BURNUM HEP TIKALI!!!
Burun tıkanıklığı, nefes almada zorluk çekme en sık karşılaşılan şikayetlerden biridir. Nedenlerini 4 ana başlık halinde ele alabiliriz.
- YAPISAL NEDENLER:
Bu sınıf içinde burnun ve ince bir kıkırdaktan oluşan ve burnu iki ayrı bölüme ayıran burun septumunun bozuklukları incelenir. Bu bozukluklar genellikle insanın hayatında geçirdiği herhangi bir kaza sonucu oluşmaktadır. Yenidoğan bebeklerin % 7’sinde doğum esnasında burun zedelenmesi olabilmektedir. Şu bir gerçektir ki insan, hayatı boyunca en az bir kere burnunu bir yere çarpar. Bu nedenlerden dolayı burun deformiteleri ve septum deviasyonları çok sık görülen nedenlerdir. Eğer bunlar nefes almayı güçleştirirse cerrahi olarak düzeltilebilir.
Çocuklarda en sık rastlanan burun tıkanıklığı nedeni geniz etinin büyümesidir. Bu, bademciğe benzeyen ve damağın gerisinde burnun arkasında yer alan bir dokudur. Bu problemi olan çocuklar geceleri sesli nefes alırlar, hatta horlarlar. Bunun yanı sıra sürekli olarak ağızlarından nefes alırlar, dişlerinde de bozukluklar söz konusu olabilir. Bu durumda geniz eti ameliyatı önerilebilir.
Bu kategori içinde yer alan başka nedenler arasında burun tümörleri ve yabancı cisimler de vardır. Çocuklar küçük parçacıkları burunlarına sokma eğilimindedir. Bunlar düğme, çengelli iğne, oyuncak parçaları, bezelye, nohut vb. olabilir. Tek taraflı kötü kokulu akıntı hissettiğinizde dikkatli olun. Çünkü bu yabancı cisim tarafından tıkanmış bir burnu işaret edebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.
Normal bir insan yılda ortalama bir iki kez soğuk algınlığı geçirebilir. Soğuk algınlığı virüsler tarafından oluşturulan bir hastalıktır. Bazı virüsler hava yoluyla geçerken, çoğu virüs ise el temasıyla bulaşır. Virüs bir kere buruna yerleşince vücutta bulunan histamin adında bir kimyasal maddenin salgılanmasına neden olur. Bu madde sonucunda buruna giden kan miktarında belirgin bir artış gözlenir. Sonuç olarak burun mukozası şişer. Diğer taraftan burunda sıvı salgılanması da artar. Antihistaminik ve dekonjestan ilaçlar bu şikayetlerin azaltılması için kullanılabilir. Virüs enfeksiyonları sırasında burnun ve sinüslerin bakteri enfeksiyonlarına olan direnci azalır ve sinüzite yatkınlık ortaya çıkar. Burun akıntısı berrak görünümünden sarı veya yeşile dönerse bu bakteriyel enfeksiyonu gösterir, bu durumda bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır.
- ALLERJİ:
Saman nezlesi ya da alerjik rinit bir diğer burun tıkanıklığı nedenidir. Alerji yabancı bir cisim, polen, ev tozu akarı, hayvan atıkları veya ev tozundaki bazı parçacıklara karşı vücutta oluşan aşırı reaksiyondur. Bazen besinler de buna yol açmaktadır. Polenler ilkbaharda veya sonbaharda sorun yaratırlar. Ev tozu ise bütün bir yıl boyunca kişiyi rahatsız edebilir. Alerjinin ideal tedavisi , bazı durumlarda (iş ortamında halıyı kaldırtamazsınız, güneş alerjiniz varsa kendinizi eve hapsedemezsiniz!) mümkün olamasa da şikayetlere neden olan şeylerden uzak durmaktır. Alerjik hastalarda, soğuk algınlığında olduğu gibi, vücutta histamin salgılanmasına neden olan parçacıklar sonucunca burun tıkanıklığı ve akıntısı oluşur.
