BOYUNDA KİTLE

 

Krem sürerken ya da traş olurken elinizi boynunuza attınız ve elinize bir şişlik geldi. Endişelenmeli misiniz? Öncelikle kafanızı bir toparlayıp düşünün. Son 1 ay içinde nezle-grip-boğaz iltihabı geçirdiniz mi? Dişiniz ağrıdı mı, dişetiniz şişti mi? Ya da kulak küpe deliğiniz iltihaplandı mı? Yüzünüzde sivilce ya da uçuk çıktı mı? Şişlik ağrılı mı? Boyutları 1 cm’den küçük mü? Hareketli mi, yapışık mı? Bu yazıda boyun kitleleri için genel bir bilgilendirme bulacaksınız. Burada yazılanlar ve öneriler belki endişelerinizi gidermede yardımcı olabilir. Ancak her zaman için en doğrusu bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurup ayrıntılı bir muayeneden geçip kafanızdaki şüpheleri gidermektir.

 

Boyunda kitle şikayetiyle karşımıza gelen hastalarda pek çok ön tanı akla gelir. Temel olarak bunları 3 ana başlıkta inceleyebiliriz:

  1. Konjenital (doğumsal) ve gelişimsel (sonradan oluşan) kitleler
  2. İnflamatuar (iltihap kaynaklı) kitleler
  3. Neoplastik (tümöral) kitleler
Konjenital/Gelişimsel İnflamatuar Neoplastik
Sebase kistler (yağ kisti)

Brankial yarık kistleri

Tiroglossal kistler

Lenfanjiom/hemanjiom

Dermoid kist

Ektopik tiroid dokusu

Laringosel

Faringeal divertikül

Timik kist

Lenfadenit (lenf bezi iltihabı)

  • Bakteriyel
  • Viral
  • Granülomatöz (verem, kedi tırmığı hastalığı, mantar vb.)

Sialoadenit (tükrük bezi iltihabı)

Primer

  • Tiroid tümörü
  • Lenfoma
  • Tükrük bezi tümörü
  • Lipom
  • Anjiom
  • Karotid tümör
  • Rabdomyosarkom (kas tümörü)

Metastatik (tümörün asıl oluştuğu yerden başka yere atlaması)

  • Epidermoid karsinom
  • Malign melanom
  • Adenokarsinom

Boyunda kitle hastasına yaklaşım:

Boyunda kitle şikayeti ile gelen hastanın ilk olarak bulunduğu yaş grubuna bakılır. Pediatrik (15 yaş ve altı) hastalarda genellikle iltihap kaynaklı ve doğumsal kitleler daha yaygınken, geç erişkinlerde (40 yaş üstü) ise neoplastik kitleler daha sık görülmektedir.

İkinci olarak dikkat edilecek konu kitlenin yeri ve özellikleridir. Bu kitleleri boyun yan-arka kısımlarında ve ön kısmında olmak üzere iki ana başlıkta inceleyelim.

Boyunda lateralde (yanda) yerleşen kitleler:Boyunda orta hatta yer almayıp çene altı, kulak arkası, kulak altı, ense vb. yanlarda yer alan kitlelerdir.

Lenfadenopati (lenf bezi kaynaklı)

