YAZ MEVSİMİ VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI

Posted on May 30, 2009 by admin.
Categories: DİĞER.

Uzun süren bir kış mevsimi geçirdik. Bol bol burnumuz aktı, boğazımız ağrıdı, öksürdük, öksürdük, öksürdük….Oh nihayet yaz geldi, tatil başladı, hastalıklar bitti derken gerçekten bitti mi acaba ??? Hemen sevinmeyin derim, sizi yaz aylarında bile bekleyen pek çok hastalık bulunmakta. Bu yazıda sadece yazın karşılaşabileceğiniz Kulak-Burun-Boğaz Hastalıklarını okuyacaksınız, ancak özellikle besin zehirlenmeleri, ishal vb.’nin bu mevsimde arttığını unutmayınız!

 

(more…)

ÖSTAKİ TÜPÜ FONKSİYON BOZUKLUĞU

Posted on May 29, 2009 by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

Kulak 3 kısıma ayrılır: Dış kulak yolu-kulak kepçesi, orta kulak ve iç kulak. Östaki tüpü burnun gerisi ile orta kulağı birbirine bağlayan ince bir tüptür. Normalde yutkunmakla, esnemekle açılıp kapanarak dış ortamla orta kulak hava basıncını eşitlemekle görevlidir. Ayrıca orta kulağı kaplayan ince mukus tabakasının da burun yoluyla dışarı atılmasını da sağlar.

 

Östaki tüpünün nezle, grip, alerji vb. nedenlerle tıkanması durumunda hava basınçları eşitlenemez, orta kulakta hapsolan hava zamanla absorbe olur ve bu durumda orta kulakta negatif basınç karşımıza çıkar. Bu durum kulak zarının orta kulağa doğru vakum gibi çekilmesine yol açar. Sinir bakımından zengin bir yapı olduğu için kişide ağrı, basınç hissi, tıkanıklık ve hafif işitme kaybı ortaya çıkar. Östaki tıkanıklığı uzun sürerse zamanla bu negatif basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çekilmesine yol açar, bu durumda basınç ve işitme kaybı artar. Buna “seröz (effüzyonlu) otit” adı verilir. Bu biriken sıvının bakteri ile istilası durumunda ise orta kulak iltihabı (akut otit) karşımıza çıkar.

Östaki tüpünün müzmin tıkanıklığına ya da fonksiyonundaki yapısal  bozukluğa “Östaki disfonksiyonu” adı verilir. Bu durum genellikle burnun müzmin bir tahriş edici etkene (alerji, yoğun hava kirliliği, sigara kullanımı vb.) maruz kalması durumunda östaki ağzı mukozasının da devamlı etkilenip daralması ile oluşur. Ayrıca, östaki ağzı etrafında fazla yağ depolanması ve daralmaya yol açması nedeniyle şişmanlık da buna yol açmaktadır. Tam tersi olarak hızla kısa sürede kilo vermek ya da aşırı zayıflık da östaki ağzı etrafı yağ dokusunun azlığına bağlı kollapsına yol açıp fonksiyonunu bozabilir. Çok nadiren de burun etleri (nazal polip), yarık damak ve geniz tümörleri de östaki disfonksiyonu nedeni olabilir.

1-6 yaş arası çocuklarda östaki tüpünün oldukça dar ve düz olması nedeniyle (more…)

UÇAK YOLCULUĞU VE KULAK AĞRISI (SSS)

Posted on May 28, 2009 by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI, SIK SORULAN SORULAR (SSS).
  • Uçuş sırasında neden kulaklarım ağrıyor?

Normalde yutkunurken hava “östaki tüpü” denen ve orta kulağı burun arka kısmına bağlayan özel bir tüp vasıtasıyla orta kulağa geçer. Bu sayede kulak zarının orta kulağa bakan arka kısmı ile  dış kulak yoluna bakan ön yüzü arasındaki hava basıncı eşitlenmiş olur. Bu sayede kulak zarı  titreşerek sesi iç kulağa iletir. Bu nedenle iki taraf arasındaki basınç eşit olmadığında kulakta tıkanıklık ve işitme kaybı şikayeti  ortaya çıkar.

Östaki tüpünün ağzı burnun gerisinde genizde yer almaktadır, bu nedenle nezle-grip geçirirken nasıl burun mukozası şişiyorsa bu kanalın ağzı da şişip tıkanmaktadır. Zamanla orta kulakta hapsolan hava kaybolmakta ve oluşan negative basınç nedeniyle kulak zarı  içeri doğru vakumlanmaktadır. Bu durum kulak ağrısına yol açar. Tedavi olunmazsa negative basınç çevre dokulardan orta kulağa sıvı çeker, “seröz otit” gelişir, bu sıvı nedeniyle işitme daha da bozulur. Son aşamada ise bu sıvıya yerleşen mikroplar orta kulak iltihabını başlatırlar ve kulak ağrısı artar, işitme kötüleşir, ateş çıkar.

