ÇOCUKTA OBEZİTE VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARIYLA İLİŞKİSİ

Posted on January 15, 2010 by admin.
Categories: DİĞER.

Amerika’da yapılan bir çalışmaya göre erişkinlerin % 34′ü olması gereken kilonun üzerinde, %31′i (ort. 60 milyon)  ise obez olarak saptanmış. Yani toplamda 127 milyon Amerikalı kilolu! Halbuki 42 yıl önce %13′ü, 1980′de %15′i obez idi!

Son 20 yılda aşırı kilolu ya da obez çocuk sayısında, panik olunacak şekilde 2 kat artış mevcut. Günümüzde 6-11 yaş grubunda %15′den fazla, 12-19 yaş grubunda da %15′den fazla çocuk aşırı kilolu ya da obez!

Aşırı kilolu ile obez arasında ne gibi farklar vardır? Genellikle bu 2 terim birbiri yerine kullanımaktaysalar da aslında farklı şeyleri ifade eder.

Aşırı kilolu: BMI (body mass index=vücut kitle indeksi, yani kilo/boy2) 25 ve üzerinde ise

 Obez: BMI 30 ve üzerinde ise

Morbid obez: BMI 40 ve üzerinde ise (Morbid demek, şişmanlığa bağlı hastalıkların ortaya çıkma riski yüksek demektir.)

Obezite, aslında erişkin yaşta görülen bazı hastalıkların çocukluk çağında ortaya çıkmasını kolaylaştırır. Bu çocuklar Tip 2 Diabet (şeker hastalığı), karaciğer yağlanması, kolesterol yüksekliği (ileri yaşlarda damar sertliği ve kalp krizi riski!), femur başı epifizinde kayma, menstrüasyon bozuklukları, uyku apnesi, metabolizma düzensizlikleri ile karşı karşıya kalırlar. Bunun yanısıra işin psikojenik kısmına bakarsak, depresyon, kendine güvensizlik ve arkadaşlarından izolasyon da sıktır.

Çocuklarda Şişmanlık ve Otorinolaringolojik Problemler:

 ● Uyku apnesi:

Uyku apnesi olan çocuklarda bir gecede 10-60 kez 1 dakika ya da daha uzun süreyle nefes durmaktadır. Havayolu ya tamamen kapanmakta (apne) ya da kısmen daralıp yavaş yüzeyel solunum gerçekleşmektedir(hipopne). 2-5 yaş grubu çocukların %1-3′ünde uyku apnesi/hipopnesi görülmektedir. Genellikle nedeni bademciklerde aşırı büyüklüktür. Bunun yanısıra aşırı kilo da varsa, göğüs kafesi ve karnın nefes alma sırasındaki karşılıklı hareketinde bozulma da eklenip durum daha ciddi bir hal alabilir. Obez çocuklarda, uyku apnesinin cerrahi tedavisinde hipertrofik genizeti-bademciklerin ameliyatla alınması oldukça etkili bir yöntemdir, ancak bu çocuklara özel olarak hastanın hastanede 1 gece yatması önerilir.

 Amerikan Pediatri Akademisi, obstrüktif (tıkayıcı) uyku apnesinin (OSAS) çocukluk çağında tedavi edilmediği takdirde, ciddi komplikasyonlara yol açacağını vurgulamaktadır. Bunlar büyümede gerilik, öğrenmede gecikme, dikkat ve davranış bozuklukları ile kalp-damar hastalıklarıdır. 

 ●  Orta kulak iltihabı:

Amerika’da her yıl 15-30 milyon kişinin doktora başvurma nedeni akut orta kulak iltihabı (AOM) ve kronik kulak sorunlarıdır, özellikle de çocuklarda en sık başvuru nedeni orta kulak iltihabıdır. Son yıllarda artan orta kulak iltihabı sıklığının aşırı kiloyla direkt ne gibi bir ilişkisi olduğu net olarak anlaşılamamış olsa da, özellikle kendini ifade edemeyen küçük çocuklarda, çocuğun kulağındaki rahatsızlıktan dolayı sürekli ağlamasının verilen çukulata-şekerler ya da abur cuburlarla susturulmaya çalışılması ve bunun da kiloda artışa yol açtığı iddia edilmektedir. Texas’ta yapılan bir bilimsel çalışma obez çocukların adenotonsillektomi sonrası yoğun bakımda kalma ve CPAP(maske ile soluma) ihtiyacının oldukça fazla olduğunu göstermiştir.