  • Öpücük hastalığı-Enfeksiyoz Mononükleoz: Epstein-Barr adı verilen bir virüsle meydana gelen, yüksek ateş, boğaz ağrısı, vücudun pek çok yerinde lenf bezlerinde şişme, karaciğer ve dalakta büyüme ile giden bir tür bulaşıcı hastalıktır. Ateş 10-14 gün sürebilir, boğaz ağrısı 7-10 gün devam eder. %80-90 hastada boyun arka kısmında ensedeki bezler büyümüştür. Tanı muayene, kan tahlilleri (CRP, Sedimentasyon, Tam kan sayımı, Periferik yayma, Anti-VCA IgM ve IgG ) ile konulur. Tedavisi destek (ateş düşürücü ilaçlar, yağsız-dengeli beslenme, istirahat) şeklindedir, ek bakteriyel enfeksiyon varlığında antibiyotik verilebilir.
  • Bademcik iltihabı (tonsillit), farenjit, üst solunum yolu enfeksiyonu, dişeti iltihabı-absesi, kulak iltihabı-absesi, dış kulak yolunda sivilce (fronkül), dış kulak yolu iltihabı (otitis externa), küpe deliği iltihabı vb. : Tedavisi nedene yöneliktir.
  • AİDS: Etkeni HIV virüsüdür. Boyunda birden fazla lenf bezi büyümesi, parotis (yanakta yerleşen tükrük bezi) kitleleri, der-ağız,boğaz kaposi sarkomu, saçlı hücreli lösemi, ağız-boğaz-yutak-yemek borusu mantarı ile gider.
  • Kawasaki Hastalığı: Nedeni bilinmeyen, genellikle 2 yaş altı çocuklarda görülen küçük damar iltihaplanması (vaskülit) hastalığıdır. Ateş 5 gün veya daha uzun sürmüşse, avuç ve ayak tabanlarında kızarıklık, iyileşme döneminde parmak uçlarında soyulma, değişik boyutlarda döküntüler, her iki gözde kızarıklık, dudaklarda kızarma, çilek dili görüntüsü, ağız-boğaz mukozasında yaygın kızarıklık, boyunda lenfadenopati kriterlerinden 5′inin bir arada varlığında bu tanı konulur. Tedavisinde aspirin verilmektedir.
  • Tüberküloz (Verem) lenfadeniti:Akciğer vereminin boyundaki lenf bezlerini tutması sonucu karşımıza çıkar. Genellikle tek taraflı, birden fazla, köprücük kemiği üstünde daha çok yerleşen bezeler yapar. Başlangıçta sert, ağrısız ve hareketli iken zamanla deriye yapışık, hareketsiz, düzensiz hale gelir ve hatta derdi dışına açılıp akabilir. Tanı ve tedavi vereme özgüdür.
  • Sifiliz (frengi): Erken evresinde “şankr” denen önce sivilce, sonra yuvarlak/oval, pembe renkli yaraya dönüşen lezyon oluştuktan 1 hafta sonra sert, ağrısız, az sayıda bölgesel bezeler karşımıza çıkar. Özel testlerle tanı konulur. Tedavisinde penisilin kullanılır.
  • Toksoplazmozis: Çiğ veya az pişirilmiş etten, kedi dışkısından ve yıkanmamış sebze ile meyvelerden bulaşma ihtimali olan su, toz ve topraklarda bulunan zararlı bir parazitin yarattığı iltihaptır. Ateş, halsizlik, yorgunluk, en sık boyunda olmak üzere pek çok yerde bezelerle gider. Bu lenf bezleri hareketli, ağrısızdır. Tanısı özel testlerle konulur. Tedavisinde uzun süreli özel antibiyotikler kullanılır.
  • Oral-servikofasiyal aktinomikoz: 15-35 yaş arasında en sık görülen, daha çok erkekleri tutan, dişeti ve bademciklerdeki bakterilerin travması veya diş çevresi dokunun iltihabı sonucu doku içine giren Actinomyces denen bir tür mantarın yol açtığı bir enfeksiyondur. En çok mandibula köşesindeki sert şişlikle karşımıza çıkar, bu şişlik zamanla büyür ve dışarı akmaya başlar. Ateş ve ağrı olabilir. Tanısı özel incelemesi ile konulur, antibiyotiklerle tedavi edilir.
  • Kedi tırmığı hastalığı: Genellikle kedi tırmalaması sonrasında ortaya çıkan, çocuklarda sık görülen bir lenf bezi iltihabıdır. “Bartonella” adı verilen mikrop nereden vücuda girdiyse o bölgede bezeler yapar. Abseleşme ve lenf bezi kapsülünü yırtıp çevre dokulara yayılma eğilimindedir. Tanı özel tekniklerle konulur, kendi kendini sınırlayan bir hastalık olması nedeniyle tedavisi destek tedavi şeklindedir. Yayılan veya dirençli vakalarda bazı antibiyotikler önerilebilir.
  • Tularemi: İnsanlara tavşan vb. enfekte hayvanla direkt temasla veya etini yemekle, kene vb. taşıyıcılarla, toz inhalasyonu veya kirlenmiş sularla bulaşır. Özellikle İskandinav ülkelerinde görülür. 4 farklı tipi olan tulareminin tifoid formunda titreme ile yükselen ateş, ba-boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları, bulantı, kusma, öksürük gibi diğer enfeksiyon bulguları ortaya çıkar. 1-2 gün içinde enfeksiyon yerinde bir sivilce oluşur, zamanla büyüyüp ülsere dönüşür. Boyun, koltukaltı ve kasıkta çoğunlukla çıkan bezeler sert, basmakla ağrılıdır, bir kısmından da dışarı iltihap akar. Tanısı özel tetkiklerle konulur, tedavisinde antibiyotik verilir.
  • Leishmaniasis (Kala-Azar):Batı Afrika’da, Orta ve Güney Amerika’da, Hindistan, Çin ve Sudan’da çok görülür. Yurdumuzun Marmara ve Ege bölgelerinde de görülmektedir. Hastalığın etkeni olan parazit, tatarcıkların ısırması ile insana geçmektedir. Bu paraziti taşıyan tatarcık en çok köpeklerin üzerinde yaşamaktadır. Düzensiz ateş, kilo kaybı, boyunda beze ve karaciğer-dalak büyümesi olur. Tedavisi özel tetkiklerle konur, tedavisinde bazı özel ilaçlar verilir.
  • Bruselloz: Brucella adı verilen bakteriyle oluşan, enfekte hayvanlardan insanlara bulaşabilen bir hayvan hastalığıdır. En sık bulaşma nedeni kaynatılmamış, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin kullanımıdır. Çiğ etle de bulaşması mümkündür. Brusella bakterileri hamile birine bulaştığında annenin hastalığı sırasında anne kanında bulunup, bazen anne karnındaki bebeğe de bulaşır. Bu bulaşma düşük ve anne karnında bebek ölümü ile sonuçlanabilir. Halsizlik, iştahsızlık, hafif ateş, kas ve eklem ağrıları, daha çok öğleden sonra yükselen ateş olur. Geceyarısı bol terleme ile bu ateşin düşmesi bu hastalık için tipiktir. Lenf bezlerinde, karaciğer ve dalakta büyümeler olur. Tedavisi özel tetkiklerle konur, tedavisi antibiyotiklerle yapılır.

