BAŞDÖNMESİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER
- Dizziness başdönmesi mi demektir?
Kafada boşluk ve sersemlik hissi var, yürürken ayakları yerden kayıyormuş ya da havada yürüyormuş gibi olma var, etrafta-eşyalarda dönme yok ise bu duruma dizziness denir. Çoğu hasta bu durumu ilk ifade ederken başdönmesi diye tanımlar ancak aslında bu gerçek bir başdönmesi değildir. Vertigoda yani başdönmesinde ise hastanın çevresi ya da kendisi belirgin olarak dönmekte, bazen bu duruma bulantı, kusma, dengesizlik, hatta düşme de eklenmektedir.
- Hangi hastalıklar vertigo veya dizziness’a yol açar?
Dolaşım bozukluğu: Beyninize giden kan miktarı yetersiz kaldığında kafanız boş gibi hissedersiniz. Bunu en çok yatarken hızla ayağa kalktığımızda yaşarız hepimiz. Ancak yüksek tansiyon, şeker hastalığı veya kolesterol yüksekliği olan hastalarda görülen ateroskleroz (damar sertliği) ya da kalp yetmezliği ya da kansızlık gibi bazı kronik dolaşım bozukluklarında bu durum sık sık yaşanabilir.
Bazı ilaçlar, nikotin ve kafein de beyne giden kan miktarını azaltmaktadır. Stres, endişe ve gerginliğe bağlı damarlarda spazm oluşması da aynı etkiye sahiptir. Fazla tuzlu beslenmek kan dolaşımını zayıflatır.
İç kulağa giden kan miktarında azalma olduğunda, kan akımındaki en ufak değişikliklere çok hassas olan bu organ çabucak etkilenmekte ve vertigo tablosu karşımıza çıkabilmektedir.
Travma: Temporal kemik adı verilen iç ve orta kulağın içinde yer aldığı kemikte herhangi bir kırık oluşturan bir travmada bulantı, kusma ve işitme kaybı ile giden şiddetli birvertigo görülebilmektedir. Ancak zamanla sağlam kulağın sinyal verme görevini üstlenmesi ile vertigo yerini birkaç hafta içinde düzelebilen dizziness’a bırakacaktır.
Enfeksiyon: Nezle gribe yol açan virüsler iç kulağı ve beyne giden sinirleri tuttuğunda şiddetli bir baş dönmesi karşımıza çıkabilmektedir, bu durumda genelikle işitme pek etkilenmez. Ancak mastoidit yapan şiddetli birbakteriyel enfeksiyonda iç kulağın duyma ve denge fonksiyonu tamamen zedelenebilir.
Alerji: Bazı kişilerde alerjik olduğu yiyecek ya da inhale partiküle (toz, küf, polen, hayvan tüyü) maruz kalma sonrasında alerjik reaksiyonların dolaşımda yaptığı değişikliklere bağlı dizziness ortaya çıkabilmektedir.
Nörolojik hastalıklar: Multipl skleroz, sifiliz, tümörler vb. denge sistemini etkileyebilen nadir hastalıklardandır.
İç kulak hastalıkları: Meniere Hastalığı, Benign paroksismal pozisyonel vertigo vb. çeşitli iç kulak hastalıklarına bağlı pek çok vertigo nedeni bulunmaktadır. Tedavisi neden olan hastalığa göre değişmektedir.
- Dizziness ve vertigo tanısı konduğunda neler yapılır?
- Dizziness ya da vertigo durumunda nelere dikkat etmeliyim?
Ani hareketlerden kaçınınız, özellikle yatar poziyondan dik pozisyona geçişte veya bir taraftan diğer tarafa dönüşte yavaş hareket edin ve kendinizi korumaya alın (etrafta tutunabileceğiniz bir şeyler olsun ama düştüğünüzde sizi yaralayabilecek şeyler de olmasın).
Abartılı baş hareketlerinden kaçınız (yüksek bir yerden bir eşya almak, başı hızlı sallamak, hızlı döndürmek gibi).
