hematom:</span></span> Kulak kepçesine herhangi bir nedenle gelen darbe vb. nedeniyle, kulak kıkırdağı ile deri arasında kan birikmesidir. Mutlaka kanın en kısa zamanda drene edilmesi gerekir, yoksa zamanla orada organize olan kan kıkırdağı kemikleştirir ve güreşçilerde gördüğümüz &#8220;karnıbahar kulak deformitesi&#8221; karşımıza çıkar.</li>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Kulak kepçesinde yırtık:</span></span> Travmaya bağlı kulak kepçesinde ya da uzun, sallantılı küpe takanlarda küpenin bir yere takılıp çekmesi sonucu kulak memesinde oluşan yırtıkların cerrahi olarak tamir edilmesi gerekir.</p>
</li>
<li><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Dış kulak yolunda yabancı cisim:</span></span> Kiraz çekirdeği, fasülye, nohut, patlamamış mısır tanesi, saat pili, oyuncak parçaları, üzüm, oyun hamurları, kağıt mendil parçası vb. çocukların sıklıkla kulaklarına soktukları cisimlerdir. Erişkinler de çoğunlukla pamuklu çubukların pamuğunun çıkıp dış kulak yolunda kalması nedeniyle başvururlar. İşitme kaybı, ağrı, kulakta tıkanıklık, ufak çocuksa kulak memesini çekiştirme gibi şikayetlerle karşımıza gelebilir. Bazen de ufak sinekler, kurtçuklar, sivrisinek vb. de kulak yoluna girip orada kalabilir, böcek canlı ise kişi vızıltı sesi, kırt kırt sesleri duyduğunu ifade edebilir.</li>
</ol>
<p style="padding-left: 30px;">Farkedildiğinde mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalı, çıkarılmaya çalışılmamalıdır. Çünkü özellikle yuvarlak yabancı cisimler, cımbız vb. aletlerle çıkarılmaya çalışıldığında daha ileri itilip, dış kulak yolunun dar alanlarına sıkıştırılabilir, hatta çok itilirse kulak zarını yırtabilir.  Kulak girişinde olduğu farkedilen metalik cisimleri kuvvetli mıknatıslarla ittirmeden alabilirsiniz. Böcek şüphesi varsa, kulağa zeytinyağı damlatılabilir.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #ff0000;">BAŞ-BOYUN BÖLGESİ ENFEKSİYONLARI:</span></strong></p>
</li>
</ul>
<p lang="tr-TR">Sinüzitin, özellikle etmoid denen göz içi sinüslerinin iltihabının göze doğru yayılmasına bağlı gözde şişme, kızarıklık, görme kaybının başlaması en acil tıbbi ve gerekirse cerrahi tedavi gerektiren durumlardan biridir.</p>
<p lang="tr-TR">Bademcik iltihabının, özellikle bağışıklık sistemi zayıf kişilerde boyuna yayılması sonucu oluşan derin boyun enfeksiyonları, oradan hızla akciğerler arası bölgeye yayılması riski nedeniyle yine acil tedavi gerektirir.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #ff0000;">SES KUTUSU YA DA SOLUK BORUSUNA TRAVMA:</span></strong></p>
</li>
</ul>
<p lang="tr-TR">İster hafif, ister ağır olsun, tüm boyun ön ve yan kısım yaralanmalarında kişinin bir KBB hekimi tarafından da muayene edilmesi gerekir, çünkü büyük damarların yanısıra ses tellerine giden sinirler, tiroid, yemek borusu ve üst solunum yolunu oluşturan kıkırdaklardaki zedelenme hemen tanı konulup tedavi edilmesi gereken durumlardır. Kişide ses kısıklığı olması, boyunda şişlik ve nefes almada zorluk olması aciliyet göstergeleridir. En kısa sürede solunum kontrol altına alınmalı, vücudun gerekli sıvı ve kan ihtiyacı sağlandıktan sonra acilen zedelenen alanlar tamir edilmelidir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2011/01/kulak-burun-bogazda-aciller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GRİP GİBİ BAŞLAYIP DÖKÜNTÜ İLE GİDEN ÇOCUK HASTALIKLARINDA AYIRICI TANI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 26 Oct 2010 07:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[döküntü]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık]]></category>
		<category><![CDATA[kızamıkçık]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[suçiçeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1833</guid>
		<description><![CDATA[Mevsimsel grip en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color: #ff0000;">Mevsimsel grip</span></strong> en sık olarak influenza virüsü, daha az sıklıkta da parainfluenza ve adenovirüs tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bulguları başlangıçta nezle gibidir, fakat halsizlik daha şiddetlidir ve ek olarak yorgunluk, belde, bacak ve kollarda kas ağrıları, baş ağrısı ve ateşe yol açar. Mutlaka beraberinde öksürük vardır. Gözler etrafında ağrı da olabilir. Nezlenin aksine elden ele temasla değil hapşırma, konuşma ve öksürme sonucu havaya yayılan küçük partiküller yoluyla yayılır. Grip virüsü üst solunum yollarına girip tutunduktan sonra 12 saatle 3 gün arasında bulgular ortaya çıkmaya başlar. İlk 3 gün en bulaştırıcı dönemdir. </p>
<p>Her yıl grip virüsü protein yapısında değişiklikler yapmakta, bu sayede bir yıl önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından bu virüsün o yapısına karşı oluşturulan savaşçı hücrelerin ( ki antikor olarak adlandırılır) etkisiz olmasına yol açmaktadır. Bu nedenle her yılın başında FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) virüsteki değişiklikleri saptayıp her yıl yeni bir aşı üretilmesini önermektedir. Bu aşı, bağışıklığı zayıf olan çocuklar, yaşlılar, kalp ve şeker hastaları vb. kişilere yapılıp hastalığın ilerlemesini önlemektedir. Ancak grip virüsünün değişikliğe uğramış tüm tiplerine karşı koruyucu etkisi olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Aşı yapıldıktan 2 hafta sonra koruyucu etkisi başlamakta ve bu virüse karşı en fazla %80 koruma sağlayabilmektedir. </p>
<p>Bunun yanısıra pek çok virüs, vücuda giriş yolu olan burun ve boğaz bölgesini ilk olarak hasta ettiği için grip gibi şikayetler başlayıp döküntülerle giden pek çok çocuk enfeksiyonu da bulunmaktadır. Bu hastalıkların tanısı ve tedavisi Çocuk Hastalıkları uzmanının işidir, ancak biz KBB hekimlerinin de ateş, öksürük, burun akıntısı gibi şikayetlerle karşımıza gelen bir çocukta muhtemel kızamık, kızamıkçık vb. döküntülü hastalıkları da tanıyıp, ipuçlarını yakalayabilmemiz gerekir. Bu nedenle bu yazıda kısa kısa bu hastalıklardan bahsedilecektir. </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">***************************************************************************************************************</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">KIZAMIK:</span></span></strong></p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Paramiksovirüs </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong>8-14 gün  </p>
<p><strong>Hastalık süresi:</strong> 1 hafta </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Virüs vücuda burun ya da boğaz yoluyla girer. Kızamık çok bulaşıcıdır. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Hastalığın en bulaşıcı olduğu dönem, ateş başlamadan öncesiyle döküntü çıktıktan 4 gün sonrasına kadarki dönemdir. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, döküntü başladıktan sonra en az 5 gün okula gitmemelidir. </p>
<p><strong>Seyri: </strong>Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar, 2-3 gün sonra ağız içinde koplik lekeleri denen beyaz lekeler belirir. Sonrasında 1-2 gün içinde yüz ve enseden başlayan, gövdeye de yayılan kırmızı renkte döküntü ortaya çıkar. Döküntü döneminde çocuk çok bitkin görülür. Döküntüden sonra ateş kaybolur. Kaybolmuyorsa başka bir komplikasyon ilave olmuş demektir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Kulak enfeksiyonu zatürre, ensefalomiyelit (beyin ve zarlarında iltihap), yıllar sonra ortaya çıkabilen ve çok nadir olan SSPE (kızamığa bağlı beyin hasarı yapan ensefalit) </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur.  </p>
<p><strong>Tedavi: </strong>Herhangi bir özel tedavisi yoktur. Yatak istirahati, bol sıvı tüketimi, öksürük için gerekirse soğuk buhar uygulaması yeterlidir. Ateş düşürücü ilaçlar <span style="color: #ff0000;">(ASLA ASPİRİN VERMEYİNİZ!)</span> ve vitamin takviyesi verilebilir. Bu hastalığı geçiren kişi ömür boyu bağışıklık kazanmış olur. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> </p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong>Aktif korunma:  </strong></span></li>
</ul>
<p>Kızamık aşısı canlı,zayıflatılmış bir aşıdır. Genellikle kızamıkçık kabakulak aşıları ile  birlikte karma bir aşı olarak verilir. Sağlık Bakanlığı&#8217;nın aşı takviminde 9. aydaki tek uygulanan kızamık aşısı kaldırılmış, 12. ayda karma olarak yapılmaktadır. </p>
<ul>
<li><span style="text-decoration: underline;"><strong>Pasif korunma:</strong></span></li>
</ul>
<p>Hasta biri ile temastan sonra  6 gün içinde verilen antikor, hastalığın hafif ve komplikasyonsuz atlatılmasını sağlayabilmektedir. </p>
<p>*************************************************************************************************************** </p>
<p><strong> </strong><strong><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">KIZAMIKÇIK:</span></span></strong> </p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Togavirüs </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 14-21 gün </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 10 gün kadar sürer. </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Direkt temas ya da damlacık yoluyla bulaşır. Bulaştırıcılık döküntü ortaya çıkmadan 1-2 gün önce başlar ve döküntü başladıktan 5-7 gün sonra devam eder. </p>
<p><strong>Seyri: </strong>Özellikle kış sonu ve ilkbahar aylarında görülmektedir. Soluk kırmızı döküntü önce yüzden başlayıp 24 saat içinde boyun kollar, gövde ve kol bacaklara yayılır. Özellikle kulak arkası ve ensede şişmiş lenf bezleri tipiktir. Hafif bir ateş veya boğaz ağrısı olabilir. Nadiren, eklemlerde ağrı, şişlik görülür. Döküntü 3 günde genellikle kaybolur. Leke bırakmaz. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Artrit (eklem tutulumu), ensefalit ve kanama bozuklukları </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Özgün bir tedavisi yoktur. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Aşı yoluyla olur. 12-15 ay arasında kızamık ve kabakulağı da içeren karma canlı bir aşı verilir. 4-6 yaşta tekrarlanır. </p>
<p><strong>Hamilelerin kızamıkçık geçirmekte olan çocuktan uzak tutulması gerekir. Çünkü annenin kızamıkçığa yakalanması durumunda, a</strong>nne karnında kızamıkçığa maruz kalan bebeklerde &#8220;konjenital rubella&#8221; dediğimiz bir tablo ortaya çıkar ki, bu da büyüme gelişme geriliği, katarakt, glokom, sağırlık, kalp hastalığı, zeka geriliği gibi sonuçlara neden olabilir. Hastalığı geçirmemiş, aşılanmamış, hamilelik planlayan genç kadınların, işi gereği çocuklarla, gebelerle temasta olanların aşılanması gerekir. </p>
<p><strong>******************************************************************************************************************</strong> </p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">SUÇİÇEĞİ</span></strong></p>
<p><strong>Etkeni:</strong> Varicella virüsü</p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 12-16 gün  </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 7-10 gün sürer.  </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Çok bulaşıcı bir hastalıktır. Solunum yolu ve yakın temasla bulaşır. Ev içi temasta bulaşma riski % 80-90 &#8216;dır. Tüm döküntü kabuklanana kadar (yaklaşık 1 hafta) bulaşıcıdır. Hasta çocuk bu nedenle 1 hafta sonra okula gidebilir. Hastayla temastan 10-21 gün sonrasında da diğer çocuklarda döküntü başlar. Hasta çocuğun izole edilmesi önemlidir, ancak döküntü başlamadan 1-2 gün öncesinde de bulaşıcı olduğundan diğerlerini tam olarak korumak için yeterli olmayacaktır. Suçiçeği geçirmemiş hamileler, yenidoğan bebekler, bağışıklık sistemini zayıflatan herhangi bir hastalığı olanlar suçiçeği olan çocukla temastan kaçınmalıdırlar. </p>
<p> <strong>Seyri: </strong>Hasta çocukta ateş, iştahsızlık, halsizlik görülür. Özellikle büyük çocuklarda 1-3 günlük ateş ve üst solunum bulgularından sonra döküntü başlar. Suçiçeğinin oldukça kaşıntılı, su dolu kabarcıklardan oluşan döküntüsü önce gövde ve yüzde başlar, ardından ağız içi dahil olmak üzere tüm vücuda yayılır.<strong> </strong>Döküntü ilk başta yassı sonra sivilce şeklindedir. Daha sonra da kabuklanır. Gövdede çok, kol ve bacaklarda azdır. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar:</strong> Kulak iltihabı, zatürre ve nadir de olsa beyin iltihabı gibi komplikasyonlara yol açabilir. </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene bulgularına dayanılarak konulur.  </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Virüse özgü bir tedavi edici bir ilaç mevcuttur ( Acyclovir), ancak çok ağır durumlarda ve bu hastalığı ağır geçirme olasılığı yüksek olan ergenlik çağındaki çocuklarda kullanılır. Kaşıntıyı önlemek için antihistaminik şuruplar ve kaşıntı giderici losyonlar kullanılabilir.  </p>
<p><strong>Korunma: </strong>Oldukça etkili bir aşısı bulunmakla birlikte henüz sağlık bakanlığı aşı takvimine girmemiştir. Aşı  iki kez uygulanır. (Son yıllarda tek aşı koruyuculuğunun %60-70&#8242;lerde olduğu ortaya çıkıp rapel yapılması önerildiği için). 1 kez aşılanmış çocuklar bu virüse yakalandıklarında hastalık görülebilir, ancak çok hafif geçer. </p>
<p>Herpes (uçuk) virüsleri ailesinden olan bu virüs de su çiçeği bulguları iyileşmiş olmasına rağmen, sinir kökünde gizlenip kalır. Yıllar sonra, kişinin bağışıklığı zayıfladığında o sinirin işlev gördüğü alanda &#8220;zona&#8221; şeklinde yaralarla kendini gösterebilir. Aktif zona geçiren bir kişi, yenidoğan ve aşısız bir bebeğe/çocuğa bulaşıp suçiçeğine yol açabilir, bu nedenle bu kişi yarası kabuklanıp dökülene kadar bebek/çocuk ve hamilelerle temastan kaçınmalıdır. </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span> </p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Katkıları için Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beril Bayrak Bulucu&#8217;ya teşekkürlerimi sunarım.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/10/grip-gibi-baslayip-dokuntu-ile-giden-cocuk-hastaliklarinda-ayirici-tani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KRUP (AKUT VİRAL LARENJİT)</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/krup-akut-viral-larenjit/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/krup-akut-viral-larenjit/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:25:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[krup]]></category>
		<category><![CDATA[larenjit]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[ötme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1859</guid>
		<description><![CDATA[Etkeni: Parainfluenza tip 1 (en sık), parainfluenza tip 2, İnfluenza A ve B, RSV, adenovirüs. Bir bakteri olan mycoplasma pneumoniae ise genellikle 5-6 yaş üstünde krupa yol açar.  Kuluçka dönemi: 1-3 gün  Süresi: 5-7 gün  Bulaş: Öksürme, hapşırma esnasında direkt damlacık yoluyla burun-boğazdan girerek veya virüslerin 2 saat kadar canlı kalabildiği yüzeylerle temasla  Seyri: 6 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Etkeni:</strong> Parainfluenza tip 1 (en sık), parainfluenza tip 2, İnfluenza A ve B, RSV, adenovirüs. Bir bakteri olan mycoplasma pneumoniae ise genellikle 5-6 yaş üstünde krupa yol açar. </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 1-3 gün </p>
<p><strong>Süresi:</strong> 5-7 gün </p>
<p><strong>Bulaş: </strong>Öksürme, hapşırma esnasında direkt damlacık yoluyla<strong> </strong>burun-boğazdan girerek veya virüslerin 2 saat kadar canlı kalabildiği yüzeylerle temasla </p>
<p><strong>Seyri:</strong> 6 ay-3 yaş arası sıktır. Üst solunum yolu enfeksiyonu bulgularıyla (sulu burun akıntısı, hafif öksürük, hafif ateş, boğaz ağrısı) başlayıp zamanla çocukta ses kısıklığı, ötme, köpek havlaması gibi arka arkaya gelen öksürüklerle devam eder. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Enfeksiyonun alt solunum yollarına yayılmasına bağlı bronşit, bronşiolit ve zatürre görülebilir. Sekonder bakteriyel enfeksiyona bağlı (H. influenza tip B, Stafilokok, A grubu streptokok) olarak gelişen akut bakteriyel krupta çocuk belirgin hastadır, yüksek ateş, koyu sarı-yeşil balgam çıkarma, hızla ilerleyen solunum yetmezliği ortaya çıkar. Acil antibiyotik tedavisi gerektirir. </p>