Östaki tüpü ağzının tıkanmasının en sık görülen nedenleri nezle-grip ve saman nezlesidir (alerjik rinit).  Kişide bu hastalıkların varlığında uçuş, dalış, yüksek rakımlara çıkma vb. dış ortam basıncını arttırıcı bir ortamda bulunma durumunda östaki tüpü iki taraf arasındaki basıncı dengelemede yetersiz kalır ve  özellikle de uçağın inme anında kulak zarının içeri doğru vakumlanması kişide çok şiddetli kulak ağrısına neden olur. Hatta kulak zarında yırtılma, orta kulağa kanama da görülebilir. Bu nedenle hasta iken yani burun tıkalı iken uçuş vb. yapılmamalıdır.

  • Hasta iken uçağa binmem gerekirse ne gibi önlemler almalıyım?

(more…)

Ağızda yara - Tanı, tedavi ve önlem

Posted on May 19, 2009 by admin.
Categories: AĞIZ-BOĞAZ-YUTAK HASTALIKLARI.

 

Ağızda yara çıkması, konuşma ve yeme zorluğunu beraberinde getirdiği için, kişinin hayat kalitesini kısa süreli de olsa bozan bir durumdur. Bu yazıda en sık görülen ağız yaralarından olan uçuk ve afttan daha çok bahsedilecek, diğer yara tiplerinden de örnekler verilecektir.

 

Uçuk nedir?

Çoğunlukla dudak etrafında, bazen de  dişetlerinde ya da sert damakta ortaya çıkan, içi sıvı dolu küçük baloncuk şeklinde lezyonlardır. Uçuk oldukça ağrılıdır, lezyonlar ortaya çıkmadan 1-2 gün önce ağrı ilk bulgu olabilir. Uçuk ortaya çıktıktan sonra saatler içinde patlar ve üzeri kabuklanır. 7-10 gün içinde de kaybolur. 

Uçuk nasıl oluşur?

Herpes Simplex adı verilen uçuk virüsü kişiye bir kez bulaşınca, lezyonlar kaybolduktan sonra vücutta zararsız bir şekilde yuvalanır ve stres, ateş, travma, hormonal değişiklikler ile güneşe yoğun maruz kalma gibi bir uyaranla aktive olup tekrar aynı yerde ortaya çıkar. 

Uçuk bulaşıcı mıdır? 

Baloncukların patlayıp kabukların düşüp yaranın tamamen iyileşmesine kadarki dönemde oldukça bulaşıcıdır. Direkt temasla (öpmekle vb.), uçuk yarasını kaşıyan kişinin ellerinden kendisinin/bir başkasının gözüne, dudağına, oral kavite ve genital bölgesine bulaşabilir. 

Uçuk nasıl tedavi edilir? 

Tedavisinde %5 asiklovir içeren yağlı bir virüs öldürücü pomat kullanılarak yaranın koruyucu bir bariyerle kaplanması hedeflenir. Vücuttan tamamen yok etmeye yönelik halen geçerli bir tedavi yöntemi bulunamamıştır, buna yönelik çalışmalar devam etmektedir. 

Uçuk bulaştırmamak için nelere dikkat edilmelidir? 

  • Direkt temastan (öpme ve cinsel ilişki) kaçınılmalıdır.
  • Baloncukları patlatmamalı, kabukları koparmamalı ve yarayı kaşımamalıdır.
  • Kendinizin veya bir başkasının gözlerine, genital bölgesine ve dudaklarına dokunmadan önce eller iyice yıkanmalıdır.
  • Maalesef ki baloncuklar ortaya çıkmadan önce de kişiden kişiye bulaş olabilmektedir.  

 

Aft nedir?  

Ufak, kırmızı ya da beyaz renkli, fazla derin olmayan ülser şeklindeki yaralardır. Genellikle dilde, yumuşak damakta, dudak ya da yanak içinde ortaya çıkarlar. Dişetlerinde ya da sert damakta pek görülmezler. Oldukça ağrılıdırlar ve iyileşmesi 5-10 gün sürer. 

Aft neden oluşur? 

Genellikle kişinin bağışıklık sisteminde zayıflama yaratan stres, travma, irritasyon (domates, portakal, mandalina, limon gibi asitli meyve sebzeler ile bazı fındık türleri ile) ya da kansızlık gibi durumlarda karşımıza çıkar.

Aft bulaşıcı mıdır? 

Hayır, çünkü nedeni mikrobik değildir. Bu nedenle de bulaşıcı değildir.

Aft nasıl tedavi edilir?

Tedavide ana hedefler kişinin ağrısını azaltmak ve yaranın iltihaplanmasını önlemektir. Bunun için iyileşme gerçekleşene kadar günde 3 kez diş fırçalama sonrası antiseptik ağız gargarası yapılması ve yara ulaşılabilir yerde ise triamsinolon içeren bir ağız pomadı ile yarayı kapatmak gerekir.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Yara 2 hafta olmasına rağmen geçmediyse veya tekrarlıyorsa bir doktora başvurmak gerekir. Düzenli sigara-alkol kullanan, kemoterapi ya da radyoterapi alan, kemik iliği ya da organ nakli yapılan ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin düzenli ağız-boğaz kontrolü yaptırmaları gerekir.