 Ne yapılmalı?

 Çocuğunuz aşırı kilolu ya da obez ise, mutlaka takip eden Çocuk Doktorunuza danışarak sağlıklı bir diyet programına girmesi sağlanmalı, ailelerin çocuklara örnek teşkil ettiği düşünülürse, evdeki tüm fertlerin yemek alışkanlıkları da ona göre düzenlenmeli, eve abur cubur alınmamalı, ailece spor yaparak çocuk da bu konuda teşvik edilmeli, ek sağlık sorunlarının mevcudiyetinde bunlara yönelik tedaviler yapılmalı, uyku apnesi durumunda ise bir KBB hekimine başvurulmalı, eğer nedeni büyük oranda aşırı büyümüş bademcik-genizeti ise bunlar cerrahi olarak alınıp havayolu pasajı açılmalıdır. 

Kaynak:  American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makale

 

SPOR VEYA OYUN ESNASINDA GELİŞEBİLECEK YÜZ TRAVMALARINA YAKLAŞIM

Posted on January 6, 2010 by admin.
Categories: DİĞER.

 

Oyun parklarında salıncakta sallanma, kaydıraktan kayma, engebeli bir parkurda bisiklet kullanma veya futbol vb. topla oynanan oyunlar sırasında kazara yüze darbe alınması çok basit bir yumuşak doku şişliğinden tutun da yüz kemiklerinde kırılmaya kadar değişik sonuçlar doğurabilir. Bu gibi durumlarda ilk olarak neler yapılması gerektiğini pek çoğumuz tam anlamıyla bilmiyoruz. Bu yazıda ilk müdahale üzerinde özellikle duracağım.

Herhangi bir yaralanma durumunda elinizde (mümkünse acil çantasında) ne gibi malzemelerin olması gerekir?

  • Steril tamponlar
  • Makas
  • Buz veya ulaşmak mümkünse buz torbası
  • Bant
  • Steril bandajlar
  • Hidrojen peroksit veya Batticon (tendürdiyot)
  • Burun damlası
  • Antibiyotikli kremler

Kişi düştüğünde, özellikle de başını çarpmışsa mutlaka kişiye adını, bulunduğu yeri bilip bilmediğini vb. sorup bilincinin yerinde olup olmadığını ve ayrıca nefes alıp verebilir halde olduğunu kontrol etmeniz gerekir.

Bilinçte bozulma, nefes almada güçlük ve morarma, yüzünde herhangi bir asimetri, göz kapaklarını açıp kapatamama, dudakta çarpılma (yüz felci?), bacaklarını oynatmada güçlük bulguları varsa acilen bir sağlık kuruluşuna transferi için 112 Acil’i aramak gerekir.

ASLA KİŞİYİ OLDUĞU YERDEN KALDIRMAYA ÇALIŞMAYINIZ!!! Kafasını ve boynunu oynatacak şekilde başından örtüsünü, kaskını vb. almaya çalışmayınız! Kişiye su veya ağrı kesici vermeyiniz (belki acilen ameliyata alınması gerekebilir!).

Aktif kanama varsa, üzerinde temiz bir bezle bastırarak kanamayı azaltınız. Ancak kanama göz, göz kapağı veya kafatasındaki kırık bir kemiğin üzerinden geliyorsa baskı uygulamadan, temiz bir bezle sadece kanayan yeri kapatınız. Darbe alan bölgeye, ince bir tülbent ya da havluya sarılmış buz tatbik ediniz.

