KOKLEAR İMPLANT (BİYONİK KULAK)

Posted on May 7, 2008 by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

  

  • Koklear implant (biyonik kulak) nedir?
Koklear implant ileri derecede işitme kaybı olanlarda kısmi duymayı sağlayan elektronik bir araçtır. Cerrahi olarak kulak arkası kemiğine yerleştirilen bir iç ve işitme cihazına benzer bir dış parça olmak üzere iki parçadan oluşur. Ancak koklear implant sesleri daha yüksek ve temiz hale getiren bir işitme cihazı değildir. Türkiye’de muhtelif zamanlarda biyonik kulak olarak basının gündemine gelmekle beraber kullanım alanı sanıldığı gibi çok geniş değildir.

Normalde işitmenin sağlanabilmesi için dış kulak yoluna giren sesin, kulak zarında titreşim yaratarak orta kulağa iletilmesi, sonrasında kulak kemikçiklerinin de titreşimi ile iç kulaktaki salyangoza (koklea) iletilen ses dalgalarının işitme hücrelerini uyararak işitme siniri yoluyla beyine sinyal göndermesi gerekir. Koklear implant bu doğal yolu by-pass edip direkt olarak işitme sinirini uyararak işitmeyi sağlamaktadır.

Koklear implant normal bir işitme sağlayamaz ya da bozulan işitmeyi eski haline getiremez. Sadece işitme sorunu olan kişinin kendi konuşmasını anlayabilme ve çevreden gelen sesleri belli bir ölçüde algılayabilmesini sağlar. 1980′li yılların ortalarında FDA (Food and Drug Administration-Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) onayı alan bu cihazı şu anda kullanan kişi sayısı 60.000′den fazladır.

  • Kimler koklear implant adayıdır?
İşitme kaybı ileri derecede olup işitme cihazından fayda görmeyen kişiler,

İşitme engelli olarak doğan çocuklar (en geç 6 yaşına kadar ameliyat olmaları gerekir, ideali 2-3 yaştır)

Enfeksiyon (menenjit, kızamık vb.), otoimmün hastalık veya herhangi bir nedenden dolayı sonradan işitme kaybı oluşan erişkinler,

Yaşlanma ya da gürültüye bağlı zamanla ilerleyici işitme kaybı gelişen erişkinler koklear implant adayı olabilir. Ancak kişinin buna uygun olup olmadığı yapılacak tetkiklerden sonra “Koklear İmplant Ekibi” adı verilen, bu konuda uzmanlaşmış bir ekip tarafından değerlendirilerek saptanır. Bu ekipte implant konusunda deneyin kazanmış KBB uzmanı, odyolog/odyometrist, psikolog, ses terapisti bulunmaktadır.

  •  Kimler koklear implant için uygun aday olmayabilir ?

(more…)

AĞIZ KURULUĞU

Posted on May 5, 2008 by admin.
Categories: AĞIZ-BOĞAZ-YUTAK HASTALIKLARI.

 

Ağız kuruluğu tek başına bir tanı değil, bir bulgudur.  Bu şikayete yol açan pek çok etmen olabilir:

1.      İlaç yan etkisi olarak: Bazı depresyon ilaçları (Trisiklik antidepresan vb.), alerji ilaçları (antihistaminikler), bazı epilepsi ilaçları, bazı tansiyon ilaçları (beta-bloker ve idrar söktürücü olan diüretikler ) tükrük bezlerinde üretilen salgıyı azaltarak buna neden olurlar.

2.      Radyoterapi: Baş-boyun bölgesine herhangi bir nedenle uygulanan ışın tedavisi sırasında tükrük bezlerinin harabiyetine bağlı olarak belirgin ağız kuruluğu karşımıza çıkar.