Kan dolaşımını azaltan nikotin, kafein ve tuzdan uzak durunuz.Stres, endişe vb. den mümkün olduğunca uzak kalınız ya da bunları azaltmaya yönelik destek alınız.
Aşırı aktiviteden kaçınınız. Kendinizi sersemlemiş gibi hissettiğinizde vey başınız dönerken araba kullanmayınız, merdiven çıkmayınız, spor yapmayınız.
- Araba tutmasının mekanizması nedir?
Dizziness, vertigo ve taşıt tutmasının üçü de denge sistemiyle ilişkili hastalıklardır. Bu sistem beynimize vücudun konumunu (nereye doğru hareket ettiği, dönüp dönmediği, yerinde durup durmadığı gibi) bildirmekle görevlidir. Bunu da, aşağıda saydığımız sinir sisteminin bazı kısımlarıyla ortak çalışarak gerçekleştirir.
- İç kulak-labirent sistemi: Dönme, öne-arkaya, yanlara, aşağı-yukarı hareketin algısını sağlar.
- Gözler: Vücudun uzaydaki konumunu (düz durma , amuda kalkma, sağa-sola yatma vb.) ve hareket yönünü gözetler.
- Deri basınç alıcıları: Eklemlerde ve omurgadaki bu sistem, vücudun hangi parçasının aşağıya dönük ve yere değer pozisyonda olduğunu algılar.
- Kas ve eklen duysal alıcıları: Vücudun hangi kısmının hareket ettiğini algılar.
- Santral sinir sistemi (beyin ve omurilik): Diğer 4 sistemden gelen bilgileri işleyip buna yönelik hisleri oluşturur.
Bu nedenle taşıt tutması ve dizziness semptomları, santral sinir sisteminin bu 4 sistemden çelişkili uyarılar alması sonucunda çıkar ortaya. Örneğin fırtınalı bir havada uçağınız türbülansa girdi diyelim, siz uçağın içinde bu türbülans hareketini gözlerinizle göremezsiniz, ancak iç kulağınız sarsıntıdan kaynaklanan bir bozukluk sinyali verir beyninize. Beyin birbiriyle uyuşmayan bu mesajları alınca da, vücutta ona göre bir tepki yaratır ve sizi taşıt tutabilir. Bir başka örnek, arabada arka koltukta oturmuş kitap okuyorsunuz. İç kulak ve deri alıcılarınız hareketi algılıyor ama gözleriniz sabit duran kitabı görüyor. Bu durumda da sizi taşıt tutabilir. Yine, kafa travması ya da geçirilen bir hastalığa bağlı bir iç kulak hastalığınız olduğunu varsayalım, hastalıklı kulağınız sağlam kulağınızla yanı sinyalleri gönderemediğinden, beyne giden çapraşık sinyaller sizde baş dönmesi, bulantı, kusma yaratabilir.
- Araba tutmasını önlemek için ne yapabilirim?
Her zaman vücudunuz ve iç kulağınızın aynı hisleri algılamasını sağlayacak şekilde yolculuk yapınız. Örneğin arabada ön koltukta oturun ve uzaktaki manzaraya bakın. Gemide güverteye çıkıp ufka bakın. Uçakta pencere yanında oturun ve dışarıyı izleyin. Hareketin en az algılandığı kanat üstünde yer ayırtın.
Yolculukta kitap okumayın, arkası yola dönük koltuklara oturmayın.
Taşıt tutan bir başka yolcuyla bu konuda konuşmayın.
Yolculuktan önce ya da sonra kuvvetli kokulardan ve yoğun baharatlı veya yağlı yiyeceklerden uzak durun.
Yolculuktan önce doktorunuzun tavsiye edeceği bir koruyucu ilaç kullanın.
- 1 hafta önce gece su içmeye kalkayım dedim, başım çok şiddetli döndü ve düştüm. O zamandan beri özellikle sağa yatınca çok şiddetli başım dönüyor, ayağa kalkamıyorum, biraz sonra geçiyor. Neyim var?
