MENİERE HASTALIĞI

This post is also available in: İngilizce

 

Meniere Hastalığı, nedeni tam olarak bilinmeyen, iç kulağı ilgilendiren bir patolojidir. İç kulakta her normal insanda olması gereken bazı sıvıların fazla yapılması ya da ilgili kanallardaki tıkanıklığa bağlı drenaj bozukluğuna bağlıdır. Genellikle çoğu vakada tek kulak etkilenmekte,  %15 hastada ise her iki kulak tutulmaktadır. Meniere Hastalığı tipik olarak 20-50 yaş arasında başlar  ve kadın/erkek tutulma oranı eşittir.  

Semptomları nelerdir?

Ara ara tekrarlayan, rotasyonel vertigo (bkz. Dizziness (sersemlik hissi), Vertigo (baş dönmesi) ve Taşıt tutması) yani etrafın döndüğü bir baş dönmesi, işitme kaybı, çınlama ve etkilenen kulakta dolgunluk hissidir.  Çınlama ve kulak dolgunluğu ataklardan hemen önce veya atak sırasında ortaya çıkıp atak sonrası ortadan kalkabilmekte ya da kalıcı olabilmektedir.

Hastalığın erken fazında özellikle pes frekanslarda orta derecede bir işitme kaybı görülebilmekte, ancak zamanla tüm frekansları tutan kalıcı bir işitme kaybı karşımıza çıkabilmektedir. Etkilenen kulakta yüksek seslerden rahatsız olma ve seslerde bozulma şikayeti karşımıza çıkabilir.

Tüm bu şikayetler içinde hastaların yaşam kalitesini en çok bozan baş dönmesidir.  Bu dönme hissi 20 dakika ile 2 saat veya daha uzun süreli olabilir. Atak sırasında kişi evde ya da işte günlük aktivitelerini gerçekleştiremez.  Sonrasında birkaç saat süren uykululuk hali ve günlerce süren dengesizlik hissi olabilir. 

Nasıl tanı konulur?

Bu konuda başvuracağınız kişi bir Kulak Burun Boğaz uzmanı  olmalıdır.  Doktorunuz öncelikle atakların sıklığı, süresi, şiddeti, karakteri, işitme kaybının süresi ve  değişken olup olmaması, çınlamanın olup olmadığı, bir ya da iki kulağı birden tutup tutmadığı ile ilgili ayrıntılı sorular soracaktır. Ayrıntılı kulak burun boğaz ve nörolojik muayenenizi yaptıktan sonra şu tetkikleri isteyebilir:

  1. İşitme testleri: Saf ses odyometrisi ile etkilenen kulakta sinirsel tipte bir kayıp, konuşmayı ayırt etme testiyle etkilenen kulakta bu yeteneğin kaybı saptanabilir.
  2. Denge testleri: ENG (elektronistagmografi)  ile denge fonksiyonları değerlendirilebilir. Bu testte, birkaç değişik parametreye bakılmaktadır. Örneğin karanlık bir odada gözlerin yan taraflarına kayıt yapan elektrotlar yerleştirilip her iki kulak kanalına ılık ve soğuk su veya hava uygulanarak bu uyarıya bağlı göz hareketleri kaydedilip  analiz edilerek patolojinin orijini saptanabilir. Hastaların yaklaşık % 50′sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmış olarak bulunur.  Ayrıca rotasyon testleri ve denge platformu da uygulanabilir.
  3. Elektrokokleografi (ECoG) bazı Meniere hastalarında iç kulakta basınç artışını göstermede bize yardımcı olmaktadır.
  4. İşitsel beyin sapı yanıtları (BERA-ABR), yani işitme sinirleri ve beyine giden işitme yolaklarının bilgisayarlı incelemesi, beynin bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) ile incelenmesi tümörlerin ekarte edilebilmesi amaçlı istenebilecek diğer tetkiklerdir. Hem işitme hem de dengeyi etkileyen bu tür tümörler çok çok nadir görülürler ancak Meniere Hastalığı’nı taklit edebilirler.

Meniere Hastalığı tedavi edilebilir mi?

Meniere Hastalığı’nın halen günümüzde nedeni tam bilinemediği için nedene yönelik bir tedavi maalesef uygulanamamaktadır. Atak sıklığını azaltmaya yönelik bazı önerilerde bulunulmaktadır.  Bunların başında tuz kısıtlaması gelmektedir.  Ataklar sırasında diüretik (iç kulakta biriken fazla sıvıyı atmaya yönelik idrar söktürücü), baş dönmesi ve bulantı hissini azaltıcı ilaçlar (jenerik adıyla Meklizin, Diazepam, Dimenhidrinat, Betahistidin)  kullanılabilir.

Meniere hastaları günlük yaşamlarında nelere  dikkat etmelidir?

  • Tuz tüketimini kısıtlamaları (yemek yapılırken en fazla 1/2 çay kaşığı tuz konulacak, yenirken ekstra tuz konulmayacak, sodyum tuzlarının yerine potasyum tuzları seçilecek)
  • Alkol, sigara, kafein, koyu demlenmiş çay, çukulata, beyaz peynir ve aşırı stresten kaçınmaları
  • Dengeli ve sağlıklı beslenmeleri
  • Düzenli ve yeterli uyumaları
  • Fiziksel aktivitelerini kısıtlamamaları gerekmektedir.

Baş dönmesi  atağının geleceğinin sinyalini veren işitme kaybı, çınlama, kulakta dolgunluk hissi vb. ortaya çıkmadan atak geçiren kişilerin meslek olarak şoförlük, pilotluk vb. yapmamaları gerekir.

Cerrahi tedavisi var mıdır?

Baş dönmesi atakları çok sık ve kişinin günlük yaşantısını bozuyor ise bazı cerrahi yöntemler gündeme gelebilir.

  • İntratimpanik tedavi: Son dönemlerde yeni bir teknik olarak hem ofis şartlarında uygulanabilen hem de vertigo kontrolü en az kese ameliyatları kadar başarılı olan intratimpanik (kulak zarı arkasına) gentamisin/kortizon prosedürleri yapılmaktadır. Bu işlemlerde (özellikle gentamisin) her zaman, çok az da olsa işitmenin total olarak kaybedilme riski vardır. Bu ya kulak zarına doktorunuz tarafından özel bir tüp (ventilasyon tüpü)  takılıp hastanın düzenli olarak kulağına gentamisin/kortizon damlasını uygulaması suretiyle olur ya da doktorunuz  tarafından seanslar halinde kulak zarından iğne ile geçilip orta kulağa enjeksiyonlar yapılarak olur.
  • Endolenfatik şant ya da dekompresyon ameliyatı: İşitmeyi koruyucu, hastaların ½ ile 2/3′ünde atakların kontrol edilebilidği ancak hastaların tümünde kalıcı çözüm sağlayamayan bir ameliyattır.
  • Selektif vestibüler nörektomi: Bu işlemde denge siniri, iç kulaktan çıkıp beyne gittiği bölgede kesilmektedir. Çoğu hastada işitme korunmakta ve çoğu hastada ataklar ortadan kalkmaktadır.  
  • Labirentektomi ve 8. sinir kesileri: Uygulanan kulakta işitme ve dengeyi tamamen ortadan kaldıran ameliyatlardır. Ancak o kulakta belirgin işitme kaybı olan hastalara uygulanmalıdır.  Başdönmesi ataklarını ortadan kaldırma başarısı en yüksek olan yöntemlerdir.  

*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.

Comments are closed.