 YÜZ KIRIKLARI: 

Top çarpması, iki kişinin çarpışması, yüzün sert bir cisme ya da zemine çarpması sonucu yüzün bir veya birkaç kemiğinde kırılmaya kadar varan travmalar karşımıza çıkabilir. Bu tür bir kırık olup olmadığını gösteren bazı bulgular vardır:

  • Göz etrafında morarma-şişlik
  • Yüzde, yanaklarda ya da dudaklarda uyuşukluk
  • Çift görme ya da bulanık görme
  • Diş diziliminde bozulma ya da ağzı kapatmada güçlük
  • Burun dış görünüşünde değişiklik (çökme ya da sağa-sola kayma)

 

Yüze darbe alındığında hemen buz uygulanmalı ve baş oturur pozisyonda yüksek tutulmalıdır. Yukarıda belirtilen bulguların varlığında hemen bir doktora başvurulmalıdır.

 MORARMA: 

Kontüzyon da denen morarmanın nedeni, deri altında kan birikmesidir. Moraran yeri mümkünse kalp hizasından yüksekte tutmak (örneğin burun sırtında morarma varsa kişi oturur pozisyonda tutulmalıdır.), moraran yere basınç uygulamak ve ilk 48 saat her saat başı 20 dakika kadar ince bir beze sarılmış buz/buz torbası uygulamak (buz direkt ciltle temas etmemeli!) oluşacak olan renk değişikliğinin daha az belirgin ve daha kısa süre sürmesini kolaylaştırıcı yöntemlerdir. Tüm bu önlemlere rağmen mordan kırmızıya, sonra kahverengiye ve giderek yeşilden sarıya doğru bir renk skalası şeklinde morarma 1-2 hafta içinde yavaş yavaş ortadan kaybolacaktır.

 KESİK VE SIYRIKLAR:

Kesik ve sıyrığa bağlı dışa kanama varlığında, yara yerinin üzerine temiz bir bezle/tamponla en az 5 dakika bastırmak (ara ara bezi kaldırıp kanama durmuş mu diye bakmadan!!!) kanamayı durdurabilir. Kanama buna rağmen durmuyorsa hemen bir hastanenin acil servisine başvurmak gerekir.

Sıyrıklarda, saha , kum, cam parçası vb. yara içine girip enfeksiyon yaratabilecek yabancı cisimleri uzaklaştırmak amacıyla iyice sabunlanıp yıkanmalıdır. Ardından oksijen ya da batticon sürülüp, yara yeri kabuklanana kadar antibiyotikli krem sıkılmış bir gazlı bezle kapatılmalıdır.

Derin kesilerde dikiş atılması gerekebilir. İlk birkaç günden sonra doktorunuz aksini belirtmedikçe dikişlerin üzerini kapatmak gerekmeyebilir. Ancak vücudun kıyafet altında kalan kısımlarında var olan dikişlerin sürtünmeye bağlı irrite olmaması için dikişlerin üzeri temiz bir gazlı bezle kapatılabilir. Yara yeri etrafında aylarca süren hissizlik olabilir. Yaranın tam olarak iyileşmesi 6 ay-1 yıl alacağı için bu sürede olabildiğince güneş koruyucu kremlerle yarayı kapatıp izin en az kalması sağlanabilir. Yara yerinde özellikle 6. haftadan sonra aşırı kabarma ve kızarıklık ortaya çıkması, “keloid” adı verilen kötü yara iyileşmesinin başladığının belirtisi olabilir, bu durumda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir.

BURUN TRAVMASI:

Burun, yüzün en çıkıntılı organı olması nedeniyle en çok darbe alan bölgelerinden biridir. Burnu sert bir cisme çarpma durumunda ilk yapılması gereken, etrafına gazlı bez ya da ince bir mendil sarılmış buz kalıbı ya da buz torbasını en az 20 dakika burun sırtı ve gözlerin üstüne denk gelecek şekilde tutmak ve bunu her saat başı 48 saat süresince devam ettirmektir. Ayrıca 1 hafta süreyle baş 45 derece yukarıda olacak şekilde yüksek yatılmalıdır. Burun tıkanıklığı, burun kanaması, burnun şeklinde bozulma ya da burun sırtında kesikler olması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır. Burun tıkanıklığı, genellikle kişinin başlangıçta fark etmediği, zamanla ortaya çıkan bir formda ise burun orta bölmesi kıkırdaklarında kırılma ve mukoza altına kan birikmesi sonucu “septal hematom” denilen bir olay gelişiyor demektir. Bu durumda, kişinin hemen bir KBB hekimine başvurması gerekir, çünkü o bölgede biriken kan, kıkırdakların beslenmesini bozup zamanla kıkırdakta erimeye, kapalı ortamda üreyen dirençli mikroplara bağlı ciddi hastalıklara (sepsis vb.) ve burun yapısında bozulmaya yol açabilir.