<p><strong>Tanı: </strong>Özel bir tetkik yoktur, tanı anamnez ve muayene ile konulur. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Soğuk buhar uygulaması, gerekirse kortikosteroid, komplike ise antibiyotikler</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/krup-akut-viral-larenjit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KABAKULAK</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/kabakulak/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/kabakulak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 07:21:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda beze]]></category>
		<category><![CDATA[çenede şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[kabakulak]]></category>
		<category><![CDATA[yanakta şişlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1852</guid>
		<description><![CDATA[Etkeni: Rubulavirüs  Kuluçka dönemi: 16-18 gündür, 25. güne kadar uzayabilir.  Süresi: Belirtileri 10 gün kadar sürer.  Bulaş: Hasta ile yakın temasla, özellikle solunum yoluyla, öpmeyle, ortak bardak- çatal-kaşık-pipet kullanımı ile bulaşır. Bulaşıcı dönem, şişliğin ortaya çıkmasından 1 gün başlar, 9 gün sonrasına kadar sürer. Hasta ile temastan 2-3 hafta sonra, mikrobu alan diğer kişide de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Etkeni:</strong> Rubulavirüs </p>
<p><strong>Kuluçka dönemi:</strong> 16-18 gündür, 25. güne kadar uzayabilir. </p>
<p><strong>Süresi:</strong> Belirtileri 10 gün kadar sürer. </p>
<p><strong>Bulaş:</strong> Hasta ile yakın temasla, özellikle solunum yoluyla, öpmeyle, ortak bardak- çatal-kaşık-pipet kullanımı ile bulaşır. Bulaşıcı dönem, şişliğin ortaya çıkmasından 1 gün başlar, 9 gün sonrasına kadar sürer. Hasta ile temastan 2-3 hafta sonra, mikrobu alan diğer kişide de belirtiler başlar. Aşılı çocuklarda da hastalık oldukça hafif seyredebilir. </p>
<p><strong>Seyri:</strong> Genellikle 38,5- 39 <sup>o</sup>C ateş, iştahsızlık, halsizlik ile başlar. Ardından tükürük bezinin şişmesiyle yanakta tek veya iki taraflı dolgun bir görünüm ortaya çıkar. Çocuk çene hareketlerinde ağrıdan, yutma güçlüğünden, ağız kuruluğundan yakınır. Bazen başağrısı, karın ağrısı, kusma eklenebilir. Mikrobu almış kişilerin 1/3&#8242; ü ise herhangi bir belirti olmadan hastalığı gizlice geçirip bağışıklık kazanabilir. </p>
<p><strong>Komplikasyonlar: </strong>Nadiren menenjit, orşit (testislerde iltihap) pankreatit </p>
<p><strong>Tanı:</strong> Klinik ve muayene ile konulur. </p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Gerekirse ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Yumuşak, kolay çiğnenen, asitli olmayan gıdalar tercih edilmeli ve beslenme sonrası ağız içi güzelce çalkalanmalıdır. Bol sıvı tüketilmelidir. Eğer şiddetli başağrısı, yüksek ateş, kesilmeyen kusma atakları, uyku hali, testislerde ağrı varsa hemen doktorunuza başvurmalısınız. </p>
<p><strong>Korunma:</strong> Hasta olan okul çocuğunun 10 gün süreyle evde izole edilmesi, sık el yıkamaya önem verilmesi gereklidir. </p>
<p>Kabakulak aşısı MMR (kızamık kızamıkçık kabakulak ) aşısı şeklinde karma aşının içinde yapılmaktadır. İlk dozu 12-15. ay, ikinci dozu ise 4-6 yaş arası yapılır. Enfeksiyon başladıktan sonra etkili değildir, ancak henüz çocuk mikropla enfekte olmamışsa korumada etkili olabilir. Çevrede ya da okullarda kabakulak vakaları görüldüğünde aşılandırmanın hızlandırılması ve 4 yaş üstü tüm çocukların iki doz aşı olduklarından emin olunması gerekir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/kabakulak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İĞNE ATTIRMAK??…</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/08/igne-attirmak/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/08/igne-attirmak/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 08:27:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[boyunda şişlik]]></category>
		<category><![CDATA[iğne attırmak]]></category>
		<category><![CDATA[iltihap]]></category>
		<category><![CDATA[kulak ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[  Geçen hafta 3 tane hastam oldu aynı şikayetlerle başvuran, üçünün de şikayeti kulak altında boyuna yayılan şişlik ve şiddetli ağrı idi. Muayenelerinde 2&#8242;sinde herhangi bir boğaz iltihabı vb. yokken biri 1 hafta önce farenjit nedeniyle antibiyotik kullanmaya başlamıştı. İlk hastama, lenf bezi iltihabı tanısı koyup tedavisini verip takiplerde bezde küçülme olmaması ve sonradan ateş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>Geçen hafta 3 tane hastam oldu aynı şikayetlerle başvuran, üçünün de şikayeti kulak altında boyuna yayılan şişlik ve şiddetli ağrı idi. Muayenelerinde 2&#8242;sinde herhangi bir boğaz iltihabı vb. yokken biri 1 hafta önce farenjit nedeniyle antibiyotik kullanmaya başlamıştı. İlk hastama, lenf bezi iltihabı tanısı koyup tedavisini verip takiplerde bezde küçülme olmaması ve sonradan ateş ortaya çıkması üzerine ileri tetkik yaptırıp &#8220;Öpücük Hastalığı&#8221; tanısı koydum. Bu hastalık EBV adı verilen bir virüsle ağız yoluyla ve öpmekle bulaşan, boyunda beze, boğaz iltihabı, ateş, karaciğer-dalak büyüklüğü ile giden ve 3-6 hafta içinde vücudun bağışıklık sistemi yoluyla yenebildiği, mikrobu yok edebilecek özel bir tedavinin olmadığı bir hastalıktır. Nitekim hastanın zamanla ateşi düştü ve boyundaki bezesi küçüldü. İkinci hastama yine boyunda lenf bezi iltihabı tanısıyla tedavi başladım, bu hastanın ateşi çıkmadı ve tetkikleri sonucunda nedeni saptanamayan (çünkü her virüsün kan tahlili yok!) bir viral enfeksiyon geçirdiğini anladım, bu hastanın da 1 hafta içinde bezesi küçüldü. Son hastam ise (antibiyotik kullanan) boyunda lenf bezi iltihabı tanısıyla takip ederken 38,8 ateşi oldu ve tetkiklerinde yine virüsü saptanamadı. Her 3 hastaya da bunun bir viral enfeksiyon olduğunu, antibiyotiklere gerek olmadığını anlattım, ancak son hastamın yakınları bana ısrarla &#8220;antibiyotik iğnesi attıracak mısınız?&#8221; diye sordukça ben de onlara virüs-bakteri farkını defalarca anlatmak zorunda kaldım.</p>
<p>Aslında bu soru her boğazı ağrıyan, burnu akan hastada devamlı yanıtlamamız gereken bir soru haline gelmiştir ne yazık ki! Boğaz ağrısında, ateşten bir an önce kurtulmak, ayağa kalıp işine devam etmek isteyen ısrarlı hasta, sizin neden antibiyotik vermediğinizi, defalarca anlatsanız da anlamak istemez. Çünkü Türkiye&#8217;de maalesef eczaneye gidip marketten yoğurt alır gibi pek çok tür antibiyotikten istediğiniz dozda ve miktarda alabilirsiniz. Halbuki Amerika&#8217;da antibiyotiği sadece ve sadece doktorunuz reçete eder, eczaneye kaç gün kullanacağınızı, bu nedenle kaç adet gerektiğini bildirir ve size turuncu ufak bir silindir kutuda o kadar sayıda antibiyotiğiniz verilir. Bu neyi sağlar, gerekli gereksiz antibiyotik kullanılmasının önüne geçilmesini ve bakteri direncinin oluşmasının önlenmesini!!!</p>
<p>Geçenlerde bir gazete haberi vardı, &#8220;süper bakteri&#8221; diye! En güçlü antibiyotiklere karşı bile dirençli olan yeni bir süper mikrobun İngiltere&#8217;de hastanelere girdiği, NDM-1 olarak adlandırılan bir enzim üreten bakterinin, içine girdiği bakteriyi antibiyotiklere karşı tamamen dirençli kıldığı ve İngiltere&#8217;de şu ana kadar 50 vaka tespit edildiğini belirtiyordu. Uzmanların NDM-1&#8242;in, zaten pek çok antibiyotiğe dirençli olan bakterilere bulaşmasından endişe ettikleri, bu durumda daha da güçlenecek olan bakterilerin insandan insana geçip tedavisi neredeyse imkansız yeni bir salgın türü ortaya çıkarabileceğini ifade ediyorlardı. Acaba bu süper bakterileri bizler mi yaratıyoruz diye hiç düşündünüz mü? Örneğin geçen yıl patlayan 2009 H1N1 virüsü ya da diğer iyi bilinen adıyla Domuz Gribi&#8217;nde kaçınız antibiyotik kullandı boş yere? (zatürre vb. sonradan eklenen bakteriyel enfeksiyona bağlı komplikasyon olanları bunun dışında bırakıyorum)</p>
<p><strong>Virüs nedir? Bakteri nedir?</strong></p>
<p>Virüs, bakterilerden oldukça küçük boyutta olan, canlı bir organizmada (insan, hayvan, bitki) yaşamak ve çoğalmak zorunda olan bir mikroptur. Vücudumuza girince, hücrelerimizin içine yerleşir ve onların makinelerini ele geçirip kendini çoğalttırmakta kullanır.</p>
<p>Bakteri ise tek hücrelidir ve pek çok canlı-cansız ortamda yaşayabilir. Bazısı soğuğu, bazısı sıcağı sever, bazısı insan bağırsağında yerleşip sindirime yardımcı olur, bazısı ağızda ve üst solunum yolunda yerleşip orada hiçbir zarar vermeden yaşar (onun için insanın köpeği ısırması, köpeğin insanı ısırmasından daha tehlikeli ve ölümcüldür!).</p>
<p>Bakterilerin ne gibi durumlarda zararlı olduğuna en tipik örnek dünyanın en büyük kertenkele çeşidi olan komodo ejderleridir. Komodo ejderleri genellikle 3 metre boyda ve 140 kilo civarındadırlar. Endonezya&#8217;ya bağlı Komodo, Rintja ve Flores adalarında bulunurlar. Yılanlarda olduğu gibi, uzun, çatallı dillerini kullanarak yiyecekleri bulurlar. Geyikleri, yaban domuzlarını ve hatta kendilerinden kat be kat güçlü olan manda kadar iri hayvanları bile öldürebilirler. Bunu salyalarında bulunan ancak ejderin kendisine hiçbir zarar vermeyen çoğu tehlikeli 50&#8242;den fazla çeşit bakteri sayesinde yaparlar. Gözüne kestirdikleri bir hayvanı birkaç yerinden ısırıp sonra haftalar boyunca o hayvanı takip ederler. Yara yerinde üreyen bakteriler zamanla hayvanın kanına yayılıp hayvanın ölmesine yol açar ve bu oldukça sabırlı bekleyişten sonra bir araya gelen ejderler leşi afiyetle yerler.</p>
<p>Peki bu bakteriler ne zaman bize zararlı hale gelir? Vücudun bağışıklık sistemini bozan herhangi bir olay (grip gibi bir viral enfeksiyon, uykusuzluk, sigara ve alkol kullanımı, vb.) bu sayıca baskılanmış bakterilerin bunu fırsat bilip hızla çoğalması ve kişiyi hasta edecek sayıya ulaşınca belli bir organı tutup oraya zarar vermesine yol açar. Bunun sonucunda bademcik iltihabı, zatürre, kemik iltihabı, menenjit vb. karşımıza çıkar.</p>
<p>Her iki mikrop türü de ateş yapabilir, ancak bakteriyel enfeksiyonlarda ateş 39,5-40 derecelere kadar çıkar ve tipik olarak antibiyotiğin 48. saatinden sonra düşer. Viral enfeksiyonlarda ise 39-39,5&#8242;lara kadar varan ateş nadir de olsa olabilir, ateş düşürücünün etkisi geçtiği anda 4-6 saatte bir ateş tekrar yükselir, tipik olarak antibiyotiğe rağmen ateş düşmez ve kişinin şikayetleri gerilemez, çünkü ANTİBİYOTİKLER VİRÜSLERİ ÖLDÜRMEZ!!!</p>
<p>Özetle, her boğazınız ağrıdığında ya da ateşiniz koltukaltından 38,5 dereceyi, kulaktan 39 dereceyi geçmedikten sonra asla ve asla doktora danışmadan, kendi başınıza gidip eczaneden antibiyotik almayınız ya da iğne attırmayınız!</p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/08/igne-attirmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARDA HAVAYOLUNDA, YEMEK YOLUNDA VE KULAKTA YABANCI CİSİM</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/cocuklarda-havayolunda-yemek-yolunda-ve-kulakta-yabanci-cisim/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/cocuklarda-havayolunda-yemek-yolunda-ve-kulakta-yabanci-cisim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 08:19:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[akciğerlerde yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[boğulma]]></category>
		<category><![CDATA[burunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[heimlich manevrası]]></category>
		<category><![CDATA[kızım ..... yuttu]]></category>
		<category><![CDATA[kulakta yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[nefes darlığı]]></category>
		<category><![CDATA[oğlum ..... yuttu]]></category>
		<category><![CDATA[soluk yolunda yabancı cisim]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı cisim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1613</guid>
		<description><![CDATA[Hiçbirimiz gözünün içine baktığımız çocuklarımızın bir leblebi yüzünden boğularak ölmesini istemeyiz!! Adını bile anmak insanın içini ürpertiyor ama maalesef bu kadar basit birşey yüzünden ölen bir çok çocuk var. Zararlı olabileceği hiç aklınıza bile gelmeyen onlarca materyalle dolu evlerimiz. Bir çocuk gibi yere yüzünüzü dayayıp o mesafeden herşeye bakmayı bir deneyin, üstten bakınca hiçbir şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p lang="en-US">Hiçbirimiz gözünün içine baktığımız çocuklarımızın bir leblebi yüzünden boğularak ölmesini istemeyiz!! Adını bile anmak insanın içini ürpertiyor ama maalesef bu kadar basit birşey yüzünden ölen bir çok çocuk var. Zararlı olabileceği hiç aklınıza bile gelmeyen onlarca materyalle dolu evlerimiz. Bir çocuk gibi yere yüzünüzü dayayıp o mesafeden herşeye bakmayı bir deneyin, üstten bakınca hiçbir şekilde görmeyeceğiniz ya da dikkat etmeyeceğiniz koltuk altına kaçmış bir düğme ya da fındık gözünüze çarpacak! Yeni emekleyen bir bebek için ne de ilginç cisimlerdir bunlar. Hele hele o herşeyi merak edip ağzına atma, burnuna-kulağına sokuşturma isteği yok mu? İşte bebeklerin başına ne geliyorsa bundan geliyor!!!  </p>
<p>Amerika&#8217;da yılda ortalama 80.000 kişinin (19 yaş ve altı yaş grubu) yabancı cisim yutma nedeniyle çeşitli merkezlere başvurduğu bildirilmektedir. 1500 aileyle yapılan bir anket çalışmasında, %4&#8242;ü çocuklarının hayatında en az 1 kez yabancı cisim yuttuğunu ifade etmiştir.<sup>*</sup> Bu durumun en sık görüldüğü yaş grubu ise 6 ay-4 yaş arasıdır. </p>
<p>Bilye, ufak taşlar, çerez, oyuncak parçaları, üzüm, düğme, meyve çekirdekleri (özellikle ülkemizde karpuz!), saat pili, madeni para gibi ufak cisimlerin,çocuğun ulaşabileceği yerlerde olmamasına çok dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Özellikle de çocuk çerez, meyve, mısır, üzüm vb. yerken çocuğu gıdıklamak, koşturarak ya da kaydıraktan kayarken bu tür şeyleri yemesine izin vermek, ağlarken ağzında yiyecekle içini çeke çeke ağlamasına seyirci olmak bu cisimlerin soluk yoluna kaçma riskini arttırmaktadır. BU NEDENLE LÜTFEN 4 YAŞ ALTINDAKİ ÇOCUKLARA ÇEREZ VERMEYİNİZ, ÜZÜM VB. MEYVELERİN ÇEKİRDEKLERİNİ ÇIKARIP MEYVEYİ YARIYA-DÖRDE BÖLEREK TANE TANE VERİNİZ!!!</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;">Yine 4 yaş altı çocuklara yüzük, kolye, bilezik, küpe gibi koparak küçük parçalara ayrılabilecek süs eşyaları takmayınız, nazar boncuklarını çocuğun ulaşamayacağı kürek kemiği hizasına ortaya doğru takınız!</span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><em>Çocuklarda yabancı cisimlerin yerleşim yerlerine göre bulguları ve tedavisi:</em></span></strong></p>
<ul>
<li><strong><em>KULAK:</em></strong> Kiraz çekirdeği, fasülye, nohut, patlamamış mısır tanesi, saat pili, oyuncak parçaları, üzüm, oyun hamurları, kağıt mendil parçası vb. çocukların sıklıkla kulaklarına soktukları cisimlerdir. İşitme kaybı, ağrı, kulakta tıkanıklık, ufak çocuksa kulak memesini çekiştirme gibi şikayetlerle karşımıza gelebilir. Bazen de ufak sinekler, kurtçuklar, sivrisinek vb. de kulak yoluna girip orada kalabilir, böcek canlı ise çocuklar vızıltı sesi, kırt kırt sesleri duyduklarını ifade edebilirler.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="text-decoration: underline;">Ne yapılmalı?</span></p>
<p style="padding-left: 30px;">Farkedildiğinde mutlaka bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalı, çıkarılmaya çalışılmamamalıdır. Çünkü özellikle yuvarlak yabancı cisimler, cımbız vb. aletlerle çıkarılmaya çalışıldığında daha ileri itilip, dış kulak yolunun dar alanlarına sıkıştırılabilir, hatta çok itilirse kulak zarını yırtabilir.  Kulak girişinde olduğu farkedilen metalik cisimleri kuvvetli mıknatıslarla ittirmeden alabilirsiniz. Böcek şüphesi varsa, kulağa zeytinyağı damlatılabilir.</p>
<ul>