Tümörler:

Lenfoma, lenf bezlerine metastaz gibi durumlarda boyunda sert, ağrısız, yer yer düzensiz, başta hareketli, daha sonra hareketsiz şişlikler ortaya çıkar. Özel yöntemlerle (ince iğne aspirasyon biyopsisi, kitlenin çıkarılıp incelenmesi vb.) tanı konulduktan sonra tedavi nedene göre yapılır.

Sarkoidoz:

Nedeni bilinmeyen, sistemik bir hastalıktır. Akciğer boşluğunda lenf bezi büyümeleri, akciğer tutulumu, karaciğer-dalak büyüklüğü, deride eritema nodosum denen lezyonlar, ağız çevresi-kulak-göz ve boyunda koyu renkli sivilceler, gözde üveit, eklem iltihapları ile gider. Özel tetkiklerle tanı konulur, tedavisi semptomatiktir.

Brankial yarık kisti:

Geç çocukluk ve genç erişkinlikte görülür. Anne karnındaki gelişim sırasında boyun içi organların boyun dışı derisi ile olan bağlantılarının kapanmayıp ince kanallar şeklinde açık kalması sonucu oluşur. Sinüs, fistül ya da kist şeklinde olabilirler. Genellikle bir üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında boyunda kırmızı, sıcak, ağrılı, hassas kitleler şeklinde ortaya çıkarlar. Uygun antibiyotik kullanımı sonrasında kitle yok olabilse de genellikle yumuşak, hamur kıvamında kitlelerdir. Tanısında boyun ultrasonu vb. radyolojik tetkikler kullanılır, tedavisi enfeksiyon giderildikten sonra kistin ve kanalının cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Laringosel:

Yalancı ve gerçek ses telleri arasındaki gırtlak dokusunun, havayolundaki artmış basınç nedeniyle fıtıklaşması ve boyunda içi hava dolu bir kitle haline gelmesidir. Genellikle orta yaşlı erkeklerde, özellikle nefesli çalgı çalan müzisyenlerde görülür ve genellikle tek taraflıdır. Horlama, ötme, yutma zorluğu, öksürük veya yabancı cisim hissine yol açar. İltihaplanırsa boyunda abse şeklini alır. Tanısı gırtlağın özel bakısı ve boyun tomografisi ile konulur. Tedavisi cerrahidir.

Anevrizmalar ve Karotid tümör:

Anevrizma, boyun atardamarının zayıf olan bir kısmından balonlaşmasıdır. Elleyince nabız şeklinde attığı farkedilir. Karotid tümör, aort denen ana atardamarın boyun kısmında yerleşen bir kitledir, yutakta şişlik yapar, elleyince nabız atışı vermez. BT ve anjiografi ile tanı konulur. Tedavisi cerrahidir.

