
Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Ulusal Merkezi (The National Center for Complementary and Alternative Medicine-CAM), Ulusal Sağlık Enstitü’sünün (NIH) bir dalıdır ve tamamlayıcı ve alternatif tıbbı 4 temel kategoriye ayırarak tanımlamaktadır:
- Biyolojik tabanlı ürünler: Şifalı bitkiler ve vitaminler
- Enerji tıbbı: Akupunktur, çigong
- Zihin-vücut tıbbı: Meditasyon ve yoga
- Manipülatif ve vücut tabanlı alıştırmalar: Masaj ve şiropraktik
Bu yüzyılın son yarısından beri tamamlayıcı alternatif tıbba (CAM) olan ilgi giderek artmaktadır. Örneğin Amerika’da erişkinlerin %36’sının son 12 ay içinde çeşitli nedenlerle herhangi bir CAM yöntemini kullandığı saptanmıştır. 2002 yılında yapılan bir araştırmada doğal ürünler, derin nefes egzersizleri, meditasyon ve şiropraktik yöntemlerinin en sık seçilen CAM türleri olduğu saptanmıştır. Yine aynı çalışmada % 55′inin bu yöntemleri konvansiyonel tedavilere tamamlayıcı olarak seçtikleri, %27’sinin ise konvansiyonel tedavinin işe yaradığına inanmadıkları için sadece bu yöntemleri tercih ettikleri ortaya çıkmıştır.
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları alanında tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımının en çok bilinen şekli “kulak mumları”dır, bu yöntemi 3000 yıl önce Kızılderililerin Hopi kabilesinin uyguladığı ve ziyarete gelen Avrupalılara bu tekniği öğrettikleri düşünülmektedir. Bu tedavi şeklinde, içi boş tüp şeklinde bir mumun ucu yakılıp, yanmayan ucu dış kulak kanalına yerleştirilmektedir. Bu sayede bir vakum etkisi yaratılarak kulak kiri ve diğer birikintilerin dışarı atılacağı sanılmaktadır. Ayrıca sinüzit ağrılarını azalttığı, zihni berraklaştırdığı, dış kulak yolu iltihabı ya da diğer kulak iltihaplarını iyileştirdiği, koku-tat alma ve renk algısını arttırdığı, çınlama ve baş dönmesini tedavi ettiğine inanılmaktadır.
2004 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada Seely ve arkadaşları kulak mumunu yaktıktan sonra dış kulak basıncını ölçmüşler ve tabii ki bırakın vakum etkisini herhangi bir basınç bile saptamamışlardır. Mumun orta kısmında görülen maddelerin spektrometrik incelemesinde ise biriken materyalin mumun kendi yağı olduğu, kulak kiri olmadığı saptanmıştır.
Kulak mumlarının pek çok komplikasyonları görülebilmektedir. Amerika’da 1996 yılında 122 KBB uzmanına uygulanan bir ankette 1/3′ünden fazlası hastalarının kulak mumu kullandıklarını tespit etmiştir. Uzmanların %10′u bu mumun yarattığı komplikasyonları yaşamış kişileri tedavi etmiştir. Bu komplikasyonlar kulak kepçesi ve dış kulak yolunda yanıklar, dış kulak yolunun mumla tıkanması, dış kulak yolu iltihabı ve hatta kulak zarında delinmedir. Bu nedenle kulak mumu kullanımı kesinlikle engellenmelidir.
Ginkgo, Ginkgo biloba yapraklarından elde edilen bir ekstre olup 5000 yıldır Çin’de tıbbi amaçlı olarak
kullanılmaktadır. Avrupa’da ve ülkemizde lisanslı bir ilaç olarak kullanılmakta olan Ginkgo biloba, flavanoid ve terpenoid denen bazı özel maddeler içermektedir. Kısmen de olsa vücutta kan akımını arttırıcı ve deri beslenmesini düzenleyici olduğu düşünülmektedir. Bu etkisi nedeniyle periferik damar hastalıklarında tercih edilmektedir. Yapılan hayvan deneylerinde terpenoid maddesinin pıhtılaşmayı sağlayan mekanizmayı engelleyerek beyinde pıhtı oluşumuna bağlı hasar oluşumunu önlediği saptanmıştır. İnme gibi beyin hastalıklarında da bazı tedavi edici etkileri olduğu iddia edilmektedir. Yine laboratuar ortamında yapılan hücre çalışmalarında salınan serbest radikallerin hücreleri zedelemesini engellemektedir. Bilinen en tipik yan etkisi mide bulantısı ve pıhtılaşmayı önleyici ilaç kullananlarda bu etkiyi arttırmasına bağlı kanamalardır. Bilimsel yayınlarda Ginkgo’nun çınlama tedavisinde çok küçük bir olumlu etkisi olduğu görülmektedir.