<li><strong><em>BURUN:</em></strong> Yukarıda sayılan tüm cisimler buruna da sıklıkla sokulmaktadır. Burundaki yabancı cisim uzun süreli olarak orada kalırsa, o taraftan kötü kokulu, bazen kanlı akıntı ve burun tıkanıklığı başlar.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="text-decoration: underline;">Ne yapılmalı? </span></p>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff0000;">BURUNDAKİ YABANCI CİSİMLER ASLA EVDE ÇIKARILMAYA ÇALIŞILMAMALI, ÇOCUK PANİK EDİLİP AĞLATTIRILMADAN EN KISA ZAMANDA BİR HASTANENİN ACİL SERVİSİNE BAŞVURULMALIDIR!!! </span>Çünkü, burundaki yabancı cisim ağlarken burun çekme ile ya da cımbızla tutulmaya çalışılırken geriye ittirilmekle kolayca soluk yoluna düşüp, çocuğun anlık boğulmasına, sonrasında nefes alma çabası ile cismin akciğerlere çekilmesine neden olabilir. Burun ön kısmından görülebilen metalik cisimleri, ittirmeden kuvvetli bir mıknatısla çekebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><strong><em>HAVAYOLU ve YEMEK BORUSU:</em></strong> Havayoluna kaçabilen/takılabilen yabancı cisimlere bakarsak, madeni para, yuvarlak sert şeker, tavuk kemiği, toka, balık kılçığı, meyve çekirdekleri, çerez, ufak plastik oyuncaklar, toplu iğne, çengelli iğne, raptiye, anahtar, düğme, ufak taşlar, yüzük, küpe, vida, zımba teli, kolye ucu&#8230; şeklinde uzayıp giden bir liste mevcuttur. Bu cisimlerin bir kısmı röntgenle görülebilecek yapıya sahipken, bir kısmı da ancak öykü uyumlu, üst havayolu muayenesi sonrası cismin alt havayolunda olduğundan şüpheleniliyorsa bronkoskopi, yemek borusuna takıldığı düşünülüyorsa gastroskopi adı verilen özel endoskopik muayenelerle saptanabilir.</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;"><span style="text-decoration: underline;">Ne yapılmalı?</span></p>
<p style="padding-left: 30px;">Yemek borusundan geçip mideye ulaşan bir cisim, sivri değil ya da pil gibi toksik maddeler içermiyorsa, genellikle büyük abdestle çıkana kadar takip edilir. Belli risklere sahipse genellikle endoskopik yolla çıkarılır.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Havayolunda yer alan, bademciklere takılan kılçık, tavuk kemiği vb. cisimler KBB uzmanları tarafından lokal anestezi ile kolayca alınabilmektedir. Ancak, çocukta aspirasyon (cismin alt solunum yoluna kaçma) bulguları varsa- ki bunlar cismin soluk yoluna girdiği ilk anda arkaya arkaya öksürük, cisim büyük ise morarıp nefes alamama, ses boğuklaşması, öterek nefes alıp verme, dudakların mavi renge dönüşmesi, cisim nispeten küçük ise anlık bir morarma ve ötme şeklindedir- çocuğun acilen en yakın hastanenin acil servisine götürülmesi gerekir. Cisim çok küçükse anlık bir öksürük sonrasında çocuk hiçbirşey olmamış gibi oyununa devam edebilir. Ancak, alt solunum yoluna inip günler sonra orada bir enfeksiyon yarattıktan sonra ateş, öksürük, hırıltı gibi şikayetlere yol açar.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Aile veya çocukla ilgilenen kişi, yabancı cisim aspirasyonuna şahit olmamış, ancak çocukta ilaçlarla düzelmeyen öksürük, açıklanamayan ateş, nefes darlığı varsa ve akciğer filmi çekilip tek taraflı zatürre olduğu saptanırsa, yabancı cisim aspirasyonu gibi yaklaşılmalıdır.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Aile ya da çocukla ilgilenen kişi yabancı cismin aspirasyonuna şahit olmuşsa ve çocukta morarma, nefes alamama, bilinçte bozulma başladıysa <strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">HEİMLİCH MANEVRASI</span></span></strong> yapmalıdır. Hatta bebek ve çocukların bakımını üstelenen kişilere evdeki kap-kacak düzeninden çok daha öncelikli olarak öğretilmesi gereken şeydir bence!!! Bu manevra ile yabancı cisim çıkarılamıyorsa, en hızlı şekilde bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<p style="text-align: center; padding-left: 30px;"> </p>
<p>KAYNAK:  </p>
<p lang="en-US">*Encyclopedia of Children&#8217;s Health- Foreign Objects</p>
<p lang="en-US">**Heimlich Manevrası Resmi: McKesson Corporation-ADAM</p>
<p> </p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/cocuklarda-havayolunda-yemek-yolunda-ve-kulakta-yabanci-cisim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HEM ANNE, HEM KADIN, HEM KULAK BURUN BOĞAZ UZMANI OLMAK</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/hem-anne-hem-kadin-hem-kulak-burun-bogaz-uzmani-olmak/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/hem-anne-hem-kadin-hem-kulak-burun-bogaz-uzmani-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 14:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bayan doktor]]></category>
		<category><![CDATA[bayan KBB doktoru]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklu doktor]]></category>
		<category><![CDATA[kadın doktor]]></category>
		<category><![CDATA[kadın KBB doktoru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1574</guid>
		<description><![CDATA[“Hemşireanııımmm” diye arkamdan seslenen hastaya dönüp kaç kere “Ben doktorum” dedim kimbilir şu 12 yıllık Kulak Burun Boğaz hekimliğim boyunca !!! Ya da “Neden kadın KBB uzmanı bu  kadar az?” diye başlayan sorulara makul yanıtlar bulmaya çalıştım.  TUS (tıpta uzmanlık sınavı) gibi adil bir yöntem gelmeden önce, üniversitedeki tüm başarılı notlarına rağmen, bazı anlamsız önyargılardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Hemşireanııımmm” diye arkamdan seslenen hastaya dönüp kaç kere “Ben doktorum” dedim kimbilir şu 12 yıllık Kulak Burun Boğaz hekimliğim boyunca !!! Ya da “Neden kadın KBB uzmanı bu  kadar az?” diye başlayan sorulara makul yanıtlar bulmaya çalıştım. </p>
<div id="attachment_1982" class="wp-caption alignright" style="width: 236px"><img class="size-medium wp-image-1982" title="anne ve dr olmak" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/06/anne-ve-dr-olmak-226x300.jpg" alt="" width="226" height="300" /><p class="wp-caption-text">Fotoğrafın tüm hakkı Op. Dr. Seçil Totan&#39;a ait olup, kopyalanamaz. </p></div>
<p>TUS (tıpta uzmanlık sınavı) gibi adil bir yöntem gelmeden önce, üniversitedeki tüm başarılı notlarına rağmen, bazı anlamsız önyargılardan dolayı mülakat sonrası uzmanlık hakkı kazanamayan, elinin hamuruyla erkek işine soyunmaya kalkan pek çok kadının maalesef yitirdiği bu payeyi, TUS sayesinde bileğimin hakkıyla kazanarak girmiştim 1998’de KBB ihtisasına! </p>
<p>İhtisasa başladığım ilk gün bana verilen en önemli öğüt (!) ihtisasım süresince hamile kalmamam şeklindeydi. Çünkü her erkek egemen işkolunda olduğu gibi, oldukça zahmetli ve ağır bir cerrahi branş olan Kulak Burun Boğaz’da, hamileliğe bağlı ağırlaşan, koşturma ve angarya yapma kabiliyeti azalan bizler, “aman düşük tehdidi filan olur da rapor alır, işler bize kalır” tasası ve bebek doğduktan sonra da “yok bebek hastalanır da izin alır” kaygısı ve mızırtısı içindeki erkek meslektaşlarımızın bu tavrı karşısında, bebek doğduktan sonra günaşırı nöbetlere eklenen uykusuz gecelerin getirdiği yorgunluğa rağmen “hem iyi anne olurum, hem de iyi bir cerrah” inadıyla daha bir canla başla çalışır hale geliriz!</p>
<p>4,5 yıllık KBB ihtisasım boyunca hamile kalmadım çok şükür, uzmanlık sonrası tattığım bu güzel duygu ve annelik ise erkek meslektaşlarımın asla yaşayamayacakları pek çok deneyim kazandırdı bana. Çocuklarımın zaman zaman orta kulak iltihabı olması, bademciklerinin iltihaplanması, doktor olmanıza ve öğrendiğiniz her tedavi metodunu uygulamanıza rağmen bir türlü kesemediğiniz öksürükler veya düşüremediğiniz ateşler sayesinde, bir çocuğun ve ailenin bu dönemlerde yaşadıklarını birebir yaşamak ve zamanla bu gibi durumlarla baş edebilmeyi çocuklarınızda öğrenerek, hastanızın ailesine ufak ufak ipuçları verebilmek, doğal yöntemler önerebilmek (ki kefir benim için en özelidir!); muayene olmaya direnen çocuğunuzu nasıl ikna ediyorsanız, hastanızı da ikna edebilmek; hangi ilaçların tadının iğrenç olduğunu, hangi bulguların neyin habercisi olduğunu (anneler çocuklarının akşama ateşinin çıkacağını bir şekilde hisseder!) bilip aileyle öyle konuşabilmek ve daha niceleri…</p>
<p>Bu yazıyı yazmamda, “Kızım çok zor muayene olur ve ben de bir kadın KBB uzmanı muayene ederse belki korkmaz diye saatlerce interneti taradım,  ancak ne kadar az sayıda bayan KBB doktoru varmış, çok zorlandım” diyen bir hastamın sevgili annesi bana ilham kaynağı oldu. Sonra şöyle bir düşündüm, ne kadar da çok çocuk hastam varmış! Neredeyse her hafta birinin annesi ya da babası aradığında kalbim çarpar sanki kendi çocuklarım hastalanmışçasına, eyvah ateşi çok mu yüksek, lütfen yine orta kulak iltihabı olmasın, yoksa ameliyat etmek zorunda kalacağım düşünceleriyle açarım telefonu! Tedavisi tamamlandıktan sonra neşe içinde kontrole gelişi ve ailenin teşekkür edişi ya da hastamın mutlulukla bay bay deyişi en güzel geri dönüştür bana!</p>
<p>Duvarları “Şeni çok seviyoyum doktoy apla!” yazıları ve sevgiyle yapılmış onlarca resimle dolu odama girerken koşup bana sarılıp öpen ve muayene koltuğuna mızırdanmadan oturup ağzını kocaman açan minik hastalarıma ve Kulak Burun Boğaz hekimi olarak tarzımı ve duruşumu anne olduktan sonra tamamen değiştiren biricik yavrularıma binlerce teşekkürler&#8230;</p>
<p><span style="color: #ff0000;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/hem-anne-hem-kadin-hem-kulak-burun-bogaz-uzmani-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KBB&#8217;DE ŞEHİR EFSANELERİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/06/kbbde-sehir-efsaneleri/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/06/kbbde-sehir-efsaneleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Jun 2010 10:44:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[doğru bilinen yanlışlar]]></category>
		<category><![CDATA[dondurma]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[klimaların zararı]]></category>
		<category><![CDATA[kulak kiri]]></category>
		<category><![CDATA[kulak temizletme]]></category>
		<category><![CDATA[pamuklu çubuk]]></category>
		<category><![CDATA[şehir efsaneleri]]></category>
		<category><![CDATA[sık farenjit olma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk su içme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[    EFSANE: Soğuk su içersen/dondurma yersen farenjit olursun!&#8230;Klimanın önünde durursan/cereyanda kalırsan hasta olursun!&#8230; DOĞRUSU: Halk arasında yanlış bir inanış olarak soğuk yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ya da klimaların buna neden olduğu sanılmaktaysa da, aslında bir enfeksiyon kaynağı olmadan tek başına soğuğun hastalık yapmayacağı bilimsel yayınlarla ispatlanmıştır. Ancak ufak bir not olarak klimaların sezon başladığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span><em> Soğuk su içersen/dondurma yersen farenjit olursun!&#8230;Klimanın önünde durursan/cereyanda kalırsan hasta olursun!&#8230;</em></p>
</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Halk arasında yanlış bir inanış olarak soğuk yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ya da klimaların buna neden olduğu sanılmaktaysa da, aslında bir enfeksiyon kaynağı olmadan tek başına soğuğun hastalık yapmayacağı bilimsel yayınlarla ispatlanmıştır. Ancak ufak bir not olarak klimaların sezon başladığında gerekli bakımları ve temizliği yapılmadığında, bu yolla bulaşan bazı hastalıklar için mikrop yuvası olabilecekleri de akıldan çıkmamalıdır.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span> <em>Burun kanarsa beyin kanamaz!..</em></p>
</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Halk arasındaki inanışa göre, tansiyonu yükselen birinin burnu kanadığında, burun beynin subapıymış gibi, &#8220;Kan burundan aktı, artık beynin kanamaz&#8221; derler. Halbuki böyle bir durumda, burun kanaması bir nevi vücudun kişiyi uyarışıdır: &#8220;Aman dikkat et, tansiyonun çok yükseliyor, beynin kanayabilir, önlem al!&#8221; diye.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span> <em>Burun kanadığında burnunun ucunu sıkıp başını geriye atman gerekir.</em></p>
</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Burun kanaması, uçtaki damarlardan değil de özellikle yoğun kanamaya yol açan arkadaki geniş damarlardan geliyorsa, bu hareket kanamayı durdurmaz, hatta genize doğru akan bol miktardaki kanın soluk yoluna kaçmasına neden olur. Bu nedenle mümkünse küçük parmak büyüklüğünde ve kalınlığında bir pamuk parçasını dekonjestan (damar büzücü) burun spreyi ile ıslatıp kanayan tarafa burun ön kısmından yerleştirip ondan sonra burnu 3 dakika boyunca hiç parmakları gevşetmeden boylu boyunca sıkmak daha etkili olacaktır. Kişi dik oturmalı, başını öne eğmeli, boynunu sıkan kravat, gömlek yakası, boyunlu kazak vb. çıkarılmalı, kişi ve yakınları sakin olmalı, durum kontrol altına alındıktan sonra mümkünse kişinin tansiyonu ölçülmeli ve yüksekse tansiyon düşürücü ilaç verilmeli, olay sıcakta kalmaya bağlıysa kişi serin ve gölge bir alana alınıp bol su içmesi sağlanmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR">Tüm bu önlemlere rağmen kanama devam ediyorsa, özellikle de genizden bol miktarda geliyorsa, zaman kaybetmeden bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li>
<div lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span> <em>Kulak bir kez temizlendi mi, alışkanlık yapar, devamlı temizlenmesi gerekir.</em></div>
</li>
</ul>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Normalde kulak kiri denen kulak salgısı, kulak zarı yakınındaki salgı bezleri tarafından yapılıp dış kulak yolu derisinde yer alan kıllar tarafından içeriden dışarıya doğru taşınarak vücut dışına atılır. Bu salgı, dış kulak yolunu kaplayıp hem bariyer etkisi ile, hem de hafif asidik olması nedeniyle, dıştan orta ve iç kulağa gidebilecek enfeksiyon ajanlarını, kir vb. yabancı materyalleri girişte tutmaya yarar.</p>
<p lang="tr-TR">Ancak dış kulak yolu doğuştan dar olan ya da geçirilen kaza/ameliyat vb. nedeniyle daralan, kulak salgısını yoğun üreten yağlı tip cilde sahip olan, egzema vb. nedeniyle dış kulak yoluna kepekler dökülmesine bağlı kulak kiri ağırlaşan ve nitelik değiştiren kişilerde bu işlem yavaşlar. Q-tips vb. cisimlerle kulak temizleme alışkanlığı olanlarda ise bu mekanizma bozulup kiri dışarı yönlendiremez ve tıkaç oluşumuna yol açar.</p>
<p>Sık sık kulak temizletenlere sorulsa, mutlaka hepsi Q-tips vb. kullanan ve tıkaç oluşumuna kendileri yol açan kişilerdir. <strong>Yani kulak temizletmek bir alışkanlığa yol açmaz, tam tersi yanlış bir alışkanlık sık kulak temizletme ihtiyacını doğurur!</strong><em> </em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span> <em>Bademcik ameliyatı sonrası sık sık farenjit olunur.</em></li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU: </span>Bademciği alınmış ya da alınmamış insanlarda farenjit görülme oranı yapılan bilimsel yayınlarla da ispatlanmış şekilde aynı sıklıktadır. Bademciklerin alınması farenjit olma oranını arttırmamaktadır.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span><strong> </strong><em>Bademcikler alındıktan sonra, bademciklerin süzgeç görevi ortadan kalkar ve mikroplar kolaylıkla boğazdan akciğerlere iner.</em></li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> 2 yaşına kadar bademciklerin görevi, bakteri ve virüslerle temas durumunda bağışıklık sisteminin uyarılıp gerekli reaksiyonların gösterilmesini sağlamaktır. 2 yaşından sonra bu görev artık kemik iliğine geçer, bu nedenle önemleri azalır. Bademcikleri alınmak zorunda kalınan çocukların/kişilerin dirençlerinde azalma olmaz. Yani bademcikler bir &#8220;süzgeç&#8221; değildir.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span> <em>Ağız kokusunu gidermek için naneli sakız çiğnemek gerekir.</em></li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Mentollü ve naneli sakızlar hem reflü dediğimiz mideden yukarı doğru asit kaçağını tetikleyerek, hem de tam tersine tükrük salgısı miktarını azaltarak ağız kuruluğuna yol açarak ağız kokusunu arttırabilmektedir. Bunların yerine tükrük salgısını arttırmak için şekersiz sakız çiğneyebilirsiniz.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span>  <em>6 <span style="color: #000000;">yaşından</span> önce genizeti ameliyatı yapılmaz.</em></li>
</ul>
