CEP TELEFONU KULLANIMININ KULAK VE BEYİN ÜZERİNE ETKİSİ

1980′lerin başında kullanıma sunulan cep telefonu, devamlı eklenen yeni teknolojik fonksiyonları sayesinde (fotoğraf çekme, görüntülü telefon hizmeti, internet bağlantısı vb.) günümüze kadar  kullanıcı sayısında müthiş hızlı bir artış göstererek tüm dünyada en çok kullanılan elektronik aletler arasında yer almıştır. Ancak cihazın elektromanyetik radyasyon dalgaları üzerinden fonksiyon görmesi, sağlığa olumsuz etkileri olabileceği açısından bu kadar rutin kullanımına şüpheyle yaklaşılmasına neden olmaya başlamıştır.

Bu nedenle cep telefonlarının yaydıkları elektromanyetik radyasyon dalga miktarının yasal prosedürlerle sınırlandırılması ve kısa-uzun dönem etkilerinin takibi için, pek çok kuruluş devreye girmiştir. Bunlardan ilki ICNIRP2 (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection), yani Uluslararası Non-İyonize Radyasyondan Korunma Komitesi’dir. Bir diğer kurum ise IARC (International Agency for Research on Cancer), yani Uluslararası Kanser Araştırmaları Birliği’dir ve bu radyasyonun beyin tümörüne yol açıp açmadığına ilişkin pek çok bilimsel çalışmanın yürütülmesini sağlamaktadır.

12.09.2007′de Amerikan Kulak Burun Boğaz Derneği’nden yapılan bir basın açıklaması1 pek çok insanın kafasında “Acaba cep telefonları işitmeyi bozar mı?” sorusunu uyandırdı: Basın açıklamasında, yapılan bilimsel bir çalışmada 1 yıldan fazla cep telefonu kullanan 100 kişide işitme kaybında artış olduğu saptanmıştı. Ayrıca günde 60 dakikadan fazla cep telefonu kullananlarda, daha az kullananlara oranla işitme eşiğinde azalma olduğu da belirlenmişti. Bunun üzerine araştırmacılar, cep telefonu kullanımı sırasında kepçede ısınma, kulakta dolgunluk, çınlama gibi kişiyi uyaran şikayetlerin varlığında, derhal cihazın direkt kulağa tutularak kullanımının bırakılmasını, bunun yerine kulaklık (bluetooth değil!) ile kullanılmasını önermekteydi.

Bu yazıda cep telefonlarının yaydığı radyasyonun niteliği  ile son dönemde yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarını tartışıp bu konuda ne gibi önlemler alınması gerektiğini irdeleyeceğiz.

TANIMLAMA 

Radyo, televizyon, kablosuz telefonlar, cep telefonları, radar ve uydu gibi telekom sistemleri görünmez elektromanyetik radyasyon ya da radyofrekans dalgaları yayarlar3 (bkz. aşağıdaki tablo).

devamı için tıklayınız… CEP TELEFONU KULLANIMININ (…)

PATÜLÖZ ÖSTAKİ TÜPÜ

İlk olarak 1864′de Scwartze tarafından tanımlanan ve 1867′de Jago tarafından tam anlamıyla tarif edilen bu durum, normalde yutkunma ve çiğneme sırasında açılıp diğer zamanlarda kapalı olması gereken östaki tüpünün devamlı olarak açık kalması nedeniyle kulak zarının soluk alıp verme sırasında dalgalanması ve buna bağlı bazı şikayetlere yol açması olarak tanımlanabilir.

Görülme sıklığı % 0.3-6.6′ dir ve bunların %10-20′si bu durumdan şikayetçi olup doktora başvurur. Kadınlarda görülme oranı daha fazladır.

Nedeni çoğunlukla belirsiz olsa da hızlı kilo verme ve hamilelik gibi hazırlayıcı faktörler olduğu bilinmektedir. Bunun dışında östaki tüpü kaslarını etkileyen sistemik kas hastalıkları (MS, felç vb.) da buna yol açabilmektedir. Nadiren doğum kontrol hapları ve idrar söktürücü bazı ilaçlar buna neden olabilmektedir.

Kişi ara ara kulakta tıkanıklık hissi, nefes alıp verme sırasında kulakta uğultu sesi, kendi iç seslerinin (kalp atışı, mide-bağırsak gurultusu, solunum sesleri vb.) kulakta toplanması hissi, kulakta ses yankılanması, yemek yerken kulağında çiğneme sesi şikayetleriyle doktora başvurabilir.

Bunların yanısıra başdönmesi

devamı için tıklayınız… PATÜLÖZ ÖSTAKİ TÜPÜ (…)