ALERJİ NEDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Posted on January 13, 2010 by admin.
Categories: BURUN ve SİNÜS HASTALIKLARI.

 

Alerji nedir?

Saman nezlesi olarak da adlandırılan alerjik rinite bu ad, tarlalarda samanla uğraşan işçilerde sık hapşırma ve burun tıkanıklığının görülmesi nedeniyle verilmiştir. Saman nezlesi, astım ve egzema alerjik reaksiyonun en sık bulgusudur.

Alerjik şikayetler, vücudun immun sisteminin antijen ya da alerjen adı verilen maddeleri tehlikeli bir saldırgan olarak algılamasıyla başlar. Bunu, yabancı maddenin vücuda girdiği bölgeye antikor adı verilen özel savunucular göndermesiyle sağlar. Alerjen ve antikor arasındaki savaş, kana histamin denilen kimyasal maddelerin salınmasıyla sonuçlanır. Bunlar gözlerde kaşıntı, burun tıkanıklığı, burunda dolgunluk ve akıntı ve bazen başağrısı şeklinde şikayetlere yol açan maddelerdir. Bazı insanlarda işitme sorunları, boğazda kaşıntı ve ağrı, öksürük de ortaya çıkabilir.

 

Bazı alerji hastaları bu şikayetleri yıl boyu yaşar. Diğerleri belli mevsimlerde atak yaşarlar. Alerjik şikayetlerin kontrolünde en büyük başarı, eş zamanlı çoklu yaklaşım uygulandığında elde edilir. Alerjenle temasın en aza indirgenmesi, semptomların ilaçlarla baskılanması ve alerji aşılarıyla duyarsızlaştırma bir arada uygulanabilir.

Alerjenleri tanımak:

 

Herşey alerjen olabilir. Bazı maddeler, bileşenleri nedeniyle insanlarda daha çok alerjik reaksiyon yaratmaya meyillidir. Polen, yiyecek, küf, toz, yün, hayvan tüyü, kimyasallar, penisilin gibi bazı ilaçlar ve çevresel kirleticiler buna yol açabilir.

Saman nezlesinin nedeni polenlerdir. Her ülkenin coğrafi özelliklerine göre yöresel polenleri ve buna bağlı alerji sezonları farklıdır. Ülkemizde astımlı hastalarda en sık duyarlanmaya yol açan alerjenler içinde, ev tozu akarı en başta yer almaktadır. (Kalyoncu AF, Türktaş H. Ulusal verilerle astım. Kent Matbaa; Ankara, 1999) Türkiye‘de ev tozu akarlarının yoğunluğu sahil bölgelerinde %46-85 gibi yüksek oranlarda bulunurken, İç Anadolu’da daha düşüktür.

Alerjen duyarlılığının tesbitinde maruz kalınan alerjen tiplerinin bilinmesi testte kullanılacak alerjenlerin seçimi için gereklidir. Hava kaynaklı alerjenlerin sayısı çok fazladır. Belli bir coğrafi bölgede bulunan bitki, mantar, ev içi-dışı hayvan türleri çok fazla çeşitlilik gösterir. Bu çeşitlilik de bölgeden bölgeye farklılık gösterir.

Gelişmiş ülkelerde hava kaynaklı alerjenlerin dağılımı her yıl bölgesel olarak belirlenebilmektedir. Ancak ülkemizde sadece yerel raporlar bulunmakta, tüm ülke genelinde yaygın bir alerjen haritası bulunmamaktadır. Hava kaynaklı alerjen yoğunluğunu tahmin edebilmek için bir diğer yol bitki dağılımını belirlemektir. Bu amaçla botanik veya orman araştırmalarından faydalanılabilir. Bitki örtüsünün sonuçları da o yörenin alerjen dağılımı hakkında bir fikir verebilir. Ülkemizde alerjen haritalarının çıkarılmadığı bölgelerde o yörenin yeryüzü özellikleri (bitki dağılımı) ile bilgi alınarak alerjen dağılımı hakkında bilgi edinilmesi uygun test ajanlarının seçimi açısından faydalı olabilir.

Ancak alerji tesbitinde kullanılan test sayısının yine bitki örtüsü kadar çok olması gerekmez. Çünkü taksonomik olarak aynı kökenden türeyen bitkiler arasında çapraz reaksiyon vardır ve aynı alt grup içinde her bir polen alerjenini kullanmak testin etkinliğini arttırmaz. Dolayısı ile testte genel alerjen grupları ile duyarlılık araştırılması rutin taramada yeterlidir. Bunun yanında en önemli adımlardan birisi hastanın öyküsüdür. Öyküde de testte kullanılacak alerjenlerin seçimi yapılabilir.