<div><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="color: #ff0000;"> </span></span></span></span></span></span><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> Genizeti ameliyatı, 10 kilonun üstünde ve sağlıklı olmak kaydıyla her yaş grubunda -gerekli ise- yapılabilen bir ameliyattır. Son yıllarda uyku apnesi adı verilen uykuda nefes durması olan ileri derecede büyük genizeti-bademciği olan çocuklarda, yaş için bir alt sınır konulmamaktadır, çünkü uykuda nefes durması ve oksijensiz kalmanın geri dönüşümsüz pek çok riskleri vardır ve neden olan bu faktörler en erken zamanda ortadan kaldırılmalıdır.<span style="color: #ff0000;"> </span><span style="color: #ff0000;"> </span></div>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE:</span>  <em>Her büyük genizeti ameliyat edilmelidir.  </em></li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU: </span>Boğazımızın gerisinde ve burnumuzun arkasında bulunan geniz eti, boğazdaki halka şeklindeki bağışıklık sistemi dokularından biridir ve yerleşimi nedeniyle özel aletlerle  veya grafilerle değerlendirilebilir. Doğuştan itibaren var olan bu doku başlangıçta çocuk büyüdükçe büyümekte, 6-12 ay arasında görünür hale gelmekte, 3-7 yaş arasında en büyük boyutuna ulaşmakta ve 11 yaşından itibaren de gerilemeye başlamaktadır. O nedenle yılda 4 kezden fazla orta kulak iltihabı yapmadıkça, tekrarlayan alt solunum yolu enfeksiyonuna ve uyku apnesine yol açmadıkça her büyük genizeti alınmaz, doğal süreci boyunca takip edilir.</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;">EFSANE: </span> <em>Acı kavun burna sıkılınca sinüsler boşalır, sinüzit geçer.</em> <em>  </em></li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;">DOĞRUSU:</span> <span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;"> </span></span>Acı kavun (acı dülek), özellikle ülkemizde sinüzit hastalarının çok fazla kullandıkları bir maddedir.  Hastalar bu bitkinin suyunu burunlarına sıktıklarında başlangıçta burun salgıları artmakta ve sinüs içindeki iltihap boşalmaktadır, bu bitkinin bu etkisi yadsınamaz. Ancak oldukça alerjik olan bu bitkinin burun mukozasında yaptığı harabiyete bağlı geri dönüşsüz zararları görülmüştür.  (müzmin sinüzit, burun tıkanıklığında artış, burun içinde ya da sinüs ağzında yapışıklıklar vb.)</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/06/kbbde-sehir-efsaneleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARDA YAZ AYLARINDA SIK GÖRÜLEN KULAK BURUN BOĞAZ SORUNLARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/05/cocuklarda-yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-burun-bogaz-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/05/cocuklarda-yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-burun-bogaz-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 May 2010 10:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[boğaz ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[burun kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda en sık görülen kbb hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolu iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[kbb]]></category>
		<category><![CDATA[kulak mantarı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=1150</guid>
		<description><![CDATA[2009 kışı &#8220;domuz gribi&#8221; paniğiyle başladı, soğuk ve kar yağışı uzadıkça; bronşitler, orta kulak iltihapları, sinüzitler etrafı sardıkça hepimizin kafasında &#8220;ah bir yaz gelse de hastalıklardan kurtulsak&#8221; fikri dolaşmaya başladı. Ailecek üst solunum yolu enfeksiyonlarının son kırıntılarını yaşadığımız ve &#8220;yaz tatiline ne kaldı ki!&#8221; dediğimiz şu dönemlerde hastalıklar gerçekten bitiyor mu dersiniz??? Hemen sevinmeyin derim, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp">2009 kışı &#8220;domuz gribi&#8221; paniğiyle başladı, soğuk ve kar yağışı uzadıkça; bronşitler, orta kulak iltihapları, sinüzitler etrafı sardıkça hepimizin kafasında &#8220;ah bir yaz gelse de hastalıklardan kurtulsak&#8221; fikri dolaşmaya başladı. Ailecek üst solunum yolu enfeksiyonlarının son kırıntılarını yaşadığımız ve &#8220;yaz tatiline ne kaldı ki!&#8221; dediğimiz şu dönemlerde hastalıklar gerçekten bitiyor mu dersiniz??? Hemen sevinmeyin derim, maalesef sizi ve çocuklarınızı yaz aylarında bile bekleyen pek çok hastalık bulunmakta! Bu yazıda çoğunlukla yazın karşılaşabileceğiniz &#8220;Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları&#8221;nı ve yazın çocuklarımızı &#8220;aman dikkat et&#8221; diye defalarca uyarmamıza rağmen hepimizin başına gelebilen düşme ve çarpmaya bağlı &#8220;Burun-Yüz Travmaları&#8221;nı okuyacaksınız.</div>
<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #ff0000;">YAZ VE KULAK HASTALIKLARI:</span></strong></p>
<p>Yazın en sık görülen kulak hastalıkları <span style="text-decoration: underline;">dış kulak yolu iltihabı (YÜZÜCÜ KULAĞI) ve mantar enfeksiyonu (OTOMİKOZ)&#8217;</span>dur. Öncelikle dış kulak yolu hakkında biraz bilgi verelim.</p>
<p lang="tr-TR">Dış kulak yolu, kısmen kıkırdak ve kısmen kemikten oluşur, üzeri deri ile örtülüdür. Bu deri vücudun dış yüzünü örten derinin devamıdır. Normalde dış kulak yolu iyi korunaklıdır ve kendi kendini temizleme özelliği vardır. Dış kulak yolundaki salgı bezlerinin ürettiği salgılar ve deri döküntülerinden oluşan kulak kiri (ki aslında kir adı verilerek yanlış bir tanımlama yapılmıştır!) pH 4-5 civarında yani hafif asidik düzeydedir, dış kulak yolunu kaplayarak mikropların istilasını önlemektedir. Ancak bu asiditeyi değiştiren faktörler (banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb.) patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar.</p>
<p lang="tr-TR">Dış kulak yolu iltihabına &#8220;yüzücü kulağı&#8221; adı verilmesinin nedeni ise bu iltihabın dış kulak yolu devamlı nemli kalan yüzücülerde çok sık görülmesidir. Hjyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde bu tür enfeksiyonlara, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır.</p>
<p lang="tr-TR">Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde hastanın en temel şikayeti şiddetli kulak ağrısıdır. Kulağa veya kulak önündeki çıkıntıya dokunmakla, kulak memesini aşağı doğru çekmekle, yemek yeme sırasında çene hareketleriyle ağrı artar. Bunun yanı sıra dış kulak yolunun şişmesine bağlı kulakta tıkanma, enfeksiyon şiddetine göre akıntı, bazen şiddetli enfeksiyonlarda kulak kepçesinde kızarıklık ve şişme görülebilmektedir. Tedavisi, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilip ek olarak antibiyotik verilerek enfeksiyonun geriletilmesi ve sonrasında kulağın kuru tutulması şeklindedir.</p>
<p lang="tr-TR">Otomikoz, yani mantar enfeksiyonun ilk bulguları ise kulakta siyah, gri, mavimsi-yeşil, sarı veya beyaz renkte akıntı ile şiddetli kaşıntıdır. Tedavisi ise yine bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya mantara karşı damlalarla enfeksiyonun önüne geçilmesi şeklindedir. Önemli olan mantar enfeksiyonun tekrarlamaması için sonrasında en az 1 ay kulağa su kaçırılmaması ve kulağın kurcalanmamasıdır.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Nasıl korunalım? </span></span></p>
<p lang="tr-TR">Bu tür bir enfeksiyondan korunmak için banyo, deniz veya havuz sonrası kulağınızı pamuklu çubukla temizlemek yerine işaret parmağınıza doladığınız bir pamuk parçasını dış kulak yolunun girişine yerleştirip başınızı o kulağınız altta kalacak şekilde yana yatırıp hafifçe çalkalama hareketi yaparak içeri kaçan suyun dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p lang="tr-TR">Yine kulağa kaçan su çıkmadıysa ve suyun hjyeninden emin değilseniz veya kulakta kaşıntı başladıysa, 4-5 damla elma sirkesini, yine 4-5 damla kaynatılıp soğutulmuş musluk suyu ile karıştırıp o kulağa damlatınız, 1-2 dakika o kulak yukarıda olacak şekilde yatıp sonra kulak girişine pamuk koyup o kulak altta kalacak şekilde hafifçe başınızı aşağıya sarkıtarak 1-2 dakika yatınız.</p>
<p lang="tr-TR">Hjyen şartlarından emin olmadığınız deniz ve havuzlara girmeyiniz, şüpheniz varsa kulaklarınızı özel tıpalarla tıkayarak giriniz ve başınızı mümkün olduğunca suya sokmayınız. Kullandığınız tıpaları kolonya ile iyice silip kuruttuktan sonra özel kılıfına yerleştiriniz, ıslak veya kirli tıpayı tekrar kulağınıza sokarsanız mantar enfeksiyonunu siz davet etmiş olursunuz.</p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR"><strong><span style="color: #ff0000;">YAZ VE BURUN HASTALIKLARI:</span></strong></p>
<p>Yazın çocuklarda en sık görülen burun hastalığı &#8220;burun kanaması&#8221;dır. </p>
<p lang="tr-TR">Burun bol damarlı ve travmaya açık bir yapıdır. Hele hele burun girişinden 1 cm mesafedeki damardan yoğun &#8220;Little alanı&#8221;, çocuklarda oldukça narin damarlar içermekte ve küçük parmakların yaptığı &#8220;sondaj!?&#8221; sırasında tırnak darbesiyle ya da minicik bir çarpma ile kolayca kanayabilmektedir.</p>
<p lang="tr-TR">Burun kanaması olduğunda ilk yapılması gereken çocuğu panik edip ağlatmamaktır, çünkü bu kanamanın artmasına yol açar. Böyle bir durumda hemen kanayan taraftaki burun içine suyla hafif ıslatılmış/yağlı bir kremle yağlandırılmış veya ideali dekonjestan (xylometazoline içeren) burun spreyi sıkılmış serçe parmak büyüklüğünde bir pamuk konulup dışarıdan o taraf buruna parmakla 2 dakika kadar eli hiç kaldırmadan basılmalı, çocuk dik oturtulmalı (yatarsa arkadan genizden inen kanlar solunum yoluna kaçabilir!) ve serin bir ortama geçilmelidir. Kanama bu yöntemlerle durmuyorsa en yakın hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Nasıl korunalım?</span></span></p>
<p lang="tr-TR">Özellikle kuru hava ve sıcak, kanama riskini daha çok arttırmaktadır. Bu nedenle güneşin en etkili olduğu öğlen saatlerinde mümkün olduğunca çocukları güneşe çıkarmamalı; gölgede oturup, şapka takıp bol bol sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır.</p>
<div class="mceTemp">Yaz aylarında kış ve ilkbahardaki kadar sık olmamakla birlikte farenjit görülebilmektedir. Halk arasında yanlış bir inanış olarak soğuk yiyecek ve içeceklerin fazla tüketilmesinin ya da klimaların buna neden olduğu sanılmaktaysa da, aslında bir enfeksiyon kaynağı olmadan tek başına soğuğun hastalık yapmayacağı bilimsel yayınlarla saptanmıştır. Ancak ufak bir not olarak klimaların sezon başladığında gerekli bakımları ve temizliği yapılmadığında, bu yolla bulaşan bazı hastalıklar (özellikle mikoplazma zatürresi gibi) için mikrop yuvası olabilecekleri de akıldan çıkmamalıdır.</div>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">Nasıl korunalım?</span></span></p>
<p lang="tr-TR">Yaz aylarında her zaman olduğu gibi en çok dikkat edilmesi gereken el hjyendir. Yazın elle yenen yiyeceklerin (meyve, dondurma, çerez vb.) daha çok tüketilmesi nedeniyle her yemekten önce ellerin iyice yıkanması gerekmektedir. Ayrıca klimaların ilk çalıştırılmasından önce gerekli bakım ve temizlikten geçirilmesi unutulmamalıdır.</p>
<p> </p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR">Oyun parklarında salıncakta sallanma, su kaydıraklarından kayma, engebeli bir parkurda bisiklet kullanma veya futbol vb. topla oynanan oyunlar sırasında kazara yüze darbe alınması çok basit bir yumuşak doku şişliğinden tutun da yüz kemiklerinde kırılmaya kadar değişik sonuçlar doğurabilir.</p>
<p lang="tr-TR">Yüze darbe alındığında hemen buz uygulanmalı ve baş oturur pozisyonda yüksek tutulmalıdır.</p>
<ul>
<li>
<p lang="tr-TR">Göz etrafında morarma-şişlik</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Yüzde, yanaklarda ya da dudaklarda uyuşukluk</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Çift görme ya da bulanık görme</p>
</li>
<li>
<p lang="tr-TR">Diş diziliminde bozulma ya da ağzı kapatmada güçlük</p>
</li>
<li>Burun dış görünüşünde değişiklik (çökme ya da sağa-sola kayma) gibi bulguların varlığında hemen bir doktora başvurulmalıdır.</li>
</ul>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;">MORARMA:</span> Kontüzyon da denen morarmanın nedeni, deri altında kan birikmesidir. Moraran yeri mümkünse kalp hizasından yüksekte tutmak (örneğin burun sırtında morarma varsa kişi oturur pozisyonda tutulmalıdır.), moraran yere basınç uygulamak ve ilk 48 saat her saat başı 20 dakika kadar ince bir beze sarılmış buz/buz torbası uygulamak (buz direkt ciltle temas etmemeli!) oluşacak olan renk değişikliğinin daha az belirgin ve daha kısa süre sürmesini kolaylaştırıcı yöntemlerdir. Tüm bu önlemlere rağmen mordan kırmızıya, sonra kahverengiye ve giderek yeşilden sarıya doğru bir renk skalası şeklinde morarma 1-2 hafta içinde yavaş yavaş ortadan kaybolacaktır. Yaz ayı olması nedeniyle, oluşacak morluğun deride kalıcı bir renk değişikliğine yol açmaması için, o bölge olabildiğince güneşten korunmalı, korunamıyorsa en az 25 faktörlü güneş koruyucular sık sık sürülmelidir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;">KESİK VE SIYRIKLAR:</span> Kesik ve sıyrığa bağlı dışa kanama varlığında, yara yerinin üzerine temiz bir bezle/tamponla en az 5 dakika bastırmak (ara ara bezi kaldırıp kanama durmuş mu diye bakmadan!!!) kanamayı durdurabilir. Kanama buna rağmen durmuyorsa hemen bir hastanenin acil servisine başvurmak gerekir.</p>
<p lang="tr-TR">Sıyrıklarda, saha , kum, cam parçası vb. yara içine girip enfeksiyon yaratabilecek yabancı cisimleri uzaklaştırmak amacıyla iyice sabunlanıp yıkanmalıdır. Ardından oksijen ya da batticon sürülüp, yara yeri kabuklanana kadar antibiyotikli krem sıkılmış bir gazlı bezle kapatılmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="text-decoration: underline;">BURUN TRAVMASI: </span>Burun, yüzün en çıkıntılı organı olması nedeniyle en çok darbe alan bölgelerinden biridir. Burnu sert bir cisme çarpma durumunda ilk yapılması gereken, etrafına gazlı bez ya da ince bir mendil sarılmış buz kalıbı ya da buz torbasını en az 20 dakika burun sırtı ve gözlerin üstüne denk gelecek şekilde tutmak ve bunu her saat başı 48 saat süresince devam ettirmektir. Ayrıca 1 hafta süreyle baş 45 derece yukarıda olacak şekilde yüksek yatılmalıdır. Burun tıkanıklığı, burun kanaması, burnun şeklinde bozulma ya da burun sırtında kesikler olması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.</p>
<p lang="tr-TR">Burun tıkanıklığı, genellikle kişinin başlangıçta fark etmediği, zamanla ortaya çıkan bir formda ise burun orta bölmesi kıkırdaklarında kırılma ve mukoza altına kan birikmesi sonucu &#8220;septal hematom&#8221; denilen bir olay gelişiyor demektir. Bu durumda, kişinin hemen bir KBB hekimine başvurması gerekir, çünkü o bölgede biriken kan, kıkırdakların beslenmesini bozup zamanla kıkırdakta erimeye, kapalı ortamda üreyen dirençli mikroplara bağlı ciddi hastalıklara (sepsis vb.) ve burun yapısında bozulmaya yol açabilir.</p>
<p lang="tr-TR">Burun şeklinde bozulma, burun sırtında morarma ve gözlere doğru yayılan morluk durumunda burun kırığı akla gelmeli ve hemen bir KBB ya da Plastik Cerrahi uzmanına başvurulmalıdır. Doktorunuz muayene ve gerekirse röntgen sonrası, kırık saptaması durumunda kişinin yaşı, ek hastalıkları, deformite olup olmaması, kırığın tipine göre kırığı düzeltip düzeltmemeye karar verecektir. İdeali ilk gün, kişi geç başvurduysa en geç 7 gün içinde düzeltilmesidir.</p>
<p lang="tr-TR"><span style="color: #ff0000;"><span style="font-size: small;">*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan&#8217;a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.</span></span></p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR">Kaynak: American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery</p>
<p lang="tr-TR">
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR"> </p>
<p lang="tr-TR"> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/05/cocuklarda-yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-burun-bogaz-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>FDA&#8217;İN 19.03.2010 TARİHLİ SON KARARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/03/fdain-19032010-tarihli-son-karari/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/03/fdain-19032010-tarihli-son-karari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 08:24:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[fda]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=518</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUK VE GENÇLERE SİGARA YA DA DUMANSIZ TÜTÜN SATIŞI YA DA PAZARLANMASINA İLİŞKİN KISITLAMALAR:  Her gün 18 yaş altındaki 4000 çocuk ilk sigarasını denemekte ve 18 yaş altındaki 1000 çocuk ise sigara kullanıcısı haline dönüşmektedir. Bu çocukların ek çoğu sigara ve tütün ürünlerinin zararlarını idrak edebileceği yaşa gelmeden sigara bağımlısı haline gelecek ve muhtemelen de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><strong>ÇOCUK VE GENÇLERE SİGARA YA DA DUMANSIZ TÜTÜN SATIŞI YA DA PAZARLANMASINA İLİŞKİN KISITLAMALAR:</strong></span> </p>
