HORLAMA, UYKU APNESİ VE RADYOFREKANS TEDAVİSİ
This post is also available in: İngilizce

Horlama normal erişkin insanların en az %45’inde zaman zaman, %25’inde ise sürekli olarak görülmektedir. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar. Özellikle yorgunluk, kullanılan bazı ilaçlar ve alkol alımı ile tetiklenebilmektedir. Nefes durmasına yol açmadığı müddetçe bu durumu basit horlama olarak kabul etmekteyiz.
Horlamanın ağır formu ise “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “Uyku apnesi” diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir.
Apnenin derecelendirilebilmesi için, bu şikayetle başvuran hastalara “Uyku testi” yapılması gerekir. Bu testte kişi, geceki normal uykusunu özel bir odada, vücudunun çeşitli yerlerine oksijen, kan basıncı, uyku evreleri, kalp grafisi gibi parametreleri ölçen elektrotlar takılı olarak uyumaktadır. Test sonucun![]()
da tüm parametreler uyku patologu tarafından incelenmekte ve apne derecesi belirlenmektedir. Ancak testin doğru sonuç verebilmesi için kişide burun tıkanıklığı olmaması ya da varsa da öncelikle bunun tıbbi ya da cerrahi tedavi ile giderilip ondan sonra testin yapılması gerekir.
Hastalığı ileri derecede olan kişilere genellikle basınçlı hava vererek üst solunum yolu direncini yenen özel maskeler önerilir. Başarı şansı % 100 olan tek uygulama “CPAP” denilen bu maske yöntemidir. Bu başarılı yöntemi hastaların ancak % 50′si uzun süre kullanabilmektedir.

Horlama ve nefessiz kalmaya yol açan hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Varolan patolojinin derecesine göre, en basitinden küçük dilin cerrahi kısaltılmasından tutun (uvuloplasti), uvulopalatal flep, uvulopalatofaringoplastiye kadar (en geniş şekliyle bademciklerle birlikte yumuşak damağın sarkan kısmı, küçük dilin alınması ve hatta bazen yutak yan duvarının plastiği ) pek çok cerrahi teknik bulunmaktadır. Son yılların başarılı ve popüler bir diğer tedavi yöntemi Radyofrekans (Somnoplasti)‘tır.
Radyofrekans nedir?
Radyofrekansın mekanizması bir nevi mikrodalga fırın prensibi gibidir, yani doku içinde iyonların hareketlerini arttırarak mukoza altı dokularda ısınma ve sonrasında buna bağlı büzüşme sağlar. Somnoplasti olarak da adlandırılan bu yöntemde sarkmış olan yumuşak damak ve küçük dil kısmen büzüştürülüp yukarı doğru çekilerek solunum yolunun rahatlatılması hedeflenmiştir. Bu işlemin diğerlerine göre avantajı mukozanın korunmasıdır, bu da kanama ve ameliyat sonrasındaki ağrı ve ağız içi yaraları en aza indirmektedir. Bugün için bu teknik, sadece basit horlamada ve hafif apne hastalarında kullanılan bir tekniktir. Henüz orta ve ileri derecedeki apne hastaları açısından etkinliğinin yeterli olmadığı görülmüştür.
Radyofrekans tedavisi nasıl yapılır?
Çoğunlukla lokal anestezi altında, bazı özel durumlarda genel anestezi altında yapılabilen radyofrekans uygulaması için öncelikle yumuşak damak ve küçük dil önce sprey, sonra da iğne yoluyla ilaç verilerek uyuşturulur. Sonrasında yumuşak damağa radyofrekans elektrot ucu batırılarak 3 ayrı noktadan uygulama yapılır. Hasta 2-3 saatlik bir izlemden sonra evine/işine dönebilir. Her kişinin yara iyileşme potansiyelinin farklı olması nedeniyle, istenilen sonuca ulaşabilmek adına gerektiğinde, işlem üçer ay arayla en az 2-3 kez tekrarlanabilmektedir. Horlama cerrahisinde son yılların bir diğer popüler tekniği olan lazer uygulaması ile karşılaştırıldığında lazer yardımlı yumuşak damak cerrahisi (LAUP), işlem sonrasında ciddi oranda ağrıya neden olurken, radyofrekans yönteminde ise ağrı son derece azdır. İyileşme radyofrekansta daha hızlıdır; hasta 1-2 günde normal yaşantısına döner; ilk günden itibaren normal gıda alabilir. LAUP uygulanan hasta ise bademcik ameliyatı olmuş gibi uzun bir süre sıvı gıdalarla beslenmek zorundadır. Radyofrekansın lazere karşı etkisini karşılaştıran araştırmalarda horlama ve apnenin kesilmesi açısından iki yöntem de aynı derecede etkili bulunmasına karşın lazerde ortaya çıkan ağrının derecesi somnoplastidekinden 4 kat fazla bulunmuştur. Ayrıca aynı seansta burun etlerine radyofrekans uygulanarak burun tıkanıklıkları da bir ölçüde rahatlatılabilmektedir. Bu nedenle tüm dünyada artık lazer cerrahisi yavaş yavaş popülerliğini yitirmeye başlamıştır.
Kilo kontrolü:
Uyku apnesinin tedavisinde hem tedavi edici, hem de cerrahi tedaviye yardımcı olmak üzere kilo kontrolü oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Sn. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Leyla Hoşabcıoğlu’nun yazısını okuyunuz.
Comments are closed.