 Burunda kanama:

Burunda travmadan tutun burun içini kurcalamaya, kuvvetli sümkürmeden sıcak çarpmasına ya da yüksek tansiyondan tutun kan sulandırıcı ilaç kullanımına kadar pek çok nedenle kanama olabilir. Kurcalama, sümkürme ve sıcak çarpmasına bağlı kanamalar genellikle kendi kendine durabilen, burun ön kısmından kaynaklanan hafif tipte kanamalar iken travma, ani tansiyon yükselmesi ve pıhtılaşma fonksiyonundaki bozulmaya bağlı kanamalar oldukça yoğun, bazen durdurulması zor kanamalardır.

Burun kanaması durumunda ilk yapılması gereken, her 2 burun kanadını baş ve işaret parmakla tutup 5 dakika boyunca eli hiç kaldırmadan sıkmaktır. Mümkünse küçük parmak büyüklüğünde ve kalınlığında bir pamuk parçasını Otrivine, İliadine vb. dekonjestan (damar büzücü) burun spreyi ile ıslatıp kanayan tarafa burun ön kısmından yerleştirip ondan sonra burnu 5 dakika boyunca sıkmak daha etkili olacaktır. Kişi dik oturmalı, boynunu sıkan kravat, gömlek yakası, boyunlu kazak vb. çıkarılmalı, kişi ve yakınları sakin olmalı, durum kontrol altına alındıktan sonra mümkünse kişinin tansiyonu ölçülmeli ve yüksekse tansiyon düşürücü ilaç verilmeli, olay sıcakta kalmaya bağlıysa kişi serin ve gölge bir alana alınıp bol su içmesi sağlanmalıdır.

Tüm bu önlemlere rağmen kanama devam ediyorsa, özellikle de genizden bol miktarda geliyorsa, zaman kaybetmeden bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır.

Burun kırığı:

Burun şeklinde bozulma, burun sırtında morarma ve gözlere doğru yayılan morluk durumunda burun kırığı akla gelmeli ve hemen bir KBB uzmanına başvurulmalıdır. Doktorunuz muayene ve gerekirse röntgen sonrası, kırık saptaması durumunda kişinin yaşı, ek hastalıkları, deformite olup olmaması, kırığın tipine göre kırığı düzeltip düzeltmemeye karar verecektir. İdeali ilk gün, kişi geç başvurduysa en geç 7 gün içinde düzeltilmesidir.

 BOYUN YARALANMALARI:

İster hafif, ister ağır olsun, tüm boyun ön ve yan kısım yaralanmalarında kişinin bir KBB hekimi tarafından da muayene edilmesi gerekir, çünkü büyük damarların yanısıra ses tellerine giden sinirler, tiroid, yemek borusu ve üst solunum yolunu oluşturan kıkırdaklardaki zedelenme hemen tanı konulup tedavi edilmesi gereken durumlardır. Kişide ses kısıklığı olması, boyunda şişlik ve nefes almada zorluk olması aciliyet göstergeleridir.

*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.

 

 

KREŞ VE ANAOKULUNA GİDEN ÇOCUKLARDA KULAK BURUN BOĞAZ SORUNLARI

Posted on October 9, 2009 by admin.
Categories: DİĞER.

 

2000 yılında Amerika’da yaklaşık 20 milyon okul öncesi yaş grubunda yapılan bir araştırmada, çocukların %21′inin anneanne-babaanne tarafından bakıldığı, %17’sinin anneleri işteyken babaları tarafından bakıldığı, %12’sinin kreş-anaokuluna gittiği, %9′unun başka bir akrabası tarafından bakıldığı, %7’sine bakıcının baktığı saptanmış. Okul öncesi yaş grubunun 1/3′ünden fazlasının ise anne tarafından bakılmakta olduğu görülmüş.