<p>Her gün 18 yaş altındaki 4000 çocuk ilk sigarasını denemekte ve 18 yaş altındaki 1000 çocuk ise sigara kullanıcısı haline dönüşmektedir. Bu çocukların ek çoğu sigara ve tütün ürünlerinin zararlarını idrak edebileceği yaşa gelmeden sigara bağımlısı haline gelecek ve muhtemelen de sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle erken yaşta kaybedileceklerdir. Bu nedenle FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) çocukların sağlığının korunması ve tütün kullanımına bağlı ölüm oranını azaltmak üzere bazı kurallar çıkarmıştır.</p>
<p>19 Mart 2010 tarihinde yayınlanıp 22 Haziran 2010&#8242;dan itibaren uygulanmaya başlayacak olan bu kurallara göre:</p>
<ol>
<li>18 yaş ve altı çocuklara sigara veya dumansız tütün ürünlerinin satışı yasaklanmıştır.</li>
<li>20 adetten daha az sigara paketlerinin satışı yasaklanmıştır.</li>
<li>Reklam amaçlı ücretsiz sigara dağıtılması yasaklanmıştır.</li>
<li>Reklam amaçlı ücretsiz dumansız tütün ürünlerinin dağıtılması sınırlandırılmıştır.</li>
<li>Sigara ve benzeri ürünleri üreten firmaların herhangi bir spor, müzik yada sosyal-kültürel etkinliğe sponsor olması yasaklanmıştır.</li>
</ol>
<p>Ayrıca yine FDA tarafından 22 Eylül 2009&#8242;da çıkarılan bir kurala göre meyve, şeker ya da karanfil aroması gibi gibi çocukları özendirecek tat ve kokudaki tütün ürünlerinin üretimi yasaklanmıştır.</p>
<p>Dumansız sigara ürünleri hakkında bilgi edinmek için lütfen <a href="http://www.seciltotan.com/archives/519" target="_blank">tıklayınız!</a>&#8230;</p>
<p>Sigaranın özellikle çocuklar üzerindeki zararlarını okumak için lütfen <a href="http://www.seciltotan.com/archives/170" target="_blank">tıklayınız</a>!&#8230;</p>
<p>KAYNAK:</p>
<p>1. <a href="http://www.hhs.gov/news/press/2010pres/03/20100318a.html">http://www.hhs.gov/news/press/2010pres/03/20100318a.html</a></p>
<p>2. <a href="http://www.fda.gov/TobaccoProducts/ProtectingKidsfromTobacco/default.htm">http://www.fda.gov/TobaccoProducts/ProtectingKidsfromTobacco/default.htm</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/03/fdain-19032010-tarihli-son-karari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DUMANSIZ TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN KULLANIMI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/01/dumansiz-tutun-urunlerinin-kullanimi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/01/dumansiz-tutun-urunlerinin-kullanimi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 2010 10:04:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[dumansız tütün]]></category>
		<category><![CDATA[lökoplaki]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[smokeless tobacco]]></category>
		<category><![CDATA[tütün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[Dumansız tütün, çiğneme formu şeklinde ya da pudra formunda tütün ürünü demektir.  Amerikan erişkinlerinin %3&#8242;ü dumansız tütün kullanmaktadır. Bu ürünleri kullanan kişilerde diş eti hastalıkları, kalp hastalıkları ve çeşitli kanser tiplerine yatkınlık gibi sigara içenlerde görülen sorunlar yaklaşık olarak aynı sıklıkta görülmekte iken, ağız kanserleri ise daha sıktır. Amerika&#8217;da her yıl ortalama 30.000 kişi ağız-yutak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/04/kid-smoking.jpg"></a><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/04/whatisincig2.jpg"></a></p>
<div id="attachment_2371" class="wp-caption alignleft" style="width: 266px"><img class="size-full wp-image-2371" title="tobacco leaf" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/tobacco-leaf.jpg" alt="" width="256" height="192" /><p class="wp-caption-text">This file is licensed under the Creative Commons Attribution-Share Alike 3.0 Unported license.</p></div>
<p style="text-align: left;">Dumansız tütün, çiğneme formu şeklinde ya da pudra formunda tütün ürünü demektir. </p>
<p>Amerikan erişkinlerinin %3&#8242;ü dumansız tütün kullanmaktadır. Bu ürünleri kullanan kişilerde diş eti hastalıkları, kalp hastalıkları ve çeşitli kanser tiplerine yatkınlık gibi sigara içenlerde görülen sorunlar yaklaşık olarak aynı sıklıkta görülmekte iken, ağız kanserleri ise daha sıktır. Amerika&#8217;da her yıl ortalama 30.000 kişi ağız-yutak kanseri tanısı almakta ve 8000&#8242;den fazla kişi bu hastalıklardan dolayı kaybedilmektedir. Tüm bu bilinen zararlarına rağmen bu maddeleri kullananlar ürünleri talep etmeye devam etmekte, bunları üreten firmalar da üretimlerini sürdürmektedirler. 2001 yılında dünyanın en büyük 5 tütün üreticisi, bu ürünlerin tanıtımı ve promosyonuna 236.7 milyon dolar harcamışlardır.</p>
<p> <span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Dumansız Tütün Ürünü Nedir?</span></strong></span></p>
<p style="text-align: left;"> 2 türü mevcuttur:</p>
<ul>
<li>Çiğneme formu: Yaprak ya da kalıp şeklinde hazırlanarak yanakla dişetleri arasında sıkıştırılıp kullanılmaktadır. Kullanıcılar, etkisinin daha yoğun olması için bunu saatlerce sakız gibi çiğnemektedirler. </li>
<li>Pudra formu: Alt dudak-dişeti arasında konularak kullanılır (bu uygulamaya &#8220;dipping&#8221; deniyor). </li>
</ul>
<p>Her 2 türün de içinde zehirli ve bağım<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/04/smokeless-tobaco-2.jpg"></a>lılık yapıcı maddeler bulunmaktadır. Her seferinde kullanıldıklarında kişinin kendini iyi hissettiği doza vücut adapte olmakta, bir sonrakinde kişi aynı etkiyi elde edebilmek için aldığı tütün miktarını arttırmaktadır. Ortalama büyüklükte bir çiğneme ya da pudra formunu 30 dakika kadar ağız içinde tutmak, kişiye 4 sigara içmişcesine nikotin dozu sağlamaktadır. </p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Dumansız Tütün Ürünleri Sigaradan Daha mı Zararlıdır?</span></strong></span></p>
<p>Amerikan Sağlık Dairesi Başkanlığı, 1986 yılında dumansız tütün ürünü kullanımına ilişkin olarak &#8220;Bu ürünler sigaranın yerine kullanılabilecek güvenli maddeler değildir. Kansere ve kanser dışı pek çok hastalığa ve ayrıca nikotin bağımlılığına yol açabilmektedir.&#8221; şeklinde bir açıklamada bulunmuştur. Ayrıca 1991&#8242;de Ulusal Kanser Enstitüsü bu ürünlerin yüksek nitrozamin içeriği nedeniyle (ağız kanseri gelişimi riskini arttıran bir madde) kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etmiştir.</p>
<p> <span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Dumansız Tütün Ürünleri Neler İçermektedir?</span> </strong></span> </p>
<ul>
<li>Polonyum 210 (nükleer atık)</li>
<li>N-nitrozaminler (kanser yapıcı maddeler)</li>
<li>Formaldehid (tahnit sıvısı)</li>
<li>Nikotin (bağımlılık yapıcı)</li>
<li>Kadmiyum (nükleer reaktör kalkanlarında ve pillerde kullanılan madde)</li>
<li>Siyanid (zehirli madde)</li>
<li>Arsenik (zehirli metalik madde)</li>
<li>Benzen (böcek ilaçları ve motor yağlarında kullanılır)</li>
<li>Kurşun (sinir zehiri)</li>
</ul>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Bu Ürünleri Daha Çok Kimler Kullanıyor?</span> </strong></span></p>
<p> 2000 yılında Madde Bağımlılığı ve Akıl Sağlığı Hizmetleri Yönetimi tarafından yürütülen Ulusal İlaç Kötüye Kullanımı Anketine göre 18-25 arası genç erişkinlerin bu ürünleri en çok kullanan yaş grubu olduğu açığa çıkmıştır. Bunda en büyük payın bu yaş grubunu hedef alan reklam ve pazarlama taktikleri olduğu düşünülmektedir.</p>
<p> Dumansız tütün üreticileri aromalı ürünler pazarlamaktadır. 2005 yılında Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü&#8217;nün yaptığı bir açıklamaya göre bu şirketler adeta bu sayede bir lehim lambasını aromalı bir lolipopa dönüştürerek milyonlarca genci ölümcül bir ürünü denemeye teşvik etmektedirler.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Dumansız Tütün Tüketiminin Fiziksel ya da Mental Etkileri Nedir?</span></strong></span></p>
<p> <strong>Kanser:</strong> Bu ürünler kansere yol açan yani kanserojen ürünlerdir. Kanser, özellikle bu ürünlerin ağız içinde tutulduğu alanlarda gelişmektedir, ancak dudak, dil, yanak ve boğazda da gelişebilmektedir.</p>
<p> <strong>Lökoplaki:</strong> Bu ürünleri kullana<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/04/lokoplaki2.jpg"></a>n kişilerde yanak içlerinde, dişetlerinde, bazen de dilde küçük beyaz noktalar şeklinde karşımıza çıkan bir lezyondur. Nedeni tütünün özsuyunun yarattığı tahriş olabilir. Bu lezyon prekanserözdür, yani ileride kansere dönüşebilmektedir. <strong> </strong></p>
<p><strong>Kalp hastalıkları: </strong>Organik içerikleri karbon, hidrojen, nitrojen ve bazen oksijenden oluşan nikotinin uyarıcı etkisi kalp hızını ve kan basıncını arttırmakta ve bazen düzensiz kalp atışlarına yol açmaktadır.</p>
<p><strong>Dişeti ve diş hastalıkları:</strong> Dumansız tütün ürünleri dişleri kalıcı olarak boyar, ağız kokusu yapar ve diş kayıplarına yol açar. Ayrıca çok yoğun şeker içerikleri nedeniyle dişin koruyucu tabakasını eriterek çürük ve ağız içi yaralara yol açarlar. Ayrıca bu maddelerin devamlı teması nedeniyle dişetlerinde çekilmelere yol açabilirler.</p>
<p> <span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff6600;">Ağız Kanserinin Erken Bulguları Nelerdir?</span></strong></span> </p>
<ul>
<li>Kolayca kanayan ve iyileşmeyen aftlar</li>
<li>Ağız veya boyunda şişlik ve kalınlaşma</li>
<li>Geçmeyen şişlik ya da yaralar</li>
<li>Geçmeyen kırmızı ya da beyaz alanlar</li>
<li>Çiğneme, yutma ve çeneyi oynatmada güçlük</li>
</ul>
<p>Bu gibi durumlarda en kısa sürede bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurulmalı, bu ürünlerin kullanımına hemen son verilmelidir.</p>
<p>Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makale</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/01/dumansiz-tutun-urunlerinin-kullanimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKTA OBEZİTE VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARIYLA İLİŞKİSİ</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/01/cocukta-obezite-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklariyla-iliskisi/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/01/cocukta-obezite-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklariyla-iliskisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 16:32:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı kilo]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[obesite]]></category>
		<category><![CDATA[obez]]></category>
		<category><![CDATA[şişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku apnesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da yapılan bir çalışmaya göre erişkinlerin % 34&#8242;ü olması gereken kilonun üzerinde, %31&#8242;i (ort. 60 milyon)  ise obez olarak saptanmış. Yani toplamda 127 milyon Amerikalı kilolu! Halbuki 42 yıl önce %13&#8242;ü, 1980&#8242;de %15&#8242;i obez idi!   Son 20 yılda aşırı kilolu ya da obez çocuk sayısında, panik olunacak şekilde 2 kat artış mevcut. Günümüzde 6-11 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/obez51.jpg"></a><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/obez41.jpg"></a></p>
<p style="text-align: left;">Amerika&#8217;da yapılan bir çalışmaya göre erişkinlerin % 34&#8242;ü olması gereken kilonun üzerinde, %31&#8242;i (ort. 60 milyon)  ise obez olarak saptanmış. Yani toplamda 127 milyon Amerikalı kilolu! Halbuki 42 yıl önce %13&#8242;ü, 1980&#8242;de %15&#8242;i obez idi!</p>
<p> </p>
<p style="text-align: left;">Son 20 yılda aşırı kilolu ya da obez çocuk sayısında, panik olunacak şekilde 2 kat artış mevcut. Günümüzde 6-11 yaş grubunda %15&#8242;den fazla, 12-19 yaş grubunda da %15&#8242;den fazla çocuk aşırı kilolu ya da obez!</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/obez3.jpg"></a></p>
<p style="text-align: left;">Aşırı kilolu ile obez arasında ne gibi farklar vardır? Genellikle bu 2 terim birbiri yerine kullanımaktaysalar da aslında farklı şeyleri ifade eder.</p>
<p>Aşırı kilolu: BMI (body mass index=vücut kitle indeksi, yani kilo/boy<sup>2</sup>) 25 ve üzerinde ise</p>
<p> Obez: BMI 30 ve üzerinde ise</p>
<p>Morbid obez: BMI 40 ve üzerinde ise (Morbid demek, şişmanlığa bağlı hastalıkların ortaya çıkma riski yüksek demektir.)</p>
<p>Obezite, aslında erişkin yaşta görülen bazı hastalıkların çocukluk çağında ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Bu çocuklar Tip 2 Diabet (şeker hastalığı), karaciğer yağlanması, kolesterol yüksekliği (ileri yaşlarda damar sertliği ve kalp krizi riski!), femur başı epifizinde kayma, menstrüasyon bozuklukları, uyku apnesi, metabolizma düzensizlikleri ile karşı karşıya kalırlar. Bunun yanısıra işin psikojenik kısmına bakarsak, depresyon, kendine güvensizlik ve arkadaşlarından izolasyon da sıktır.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff9900;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><span style="color: #ff0000;">Çocuklarda Şişmanlık ve Otorinolaringolojik Problemler:</span></strong></span></span></p>
<p> ● <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ffff00;"><strong><span style="color: #ff6600;">Uyku apnesi:</span></strong></span></span></p>
<p>Uyku apnesi olan çocuklarda bir gecede 10-60 kez 1 dakika ya da daha uzun süreyle nefes durmaktadır. Havayolu ya tamamen kapanmakta (apne) ya da kısmen daralıp yavaş yüzeyel solunum gerçekleşmektedir(hipopne). 2-5 yaş grubu çocukların %1-3&#8242;ünde uyku apnesi/hipopnesi görülmektedir. Genellikle nedeni bademciklerde aşırı büyüklüktür. Bunun yanısıra aşırı kilo da varsa, göğüs kafesi ve karnın nefes alma sırasındaki karşılıklı hareketinde bozulma da eklenip durum daha ciddi bir hal alabilir. Obez çocuklarda, uyku apnesinin cerrahi tedavisinde hipertrofik genizeti-bademciklerin ameliyatla alınması oldukça etkili bir yöntemdir, ancak bu çocuklara özel olarak hastanın hastanede 1 gece yatması önerilir.</p>
<p> Amerikan Pediatri Akademisi, obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesinin (OSAS) çocukluk çağında tedavi edilmediği takdirde, ciddi komplikasyonlara yol açacağını vurgulamaktadır. Bunlar büyümede gerilik, öğrenmede gecikme, dikkat ve davranış bozuklukları ile kalp-damar hastalıklarıdır. </p>
<p> ●  <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ffff00;"><strong><span style="color: #ff6600;">Orta kulak iltihabı:</span></strong></span></span></p>
<p>Amerika&#8217;da her yıl 15-30 milyon kişinin doktora başvurma nedeni akut orta kulak iltihabı (AOM) ve kronik kulak sorunlarıdır, özellikle de çocuklarda en sık başvuru nedeni orta kulak iltihabıdır. Son yıllarda artan orta kulak iltihabı sıklığının aşırı kiloyla direkt ne gibi bir ilişkisi olduğu net olarak anlaşılamamış olsa da, özellikle kendini ifade edemeyen küçük çocuklarda, çocuğun kulağındaki rahatsızlıktan dolayı sürekli ağlamasının verilen çukulata-şekerler ya da abur cuburlarla susturulmaya çalışılması ve bunun da kiloda artışa yol açtığı iddia edilmektedir. Texas&#8217;ta yapılan bir bilimsel çalışma obez çocukların adenotonsillektomi sonrası yoğun bakımda kalma ve CPAP(maske ile soluma) ihtiyacının oldukça fazla olduğunu göstermiştir.</p>
<p style="text-align: left;"> <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff9900;"><strong>Ne yapılmalı?</strong></span></span> </p>
<p> </p>
<p> Çocuğunuz aşırı kilolu ya da obez ise, mutlaka takip eden Çocuk Doktorunuza danışarak sağlıklı bir diyet programına girmesi sağlanmalı, ailelerin çocuklara örnek teşkil ettiği düşünülürse, evdeki tüm fertlerin yemek alışkanlıkları da ona göre düzenlenmeli, eve abur cubur alınmamalı, ailece spor yaparak çocuk da bu konuda teşvik edilmeli, ek sağlık sorunlarının mevcudiyetinde bunlara yönelik tedaviler yapılmalı, uyku apnesi durumunda ise bir KBB hekimine başvurulmalı, eğer nedeni büyük oranda aşırı büyümüş bademcik-genizeti ise bunlar cerrahi olarak alınıp havayolu pasajı açılmalıdır. </p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/spor1.jpg"></a></p>
