GENİZ AKINTISI

Posted on February 29, 2008 by admin.
Categories: AĞIZ-BOĞAZ-YUTAK HASTALIKLARI.

 

Burnumuz ve boğazımızda bulunan salgı hücreleri, günde 1-2 litre mukus üretirler. Bu salgı, burun mukozasını nemlendirir, temizler, solumakla buruna giren yabancı partikülleri tutup atılmasını sağlar ve enfeksiyonla savaşır. Normalde bu mukusu burnumuzun gerisinden akıntı şeklinde bilinç dışı olarak devamlı yutmaktayız. Bu sıvının miktarı ve kıvamı artıp kişiyi rahatsız ettiği noktada bu durum “geniz akıntısı” olarak adlandırılır.

Salgının niteliğindeki değişimin nedenleri nelerdir?

  • Nezle-grip, alerji, bulunulan ortamın soğuk olması, bazı gıdalar/baharatlar, hamilelik ve diğer hormonal nedenler, bazı ilaçlar (doğum kontrol hapı, tansiyon düşürücü ilaçlar vb.) berrak ve ince fakat miktarı artmış salgı üretimine neden olur. Ayrıca burun yapılarındaki anatomik bozukluklar da (deviasyon, konka hipertrofisi gibi) buna yol açabilirler.
  • Miktarı artmış, koyu kıvamlı mukusun nedenlerinden en önemli ikisi özellikle kışın kalorifer vb.’nin yoğun çalıştığı aşırı sıcak ortamlarda bulunma ve su tüketiminde azalmadır. Bu durumda salgının rengi genellikle beyaz ya da hafif grimsidir. Salgının sarı-yeşil-kahverengi olduğu durumlarda  sinüzit, müzmin burun iltihabı, özellikle günlük gıda ürünlerine alerji akla gelmelidir. Eğer ince mukus giderek kalınlaşıyor ve sarı-yeşil renk almaya başlıyorsa, bakteriyel bir enfeksiyon eklenmiş demektir. Çocuklarda tek burun deliğinden bu şekilde bir salgının gelmesi, yabancı cismi (leblebi, nohut, boncuk, kağıt mendil ya da peçete parçası vb.) hemen düşündürmelidir.

(more…)

OĞLUM NEDEN HALA İNCE SESLE KONUŞUYOR?

Posted on February 20, 2008 by admin.
Categories: GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI.

 

Ses ve konuşma bozuklukları (disfoni) patolojileri çok değişik etiyolojik faktörlerden kaynaklanmaktadır. Organik bir nedene bağlı olmayan, fonksiyonel bir etiyolojisi  olan “mutasyonel disfoni” adı verilen türünde, genellikle ergenlik dönemindeki erkek çocuklar seslerindeki incelikten rahatsız olarak doktora başvururlar. Dahiliye hekimlerine başvurduklarında hormonal nedenli disfonilerle karıştırılabileceğinden sıklıkla bu hastalardan çeşitli hormonal tetkikler istenmektedir. Ancak bu patoloji iyi tanındığı zaman tanısı kolaylıkla konabilmekte ve erken dönemde tedavisi kısa sürede başarıyla yapılabilmektedir.

Çocuk ses  ergenlik (puberte) öncesi, ergenlik dönemi ve ergenlik dönemi sonrası olmak üzere 3 dönemde gelişmektedir. Ergenlik dönemine kadar kadar kız ve erkek çocuk seslerinde fark olmamaktadır.

Ses değişiklikleri genellikle 9-12 yaşları arasında başlar. Bu dönemde gelişme hormonlarının etkisiyle larinkste (gırtlak) oluşan anatomofizyolojik değişikliklere de bağlı olarak bir değişim görülmektedir. Larinks büyüklüğü ortalama % 64 artmakta, kord vokaller (ses telleri) ortalama 17 mm’den 28 mm’ye uzamakta ve ön açısı 110 dereceden 90 dereceye gelmektedir. Bunun sonucunda erkek sesi yaklaşık 1 oktav, kızınki ise 1/3 oktav kalınlaşmaktadır.  Bu geçiş sırasında ses kabalaşmakta, bazen kısılmakta ve zaman zaman amplitüdü yükseliş ve inişler göstermektedir. Çocuk alışık olmadığı sesin şaşkınlığı içindedir. Değişimlere bağlı olarak seste periodik kısılmalar  ve ani kesilmeler ve laringeal spazmlar oluşabilmektedir.  Zamanla ses sabitleşmekte ve çocuk sesine alışmaktadır. Bu adaptasyon fazını süresi  erkeklerde 6 ay-1 yıl,  kızlarda ise 6 hafta-3 ayı bulmaktadır. Ses sabitlenince yetişkin sese yakın bir ses oluşmaktadır. 

