BEBEĞİM DUYUYOR MU?

Posted on March 27, 2008 by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

 

 

İŞİTME VE KONUŞMA ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

İnsanlar arasındaki iletişim yolları içinde en önemlisi ve en sık kullanılanı konuşarak anlaşma yoludur. Konuşma öğrenilmiş bir davranıştır, ancak konuşmanın öğrenilmesinde en önemli unsur işitmedir. İşitme kaybı, derecesi ne olursa olsun çocuğun konuşmayı ve dili öğrenmesini etkiler.

Dil, yaşamın ilk aylarından itibaren hızla gelişmeye başlar, normal işiten bebekler 6 haftalıktan itibaren, insan sesine diğer seslerden daha fazla tepki verirler. Bebekler ilk bir yılı deneyim yoluyla çevrelerini öğrenmekle geçirir. Bir yaşından itibaren dil bilgisi açısından görece bir olgunluğa erişirler. Konuşma ve dil gelişimi ise doğumdan itibaren 4 yaşına kadar devam eder.

Çocuklarda işitme kaybı sessiz ve gizli bir engeldir. Çünkü çocuklar, özellikle bebekler iyi duyamadıklarını söyleyemezler. Fark edilmez ve düzeltilmezse konuşma ve dil gecikmesine, sosyal ve duygusal sorunlara ve okul başarısızlığına yol açar. Tanı geciktikçe olumsuz etkiler de fazlalaşır.

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA YENİDOĞANLARDA İŞİTME KAYBI GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, her 1000 bebekten 1 ila 3′ü ileri derecede kalıcı işitme kaybı ile doğmaktadır. Buna göre Türkiye’de yılda 1800 bebek “koklear implant” yani “biyonik kulak” gerektirecek düzeyde işitme kaybıyla doğmakta, ancak bunların erken ve zamanında tespiti konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Doğduktan sonra en geç 6 ay içinde işitme engeli teşhisi konulan ve işitme cihazı uygulanıp özel eğitime alınan bebeklerin konuşma becerisi normal yaşıtlarına benzer düzeyde gelişebilmektedir.

Doğuştan işitme kayıplarının erken teşhis edilmesinin ve bu tip çocuklara erken müdahalenin öneminin belirtilmesinden sonra yine her 1000 bebekten 3′nün işitme kaybıyla doğduğu ve bu durumun en sık görülen doğumsal bozukluk olduğu saptanan Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok eyalette yenidoğan işitme tarama testleri rutin hale getirilmiştir. Aynı şekilde Avrupa Birliğine üye ülkelerin de bir kısmında yenidoğan işitme tarama testleri, rutin  tarama testleri içine alınmıştır.

Türkiye’de ise durum nasıldır? (more…)

İŞİTME CİHAZI KULLANIMI

Posted on by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

 

NASIL İŞİTİRİZ?

Kulak ses dalgalarını algılamamızı ve böylece etrafımızdaki sesleri duymamızı sağlayan karmaşık ve narin bir organdır. Kulağımız ayrıca dengemizi de sağlayan yapılar içerir. Kulağımız her biri farklı fonksiyona sahip üç ayrı kısımdan oluşur:

Dış kulak ve dış kulak yolu: Ses dalgalarını toplar, yönlendirir ve sesi kulak zarına ulaştırır. Kulak zarı ise ses uyaranının gelmesiyle titreşir.

Orta kulak: Orta kulakta yer alan kemikçikler, kulak zarı titreşimini içi sıvıyla dolu olan iç kulağa iletirler.

İç kulak ve işitme siniri: İç kulakta saçlı hücreler olarak isimlendirilen özel hücrelerle algılanan ses titreşimi uyarısı işitme sinirine ulaştırılır. İşitme siniri,  bu sinirsel akımları ses olarak algılanmak üzere ilgili beyin bölümüne aktarır.

İŞİTME KAYBI TİPLERİ

Temel olarak iki tip işitme kaybı vardır. “Orta kulak tipi” ya da “İç kulak  tipi”. Eğer her iki tip kayıp bir arada ise buna “Karma tip işitme kaybı” denir.