Anlattıklarınıza bakılınca, gerçi muayene etme şansım olsa daha net bir şey söylerdim ama çok büyük ihtimalle BPPV geçiriyorsunuz. Benign (gidişatı iyi) Paroksismal (aniden başlayan) Pozisyonel (baş hareketleri ile tetiklenen) Vertigo (baş dönmesi) yani baş harfleriyle ”BPPV” erişkinlerde en sık başdönmesi nedeni olarak karşımıza çıkan ve en tipik bulgusu pozisyon değişikliği sonrasında oluşup 1-2 sn süren, etrafın fıldır fıldır döndüğü bir vertigo atağıdır. Bu durum genellikle yataktan kalkma ya da yatağa yatma anında, yatakta sağdan sola dönerken, yerden eğilip ya da yukarı uzanıp bir şey alma sırasında ortaya çıkar. Kişi birden bu şekilde bir dönme yaşayınca korkar ve bir yerlere tutunma ihtiyacı hisseder. Bazen tutunamayıp düşebilir. Bulantı ve kusma da eklenebilir. Kişinin gözlerine dikkatli bakıldığında göz bebeklerinin bir tarafa doğru döner gibi hızlı hızlı hareket ettiği görülür(nistagmus).
BPPV’nin nedeni iç kulakta denge sağlayan organların içinde yer alan mikroskopik taşların/kristallerin (otokonya) yerlerinden kopup iç kulak sıvısında serbest yüzmesi ve yarım daire kanallarının içine kaçmalarıdır. Yarım daire kanallarının görevi yatay, dikey ve çapraz düzlemdeki hareketleri algılayıp beyne sinyal göndermek ve bu sayede kişinin dengesini sağlamaktır. Yanlışlıkla bu kanalların içine giren bu taşların hareketi sanki kişi bu düzlemlerden birinde devamlı hareket ediyormuş gibi bir yanlış algılamaya neden olur. Bu da baş dönmesi şikayetlerini açığa çıkarır.
Tanı, bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından detaylı bir anamnez alma sonrasında yapılacak ayrıntılı KBB muayenesi ve otonörolojik muayene ile ayırıcı tanılar ekarte edilerek konulur. “Dix-Hallpike” adı verilen muayenede kişi başı aşağı sarkacak şekilde yatağa yatırıldıktan sonra doktor tarafından çeşitli baş hareketleri yaptırılarak kristallerin yerinden oynayıp oynamadığı, oynadıysa hangi kulağın etkilendiği saptanır.
- Pozisyonel başdönmesi tedavi edilebilir mi?
BPPV tedavi edilmesi en kolay başdönmesi nedenlerinden biridir. Tipik tedavisi taşların eski yerine dönmesini sağlayan özel manevraların uygulanmasıdır (Apley, Modifiye Apley vb.) Genellikle ilaç tedavisi eklenmesine gerek yoktur. Manevra sonrasında kristallerin yerinden oynamaması için 3 gün kesin istirahat edilmeli, herhangi bir eğilip kalkma, yukarı uzanma yapılmamalı, baş ve vücut adeta bir robot gibi beraber hareket ettirilmeli, 1 hafta süreyle araç kullanılmamalı ve baş yüksek olacak şekilde (45 derece açı ile) etkilenmeyen kulak üstüne yatılarak uyunmalıdır. Doktorunuz 1. hafta sonunda sizi kontrole çağırıp muayenenizi tekrarlayacak ve gerekirse tedavi edici manevrayı tekrar uygulayacaktır. Çoğu hastada şikayetlerin çoğu 1 haftada geçmekte, hafif dengesizlik ve sendeleme hissi ise 1 ay kadar sürmektedir.
- Pozisyonel başdönmesi tekrarlar mı?
Yukarıda anlatılan önlemlere dikkat edilmesine rağmen tekrarlayan BPPV atakları olan kişilerde konjenital/akkiz anatomik problemler ya da Meniere Hastalığı akla gelmelidir.
- Meniere Hastalığı nedir?