Pubertede oluşan bu değişimler fizyolojik olarak kabul edilmektedir. Ergenlikten sonra erkek çocuğunun sesinin inceliğinin sürmesi, kız çocuğunun ise olması gerekenden daha ince olarak kalması “mutasyonel disfoni” için önemli bir bulgudur. (more…)

REFLÜ NEDİR?

Posted on February 15, 2008 by admin.
Categories: REFLÜ.

 

Bir şey yediğimizde, yediklerimiz kastan oluşan yemek borusundan geçerek mideye ulaşır.  Yiyecek mideye geldiğinde asit ve pepsin (bir sindirim enzimi)  eklenerek sindirilmesi ve kasılarak mide içeriğinin bağırsaklara doğru itilmesi gerçekleşir. Yemek borusu  midenin içeriğinin,  kasılma esnasında yukarı kaçmaması için iki adet sfinktere (yemek borusunu kapatan kaslardan oluşan bantlar)  sahiptir.  Biri borunun en başlangıcında (yutakla birleştiği yerde), diğer ise en sonundadır (mideyle birleştiği yerde).  REFLÜ terimi geriye doğru akış demektir ve mide içeriğinin sfinkterlerden geçip  yemek borusu ve /veya yutağa kaçması demektir.  

(more…)

YUTMA BOZUKLUKLARI

Posted on by admin.
Categories: AĞIZ-BOĞAZ-YUTAK HASTALIKLARI.

 

Yutma güçlüğü- ki buna tıp dilinde Disfaji denir- özellikle yaşlılarda olmak üzere tüm yaş gruplarında yaygın olarak rastlanır. Disfaji terimi yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında zorluk hissetmeyi ifade eder. Bu duruma çoğu tehlikeli olmayan ve geçici olan birçok faktör neden olmaktadır. Yutma güçlüğü nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli bir patolojiye işaret eder. Kısa bir süre içerisinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmez ise bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

Nasıl Yutarız?

İnsanlar katı yiyecekleri yemek, sıvıları içmek ve vücudun ürettiği tükürük ve mukusu yutmak için günde yüzlerce kez yutma işlevini gerçekleştirir. Yutma işlevinin dört fazı vardır:

1) Birinci faz: yiyecek ve içeceklerin çiğnenerek yutmaya hazır hale getirildiği dönem.

2) İkinci faz yani ağız fazı: dil yiyecek ve içecekleri ağızın arka bölümüne iterek yutma yanıtını başlatır.

3) Üçüncü faz yani yutak fazı: yiyecek ve içecekler hızlıca yutaktan yemek borusuna geçer.

4) Son faz olan yemek borusu fazı: yiyecek ve içecekler yemek borusundan mideye geçer.

Birinci ve ikinci fazlar istemli kontrol altında oluşurken, üçüncü ve dördüncü fazlar kendiliğinden oluşur.

Yutma Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir? (more…)

SES HASTALIKLARI

Posted on by admin.
Categories: GIRTLAK VE SES HASTALIKLARI.

Larinks yani gırtlağın 3 temel fonksiyonu vardır: Havayolunun sağlanması, Alt havayollarının korunması ve Ses üretimi.

*Havayolunun sağlanması, gırtlağın yapısal ve fonksiyonel bütünlüğü sayesinde olur. Gırtlağın alt kısmındaki, gırtlağı soluk borusuna mekanik olarak bağlayan kıkırdak halkada herhangi bir sorun olması havayolunda problem oluşturur.

*Gırtlak alt solunum yollarına bir şey kaçmasını engeller. Bu koruma fonksiyonu için gırtlak ve boğazın kas ve duyu bütünlüğünün sağlam olması gerekmektedir. Yutma sırasında gırtlak yükselir ve epiglot denilen yaprak şeklindeki kıkırdak kapak, gırtlak girişini kapatır. Ses telleri kapanır ve üst yemek borusu kasları açılır. Böylece yiyecek havayolundan uzaklaştırılıp yemek borusuna yönlendirilir.

*Ses üretimi gırtlağın karışık bir fonksiyonudur. Ses üretimi sırasında ses telleri bir araya gelerek titreşirler. Titreşim hem akciğerlerden gelen hava akımının hem de ses teli yüzey dokusunun etkileşimi sonucu olur. Ses tellerinin gerginliği ve katılığı ayarlanarak sesin perdesi değiştirilir. Ses teli geriliminin arttırılması sonucu ses teli titreşim frekansı artar ve tiz bir ses oluşur. Ses tellerindeki veya gırtlaktaki patolojiler sonucu ortaya ses kısıklığı çıkar- ki buna tıp dilinde Disfoni adı verilir. (more…)