Polenlerin atmosferdeki dağılımları yılın bölümlerine göre değişiklik gösterir. Ağaç polenleri erken bahar döneminde yayılır ve yaz başında sonlanırlar. Ot polenleri yaz başında yaygındır, yaz sonunda sonlanır. Hububat polenleri ve yabani ot polenleri ise geç yaz ve güz döneminde yayılım yaparlar. Çok yoğun kokulu ve rengarenk çiçeklerin polenlerinin özgül ağırlığının diğerlerine oranla daha fazla olması ve bu nedenle hava yoluyla taşınamayacağı için alerji yapma ihtimali düşüktür.

 

Ev tozu akarları ve mantar sporlarının tüm yıl ortamda bulunduğu kabul edilir, ancak mevsimsel özelliklere göre değişiklikler gösterir. Mantar sporları kuru yaz dönemlerinde ve güz döneminde artış gösterir. Ev tozu akarları da nemli dönemlerde artacağından nemin arttığı dönemlerde akar allerjisi olan hastaların şikayetleri bir miktar artış gösterebilir. Bunlar göz önünde bulundurularak hastanın anamnezinden elde edilen bulgularla test panelinde kullanılması gereken alerjenler seçilmelidir. Alerjenik funguslardan tabiatta yaygın olanları ve havada en çok bulunanları Alternaria, Aspergillus, Cladosporium ve Penisllium türleridir. Aspergillus türleri ev içinde nemli alanlarda, havalandırma cihazlarında ve ev tozunda da fazla miktarda bulunurlar.

Diğer ev içi alerjenlerin önemli grupları ev tozu akarları olan Dermatophagoides farinae ve

Dermatophagoides pterynosinuss, hamamböcekleri ile evcil hayvan (kedi-köpek) alerjenleridir. Ev tozu akarları ve kedi için standardize alerjen ürünleri mevcuttur. Ev tozu akarları arasında da çapraz reaksiyon olduğundan ikisinin eşit miktarda karışımı test amacıyla tek başına kullanılabilir.

Alerjiler ciddi sorunlar yaratabilir mi?

Alerjiler nadiren hayatı tehdit edici boyutta etki ederler (ilaç kullanımı sonrası anafilaksi gibi!), ancak daha çok yaşam kalitesini bozucu etkileri ön plandadır. Alerjik kişilerde sinüzit ve üst-alt solunum yolları enfeksiyonu gelişme ihtimali daha yüksektir.

Tanı, tedavi ve önlem: 

Antihistaminikler, dekonjestanlar ve nazal dekonjestan spreyler (5 günden uzun olmamak kaydıyla!!!), kortizonlu burun spreyleri ve tuzlu su spreyleri alerjik kişilerin kullanabileceği ilaçlardır. Ancal alerjinin tedavisinde asıl önemli basamak korunmadır! 

Kişi sık hapşırma, burun tıkanıklığı, kesilmeyen sulu burun akıntısı, gıcık öksürüğü, zaman zaman nefes darlığı şikayetleriyle bir KBB hekimine başvurduğunda, ayrıntılı öykü alınıp tam bir otorinolaringolojik muayene (özellikle ensokopik olarak sinüs ağzılarında polip olup olmadığına bakılmalı!) yapıldıktan sonra, kişinin ne gibi alerjenlerden etkilendiğini saptamak üzere bazı tetkikler yapılır. (kanda total IgE bakılması, nazal sürüntüde eozinofil aranması, deri prick testi, spesifik IgE testleri vb.) Gerekirse doktorunuz, sinüs tomografisi isteyerek burun içindeki poliplerin sinüslerde yarattığı değişiklikleri inceleyebilir. Ayrıca nefes darlığı ve ötme şikayeti mevcutsa, hastayı Dahiliye ya da Göğüs Hastalıkları uzmanına alerjik astım ya da havayolu duyarlılığının saptanması için konsülte edebilir.

“Alerjenleri tanımak” başlığı altında bahsedildiği üzere, deri alerji testlerinde en fazla 70 alerjenin kullanılabilir. Bu sayı polen alerjenleri için en fazla 25 olmalıdır. En az 6 karışım içeren alerjenle genel duyarlılık ortaya konulabilmektedir. Türkiye’nin alerjen dağılımı ve bitki örtüsü göz önüne alındığında rutin alerjen taramasında 10-15 testten fazlası genelde gerekli olmamaktadır.