Akupunktur, M.Ö. 200′den beri uygulanan geleneksel Çin tıbbi yöntemidir. Bu yöntemde vücudun belli noktalarına yerleştirilen akupunktur iğnelerinin sistemik homeostazı düzenlediğine inanılmaktadır. Batı toplumlarında genellikle ağrı gidermede kullanılmaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarda çınlamayı gidermede fazla etkisi olmadığı saptanmıştır.

Tai Chi, Çin savunma sanatından kaynaklanan bir egzersiz şeklidir. Ortalama olarak 30 dk sürer, bazı özel hareketlerin setler halinde artarda yapılması ile gerçekleştirilir. Standart bir sette 108 hareket bulunmaktadır. Bunlardan “Tekerlek Çevirme” yöntemi , biz KBB hekimlerinin denge egzersizi olarak hastalara önerdiğimiz egzersizlere çok benzemektedir. Hain ve arkadaşları 8 hafta boyunca haftada 1 saat Tai Chi egzersizi yapan 22 dengesizlik şikayetli hastanın objektif ve subjektif ölçümlerle şikayetlerinde belirgin azalma olduğunu saptamışlardır.


Baş-boyun kanseri olan hastaların en sık kullandığı CAM yöntemi (%50) şifalı bitkilerdir. Özellikle geniz kanseri veya nüks kanser hastaları tarafından seçilmektedir. En sık seçilme nedeni ise kanser tedavisi sırasında ortaya çıkan şikayetlerin giderilmesidir. (örneğin bulantıyı gidermede zencefil kullanılması gibi)
Kemoterapiye bağlı kusmaların giderilmesinde akupunktur uygulamasının etkisi geçen sene yapılan bir bilimsel çalışma ile incelenmiştir. Araştırmacılar, bulantı kesici ilaç+akupunktur kullanan grupla sadece akupunktur kullanan grubu karşılaştırmışlar ve akupunktur uygulanan kişilerde akut kusmaların sayısında azalma saptamışlardır.
Aromaterapi masajı, özellikle İngiltere’de, kanser tedavisi gören hastaların hayat standartlarını artırmaya yardımcı tekniklerden en çok seçilenidir. Endişenin kısa süreli de olsa giderilmesi ve psikolojik destek anlamında faydası görülmüştür. Buna karşılık depresyon, bulantı ve kusmayı giderici herhangi bir etkisi saptanmamıştır.
Şifalı bitkilerin kullanımı bazen kanser ilaçlarının emilimini, metabolizmasını ve vücuttan atılımını etkileyebilmektedir. Ginkgo ve ginseng içeren bitkilerin bu işlemi geciktirdiği, St. John’s Wort ve kavanın ise kanser ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında karaciğere zarar verebileceği belirtilmektedir. Özellikle siklofosfamid, taxane ve vinka alkaloidleri içeren ilaçlarla şifalı bitkilerin beraber alınmaması gerekir.
Homeopatiyi savunanlar kişiyi aynı şikayetleri başlatacak maddelerle iyileştirme sanatı olarak adlandırmakta, karşıtları ise kişideki rahatlamayı kendi kendine bırakılsa da gerçekleşecek bir kader olayı olarak değerlendirmektedirler. Bir seri ekstrenin alkol bazlı bir solüsyonda seyreltilip bir kaptan diğerine aktarılıp tekrar seyreltilmesi şeklinde 200 kere tekrarlanan bir işlemdir. Sonuç olarak elde edilen solüsyonda, o kadar çok seyreltmeden sonra ekstrenin tek bir molekülü bile kalmamaktadır. İşin ilginç yanı FDA’in (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) 1990 yılında raf ilacı (over-the-counter) olan homeopatik ilaçların bir kısmını reçetelenecek ürünler sıfatına sokmasıdır. O zaman akla gelen ilk soru “Elde edilen son solüsyonda ilk maddenin nerdeyse olmamasına rağmen bu ilaçlar nasıl etki etmektedir?” Alerjik rinitte (saman nezlesi) homeopatik ilaçların burundan geçen hava miktarını arttırarak şikayetleri azalttığı saptanmıştır.
Oscillococcinum, grip tedavisinde kullanılan patentli bir homeopatik ilaçtır. Özellikle İngiltere, Fransa ve Almanya’da çok popüler olup grip tedavisinde mucize ilaç olarak lanse edilmektedir. Yabani ördek karaciğer ve kalp dokusundan elde edilip üretilmektedir. 2004 yılında Vickers ve Smith tarafından 3000 bireyde yapılan kontrollü randomize çalışmada oscillococcinum’un grip şikayetlerini herhangi bir şekilde azaltmadığı saptanmıştır. Ancak ilacın hastalık süresini ortalama 0.28 gün azalttığı görüldü. Sonuç olarak, yapılan pek çok bilimsel çalışmanın ortak sonucu homeopatinin plasebo etkili olduğudur.