Meniere Hastalığı, nedeni tam olarak bilinmeyen, iç kulağı ilgilendiren bir patolojidir. İç kulakta her normal insanda olması gereken bazı sıvıların fazla yapılması ya da ilgili kanallardaki tıkanıklığa bağlı drenaj bozukluğuna bağlıdır. Genellikle çoğu vakada tek kulak etkilenmekte, %15 hastada ise her iki kulak tutulmaktadır. Meniere Hastalığı tipik olarak 20-50 yaş arasında başlar ve kadın/erkek tutulma oranı eşittir.
- 1 yıldır neredeyse her ay çok şiddetli başdönmesi ataklarım oluyor. Önce sağ kulağım tıkanıyor, çınlıyor, ardından 1-2 gün sonra atak başlıyor. Başvurduğum bir doktor Meniere olduğumu söyledi. Bende bu hastalığın kesin olup olmadığı nasıl anlaşılır?
Ara ara tekrarlayan, rotasyonel vertigo (bkz. Dizziness (sersemlik hissi), Vertigo (baş dönmesi) ve Taşıt tutması) yani etrafın döndüğü bir başdönmesi, işitme kaybı, çınlama ve etkilenen kulakta dolgunluk hissi Meniere Hastalığı için tipik şikayetlerdir. Çınlama ve kulak dolgunluğu ataklardan hemen önce veya atak sırasında ortaya çıkıp atak sonrası ortadan kalkabilmekte ya da kalıcı olabilmektedir.
Hastalığın erken fazında özellikle pes frekanslarda orta derecede bir işitme kaybı görülebilmekte, ancak zamanla tüm frekansları tutan kalıcı bir işitme kaybı karşımıza çıkabilmektedir. Etkilenen kulakta yüksek seslerden rahatsız olma ve seslerde bozulma şikayeti karşımıza çıkabilir.
Tüm bu şikayetler içinde hastaların yaşam kalitesini en çok bozan başdönmesidir. Bu dönme hissi 20 dakika ile 2 saat veya daha uzun süreli olabilir. Atak sırasında kişi evde ya da işte günlük aktivitelerini gerçekleştiremez. Sonrasında birkaç saat süren uykululuk hali ve günlerce süren dengesizlik hissi olabilir.
Başvuracağınız bir Kulak Burun Boğaz uzmanı öncelikle size atakların sıklığı, süresi, şiddeti, karakteri, işitme kaybının süresi ve değişken olup olmaması, çınlamanın olup olmadığı, bir ya da iki kulağı birden tutup tutmadığı ile ilgili ayrıntılı sorular soracaktır. Ayrıntılı kulak burun boğaz ve nörolojik muayenenizi yaptıktan sonra şu tetkikleri isteyebilir:
- İşitme testleri: Saf ses odyometrisi ile etkilenen kulakta sinirsel tipte bir kayıp, konuşmayı ayırt etme testiyle etkilenen kulakta bu yeteneğin kaybı saptanabilir.
- Denge testleri: ENG (elektronistagmografi) ile denge fonksiyonları değerlendirilebilir. Bu testte, birkaç değişik parametreye bakılmaktadır. Örneğin karanlık bir odada gözlerin yan taraflarına kayıt yapan elektrotlar yerleştirilip her iki kulak kanalına ılık ve soğuk su veya hava uygulanarak bu uyarıya bağlı göz hareketleri kaydedilip analiz edilerek patolojinin orijini saptanabilir. Hastaların yaklaşık % 50′sinde etkilenen kulakta denge fonksiyonu azalmış olarak bulunur. Ayrıca rotasyon testleri ve denge platformu da uygulanabilir.
- Diğer testler:
o Elektrokokleografi (ECoG) bazı Meniere hastalarında iç kulakta basınç artışını göstermede bize yardımcı olmaktadır.
o İşitsel beyin sapı yanıtları (BERA-ABR), yani işitme sinirleri ve beyine giden işitme yolaklarının bilgisayarlı incelemesi, beynin bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) ile incelenmesi tümörlerin ekarte edilebilmesi amaçlı istenebilecek diğer tetkiklerdir. Hem işitme hem de dengeyi etkileyen bu tür tümörler çok çok nadir görülürler ancak Meniere Hastalığı’nı taklit edebilirler.