<p>Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makale</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/01/cocukta-obezite-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklariyla-iliskisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SPOR VEYA OYUN ESNASINDA GELİŞEBİLECEK YÜZ TRAVMALARINA YAKLAŞIM</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2010/01/spor-veya-oyun-esnasinda-gelisebilecek-yuz-travmalarina-yaklasim/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2010/01/spor-veya-oyun-esnasinda-gelisebilecek-yuz-travmalarina-yaklasim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 11:23:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[burun kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[kesi]]></category>
		<category><![CDATA[morarma]]></category>
		<category><![CDATA[ses kısıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[sıyrık]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<category><![CDATA[yaralanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=456</guid>
		<description><![CDATA[ Oyun parklarında salıncakta sallanma, kaydıraktan kayma, engebeli bir parkurda bisiklet kullanma veya futbol vb. topla oynanan oyunlar sırasında kazara yüze darbe alınması çok basit bir yumuşak doku şişliğinden tutun da yüz kemiklerinde kırılmaya kadar değişik sonuçlar doğurabilir. Bu gibi durumlarda ilk olarak neler yapılması gerektiğini pek çoğumuz tam anlamıyla bilmiyoruz. Bu yazıda ilk müdahale üzerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/oyunparki.jpg"></a><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/oyunparki.jpg"></a> Oyun parklarında salıncakta sallanma, kaydıraktan kayma, engebeli bir parkurda bisiklet kullanma veya futbol vb. topla oynanan oyunlar sırasında kazara yüze darbe alınması çok basit bir yumuşak doku şişliğinden tutun da yüz kemiklerinde kırılmaya kadar değişik sonuçlar doğurabilir. Bu gibi durumlarda ilk olarak neler yapılması gerektiğini pek çoğumuz tam anlamıyla bilmiyoruz. Bu yazıda ilk müdahale üzerinde özellikle duracağım.</p>
<p>Herhangi bir yaralanma durumunda elinizde (mümkünse acil çantasında) ne gibi malzemelerin olması gerekir?</p>
<ul>
<li>Steril tamponlar</li>
<li>Makas</li>
<li>Buz veya ulaşmak mümkünse buz torbası</li>
<li>Bant</li>
<li>Steril bandajlar</li>
<li>Hidrojen peroksit veya Batticon (tendürdiyot)</li>
<li>Burun damlası</li>
<li>Antibiyotikli kremler</li>
</ul>
<p>Kişi düştüğünde, özellikle de başını çarpmışsa mutlaka kişiye adını, bulunduğu yeri bilip bilmediğini vb. sorup bilincinin yerinde olup olmadığını ve ayrıca nefes alıp verebilir halde olduğunu kontrol etmeniz gerekir.</p>
<p>Bilinçte bozulma, nefes almada güçlük ve morarma, yüzünde herhangi bir asimetri, göz kapaklarını açıp kapatamama, dudakta çarpılma (yüz felci?), bacaklarını oynatmada güçlük bulguları varsa acilen bir sağlık kuruluşuna transferi için 112 Acil&#8217;i aramak gerekir.</p>
<p><span style="color: #ff0000;">ASLA KİŞİYİ OLDUĞU YERDEN KALDIRMAYA ÇALIŞMAYINIZ!!!</span> <span style="color: #ff0000;">Kafasını ve boynunu oynatacak şekilde başından örtüsünü, kaskını vb. almaya çalışmayınız! Kişiye su veya ağrı kesici vermeyiniz (belki acilen ameliyata alınması gerekebilir!). </span></p>
<p>Aktif kanama varsa, üzerinde temiz bir bezle bastırarak kanamayı azaltınız. Ancak kanama göz, göz kapağı veya kafatasındaki kırık bir kemiğin üzerinden geliyorsa baskı uygulamadan, temiz bir bezle sadece kanayan yeri kapatınız. Darbe alan bölgeye, ince bir tülbent ya da havluya sarılmış buz tatbik ediniz.</p>
<p><span style="color: #ff6600;"><span style="text-decoration: underline;"> YÜZ KIRIKLARI:</span> </span></p>
<p>Top çarpması, iki kişinin çarpışması, yüzün sert bir cisme ya da zemine çarpması sonucu yüzün bir veya birkaç kemiğinde kırılmaya kadar varan travmalar karşımıza çıkabilir. Bu tür bir kırık olup olmadığını gösteren bazı bulgular vardır:</p>
<ul>
<li>Göz etrafında morarma-şişlik</li>
<li>Yüzde, yanaklarda ya da dudaklarda uyuşukluk</li>
<li>Çift görme ya da bulanık görme</li>
<li>Diş diziliminde bozulma ya da ağzı kapatmada güçlük</li>
<li>Burun dış görünüşünde değişiklik (çökme ya da sağa-sola kayma)</li>
</ul>
<p> Yüze darbe alındığında hemen buz uygulanmalı ve baş oturur pozisyonda yüksek tutulmalıdır. Yukarıda belirtilen bulguların varlığında hemen bir doktora başvurulmalıdır.</p>
<p> <span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;">MORARMA:</span> </span></p>
<p>Kontüzyon da denen morarmanın nedeni, deri altında kan birikmesidir. Moraran yeri mümkünse kalp hizasından yüksekte tutmak (örneğin burun sırtında morarma varsa kişi oturur pozisyonda tutulmalıdır.), moraran yere basınç uygulamak ve ilk 48 saat her saat başı 20 dakika kadar ince bir beze sarılmış buz/buz torbası uygulamak (buz direkt ciltle temas etmemeli!) oluşacak olan renk değişikliğinin daha az belirgin ve daha kısa süre sürmesini kolaylaştırıcı yöntemlerdir. Tüm bu önlemlere rağmen mordan kırmızıya, sonra kahverengiye ve giderek yeşilden sarıya doğru bir renk skalası şeklinde morarma 1-2 hafta içinde yavaş yavaş ortadan kaybolacaktır.</p>
<p> <span style="color: #ffff00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;">KESİK VE SIYRIKLAR:</span></span></span></p>
<p>Kesik ve sıyrığa bağlı dışa kanama varlığında, yara yerinin üzerine temiz bir bezle/tamponla en az 5 dakika bastırmak (ara ara bezi kaldırıp kanama durmuş mu diye bakmadan!!!) kanamayı durdurabilir. Kanama buna rağmen durmuyorsa hemen bir hastanenin acil servisine başvurmak gerekir.</p>
<p>Sıyrıklarda, saha , kum, cam parçası vb. yara içine girip enfeksiyon yaratabilecek yabancı cisimleri uzaklaştırmak amacıyla iyice sabunlanıp yıkanmalıdır. Ardından oksijen ya da batticon sürülüp, yara yeri kabuklanana kadar antibiyotikli krem sıkılmış bir gazlı bezle kapatılmalıdır.</p>
<p>Derin kesilerde dikiş atılması gerekebilir. İlk birkaç günden sonra doktorunuz aksini belirtmedikçe dikişlerin üzerini kapatmak gerekmeyebilir. Ancak vücudun kıyafet altında kalan kısımlarında var olan dikişlerin sürtünmeye bağlı irrite olmaması için dikişlerin üzeri temiz bir gazlı bezle kapatılabilir. Yara yeri etrafında aylarca süren hissizlik olabilir. Yaranın tam olarak iyileşmesi 6 ay-1 yıl alacağı için bu sürede olabildiğince güneş koruyucu kremlerle yarayı kapatıp izin en az kalması sağlanabilir. Yara yerinde özellikle 6. haftadan sonra aşırı kabarma ve kızarıklık ortaya çıkması, &#8220;keloid&#8221; adı verilen kötü yara iyileşmesinin başladığının belirtisi olabilir, bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir.</p>
<p><span style="color: #ffff00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff6600;">BURUN TRAVMASI:</span></span></span></p>
<p>Burun, yüzün en çıkıntılı organı olması nedeniyle en çok darbe alan bölgelerinden biridir. Burnu sert bir cisme çarpma durumunda ilk yapılması gereken, etrafına gazlı bez ya da ince bir mendil sarılmış buz kalıbı ya da buz torbasını en az 20 dakika burun sırtı ve gözlerin üstüne denk gelecek şekilde tutmak ve bunu her saat başı 48 saat süresince devam ettirmektir. Ayrıca 1 hafta süreyle baş 45 derece yukarıda olacak şekilde yüksek yatılmalıdır. Burun tıkanıklığı, burun kanaması, burnun şeklinde bozulma ya da burun sırtında kesikler olması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır. Burun tıkanıklığı, genellikle kişinin başlangıçta fark etmediği, zamanla ortaya çıkan bir formda ise burun orta bölmesi kıkırdaklarında kırılma ve mukoza altına kan birikmesi sonucu &#8220;septal hematom&#8221; denilen bir olay gelişiyor demektir. Bu durumda, kişinin hemen bir KBB hekimine başvurması gerekir, çünkü o bölgede biriken kan, kıkırdakların beslenmesini bozup zamanla kıkırdakta erimeye, kapalı ortamda üreyen dirençli mikroplara bağlı ciddi hastalıklara (sepsis vb.) ve burun yapısında bozulmaya yol açabilir.</p>
<ul>
<li>
<div style="padding-left: 30px;"> <span style="color: #ff6600;">Burunda kanama:</span></div>
</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;">Burunda travmadan tutun burun içini kurcalamaya, kuvvetli sümkürmeden sıcak çarpmasına ya da yüksek tansiyondan tutun kan sulandırıcı ilaç kullanımına kadar pek çok nedenle kanama olabilir. Kurcalama, sümkürme ve sıcak çarpmasına bağlı kanamalar genellikle kendi kendine durabilen, burun ön kısmından kaynaklanan hafif tipte kanamalar iken travma, ani tansiyon yükselmesi ve pıhtılaşma fonksiyonundaki bozulmaya bağlı kanamalar oldukça yoğun, bazen durdurulması zor kanamalardır.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Burun kanaması durumunda ilk<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2010/01/nosebleed2.jpg"></a> yapılması gereken, her 2 burun kanadını baş ve işaret parmakla tutup 5 dakika boyunca eli hiç kaldırmadan sıkmaktır. Mümkünse küçük parmak büyüklüğünde ve kalınlığında bir pamuk parçasını Otrivine, İliadine vb. dekonjestan (damar büzücü) burun spreyi ile ıslatıp kanayan tarafa burun ön kısmından yerleştirip ondan sonra burnu 5 dakika boyunca sıkmak daha etkili olacaktır. Kişi dik oturmalı, boynunu sıkan kravat, gömlek yakası, boyunlu kazak vb. çıkarılmalı, kişi ve yakınları sakin olmalı, durum kontrol altına alındıktan sonra mümkünse kişinin tansiyonu ölçülmeli ve yüksekse tansiyon düşürücü ilaç verilmeli, olay sıcakta kalmaya bağlıysa kişi serin ve gölge bir alana alınıp bol su içmesi sağlanmalıdır. </p>
<p style="padding-left: 30px;">Tüm bu önlemlere rağmen kanama devam ediyorsa, özellikle de genizden bol miktarda geliyorsa, zaman kaybetmeden bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<ul>
<li>
<div style="padding-left: 30px;"><span style="color: #ff6600;">Burun kırığı:</span></div>
</li>
</ul>
<p style="padding-left: 30px;">Burun şeklinde bozulma, burun sırtında morarma ve gözlere doğru yayılan morluk durumunda burun kırığı akla gelmeli ve hemen bir KBB uzmanına başvurulmalıdır. Doktorunuz muayene ve gerekirse röntgen sonrası, kırık saptaması durumunda kişinin yaşı, ek hastalıkları, deformite olup olmaması, kırığın tipine göre kırığı düzeltip düzeltmemeye karar verecektir. İdeali ilk gün, kişi geç başvurduysa en geç 7 gün içinde düzeltilmesidir.</p>
<p> <span style="color: #ffff00;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff6600;">BOYUN YARALANMALARI:</span></span></span></p>
<p>İster hafif, ister ağır olsun, tüm boyun ön ve yan kısım yaralanmalarında kişinin bir KBB hekimi tarafından da muayene edilmesi gerekir, çünkü büyük damarların yanısıra ses tellerine giden sinirler, tiroid, yemek borusu ve üst solunum yolunu oluşturan kıkırdaklardaki zedelenme hemen tanı konulup tedavi edilmesi gereken durumlardır. Kişide ses kısıklığı olması, boyunda şişlik ve nefes almada zorluk olması aciliyet göstergeleridir.</p>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.<strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2010/01/spor-veya-oyun-esnasinda-gelisebilecek-yuz-travmalarina-yaklasim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK VE SİGARA</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/07/cocuk-ve-sigara/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/07/cocuk-ve-sigara/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2009 00:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk ve sigara]]></category>
		<category><![CDATA[ETS]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte sigara]]></category>
		<category><![CDATA[pasif sigara içiciliği]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigara ve KBB hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın çocuklara etkisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Pasif sigara içiciliği, yanan bir sigaradan tüten duman ile sigara içenin dışarıya üflediği dumanın kombinasyonuyla karşımıza çıkar.    Pasif sigara içiciliği ya da diğer adıyla Çevresel Sigara İçiciliği&#8217;nde (Environmental Tobacco Smoke -ETS) kişinin bulunduğu hava kirlidir ve ayrıca sigara partikülleri mobilya, perde, kıyafetler, masa örtüsü gibi yerlere sinerek yerleşmiştir. Pek çok kişi bu durumdan gözlerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><span style="color: #ff0000;">Pasif sigara içiciliği</span>, yanan bir sigaradan tüten duman ile sigara içenin dışarıya üflediği dumanın kombinasyonuyla karşımıza çıkar.</p>
<p> </p>
<p style="text-align: left;"> Pasif sigara içiciliği ya da diğer adıyla Çevresel Sigara İçiciliği&#8217;nde (Environmental Tobacco Smoke -ETS) kişinin bulunduğu hava kirlidir ve ayrıca sigara partikülleri mobilya, perde, kıyafetler, masa örtüsü gibi yerlere sinerek yerleşmiştir. Pek çok kişi bu durumdan gözlerinde yanma, burun tıkanıklığı vb. nedeniyle rahatsız olmaktadır. Halbuki en önemlisi bu durumun ciddi sağlık tehdidi oluşturmasıdır. Sigara dumanına bu şekilde maruz kalma halinde, yaklaşık 4000 farklı kimyasalla temas ve bunlardan en az 43&#8242;ünün kanser oluşturma potansiyeline de maruz kalınmış olunur.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #339966;"><strong>ETS&#8217;ye maruz kalma sıklığı nedir? </strong></span></p>
<p>Dünyada kadınların yüzde 10-12&#8242;si, erkeklerin ise yüzde 47-52&#8242;si sigara içmektedir. Türkiye&#8217;de sigara içme oranı ise kadınlarda yüzde 24, erkeklerde yüzde 63 ile dünya ortalamasının oldukça üzerinde maalesef.</p>
<p>Amerika&#8217;da erişkinlerin %26&#8242;sının sigara içtiği ve 5 yaş altı çocukların %50-67&#8242;sinin evde en az 1 sigara içen ebeveynle yaşadıkları saptanmıştır.</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong>Pasif sigara içiciliği açısından risk altındaki bireyler kimlerdir?</strong></span></p>
<p>ETS herkes için oldukça tehlikeli olsa da, özellikle anne karnındaki bebekler, yenidoğanlar ile küçük çocuklar çok daha fazla risk altındadır. Bunun nedeni ETS&#8217;nin gelişmekte olan organları (akciğer, beyin vb.) zedeleyebilme yeteneğidir.</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong>Pasif sigara içiciliğinin etkileri:</strong></span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Anne karnındaki bebek ve yenidoğanlarda:</span></strong> Hamile bir kadın sigara içtiğinde plasenta ile bebek arasındaki kan akımında değişiklikler oluşmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda hamilelik sırasında sigara kullanımının yarık damak-dudak riskini arttırdığı saptanmıştır.<strong> </strong> Sigara içen annelerin süt üretimi azalmakta ve bebekleri düşük ağırlıklı olmaktadır. Ayrıca annenin sigara kullanımının, özellikle doğumdan sonraki ilk 1 ay ile 1 yıl arası dönemde bebeklerde ani ölümlere yol açabildiği bildirilmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Akciğerler ve solunum yolları: </span></strong>ETS&#8217;ye maruz kalma, çocuklarda tüm yaş gruplarında  akciğer kapasitesini azaltmakta ve  akciğer fonksiyonlarını bozmaktadır. Çocuklarda görülen astım krizlerinin sıklığı ve şiddetini arttırmaktadır. Pasif sigara içiciliği sinüzit, rinit, kistik fibrosis ile geçmeyen öksürük ve geniz akıntısıyla giden kronik solunum yolları hastalıklarına yol açabilmektedir. Ayrıca çocukların nezle-gribe yakalanma ve farenjit olma sıklığını da arttırmaktadır. 2 yaş altındaki çocuklarda, ETS&#8217;ye maruz kalma bronşit ve zatüree olma riskini arttırmaktadır. Ne yazık ki 1992 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada ETS&#8217;nin her yıl 18 aylıktan küçük çocuklarda  150,000-300,000  kez arasında alt solunum yolu enfeksiyonuna yol açtığı saptanmıştır. Bu hastalık yüzünden 15.000 kere hastaneye yatırılarak tedavi gerekmiştir. Günde yarım paket veya daha fazla sigara kullanan ebeveynlerin çocuklarında solunum yolu hastalıkları nedeniyle hastaneye  yatırılma riski iki katına çıkmaktadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kulaklar:</span> </strong>ETS&#8217;ye maruz kalma, orta kulak iltihabına yakalanma riskini ve bunun süresini arttırmaktadır. Solunum yoluyla giren sigara dumanı ve içindeki zararlı maddeler öztaki tüpünü irrite etmekte, tüpün ağzı şişip orta kulağın havalanmasını bozmakta ve bu da kulakta sıvı birikimi ve sonrasında orta kulak iltihabına yol açmaktadır.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Beyin:</span></strong> Hamileliğinde sigara kullanan annelerin çocuklarında hiperaktivite vb. pek çok davranış bozukluğu saptanmıştır. Bu çocuklarda okul başarısında ve  entelektüel beceride azalma da görülmüştür.</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong>Pasif Sigara İçiciliği Kansere Yol Açar!</strong></span></p>
