TÜKRÜK BEZİNDE TAŞ

Tükrük bezi taşı, ağız tabanında yer alan tükrük bezleri içindeki salgının pek çok nedene bağlı olarak göllenmesi sonrası zamanla oluşmaktadır. %80′i çenenin hemen altında yer alan submandibüler tükrük bezlerinde oluşmaktadır, çünkü bu bezin salgısı diğerlerine nazaran daha koyudur ve ağız içine tükürüğü, yukarı doğru yerleşmiş olan kanalıyla yerçekiminin tersi yönünde iletmektedir.

 

Taşın oluşumunu başlatan faktörler tükrük bezi iltihabı, batın ameliyatı sonrası uzun bir süre ağızdan sıvı-gıda alımının kesilmesi, az su içme (günde 1 litreden az) olarak belirtilebilir.

Tükrük bezi taşı olan kişilerde bu taşın kanal içine ilerleyip sıkışması durumunda, tipik olarak gıda alımı sonrasında çene altında aniden beliren ağrılı şişlik ortaya çıkar. Şişlik zamanla inebilir ya da kalıcı olabilir. Şişliğin var olma süresi uzadıkça, taşın arkasında göllenen salgıya ağız içindeki mikropların ulaşıp tükrük bezi iltihabı yapması riski artmaktadır. Bu durumda kişide şişlikte artış, üzerindeki deride hafif kızarıklık, sıcaklık, dil altında acı ve bazen ekşimsi, acımsı tatta bir akıntı ortaya çıkar.

 Tanısı öykü, muayene ve bazı radyolojik tetkiklerle (ultrason, bilgisayarlı tomografi vb.) konmaktadır.

Tedavisinde tükrük bezi taşı mevcut, ancak enfeksiyon bulguları yoksa bol sıvı alımı, tükrük bezine hafif masaj, sakız çiğneme gibi yöntemlerle şişlik azaltılmaya çalışılır. Ancak bunlarla şişlik azalmıyorsa,bezin üstündeki deri kızarık ise taşın tükrük bezi kanalında sıkıştığı düşünülerek antibiyotik ve antienflamatuar ilaçlar verilmelidir. Tedavi sonrası yapılan ultrasonda taş kanal içinde, tükrük bezi yapısı bozuk veya olay tekrarlamaya başlarsa ameliyatla o taraf tükrük bezi ve taşın alınması gerekmektedir. Tek taraflı alındığı için ağız kuruluğuna neden olmaz.

 Tükrük taşı, bezin dil altında yerleşen kanal ağzında sıkışıp kalmışsa, kanal ağzını lokal anestezi yapıp minik bir kesiyle hafifçe genişleterek taş çıkarıldığında, şikayetlerin hızla gerilediği görülecektir.

 Ultrasonik tükrük taşı kırma pek etkili bir yöntem değildir ve fazla önerilmemektedir.

 

*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan’a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Comments are closed.