AĞIZ KOKUSU (Halitosis)

 

Günümüzde gerek erkek olsun gerek bayan, çoğumuz , diğer insanların  dış görüntümüz hakkında neler düşündüğüne çok büyük önem vermekteyiz. Yolda yürürken gayet şık giyimli, bakımlı, parfüm kokulu bir bayanın size yaklaşıp bir adres sorduğu anda etrafa yayılan kötü bir ağız kokusu olduğunu düşünün! Ya da tam tersi atletik vücutlu, saç sakal traşı düzgün, yakışıklı bir erkeğin gülümseyerek size yaklaştığında duyduğunuz ağız kokusu herşeyi alt üst etmiş olmaz mı? Nedir bu ağız kokusu, neden bu kadar sık duyar olduk bu şikayeti?Aslında ağız kokusu günümüzün en sık rastlanan şikayetlerinden olsa da, oldukça eskiden beri üstünde durulan bir konudur. Yapılan araştırmalarda ilk olarak 2000 yıl öncesine ait İbranice bir yazıtta partnerlerden birinde ağız kokusu varlığında yasal olarak evlilik aktinin bozulabileceği şeklinde bir hüküm saptanmıştır. Benzer yazılara Yunan, Roma ve İslam kültüründe de rastlanmıştır. Bu konunun bilimsel olarak  incelenmesi, 1940-50′li yıllarda Fosnick ve arkadaşları tarafından “ozmoskopi” adı verilen ve ağız kokusu nedenini araştıran bir aletin icadı ile başlar. Bu araştırmacılar kötü kokunun ağızdan, genizden veya vücudun pek çok yerinden kaynaklanabileceğini belirtmişlerdir. Sonraki yıllarda ise yapılan pek çok araştırma sonrası ağız kokusu (halitosis) sınıflandırılarak tanımlanmıştır. Buna göre:

1-Gerçek halitosis: Dışarıdan net olarak fark edilen, tahammül edilemez kötü ağız kokusudur.

a) Fizyolojik-geçici halitosis: Sabahları kalktığımızda çoğumuzda olan ağız kokusudur. Buna yol açacak belirgin bir hastalık yoktur. Tükrük normalde kokusuz, belli bir pH’ı olan, değişik tipte zararsız bakteriler, epitel döküntüleri ve yemek artıklarından oluşan, protein ve üreden zengin, karbonhidrattan fakir bir salgıdır. Ancak pH’ın artmasına yol açan durumlarda (proteinden zengin beslenme, az su içme, tükrük salgısında azalma ve kuruma vb.) giderek artan bir kötü kokuya sahip olur. Bu durumda ağız içinde dil kökünde yerleşen bu bakteriler, özellikle de gece tükrük salgısının azalmasını da fırsat bilerek,  besin artıklarını eritip kötü kokuya yol açan sülfür maddesini açığa çıkarır. Diyete dikkat etmekle ve ağız hjyeniyle genellikle düzelmektedir.

b) Patolojik halitosis: 

                        * Diş ve dişeti ile ilgili hastalıklar: Ağız içindeki diş ve dişeti iltihabı vb.  hastalıklara bağlıdır.

                        * Diş ve dişeti dışı hastalıklar: Burun, bademcik, geniz, sinüsler, gırtlak, akciğer, yemek borusu gibi üst solunum yolları ve üst sindirim yolları kaynaklı hastalıklar ile tüm vücudu etkileyen  şeker hastalığı,  siroz,  böbrek yetmezliği gibi nedenlere bağlıdır.

2- Yalancı halitosis: Yakınları tarafından ağız kokusu saptanmadığı halde hastanın kendisi inatla ağzının koktuğunu iddia etmektedir. Ağız hjyeni ve diyete dikkat etmesi önerilir.

3- Halitofobi-Ağız kokusu korkusu: Gerçek halitosis veya yalancı halitosis tedavisi sonrası, koku olmadığı halde, ağzının koktuğunu iddia etme olarak tanımlanır. Psikiyatrik destek önerilir.

AĞIZ KOKUSU ŞİKAYETİ İÇİN KİME BAŞVURULMALIDIR?

Yukarıda belirtilen sınıflandırmaya dikkat edecek olursanız, başvuracağınız branş hekimleri Diş Hekimi, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı ve İç Hastalıkları ile Gastroenteroloji Uzmanlarıdır.

AĞIZ KOKUSUNU ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?

Ağız kokusu genellikle ağız içi kaynaklı olduğu için öncelikle günlük diş-dil bakımı çok önemlidir. Günde en az 2 kez dişler fırçalanmalı, diş araları yeterince temizlenmiyorsa diş ipi kullanılmalı, özellikle sigara içenlerle bol miktarda çay-kahve tüketen kişilerde dil köküne doğru artan paslanma çok görüldüğü için dil de dişlerle birlikte fırçalanmalıdır. Bu iş için özel olarak üretilmiş dil fırçaları ve özel solüsyonlar bulunmaktadır.

Protein ağırlıklı beslenenlerde ağız kokusunun daha fazla olacağını belirtmiştik. Bu nedenle mümkün olduğunca dengeli beslenmeli, ağız kuruluğunu önlemek üzere günde en az 5 bardak su içmeli, çiğ soğan-sarımsak tüketmemeli, kullanıyorsanız alkol ve sigarayı bırakmalı, çay-kahve kullanımını azaltmalısınız. Tükrük salgısını arttırmak için şekersiz sakız çiğneyebilirsiniz. Mentollü ve naneli sakızları ise önermemekteyiz, çünkü hem reflü dediğimiz mideden yukarı doğru asit kaçağını tetikleyerek ağız kokusunu arttırabilmekte, hem de ağız kuruluğu yapabilmektedir. Bazı ilaçlar (epilepsi, tansiyon ilaçları vb.) tükrük salgısını azaltarak ağız kokusunu arttırabilmektedir, bu konuda da hastalıklarınızı takip eden doktorunuza danışınız.

*Yazının tüm hakları Op. Dr. Seçil Totan’a ait olup hiçbir şekilde kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz.

Comments are closed.