Kapsaisin nezlenin tedavisinde kullanılan ve acı biberin içinde bulunan bir maddedir. Burun içine uygulanan kapsaisin, P maddesi ve kalsitonin adı verilen maddelerin salınımını tetiklemektedir. Sinir uçlarını duyarsızlaştırarak alerjik olmayan nezlelerde akıntı vb. şikayetleri azaltmaktadır.
Acı kavun (acı dülek) Özellikle ülkemizde sinüzit hastalarının çok fazla kullandıkları bir maddedir. Hastalar bu bitkinin suyunu burunlarına sıktıklarında başlangıçta burun salgıları artmakta ve sinüs içindeki iltihap boşalmaktadır, bu bitkinin bu etkisi yadsınamaz. Ancak oldukça alerjik olan bu bitkinin burun mukozasında yaptığı harabiyete bağlı geri dönüşsüz zararları görülmüştür. (müzmin sinüzit, burun tıkanıklığında artış, burun içinde ya da sinüs ağzında yapışıklıklar vb.)
Yapılan bir bilimsel çalışmada cerrahi geçiren hastaların %22’sinin CAM kullandıkları saptanmıştır. Bu çalışmaya dahil edilen hastaların %51′i vitamin kullanmaktaydı. Özellikle 40-60 yaş arası bayanlarda vitamin kullanımı oldukça fazladır. Şifalı bitkiler içeren bu vitaminlerde en sık görülen maddeler ekinezya, Ginkgo, St. John’s Wort, sarımsak ve ginsengdir. Özellikle de estetik cerrahi geçiren hastalar, cerrahi öncesi bu ilaçları kullanmaktaydılar. En sık tercih edilen ilk 10 maddeyi sondan başa doğru şöyle sıralarsak:
10. Sarımsak: Enfeksiyon, tansiyon ve kanseri önlemede (ancak pıhtılaşma mekanizmasını bozduğu için ameliyata 1 hafta kala kesilmesi gerekir!!!)
9. Kava: Anksiyolitik ve kas gevşetici (ancak anestezi ilaçlarının sakinleştirici etkisini arttırabileceği için ameliyattan 5 gün önce kesilmesi gerekir.)
8. Ginseng: Antioksidan etki ve yemek sonrası şekeri düşürmede kullanılmaktadır. (ancak pıhtılaşma mekanizmasını bozduğu için ameliyata 1 hafta kala kesilmesi gerekir!!!)
7. Meryemana dikeni: Anti-enflamatuar olarak (şişlik giderici)
6. Altınbaş otu: Anti-enflamatuar olarak (şişlik giderici)
5. Ginkgo biloba: Demans, damar hastalığı, astım ve çınlama için (pıhtılaşmayı bozduğu için ameliyattan 36 saat önce kesilmesi gerekir!!!)
4. Glukozamin: Artrit için
3. Ekinezya: Nezle ve enfeksiyonda (ancak 8 haftadan uzun kullanıldığında bağışıklık sistemini baskılamakta ve yara iyileşmesinde gecikme ve fırsatçı enfeksiyonlara yol açmaktadır!!!)
2. Efedra: Enerji yükleme ve kilo kaybı için (2004 yılında FDA efedra içeren ilaçların çarpıntı, kalp spazmı,uykusuzluk ve titreme yan etkileri nedeniyle Amerika’da kullanımını yasaklamıştır.)
1. Kondroitin: Artrit için
Konuyu özetlersek, biz hekimler tamamlayıcı alternatif tıbbı uygulamak isteyen ya da uygulayan hastalarımıza öncelikle ispatlanmış konvansiyonel tıbbi tedavileri önermeli, tam olarak etkisi ispatlanamamış ve muhtemel yan etkileri olan bu yöntemlerin her zaman doğal ama güvenli olmadığı konusunda onları bilgilendirmeli ve uygulamak istedikleri yöntemi konvansiyonel tedaviye olumsuz etkisi olmayanlardan ve bünyesine zarar verme potansiyeli olmayanlardan seçmelerini öğütlemeliyiz. Bunun yanı sıra anneannelerimizin ıhlamurunu, nane-limonunu, zencefilli-tarçınlı çayını küçümsememeli, tamamlayıcı alternatif tıp yöntemlerinin gelişimini ve yeniliklerini takip ederek bu konuda hastalara bilgi verebilecek kadar kendimizi eğitmeliyiz.
KAYNAK: Complementary and Alternative Medicine in Otolaryngology-Tang Ho , M.D.- April 27,2006- BCM Otolaryngology Grand Rounds