3.      Burun tıkanıklığına bağlı ağzı açık uyuma

4.      Anksiyete ve endişe: Bazı stres hormonlarının salınımı ile tükrük salgısının azalmasına bağlıdır.

5.      Dehidratasyon ve  sıvı tüketiminde yetersizlik: Yüksek ateş veya aşırı sıvı kaybına yol açan ishal vb. hastalıklarda dehidratasyon dediğimiz ileri derecede vücut sıvı eksikliğine bağlı ağız kuruluğu görülmesi normaldir. Ancak bu derecede sıvı kaybı yokken de günlük 2 litrenin altında sıvı tüketenlerde de ağız kuruluğu oluşmaktadır.

6.      Sjögren Sendromu: Eklemleri, tükrük bezlerini, gözyaşı bezlerinin tutan bir bağ dokusu hastalığıdır. Tanısında özel bazı tahliller yapılması gerekir. Gözlerdeki kuruluk Schirmer testi ile saptanabilir.

Tedavi:

Altta yatan neden saptanmışsa ağız kuruluğunun tedavisi ona yöneliktir. Örneğin ilaç yan etkisine bağlıysa bu yan etkisi en az olan ilaçla değişim veya dozun düşürülmesi önerilebilir. Dehidratasyon varsa, sıvı kaybı gerekirse damardan serum verilerek çözülebilir. Burun tıkanıklığı septum deviasyonu ya da burun eti (konka) büyüklüğüne bağlıysa, bu durum cerrahi tedavi ile çözülecektir.

Pratik Öneriler:

Neden ne olursa olsun, ağız kuruluğunu önlemede şunlara dikkat edilmelidir:

1. Sık sık su için. Yatağa giderken mutlaka başucunuza bir bardak su koyun.

2. Buz küpleri emebilir ya da çiğneyebilirsiniz.

3. Şekersiz ve nanesiz sakız çiğneyebilirsiniz.

4. Ananas parçaları ya da soğutulmuş kavun parçaları yiyerek tükrük salsını uyarabilirsiniz.

5. Kafein, kola, koyu çay, alkol tüketimini azaltınız, çünkü bu içeceklerin idrar söktürücü etkileri bulunmaktadır. Ayrıca bazı ilaçların kafein içerdiğini unutmayınız!

Yapay tükrük:
Üstte sayılan önerilerle şikayetlerinizde azalma yoksa yapay tükrük adı verilen özel sprey, jel ya da pastilleri kullanabilirsiniz.  Etkisi kısa süreli olduğu için sık sık kullanmanız gerekebilir.

Tükrük Yapımını Uyaran İlaçlar:
Bazı hastalıklarda ya da özel durumlarda tükrük bezleri fonksiyonunu tamamen yitirmemiş, sadece salgı üretimi azalmış olabilir. Bu durumda tükrük yapımı uyarılabilir:

Şekersiz  sakız tükrük üretimini ve akımını arttırmada yardımcı olacaktır.

Pilokarpin, tükrük bezlerini uyararak salgıyı arttıran bir ilaçtır. Özellikle ilaç yan etkisine bağlı ağız kuruluğunda hızlı ve oldukça iyi etki gösterir. Radyoterapiye bağlı ağız kuruluğu olanların %50’sinde pilokarpin tedavisinden iyi sonuç alınır. Ancak etkinin görülmesi en az 3 hafta, bazen 3 ay sürmektedir. Maalesef bu ilacın kendine özgü yan etkileri bulunmaktadır: terleme, sersemlik hissi, burun akıntısı, görmede bulanıklık, sık idrara çıkma. İlacı kullandıkça zamanla vücut bu yan etkilere adaptasyon göstermekte ve bu şikayetler daha az rahatsız edici boyuta inmektedir. Onun için doktorunuz önce düşük dozla tedaviye başlayıp dozu zamanla arttırabilir.  Astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), bradikardi (nabız atımında düşüklük), bağırsak tıkanıklığı, kapalı açılı glokom (göz tansiyonu) olan kişilerin bu ilacı kullanması sakıncalıdır.

(KAYNAK: http://www.patient.co.uk/showdoc/27000555)