<p>ETS&#8217; nin pek çok potansiyel zararından haberdar olabilirsiniz ama ETS&#8217;nin dış ortamdaki kanser yapıcı hava kirliliğinden 100 kat daha fazla kanser riski yarattığını biliyor muydunuz? ETS&#8217;nin her yıl sigara içmeyen 3000&#8242;den fazla kişide akciğer kanserinden ölüme yol açtığının farkında mısınız? Bu rakamlar çocuğunuzun yanında sigara içmekten sizi alıkoyacak kadar korkutucu değil mi?</p>
<p><span style="color: #339966;"><strong>Pasif Sigara İçiciliğini Önlemek İçin Ne Yapmalısınız?</strong></span></p>
<ol>
<li>İçiyorsanız sigarayı bırakınız!</li>
<li>Siz değil de ev sakinleri sigara içiyorsa, bırakmalarını söyleyiniz. Bu mümkün değilse veya ziyaretçileriniz geldiğinde sigara içiliyorsa evin dışında balkonda vb. içmeleri konusunda ısrar ediniz.  <span style="color: #ff0000;">&#8220;Çocuğun odasında içilmiyor&#8221;, &#8220;Çocuk gelince odayı havalandırıyoruz&#8221;, &#8220;Sadece mutfakta içiliyor&#8221; gibi cümlelerle kendinizi kandırmayınız, ne kadar havalandırılsa da, ortamdaki materyallere sinen zararlı partikülleri uzaklaştıramazsınız!</span></li>
<li>Arabada sigara içmeyiniz/içirmeyiniz. </li>
<li>Çocuğunuzun okulda/kreşte ve serviste sigaraya maruz kalmadığına emin olunuz.</li>
</ol>
<p>*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head</p>
<p>and Neck Surgery&#8217;nin web sitesindeki ilgili makaleden</p>
<p>yararlanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/07/cocuk-ve-sigara/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAZ MEVSİMİ VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/05/yaz-mevsimi-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklari/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/05/yaz-mevsimi-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 11:30:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[burun kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolu]]></category>
		<category><![CDATA[dış kulak yolu iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[epistaksis]]></category>
		<category><![CDATA[farenjit]]></category>
		<category><![CDATA[otomikoz]]></category>
		<category><![CDATA[yüzücü]]></category>
		<category><![CDATA[yüzücü kulağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Uzun süren bir kış mevsimi geçirdik. Bol bol burnumuz aktı, boğazımız ağrıdı, öksürdük, öksürdük, öksürdük&#8230;.Oh nihayet yaz geldi, tatil başladı, hastalıklar bitti derken gerçekten bitti mi acaba ??? Hemen sevinmeyin derim, sizi yaz aylarında bile bekleyen pek çok hastalık bulunmakta. Bu yazıda sadece yazın karşılaşabileceğiniz Kulak-Burun-Boğaz Hastalıklarını okuyacaksınız, ancak özellikle besin zehirlenmeleri, ishal vb.&#8217;nin bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="swimming_kids.jpg" rel="attachment wp-att-102" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=102"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a title="epistaksis.jpg" rel="attachment wp-att-165" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=165"></a></p>
<p><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/04/aspergillus-mantari.jpg"></a><a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/04/epistaksis.jpg"></a>Uzun süren bir kış mevsimi geçirdik. Bol bol burnumuz aktı, boğazımız ağrıdı, öksürdük, öksürdük, öksürdük&#8230;.Oh nihayet yaz geldi, tatil başladı, hastalıklar bitti derken gerçekten bitti mi acaba ??? Hemen sevinmeyin derim, sizi yaz aylarında bile bekleyen pek çok hastalık bulunmakta. Bu yazıda sadece yazın karşılaşabileceğiniz Kulak-Burun-Boğaz Hastalıklarını okuyacaksınız, ancak özellikle besin zehirlenmeleri, ishal vb.&#8217;nin bu mevsimde arttığını unutmayınız!</p>
<p><span style="color: #339966;">YAZ VE KULAK HASTALIKLARI:</span></p>
<p>Yazın en sık görülen kulak hastalıkları <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #339966;">dış kulak yolu iltihabı (YÜZÜCÜ KULAĞI) </span>ve <span style="color: #339966;">mantar enfeksiyonu (OTOMİKOZ)</span>&#8216;</span>dur. Öncelikle dış kulak yolu hakkında biraz bilgi verelim.</p>
<p>Dış kulak yolu, kısmen kıkırdak ve kısmen kemikten oluşur, üzeri deri ile örtülüdür. Bu deri vücudun dış yüzünü örten derinin devamıdır. Normalde dış kulak yolu iyi korunaklıdır ve kendi kendini temizleme özelliği vardır. Dış kulak yolundaki salgı bezlerinin ürettiği salgılar ve der<a title="nosebleed.jpg" rel="attachment wp-att-101" href="http://www.seciltotan.com/?attachment_id=101"></a>i döküntülerinden oluşan kulak kiri (ki aslında kir adı verilerek yanlış bir tanımlama yapılmıştır!) pH 4-5 civarında yani hafif asidik düzeydedir, dış kulak yolunu kaplayarak mikropların istilasını önlemektedir. Ancak bu asiditeyi değiştiren faktörler (banyo, deniz veya havuz sonrası kulağın ıslak kalması, pamuklu çubukla kurcalama sonrası kulak kirinin temizlenip koruyucu bariyerin ortadan kaldırılması, yine temizleme veya kaşıma amaçlı dış kulak yoluna sokulan yabancı cisimlerin yaptığı travmaya bağlı deride zedelenme, kulak kirinin itilip birikmesi ve suyla şişmesi sonucu mikropların yerleşimi için zemin oluşturması vb.) patojen bakterilerin ve mantarların üremesine ve dış kulak yolu iltihabına yol açar. </p>
<p>Dış kulak yolu iltihabına <span style="color: #339966;">&#8220;yüzücü kulağı&#8221;</span> adı verilmesinin nedeni ise bu iltihabın dış kulak yolu devamlı nemli kalan yüzücülerde çok sık görülmesidir. Hjyen şartları iyi olmayan havuz ve denizlerde yüzenlerde bu tür enfeksiyonlara, özellikle de mantara yakalanma riski artmaktadır.</p>
<p>İşitme cihazı kullananlar da özellikle yaz aylarında daha çok dış kulak yolu enfeksiyonlarına adaydırlar. Kulak içi cihazlarda cihazın kendisi, kulak arkası olanlarda kulak kalıbı dış kulak yolunu tıkayarak dış kulak yolunun kendini temizleme mekanizmasını bozmakta, yazın özellikle terleme ile kulak yolu asiditesinin bozulması bu enfeksiyona zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle ara ara cihazınızı çıkarıp dış kulak yolunun havalanmasını sağlayınız, kalıbı cihazınızı her takmanızdan önce temizleyiniz.</p>
<p>Şeker hastalarında dış kulak yolunda mantar üreme riski daha fazladır. Bu nedenle kulağı pamuklu çubuk, kibrit çöpü vb. ile temizlemek mantara bağlı dış kulak yolu iltihabına davet çıkarır.</p>
<p>Dış kulak yolu iltihabı geliştiğinde hastanın en temel şikayeti şiddetli kulak ağrısıdır. Kulağa dokunmakla, kulak memesini aşağı doğru çekmekle, yemek yeme sırasında çene hareketleriyle ağrı artar. Bunun yanı sıra dış kulak yolunun şişmesine bağlı kulakta tıkanma, enfeksiyon şiddetine göre akıntı, bazen şiddetli enfeksiyonlarda kulak kepçesinde kızarıklık ve şişme görülebilmektedir. Tedavisi, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya damlalarla şişliğin indirilip ek olarak antibiyotik verilerek enfeksiyonun geriletilmesi ve sonrasında kulağın kuru tutulması şeklindedir.</p>
<p><span style="color: #339966;">Otomikoz</span>, yani mantar enfeksiyonun ilk bulguları ise kulakta siyah, gri, mavimsi-yeşil, sarı veya beyaz renkte akıntı ile şiddetli kaşıntıdır. Tedavisi ise yine bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından dış kulak yolunun dikkatlice temizlenmesi, günlük pansumanlar veya mantara karşı damlalarla enfeksiyonun önüne geçilmesi şeklindedir. Önemli olan mantar enfeksiyonun tekrarlamaması için sonrasında en az 3 ay kulağa su kaçırılmaması ve kulağın kurcalanmamasıdır.</p>
<p>Özetle bu tür bir enfeksiyondan korunmak için banyo, deniz veya havuz sonrası kulağınızı pamuklu çubukla temizlemek yerine işaret parmağınıza doladığınız bir pamuk parçasını dış kulak yolunuza tutup başınızı o kulağınız altta kalacak şekilde yana yatırıp hafifçe çalkalama hareketi yaparak içeri kaçan suyun dışarı çıkmasını sağlayabilirsiniz. Hjyen şartlarından emin olmadığınız deniz ve havuzlara girmeyiniz, şüpheniz varsa kulaklarınızı özel tıpalarla tıkayarak giriniz ve başınızı mümkün olduğunca suya sokmayınız.</p>
<p><span style="color: #339966;">YAZ VE BURUN HASTALIKLARI:</span></p>
<p>Yazın en sık görülen burun hastalığı <span style="color: #339966;"><span style="text-decoration: underline;">burun kanaması</span>dır</span>. </p>
<p>Burun bol damarlı ve travmaya açık bir<a href="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/04/epistaksis.jpg"></a> yapıdır. Burnu kurcalama, sümkürme, ufak bir darbe ile bile kolayca kanayabilir. Özellikle kuru hava ve sıcak kanama riskini daha çok arttırmaktadır. Bu nedenle özellikle burun kanamasına yatkın olan küçük çocuklar, kan sulandırıcı ilaç kullanan kalp ve tansiyon hastaları güneşin en etkili olduğu öğlen saatlerinde mümkün olduğunca güneşe çıkmamalı veya gölgede oturup, şapka takıp bol bol sıvı tüketmelidirler. </p>
<p>Burun kanaması olduğunda ilk yapılması gereken panik olmamaktır, çünkü bu kanamanın artmasına yol açar. Böyle bir durumda hemen kanayan taraftaki burun içine hafif nemli büyükçe bir pamuk konulup yandan buruna parmakla bastırılmalı, dik oturulup enseye ve başa buz uygulanmalı, serin bir ortama geçilmelidir. İmkan varsa tansiyon ölçülmeli, yüksek ise düşürücü bir dil altı hapı alınmalıdır. Kanama bu yöntemlerle durmuyorsa en yakın hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.</p>
<p>Yaz aylarında kış ve ilkbahardaki kadar sık olmamakla birlikte <span style="color: #339966;">farenjit</span> görülebilmektedir. Halk arasında yanlış bir inanış olarak soğuk yiyecek ve içeceklerin fazla tüketilmesinin buna neden olduğu sanılmaktaysa da aslında bir enfeksiyon kaynağı olmadan tek başına soğuğun hastalık yapmayacağı saptanmıştır. Sadece müzmin farenjiti veya reflüsü olan (yani yeme alışkanlığı, stres ve bazı kullanılan ilaçlara bağlı olarak yemek borusu ile mide arasındaki kapağın gevşemesi ve mide asidinin yukarı kaçıp boğazı tahriş etmesi), sigara kullanan, beslenmesi yetersiz hastalarda zeminde vücut direncinde zayıflık ve müzmin bir tahriş olması, burun veya boğaz enfeksiyonu taşıyan biriyle temas sonrası bu enfeksiyonun yerleşimini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle yine yaz aylarında da en çok dikkat edilmesi gereken hjyendir. Yazın elle yenen yiyeceklerin (meyve, dondurma, çerez vb.) daha çok tüketilmesi nedeniyle her yemekten önce ellerin iyice yıkanması gerekmektedir.<br />
<script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
                    var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www.");  document.write(unescape("%3Cscript src=\\\\\\\\\'" + gaJsHost + "google-analytics.com/ga.js\\\\\\\\\' type=\\\\\\\\\'text/javascript\\\\\\\\\'%3E%3C/script%3E"));
// ]]&gt;</script></p>
<p style="text-align: center;"><script type="text/javascript">// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
// < ![CDATA[
<img class="alignnone size-medium wp-image-285" title="icecream1" src="http://www.seciltotan.com/wp-content/uploads/2008/04/icecream1-300x257.jpg" alt="" width="300" height="257" />
                    var pageTracker = _gat._getTracker("UA-xxxxxx-x");  pageTracker._initData();  pageTracker._trackPageview();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/05/yaz-mevsimi-ve-kulak-burun-bogaz-hastaliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜNYADAN VE TÜRKİYE&#8217;DEN ÜNLÜLERİN KBB SORUNLARI</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2009/03/dunyadan-ve-turkiyeden-unlulerin-kbb-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2009/03/dunyadan-ve-turkiyeden-unlulerin-kbb-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 12:33:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[atilla koç]]></category>
		<category><![CDATA[beethoven]]></category>
		<category><![CDATA[brahms]]></category>
		<category><![CDATA[dünyada ve türkiyede ünlülerin kulak burun boğaz sorunl]]></category>
		<category><![CDATA[eng ve chang]]></category>
		<category><![CDATA[filiz akın]]></category>
		<category><![CDATA[frank sinatra]]></category>
		<category><![CDATA[franz haydn]]></category>
		<category><![CDATA[george washington]]></category>
		<category><![CDATA[grover cleveland]]></category>
		<category><![CDATA[juanito]]></category>
		<category><![CDATA[oscar wilde]]></category>
		<category><![CDATA[savaş ay]]></category>
		<category><![CDATA[sigmund freud]]></category>
		<category><![CDATA[thomas edison]]></category>
		<category><![CDATA[tuğba özay]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[  *Johannes Brahms Ünlü Alman besteci Johannes Brahms 1833’de Hamburg’da doğdu.  Eldeki veriler Brahms’ın ileri yaşta uyku apnesi olduğunu düşündürüyor, çünkü yakınları Brahms’ın aşırı derecede horladığını belirtmekte, ayrıca kısa tıknaz vücudu ve  kalın boyun yapısı da bu duruma yatkın olduğunu akla getiriyor.  *Ludwig van Beethoven 27 yaş civarında klasik müzik bestecisi Ludwig van Beethoven (1770-1827) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Georgia;"><span style="color: #000000;"> </span></span></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">*Johannes Brahms</span></strong></p>
<p>Ünlü Alman besteci Johannes Brahms 1833’de Hamburg’da doğdu.  Eldeki veriler Brahms’ın ileri yaşta <a href="http://www.seciltotan.com/?cat=88" target="_blank">uyku apnesi </a>olduğunu düşündürüyor, çünkü yakınları Brahms’ın aşırı derecede horladığını belirtmekte, ayrıca kısa tıknaz vücudu ve  kalın boyun yapısı da bu duruma yatkın olduğunu akla getiriyor. </p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">*Ludwig van Beethoven</span></strong></p>
<p>27 yaş civarında klasik müzik bestecisi Ludwig van Beethoven (1770-1827) kaderin kurbanı oldu, tiz sesleri duymada sorun yaşamaya başladı. Ardından çınlama ve hiperakuzi (yüksek seslerden rahatsız olma) de tariflemeye başladı.  Bu kadar erken yaşta ortaya çıkan bu şikayetler, işitme sinirinde bir harabiyetin başladığını düşündürmektedir. </p>
<p>Buna rağmen Beethoven beste yapmaya devam etti ve uzmanlara göre yaşadığı işitme sorunları kendi müziğini dış gürültülerden izole olarak duymasını sağladı. Ancak topluluk içindeki müzik performansları bozulmaya başladı, bu da ilgisini sadece beste yapmaya yöneltti.  </p>
<p>Zamanla işitmesi iyice bozulan Beethoven 50 yaşında tamamen sağır oldu. Buna rağmen 1827 yılında ölene kadar beste yapmaya devam etti. </p>
<p>   *<strong><span style="text-decoration: underline;">Eng ve Chang</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span> </p>
<p>Tayland’da yapışık Siyam ikizleri olarak doğan ve hayatlarını bu şekilde devam ettiren Eng ve Chang bu anatomik anormallikleri nedeniyle çok popüler olmuşlardı. Amerika’ya göç ettikten sonra, Eng ve Chang vatandaş olup 1843’de Yates kardeşlerle evlendiler.  Yavaş yavaş , Chang&#8217;in her iki kulağında,  Eng&#8217;in ise sol kulağında işitme kaybı ortaya çıkmaya başladı. Bu durum, yaşamlarını avcılıkla kazanan bu kardeşlerin silah atışına bağlı işitme siniri travmasına bağlanmıştır.  Eng&#8217;in sağ kulağının etkilenmemesinin nedeni, silahı ikizlerin solda yer alanı olan  Chang&#8217;in sol omzuna dayayarak ateşlemeleri sırasında Eng&#8217;in kafasının bariyer gibi sesi kısmen de olsa izole ederek sağ kulağını korumasına bağlanmıştır.</p>
<p><strong>*<span style="text-decoration: underline;">Grover Cleveland</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p>Amerika’nın 22 ve 24. Dönem başkanı Grover Cleveland, 2 farklı dönemde başkanlık yapan ilk kişi olarak tarihe geçmiştir. Sol üst çenesindeki sarkom nedeniyle geniş bir ameliyat geçirmiştir. Sarkom bağ dokusunun oldukça agresif bir tür kanseridir ve genellikle kemik, kıkırdak, yağ dokusu, kas, kan damarlarını tutar.  Ancak günümüzde 1893’te konulan bu sarkom tanısının doğru olmadığı, verrüköz karsinom olduğu iddia edilmektedir. Verrüköz karsinom yakın dokulara yayılan ancak nadiren metastaz yapan, sarkoma kıyasla daha iyi huylu bir kanser türüdür.  Ameliyatta üst çenesi tamamen alınmış,  damağındaki boşluk konuşmasını devam ettirebilmesi için özel bir protez ile kapatılmıştı. Ameliyat 1917’ye kadar sır olarak saklandı. Cleveland 1908’de öldükten sonra doktoru W. W. Keen&#8217;in ünlü vakayla ilgili  “<em>The Surgical Operation on President Cleveland in 1893 (Başkan Cleveland’ın 1893’teki ameliyatı) ” </em>başlıklı<em> </em>bir<em> </em>bilimsel makalesi bulunmaktadır.  </p>