Deri prick testinde alerjenler ön kol iç kısmına veya sırt bölgesine aralarında en az 2 cm mesafe kalacak şekilde sırasıyla damlatılır ve steril sivri uçlu özel tıbbi maddeler ile derinin en üst kısmında bir çizik oluşturulur. 15-20 dakika beklenir ve belli ölçülerde kızarıklık-kabarıklık oluşması durumunda test pozitif kabul edilir.

 Allerjene duyarlılığın değerlendirilebildiği başka bir test yöntemi serumda spesifik IgE (sIgE) düzeyini ölçmektir. Ancak bu test, sounum yoluyla alınan alerjen duyarlılığını değerlendirmek için genellikle ilk seçilen test yöntemi değildir. sIgE ölçümleri deri testinden daha değerli değildir. Hatta bazı dezavantajları da bulunmaktadır:

 

Deri prick testi sIgE testi

Daha spesifik ve sensitif

Duyarlılık ve özgüllük daha

düsük

Cevap hızlı

Geç cevap

Daha ucuz

Pahalı

Klinikle uyumu daha fazla

Standardizasyonda sorunlar var

 

 Alerji tanısında sIgE düzeyi tesbitinin prick teste tercih edilmesi gereken durumlar şunlardır:

  • Deri testi cevabını etkileyebilecek ilaç kullananlarda
  • Yüksek duyarlılıklı hastalarda (Özellikle gıda allerjisinde)
  • Anafilaksi (solunum yolunda daralmalarla ve/veya yaygın vücut döküntüsü ile giden hayati alerjik tepki) öyküsü olan kişilerde (Bu kişilerde prick testi sırasında anafilaksi gelişme riski olabileceği için)
  • Test yapılacak bölgelerde cilt hastalığı varlığı (dermatit, infeksiyon, vb.)

 

Tanı konulup kişinin ne gibi alerjenlere tepki gösterdiği genel hatlarıyla anlaşıldıktan sonra hastaya alerjenden korunma-önlemler konusunda iyi bir eğitim verilir.

 

Çevresel alerjenlerin kontrolünde bazı ipuçları:

 

  • Ev temizliğinde, bahçe işlerinde, tahta yontma, torna vb. işçiliğinde, boya-badana sırasında mutlaka maske takalım.

  • Ev tozu akarından korunmak için nemli ortamdan uzak durmak, en azından yatak odasından halı, kilim ve benzeri toz tutucu eşyaları kaldırmak, odada peluş-tüylü oyuncak bulundurmamak, halı ve yerleri süpürmeden önce ıslak zemin temizliği yapmak ya da tozu suya çeken ve dışarıya vermeyen elektrikli süpürgelerden kullanmak önemli!
  • Klima ve ısıtıcıların hava filtrelerini sezon başında mutlaka değiştirtelim.
  • Polenlerin yoğun bulunduğu mevsimlerde camları ve kapıları açık bırakmayalım.

  • Ev içinde bitki ve diğer küf kaynaklarını bulundurmayalım.

  • Evinizde kedi, köpek, kuş gibi tüylü hayvanlar beslemeyin.

  • Kuş tüyü, kaz tüyü ve yün içeren yastık, yorgan ve kılıflarını, çarşaf ve battaniyeleri kullanmayalım. Bunun yerine pamuklu ve elyaf olanları tercih edebilirsiniz.

  • Yastık, yorgan, yatak ve minderleri plastik bariyerli iç kılıflarda tutalım.

  • Yeni alınan kıyafet, yastık vb. kılıflarını yıkamadan kullanmayın.

  • Antihistaminik ve dekonjestan ilaçları gerektiği zaman ve önerilen süre kadar kullanalım.

  • İçiyorsak sigara vb. tütün maddelerini bırakalım.

  • Kış aylarında kuru ev ortamında aşırı sıcak (24 dereceden yüksek oda ısısı) ve sıcak buhar alerjik kişilerde ataklara yol açabileceği için soğuk buhar makineleri kullanılması önerilmektedir. Oda içine, kaloriferlere çamaşır yumuşatıcısı kullanılmış çamaşır asmayınız.

     

Kaynak:

  1. American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makale

  2. Alerji testleri- Doç. Dr. Emel Kurt, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Göğüs Hastalıkları-Alerji BD.