Parotis bezi (yanakta yer alan tükrük bezi) hastalıkları:

Kabakulak, bakteriyel parotis iltihabı, abse, iyi huylu tümörler (pleomorfik adenom, whartin tümörü, hemanjiom, lipom), kötü huylu tümörler, Sjögren sendromu (tek veya çift taraflı tekrarlayıcı parotis büyümesi, ağızda ve gözlerde kuruma) sayılabilir. Tedavisi ve tanısı özeldir.

Submandibüler bez (çene altı tükrük bezi) hastalıkları:

Tükrük bezi taşı, iltihabı, absesi, tümörleri şeklindedir. Tükrük bezi taşlarının %85′i bu bezde görülür, tipik olarak yemek sırasında veya sonrasında boyunda ağrılı şişlik meydana gelir ve tipik olarak tekrarlayıcıdır. Muayene ve radyolojik tetkiklerle tanısı konulur, tedavisi iltihap durumunda antibiyotiklerle bunun gerilemesinden sonra taşın ağızdaki kanal ucuna yakınsa ağız içinden çıkarılması ya da bezle birlikte boyun ameliyatı ile çıkarılmasıdır.

Kas kaynaklı hastalıklar:

Fokal myozitis(çizgili kaslarda yerleşen, iyi sınırlı, inflamatuar kitle), boyunda ağrılı şişlik, ateş, boyunda o tarafa eğrilme ile giden bir hastalıktır. Tanı ve tedavisi özeldir.

Boyunda önde yerleşen kitleler:

  • Tiroid:

Tüm yaş gruplarında ön yerleşimli boyun kitlelerini en sık yerleştiği dokudur. Guatr, tiroid nodülü-kisti, tiroidit, lenfoma, iyi ve kötü huylu tümörleri gibi hastalıkları içerir. Boyun USG, tiroid sintigrafisi ve tiroid fonksiyon testleri ile tanı konulur, tedavi buna göre planlanır.

  • Tiroglossal duktus kisti
  •  

    Anne karnında gelişim sırasında normalde dil kökü-boyun arasındaki kanaldan aşağıya inmesi gereken tiroid dokusunun bunu gerçekleştirmeyip kist şeklinde orta hatta kalmasıdır. Çocuklarda en sık görülen orta hat kitledir. Dili dışarı çıkarınca veya yutkunurken yukarı doğru yer değiştirmesi tipiktir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında büyüdüğünde tıbbi tedavi verilir. Tanısı muayene, ultrason ve BT ile konulur. Tedavisinde cerrahi önerilir.

  • Boyuna uzanan ranula:

Dil altı tükrük bezinin kistleşip boyuna doğru uzanması sonucu ortaya çıkar. Tanı muayene ve BT ile konur. Tedavisi cerrahidir.

  • Dermoid kist:

Sert veya kistik orta hat kitlesi şeklinde, çene altı bölge ile sternum (iman tahtası kemiği) arasında önde yerleşir. Ağrısız şişlik oluşturur. Tedavisi cerrahidir.

Boyunda yaygın şişlik oluşturan hastalıklar:

  • Ludwig anjini:

En sık görülen derin boyun enfeksiyonudur. Genellikle diş kökü enfeksiyonunun boyuna doğru yayılması ile hızla ilerler. Hastanın genel durumu kötüdür, çenenin altında boyun oldukça şiş ve kızarıktır, ateş yüksektir. Ağrı dil hareketleriyle artar, sıvı-katı gıda alımı kısıtlıdır. Ağız açık, dil yukarı arkaya kalkmış ve buna bağlı solunum sıkıntısı vardır. Tanı kliniğe dayanır. BT ile enfeksiyonun yaygınlığı saptanabilir. Tedavide hasta hastaneye yatırılmalı, havayolu kontrol altına alınmalı, damardan ikili antibiyotik verilmelidir.

  • Kistik higroma:
  • Lenf damarı kaynaklı oluşumlardır. Çoğu doğum sonrası farkedilir veya kısa süre sonra kendini belli eder. En çok boyun arka kısmında yerleşir, ağrısız, yumuşak şişliklerdir. Tanı muayene ve tomografi ile belirlenir. Tedavide lazer, kriyoterapi uygulanabilir, çünkü tamamen çıkarılması imkansızdır. Uygulanacaksa boyun kısmı dikkatlice çıkarılmalı, çocuğun yaşı büyüyüp yüz sinirleri kalınlaşıp belirginleştikten sonra yanak ve yüze yayılan kısımları daha güvenle çıkarılabilir.

     

 

 

Comments are closed.