<p>  <strong>*<span style="text-decoration: underline;">Thomas Edison</span></strong></p>
<p> Ünlü mucit Thomas Edison (1847-1931)  elektrik ampülünü ve ekonomik, pratik aydınlatma sistemini icat etmiştir. Edison’un neredeyse tamamen sağır olduğu bilinmektedir. 14 yaşında geçirdiği kızıl sol kulağında tamamen, sağ kulağında ise %80 sağırlığa yol açmıştır.  </p>
<p> <strong><span style="text-decoration: underline;">*Sigmund Freud</span></strong></p>
<p>Psikoanaliz, Ödipüs kompleksi ve insan psikolojisi üzerine çalışmaları olan Sigmund Freud,  yoğun sigara ve alkol kullanıyordu. Bu kötü alışkanlıklarından kurtulmaya çalışırken pek çok sağlık sorunu yaşamıştır. 67 yaşında çenesinde kanser saptanmıştır. Ölmeden önceki 16 yıl boyunca sert damaktaki kötü huylu ülser için devamlı tedavi aldı ve  büyük ameliyatlar geçirdi.  Buna rağmen kanser alt çeneye, göz tabanına ve yanağına atladı. Yapılan ameliyatlar başarısız oldu ve sonunda acıları 1939’da kalp yetmezliği ve yüksek doz morfin kullanımı ile ölmesiyle sona erdi.  </p>
<p><strong>*<span style="text-decoration: underline;">Franz Haydn</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p>&#8220;Sürpriz Senfoni&#8221;  ve &#8220;Mevsimler&#8221; in bestecisi Joseph Haydn kronik, tekrarlayıcı nazal polipten  (burun eti)  muzdaripti.  Baş ağrıları nedeniyle bir dönem beste yapması bile engellenmişti.  Ameliyat komplikasyonları ve sonradan yaşayacağını düşündüğü ağrıdan korktuğu için radikal cerrahi tedaviden hep kaçmıştı.<br />
<a href="http://www.seciltotan.com/?cat=1" target="_blank">Nazal polip</a>, sinüslerden kaynaklanıp buruna doğru sarkan şişmiş et gibi mukoza parçalarıdır. Bu iyi huylu kitleler sinüs ağızlarını tıkayarak sinüs içinde yoğun sıvı birikimine ve dolayısıyla şiddetli baş-yüz ağrısına yol açarlar. Haydn sadece etlerin sarkan kısımlarının alınmasına izin vermiş ve bu şekilde 4 ameliyat geçirmiş ama tabii ki geniş cerrahi uygulanmaması nedeniyle şikayetleri tekrarlamıştır.  Günümüzde bu poliplerin allerji/allerjik sinüzit, çocuklarda kistik fibrozis veya vazomotor rinit nedeniyle oluştuğu bilinmektedir. Bu etlerin küçültülmesi için çeşitli tedavi modaliteleri geliştirilmiştir. Cerrahi, kişinin burun tıkanıklığı ve baş ağrısını geçirmede etkiliyken, polip oluşumunu tetikleyen faktörlerin kontrol altına alınamaması durumunda tekrarlamalar olabilir.</p>
<p> <strong>*<span style="text-decoration: underline;">Frank Sinatra</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span> </p>
<p>Ünlü şarkıcı Frank Sinatra (1915-1998), tüm dünyada kadife gibi sesi ve mırıldanır gibi şarkı söylemesiyle bilinmektedir. Maalesef 1952’de ses telleri iltihaplıyken (<a href="http://www.seciltotan.com/?p=38" target="_blank">larenjit</a>) şarkı söylemeye çalıştığında ses telleri içine kanama oluşmuş ve bu durum kalıcı bir hal alarak bu özel yeteneğini kaybetmesine yol açmıştır.  </p>
<p> <strong>*<span style="text-decoration: underline;">George Washington</span></strong></p>
<p>George Washington Amerikan tarihinde en etkili ve bilinen başkanlardan biridir. Zamansız ölümü hastalığının tanısındaki çelişkilere ve o zamanlarda uygulanan tedavilere bağlanmaktadır. Aralık 1799’da  Washington şiddetli bir boğaz enfeksiyonu ve sıtma gibi ateş nöbetleri geçirmekteydi. Tedavisini yakın arkadaşlarından Dr. James Craik üstlenmişti.  Dr. Craik, anjin tanısı  koymuş, yardımcılarından Elisha Cullen Dick ise “boğazı rahatlatmak için” trakeotomi (üst havayolu tıkalı olduğunda daha aşağıdan havayolu sağlamak için boyun orta kısmından girilip nefes borusuna delik açılan cerrahi işlem)   önermiş ancak önerisi reddedilmişti.  Bunun yerine diğer doktorları iltihaplı dokuyu günde 4 kez kesip kan akıtarak tedavi etmeye çalışmışlardı. Bu da günde 2,5 litre kan kaybı demekti.  Günümüzde  Washington’un anjine yol açan  streptokok enfeksiyonunun yanısıra kan kaybına bağlı şok, kan akıtma sırasında boğulma ve susuz kalmaya bağlı öldüğü düşünülmektedir.  Boğazın streptokok enfeksiyonu, Streptococcus adı verilen bir tür bakterinin  bademcikleri ya da farinksi tutması ile gelişir ve basit bir antibiyotik tedavisi ile iyileşme sağlanır.  </p>
<p><strong>*<span style="text-decoration: underline;">Oscar Wilde</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></p>
<p>Ünlü İngiliz yazar Oscar Wilde 1854 yılında doğduğunda, babası ünlü bir kulak doktoruydu. Maalesef Wilde, tüm çocukluğu boyunca tekrarlayan kulak enfeksiyonlarıyla boğuştu.  Uzun yıllar sonra 2 yıl hapishanede yattığı dönemde kulak iltihapları tekrarlama göstermişti.  1900’da yani hapishaneden çıktıktan 3 yıl sonra ölen Wilde’ın ölüm nedeninin kulak kolesteatomu  olduğu düşünülmektedir. Müzmin kulak iltihabının ileri ve ciddi bir şekli olan kolesteatom, orta kulakta çevre dokuları ve kemikleri eriten salgılar içeren bir deri topağı olarak tanımlanabilir.  Tedavi edilmediğinde üstteki kemiği eriten kolesteatom, enfeksiyonun beyine yayılmasına, dolayısıyla menenjite yol açmaktadır.  Bu da o dönemlerde kontrol altına alınamadığı için Oscar Wilde’in ölmesine neden olmuştur.</p>
<p>*(KAYNAK:  http://www.entnet.org/museum/famous_figures_index ) </p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Filiz Akın </span></strong></p>
<p>Türk Sineması&#8217;nın efsanevi oyuncusu Filiz Akın’a 2002&#8242;de Nazofarinks kanseri (burnun arka tarafı yani geniz bölgesi kanseri) tanısı konuldu. Houston M.D. Anderson Kanser Merkezi&#8217;nde gördüğü uzun bir tedavi sonrasında tamamen iyileşen Filiz Akın, katıldığı bir konferansta, hastalığı yenmesindeki en önemli etkeninin moralini yüksek tutmak olduğunu söylemiştir.  </p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Savaş Ay</span></strong></p>
<p>Ünlü televizyoncu ve gazeteci Savaş Ay&#8217;ın kanser teşhisi aslında tesadüfen çalan bir telefonla konulmuş. 1998&#8242;de bir doktor izleyicisinin sesiyle ilgili uyarısıyla kontrole giden ve gırtlak kanseri olduğunu öğrenen Savaş Ay, erken teşhis sayesinde dimdik ayakta. Hayatındaki her şeyi, tedavi sürecine göre değiştiren Ay, radyoterapi seanslarında dinlemek için hazırladığı şiir kasetleri ile moral bulmuş. Tabii aile ve dostlarının sevgisi de ünlü gazeteciye ilaç olmuş. Günümüzde gırtlak kanserine yol açan nedenlerin en başında sigara kullanımının olduğu bilinmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Juanito</span></strong></p>
<p>“Arkadaşımın Aşkısın”, “Kumsaldaki İzler”, “Ay Beyaz Deniz Mavi” gibi romantik şarkılarıyla 1960&#8242;lı ve 70&#8242;li yıllarda müzik listelerini sarsan Cezayir asıllı şarkıcı Juanito, 1960&#8242;ların ortasında grubu Los Alcorson ile İzmir&#8217;e gelmiş ve ilk kez Mogambo adlı kulüpte çıkmıştı. Ardından fuarda şarkı söylemeye başlayan, çok geçmeden de Fahrettin Aslan&#8217;ın dikkatini çekip Maksim Gazinosu&#8217;na transfer olan şarkıcı, birkaç ay içinde tam bir Türk dostu olmuştu. Ancak 1971 yılında, eşi çocuklarını da alarak Paris&#8217;e dönünce, peşlerinden gitmek zorunda kalmıştı. Şanssızlık onu Fransa&#8217;da yakaladı. Gırtlak kanseri nedeniyle ameliyat olmak zorunda kaldı ve ses tellerini kaybetti, şarkıcılığı bırakıp taksi şoförlüğü yapmaya başladı. 2000 yılında, eski kayıtları CD olarak çıkarılacağı için yeniden Türkiye&#8217;ye geldi. Ve bir kez daha herkesin hayranlığını topladı. Şimdilerde emekli bir adam olarak Fransa&#8217;da yaşayan Juanito, her yıl tatil için İstanbul&#8217;a, Galata&#8217;daki evine geliyor. Evinin yakınlarındaki bir cafe&#8217;de playback olarak şarkılarını okumaya devam ediyor. <strong> </strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Atilla Koç</span> </strong> </p>
<p>Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç, ekranlara ve fotoğraf karelerine yansıyan &#8216;mışıl mışıl&#8217; uyuma görüntülerine nokta koydu. <a href="http://www.seciltotan.com/?cat=88" target="_blank">&#8220;Uyku apnesi&#8221;</a> tanısı konan Bakan Koç, geceleri rahat uyumasını sağlayan özel bir cihazla <a href="http://www.seciltotan.com/?cat=88" target="_blank">(CPAP)</a> uyuyor. Tedaviden olumlu sonuç alan Eski Kültür Bakanı, &#8220;Testlerin sonucuna göre gece uyurken nefesim 38-40 kez kesiliyormuş. Bu, normal insanın 3-4 katına denk geliyor. Yani, nefes duruyor. Siz, bu kesilmeler çerçevesinde, uykunuzu yeterli alamıyorsunuz. Şimdi daha rahat uyuyorum ve uykumu aldığım için artık uykum bölünmüyor”diye belirtti.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Tuğba Özay</span></strong></p>
<p>13.03.2007 Ankara&#8217;da Başkent Moda Günleri&#8217;ne katılan manken Tuğba Özay, İstanbul&#8217;a dönerken trafik kazası geçirdi. İçerisinde bulunduğu otomobil rampa aşağı inerken ani fren yapıp savrulunca başını ön cama ve kapıya çarpan Tuğba Özay&#8217;ın yüzünde ve vücudunda morluklar oluştu. Yaşanan kazanın ardından İstanbul&#8217;da sahne alacağı tiyatro oyununun son provasına yetişmek için yoluna devam eden Özay&#8217;ın kulağında ve başında ağrılar artınca akşam saatlerinde Bolu&#8217;da bulunan özel bir hastaneye kaldırıldı. Yapılan ilk muayenesinde vücudunun çeşitli yerlerinde ezilme ve morluklar ile iki kulağında yırtık tespit edilen Özay, ameliyata alınarak kulak zarları tamir edildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2009/03/dunyadan-ve-turkiyeden-unlulerin-kbb-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇENEM AĞRIYOR</title>
		<link>http://www.seciltotan.com/2008/03/cene-hastaliklari-sss/</link>
		<comments>http://www.seciltotan.com/2008/03/cene-hastaliklari-sss/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2008 17:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DİĞER]]></category>
		<category><![CDATA[çene ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[çene çıkığı]]></category>
		<category><![CDATA[çene hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[çeneden ses gelmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çeneyi açamama]]></category>
		<category><![CDATA[diş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[diş gıcırdatma]]></category>
		<category><![CDATA[kulağa vuran ağrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.seciltotan.com/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[  Kulak ağrısı ile gittiğim doktor bana çenemde sorun olduğunu söyledi, kulağım normalmiş. Nasıl oluyor da kulak ağrısı çeneye vuruyor? Temporomandibüler eklem yani çene eklemi kulak kanalının hemen önünde yer alır ve ortak bazı sinirlere sahip olmaları nedeniyle kulak problemleri çeneye, çene problemleri kulağa vurmaktadır. Son zamanlarda sabahları çok şiddetli kulak ağrısı ile uyanıyorum, bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #ff0000;"><strong></strong></span></div>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong> </p>
<p></strong></span></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Kulak ağrısı ile gittiğim doktor bana çenemde sorun olduğunu söyledi, kulağım normalmiş. Nasıl oluyor da kulak ağrısı çeneye vuruyor?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Temporomandibüler eklem yani çene eklemi kulak kanalının hemen önünde yer alır ve ortak bazı sinirlere sahip olmaları nedeniyle kulak problemleri çeneye, çene problemleri kulağa vurmaktadır.</em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Son zamanlarda sabahları çok şiddetli kulak ağrısı ile uyanıyorum, bir süre sonra kendiliğinden geçiyor. Sorun ne olabilir?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Acaba son zamanlarda stres altında olup geceleri dişlerinizi sıkma ya da gıcırdatma yapıyor olabilir misiniz? Çünkü çene ekleminin kulağa vuran ağrı yapmasının en sık nedeni kas kaynaklı sorunlardır. Bunlar myozit yani kas iltihabı, kas spazmı, histerik trismus, fibromyalji, kollajen bağ dokusu hastalıkları şeklinde sınıflandırılabilir. Kas spazmı ve histerik trismusta(çene sıkma)  zeminde yüksek psikososyal komponent bulunmaktadır. Yüksek stres altında sakız ve sert şeker çiğneme, diş gıcırdatma (bruksizm) karşımıza çıkar. Kas kaynaklı çene hastalıklarında ağrı aralıklıdır, genellikle sabah kalkınca belirgindir, zamanla çene içi eklemde harabiyete yol açıp kilitlenmelere yol açabilir. Tedavisinde sakız-şeker çiğneme, sert şeyler yeme veya ağızda çerez kırma, ağızla şişe vb. açma yasaklanır. Diş gıcırdatmayı önlemek üzere bir Diş Hekimi&#8217;ne başvurup &#8220;ısırma plağı&#8221; yaptırılması önerilir. Ağrılar geçene kadar yumuşak diyet verilir.  Esnerken çenenin ağıza 2 parmak girecek kadar açılması, daha fazla açılmaması öğütlenir.  Ağrıkesici ve kas gevşeticilerle desteklenir. Antienflamatuar jellerle çene eklemi üzerine hafif temaslı masaj faydalı olabilir. Tedaviye dirençli vakalarda fizik tedavi önerilebilir.</em></p>
<ul>
<li><strong><span style="color: #ff0000;">Esnerken çenemden takur tukur ses geliyor, bazen çok sakız çiğnersem çenem ağrıyor. Ne yapmalıyım?</span></strong></li>
</ul>
<p><em>Temporomandibüler eklemi diğer vücut eklemlerinden ayıran 3 önemli özellik vardır. Birincisi çene kemiği ile kafatasında içine girdiği kemik yuva arasında eklemi iki kısma ayıran özel oval fibrokartilajinöz bir disk içermesidir. Ağız açılırken çene kemiğinin ucu bu disk üzerinden kayarak ilerler. Disk de bu sırada çene öne giderken arkaya doğru toplanır. Bu sayede çene 2 kat daha fazla açılabilir. Çene kapanırken de eski yerine geri döner. İkinci özelliği dişlerin eklem üzerindeki etkisidir. Dişler birbirine temas etmediğinde çene ekleminin bütünlüğü ve pozisyonunu kemikler, kaslar ve bağlar sağlarken, dişler temas edince pozisyonu dişler belirler. Bu nedenle dişlerdeki sorunlar (çürük, diş eksiği, tek taraflı çiğnemeye yol açan diş ağrıları, diş yükseklik farkları vb.) çene eklemini direkt etkiler. Üçüncü özelliği ise çene kemiğinin vücutta her biri bağımsız hareket edemeyen iki menteşe ucuna sahip olmasıdır. Yani sağ çenedeki hareket sorunu sol çeneyi de etkiler.</em></p>
<p><em>Ağız açıp kapama esnasında &#8220;klik sesi&#8221; gelmesi, eklem içi kıkırdağın yapısında bozulmaların meydana geldiğinin göstergesidir. Normal kişilerin %50&#8242;sinde ağız 1-2 cm açıldığında klik sesi gelebilir. Ancak bu ses ile birlikte ağrının olması patolojiktir. İleri evrelerde kıkırdağın işlevini yerine getirememesi ve yerinden kaymasına bağlı çenede kilitlenmeler ortaya çıkmaya başlar.</em></p>
<p><em>Tedavide kilitlenme yoksa kas gevşetici, ağrı kesici ilaçlar, çeneyi dinlendirme (sakız-sert şeker çiğneme, sert şeyler yeme veya ağızda çerez kırma, ağızla şişe vb. açma yasaklanır), 4 hafta süreyle çene eklemini sabitleyip kıkırdak üzerindeki baskıyı kaldırmak üzere &#8220;ısırma splinti&#8221; kullanılması önerilir. Esnerken çenenin ağıza 2 parmak girecek kadar açılması, daha fazla açılmaması öğütlenir. Şikayetlerin ilerlemesi durumunda eklem içi yapışıklıkların giderilip yerinden kaymış olan diskin eski yerine konabilmesi için açık çene cerrahisi ya da artroskopik (kameralı-endoskopik) çene cerrahisi gerekebilir.</em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Küçükken çene üstü düştüğümü söyler annem, acaba ağzımı açtığımda çenemin sola kayması buna bağlı olabilir mi?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>Çok büyük ihtimalle düşme sonucunda çene içi kıkırdağında zedelenme ve iyileşirken pozisyonunda değişiklik meydana gelmiştir. Bu durumda ağız açıldığında çene etkilenen tarafa doğru kayar. Tedavisinde çenenin düzgün kapanmasını sağlayıcı repozisyon protezi kullanılmaktadır.</em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Futbol maçında arkadaşla çarpıştıktan sonra çenem çıktı, bir hastanenin acilinde çenemi yerine oturttular. Bundan sonra nelere dikkat etmeliyim?</strong></span></li>
</ul>
<p><em>2-3 hafta boyunca çenenizin elastik baş sargısı ile sabitlenmesi gerekir. Bu dönemde sıvı gıda almanız gerekir. Bu durumun tekrarlaması durumunda cerrahi önerilebilir.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.seciltotan.com/2008/03/cene-hastaliklari-sss/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