Orta kulak tipi (iletim tipi) işitme kaybı: Ses dalgaları iç kulağa varmadan önceki dış kulak ve orta kulak kısımlarında sekteye uğruyorsa bu tip işitme kaybı karşımıza çıkar. Buna yol açabilen hastalıklar dış kulak yolunda kir, enfeksiyon, tümör veya yabancı cisim varlığı, kulak zarında enfeksiyon veya travma sonucu delinme, orta kulakta anormal kemik büyümesi, kemikçiklerin kopması ya da kireçlenmesi, orta kulağı tutan enfeksiyonlar  veya orta kulakta yer kaplayan  tümörler şeklinde sıralanabilir.

İç kulak tipi (sinirsel tip) işitme kaybı: Ses enerjisinin dış ve orta kulaktan iletiminde sorun olmayıp, iç kulaktaki yapılarda ya da işitme sinirinde ortaya çıkan patolojiler sonucunda beyine iletilememesi sonucunda karşımıza çıkar. Buna yol açan nedenler ileri yaş, aşırı yüksek sese maruz kalma, kafa travması, tek veya her iki kulağı tutan bazı mikrobik hastalıklar, işitme sinirine zarar verebilen bazı ilaçlar ve kalıtımsal nedenler olarak sayılabilir.

İşitme kaybı birçok insanın ortak sorunundur. Yaşın ilerlemesiyle sıklığı artmaktadır. 65 yaş üstü birçok insanda, 80 yaş üstü hemen her kişide işitme kaybı mevcuttur. İşitme desteği işitme kaybını önemli ölçüde geri kazandırır. Diğer insanlarla daha iyi iletişim kurmayı ve sosyal hayatta,  ailesinde daha aktif konumda olmasını sağlar.                  

İşitme kaybı için doktora ne zaman gidilmeli? (more…)

GIRTLAK KANSERİ

Posted on by admin.
Categories: GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI.

 

 

 Dünyada 2002 yılında erkeklerde 5.801.839, kadınlarda 5.060.657, toplamda 10.862.496 kanser olgusu saptanmıştır (cilt kanserleri hariç). En sık rastlanan kanserler, akciğer (%12.4), meme (%10.6), kolorektal (%9.4), mide (%8.6), prostat (%6.2) olarak sıralanmaktadır.

ABD’de birinci sırada prostat (%16,9) kanseri vardır ve diğerleri meme (%15.5), akciğer (%12.6), kolorektal (%10.6), mesane (%4.6) kanserleri olarak sıralanmaktadır.

Avrupa’da 38 ülke için 1995 yılında yeni kanser vakası sayısı 2.6 milyon ve kanserden ölüm sayısı ise yaklaşık 1.6 milyondur. En sık görülen kanser türleri akciğer (%14.5), kolorektal (%12.8), meme (%12.3), prostat (%11) ve mide (%7.9) kanserleridir. Avrupa’da erkeklerde en sık görülen kanserler akciğer (%22), kolorektal (%12), prostat (%11), mide (%9), mesane (%7), kadınlarda ise meme (%26), kolorektal (%14), mide (%7), akciğer (%6), korpus uteri (%6) ve servikstir (%6)*.

Türkiye’ye bakarsak Sağlık bakanlığı kanser kayıt verileri değerlendirildiğinde 1994 yılında 20100 kanser olgusu bildirilmiştir. Bunun 12000′i  erkek, 8000′i kadındır. Bu veriler değerlendirildiğinde erkeklerde en sık karşılaşılan kanser türleri Akciğer, Lösemi- Lenfoma, Mide kanseri, Prostat ve Larinks kanseridir. Kadınlarda ise bunlar Meme, Lösemi-Lenfoma ve Rahim kanseri olarak sayılabilir.**

Larinks (Gırtlak) Kanserinin Nedenleri:

Bu kanserin gelişiminde pek çok faktör bulunmaktadır, baş-boyun kanserlerinin %90′ı bilinen kanserojenlerle temas sonrası gelişmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

Sigara kullanımı: Larinks kanseri hastalarının %95′inden fazlası sigara içicisidir. Sigara genlerde değişiklikler yaparak, (more…)

KRONİK OTİT (MÜZMİN ORTA KULAK İLTİHABI)

Posted on March 25, 2008 by admin.
Categories: KULAK HASTALIKLARI.

