HEM ANNE, HEM KADIN, HEM KULAK BURUN BOĞAZ UZMANI OLMAK

“Hemşireanııımmm” diye arkamdan seslenen hastaya dönüp kaç kere “Ben doktorum” dedim kimbilir şu 12 yıllık Kulak Burun Boğaz hekimliğim boyunca !!! Ya da “Neden kadın KBB uzmanı bu  kadar az?” diye başlayan sorulara makul yanıtlar bulmaya çalıştım. 

Fotoğrafın tüm hakkı Op. Dr. Seçil Totan'a ait olup, kopyalanamaz.

TUS (tıpta uzmanlık sınavı) gibi adil bir yöntem gelmeden önce, üniversitedeki tüm başarılı notlarına rağmen, bazı anlamsız önyargılardan dolayı mülakat sonrası uzmanlık hakkı kazanamayan, elinin hamuruyla erkek işine soyunmaya kalkan pek çok kadının maalesef yitirdiği bu payeyi, TUS sayesinde bileğimin hakkıyla kazanarak girmiştim 1998’de KBB ihtisasına! 

İhtisasa başladığım ilk gün bana verilen en önemli öğüt (!) ihtisasım süresince hamile kalmamam şeklindeydi. Çünkü her erkek egemen işkolunda olduğu gibi, oldukça zahmetli ve ağır bir cerrahi branş olan Kulak Burun Boğaz’da, hamileliğe bağlı ağırlaşan, koşturma ve angarya yapma kabiliyeti azalan bizler, “aman düşük tehdidi filan olur da rapor alır, işler bize kalır” tasası ve bebek doğduktan sonra da “yok bebek hastalanır da izin alır” kaygısı ve mızırtısı içindeki erkek meslektaşlarımızın bu tavrı karşısında, bebek doğduktan sonra günaşırı nöbetlere eklenen uykusuz gecelerin getirdiği yorgunluğa rağmen “hem iyi anne olurum, hem de iyi bir cerrah” inadıyla daha bir canla başla çalışır hale geliriz!

4,5 yıllık KBB ihtisasım boyunca hamile kalmadım çok şükür, uzmanlık sonrası tattığım bu güzel duygu ve annelik ise erkek meslektaşlarımın asla yaşayamayacakları pek çok deneyim kazandırdı bana. Çocuklarımın zaman zaman orta kulak iltihabı olması, bademciklerinin iltihaplanması, doktor olmanıza ve öğrendiğiniz her tedavi metodunu uygulamanıza rağmen bir türlü kesemediğiniz öksürükler veya düşüremediğiniz ateşler sayesinde, bir çocuğun ve ailenin bu dönemlerde yaşadıklarını birebir yaşamak ve zamanla bu gibi durumlarla baş edebilmeyi çocuklarınızda öğrenerek, hastanızın ailesine ufak ufak ipuçları verebilmek, doğal yöntemler önerebilmek (ki kefir benim için en özelidir!); muayene olmaya direnen çocuğunuzu nasıl ikna ediyorsanız, hastanızı da ikna edebilmek; hangi ilaçların tadının iğrenç olduğunu, hangi bulguların neyin habercisi olduğunu (anneler çocuklarının akşama ateşinin çıkacağını bir şekilde hisseder!) bilip aileyle öyle konuşabilmek ve daha niceleri…

Bu yazıyı yazmamda, “Kızım çok zor muayene olur ve ben de bir kadın KBB uzmanı muayene ederse belki korkmaz diye saatlerce interneti taradım,  ancak ne kadar az sayıda bayan KBB doktoru varmış, çok zorlandım” diyen bir hastamın sevgili annesi bana ilham kaynağı oldu. Sonra şöyle bir düşündüm, ne kadar da çok çocuk hastam varmış! Neredeyse her hafta birinin annesi ya da babası aradığında kalbim çarpar sanki kendi çocuklarım hastalanmışçasına, eyvah ateşi çok mu yüksek, lütfen yine orta kulak iltihabı olmasın, yoksa ameliyat etmek zorunda kalacağım düşünceleriyle açarım telefonu! Tedavisi tamamlandıktan sonra neşe içinde kontrole gelişi ve ailenin teşekkür edişi ya da hastamın mutlulukla bay bay deyişi en güzel geri dönüştür bana!

Duvarları “Şeni çok seviyoyum doktoy apla!” yazıları ve sevgiyle yapılmış onlarca resimle dolu odama girerken koşup bana sarılıp öpen ve muayene koltuğuna mızırdanmadan oturup ağzını kocaman açan minik hastalarıma ve Kulak Burun Boğaz hekimi olarak tarzımı ve duruşumu anne olduktan sonra tamamen değiştiren biricik yavrularıma binlerce teşekkürler…

*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan’a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Comments are closed.