GENİZ AKINTISI
Burnumuz ve boğazımızda bulunan salgı hücreleri, günde 1-2 litre mukus üretirler. Bu salgı, burun mukozasını nemlendirir, temizler, solumakla buruna giren yabancı partikülleri tutup atılmasını sağlar ve enfeksiyonla savaşır. Normalde bu mukusu burnumuzun gerisinden akıntı şeklinde bilinç dışı olarak devamlı yutmaktayız. Bu sıvının miktarı ve kıvamı artıp kişiyi rahatsız ettiği noktada bu durum “geniz akıntısı” olarak adlandırılır.
Salgının niteliğindeki değişimin nedenleri nelerdir?
- Nezle-grip, alerji, bulunulan ortamın soğuk olması, bazı gıdalar/baharatlar, hamilelik ve diğer hormonal nedenler, bazı ilaçlar (doğum kontrol hapı, tansiyon düşürücü ilaçlar vb.) berrak ve ince fakat miktarı artmış salgı üretimine neden olur. Ayrıca burun yapılarındaki anatomik bozukluklar da (deviasyon, konka hipertrofisi gibi) buna yol açabilirler.
- Miktarı artmış, koyu kıvamlı mukusun nedenlerinden en önemli ikisi özellikle kışın kalorifer vb.’nin yoğun çalıştığı aşırı sıcak ortamlarda bulunma ve su tüketiminde azalmadır. Bu durumda salgının rengi genellikle beyaz ya da hafif grimsidir. Salgının sarı-yeşil-kahverengi olduğu durumlarda sinüzit, müzmin burun iltihabı, özellikle günlük gıda ürünlerine alerji akla gelmelidir. Eğer ince mukus giderek kalınlaşıyor ve sarı-yeşil renk almaya başlıyorsa, bakteriyel bir enfeksiyon eklenmiş demektir. Çocuklarda tek burun deliğinden bu şekilde bir salgının gelmesi, yabancı cismi (leblebi, nohut, boncuk, kağıt mendil ya da peçete parçası vb.) hemen düşündürmelidir.
-
- Sinüsler, kafatasında yer alan hava dolu boşluklardır. Küçük ve ince kanallar yoluyla burnun içine açılırlar. Nezle-grip, alerji gibi nedenlerle bu kanallardaki en ufak tıkanıklık akut sinüs enfeksiyonuna zemin hazırlar. 10 günden uzun süren burun tıkanıklıklarında bakteriyel sinüzit gelişme riski yüksektir. İşte böyle bir durumda kişide geniz akıntısı ortaya çıkar.
- Vazomotor rinit adı verilen özel bir burun hastalığında, alerjik bir durum olmadan aşırı duyarlı burun mukozası ve dolayısıyla konkalar şişip pasajı tıkamakta, devamlı akıntı yaratmaktadır. Bu durum özellikle aşırı stres, yorgunluk, uykusuzluk, bazı ilaçlar (tansiyon düşürücü ilaçlar, prostat ilaçları vb.) ile tetiklenmektedir.
- Yutma güçlüklerinde katı ve sıvı gıdaların yutakta birikmesi sonucu kişi bu durumu geniz akıntısı gibi algılayabilir. Ağız, yutak veya yemek borusu kas ve sinirlerinin yetersiz çalıştığı durumlarda burada biriken sekresyonlar taşarak soluk borusuna kaçmakta ve öksürük, ses kısıklığı, sık sık boğaz temizleme ihtiyacına yol açmaktadır. Uyku sırasında hepimizin yutma reflekslerinde azalma ortaya çıkar. Bu nedenle sabahları kalktığımızdaki boğazımızı temizleme ihtiyacı fizyolojiktir. Bahsedilen sinir ve kasların çalışmasını bozan etkenler ileri yaş, stres-sinirlilik anında yutak kaslarındaki aşırı kasılma ve spazmlar, ağızdan başlayarak pasajın herhangi bir yerinde şişme veya tıkanma (bademcik iltihabı, yemek borusunda polip vb.), reflü , hiatus hernisi adı verilen yemek borusunda cepleşme, yutak ve yemek borusu kaslarını veya sinirlerini tutan genel bazı hastalıklardır (MS, skleroderma vb).
Kronik farenjit geniz akıntısı yapar mı?
Geniz akıntısı kronik (müzmin) farenjit adı verilen bir duruma yol açabileceği gibi, kronik farenjiti olan hastalar da sık olarak geniz akıntısı şikayeti ile bize başvurabilmektedirler. (yumurta-tavuk hikayesi!)
Kronik farenjit, yutak bölgesinde kaldırım taşını andıran kabarıklıklarla giden ve mikrobik olmayan bir boğaz rahatsızlığıdır. Bu kişiler genellikle aktif/pasif sigara içen, acı ve baharatı bol gıdalar tüketen, kimyasal gazlara fazla maruz kalan (çamaşır suyu, boya maddeleri vb.) , iş icabı ya da değil sesini çok kullanan, az su içen ancak bol kahve-koyu çay-gazlı içecek tüketen kişilerdir. Hatta bu kişilerin en sık söylediği cümle şudur: “Azıcık soğuk su içsem ya da dondurma yesem ya da cereyanda kalsam hemen boğazlarım şişer!” Bu tahrişlere bağlı olarak mukus salgısı artmakta, bu durum geniz akıntısına yol açmakta, kişi devamlı boğazını temizlemekte, bu durum boğazı tahriş edip boğazdaki kabarıklıkları daha da çok arttırmakta, mukozanın harabiyeti ile mikroplara davetiye çıkarılmaktadır.
Eğer kronik farenjite yol açan reflü, sinüzit gibi enfeksiyonlu geniz akıntısına bağlı ise öncelikle bunlar tedavi edilmeli, boğazı tahriş edecek gıda ve kimyasallardan kaçınılmalıdır.
Geniz akıntısı nasıl tedavi edilir?
Öncelikle bir Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından ayrıntılı muayene yapılmalı, gerekirse grafiler (Waters, sinüs tomografisi vb.) ile tanı desteklenmelidir. Tedavi nedene göre değişmektedir.
Bakteriyel enfeksiyon durumunda antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Ancak sinüslerde müzmin ve tıbbi tedaviye rağmen açılamayan bir tıkanıklık varsa cerrahi yöntem seçilmelidir.
Neden alerji ise mümkün olduğunca ilgili alerjenden kaçınmak gerekir. Antihistaminik ve dekonjestan ilaçlar, kortizonlu burun spreyleri vb. ile rahatlama sağlanabilir. Bununla birlikte bazı antihistaminiklerin mukusu koyulaştırdığı unutulmamalıdır.
Gastroözofageal reflü tedavisi için bu konuyla ilgili yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Herhangi bir anatomik ya da mikrobik neden yoksa, varolan koyu salgıyı azaltmak için bol su içilmeli (en az günde 2 litre), kahve ve koyu çaydan kaçınılmalı, kalorifer ve klimalar kısılmalı ve ortam nemi ayarlanmalıdır. Burnun günde en az 4 kez tuzlu su (hazır satılan okyanus suyu, serum fizyolojik preparatlar veya evde hazırlanabilen karışım-yarım litre suya yarım tatlı kaşığı tuz-yarım çay kaşığı karbonat) ile yıkanması bir rahatlama sağlayacaktır.
*Bu yazının hazırlanmasında American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery’nin web sitesindeki ilgili makaleden yararlanılmıştır.
Comments are closed.