Antihistaminik ilaçlar histaminin etkisini önleyerek şikayetleri ortadan kaldırılabilir. Dekonjestanlar genişlemiş kan damarlarnı büzerek burnun açılmasını sağlarlar. Antihistaminiklerin bazıları uykuya meyil yaratabileceğinden, bu ilaçları kullanırken otomobil kullanmamalı veya tehlikeli işlerde çalışılmamalıdır. Dekonjestanlar ise kalp hızını ve kan basıncını artırdıkları için yüksek tansiyonu, kalp ritim bozukluğu, glokom (göz tansiyonu) ve prostat büyümesi olan hastalarda kullanılmamalıdır. Hamileler ise alacakları herhangi bir ilaç için mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar.Kortikosteroidler (Kortizon) birçok alerjik hastada belirgin bir şekilde etkindir ancak bilinen yan etkilerinden dolayı muhakkak doktor kontrolünda kullanılmalıdır. Bunun yanında bu ilaçlar burun spreyi olarak kullanıldıklarında da etkilidirler ve bu kullanım şekli daha güvenlidir.
Alerji iğneleri (aşı tedavisi!) en spesifik tedavi yöntemidir ve yüksek düzeyde başarıya sahiptir. Öncelikle hastanın hangi maddelere karşı alerjisi olduğunu anlamak için kan ve deri testleri yapılır. Bunun sonuçlarına göre doktorunuz tedavinin başlangıç şemasını belirleyecek ve bu tedavi düzenli aralarla yapılan enjeksiyonlar şeklinde olacaktır. Bu tedavinin amacı, insandaki alerjenle temas sonrası üretilen antikorları bloke ederek alerjik reaksiyonun önlenmesidir.
- VAZOMOTOR RİNİT:
“Rinit” (nezle) burnun ve burun mukozasının inflamasyonu demektir. “Vazomotor” terimi ise kan damarlarını ilgilendiren durum demektir. Burun mukozası fazla miktarda genişleme ve daralma yeteneğine sahip atardamar, toplardamar ve kılcal damarlara sahiptir. Normalde bu damarların yarısı açık, yarısı kapalıdır. Örneğin kişi egzersiz yaparken uyarıcı bir hormon olan adrenalin salgılanması artar. Adrenalin damarların büzülmesine neden olur, bunun sonucunda mukoza büzülür, hava yolu açılır ve kişi daha rahat nefes alır.Bunun tam tersi alerjik atakta veya kişi soğuğa maruz kalınca gelişir. Kan damarları genişler ve burun tıkanır. Alerji ve enfeksiyonlar dışında yoğun stres, tiroid fonksiyonlarında yetersizlik, hamilelik, bazı tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, prostat küçültücü ilaçlar ve dekonjestan sprey ya da hapların aşırı veya uzun kullanılması sayılabilir.Bütün bu nedenlerin başlangıcında burun tıkanıklığı geçici ve geri dönebilir niteliktedir. Yani neden ortadan kaldırılırsa hastalık düzelebilir. Ancak tetikleyen faktör uzun sürerse, kan damarları elastikiyetini kaybeder ve olay geri dönülemez bir duruma dönüşürerek varisleşmiş damarlara benzerler. Hasta sırt üstü yattığında veya bir tarafına döndüğünde , özellikle konka adını verdiğimiz burun etlerinin alt kısımları kan ile dolup meme gibi sarkarak burnu tıkar. Bu nedenle bu şikayeti olan kişilerin başları yüksekte olacak şekilde yatmaları kısmen da olsa rahatlama sağlar. Şikayetlerin çok yoğunlaştığı dönemde artık cerrahiye ihtiyaç var demektir. (konkaplasti yani burun etini kısmen küçültme ameliyatı)
*Bu yazının hazırlanmasında Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfı’nın Hasta Bilgilendirme metninden yararlanılmıştır.
Comments are closed.