 

  

KULAK ZARI VE ORTA KULAK NEDİR? 

 

 

 

 

Kulak üç bölümden oluşur: 1) Dış kulak, 2) Orta kulak, 3) İç kulak. Dış kulağı kulak kepçesi ve kulak kanalı oluşturur. Kulak kanalının derininde dış kulak ile orta kulağı ayıran kulak zarı bulunur. Kulak zarı, üzerine ses dalgaları geldiğinde titreşen ince bir yapıdır. Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan ve hava içeren bir boşluktur. Hava, burunun gerisindeki geniz bölgesinden östaki tüpü adlı küçük bir kanal ile orta kulağa taşınır. Östaki tüpünün görevi, orta kulak boşluğundaki havanın basıncını dış ortamdaki atmosfer basıncı ile eşitlemektir. Ses dalgalarının kulak zarında oluşturduğu titreşimler orta kulak boşluğundaki küçük kemikçiklerden (örs, üzengi, çekiç) iç kulağa iletilir ve sesi beyine ileten sinirler uyarılarak ses algılanır hale getirilir.

KULAK ZARI NEDEN DELİNİR?

Kulak zarının delinmesine en sık yol açan neden iltihaptır. Orta kulaktaki iltihabın, östaki tüpü yoluyla buruna atılmasına engel bir durum (ödem, geniz eti iltihabı vb.) varlığında, kulak zarını delip boşalmaya çalışması ile ortaya çıkar. Bunun dışındaki diğer nedenler kulağa şiddetli tokat atılması, bazı kafatası kırıklarına yol açan ciddi travmalar, ani bir patlama sonrası, iğne veya kibrit çöpü gibi cisimlerin kulak kanalı içerisine fazlaca sokulması, aşırı sıcak veya asidik bir sıvının kulak kanalına kaçmasıdır. Nadiren de kulağa cerrahi olarak yerleştirilen havalandırma tüplerinden sonra kulak zarında iyileşmenin tam olmaması nedeniyle kulak zarında bir delik kalabilir.

Kulak zarındaki deliğin yerleştiği yer (more…)

GIRTLAK AMELİYATI SONRASI KONUŞMANIN SAĞLANMASI

Posted on March 24, 2008 by admin.
Categories: GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI.

 
 

 

Nasıl konuşuruz?

Normalde konuşmanın gerçekleştirilmesinde 3 fizyolojik mekanizma birlikte çalışmaktadır. İlki körük gibi havayı gırtlağa doğru basan akciğerlerdir. İkincisi birbiriyle birleşip ayrılmaları sırasında bu havada dalgalanma yaratarak ses çıkmasını sağlayan gerçek ses telleridir. Ses telleri konuşma sırasında saniyede 85-255 kere titreşerek bir siklus oluşturur. Bu sayede titreşen hava dalgası üçüncü mekanizma olan “ses rezonatörleri”ne gelir ki, bunlar yutak, yumuşak damak, yanaklar, dudaklar ve özellikle dilden oluşur. Bu organlar titreşen sesi anlamlı kelimelere dönüştürürler.

Üst solunum yolları kanserlerinin en sık yerleştiği ikinci yer gırtlaktır. Tedavide cerrahi, radyoterapi, kemoterapi gibi çeşitli yöntemler bir arada ya da tek başına uygulanır. Tüm bu tedavilerde amaç mümkün olduğunca gırtlağın bütünlüğünü korumak olsa da ileri derecede kanser tutulumu olan vakalarda maalesef bazen gırtlağın tamamen alınması (total larenjektomi) gerekebilmektedir.  

Gırtlak alındıktan sonra konuşma nasıl gerçekleştirilebilir? (more…)