Kreş-anaokuluna giden çocukların bulaşıcı hastalıklara maruz kalma riski ne kadardır?

Ulusal Tıbbi Kütüphane ve Sağlık Enstitüsü olan Medline’ da bildirildiği üzere, kreş ve anaokuluna giden çocuklar, hasta olması muhtemel diğer çocuklarla sık temas ediyor olmaları nedeniyle daha sık hastalanabilmektedir.

Bu çocuklarda viral üst solunum yolu enfeksiyonu, nezle, kulak iltihabı ve ishal geçirme riski, bu nedenle artmıştır. Bazı çalışmalar astımın bu tür ortamlarda tetiklendiğini belirtmekle birlikte, diğer bazı çalışmalarda ise bu tip okullarda çeşitli mikroplara maruz kalmaya bağlı çocuğun bağışıklık sisteminin geliştiği vurgulanmaktadır.

Yapılan araştırmalarda her çocuğun yılda ortalama 8-10 kere soğuk algınlığı geçirdiği, hastalığın 10-14 gün sürdüğü ve özellikle de çocukların kış aylarında daha çok hastalandığı saptanmıştır. Bu hesaba göre bir çocuk her biri 2 hafta sürecek şekilde Mart-Eylül arası dönemde 2 kez, Eylül-Mart arası dönemde 8 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirirse, kış ayının yarısından fazlasını hasta olarak geçirecek demektir.

Kreş-anaokuluna giden çocuklar ise yılda 3-10 kez orta kulak iltihabı geçirebilmektedir. Bu durum evde bakılan çocukların geçirdiğinin neredeyse 4 katıdır.

Ne gibi durumlarda kreş-anaokuluna giden çocukları bir süre okula göndermemek gerekir? (more…)

ÇOCUK VE SİGARA

Posted on July 15, 2009 by admin.
Categories: DİĞER.

 

 

 

 

 

Pasif sigara içiciliği, yanan bir sigaradan tüten duman ile sigara içenin dışarıya üflediği dumanın kombinasyonuyla karşımıza çıkar. Pasif sigara içiciliği ya da diğer adıyla Çevresel Sigara İçiciliği’nde (Environmental Tobacco Smoke -ETS) kişinin bulunduğu hava kirlidir ve ayrıca sigara partikülleri mobilya, perde, kıyafetler, masa örtüsü gibi yerlere sinerek yerleşmiştir. Pek çok kişi bu durumdan gözlerinde yanma, burun tıkanıklığı vb. nedeniyle rahatsız olmaktadır. Halbuki en önemlisi bu durumun ciddi sağlık tehdidi oluşturmasıdır. Sigara dumanına bu şekilde maruz kalma halinde, yaklaşık 4000 farklı kimyasalla temas ve bunlardan en az 43′ünün kanser oluşturma potansiyeline de maruz kalınmış olunur.

ETS’ye maruz kalma sıklığı nedir?

Dünyada kadınların yüzde 10-12’si, erkeklerin ise yüzde 47-52’si sigara içmektedir. Türkiye’de sigara içme oranı ise

(more…)

YAZ MEVSİMİ VE KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI

Posted on May 30, 2009 by admin.
Categories: DİĞER.

Uzun süren bir kış mevsimi geçirdik. Bol bol burnumuz aktı, boğazımız ağrıdı, öksürdük, öksürdük, öksürdük….Oh nihayet yaz geldi, tatil başladı, hastalıklar bitti derken gerçekten bitti mi acaba ??? Hemen sevinmeyin derim, sizi yaz aylarında bile bekleyen pek çok hastalık bulunmakta. Bu yazıda sadece yazın karşılaşabileceğiniz Kulak-Burun-Boğaz Hastalıklarını okuyacaksınız, ancak özellikle besin zehirlenmeleri, ishal vb.’nin bu mevsimde arttığını unutmayınız!

 

(more…)