Ne gibi tetkikler yapılması gerekir?

Doktorunuz ayrıntılı bir kulak burun boğaz muayenesi sonrasında şüpheli bir yara gördüğünde, oradan biopsi alabilir ve patolojik incelemeye gönderebilir.

 

Başka ne tür ağız yaraları vardır?

Lökoplaki-Yanakların iç kısmında, dişetlerinde ya da dilde yerleşen, kalın, beyazımsı renkte kabarık lezyonlardır. Genellikle sigara kullanıcılarında görülür, o bölgelerde fazla doku üretilmesine bağlıdır. Ayrıca artık ağıza uymayan eskimiş damak protezlerinin baskı yaptığı yerlerde ya da yanak iç kısmını çiğneme alışkanlığı olan kişilerde de görülebilmektedir. Zamanla kansere dönüşebilir.

 

 

Kandidiyazis-Pamukçuk da denilen bir tür mantar enfeksiyonudur. Genellikle damak protezi takanlarda, bebeklerde, yaşlılarda ya da sistemik bir sağlık sorunu olup bağışıklığı düşük olan kişilerde karşımıza çıkar. Ağız kuruluğu olan kişilerde ağızda mantar gelişme riski yüksektir. Antibiyotik tedavisi sonrası, ağız içi florasının değişmesine bağlı olarak da gelişebilir.

 

Kıllı dil-Tat tomurcuklarının uzamasına bağlıdır. Ağız hjyeninin bozuk olması, kronik oral irritasyon ve sigara kaynaklı olabilir.

 

Torus palatinus-Sert damağın orta kısmında sert kemiksi bir çıkıntı oluşmasıdır. Genellikle 30 yaş üstü kadınlarda görülür ve nadiren tedavi gerektirir. Uzun yıllar boyunca diş gıcırdatanlarda daha sıktır. Damak protezi gerektiğinde, protezin ağız içine uyumu için çıkarılabilir.

 

Oral kavite kanseri-Ağızda beyaz ya da kırmızı bir kabarıklık şeklinde ya da ufak bir ülser şeklinde ortaya çıkarlar. Dudak dışında, dil ve sert damakta en sık görülürler.  Boyunda ya da ağız içinde şişlik, yutma güçlüğü ya da ağrılı yutma, uzun süren ses boğukluğu ya da ağız/yüz bölgesinde uyuşukluk diğer bulguları olabilir. Sigara vb. tütün maddelerini içenlerde ve tütün çiğneyenlerde daha çok görülür. Kesin tanısı biopsi ile konur.

 

 

*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.

Orta kulak iltihabı aşılarla önlenebilir mi?

Posted on by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

 

Gelişmiş ülkelerde çocukların yaklaşık % 62’si 1 yaş civarında, % 80′i 3 yaş civarında ve %100′ü ise 5 yaş civarında ilk orta kulak iltihabı atağını geçirmektedir. Bu kadar sık ve yaygın görülen bu hastalığı önleyebilmek adına günümüzde pek çok araştırma ve çalışma yapılmaktadır. Bunlardan biri aşılamadır.

Aşı nedir?

Aşı, vücudun bağışıklık sistemini uyararak belli bakteri ve virüslere karşı savaşa hazırlıklı olmasını sağlayan bir tür preparattır. Aşı uygulandıktan sonra, ilgili mikroba karşı vücutta “antikor” adı verilen proteinler (bir nevi silahlar) üretilir ve bu sayede o mikropla temas durumunda, mikrobun yok edilmesi ya da zararlı etkisinin hafifletilmesi amaçlanır.

Pnömokok mikrobu (Streptococcus pneumoniae)  orta kulak iltihabı, sinüzit, pnömoni (zatürre) ve menenjit gibi oldukça riskli  hastalıklara yol açtığı bilinen en sık görülen ajanlardan biridir.  Günümüzde bu mikrobun pek çok türüne karşı geliştirilmiş bir aşı bulunmakta ve Türkiye’de de rutin olarak uygulanmaktadır. Yaş gruplarına göre uygulama sıklığı ve sayısı değiştiği için bu konu hakkında bilgi almak üzere çocuk doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.

Konjuge Pnömokok Aşısı: Oldukça etkili ve güvenli bir aşıdır.  Kişiden kişiye değişmekle birlikte, mikrobun tehlikeli formlarının % 97’sine karşı koruma sağlamaktadır. Aşı sonrası yan etki olarak iğne yapılan yerde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet ile hafif ateş görülebilir. Allerjik reaksiyon ise çok nadirdir. Bebeklere uygulanabilen ve 2 yaş altına yapılabilen tek pnömokok aşısıdır. 5 yaş altı çocuklarda konjuge aşı orta kulak iltihabını önlemede oldukça etkilidir. 

Haemophilus influenzae (NTHi) ve  Moraxella catarrhalis aşısı: Orta kulak iltihabı ve sinüzite yol açan diğer en sık görülen ajanlardan olan Hemofilus ve Moraxella mikrobuna yönelik aşı geliştirme  çalışmaları devam etmektedir.

*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.