- Meniere Hastalığı tedavi edilebilir mi?
Meniere Hastalığı’nın halen günümüzde nedeni tam bilinemediği için nedenine yönelik bir tedavisi maalesef bulunmamaktadır. Atak sıklığını azaltmaya yönelik bazı öneriler mevcuttur. Bunların başında tuz kısıtlaması gelmektedir. Ataklar sırasında diüretik (iç kulakta biriken fazla sıvıyı atmaya yönelik idrar söktürücü), başdönmesi ve bulantı hissini azaltıcı ilaçlar (jenerik adıyla Meklizin, Diazepam, Dimenhidrinat, Betahistidin) kullanılabilir.
- Meniere hastaları günlük yaşamlarında nelere dikkat etmelidir?
Tuz tüketimini kısıtlamaları (yemek yapılırken en fazla 1/2 çay kaşığı tuz konulacak, yenirken ekstra tuz konulmayacak, sodyum tuzlarının yerine potasyum tuzları seçilecek)
Yoğun alkol, sigara ve aşırı stresten kaçınmaları
Dengeli ve sağlıklı beslenmeleri
Düzenli ve yeterli uyumaları
Fiziksel aktivitelerini kısıtlamamaları gerekmektedir.
Eskiden kafein de kesinlikle yasaklanırdı, ancak vertigonun ortaya çıkmasına yol açan etken betyindeki denge merkezi ile kulak arasındaki bağlantıyı kopardığı ve bu bağlantı da uzun zamanda yeniden sağlandığı için, yapılan bilimsel çalışmalarda günde 1 bardak kadar kahve içmenin bilakis bu olayı hızlandırdığı saptanmıştır. Ancak günlük kafein tüketiminin bunu geçmemesi gerekir.
Baş dönmesi atağının geleceğinin sinyalini veren işitme kaybı, çınlama, kulakta dolgunluk hissi vb. ortaya çıkmadan atak geçiren kişilerin meslek olarak şoförlük, pilotluk vb. yapmamaları gerekir.
- Yıllardır Meniere hastasıyım. Çok sık atak geçirdiğim için ameliyat önerdiler. Bu ameliyat hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Başdönmesi atakları çok sık ve kişinin günlük yaşantısını bozuyor ise bazı cerrahi yöntemler gündeme gelebilir.
- İntratimpanik tedavi: Son dönemlerde yeni bir teknik olarak hem ofis şartlarında uygulanabilen hem de vertigo kontrolü en az kese ameliyatları kadar başarılı olan intratimpanik (kulak zarı arkasına) gentamisin/kortizon prosedürleri yapılmaktadır. Bu işlemlerde (özellikle gentamisin) her zaman, çok az da olsa işitmenin total olarak kaybedilme riski vardır. Bu ya kulak zarına doktorunuz tarafından özel bir tüp (ventilasyon tüpü) takılıp hastanın düzenli olarak kulağına gentamisin/kortizon damlasını uygulaması suretiyle olur ya da doktorunuz tarafından seanslar halinde kulak zarından iğne ile geçilip orta kulağa enjeksiyonlar yapılarak olur.
- Endolenfatik şant ya da dekompresyon ameliyatı: İşitmeyi koruyucu, hastaların ½ ile 2/3′ünde atakların kontrol edilebildiği ancak hastaların tümünde kalıcı çözüm sağlayamayan bir ameliyattır.
- Selektif vestibüler nörektomi: Bu işlemde denge siniri, iç kulaktan çıkıp beyne gittiği bölgede kesilmektedir. Çoğu hastada işitme korunmakta ve çoğu hastada ataklar ortadan kalkmaktadır.
- Labirentektomi ve 8. sinir kesileri: Uygulanan kulakta işitme ve dengeyi tamamen ortadan kaldıran ameliyatlardır. Ancak o kulakta belirgin işitme kaybı olan hastalara uygulanmalıdır. Başdönmesi ataklarını ortadan kaldırma başarısı en yüksek olan yöntemlerdir.
Comments are closed.
